Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

Pazartesi 18 Aralık 2017 10 haber EDİTÖR: HAKAN AKARSU TASARIM: SERPİL ÜNAY ‘Seni bekleyen çok dostun var’ Kürdistan, Lazistan, Dersim… Geçen çarşamba günü Meclis’te bütçe görüşmeleri sırasında HDP milletvekili ve sözcüsü Osman Baydemir konuşmasında “Ben Kürt halkının bir evladı olarak, Kürdistan’dan gelen bir temsilci olarak…” diye başlayan bir cümle kurdu. Meclis’in o günkü oturumunu dostları ile, çevresi ile, sofrası ile, giyimiyle, kuşamıyla, yaşam tarzıyla beyaz Türklerin içinden çıkıp, AKP saflarına katılıp Meclis Başkanvekilliği gibi etkisiz ama fiyakalı bir görevle ödüllendirilen bir kadın siyasetçi yönetiyordu. Baydemir’in içinde Kürdistan terimi geçen cümlesinin üstüne atladı ve güya sordu: Türkiye’de Kürdistan diye coğrafi ve siyasi bir tanımlama yoktur. Siz nereyi kastettiniz? Meclis Başkanvekilesi herhalde partisinin Reis’ini mutlu etti ama aynı zamanda istemeden verdiği pasla Baydemir’in golü atmasına da engel olamadı. Baydemir elini kalbinin üstüne koydu ve “Kürdistan neresidir” sorusunu yanıtladı: İşte Kürdistan burası… Sonrasını biliyorsunuz. AKP ve koltuk değneği MHP milletvekillerinin oylarıyla Baydemir iki oturum uzaklaştırma cezası aldı. Cezanın gerekçesi pek kısa: Kürdistan sözcüğünü kullanmak… HHH Bu korku, bu paranoya sınırındaki korku niye? Meclis, Baydemir’e verilmesi önerilen cezayı oylarken benim gözümün önünde AKP Reis’i Tayyip Erdoğan’ın 2013 Kasımı’nda Diyarbakır’da Irak Kürdistanı lideri Barzani’yi bağrına basıp, Kürt türkücü Şiwan Perwer’i bir yanına, bir başka Kürt türkücü İbrahim Tatlıses’i öbür yanına alıp “Irak Kürdistan’ı” dediği gün geldi. Şimdi ise bırakın Reis’lerini, milletvekillerinde, başkanvekilelerinde bile Kürdistan sözcüğünden ölümüne bir ürküntü, derin bir korku kol geziyor. Salt AKP ve doğal olarak MHP takımında değil. Baydemir’e ceza verilmesini engellemek için HDP ile birlikte oylamaya katılmayan CHP’de de aynı korku egemen. Nitekim Grup Başkanvekili Özgür Özel, “HDP ile birlikte hareket ettiler, Kürtleri desteklediler” gibi suçlamanın önünü kesmek için sıcağı sıcağına açıklama yaptı ve “Erdoğan’ın söylediği bağlamda da, Baydemir’in kullandığı anlamda da bu ifadeye karşıyız” buyurdu… Yani kürsü dokunulmazlığı gereği savunuyorlar ancak özünde Kürdistan teriminin kullanılmasına karşılar… Sonra da kalkıp “Biz Cumhuriyet’in kurucu partisiyiz” diye kostaklanıyorlar. Oysa Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran, o Cumhuriyet’in kuruluşuna giden Kurtuluş Savaşı’nı zafere taşıyan ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Lazistan mebusları, Dersim mebusları, Kürdistan mebusları da yer alıyor ve böyle çağrılıyor, böyle niteleniyor, böyle adlandırılıyorlardı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ve CHP’nin kurucu başkanı Mustafa Kemal Atatürk, 1920’de 1. Büyük Millet Meclisi’nde eşyayı adıyla çağırıyor ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nden “Kürdistan” diye söz ediyordu. Bitmedi. Ölümünden iki yıl önce, 1936’da da Güneydoğu Anadolu’dan Kürdistan diye söz ediyordu. Bu korku niye öyleyse? Kürdistan sözcüğünün kullanılması yasaklanınca Diyarbakır’da, Ağrı’da, Şırnak’ta, Suruç’ta, Hakkâri’de, Yüksekova’da, Lice’de (sayın sayabildiğinizce) yaşayan Türkiye Cumhuriyeti yurttaşları Kürt olmaktan, o bölgeler de Kürt illeri olmaktan çıkacaklar mı? Haydi AKP elebaşılarının hastalıklı ve bezirgânca oy hesaplarına dayanan korkusunu anladık. Peki, sosyal demokrat ideolojiyi benimsediğini parti programına yazmış, milliyetçiliği kesin bir dille reddeden, Sosyalist Enternasyonal’e üye olmuş CHP, bu tavrını, tutumunu, korkusunu nasıl açıklayacak? Hakkâri’de binbaşı yaşamına son verdi Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde, taban casıyla kalbine ateş eden Binbaşı İsmail Can yaşa mını yitirdi. Şemdinli 34. Hudut Tugayı’na bağlı merkezde konuşlu 3. Dağ Komando Tabur Komutanlığı’nda Binbaşı İsmail Can görevli Binbaşı İsmail Can iddiaya göre sa at 06.00 sıralarında kaldığı misafirhane de tabancasıyla intihar girişiminde bulun du. Ağır yaralanan binbaşı, Şemdinli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı ancak kurtarılamadı. Yaşamına son veren 8 yıllık evli ve 1 çocuk babası Binbaşı İsmail Can’ın cenazesi, bugün memleketi Eskişehir’in Seyitgazi ilçesi Fethi ye köyünde toprağa verilecek. l DHA Sevgili Osman, Sana “geçmiş olsun, çok üzüldüm” diye başlayayım dedim, sesini duyar gibi oldum. “Elbette düzelecek, merak etme, üstelik benden daha kötü durumda olanlar var”. Hep herkesin sorununu çözmeye çalışmana, haksızlıkların düzeltilmesi, barış ve sevginin hâkim olması için çabalamana, hep iyi niyetli olmana hem imrenir hem de hafifçe dertlenirdim bazen, bu kadar sorumluluk duygusu da fazla şu 21. yüzyılda diye. Ne de olsa bir abla psikolojisi var, seni önce annemin hayran olduğum arkadaşı Necla Kavala’nın küçük oğlu diye tanıdığım için. Otuz beş yılı aşkın bir süredir de gerek iş dünyasında gerek sivil toplum etkinliklerinde yolumuz çok kesişti. Kimseyi kırmamaya, incitmemeye sonsuz özeninle, hiçbir zaman “ben daha iyi bilirim” demeyen desteklerinle, takdir ve alkış zamanlarında upuzun boyunla kaybolu verme maharetinle çok özelsin. Şimdi yine yığınla çocuk geride bırak tıkları dünyalarının acısını unutturacak oyun bekliyor, sıcak bir sevgi ortamı bekliyor. Onca baskı ve yıkım ortasında düzeyli sanat etkinlikleriyle tanışmayı, yaratıcılıklarının fışkıracağı ortamı özleyenler öyle çok ki. Kini ortak acıya, şiddeti diyaloğa çevirerek yaşamak isteyenler de.... Ne kadar uğraştın bunlar gerçekleşebilsin diye. Korkuyla düşmanlığa bilenmeden insanca birlikte yaşamak, çocukların yüzlerinde çaresizlik yerine güven ve sevgiyi bulmak, böyle nice özlemimiz için önyargısız, özverili, inançlı ve alçakgönüllü yaklaşımını, ısrarlı ve yorulmak bilmeyen çabalarını, kısaca seni çok özledik. Yurttaş sorumluluğunun, yaratıcılığa, güzelliğe, dayanışmaya, dostluk ve barışa kucak açmak olduğunun, hayata eleştirel değil yapıcı yaklaşmanın yararının müthiş bir örneğisin. Şimdi de kendinden çok birlikte olduklarının tasalarını çektiğini görür gibiyim. Ne diyordu Âşık Hüseyin: Zamanede bir hal gelmesin başa Ahdı bütün sadık bir yar kalmamış Kalleş yar olana dost demem haşa N’olacak muhannet meydan görmemiş Seni dört gözle bekleyen çok dostun var, Osman. Üstelik unutma Âşık sözünü şöyle bitirir: Buna dünya derler hepisi geçer Hangi günü gördün akşam olmamış  Haydi yakında görüşmek inancıyla selamlar, sevgiler. Osman Kavala OHAL komisyonu derhalGÖgagrrüüzedalnmıvnküi,çdentaanda’nnhevınl2eisy8üae5çrlüe.lıkyrionirn OHAL KHK’leri ile görevlerinden ihraç edilen eğitimciler Nuriye Gülmen ve Semih Özakça, “iş göreve lerini geri istedikleri” için girdikleri ha pishaneden tahliye edilmelerinin ardın dan açlık grevine devam ediyor. “Nu riye ve Semih için Dayanışma” Anka ra grubu, bugün OHAL Komisyonu’nu 285 gündür açlık grevinde olan eğitim ciler için “OHAL Komisyonu Oyalama!” sloganı ile göreve çağıracak. Adalet Ba kanı Abdülhamit Gül, çağrılara “komis yon bağımsız” karşılığını verdi. Gülmen ve Özakça’nın OHAL KHK’leri nedeniyle ihraç edildikleri öğ retmenliklerini geri istedikleri için baş lattıkları açlık grevi 285’inci gününe girdi. Gülmen ve Özakça’nın grevlerine destek için Yüksel Caddesi’ndeki pro testolar da sürüyor. Açlık grevinin 283. gününde, Yüksel Caddesi’nde toplanan destekçiler, “Halkın avukatları onuru muzdur. Nuriye ve Semih’in avukatları serbest bırakılsın”, “Açlık grevinin 284. günü. Nuriye ve Semih işe geri işe geri alınsın” pankartı açtı. Yüksel Caddesi’ndeki Gülmen ve Özakça’ya destek eylemine polis dün de yine sert müdahalede bulundu. Polis her gün olduğu gibi pankartları yırtarak müdahale etti, açıklamayı yapanlar yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı. Gözaltı işlemi sırasında atılan duyulmasını engellemek için de anons aracından yüksek ses çıkarıldı. 6 ki şi; Alev Şahin, İlker Işık, Simge Aksam, Perihan Pulat, Mehmet Dersulu ve Derviş Lermi gözaltına alındı. Dün öğlen saatlerinde de Yüksel mankinden çok” dedi. ‘Derhal göreve’ “Nuriye ve Semih için Dayanışma” adına dün yapılan duyuruda, “Nuriye ve Semih 404 gündür direniyorlar, 284 ‘Komisyon bağımsız’ Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, sloganların Caddesi’nde 5 kişi gözaltına alındı. gündür açlık grevindeler. OHAL rejimi TBMM Genel Kurulu’nda bakan Tahliyesinin ardından Nuriye’yi ne ve KHK uygulamalarına teslim olma lığının 2018 yılı bütçe görüşme evinde görmek isteyenler için yarak direnmeleri karşısında siyasi ikti leri sırasında Gülmen ve Özak ziyaret saatleri, doktorların darın; politik, psikolojik ve fiziksel sal ça için OHAL Komisyonu’na ya tavsiyesi üzerine kısıtlandı. dırısına uğurladılar. Nuriye ve Semih’in pılan çağrıları, “Bağımsız teşek Her gün 4 saat olan ziyaret temel ‘işimizi geri istiyoruz’ talebi ikti kül eden bir komisyon. Kamuo leri 2 saate indirmek zo darın OHAL İnceleme Komisyonu’na si yundaki bu tür değerlendirme runda kaldıklarını açık yasi müdahalesi ile bürokratik bir saldı leri kendileri takdir edecektir” layan Gülmen, “Zafe rı olarak sürüyor” ifadeleri kullanıldı. sözleri ile değerlendirdi. Nuriye Gülmen Semih Özakça re çok hasretiz, her za l ANKARA/Cumhuriyet ‘ABD, NATO üsleri kapatılsın’ MemurSen, Hakİş, İHH, AGD, ÖNDER gibi sendika ve STK’ler Kudüs kararını protesto etmek için toplandı ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etme kararı, İstanbul Yenikapı’nın ardından Ankara Anadolu Meydanı’nda da protesto edildi. Sol görüşlü örgütler her eylemlerinde polis müdahalesi ile karşılaşırken, hükümete yakınlığı ile bilinen MemurSen, Hakİş, İHH, AGD, Cihannüma, ÖNDER gibi sivil toplum kuruluşları ve yüzün üstünde STK temsilcisi ve üyesi, Kudüs kararını protesto etmek için Ankara Anadolu Meydanı’nda toplandı. Mitingde Filistin’de gözleri bağlı şekilde gözaltına alınan Cüneydi’nin amcası Reşat elCüneydi’de konuşma yaptı. Kuran tilavetiyle başlayan miting, sinevizyon gösterimi ve Grup Yürüyüş’ün “Özgür Kudüs” konseriyle devam etti. ‘İsrail işgalci’ Memur Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “Kudüs’ün akıbeti ve zilyedi Trump’ın imzasıyla veya diplomasi masasıyla da belirlenemez. İsrail, bir devletin değil işgalci gasp terör örgütünün adıdır. Kudüs’ün sahibi de vârisi de bellidir. Kudüs’ün ma ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak kabul etme kararı, İstanbul Yenikapı’nın ardından Ankara’da da Anadolu Meydanı’nda protesto edildi. liki de zilyedi de bellidir. Filistin topraklarında egemenlik hakkı olan devlet de bellidir. Filistin’in egemeni Filistin Devleti’dir. Terörist İsrail, o toprakların işgalci illetidir. Kudüs, üm met ve insanlık için kutsal emanet, değer biçilemez kıymettir. İsrail denen Siyonist çete için Kudüs’e el uzatmanın sonu, yok oluşu yaşayacağı kıyamettir” ifadelerini kullandı. Yalçın, “ABD’nin çözüm ortaklığı fiilen ortadan kaldırılmalıdır. İsrail ile olan bütün askeri anlaşmalar iptal edilmelidir. İsrail ile diplomatik ve ekonomik ilişkiler kesilmelidir. ABD ve NATO’nun üsleri kapatılmalıdır” dedi. ‘Başkentimizi çiğnetmeyiz’ Hakİş Genel Başkanı Mahmut Arslan ise “Okyanus ötesi ne söylerse söylesin, Trump’ın Amerika’sı ne derse desin, hangi kararı alırsa alsın, biz Kudüs kararını tanımıyoruz, tanımayacağız, bu kararın hiçbir hükmü yoktur çünkü Kudüs bizim kadim şehrimizdir. Ezeli ve ebedi başkentimizdir. Çünkü Kudüs için baş veririz, başkentimizi çiğnetmeyiz. Kudüs’ün kutsiyeti ve tarihi statüsü asla değiştirilemez, o statü kadim medeniyetimizin ruhu ve kadim merkezi olmasıdır” ifadelerini kullandı. ABD Başkanı Trump’ın gelecek yüzyılı şekillendirmek için bilinçli bir karar aldığını söyleyen Arslan, “Kavga önümüzdeki yüzyılın kavgasıdır. Kendimizi önümüzdeki yüzyılın mücadelesine hazırlamalıyız” dedi. l ANKARA/Cumhuriyet C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog