Bugünden 1930'a 5,498,767 adet makale



Katalog


«
»

Cuma 1 Aralık 2017 haber 6 EDİTÖR: ASLAN YILDIZ / ÖZGÜR ÖZKÜ TASARIM: YALÇIN ERZAN Sarraf dökülüyor DAVANIN 3. GÜNÜ ÖZETİ Sarraf tahta ABD’deki davada itirafçı olan Rıza Sarraf, Tayyip Erdoğan ve Ali Babacan’ın İran’la altın ticaretine onay verdiğini kendisine Zafer Çağlayan’ın söylediğini iddia etti Şebnem arsu ABD’nin İran’a yaptırımlarını finansal işlemler yolu ile nasıl ihlal ettiğini New York Güney Bölesi mahkemelerinde görülen davada tanık sıfatıyla anlatan İran asıllı Türk vatandaşı Rıza Sarraf, ifadesinin ikinci gününde yine oldukça ciddi iddialar ortaya attı. Altın tüccarı ciddi kâr marjı ile işleyen sistemde, İran’ın doğalgaz ve petrol karşılığı edindiği ve Halk Bankası’nda toplanan fonların Türkiye dışına çıkarılarak ambargo kapsamında finansal faaliyet gösteremeyen İranlı kurumlara ait yurtdışı ödemelerinin nasıl yapıldığını anlatmaya devam etti. Takım elbiseyle geldi Mahkemeye önceki gün giyindiği kirli yeşil cezaevi kıyafeti yerine Yargıç Richard Berman’ın isteği ile siyah bir ceket, kravatsız beyaz bir gömlek, ütülü gri pantalon ve siyah kösele ayakkabılarla katılan Sarraf ceketinin düğmelerini duruşma boyunca kapalı tuttu. Durusmanın büyük bir bölümünde İranlı petrol ve bankacılık sisteminde görevli üst düzey yetkililerin Türkiye’nin eski Ekonomi Bakanı ve davada sanık olarak adı gecen Zafer Çağlayan’ın yanısıra Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan, tutuklu sanık Mehmet Hakan Atilla ve Sarraf ile yaptıkları iddia edilen gorüşmelere yer verildi. Hindistan’dan para Savcının bir çok e posta yazışması ve telefon konuşma tapeleri ile sunumunu yaptığı duruşmada Sarraf, Halk Bankası’ndan İran’a ait paranın çıkarılması için kendisinin yönettiği trafiği es geçerek direkt Halk Bankası ile çalışmayı arzu eden İranlı yetkililerin bu toplantılarda Halk Bankası Genel Müdürü Süleyman Aslan’ı oldukça zorladıklarını anlattı. Tanığın anlatımına göre, Aslan’ın ve uluslararası bankacılıktan sorumlu müdürü Mehmet Hakan Atilla’nın olumsuz yanıt verdiği İranlı yetkililerin görüşmelerde gündeme getirdiği bir diğer husus da Hindistan’da yine gaz ve petrol karşılığı toplanan paralarının Halk Bankası’na nasıl gelebileceğinin tartışılması oldu. ‘Çok daha kolay’ Ceketi ilikli olarak önceki gün ince detaylara yer vererek çizdiği şemanın başına geçen tanık, neden Hindistan’dan para gelmesi gerektiği yönündeki soruya, tabloya dönerek, “Aynı sistem içinde parayı kullanmak için çünkü Türkiye üzerinden İran’ın paraya ulaşması Hindistan’dan çok daha kolaydi” şeklinde cevapladı. Sarraf’ın “Biraz karışık ama isterseniz çizebilirim” şeklindeki sözleri üzerine seyircilerin oturduğu sıralardan gülüşmeler geldi. Savcının “onu geçelim” demesi üzerine, tanığın da hafifçe gülümsediği görüldü. Arap Türk Bankası Söz konusu trafiğe prensipte onay veren Arslan’ın Hindistan’ın Halk Bankası’nda hesabı olduğu yönünde basında haber çıkması halinde anlaşmanın iptal olacağı söylendiği de iddia edildi. Davaya konu olan yasadışı para trafiğini zaman içinde geliştirdikleri gözlemlenen Sarraf ve ekibinin Hindistan’dan Halk Bankası’na ulaşan İran fonlarının İran menşeinin farkedilmemesi için Türkiye’de yerleşik ArapTürk Bankası’na aktarılması yönünde düzenlemeler yaptığına dair eposta kayıtları paylaşıldı. Hakan Atilla Tehdit edildim Sarraf, ifadesine başlamadan önce sorulan sorularda nerede tutulduğuna da açıklık getirdi ve Metropolitan Correction Center’da tutulduğu sırada tehdit aldığı için güvenlik nedeni ile FBI gözetimine alındığını söyledi. ‘Aslan para istedi’ Süleyman Aslan Para akışına Süleyman Aslan’ın onayı ile başladıklarını ileri süren Sarraf, bankacının karşı karşıya kaldığı risklerden bahsetmeye başladığından bahsetti. Aslan’la yaptığı özel bir görüşmeye atfen, “Çok riskli bir iş yaptığını, kendi geleceğini garanti altına almak istediğini ve beklentilerini ifade etti” diyen Sarraf, daha detaylı bir açıklama talep eden savcıya, “Zafer Çağlayan’ın kendisine talimat verdiğini ancak kendisinin bütün yükü aldığını, Amerika önünde göze battığını, dikkat çektiğini, Amerika’da İran işlemlerine aracılık yaptıkları için Amerika’nın rahatsızlığını dile getirdi” dedi. Aslan’a 2 milyon Avro Daha detaylı açıklama talep eden savcıya cevabı net oldu; “Para istiyordu.” Salondan yine gülüşmeler geldi. Bankacının talebine sıcak baktığını ifade eden Sarraf, “Zafer Çağlayan’dan onay almam gerekiyordu” dedi. İlk aşamada personeli Abdullah Happani’ye Aslan’a 2 milyon Avro çıkarılma talimatı verdiğini söyleyen Sarraf, bankacının ileride çok işe yarayacağı için böylesi yüksek bir miktarla başladıklarını belirtti. Ziraat ve Vakıfbank Sarraf, Arap ve Türk bankası görevlisi Özgür Erker ile aralarında geçtiği iddia edilen telefon konuşmasının hatırlatılması üzerine “O dönemde Ziraat Bankası ve Vakıfbank da İran’a ticarette aracılık etmek istiyorlardı” dedi. Sarraf, diyalogda bu aracılığa, iddianamede adı geçmeyen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hazine’den sorumlu Ali Babacan’ın İran’la altın ticaretine onay verdiğini ileri sürdü. Sarraf bu bilgiyi Zafer Çağlayan’ın kendisine aktardığını da iddia etti. ‘Birçok saat aldım’ Duruşmalar New York Güney Bölge Mahkemesi’nde yapılıyor. Rüşvet rakamları mailde Mahkemede Happani ile Sarraf arasında bir mail gösterildi. Mailde Zafer Çağlayan ve Süleyman Aslan’a ödenen ve rüşvet olduğu iddia edilen rakamlar yer aldı. Sarraf bu kaydı Happani’nin tuttuğunu söyledi. Çağlayan’la para konusunda bir anlaşmazlık yaşandığı, bunun nedeninin Süleyman Aslan’a verilen paranın da Çağlayan’a verilmiş gibi kaydedilmesinden kaynaklandığını açıkladı. Türkiye’de bir dönem çok tartışılan Çağlayan’ın saatiyle ilgili bir belge de duruşmaya sunuldu. Dokümanda saatin Sarraflar tarafından saatçi Yusuf diye birinden alındığı yer alıyor. Savcının “Hangi saat, nasıl bir saat” sorusuna Sarraf’ın “birçok saat var hangisi olduğunu bilmiyorum” cevabı salonda gülüşmelere neden oldu. Güldüren cevap Savcının Süleyman Aslan’dan başka birine rüşvet verip vermediğini sorusunu ise Sarraf “Hayır kesinlikle” diye cevapladı. “Neden başkalarına rüşvet vermedin” sorusuna verdiği cevap da salonda gülüşmelere neden oldu: “Zaten Ekonomi Bakanı’na rüşvet veriyordum, Halk Bankası’nın en üstündeki kişiye rüşvet veriyordum. Başka birine rüşvet verme ihtiyacı duymadım.” Atilla’yı korudu Tanık Sarraf’ın savcı sormamasına rağmen yaptığı ekleme dikkat çekiciydi. “Başkalarından talep de gelmedi” diyen Sarraf, Hakan Atilla’yı da rüşvet iddialarından korumuş oldu. l NEW YORK başında anlattı ABD’nin İran’a uyguladığı ambargoyu yasadışı yollarla deldiğini kabul eden İran asıllı işadamı Rıza Sarraf, dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a 50 milyon Avro rüşvet verdiğini ifade ettiği önceki günkü duruşmanın ikinci bölümünde de jüriye oldukça karmaşık gelebilecek yasadışı para trafiğinin nasıl işleyebileceğine dair çok detaylı bir sunum yaptı.Tanık, ayağa kalkarak ayaklı bir panelin önüne geçti. Elindeki siyah, mavi ve kırmızı kalemleri kullanarak çizdiği şemada, küçük kutucuklar içinde paranın hesaplar arasında dolaştırıldığını ileri sürdüğü Halk Bankası’nda yer alan İran ve Türkiye kaynaklı müşterilerin isimlerini yerleştirdi. Paranın ve altının yasadışı düzende akışını farklı renkler ve oklar kullanarak anlatan Sarraf, 100 kilogram altının iddia edilen düzende nasıl hareket ettiğini örnekledi. Mavi renk markörü altının nasıl dolaştığını, kırmızı rengi de paranın nasıl el değiştirdiğini işaretlemek için kullanan Sarraf, İran’a ait paranın uluslararası ödemelerde kullanılmasında sahibi olduğu Royal Grup ve Dubai’de faaliyet gösteren şirketi Atlantis Döviz’in birincil rol üstlendiğini anlattı. “İşbirliği yaptığınız biri bu salonda mı?” diye sorulduğunda ilk önce Mehmet Hakan Atilla’nın kıyafetini ve oturduğu yeri tarif eden Sarraf, daha sonra tutuklu sanığı parmağı ile işaret etti. Türkiye’ye petrol satışı şemada Sarraf, “Buraya National Iran Oil Company’yi (NIOC) yerleştiriyorum. Türkiye’de Tüpraş’a ham petrol satar. BOTAŞ’ı çizeceğim şimdi.. BOTAŞ da gaz alır” diyerek şema üzerinden konuştu. NIOC’nin Tüpraş’a ve BOTAŞ’a gaz ve petrol teslim ettiğini, sonrasında Tüpraş ve BOTAŞ’ın NIOC’ye borçlandığını, Halkbankası içinde hesapları olan bu iki kurumun ödemeyi yine aynı bankada hesabı bulunan NIOC’ye aktardığını ileri sürdü. Halk Bankası’nda Süleyman Aslan ve Hakan Atilla’nın nihai varış noktasını İran olarak belirlediği altının hiçbir zaman adresine ulaşmadığının altını çizen Sarraf, “İran’da altına, paraya ihtiyaç yok ki, uluslararası ödemelerin yapılmasına ihtiyaç var” diyerek açıkladı. İran’a Dubai üzerinden gidiyormuş gibi gözüken altının Dubai’de kendi şirketi Atlantis’e bırakıldığı, burada yerel para birimi Dirhem’e çevrildiğini ve daha sonra Rostamani Exchange bürosu vasıtasıyla İran’ın ödeme yapmak istediği ülkeye aktarıldığını ileri sürdü.İfadesinin sonunda “Örneğin Bank of China” diyerek tablonun son satırını çömelerek dolduran Sarraf, değiştokuşları gösteren orta kısıma elini açarak “Bu bölüm her şeyin kalbidir” dedi. 5K1 mektubunun yazılmasını istiyor Duruşma başında “Ailecek tatil ve kızımı Disneyland’e götürmek istiyorduk” şeklinde Amerika seyahatinin sebebini açıklayan Sarraf, neden ilk sorgulandığı gün yanlış beyanlar verdiğine dair soruyu da, “Neyle karşılaştığımı bilmiyordum, korktum, şaşırdım ve tamamı doğru cevaplar vermedim” diye yanıtladı. Kasım ayı sonunda kendisine isnat edilen yedi ayrı suçu da kabul ettiğini söyleyen Sarraf, bu suçları parmaklarını sayarak İngilizce sıraladı. Etkin pişmanlığın ne anlama geldiğininin farkında olup olmadığını sorgulayan savcıya, “Üç temel unsuru var; tamamen doğruları söylemek, ABD ile işbirliği yapmak ve kesinlikle bir daha suça karışmamak. Bütün bunları yaparsam devlet 5K1 mektubu yazacak mahkemeye.” Federal savcıların etkin pişmanlıktan yararlanan suçlular için işbirliğinin somut sonuçları görüldükten sonra kaleme aldıkları son derece detaylı bir belge olarak tanımlanan 5K1, mahkemeye hitaben yazılıyor ve duruma göre suçlunun ya tümden tahliyesi ya da hakkında ceza indirimi talep ediliyor. Gardiyana rüşveti kabul etti Basında Atilla’nın avukatı Victor Rocco’nun Sarraf’ın cezaevinde kadın ve alkol getirmek için rüşvet dahi verdiği ifadeleri yer almıştı. Gardiyana rüşvet vermeye çalıştığı suçunu da kabul eden tanık, iddia edilenin aksine parayı alkol ve gardiyanın cep telefonunu kullanmak için vermeye çalıştığını açıkladı. İçinde bulunduğu yasadışı düzeni anlatması istendiğinde, “Mümkün olduğu kadar basit anlatmaya calışacağım” diyerek sözlerine başlayan Sarraf, “İranlıların petrol ve doğalgaz satışından oluşan fonlarının karşılığında İranlıların ‘international payment order’larını (uluslararası ödeme talimatlarını) alıp, uluslararası finansal ödemelerini yapmak” dedi ve yurtdışına çıkardığı gaz ve petrol gelirlerinin Halk Bankası’nda toplandığını da sözlerine ekledi. Sarraf, FBI ve mahkemeye ait dört güvenlik görevlisinin eşliğinde duruşma salonunu terk etti. Yargıç Berman, savcı ve savunma avukatlarının binada karşılaştıklarında selamlaşmaması gerektiğini vurguladı. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog