Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

KULTUR Felsefede bellek kavramı üzerine Çağdaş felsefenin bellek, hatırlama ve unutuş üzerine sorduğu soruları psikoloji, psikanaliz, sosyoloji, fotoğraf, mimarlık ve görsel sanatlar disiplinleri içerisinde ele alınacağı Akbank Sanat Felsefe Seminerleri Dizisi’nin aralık ayı konuğu Koç Üniversitesi’nde öğretim üyesi Prof. Dr. Sami Gülgöz. Seminer, bellek ve psikoloji başlığı ile 21 Aralık’ta saat 18.30’da gerçekleştirilecek. Pazartesi 18 Aralık 2017 EDİTÖR: ÖZNUR OĞRAŞ ÇOLAK kultur@cumhuriyet.com.tr 15 Devlet TiyatroSU’nda yine sözleşmeli oyuncu krizi ‘Mevsimlik işçiyiz’ Devlet Tiyatrosu’nda sözleşmeli olarak çalışan sanatçılar, yıllardır güvencesiz ve belir siz çalışma koşullarıyla karşı karşı ya. Adı “Mezun sanatçılar kadrosu” olsa da kadrolu olmayan oyuncuların yasası yok ve oyun ba şına sözleşmeyle, ya ni yevmiye usulü ça lışıyorlar. Üstelik, ko mik rakamlara çalıştık larını belirten sanatçı ORHUN ATMIŞ lar, aynı gün içerisinde 2 oyunda da oyna salar tek “yevmiye” alı yorlar. 7 yıldır kısıtlı kadro verildiği ve kadro sınavı yapılmadığı için hak larından mahrum kalan oyuncular, seslerini duyurmak istiyorlar. ‘Sezon kapanınca işsisiz’ Konu hakkında konuştuğumuz İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun sözleşmeli oyuncularından Güler Turhan, “Birçok insan depresyona giriyor, intihara kadar giden insanlar var” diyerek durumun ne kadar ciddi boyutta olduğunu gözler önüne seriyor. Sözleşmeli oyuncular günlük olarak sigortalanıyor. Yani bir oyuncu ayda 4 gün çalışmışsa sadece çalıştığı günlerde sigortalı oluyor. Turhan, “Bu şartlar altında emekli olmak gibi bir durum da söz konusu değil” derken, “Ayda ne kadar oyun olabileceği belli değil, 1 de 2 de 18 de olabilir. Güvencesizsiniz. Mevsimlik işçi statüsündeyiz, sezon kapandığı takdirde siz işsizsiniz... Aile geçindiren insanlar var, onlar da o dönemlerde başka sektörlere gidiyor. Ama orada da sıkıntı yaşıyorlar. Çünkü işveren daimi personel istiyor” ifadelerini kullanıyor. Sözleşmeli oyuncuların bir diğer şikâyetçi olduğu konu ise “komik” ücretler. 26 yaşındaki Turhan, büyük şehirlerdeki sözleşmeli sanatçı çokluğu nedeniyle oyun bulmakta zorlanan insanlar olduğunu belirterek, bir ayda mecburen az sayıda oyun oynanabildiğini vurguluyor. Bu nedenle de sözleşmeli oyuncuların aylık kazançları ciddi anlamda düşük. “Haftada 1 oyuna çıkan oyuncu ayda aşağı yukarı 250 TL gibi bir maaş alıyor” örneğini veren Turhan, “Hepimiz tiyatrocu olmak istiyoruz. Bu işe gönül verdik, bunun için okudum. Çok emek ‘Tiyatronun içini boşaltıyorlar’ Görüş aldığımız yılların Devlet Tiyatrosu sanatçılarından Mehmet Ali Kaptanlar, net bir dille bu uygulamaya karşıyım diyor. Kendi oğlu da sözleşmeli oyuncu olan Kaptanlar, “Bir sürü genç ilerleyemiyor. Dolayısıyla tiyatro yerinde duruyor. Kan değişimi olmuyor” diye konuşuyor. Yeni kadroların açılması ve durumun iyileştirilmesi gerektiğini belirten Kaptanlar, “Genç sanatçı kalmadı elimizde, jön rolü oynayacak erkek yok, genç kadın yok” değerlendirmesini yapıyor. Kaptanlar, bu durumu hükümetin politikası olarak gördüklerini ifade ederken, “Devlet Tiyatroları’nın ve ti Mehmet Ali Kaptanlar yatronun içi boşaltılmaya çalışılıyor. Ödeneklere baktığımızda at izi it izine karışmış durumda, daha dünün tiyatrosu, hükümetin hoşuna gidecek oyunlar yapıp ödenekten fazlasıyla yararlanırken, burada emek veren, kaliteli işler yapan tiyatrolar ödenek alamıyor” yorumunda bulunuyor. Kaptanlar, çarpıcı iddialarını sürdürürken, “Sözleşmeli oyuncu olarak da herkesi almıyorlar oyunlara. Onlara yaranan, yalakalık eden, niteliği de diğerlerinden daha düşük insanları havuz yaptılar, kendilerine yakın olan insanları oyunlarda değerlendiriyorlar. Bu üç kuruş verdikleri parayı da kendi adamlarına veriyorlar” şeklinde konuşuyor. ‘dHireernkemsebli’una Bir diğer duayen tiyatrocu Nesrin Kazankaya, bu yaranın çok eski olduğunu dile getiriyor. Devlet Tiyatrosu’nın kendi yasası düzeltilmediği için 30 yıl dır bu utanç verici sorunlarla yüzleşiyoruz diyerek, “Sanatçılara sözleşmeli veya kadrolu olarak ay rı ayrı bakamayız. Sosyal güvenceden yoksunlar, ayrımcılık yaparak top lumun kültürel seviye sini yükseltmeyi düşün mek çok saçma” ifade lerini kullanıyor. Kazan kaya, AKP’nin tiyatro ya bakış açısına da de ğinirken, “Devlet tiyatrosunu gözden çıkaran Nesrin Kazankaya bir niyet seziyoruz. Sanatçı ayrımı yapılarak Devlet Tiyatroları içten çökertilmek isteniyor” diyor. “Her kese eşit sosyal güvenlik kriterleri uygulamak dev letin asıl görevidir” diyen Kazankaya, “Sanatçıların mutlu olmadığı bir yerde nasıl iyi bir sanat ürünü al mak beklenir ki” diye soruyor. Kazankaya, “Sözleş meli oyunculara 2. sınıf insan gibi davranılıyor” eleş tirisini yaparken, “Kızdıkları zaman atabilecekleri 2. sınıf sanatçı gözüyle bakıyorlar. Bu kültürel çürüme nin yansıması. Devlet Tiyatrosu, hem devlet kuru mu olarak çökertiliyor, hem de içsel olarak düşünsel oalrak çökertiliyor. Herkesin buna direnmesi gere kir” diye sözlerini noktalıyor. verdim. Bu yola çıkıyorsun ve sonrası büyük bir hüsran... Kadrodan ziyade de sözleşmeli sanatçılar olarak sigortamız tüm ay devam etsin, aylık net bir gelirimiz olsun istiyoruz” diyerek sözlerini noktalıyor. Küçük bölgelerdeki oyuncular daha şanslı Diyarbakır Devlet Tiyatroları’nda çalışan ve adının açıklanmasını istemeyen bir diğer oyuncu ise kendilerini diğer oyuncu arkadaşlarına göre “daha şanslı” sayıyor. Büyük şehirlere oranla bölgede daha az tiyatrocu olduğunu söyleyen Gül, “Onlar şanslıy sa 1 oyuna girebiliyorlar” diyor. Gül, 2016 yılında mezun olduktan sonra geçen seneyi işsiz geçirmiş ve ardından Diyarbakır’a gelmeye karar vermiş. Gül de sözleşmeli çalışmanın olumsuzluklarına değinerek, “Şu an 2 gün tatildeyim ve iki gün boyunca para kazanamayacağım. Oyun provaları bittikten sonra da nasıl kazanacağımı bilmiyorum” şeklinde konuşuyor. Gül sözlerini şöyle noktalıyor: “Şanslıysak mayıs ayına kadar çalışıyoruz, sonra sezon kapanıyor. Ağustos ayına kadar işsiziz. Yazın ne iş yapsam diye düşünüyorum. Bunu düşünmek istemiyoruz. Şartlarımızın iyileşmesini istiyoruz, insanca koşullarda insanca saatlerde çalışmak istiyoruz.” 7 yıldır sözleşmeli olarak çalışan Ömer İvedi, bu durumdan direkt olarak etkilenmiş. İvedi, geçen sene “Nehrin Solgun Yüzü” oyunuyla sezonu kapattıktan sonra yazın müdürlükten bir telefon geldiğini ve disiplinsizlik gerekçesiyle oyundan atıldıklarını belirtiyor. “Sezon kapanırken nasıl bir disiplinsizlik yaptığıma dair sorularıma da yanıt alamadım” diyen İvedi, daha önce de başka arkadaşlarımın başına da gelmişti. Sözleşmeli olduğum için de çıkarıldığımda almam gereken tazminatı alamadım” ifadelerini kullanıyor. 15 yıldır tiyatro yaptığını dile getiren İvedi, “Devlet Tiyatroları’nı sözleşmeli oyuncular götürüyor” değerlendirmesini yapıyor. Levy, doğum gününü İstanbul’da kutlayacak Türkiye’de geniş bir dinleyici kitlesine sahip olan Yasmin Levy, 23 Aralık’ta, Zorlu PSM’de konser verecek. 23 Aralık doğumlu sanatçı, yeni yaşına İstanbul’da gireceği için çok mutlu olduğunu söyledi. Daha önce de Türk müzisyenlerle beraber ortak çalışmalar yapan ve birlikte sahne alan Yasmin Levy, bu kez sahnesinde Koray Avcı’yı ağırlayacak. Levy, Türkiye konserini ve Avcı işbirliğini, “Zeki Müren, Orhan Gencebay, Bülent Ersoy, İbrahim Tatlıses dinleyerek büyüdüm. Güçlü ve derin seslere sahip müzisyenleri seviyorum. Bu gelişimde bir kat daha fazla heyecanlıyım çünkü Koray Avcı ile bir ortak çalışma planlıyoruz. Çok yetenekli bir müzisyen ve birlikte sahne alacağımız için de oldukça mutlu ve heyecanlıyım, sürprizlerimizi bekleyin! Koray Avcı’yı kendime oldukça benzetiyorum. İkimiz arasında oldukça iyi bir bağ olduğuna inanıyorum’’ sözleriyle değerlendirdi. Cannes’da dizi açılımı Cannes Uluslararası Dizi Festivali’nin ilki 411 Nisan 2018 tarihleri arasında düzenlenecek. Dünyanın en prestijli sinema festivalinin düzenlendiği Cannes böylece ilk kez bir televizyon festivaline ev sahipliği yapmış olacak. Bu yılki ilk festivalin açılış dizisi ise yönetmenliğini JeanJacques Annaud’nun üstlendiği “The Truth About the Harry Quebert Affair”in pilot bölümü olacak. Festivalde farklı ülkelerden seçilecek 10 dizi yarışacak. Dizilerin yarışmaya kabul edilebilmesi için ilk sezon olmaları ve ABD, İngiltere ve Fransa için hiç yayılanmamış olmaları gerekiyor. Diğer ülkelerden katılacak dizilerin ise ya hiç yayınlanmamış ya da kısa bir süre önce yayınlanmış olmaları şartı aranacak. Dünyaya dizi satmakla övünen televizyon yapımcılarımıza duyurulur. Yeni edebiyat dergisi ‘Tezgâh’ çıktı Mizahı ile edebiyatı buluşturan dergi “Tezgâh” ilk sayısıyla raflardaki yerini aldı. Derginin ilk sayısında Sunay Akın, Yılmaz Vural, Alain de Botton, Sadettin Teksoy, Sadi Celil Cengiz, Umur Bugay, Atilla Atalay gibi isimler yer alıyor. Kolombiya’nın çok konuşulan ismi Pablo Escobar’ı inceleme altına alan dergi, ünlü ismin oğlunun babası hakkındaki bir yazısına yer vererek Kolombiya’nın yakın tarihindeki merak edilen olaylara ışık tuttu. Bir ödülün düşündürdükleri “Okadar karanlık bir dönemden geçiyoruz ki insanın sadece aynı noktada inatla durmaya devam etmesi bile cesaret olarak algılanabiliyor, öyle gözükebiliyor.” Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen İzmir Uluslararası Tiyatro Festivali’nin 8 Aralık’taki açılışında “Cesaret” ödülü verilen Doç. Dr. Süreyya Karacabey’in kurduğu bu cümle düşündürücü. DTCF’nin durumu Türkiye Cumhuriyeti eğitim tarihinde övünülesi bir kurum olan Dil ve TarihCoğrafya Fakültesi’nin Tiyatro bölümünden bir OHAL KHK’si ile ihraç edilen Karacabey, çok metin bir tavırla bugünlerin nasıl olsa geçeceğini söylese de, üç veya dört harfli birtakım kısaltmalarla hayatların tarumar edildiği bugünlerin yaşanmakta olmasını kabullenmek, sineye çekmek çok zor. Koskoca DTCF Tiyatro Bölümü’nde neredeyse ders verecek hoca kalmadı, hepsini uzaklaştırdılar. Vardığımız nokta bu… Fikir ve ifade özgürlüğünden yana tavır alan akademisyenler kadar tiyatro eğitimi de cezalandırıldı. Karşısındakini aşağılamak için “tiyatro yapıyorsun” demenin âdetten olduğu bir kültürel vasatta, tiyatro eğitim kurumlarına reva görülen bu cezalandırmaya da şaşırmamak gerekiyor belki de. Süreyya Hoca’nın söylediği gibi, yerimizi koruyarak, aynı noktada inatla durmayı sürdürmenin de bu ülkede ayrı bir önemi olduğuna inanıyorum. Çünkü Türkiye, yalanın çok fazla egemen olduğu, her şeyi bastırdığı, pozisyonların şimşek hızıyla ve çok yüzsüzce değiştirildiği, üstelik bundan dolayı ne siyasal, ne toplumsal, ne ahlaksal, hiçbir hesap sorma ile karşılaşılmayan bir ülke haline geldi. Baskı da görse yerinde durmaktan vazgeçmeyen inatçı kimlikler bugün her zamankinden daha değerli. Sağ olsunlar, TAKSAV beni de “Onur” ödülüne layık görmüş. Tören, avucumun içi gibi bildiğim, hatta kimsenin bilmediği bölmelerini keşfettiğim bir sahnede yapılıyor: İzmir Devlet Tiyatrosu’nun Konak sahnesi… 2013’te “Son Çığlık” oyununu yönetmiştim orada. Sorun sadece iktidarda mı? İşin aslı, siyaset bu memlekette her şeyi, sanatı da tiyatroyu da öyle ezip pestilini çıkardı ki, birtakım uyanıklar durumdan vazife çıkarıp pozisyon almak için çok uygun bir ortamı yakaladılar. Ve ne ilginçtir ki, söz konusu şahıslar siyasi yelpaze açısından bakıldığında, çeşitli, hatta zıt taraflarda olabiliyorlar. Ama nerede boy gösterirlerse göstersinler, ortak özellikleri var: Tiyatroyu deli gibi sevmiyorlar, öyle sevene deli diye bakıyorlar. Emeğe hiç saygıları yok, kendi küçük dünyalarını ve çıkarlarını tehlikede gördükleri anda insanı mümkünse itibarsızlaştırmaya çalışıyor, buna fırsat bulamazlarsa doğrudan ekmeğiyle oynuyorlar. Kul hakkı da yiyorlar, sanatçı hakkı da. Şunu da eklemeliyim: 51 yıllık sanatçıyım, tiyatroyu gerçekten aşk ile sevdim ve kendimi adayarak yaptım. 3,5 yılını cezaevinde, 14 yılını yurtdışı, 14 yılını da yurtiçi sürgününde geçirdiğim bu uzun yılların ışığında, söz ettiğim “uyanık” zihniyetin sadece son dönemle ilgili olmadığını, çok daha genel bir problem oluşturduğunu biliyorum. Bu dönem olsa olsa yeni “kamuflaj olanakları” sunmuştur, hepsi o. Böyle bir ruh hali içindeyken TAKSAV tarafından hatırlanmak bana iyi geldi, kendilerine teşekkür ediyorum. T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI DEVLET OPERA VE BALESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ İSTANBUL DEVLET OPERA VE BALESİ MÜDÜRLÜĞÜ P. İ. Çaykovski FINDIKKIRAN Neoklasik bale / 2 perde 27 Aralık Saat: 20.30 13 Ocak Saat: 20.30 YENİ YIL KONSERİ 28 Aralık Saat: 20.30 CARMINCA.OrBff URANA Oratoryo 12 Ocak Saat: 20.30 Zorlu Performans Sanatları Merkezi Ana Tiyatro Bilet satış için: www.dobgm.gov.tr / www.biletiva.com C M Y B18 Aralık ilan.indd 1 12/14/17 1:08 PM
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog