Bugünden 1930'a 5,498,322 adet makale



Katalog


«
»

Pazar 17 Aralık 2017 10 EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: ZARİFE SELÇUK haber Man kafası değil adası, Man Adası (Dipnot gibi üst not: AKP Reisi, Cumhuriyet yönetimi ile anlaştım. Öyle her gün değil, ama haftada bir gün sadece sana seslenen, senden saçılan inciler üstüne kurulu bir Tırmık yazmama göz yumacaklar. Ben de pazar günlerini seçtim. Malum “Pazarları matrak yazılar daha çok okunur” gibi kimin uydurduğunu bilmediğim bir kural var...) HHH Pek muhterem AKP Reisi, İstanbul’da metro açılış töreninde yine Kılıçdaroğlu’na seslendin. Anlıyorum, o adam senin canını sıkıyor, canını acıtıyor. Renk vermiyorsun, burnundan kıl aldırmıyorsun ama birinin, o muhalefet lideri olsa bile bir faninin senin gibi insanlığa armağan olarak gönderilmiş bir yüce zata karşı çıkmasına, üstelik senin hakkında yenilip yutulması zor laflar etmesine hiç alışık değilsin, çileden çıkıyorsun. Metro açarken bile ona ağır laflarla saldırmaktan kendini alıkoyamıyorsun. Cuma günü İstanbul’un Üsküdar Meydanı’nı şu cümlelerle çınlattın: Şimdi tutturmuş bir Man Adası. Herhalde bu man kafa olmaktan kaynaklanıyor. Yatıyor kalkıyor Man Adası. Yani Kılıçdaroğlu’na, bu ülkenin ana muhalefet partisi liderine açıkça “man kafa” diyorsun. Man kafa “budala, sersem, aptal, kavrayışsız” demek. HHH Biliyorum, aslında sen hakaret etmek istemedin. Sen Man Adası’ndan man kafaya geçerek kafiye tutturdun, kelime oyunu yapmak istedin... Benim de aklıma eski bir fıkrayı getirdin: Şair şuara sofralarında, sohbetlerinde bulunmaya can atan beyzade, Şair Nefi’nin sohbetini dinlerken epey zorlanmasına rağmen karnındaki gazı içeride tutamamış, çıkarırken de “Zırt, pırt, zart, zurt” gibi sesler de çıkarmış... Beyzade mahcubiyetten kıpkırmızı, rugan ayakkabılarını birbirine sürterek “garç, gurç, zart zurt” gibi sesler çıkarmaya çabalamış ve başarmış. Hiciv sanatının büyük ustası Nefi gülümsemiş: Beyzadem, kafiyeyi tutturdun. İyi de kokusunu ne yapacaksın? HHH Üstelik Reis, sen kafiyeyi de tutturamadın. Kılıçdaroğlu Man Adası diyor, sen man kafa. Hani nerde kafiye? Yani “Otur yerine, sıfır” durumları... Şimdi bak Reis, öyle tutmamış kafiyelerle filan topu taca atma. Bu konuda baştan beri bunu yaptın zaten. Ha bire topu taca attın. Kılıçdaroğlu, artık ekibinin beceriksizliğinden, yetersizliğinden mi, kendi savrukluğundan mı ne, belgeleri gün ışığına taşırken “Oğlun, enişten; kardeşin, arkadaşın, dünürün, eski özel kalem müdürün Man Adası’ndaki offshore hesaba para gönderdi” dedi. Yanlış dedi. Göndermediler, belgelere göre Man Adası’ndaki bir hesaptan senin akraba taallukatın hesaplarına toplam 15 milyon dolar girdi. Yani para gitmedi, geldi. Sen de ha bire buna parmak bastın. Yapma. “Cambaza bak cambaza” oluyor bu. Soru çok yalın: Senin büyük oğlun Burak Erdoğan’a, taksi durağı işletmecisi enişten Ziya İlgen’e, kardeşin Mustafa Erdoğan’a, yakının, arkadaşın Mustafa Gündoğan’a vergi cenneti Man Adası’nda 1 Sterlin (5 TL yapar) sermayeli bir şirketten neden, neyin karşılığı toplam 15 milyon dolar geldi. Sen ne cevap verdin? Gitmedi geldi. Zaten Mustafa Gündoğan benim hiç özel kalem müdürüm olmadı. Tamam Reis, anladık. 15 milyon dolar gitmedi, geldi. Peki, neden geldi, neyin karşılığı geldi? Tamam, Mustafa Gündoğan özel kalem müdürün değil. Hiç olmadı da. Anladık. Yalnız ona neden Man Adası’ndaki esrarengiz hesaptan 1.5 milyon dolar geldi? HHH Ey AKP Reisi, Anladık, Kılıçdaroğlu fena yanıldı, gelen paralara giden paralar dedi. Tamam, Kudüs senin kırmızı çizgin, hep o konuyu konuşalım.. Tamam metro hattı açtın. Afferin sana. Bravo, İslam ülkelerini bir çırpıda toplayıverdin. Büyük lidersin vesselam... İyi güzel de Reis, senin oğlana, dünüre, enişteye, arkadaşına Man Adası denen kara para aklama üssünden neyin karşılığı olarak toplam 15 milyon dolar geldi? Bu soruya cevap ver, yeter... Anlat Reis, rahatla, geceleri rahat uyu, sinir küpüne döndün, gevşe... Laiklik buluşması İlerici Kadınlar Derneği (İKD) gericiliğe karşı laiklik için bugün (Pazar) saat 14.00 da Maltepe Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde buluşacak. Yapılacak etkinlikte Birsen Tezer ve Gülseven Medar sahne alacak. İKD tarafından yapılan çağrıda son on beş yılda yıllarca mücadele ederek kazanılan hakların bir bir ellerinden alındığına değinilerek “Laikliği fiili olarak ortadan kaldıran, seküler yaşam tarzını her fırsatta mahkum etmeye çalışan anlayış kadınlara yaşam hakkı tanımıyor. Biz kadınlar haklarımız için, eşitlikçi bir düzen için laiklikten vazgeçmiyoruz. Aydınlık bir gelecek, yaşanası bir ülke istiyoruz” denildi. l İSTANBUL / Cumhuriyet Bizbizze daha güçlüyüzTürkiyeli kadınlara seçme seçilme hakkının verildiği 5 Aralık’ta kurulan Bizbizze Kadınlar için Fikir ve Destek Derneği’nin kuruluşu geniş katılımlı bir toplantıyla duyuruldu. Türkiye’nin dört bir yanından kadınların buluştuğu, topluluk dernekleşti Kimi yaptığı işten memnun değildi, sevdiği kendi işini yapmak istedi; ki rı gerektiğini söylemiyor. Birlikte, birtakım enstrümanlarla, neye doğru yol almasının kendisi için mi hayatta daha aktif olmak; ki iyi olacağını bulmak üzere kazı mi yılların getirdiği deneyim ve yapıyor”. Bizbizze bugüne kadar bilgiden başka kadınları da ya 300’ü aşkın kadına ulaşmış, 98 rarlandırmak, kimi “bir sivil toplum kuruluşunda gönüllü olmak ÖZLEM YÜZAK eğitim düzenlemiş, 156 eğitmen, mentor, koç ve danışmanla ça isterim” dedi; kimi kafasında lışmış, 130 etkinlik yapmış. Pro uçuşan fikirleri somut bir projeye dö je dünyanın en büyük sosyal girişimcilik nüştürmek... Yolları Bizbizze ile kesişti. ağı Ashoka tarafından da destekleniyor. Türkiye’nin dört bir yanından kadınlara ücretsiz eğitim, koçluk, mentorluk ve 4 yıllık yolu 1 yılda aldı danışmanlık hizmetleri veren Bizbizze, Türkiyeli kadınlara seçme seçilme bir yıllık deneyimin ardından daha ge hakkının verildiği 5 Aralık günü de der niş kitlelere ulaşmak için yola dernekle neğin kuruluş tarihi olarak seçilmiş. şerek devam etmeye karar verdi. İşverenlerin yüzde 92’sinin erkek ve sadece yüzde 8’inin kadın olduğu, ka ‘Bizbizze Kadınlar için Fikir ve Destek Derneği’nin kuruluşunun açıklandığı geniş katılımlı toplantıda hem ken dın istihdamı oranının yüzde 28’lerde seyrettiği Türkiye’de kendini sosyal girişimci olarak tanımlayan Bedriye Hülya’nın kurduğu Bizbizze, Hülya’nın özetlediği gibi “Kadınlara ne yapmala di işini kuran hem de Bizbizze gönüllüsü ve eğitmeni olan kadınlarla sohbet ediyoruz. Özlem Kıldır, ODTÜ İnşaat Mühendisliği’nden mezun. Yüksek li sansı işletme. Bir süre finans sektöründe çalıştıktan sonra “kendi işimi yapsam mı” diye düşünürken karşısına Bizbizze’nin çıktığını anlatıyor. Annesi Serpil ile patchwork (kırkyama) sanatını “Bundle of Colors” adlı markaya dönüştürmeyi başardığını, Bizbizze desteği ile 4 yılda almayı planladığı yolu 1 yıla indirdiğini anlatıyor. Sibel Ünal, Bizbizze Gönüllülük Programı katılımcısı ve gönüllü eğitmen. Birleşmiş Milletler EmpowerWomen platformu tarafından 20162017 değişim şampiyonu seçilmiş. 2005 yılında İTÜ Endüstri Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Bankacılık, Yönetim Danışmanlığı ve Bilgi Teknolojileri alanlarında çalışmış. İş hayatına bir yandan Proje Yönetim Ofisi Müdürü olarak devam ederken bir yandan da kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi konusunda gönüllü olarak çalışmalarını yürütüyor. Irmak Kara, İTÜ Çevre Mühendisli ği mezunu. Danimarka’da birçok projeye katılmış başarılı bir çevre gönüllüsü aynı zamanda. Kendi işini geliştirmek için Bizbizze istihdam programına katılmış. Hatta program sayesinde tanıştığı bir kadın ile grafik tasarımı eğitimi görürken bir yandan babasının Mercan’daki bindallı ve kına malzemeleri dükkânında çalışmaya başlayan Kübra Toprak, şimdi tasarım becerilerini kullanarak kişiye özel söz, nişan, kına ve düğün malzemeleri tasarlıyor. Kübra Toprak, bu sektörde dizilerin satışları arttırdığını belirtirken, evlenecek çiftlere de “Her şey mükemmel olsun diye ağzınızın tadınızı kaçırmayın” diye seslenmeyi ihmal etmiyor. Pes etmemeyi öğrendim Aslı Gözde Ak “severek yaptığı”, istediği insan kaynaklarında çalışıyor. İş arama sürecine büyük katkısı olan Bizbizze’ye en çok da “pes etmemeyi öğrettiği” için teşekkür ediyor. MOR DAYANIŞMA, TÜRKİYE KADIN KONFERANSI’NA HAZIRLANIYOR Umut kadınlarda Gamze Özkök Perihan Koca EŞİKLERİ AŞMAYA ÇALIŞIYORUZ SEYHAN AVŞAR Mor Dayanışma aktivisti kadınlar 2324 Aralık tarihlerinde Şişli’de bulunan Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde düzenleyecekleri Türkiye Kadın Konferansı’na hazırlanıyor. 22 ilden yüzlerce kadının katılacağı konferansa yedi ilden de otobüs kaldırılacak. Kadın mücadelesine gönül vermiş tanınmış simalarda konferanstaki yerlerini alacaklar. Mor Dayanışma gönüllüleri Perihan Koca ve Gamze Özkök’le Mor Dayanışma Türkiye Kadın Konferansı’nı masaya yatırdık. Perihan Koca, Mor Dayanışma’nın kurulduğu andan itibaren kendisine çeşitli eşikler belirlediğini söylüyor. Koca, 2016 yılının eylül ayında gerçekleştirdikleri Kuruluş Yaz Kampı ile Mor Dayanışma için takvimsel bir çalışma temposu belirlediklerini vurgulayarak, “Kadınların özgürlük arayışına cevap olacak ve şu andaki isyanı kucaklayacak bir örgütlenme modeli yarattık” diyor. Koca, Mor Dayanışma’nın bir yıl içerisinde yürüttüğü çalışmaları şu sözlerle anlatıyor: “Karşımızda tek adamlık siyaseti üzerinden kadını her anlamda belirlemeye çalışan bir erkeklik krizi var. Bu erkeklik krizine göre rejim ya da iktidar biçimlerine göre bu mekanizmalar yeni Gamze Özkök, son dönemlerde kadınlar üzerinden çaresizlik ve umutsuzluğun dayatıldığını aktarıyor. Özkök, bu dayatmaya karşı Mor Dayanışma’nın karanlığa karşı, umudun kadınlarda olduğunu söylüyor. Geride bıraktıkları bir yıllık çalışmalarını ise şu sözlerle anlatıyor: “Önümüze bazı eşikler koymuştuk. Bir yıllık süre zarfında bu eşikleri aşmak için çabaladık. Mahalleerde çalışmalar yürüttük ve kadınların bir şeyleri bilmediğini gördük. Onlara dokununca ise bazı şeyleri somutlabildiğimizi gördük. Kapı kapı, ev ev dolaştık. Kadınlarla kısır günlerinde, panellerde, seminerlerde buluştuk. Hiç sokağa çıkmamış kadınlar ile o gün sokağa çıkıp bir şeyler yaptık. Mahallelerimiz den belirlenmeye çalışılıyor. Buna karşı yaşadığımız süreci de gören ya da öngören ve buradan çıkan bir örgütlenme modeli şekillendirdik. İşçi, emekçi, öğrenci, mülteci kadınlara bir şekilde ulaşmaya çalıştık. Kamplar, atölyeler düzenledik. Kadınlarla özgürleşme arayışını derinleştirirken, kadınları evden çıkarmaya çalıştık. Bu şekilde bir sene geçirdik. Her adımda başka bir ile başka bir kadının kulağına özgürlüğü fısıldadık.” Koca, “Bu konferansa sokaklardan, mahallelerden, atölyelerden, evlerden de kadınlar katılacak. İlk günün sonunda kadın müzik grup de kadın meclislerimizi kurarak mücadele ettik. Bu meclislerde kadınların kendi yaşamı üzerindeki kararını kendisi verebilmesi için adımlar attık. Mahallelerde kadınların çok zor ulaşabildiği psikoloji ve hukuk hizmeti için piskoloji ve hukuk komiteleri kurduk. Çeşitli atölyelerde yan yana gelerek, öz savunma ve bilinç yükseltme atölyeleri düzenledik.” “Kadın kadının kurdudur” cümlesini hatırlatan Özkök, “Bunu biz söylemedik. Kadınlar birbirleriyle gayet rahat anlaşabiliyor. Bizler, birbirimizi çok seviyoruz” diye konuşuyor. Konferansta konuşarak, fikir alışverişi yaparak, eğlenerek kadınlarla biraraya geleceklerini söyleyen Özkök, tüm kadınları konferansa davet ediyor. ları sahne alacak. Kadınlarla hep beraber eğleneceğiz. Kadın dayanışmasının coşkusunu yaşayacağız” diyor. Kadın özgürlük mücadelesi için neler yapabileceğini ve sorun odaklarını konuşaklarının altını çizen Koca, “Patriyarkal kapitalizm, kadınların bağımsızlık korkusu, şiddet biçimleri, savaş ve militarizm, göçmen ve mülteci kadınlar, öz savunma, ekoloji ve kadın, LGBTİ bireyleri gibi konu başlıklarını masaya yatıracağız. Konferansın sonunda ise örgütlenme metodunu tartışacağız. Yeni dönemde kadın mücadelesi için neler yapabiliriz gibi konuları konuşacağız” diyor. l ÇOCUK EVLİLİKLERİNE KARŞI PROJE Evlilik çocuklara BÜYÜK GELİYOR ZEHRA ÖZDİLEK Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 1617 yaşında evlenen kız çocuklarının sayısı 2016’da 27 bin 637 oldu. Bu oranın toplam evlenmeler içerisindeki oranı ise yüzde 4.6. “Küçük Yaşta Evlilik Büyük Geliyor” adlı bir proje başlatan Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği’nden (USKİAD) Selen Doğan “TÜİK verileri çok güvenilir değil. Çocuk evliliklerinden bahsederken rakamlarla konuşmanın zamanı geçti. Ülkemizde bunun ne denli yaygın ve derin bir sorun olduğunu artık hepimiz biliyoruz” dedi. Dernek olarak çocuk evliliklerine karşı 7 bölgede çalışma yürüttüklerini anlatan Doğan, “Ülkenin bir ucundan diğerine neredeyse bütün illerde çalışmalar yaptık. Geçen ay başlattığımız proje, çocuk yaşta evliliklerin önlenmesi için yapılmış örnek projelere, iyi uygulamalara odaklanıyor ve yerel, ulusal, uluslararası işbirliklerini geliştirmeyi hedefliyor” dedi. İnsan ticareti “Küçük Yaşta Evlilik Büyük Geliyor” projesi kapsamında düzenlenen ilk toplantıya 37 kamu kurumu, sivil toplum örgütü ve üniversitelerin çeşitli bölemlerinden 53 uzman katıldı. Toplantıda dile getirilen görüşler şöyle: Kadın Dayanışma Vakfı avukatı Figen Demir Çıra: Çocuk evliliği deyince hâkimler olayı sadece cinsel istismar olarak ele alıyor. Ama bu evliliklere insan ticareti dediğimizde kişi haklarından yoksun kalıyor. Çocuk evlilik insan ticareti olarak ele alınsa bu doğrultuda karar verilecek ama tespiti yapan yine devlet olduğu için yapılamıyor. Kadınlara Hukuki Destek Merkezi adına Özge Yücel: Evlendirme konusunda müftülüklere verilen yetkilerin ne sakıncası olduğu toplumda sıkça sorulu yor. Evlilik kişinin rızasına bağlı olmalıyken din gücü kullanılarak bir çocuğun evliliğe ikna edilmesi daha kolay bir hal almış olacak. Hukuken evlenmeye rıza gösterilmesi için din kullanılıyor. Din onaylamaz Diyanet İşleri’nden Aybala Tuba Yurtlu: Dini doğru bilen çevrede çocuk evlilikleri gibi bir durum yok. Dinin böyle bir şeyi tasvip etmesi mümkün değil. Kalkınma Atölyesi Kooperatifi’nden Sinem Bayraktar: Kadın göçmenlerle ilgili çalışırken kadınların sadece eş ve anne olarak ‘görünebildiklerini’ bir kez daha gördük. Kız çocuklar da bu görevlere hazırlanarak büyütülüyor. Kız çocuk, annenin işçisi. Kuma da annenin işçisi. Türkiyeli veya Suriyeli fark etmiyor. Ortalama 15 metrekarelik çadırlarda tüm aile bir arada yaşıyor. Tek tip beslenme, erken evlilik, okul terki, düşük okuryazarlık, sağlık kontrolü olmaması, bütün bunlar kadınların da kadınları ‘yok’ saymasına neden oluyor. Erkekler de mağdur Van Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi’nden Gülmay Gümüşhan: Çocuk evlilikleriyle ilgili hikâyemiz bir köy okulundan bizi arayan bir öğretmenle başladı. Çocukların evlendirilmek için okuldan alındığını söylediler. Seminer vermeye gittik ve baktık ki okulun erkek çocukları pankart açıyor ‘Sadece kızlar değil bizler de mağduruz, lütfen köylerimize gelin’ diye. Uçan Süpürge Derneği’nden uzmanlık desteği aldık. 97 köyde çalıştık. Çocuk yaşta evlendirmeler, akraba evlilikleri gibi pek çok sorun karşımıza çıktı. 50 yaş ve üstü kişilerin tutumunu değiştiremeyeceğimizi anlayınca gençlere ve çocuklara yöneldik. Muhtar ve imamları hedefledik. Bu çalışmalar ilerledikçe esnaf da bize destek olmaya başladı. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog