Bugünden 1930'a 5,492,155 adet makale



Katalog


«
»

Salı 7 Kasım 2017 10 93 Türk listede FETÖ’cülük suçlamasının serencamı Twitter hesabını Cemaatçilerin yönettiği hemen ilk bakışta anlaşılıyor. Bu hesaptan 4 Kasım’da gönderilen tweet’e bir görsel iliştirilmiş. 15 kişinin portre fotoğrafları yer alıyor görselde... Bunlardan 11’i daha önce Cemaat’in gazetelerinde yıllarca yazmış, televizyonlarında program yapmış, kimisi de bu mecraları yönetmiş. Aralarında eskiden savcı olup sonradan köşe yazarına dönüşen de var. 12’nci kişi, Ergenekon ve Balyoz operasyonlarının icrası için özel olarak kurulan gazetenin “Bavulcu” namlı tetikçisi. Fotoğraflar beşerden üç sıra halinde, alt alta. “Bavulcu”nunki orta sıranın sonunda. İlk iki sıradakilerin bugün hepsi mahpus. Alt sıradaki beş kişiden dördünün ismini zikredeceğim. Sıranın sonundaki beşinci kişiden başlıyorum: Ahmet Şık. Dördüncü kişi Cumhuriyet’in Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu. Üçüncü suret bendenize ait. İkinci sıradaki de “FETÖ’nün medya yapılanması” davasında 14 ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen gazeteci Murat Aksoy. Tweet’te ise şunlar yazıyordu: “@KadriGursel & @murataksoy içerideyken bu görsel hazırlanmıştı. Sevin ya da sevmeyin, biliyorsunuz aynı nedenden dolayı cezaevindeler.” Gerçekten mi? Aynı nedenden dolayı mı cezaevindeydik? Buna gereken cevabı vermeden önce üç hususun altını çizmek gerekiyor: Birincisi, kriterimiz sevmek ya da sevmemek değil, hukuk ve insan haklarıdır. İkincisi, gazetecilik faaliyeti nedeniyle suçlanarak cezaevine atılmış olan herkes bir an önce serbest bırakılmalıdır; çünkü gazetecilik iktidardakini rahatsız etse de suç değildir. Üçüncüsü de şu: Şebeke mensupları, gazeteciliği bir cemaatin kriminal operasyonlarına alet etmiş olsalar da bu kişiler adil yargılanma hakkından mahrum bırakılamaz. “Bavulcu” gibilerle aynı nedenden dolayı cezaevinde olduğumuz şeklindeki propaganda yalanına gelince... Ben kendi adıma konuşacağım: Bağımsız, eleştirel ve sorgulayıcı bir gazeteci olarak kalmakta ısrar etmem nedeniyle tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne konuldum. Benim tutuklanma nedenim ile Balyoz kumpasının medya operatörü Bavulcu’nunki arasında herhangi bir ayniyet yoktur ve oluşturulamaz. Ben gazeteciyim, “Bavulcu” ise değil. Peki, bu Cemaat hesabı, benim ve şu an Silivri’de tutuklu olan iki arkadaşımız, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın fotoğraflarını hangi durumu suiistimal ederek söz konusu görselin içine yerleştirip tweet’leyebiliyor? Cevabı basit: Bizlere, “Üye olmamakla birlikte Fethullahçı Terör Örgütü’ne (FETÖ) bilerek ve isteyerek yardımcı olmak” gibi saçma sapan bir suçlama atılabildiği için. Cemaatçiler, üzerimizden kendi elemanlarına meşruiyet transfer etmek için bize yönelik bu suç isnadını kullanıyorlar ve diyorlar ki “Aynı nedenden dolayı cezaevindeler”... Biz gazeteci olduğumuz için, onlar da bizim sırtımızdan gazeteci olarak görünmeye çalışıyor. Yurtiçi ve yurtdışında FETÖ’cü olduğumuza inanan aklı başında bir Allah’ın kulu çıksaydı, Cemaat bize yöneltilen bu mesnetsiz, akıl ve mantıkdışı suçlamayı kendi elemanlarını aklama çabasında kullanmaya kalkışmazdı. Zaten malumunuz, bazı köşe yazarları da iktidarı yeri geldikçe uyarıyor ve “Müktesebatı dünyada iyi bilinen bu gazetecilerin FETÖ’cü olduklarına kimseyi ikna edemezsiniz, bu iddialar FETÖ’yle mücadelede dış desteği zayıflatır, zarar verir” minvalinde yazıyorlar. İktidar aldırıyor mu, şüpheli. Dolayısıyla bu noktada durmayıp, değerlendirmeyi bir adım ileriye taşımalı. İktidar, gazetecileri “FETÖ’cülük” suçlamasıyla içeri atmanın dışarıda inandırıcılığını azaltarak elini zayıflattığı gerçeğini pek de dert etmiyor. Bilakis kurnazca kullanıyor bu durumu. Bir kere, gerçek gazetecileri ve bağımsız medyayı susturmak için “FETÖ’yle mücadele” bahanesini kullanıyor. Bu durum, FETÖ’ye karşı Batı’dan gereken destek ve anlayışı görmesini daha da zorlaştırıyor. İktidarın buna tepkisi ise “Batı’nın FETÖ’yü desteklediği” söylemiyle güçlendirilmiş bir Batı karşıtlığını, muhafazakâr milliyetçi tabanını konsolide etmek için pompalamak oluyor. Görüldüğü gibi her iki durumda da olan, arada kalan biz gazetecilere oluyor. Paradise Papers’a göre offshore hizmet sağlayıcısı Appleby’ın müşteri listesinde Türkiye’den en az 93 bireysel müşteri ve şirket yer alıyor İllüstratör: Rocco Fazzari Dünyanın dört bir yanından çok sayıda politikacı ve iş insanının offshore hesaplarını ifşa eden Paradise Papers’a göre, offshore hizmet sağlayıcısı Appleby’ın müşteri listesinde Türkiye’den en az 93 bireysel müşteri ve şirket bulunuyor. Türk müşteriler arasında iş insanları öne çıkıyor. İş dünyasının, Türkiye’de yıllardır uygulanan vergi teşvik politikalarına rağmen offshore hizmetlerine ilgisi dikkat çekici. Gayrimenkul almak için offshore kullanan da var, varlık şirketlerine yatırım yapan da. Appleby müşterisi olan Türk iş insanları offshore yatırımlarında en çok Jersey merkezli tröstleri (ortaklıklar) kullanıyor. Tröstler sayesinde hak sahibi ya da esas hissedar, kimliği gizli tutularak farklı ülkelerde ve çeşitli alanlarda yatırım yapma imkânı buluyor. Buradan elde edilen kazançlarla ilgili Türkiye’de vergi ödemek zorunda da kalınmıyor. Süddeutsche Zeitung tarafından elde edilip Cumhuriyet’in medya ortağı olduğu Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ) ile paylaşılan belgelere göre 19 farklı yargı yetkisi alanı arasında Türklerin en çok tercih ettiği ülke ise Malta. Bu şirketlerin çoğunun faaliyet alanı da Malta bayraklı gemilerin çokluğu nedeniyle tahmini hiç de zor olmayan ‘denizcilik’. Konuştuğumuz iş insanları vergi avantajları sunan ülkeler ve vergi cennetlerinde kurdukları offshore şirketlerle Türkiye’deki faaliyetlerinin iliş kili olmadığını iddia ettiler. İş insanlarına göre vergi cennetlerini kullanmanın en önemli nedeni şirketlerinin uluslararası faaliyetleri. Vergi cennetleri açıklansın Türkiye’de Ocak 2006’dan itibaren, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 30’uncu maddesinin 7 No’lu bendi değiştirilerek, vergi cenneti ülkelerinde yapılan ticari işlemlerde yüzde 30 stopaj alınması kararlaştırıldı. Ancak Bakanlar Kurulu hangilerinin vergi cenneti ülkeleri olduğunu belirlemediği için 11 yıldır bu uygulanamıyor. Bu yüzden Maliye Bakanlığı harekete geçemiyor. Hazine ise gelir kaybına uğruyor. KVK’nin 30/7. maddesi ise şöyle: “Kazancın elde edildiği ülke vergi sisteminin, Türk vergi sisteminin yarattığı vergilendirme kapasitesi ile aynı düzeyde bir vergilendirme imkânı sağlayıp sağlamadığı hususunun göz önünde bulundurulması suretiyle Bakanlar Kurulu’nca ilan edilen ülkelerde yer leşik olan veya faaliyette bulunan kurumlara (tam mükellef kurumların bu nitelikteki ülkelerde bulunan işyerleri dahil) nakden veya hesabın yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılan kurumun mükellef olup olmadığına bakılmaksızın yüzde 30 oranında vergi kesintisi yapılır.” En riskli ülke Diğer yandan Appleby’ın Ocak 2016 raporuna göre Türkiye en riskli ülkeler arasında gösteriliyor. Terör finansmanı riski olarak tanımlanan risk primi 10 seviyesinde (en yüksek düzey) bulunuyor. Türkiye ile aynı kategoride yer alan ülkeler İran, Irak, Afganistan, Orta Afrika olarak sıralanmış. Söz konusu sınıflandırmada OECD bünyesindeki Kara Paranın Aklanmasının Önlenmesine İlişkin Mali Çalışma Grubu (FATF) raporları göz önüne alınmış. #ParadisePapers JUST DO IT. JUST DONʼT. 20112016 arasında 6 yıl üst üste dünyanın en değerli markası oldu. 2016 yılında 216 milyar dolar gelir elde etti. Samsung'un ardından dünyanın en büyük ikinci cep telefonu üreticisi. Avrupa Komisyonu geçen yıl Avrupa'daki satışlarından ödemesi gereken vergi miktarından çok azını ödediği gerekçesiyle Apple’ı İrlanda hükümetine 13 milyar Avro ödemeye mahkum etmişti. Dava şu anda Avrupa Adalet Divanı'nda. Avrupa Komisyonu'na göre Apple 20032014 yılları arasında Avrupa'daki satışlarından yüzde 0.005 ile yüzde 1 arasında vergi ödedi. Apple şimdi de yeni vergi cennetlerine odaklandı. 2 milyardan fazla kullanıcısı var. Dünya üzerinde en popüler sosyal medya sitesi. Geçen yıl 28 milyar dolar gelir elde etti. Paradise Papers’a göre milyarlarca dolarlık kâr İrlanda aracılığı ile kurumlar vergisinin yüzde sıfır olduğu Cayman Adaları'na gönderildi. Yerel medya yerel vergiler ödemek zorunda olduğu için reklam piyasasında rekabeti bozuyor. Cristian Ronaldo ve Rafael Nadal'ın ürünlerini tanıttığı dünyanın en büyük ayakkabı üreticisi. Kendi kategorisinde en değerli ticari marka seçildi. 2016'da 32 milyar dolar gelir elde etti. Hollanda’daki bir oluşum şirketin Avrupa ve Ortadoğu’daki kârlarının büyük bir kısmı için vergiden kaçmasına olanak sağlıyor. Bölgedeki gelirleri 8.4 milyar Avro’yu buluyor. Şirket, ABD’deki yasal adresi dışından 12.2 milyar dolar topladı. Nike bu meblağ için yüzde 2’den az vergi ödedi. Dünya devlerininSources:Facebook,Nike,Apple,theEUCommission,ParadisePapers,Reuters,Forbes,Fortune sırlarıJohan Hallnäs and Ola Westerberg/TT News Agency Nike, Apple, Facebook... Appleby, dünyanın en büyük çokuluslu şirketlerinin kârlarını Bermuda, Cayman ve diğer cennetlerde yapay olarak park etmelerine izin vererek milyarlarca dolarlık vergiden kaçmasına yardımcı oluyor. Süddeutsche Zeitung tarafından elde edilip ICIJ ile paylaşılan belgeler, Amerika’nın en kârlı şirketi olan Apple’ın, kârını İrlanda’daki yan kuruluşlarına kaydırarak 10 milyar Avro’dan fazla vergi kaçırdığının keşfedilmesinin ardından, Avrupa ve Karayipler’de vergi sığınağı olarak yeni bir ada arayışında olduğunu ortaya koydu. Apple’ın avukatları, gönderdikleri bir epostada, Appleby’dan altı offshore vergi cennetinden birine muhtemel bir geçiş yapmaları halinde, İrlandalı yan kuruluşlarının bu bölgelerde vergiye tabi olmaksızın yönetim faaliyetleri yürütebileceğini teyit etmesini istedi. ICIJ’e açıklamada bulunan Apple, kurumsal yeniden yapılanmanın ayrıntılarıyla ilgili yorumda bulunmayı reddederken, yapılan yeni düzenlemelerin hükümet yetkililerine açıklandığını ve değişikliklerin vergi ödemelerini azaltmadığını söyledi. Diğer yandan dosyalar, maddi olmayan varlıkları elinde tutan büyük şirketlerin offshore üzerinden vergilerini ne kadar azalttığını da ortaya koyuyor. Nike’ın “Swoosh” logosu bunlardan biri. Appleby kayıtlarına göre Nike’ın Bermuda’daki yan kuruluşu, Avrupa’daki merkezi olan Hilversum’dan ticari marka telif ücreti talep edebiliyor. Telif ücreti milyarlarca doları, aksi takdirde vergilendirilecekleri Avrupa’dan uzaklaştırıyor. Nike’ın vergi ödeme yapısı yeniden düzenlendikten sonra Hilversum’daki operasyonları 2015’te 982 milyon, 2016’da 1.13 milyar dolarlık telif ücreti ödedi. İş yaptıkları ülkelerdeki vergilerini azaltmaya çalışan Appleby müşterileri arasında Barclays, Goldman Sachs ve BNP Paribas, Whirlpool ve Saad Group da bulunuyor. Appleby’ın ‘kirli’ müşterileri Appleby, kendisini kuralları izleyen ve Mossack Fonseca ve diğer offshore operatörleriyle ilişkili kirli müşterilerden kaçınan bir firma olarak tanımlıyor. Ancak Bermuda merkezli offshore hizmet sağlayıcısının iç kayıtları, offshore endüstrisinin en parlak yıldızlarından birinin bile kara para aklama standartlarını defalarca ihlal ettiğini ve şüpheli müşterileri kabul ederek milyon dolarlık para akışlarını izlemede başarısızlığa uğradığını gösteriyor. Süddeutsche Zeitung tarafından elde edilip ICIJ ile paylaşılan belgelere göre, Bermuda mali düzenleyicileri, kara para aklamayla mücadele kurallarını ihlal ettiği için Appleby’ın tröst birimini 2015’te yapılan gizli bir anlaşmayla para cezasına çarptırmış. ICIJ’den Will Fitzgibbon’ın araştırmasına göre, Appleby’ın Cayman Adaları biriminde çalışan uyum direktörü Robert Woods tarafından hazırlanan PowerPoint sunuları ve diğer belgeler, firmanın şüpheli müşterilerle çalıştığını gösteriyor. Söz konusu PowerPoint sunularına göre Appleby, bir müşteriye Londra’da mülk satın alması için bir tröst oluşturuyor. Soru sormadan müşteri adına para kabul ediyor. Ancak daha sonra bu müşterinin, adı yolsuzluğa karışan Pakistanlı bir yetkili olduğu anlaşılıyor. Appleby çalışanlarının müşterileriyle ilgili bilmesi gerekenleri listelediği sunum notlarından birinde Woods, “Kabul ettiğimiz bazı müşteriler hayret verici, her yönüyle hayret verici” ifadesini kullanıyor. Endonezya diktatörü Suharto’nun iki çocuğu da hukuk firmasının müşteri listesine giren kötü şöhretli isimlerden bazıları. Belgelere göre Appleby, bazı durumlarda müşterilerin faaliyetleriyle ilgili şüphelerini yasa gereği yetkililere derhal bildirirken, bazı şüpheli müşteriler yıllarca belirtilmemiş halde kalmış. Appleby, ICIJ’in detayları sorularına yanıt vermedi. Bunun yerine bir basın bülteni yayımlayan firma, yüksek standartlara bağlı olduğunu iddia ederek “Biz müşterilerimize, işlerini yürütmeleri için meşru ve yasal yollar konusunda danışmanlık yapan offshore bir hukuk firmasıyız. Yasadışı davranışı kabul etmiyoruz. Hatalar olduğunu gördüğümüzde işleri düzgün hale getirmek için hızlı hareket ettik ve ilgili makamlara gerekli bildirimleri yaptık” dedi. Lewis Hamilton SÜPER JETE SÜPER KDV İNDİRİMİ Paradise Papers’a göre Appleby’ın Man Adası birimi, pop yıldızlarına, milyarderlere ve politikacılara ait lüks jetler ve yatları örneğin ticari havayolu gibi gösterip ya da Avrupa sularından çok uzakta satın alımlarını yaparak Avrupa vergi yasalarından kurtarıyor. Belgelere göre Formula 1 pilotu Lewis Hamilton da bu isimlerden biri. Bu yıl dördüncü kez dünya şampiyonu olan Hamilton, Armani perdeleriyle birlikte 27 milyon dolara aldığı yeni lüks jeti Bombardier Challenger 605 için Appleby’ın Bermuda biriminin desteğiyle katma değer vergisi iadesi almış. ICIJ’in Süddeutsche Zeitung, BBC ve The Guardian’in aralarında olduğu 90’dan fazla medya ortağıyla gözden geçirdiği gizli bel gelere göre Hamilton’un aldığı KDV iadesi 5.2 milyon dolar. Hamilton Appleby’a gönderdiği programa göre, yeni jetiyle ilk kez Ocak 2013’te Avrupa dışına çıkıyor ve Man Adası’nda konaklama yapmayı planlıyor. Appleby avukatlarının, Avrupalı zengin elitlerin KDV’den kaçınması için hazırladığı plana göre, Hamilton’ın ilk uçuşunda Man Adası’na iniş yapması gerekiyor. Belgelerde Appleby “Bu, kısa bir süre, genelde 2 saatten az bir süreyi kapsıyor” ifadesini kullandı. Hamilton’ın avukatlarınınt, ICIJ ortağı The Guardian’a verdiği demeçte, ünlü pilotun iş faaliyetlerini kendi adına yürüten profesyonel bir ekiple çalıştığı, hileli bir işlem yapılmadığı vurgulandı. C MY B PORTRE EDİTÖR: PELİN ÜNKER TASARIM: EMİNE BİLGET dizi 11 SERHAT ALBAYRAK Çalık Holding’de Genel Müdürlük ve Star Medya Yayıncılık’ta İcra Kurulu Başkanlığı görevlerini üstlenen Serhat Albayrak, halihazırda Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü olarak görev yapıyor. BERAT ALBAYRAK Berat Albayrak, 7 Haziran 2015 seçimlerinde İstanbul’dan AKP milletvekili yi Serhat Albayrak’ın da genel müdür olduğu Çalık Holding’de çalışmaya başladı. adayı olarak aktif siyasete girmeden ön 2004 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ce Çalık Holding’de üst düzey yönetici Erdoğan başbakan iken büyük kızı Esra Er olarak görev alıyordu. doğan ile evlendi. Çalık Holding bünyesine 1999 senesinde Ağabeyinin Ağustos 2006’da Star Gaze Hazine Uzmanı olarak katılan Berat Albay tesi Genel Müdürlüğü’ne geçmesiyle, on rak, 2002’de Çalık Holding’in ABD ofisin dan boşalan makama vekâleten atan de Finans Direktörlüğü görevine getiril dı. Albayrak, 2007 yılında da Çalık Holding di. 2004 yılında holdingin ABD ülke müdü Genel Müdürü oldu. Albayrak bu görevi rü oldu. Türkiye’ye döndüğünde, ağabe 2013 sonuna kadar sürdürdü. ÇALIK HOLDİNG KİMDİR? Çalık Holding, AKP iktidarı döneminin en hızlı yükselen gruplarından biri. Holding, özelleştirmeler, TOKİ ihaleleri, yurtdı şı anlaşmaları ve uygun kredi koşullarıyla enerjiden telekomünikasyona, finanstan tekstile, inşaattan medyaya kadar birçok sektörde hızla büyüdü. Bütün katılımcıların çekildiği SabahATV ihalesinde tek teklif, o dönem Berat Albayrak’ın genel müdürü olduğu Çalık grubundan geldi. Holding, medya sektörüne girerken kamu bankalarından 750 milyon dolarlık kredi aldı. Çalık, medya şirketlerini 2013’te Kalyon İnşaat’ın bağlı olduğu Zirve Holding’e devretti. Offshore biraderler Dünyanın dört bir yanın Berat ve Serhat Albayrak’ın Çalık Holding’de yönetici olduğu dan çok sayıda politikacı ve iş insanının offshore bağ dönemde holdinge bağlı çok sayıda offshore şirketi kurulmuş. lantılarını ortaya çıkaran Paradise Papers’ta Cumhurbaşkanı Tay Serhat Albayrak bu şirketlerden birinin bizzat direktörü. yip Erdoğan’ın damadı Enerji Baka nı Berat Albayrak’ın ağabeyi Ser Limited’in, ana sözleşmesinde belir hat Albayrak’ın da ismi geçiyor. Ser tilen faaliyet konularında üçüncü ül hat Albayrak, belgelere göre Malta’da kelerle ticaret yapmak üzere kurul bir offshore şirketle bağlantılı görünü duğunu belirtirken, şirketin hiçbir ti yor. Frocks International Trading Ltd cari işlemde bulunmadan 2006 yılın adlı şirkette Albayrak’ın yanı sıra Çalık da tasfiye sürecine başlandığını id Holding çalışanları Mehmet Gökdemir, dia etti. Murat Tarı ve Şafak Karaaslan şirket Belgelere göre ise Serhat Albayrak yetkilileri arasında bulunuyor. 1 Aralık 2003’te direktörlük görevini Murat Tarı 20002005 yılları ara Murat Tarı’dan devralıken, 2006 yı sında Çalık Holding’de genel müdür lında belgeleri direktörler Şafak Ka olarak görev yaptı. Mehmet Gökde raaslan ve Mehmet Gökdemir imza mir Çalık Holding’e bağlı GAP Tekstil yönetim kurulu üyesi, Şafak Karaaslan Çalık Holding’in dış ilişkiler sorumlusu. Serhat Albayrak da söz konusu dönemde Çalık Holding genel müdürlüğünü yürütüyordu. Altı yıl boyunca faal Frocks International Trading 17 Ocak 2003’te kurulmuş, şu an aktif görünmüyor. Ancak Eylül 2009’a kadar aktif olduğunu gösteren belgeler var. Bu geçen altı yılda hangi amaçlar için kullanıldığı ise belirsiz. Aynı dönemde Çalık Holding’de genel müdürlük görevini 2007 yılına kadar Serhat Albayrak, daha sonra Berat Albayrak üstleniyordu. Serhat Albayrak belgelerde Frocks International’ın direktörü olarak görünürken hisse sahibi kâğıt üzerinde Sovereign Trust Malta Limited adlı bir şirket. Bu şirketi Mark A. Miggiani ve Edward Zammit temsil ediyor. Sovereign Trust nusu belgede şirketin döviz kuru kontrolü düzenlemelerinden muaf tutulması isteniyor. Malta Finansal Hizmetler Otoritesi (MFSA) ile yapılan yazışmalara göre muafiyet talebinin gerekçelerinden biri de şirket aktivitelerinin Malta dışında gerçekleştirilmesi. Yazışmalar sonunda MFSA, muafiyeti sağlayan koşullar değiştiğinde bunu iptal etme hakkı saklı kalmak koşuluyla şirketin döviz kuru kontrolünden muaf tutulmasına onay veriyor. Sonuç olarak buradan Frocks International’ın yabancı şirket statüsünde olduğu anlaşılıyor. Hammadde alım satımı Şirketin kuruluş sertifikasına göre faaliyet alanı tekstil ürünleri, hammaddeleri veya tekstilde kullanılan araçlar ve kimyasalların alımsatımı, yönetimi ya da üretimiyle ilgili. Ayrıca benzer faali lıyor. Gökdemir ve Karaaslan imzalı belgede w w 30 Nisan 2006’dan itibaren 12 ay içinde şirket borçlarının tümünün kapatılacağı belirtiliyor ve şirketin tasfiyesi isteniyor. Şirketin varlık ve yükümlülüklerini gösteren belgenin de ekte olduğu bildiriliyor. Bu da şirketin faal olduğuna dair şüpheleri artırıyor. Faaliyet raporunda yok Çalık Holding’in tekstil sektöründe faaliyet gösteren bağlı şirketinin adı ise GAP Pazarlama. Şirketin faaliyet raporlarına bakıldığında Frocks International Trading’in, Çalık Holding ile ilişkili olduğu kuruluşlar arasında yer almaması dikkat çekici. Faaliyet raporunda GAP Pazarlama’nın iş sahasının uluslararası pamuk ticareti olduğu belirtilirken, tekstil ürünleri ithalat ve satışıyla ilgili şirketler Çalık USA, GAP Güneydoğu Dubai FZE, GAPPA Textiles Inc, GAP Pazarlama FZE diye sıralanıyor. Malta Limited belgelere göre toplam 343 yetlerde bulunan şirketlerde hisse ala Frocks International Trading ise faali şirketin sahibi görünüyor. Bir başka bel bilmesiyle ilgili bir madde de kuruluş yet konusu aynı olmasına rağmen bu gede ise Frocks International Trading’in amaçları arasına eklenmiş. şirketler arasında adı geçmiyor. Bu da bir ortak dışındaki hissedarlarının Mal Çalık Holding, Cumhuriyet’e yap söz konusu şirketin kamuoyundan giz ta dışından olduğu belirtiliyor. Söz ko tığı açıklamada, Frocks International lendiği ihtimalini güçlendiriyor. İllüstratör: Rocco Fazzari İç İçe geçen şİrketler Belgelerde Çalık Holding dış ilişkiler sorumlusu Şafak Karaaslan’ın direktör olarak göründüğü Malta merkezli başka şirketler de var. Paradise Papers’a göre Çalık Holding önce İsveç’te dört tane şirket kurmuş. Bu şirketler üzerinden de Malta’da sekiz tane offshore şirketi açılmış. İkisi Malta’da biri İsveç’te olmak üzere iç içe geçmiş üçer şirketten sonra Çalık ismine ulaşılıyor. Örneğin Synergy Marketing’in hissedarları Synergy Marketing Holding Limited ve White Construction Holding Limited olarak kaydedilmiş. Bu şirketlerin hissedarları ise Calık Construction AB ve Calık Marketing AB. White Construction Limited’in hissedarları da Synergy Marketing Holding ve White Construction Holding Limited üzerinden Calık Marketing AB ve Calık Construction AB olarak görünüyor. Calık Marketing de Calık Construction da Türkiye’de dört katı Çalık Holding, sorularımıza verdiği yanıtta, sekizi Malta’da dördü İsveç’te olmak üzere toplam 12 şirketin neden üçer üçer iç içe geçmiş bir şekilde kurulduğu konusuna ise açıklık getirmedi. Söz konusu şirketlerin, holdingin ticari faaliyetleri nedeniyle kurulduğu ve kuruldukları ülkenin mevzuatına uygun olduğu belirtildi. Malta’da yabancı şirket statüsündeki şirketler için uygulanan mevzuata göre kurumlar vergisi alınan vergi iadesi ile birlikte yüzde 5’e kar şılık geliyor. Türkiye’de ise kurumlar vergisi yüzde 22 seviyesinde. Holdingden yapılan açıklamada “Söz konusu şirketler uygulanabilir görülmediği için, herhangi bir ticari faaliyette bulunulmamış olup Malta’daki şirketler kapanmış ve İsveç’teki şirketler de tasfiye sürecine girmiştir” denildi. Açıklamada “Çalık Holding’i hedef almaya çalışan her türlü art niyetli habere karşı hukuki yollara başvuru hakkımızı saklı tuttuğumuzu bilgilerinize sunarız” ifadesi kullanıldı. Stockholm’de kurulmuş. Yine aynı şekilde Technological Energy Holding Limited ve Fashion Zone Textile Holding Limited adlı şirketler üzerinden Technological Energy Limited ve Fashion Zone Textile Limited şirketleri alınmış. Fashion Zone Textile Holding Li mited ve Technological Energy Holding Limited’in hissedarları ise Calık Energy AB ve Calık Textile AB olarak kaydedilmiş. Özetle Technological Holding Limited adlı şirketin sahipleri Technological Holding Limited ve Fashion Zone Textile Holding Limited olarak görünse de aslında Calık Energy AB ve Calık Textile AB. Bu iki şirket de Stockholm merkezli. Çalık Holding’in, sorularımız üzerine, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada, söz konusu şirketlerin varlığı kabul edilirken “Çalık Holding dünyanın 5 kıtasında ve 22 ülkesinde enerji, inşaat ve gayrimenkul, madencilik, tekstil, finans ve telekomünikasyon alanlarında faaliyet gösteren uluslararası bir şirkettir. Bu minvalde, faaliyetlerinin ve gelirlerinin önemli bir kısmı yurtdışında gerçekleşen ve uluslararası bir yapılanmaya sahip olan Çalık Holding’in yurt dışında iştirakler kurarak yapılanmaya gitmesi olağan ve hukuka uygundur” denildi. Serhat Albayrak ise sorularımıza yanıt vermedi. Yarın: İKTİDARA YAKIN VERGİYE UZAK Diktatör kime denir? Diktatörler kendilerine diktatör denilmesine genellikle çok kızar. Kelimenin İÖ 6. yüzyılda icat edildiği Roma Cumhuriyeti döneminde, anlamı olumsuz değildi. Cumhuriyetin karşı karşıya kaldığı son derece tehlikeli istisnai bir durumla baş etmek için bir kişiye ve sadece altı ay boyunca mutlak yetkiler verilmesini tanımlıyordu. Ağzından çıkan sözün mutlak emir olduğu, yapılması gerekeni “dikte eden” kişiydi diktatör. Beş yüzyıl sonra Sezar, yasalara aykırı olarak kendini “ömür boyu diktatör” seçtirdi. Bunu izleyen aylarda bir grup senatörün ona senatoda suikast düzenleyip öldürmelerinin en önemli nedeni, ömür boyu diktatör yetkisini almasının, Sezar’ın kendini kral etmesinin ön adımı olduğuna inanmalarıydı. Modern dönemde diktatör, bir ülkede siyasal iktidarı fiilen veya yasal olarak tek başına elinde tutan kişiye denir. Güçler ayrılığının olmadığı veya işlemez hale geldiği rejimin adı, diktatörlüktür. Seçimle iktidara gelmek, iktidarın diktatörlük olmadığına yeterli işaret değildir. Seçimlerin gerçekten çoğulcu, eşit, adil ve şeffaf olmadığı seçilmiş diktatörlerle doludur yakın dönem dünya siyasal tarihi. Diktatörlük bir kişinin elinde bütün güçleri fiilen veya yürürlükteki yasalara uygun biçimde toplamasının yanında, bu yetkilerin bir partiye veya bir heyete ya da kuruma verilmesiyle de oluşabilir. Tek parti diktatörlüğü bunun en bilinen örneğidir. Eğer bir ülkede devlet başkanı, milyonlarca aileyi ilgilendiren bir kararı, örneğin liselere kayıt yönteminin değişmesini bir konferansta veya seyahatte emrediyor ve bir hafta içinde yürürlükteki sistem, yerine ne konacağı daha belli olmadan, paldır küldür kaldırılıyorsa, o ülkede diktatörlük var demektir. Velev ki kötü çalışan bir sistemi düzeltmek için yapılmış olsun, yöntemin diktatörlük olduğu gerçeği değişmez. Diktatörlük bir yönetim tarzıdır. İleri derecede narsis kişilik yapılarında tezahür eder. Kişi tapınmasını beraberinde getirir. Ulu önder, şef, reis gibi sıfatların kullanılmaya başlanması, ‘Şef’e karşı çıkanların, kararlarına itiraz edenlerin düşman, hain, satılmış olarak damgalanmaları birbirlerini tamamlar. Sadece siyasal alanda değil, iş dünyasında, özel yaşamda da diktatör davranışı vardır. Özellikle otoriteye baş eğmeyi içselleştirmiş toplumlarda, biat kültürünün egemen olduğu kültür dünyalarında diktatörler şirketlere, derneklere, partilere, aile içi yaşama hükmederler. Diktatör her yerde ve her konuda kendisinin birinci sırada yer almasını ister ve bu olmayınca öfkesini dizginleyemez. Diktatör karakteri saldırgandır, istediğini elde edemedikçe saldırganlık dozu sürekli artar. Siyasal alanda diktatörlüğün en önemli göstergelerinden biri, başta ifade, basın, toplantı ve gösteri özgürlükleri olmak üzere, temel hak ve hürriyetlerin sistemli ve ağır biçimde iktidar güçleri tarafından ihlal edilmesidir. Ve bu giderek dozu artan bir eğilim izler. Diktatörlük rejimi, genellikle polis devletine tekabül eder, çünkü diktatörün toplumu büyük gözaltında tutmasının birincil yöntemi polis ve istihbarat ağının yargıya fiilen ikame olmasını gerektirir. Yargının diktatörün emrinde ve polis ve istihbarat ağının uzantısında yer alması demektir bu. Diktatör, yargı daha karar vermeden, yargı yerine zanlıyı mahkum etme yetkisini kendinde gören ve bu işlediği suça karşı herhangi bir yaptırım yapılamayan kişidir. Sonuç olarak, diktatör mutlak güce sahip olan ve bunu hiçbir denetime tabi olmadan, keyfi biçimde uygulayan yöneticiye verilen sıfattır. Bu kişinin halk tarafından seçiliyor olması, yönetim tarzının diktatörlük olduğu gerçeğini değiştirmez. Wilbur Ross’tan yalanlama Britanya Başbakanı Theresa May dün yaptığı basın toplantısında “Paradise Papers” ile ilgili konuştu. İddia edilen belgeleri ayrıntılı şekilde incelemeden konuşmasının doğru olmayacağını belirten May, “Denizaşırı yatırımı bulunanların otomatik olarak vergi kaçırdığını söylemek yanlış olur. Peşin bir hükme varmadan önce İngiltere Gelir ve Gümrük İdaresi (HMRC) belgeleri inceleyerek iddialara yanıt verecektir” dedi. “Paradise Papers” belgelerinde ismi sıkça geçen Donald Trump’ın Ticaret Bakanı Wilbur Ross, sızan belgelerle ilgili konuştu. Ross, yanlış hiçbir şey yapmadığını ve nakliye firmasının Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yakın çevresiyle bağlantılı olmasına karşın yatırımlarını şeffaflıkla açıkladığını söyledi. CNBC’ye konuşan Ross, istifa etmeyi düşünmediğini de sözlerine ekleyerek, “Her şey şeffaftı, insanlar belgelerdeki çarpıtılmış hikâyeler ve gerçek olmayan şeyler nedeniyle karşıt bir görüş elde ettiyse de ortada uygunsuzluk yok” diye konuştu. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog