Bugünden 1930'a 5,500,335 adet makale



Katalog


«
»

Cuma 15 Aralık 2017 EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: ZARİFE SELÇUK İhlalleri görmedi haber 11 endeksleri suçladı Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne imza atarak sağlama taahhüdünü verdiği basın özgürlüğü ölçümlerini “Batı endeksi” diyerek reddetti. Başbakanlık, Türkiye’yi basın özgürlüğü sıralamasında yerlerde gösteren endeksler ile ilgili olarak “Batı merkezli kuruluşlar tarafından hazırlanıyor, basın özgür lüğü kavramını da Batı merkezli olarak ele alıyor, ülkelerin özgün koşulları gözardı ediliyor. Marshall Adaları ile Türkiye nasıl kıyaslaSİNAN nır. Türkiye’deki gazeTARTANOĞLU tecilere sorulmuyor, sorular sivil toplum örgütlerinin temsilcileri tarafından cevaplanıyor” açıklamasını yaptı. Basın özgürlüğünü düzenleyen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin tarafı olan, üç yıl öncesine kadar Basın Yasası’ndaki 2012 yılı değişikliklerinin sözleşmeye uyum sağlamak adına yapıldığını her fırsatta açıklayan, bu alanda uluslararası taahütler veren Türkiye, basın özgürlüğü konusunda dünya çapında açıklanan endeksleri reddetti. CHP’li Sezgin Tanrıkulu, Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması istemiyle 27 Eylül’de tek soruluk bir soru önergesi verdi. Tanrıkulu önergesinde, “Türkiye 22 Eylül 2007 tarihi itibarıyla dünya genelinde basın özgürlüğü sıralamasında kaçıncıdır” sorusuna yanıt aradı. Palau’yla kıyaslanır mı? Başbakan Yardımcısı Hakan Çavuşoğlu, tek soruya yaklaşık yarım sayfalık bir yanıt verdi. Türkiye’nin sıralmadaki yerine hiç değinmeyen Çavuşoğlu, yanıtında basın özgürlüğü sıralamalarına hükümetin bakış açısını gösterdi. Çavuşoğlu, “Basın özgürlüğü endeksleri, Batı merkezli kuruluşlar tarafından hazırlanmakta ve basın özgürlüğü kavramını Batı merkezli ele almakta olup, ülkelerin içinde bulunduğu koşulları gözardı etmektedir” dedi. Endekslerin, ideolojik ve metodolojik sorunlarının olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Örneğin Freedom House endeksinde ilk 20 sıra içerisinde yer alan Palau, St. Lucia ve Marshall Adaları gibi ülkelerin gerek medya sektörlerinin büyüklükleri gerekse bu ülkelere ilişkin sağlıklı verilen nasıl temin edildiği ve Türkiye gibi devasa bir medya sektörüne ve çeşitliliğe sahip ülkeyle nasıl kıyaslandığı da ayrı bir soru işaretidir” dedi. ‘Gazetecilere sorulmuyor’ Endekslerin hazırlanış biçimlerine de çekince koyan Çavuşoğlu, “Ülke puanlamaları ve değerlendirmelerinin sonuçlarını açığa çıkaran sorular, ilgili ülkede çalışan gazetecilerden ziyade bu kuruluşlara bağlı muhabir ağları ve basın özgürlüğü alanında faaliyet gösteren çeşitli sivil toplum örgütlerinin temsilcileri tarafından cevaplanmaktadır” dedi. Çavuşoğlu, basın özgürlüğü sıralamalarını yapan sivil kuruluşlarının finansman kaynakları ile ilgili olarak da “Söz konusu kuruluşlar, herhangi bir devletten finansal katkı almadığını beyan etmekte, çeşitli vakıflar ve bağışçıların destekleriyle finansmanlarını sağladıklarını iddia etmektedir. Ciddi büyüklükte bütçeleri yöneten bu kuruluşların endeksleri hazırlanırken manipülasyona açık olup olmadıkları önemli bir sorundur” değerlendirmesini yaptı. l ANKARA Basın özgürlüğünü sağlamak için taahhüt veren Türkiye, son sıralarda yer aldığı basın özgürlüğü endekslerinin, ‘Batı merkezli kuruluşlar’ tarafından hazırlandığını ve sorunlu olduğunu savundu CESARET HAKKINIZI KULLANIN Gazetemizin tutuklu İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay nezdinde, haksız tutuklamalara karşı başlatılan Adalet Nöbeti dün 37. kez Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nin C kapısı girişindeki Themis heykellerinin bulunduğu alanda tutuldu. Halkevleri Genel Başkanı avukat Oya Ersoy, CHP İstabul İl Başkan Yardımcısı avukat Seher Demirel Tosun, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu, gazetemizin avukatları Bülent Utku, Mustafa Kemal Güngör, çizerimiz Musa Kart, ve çok sayıda hukukçu nöbete katıldı. Avukatlar bir saatlik sessiz nöbetin ardından adliyenin C kapısı önünde basın açıklaması yaptı. Avukatlar, hayatını kaybeden avukat Yıldız Ertuğ Ünder’i de andı. Halkevleri Genel Başkanı avukat Oya Ersoy, yargı bağımsızlığı için nöbette olduklarını belirterek “Akademisyenlerin, gazetecilerin, avukatların değil gerçek suçluların yargılanmasını istiyoruz. Bütün halkı duruşmada Bülent Utku’nun yaptığı gibi cesaret hakkını kullanmaya davet ediyorum” diye konuştu. CHP İstabul İl Başkan Yardımcısı avukat Seher Demirel Tosun ise Cumhuriyet çalışanlarının infaza dönüşen tutukluluklarının sona erdirilmesini istediğini dile getirerek, “Güvenin temelinde adalet vardır. Onun için önce devleti idare edenlerin vicdan sahibi olması gerekir” dedi. l İSTANBUL / Cumhuriyet ÇAKIRÖZER, TBMM’DE TUTUKLU GAZETECİLERİ GÜNDEME GETİRDİ Türkiye’yi utançtan kurtarın TBMM Genel Kurulu’ndaki bütçe görüş lay 403 gündür tutuklu. Ahmet Şık bir yıldır tutuklu. melerinde konuşan CHP’li Gerekçesi, ‘Neden bu başlı Utku Çakırözer, tutuklu ğı attınız? Neden bu yorumu Cumhuriyetçileri gündeme yaptınız’ Bu nedenle bir in getirdi. san özgürlüğünden mahrum Başbakan Binali bırakılabilir mi?” dedi. Çakı Yıldırım’ın bütçe konuşma rözer; Murat Sabuncu, Akın sında “AB tam üyeliğinin Atalay, Ahmet Şık ve Emre Türkiye’nin stratejik hedefi İper için özgürlük istedi. Ce olmaya devam ettiğini söy zaevi koşullarına dikkat çe lediğini” anımsatan Çakırözer, “O zaman bunun gerek Utku Çakırözer ken Çakırözer, “Mektup alıp gönderemiyorlar. Avukatları lerini hep birlikte yerine getirmeli ile haftada sadece bir saat ve kamera yiz” dedi. Öncelikle OHAL’in kalkma eşliğinde görüşebiliyorlar. Sosyalleş sı gerektiğini belirten Çakırözer, “Gü me hakları ellerinden alınmış durum venliğimizi sağladığımız kadar, öz da. Gazetecilerin hava aldıkları avlu gürlüklerimizi de sağlamak zorunda larda tepelerine tel çekildi. Bir avuç yız. Bu ülkeyi derhal hür düşünce ve gökyüzü bile çok görülüyor gazeteci tartışma ortamına kavuşturmalı, hür lere” dedi. düşünce ortamının olmazsa olmazı basın ve ifade özgürlüğünü bu ülkede İnsan hakkı ihlali mutlaka sağlamalıyız” diye konuştu. Sözcü Gazetesi’nden Uğur Dündar, 25 Aralık’ta davaları görülecek olan Necati Doğru, Emin Çölaşan, Saygı Cumhuriyet Gazetesi yönetici ve çalı Öztürk gibi isimler hakkında dava ha şanlarının durumunu dile getiren Ça zırlıkları yapıldığı iddiaları olduğunu kırözer, “Murat Sabuncu ve Akın Ata söyleyen Çakırözer, “Atatürkçülüğü, vatan sevgisi, demokrasiye bağlılığı tartışılmaz Sözcü Gazetesi’ne, Cumhuriyet Gazetesi’ne ve onların muhabir ve yazarlarına terörist diye, darbeci diye davalar açılması kime yarıyor hiç düşündünüz mü? Sadece ve sadece 15 Temmuz darbesi ile hesaplaşmanın sulandırılmasını isteyen darbecileri sevindiriyor” diye konuştu. Çakırözer, dünya basın özgürlüğü sıralamalarında Türkiye’nin 155. sırada olduğunu söylerken, “Cezaevlerinde yaklaşık 150 gazeteci var. Gazetecilerin davalarında 450 gündür tutuklu olan yazarlar için ağırlaştırılmış müebbet isteniyor. İdam cezası kaldırılmamış olsa bu gazetecilerin idamı istenecek. 73 yaşındaki Şahin Alpay 11 kronik rahatsızlığına karşın 500 gündür tutuklu. Ali Bulaç, Ahmet Turan Alkan’ın son duruşmadaki davaları 4 ay ertelendi. Tutuklulukları devam edecek. Uzun tutukluluk hali de bir insan hakkı ihlalidir. Türkiye bu utançtan bir an önce kurtulmalıdır” dedi. l ANKARA / Cumhuriyet HAKARET DAVASINDA GAZETECİYE TAZMİNAT AYM ‘Basın hürdür’ dedi Anayasa Mahkemesi (AYM), AKP Milletvekili Mehmet Metiner’in gazeteci Hacı Boğatekin aleyhinde açtığı tazminat davasında “İfade ve basın özgürlüğü ihlal edilmiştir” diyerek gazeteci Boğatekin’e 3 bin 600 lira tazminat ödenmesine hükmetti. Mahkeme, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin basın ve ifade özgürlüğü kararlarıyla, anayasanın “Basın hürdür, sansür edilemez”, “Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerini sağlayacak tedbirleri alır” maddelerine dikkat çekti. Boğatekin’in 2011’de AKP’li Metiner’e hitaben yazdığı “Oğul Memo sen nesin. Dönek misin? İnek misin” başlıklı yazı üzerine açılan davada Boğatekin tazminata mahkum edilmiş, kararı üst mahkemenin de onaması üzerine Boğatekin AYM’ye başvurmuştu. AYM, oy çokluğuyla “ifade ve basın özgürlüğünün” ihlal edildiğine karar verdi. Boğatekin’e 3 bin 600 lira tazminat ödenmesine hükmetti. Kararın yeniden yargılama için İstanbul Anadolu 9. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verildi. l SELİN GÖRGÜNER/İSTANBUL KESK’ten KHK faksı KESK, Adana ve Diyarbakır’da KHK’lerle ihraç edilen kamu emekçilerinin işlerine iade edilmesi için Başbakanlığa faks gönderdi. KESK’liler Kocaeli’de ise OHAL Komisyonu’na faks gönderdi. KESK Adana Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Tonguç Özkan, “Komisyon, bugün bazı kararlar alsa dahi tüm dosyaları sonuçlandırması yılları alacaktır” dedi. Diyarbakır’da açıklama yapan KESK Dönem Sözcüsü Said Baran ise kamu emekçileri hakkında bir yıldır karar dahi alamayan komisyonun on binlerce başvuruyu kaç yılda sonuçlandıracağının izaha muhtaç olduğunu söyledi. l Yurt Haberleri PROF. MELDA TUNCAY YARGIÇ KARŞISINDA: Barış için imzaladım Barış bildirisine imza attığı için yargılanan emekli kimya Profesörü Melda Tuncay, dün İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı. Tuncay, savunmasında “Bu bildiriyi imzalayarak devlette çözüm sürecine geri dönmesi çağrısında bulundum. Devletten hiçbir yapıyı muhatap almadım. Bir örgütün propagandasını yapmak asla aklımdan geçmedi” dedi. Duruşma savcısı Tuncay’a “PKK terör örgütü müdür” diye sordu. Tuncay’ın avukatı Arın Gül Yeniaras, soruya itiraz etti. Mahkeme başkanı ve savcı ise avukatın itirazına tepki gösterdi. Tuncay da “Bildiriyi bir bütün olarak barış çağrısı olarak algıladım. İnsancıl bir duyarlılıkla imzaladım” karşılığını verdi. Savcının “Türkiye Cumhuriyeti, Doğu ve Güneydoğu’daki halklarına katliam ve sürgün mü yapıyor?” şeklindeki sorusu üzerine Tuncay, “Yazılanlara kelimesi kelimesine katılamam. Ama barış istediğine inandığım için imzaladım” diye yanıtladı. Mahkeme, duruşmayı 5 Nisan’a erteledi. l İSTANBUL / Cumhuriyet Çocukları bu iktidardan korumanın yolları Dini eğitimi anaokulundan itibaren dayatan yobaz eğitimciler, çocukların beynini rahatça yıkasın diye her türlü konforu sağlayan iktidar; Okullarında kumalık müessesini Allah’ın emri sayıp doğal karşılayacak, kadının toplumdaki yerini asırlar öncesine taşıyacak bir nesil yetiştirme telaşındayken; O nesle hizmete hazırlanan sosyal hayat da kendi ağlarını şimdiden örüyor. “Eşiyle tüm münasebeti bitmesine rağmen çeşitli sebeplerle ayrılamayan beyler; Evlenmek istemeyen (çeşitli sebeplerle) aynı zamanda günah işlemek de istemeyen hanımefendiler; Evlenecek biriyle karşılaşamamış hanımefendiler; Çaresiz bir dönem geçirip, (Allah cc korusun) fuhuş ve benzeri yollara sapabilecek hanımefendiler”... Bu hanımefendiler ve beyefendiler, erkeklere kuma bulmaya vaat eden bir sitenin hedef kitlesi. Gerçi bu site, haber olur olmaz büyük tepki aldı ve kapatıldı. Mesele böyle bir sitenin bu kadar kendinden emin ve net bir amaçla ortaya çıkabilmesi; hedefini belirleyip hiçbir şeyden çekinmeden yaptığı iş çok normalmiş gibi, cesurca niyetini belli edebilmesi değil. Asıl mesele, site kapatıldıktan sonra yapılan açıklamada söylenen mazeretler; tarif edilen durumlar. Açıklamayı yapanlar, “Biz bu olayın bu kadar gündem olacağını tahmin dahi edemezdik, biz kendi halinde sıradan insanlarız” dediler, “Amacımız sadece, zaten ülkemizde yaşanan ve Anayasa Mahkemesi kararıyla suç teşkil etmediğini öğrendiğimiz ikinci evlilik olayında insanlarımızın özelikle de mağdur kadınlarımızın en doğru kararı vermesini sağlamaktı.” Kendi yalan masumiyetini kurgu bir mağduriyet üzerinden pazarlamak, insanlara bu iktidarın öğrettiği bir dil. Ülke gerçeklerinden ve fiili durumlardan dem vurarak kendilerine haksızlık yapıldığını düşünen ama saygıdan geri çekildiklerini, sitelerini gönüllü olarak ortadan tamamen kaldırdıklarını söyleyen bu girişimciler, iktidar tarafından meşrulaştırılan tehlikeli ahlakın meyveleri. En temel kadın ve çocuk haklarını pervasızca çiğneyip dini dayanaklarla yeni bir toplum yapısı dayatmaya çalışan iktidar; “İslam böyle emreder” diye diye erken yaşta evlilikleri, aile içi cinsel suçları, tacizleri, istismarları aklayan insanlarla doldurduğu mevkilerden yapılan çığırtkanlığın zeminine; Hızla dinselleştirdiği milli eğitim temelini yerleştirerek yeni nesillerle yepyeni bir ülke inşa etmeye girişmişken... Bu rezillikten cesaretlenenler doğal olarak kendilerinde eli devamlı yükseltme hakkı görüyorlar. Kadınlar ve eğitim üzerinden yaratılan başörtüsü gibi tuzak bir mağduriyetinin kucağına düşen; Ve özgürlük diye pazarlanan bir esaret ahlakının peşine takılıp bugünlere gelen bu ülkede; Artık kadınlar ve çocuklar eskisinden daha çok tehlikede. Adı her ne kadar hâlâ Türkiye Cumhuriyeti olsa da... Tahtını bir buçuk yıldır KHK’lere kaptıran son anayasa dahil, tüm anayasalarında laik bir ülke olduğu yazsa da... Kâğıt üzerinde çağdaş ve evrensel bir hukuk sistemi varmış gibi dursa da... Ahlak polisleri, kırbaç cezaları, kadı yargılamaları henüz başlamasa da... Kızlarla erkeklerin sınıfları daha tüm okullarda ayrılmamış; Pembe otobüsler her yerde kadınlara zorunlu kılınmamış olsa da; Çocukları ve kadınları bu iktidardan yasalarla korumanın yolları artık tıkalı. Çünkü, tıpkı Cumhurbaşkanı’nın daha başkan olmadan başkan kesilmesi gibi... Ülkenin tüm ürkek refleksleri, burası henüz bir İslam Cumhuriyeti olmadan İslam Cumhuriyeti olmuş gibi davranmaya meyilli. Şu durumda bu ülke için kaygılananların ve yeniden laik bir düzende çağdaş bir yaşam sürmeyi hayal edenlerin zihinleri artık yeraltına inmeli... Kadınları ve çocukları iktidarın vaat ettiği o cehennemden kurtaracak, koruyacak alternatif fikir dehlizlerinde gezinmeli... Tıpkı Hasan Âli Yücel’in, Türkan Saylan’ın ya da Aziz Nesin’in hiçbir şeyden korkmadan, bir zamanlar inançla ve inatla yaptıkları gibi. Celal Ovat uğurlandı DİSK’in eski Genel Başkan Yardımcısı ve eski Gıdaİş Genel Başkanı Celal Ovat dün sabah saatlerinde yaşamını yitirdi. Ovat için dün Beşiktaş’ta bulunan DİSK Genel Merkezi önünde tören düzenlendi. Törende konuşan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Ovat’ın adalet ve eşitlik için mücadele ettiğini belirterek, “Celal’siz ama Celal ile birlikte yürümeye devam edeceğiz” dedi. l İSTANBUL / Cumhuriyet C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog