Bugünden 1930'a 5,502,404 adet makale



Katalog


«
»

Perşembe 14 Aralık 2017 10 ERDAL EREN İDAM EDİLİŞİNİN 36. YILINDA ANILDI haber EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: ZARİFE SELÇUK PÖH, JÖH ve şimdi de HÖH... Yazmak yerine fotoğraflarını koymak yeterliydi. Tek sözcük bile eklemek gerekmeyecekti. Ancak öyle fotoğraflar var ki ben bakamıyorum, bakınca utanıyorum. Mideniz kaldıracak, insanlığa olan güveninizin zedelenmesini göze alabilecekseniz “Kanlı kule, İhanete bedel, özel harekât29, namlunun adaleti, koordine tepesi” gibi “anlamlı” adlar taşıyan internet sitelerinde bir tur atın. Kimileri kapanmış da olabilir. Ulaşılabilenleri yeterince fikir veriyor. Bunlar PÖH (Polis Özel Harekât) ya da JÖH (Jandarma Özel Harekât) adlı, resmen var olup olmadıklarını bilmediğim birimlerde resmi görevlilerin özellikle “ölü ele geçirilen”lerin fotoğraflarını sıkça paylaştıkları siteler. Koparılmış kafalar, deşilmiş, bağırsakları dışarı çıkarılmış bedenler, gömülmeleri başına nöbetçi dikerek engellenmiş ve kurtlara kuşlara yem olarak açık alana terk edilmiş, çürümüş, kokmuş cesetler... Ve bu marifetleriyle övünenler. Buram buram ırkçılık ve insanlık suçu belgeleri... Bizim mesleğin berbat yanlarından biridir. Görmezlikten gelemezsiniz; zorlansanız da bakmak, “Nerede, kim yapmış, devletin ilgili kurum ve kuruluşlarının bunlardan haberi var mı, varsa herhangi bir girişimde bulunmuşlar mı, bulunuyorlar mı, bulunacacaklar mı” gibi sorulara cevap aramak zorundasınızdır. Çoğu zaman da aşılmaz bir suskunluk duvarına toslarsınız... Anayasasında bir hukuk devleti olduğu yazan bir devletin görevinin suç işleyenleri, mesela şiddeti siyasal mücadele yöntemi olarak seçmişleri yakalamak ve yasalarda öngörüldüğü gibi yargılayıp cezalandırmak olduğunu hatırlatmak istersiniz; yakalanmaktansa çatışmayı yeğleyip öldürülenlerin de artık cezalandırılmaları mümkün olmadığından cesetlerinin varsa ailelerine teslim edilmeleri ve geleneklere ve inançlara uygun olarak gömülmeleri gerektiğini savunmak istersiniz. O aşılmaz suskunluk duvarı yine karşınızdadır. “Bu da bizim mesleğin kaderi” dersiniz. İçiniz acır ama yine de hayat sürer gider... HHH Bir zamanlar varlığı asla kabul edilmeyen ama var olduğunu kendi yaşam deneylerinizle kesin olarak bildiğiniz JİTEM vardı. Şimdilerde de PÖH ve JÖH... Şimdi buna bir de HÖH eklendi. HÖH, Halk Özel Harekâtı’nın kısaltması. Siyasal literatürde buna paramiliter örgütlenme denir. Devletin ordu ve polis gibi yasal siyasal güçlerinin dışında bir örgütlenmedir. Sözlük anlamı da bunu açıklar. Para “uzak, dışında” anlamı veren bir ön ektir. Militer ise malum askeri güç, ordu demek. Yani paramiliter ordu dışı silahlı güçtür ve demokrasilerde, hukuk devletlerinde suçtur. Dikkat suçtur demedim, demokrasilerde suçtur dedim. Bu ayrımcığı gözünüzden kaçırmayın. HHH Birkaç gün önce Cumhuriyet’te hem de fotoğraflı haberi çıktı. Bu HÖH resmen dernek olmuş. Yetmemiş, bizim haberde görüldüğü üzere Ankara’da bina kiralayıp alnına da koskoca bir tabela yarleştirmiş: Halk Özel Harekâtı Ankara İl Başkanlığı. Yaşlandım mı ne, HÖH’ün varlığını bizim haberden öğrendim. Bizim haberciler hafiften dalga da geçerek bana bir internet turu attırdılar. Kaportasında nal gibi harflerle HÖH yazan otomobillerin, alacalı bulacalı gerilla üniforması giymiş HÖH’çülerin fotoğraflarını gösterdiler. Ardından CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın İçişleri Bakanı’nın cevaplaması istemiyle verdiği çarpıcı ayrıntılar içeren soru önergesini okudum... Ve ürktüm. Birileri iktidarı demokratik yollardan kaybederlerse, sandıktan çıkmayı başaramazlarsa “bir şeylere” mi hazırlanıyor dersiniz?.. Bana sorarsanız: Galiba... HDP’den Sur için araştırma önergesi HDP Diyarbakır Milletvekili Feleknas Uca, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki yıkımın oranı, hukuki ve hukuk dışı boyutları, tarihi ve tescilli yapıların tahribat düzeylerinin araştırılması, kentin dokusunun ve hafızasının korunması amacıyla TBMM Başkanlığı’na araştırma önergesi verdi. Uca, TMMOB Diyarbakır İl Koordinasyon Kurulu’nun 2 Aralık’ta açıkladığı Sur raporuna dikkat çekerek, itirazlar ve açılan davalara rağmen yasak ve yıkımın sürdüğünü belirtti. Uca, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun da yapılan başvuruya “Tescilli taşınmaz kültür varlığı kalıntılarının kaldırılabileceği” kararı ile tarihi yapıların yıkımına ve tahrip edilmesine ortak olduğu ifadesine yer verdi. l Yurt Haberleri Barış ve demokrasi gençlerle gelecek 12Eylül 1980 darbesi sonrası henüz 17 yaşında olmasına karşın yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren, ölümünün 36. yılında Karşıyaka Mezarlığı’ndaki gömütü başında anıldı. Yüzlerce yurttaş, Erdal Eren’in anmak için Karşıya ka Mezarlığı’na akın etti. Mezanlığın kapısında buluşan yurttaşlar, “Direne direne kazanacağız”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm”, “Faşizme karşı omuz omuza” sloganları eşliğinde Erdal Eren’in gömütüne kadar yürüdü. Eren’in gömütü başın da, mahkemeye sunduğu savunma dilekçesi okundu. Uzun dönemdir EMEP genel başkanlığını yapan aynı zamanda Erdal Eren’in arkadaşı olan Selma Gürkan yaptığı konuşmada, tek adam, tek parti yönetimine karşı; demokrasi ve sosyalizm de mek için geldiklerini belirterek, “Bu ülkeye barış gelecekse; gençlerle, emekçilerle, kadınlarla gelecek. Bu ülkeye demokrasi gelecekse, halk güçleri ile gelecektir, işçi sınıfı kazanacak, sosyalizm kazanacak” dedi. l ANKARA / Cumhuriyet Diğer polisler de suçlu Berkin Elvan’ın öldürülmesine ilişkin davada konuşan avukat Akbulut, ‘Berkin yerdeyken insanların yardım etmesine izin verilmeyerek gaz sıkıldı. Diğer polisler de iştirakçidir’ dedi Gezi Direnişi sırasında Okmeydanı’nda polisin attığı gaz kapsülüyle başından dar be alan, 269 gün yoğun bakımda kal dıktan sonra hayatını kaybeden Ber kin Elvan’ın vurulma anının görüntü leri dün mahkemede iz lendi. Bu sırada sinir kri zi geçiren anne Gülsüm Elvan, “Kolun kopsay dı katil, kolun kopsun da SEYHAN AVŞAR yavruna kavuşama katil, Cumhurbaşkanı Erdoğan senin de ciğerin yansın” diye gözyaşları için haykırdı. Duruşma öncesi polis adliye çevresinde geniş güvenlik önlemi alındı. Mahke me Başkanı’nın talebiyle duruşma sıra sında su şişelerinin kapakları toplatıl dı. Uygulamanın güvenlik tedbiri ama cıyla yapıldığı öne sürüldü. İstanbul 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dör düncü oturumuna tutuksuz sanık polis Fatih Dalgalı katılmadı. Berkin Elvan’ın vurulduğu gün Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’nde görev yapan Acil Tıp Teknisyeni Cihan Gençoğlu, tanık olarak dinlendi. Cihan, olay gününü şu sözlerle anlattı: “Sa bah 7.30 gibi geldi hasta, koşarak yanı na gittim. Üzerinde sonradan torpil ol duğunu öğrendiğim bir şey çıktı. Polis odasına teslim ettim. Tutanağa bir adet torpil çıktığını yazdım.” Hastanede ameliyat hemşiresi ola rak görev yapan tanık Dilek Öztürk ise “Hastanın ameliyatı başlamıştı. Hasta ya ait eşyalar aldım. Eşyaları poşete ko yup ağzını bağlayıp gönderdim. Eşya teslim formunu nöbetçi memura teslim ettim. Tutanak üzerindeki oynamayı da ben yaptım. Çocuğun bir cebinden ön ce üç torpil çıktı. Tunanağa üç yazdım. Daha sonra diğer cebinden dört torpil çıktı. Üç rakamını karalayıp yedi yap tım” diye konuştu. Elvan ailesinin avu katlarından Can Atalay ise tanıkların beyanının kuşku verici olduğunu söy leyerek, “13 yaşındaki çocuğunun üze rinden kız kaçıran ya da torpil denilen maddelerin çıkması davanın esası ile alakalı değildir” dedi. ‘Berkin’in katili görevde’ Avukat Çiğdem Akbulut da olay gününe ait görüntüleri TÜBİTAK’ın iyileştiremediğini söyleyerek, görüntülerin Ulusal Kriminal Büro’ya gönderilmesi gerektiğini belirtti. Akbulut, Berkin Elvan’ın vurulduğu andan sonraki 18 saniye içerisinde 5 gaz fişeğinin da ‘Berkin de 14 yaşındaydı!’ Elvan ailesi ve yurttaşlar, dava sonrası adliye önünde açıklama yaptı. Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, katilin dışarıda gezdiğini dile getirerek, sanık Dalgalı’nın tutuklanmasını istedi. Bu davanın bütün çocukların davası olduğunu dile getiren Elvan, “Halkın desteği olması gerekiyor. 27 Şubat’ta katili içeri tıkmalıyız” dedi. Gülsüm Elvan ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 yaşındaki Fi listinli gencin İsrail askerleri tarafından gözaltına alınmasına ilişkin yorumlarını eleştirdi. Elvan, “Bugün bize bir kurşun daha sıktılar. Biz de böyle şeylere karşıyız. Benim çocuğum da 14 yaşındaydı. Kendi ülkesinde katledilen çocukları bir dönüp görsün. Ondan sonra da buraya oraya söylensinler. Yargı olmadığı sürece daha çok çocuklarımız ölecek” diye konuştu. ha aynı doğrultuya sıkıldığını söyledi. Bu görüntüde dahi Fatih Dalgalı’nın suratının açık şekilde göründüğünü söyleyen Akbulut, “Berkin yerde yaralıyken, insanların yardım etmesine, ambulans çağırmasına izin verilmeden gaz fişeği sıkılmaya devam edildi. Diğer polisler de iştirakçidir” dedi. Akbulut, İsrail askerlerinin gözlerini bağlayarak gözaltına aldığı 14 yaşındaki Filistinli çocuğun fotoğraf karesini hatırlatarak şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan bu olay için, ‘İsrail terör devletidir. Bu teröristler 14 yaşındaki çocuğu, gözleri bağlı olarak sürüklüyorlar’ dedi. Bizler Cumhurbaşkanı’nın bu ifadelerine katılıyoruz. Ama Gezi Direnişi sırasında aynı zulüm bu ülkede yaşandı. Cumhurbaşkanı o dönem Başbakan’dı. Cumhurbaşkanı’na sorarsak Filistinli çocuğa bunu yapanların tutuklanmasını ister. Ama 14’ündeki Berkin Elvan’ın katilleri ise halen görevde ve ellerinde silah var. Sanığın tutuklanmasını ve duruşma salonuna getirilmesini talep ediyoruz.” Görüntüler TÜBİTAK’a Mahkeme heyeti, Fatih Dalgalı ile birlikte görev yapan Çevik Kuvvet Müdürlüğü’nün 9. Birlik Amirliği 62971 gruptaki görevli diğer polislerin sonraki celse tanık olarak dinlenmesine karar verdi. İyileştirilmeyen TOMA görüntülerinin yeniden TÜBİTAK’a gönderilmesine hükmeden heyet, TÜBİTAK ve Ulusal Kriminal tarafından düzenlenen tüm raporların Jandarma Kriminal Bürosu’na gönderilerek, görüntülerde ZET silahı kullananlar arasında sanık Dalgalı’nın olup olmadığının tespitini isteyecek. Sanığın tutuklanması yönündeki talebi de reddeden heyet davayı 27 Şubat 2018’e erteledi. Doktor ve avukat Yıldız Ertuğ Ünder yaşamını yitirdi Emek mücadelesinin büyük kaybı Yıldız Ertuğ Ünder İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) kurucularından, emek mücadelesinin önemli isimlerinden avukat ve doktor Yıldız Ertuğ Ünder (53) dün İstanbul’da yaşamını yitirdi. Ünder’in kalp anjiyosusu sırasında yaşanan kanama sonrası kurtarılamayarak hayatını kaybettiği ve bugün memleketi İzmir’de topra ğa verileceği kaydedildi. Ünder için dün saat 17.00’de uzun yıllar emek verdiği Cağaloğlu’ndaki İstanbul Tabip Odası binası önünde anma töreni yapıldı. İstanbul Tabip Odası Demokratik Katılım Grubu tarafından yapılan açıklamada, “İşçi sınıfının dostu, ezilenlerin avukatı ve hekimi, Yıldız’ımızı kaybettik. Acımız çok büyük” ifadelerine yer verildi. Ünder’in cenazesi törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketi İzmir’e gönderildi. Ünder, bugün İzmir Bornova Mezarlığı’nda toprağa verilecek. 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi 1988 yılı mezunlarından olan Ünder, aynı zamanda hukukçuydu. l İSTANBUL / Cumhuriyet GEZİ GAZİSİ AYDOĞAN Erdoğan hakkında suç duyurusu ALİ AÇAR Gezi Parkı Direni şi sırasında po lisin attığı bi ber gazı kap sülünün ayağı na çarpması so nucu yaralanan Aydın Aydo ğan, Cumhur başkanı Tayyip Erdoğan hak Aydın Aydoğan kında “Halkı sosyal, sınıf ve bölge üzerinden ayrıştırdığı” iddiasıyla suç duyu rusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcı lığı Özel Soruşturma Bürosu’na başvuran Aydoğan, suç duyuru su dilekçesinde “Şahsımı yakla şık 4.5 yıldır basın yolu ile hedef gösteren AKP Genel Başkanı Sa yın Recep Tayyip Erdoğan, çeşitli yerlerde yapmış olduğu konuşma larda Gezi olaylarına karışanlar için ‘çapulcu’, ‘hain’, ‘kemirgen’, ‘terörist’ ve ‘dış mihrakların piyo nu’ diyerek ve ayrıca 15 Temmuz darbe girişimine karşı katılan lar Geziciler değildir diyerek top lumu, halkı sosyal ve sınıf bölge üzerinden ayrıştırdığı için kendi si hakkında şikâyetçiyim” dedi. 4.5 yıldır sıkıntılar çektiğini vur gulayan Aydoğan dilekçesinde, “Gezi olaylarına katılanlar esa sen mağdur durumdadır. Ben esa sen yaralandığım için iş güç ya pamaz durumdayım. Bende astım çıktı. Vücut bütünlüğüm bozuldu. Televizyonlarda Gezi parkına ka tılanlar için uygun olmayan söz ler sarf etmesi bizleri üzmektedir. Bu nedenle şikâyetçiyim” ifadele rini kullandı. Öfkesini yenemedi Cumhuriyet’e konuşan Aydoğan, Gezi’nin üzerinden geçen yaklaşık 5 yıllık sürede Erdoğan’ın halen öfkesini yenemediği için kendilerine saldırdığını söyledi. Aydoğan, “Yakınlarım ve mesai arkadaşlarımdan halen ‘Dışarıdan kaç para aldınız’, ‘Sizi kimler gönderdi’ gibi sorularla şahsıma ajan ve piyon gibi benzetmeler yaparak sorular soruluyor. Ben bir aile babasıyım. Çocuklarım var. Bunun böyle sürmesi imkânsız. Devlet yöneticileri toplumun bütün kesimlerini kucaklamalı. Erdoğan’ın da Gezicileri anlamasını ve empati ile karşılamasını istiyoruz” dedi. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog