Bugünden 1930'a 5,499,529 adet makale



Katalog


«
»

DUNYA Katalanlara Brüksel’den direniş çağrısı İspanya’nın bağımsızlık ilanının ardından görevden aldığı, “ayaklanma, halkı isyana teşvik, kamu fonlarını suistimal” suçlamalarıyla ilgili ifade vermemesi üzerine Avrupa çapında yakalama emri çıkardığı Katalonya Bölgesel Yönetimi Başkanı Carles Puigdemont, “birleşik siyasi cep he” çağrısı yaptı. Belçika’nın siyasi sığınma önerisinin ardından gittiği Brüksel’de konuşan Puigdemont, 21 Aralık’taki erken seçime katılacağını söyleyip “Katalonya, siyasi mahkumların özgürlüğü ve cumhuriyet için bütün demokratların bir araya toplanması zamanı geldi” dedi. Belçika Federal Savcısı, İspanya’nın tutuklama talebini yarın sorgu yargıcına iletecek. İade içinse suçlamaların Belçika’da da suç kabul edilmesi lazım. Pazar 5 Kasım 2017 dishab@cumhuriyet.com.tr EDİTÖR: BETÜL BERİŞE TASARIM: MÜGE KAYGUSUZ İran’ı hedef alan istifa nilgun@cumhuriyet.com.tr 7 Lübnan Başbakanı, Suudi Arabistan’a gidip istifa açıklaması yaptı. Hariri, suikast tehlikesinden söz edip ‘İran’ın bölgedeki elleri kesilecek’ dedi Suudi Arabistanİran çekişmesinin sahnelerinden bi lı Şii örgüt Hizbullah’a bir dizi suçlama yöneltti. Açıklama, İran ve Hizbullah’ın ni öne süren Hariri, “İran, devlet içinde Lübnan’a müdahale ettiğine dikkat devlet yaratıyor, Lübnan’da son sözü çekti. İlerici Sosyalist Parti lideri Velid ri olan Lübnan’ın Suudi destek desteğiyle Suriye ve Irak hükümetleri söylüyor. Hizbullah silah gücüyle em Canbolat, “Lübnan, istifadan doğacak li Başbakanı Saad Hariri is nin zaferler kazandığı dönemde geldi. rivaki yapıyor” suçlamasında bulundu. siyasiekonomik sonuçları kaldırama tifa etti. İran dini lideri Saad Hariri (47), tartışmalı bir yargı sü “İran’ın bölgedeki elleri kesilecek” teh yacak kadar zayıf. Ben, Suudiİran di nin başdanışmanı Ali Ek recinde Hizbullah üyelerinin de suç didinde bulunan Sünni blokun lideri, yaloğunu desteklemeye devam ede ber Velayeti’yi ağırla landığı 2005’teki Refik Hariri suikastına “Direniş” lakaplı Hizbullah’ı da “Lübnan’ı ceğim ” dedi. İran Dışişleri de “İsrail, masının ardından Suudi atıfla Lübnan’daki iklimin babasının öl bölge güvenliğinin tehdit edildiği bir ABD, Suud’un planladığı istifanın Lüb Arabistan’a giden ve El dürüldüğü günleri andırdığını iddia et yere çevirmek, silahlarını Suriye halkı nan ve bölgede yeni kriz çıkarma se Arabiya kanalında elin ti. İran’ın Lübnan’ı avucunun içine aldı na karşı kullanmak, Arap ülkeleri ara naryosunun parçası olduğunu” söyle Suudi kanalı El Arabiya, bir deki kâğıdı okuyarak is ğını, bölge ülkelerinin kaderine hük sında sorun yaratmakla” itham etti. di. Hariri’nin ardından Suudi bakan Ta kaç gün önce Beyrut’ta tifa açıklaması yapan mettiğini, İran ile Hizbullah’ın tüm böl Karşı blok ise Suudi Arabistan’dan is mer Sabhan da “İhanet ve saldırganlı Hariri’ye yönelik suikast girişiminin önlendiğini iddia etti. Hariri, İran ve Lübnan geyi hegemonyalarına almak istediği tifaya büyük tepki gösterip Riyad’ın ğın elleri kesilmeli” diye tweetledi. Gündem Suriye SDG: FederalizmTrumpilePutin görüşecek Asya turuna çıkan ABD Başkanı Donald Trump’ın gelecek hafta Vietnam’da yapılacak AsyaPasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye meselesini ele alabileceği belirtildi. İki lider arasında olası görüşme ve gündeminin Suriye’ye çözüm olması için çalışıldığını duyuran Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Her ne şekilde olursa olsun işbirliği gerekiyor” diye ekledi. Trump da Fox News’a Asya turunda Putin ile görüşebileceğini söylerken “Putin çok önemli çünkü bize Suriye, Kuzey Kore için yardım edebilir” demişti. 12 günde 5 ülke turlayacak Trump ile First Lady Melania Trump, Air Force One ile Hawai’den yola çıktı. Öncesinde Hawai’de Pasifik Komutanlığı’ndan çok önemli bilgilendirme toplantısı alan Trump, Japonya’nın ardından Güney Kore, Çin, Vietnam ve Filipinler’e gidecek. için Rusya devrede Britanya’nın Financial Times (FT) gazetesi, Rusya’nın Suriye hükümeti ile YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında arabuluculuk için girişimlerini hızlandırdığını yazdı. Son dönemde Kamışlı kentinde yoğun diplomatik çabalar yürütüldüğünü aktaran FT’ye konuşan SDG yetkilileri, Rusya’nın taraflar arasında çatışma ihtimalini ortadan kaldırmak için “Şam yönetimine federalizm baskısı yapma” sözü verdiğini iddia etti. ABD ise Türkiye’nin olası tepkisi nedeniyle müzakerelere katılmıyor. Kamışlı’da zorlu pazarlık “SDG yetkilileriyle görüşmek için Kamışlı’ya Rus ve İranlı yetkililer gidip geliyor” diyen gazete, “ABD tankları kentin kenarından IŞİD’le savaş cephesine doğru geçip giderken, Esad’ı destekleyen Rusya ve İran’dan Suriye hükümet güçleri, Deyr ez Zor’u almanın mutluluğu içinde. ‘Esad Rakka’yı SDG’den alacak’ Trump çifti, 1941’deki Pearl Harbor saldırısının anıtına çiçek fırlattı. ‘İran,Türkiye, Mısır ve Suudi işbirliği lazım’ İstanbul’daki TürkiyeKörfez Savunma Güvenlik Forumu’nda önceki gün konuşan İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Seyid Kazım Sajjadpour, Türkiye ile İran’ın Suudi Arabistan ve Mısır’ın eşliğinde işbirliğine gitmesi gerektiğini söyledi. Amerika’nın Sesi’nden Hilmi Hacaloğlu’nun haberine göre Sajjadpour, şu değerlendirmeyi yaptı: “Amerika’nın bugün ne yapmak istediğini kimse bilmiyor ve daha da fenası bence Trump bile bilmiyor. Bugün en büyük güçlerden biri nereye gittiğini bilmiyor. Bazı konuşmalar, bir kaza veya bir terör eylemi bile uluslararası siyasetin durumunu değiştirebilir. Tek bir oyuncuyu (ABD) bile kolaylıkla anlayamıyoruz. Trump’a göre, yaşanan sıkıntılar tek bir kişiden (Obama) kaynaklanıyor. ABD’nin geçtiği karmaşık süreçlerden kaçmak için bu çerçeveyi kullanıyor. Trump’ın seçim kampanyasına bakın, suçlama oyununu kalıcı bir analiz olarak bulacaksınız.” İranlı bakan yardımcısı her geçen gün “hiper karmaşık” hale gelen dünyada “suçlama oyunu” oynandığını, Ortadoğu’daki “suçlama oyununda” ilk hedefin İran olduğunu anlattı: “Türkiye’de de İran’ın her şeyin suçlusu olduğunu söyleniyor. İdeolojik bir suçlama oyunu. ‘İran Osmanlı’nın düşmanıydı. Hatta İslam öncesi dönemde de düşmandı’ diyorlar. Hiçbir analiz yok. Bunun basit ve tehlikeli olduğunu söylemem lazım. Çatışmalar ve ihtilaflar çıkarıyor. Çünkü bir taraf melek, bir taraf şeytan ilan ediliyor.” Ortadoğu’daki çatışmaların silah satmak için körüklendiğini belirten Sajjadpour, son dönemdeki İranTürkiye işbirliğinin nerede uygulamaya geçtiyse bölgeye faydası olduğunu söyleyip “Bazı anlaşmazlıklarımız var. Ama ilişkimiz çok boyutlu olduğu için anlaşmazlıkları yönetebildik. İranTürkiye işbirliği bölgedeki çatışmaları çevreledikçe bölge daha güvenli olacak. Bu iki oyuncunun da ötesinde Ortadoğu, Batı Asya ve Kuzey Afrika’da dört bölgesel oyuncu birarada çalışsa daha iyi olacak” dedi. Diğer iki oyuncunun Suudi Arabistan ve Mısır olduğunu söyledi. yetkililer Ameriken müttefiki SDG ile görüşmek için yerel havalimanına uçuyor” ifadelerini kullandı. Adlarının açıklanmasını istemeyen yerel arabulucular, Şam ile Kamışlı arasındaki mekik diplomasisini “delirtici bir çaba” diye niteledi. Bir arabulucu, “Mesele bir anlaşma istememek değil. Kimse taviz vermiyor. Henüz bir çözüme ulaşmak yönünde gerçek bir irade görmüyorum” dedi. ‘Rejim sonunda saldırır’ BM’nin Cenevre sürecinin SDG’nin sahadaki gücüne ilişkin gerçekliği gözardı ettiği yorumunu yapan FT, şöyle devam etti: “Bu boşluğu doldurmaya istekli Rusya, Soçi’de resmi bir müzakere konferansı planlıyor. İlerleme kaydedilirse, Cenevre sürecinin altı oyulabilir. SDG yetkilileri Moskova’nın, Şam’ı federalizmi kabul etmeye zorlama sözü vererek kendilerini kazanmaya çalıştığını söylüyor.” Arabuluculardan biri ise Rusya’nın kotaracağı bir anlaşmanın bile “kaçınılmaz olanı sadece erteleyeceğini” söyleyip “Ruslarla anlaşma yapılırsa, SDG hayatına bu şekilde 1015 yıl de Rusya destekli Suriye hükümet güçleri ile ABD destekli, Ankara’nın “terör örgütü” kabul ettiği YPG’nin omurgasını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında çatışma çıkarabilecek bir iddia ortaya atıldı. Suriye hükümet güçlerinin bundan sonraki hedefinin, SDG’nin geçen ay IŞİD’den aldığı Rakka olacağı ileri sürüldü. Lübnan’ı ziyaret eden İran dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’in başdanışmanı Ali Ekber Velayeti, “Hükümet ve halk güçlerinin Fırat Nehri’nin doğusunda ilerlediklerine ve Rakka şehrini kurtardıklarına yakın gelecekte tanıklık edeceğiz” dedi. Irak sınırına yakın Deyr ez Zor vilayetinin aynı isimli kentini Suriye hükümet güçleri önceki gün IŞİD’den kurtarmıştı, ama SDG vilayetin Fırat’ın doğusunda kalan kısmında ilerliyor. SDG, Rakka’nın idaresini federal, demokratik Suriye çerçevesinde Si vam edebilir. Fakat nihayetinde, rejim kendisini güvende hissettiğinde saldıracaktır” dedi. Birçok diplomat ve yorumcunun da Trump yönetiminin Kürtlere bir yıldan uzun süre destek verip vermeyeceğini sorguladığı belirtildi. Uluslararası Kriz Grubu’ndan vil Meclis’e devredeceğini ve sınırlarını tüm dış tehditlerden koruyacağını söylemişti. Şam ise Suriye ordusunun kontrolüne geçene dek Rakka’yı işgal altında kabul ettiğini duyurmuştu. Suriye’ye Haşdi Şabi Suriye sınırı yakınındaki Kaim’i kurtarmalarının ardından tam sınırdaki Elbu Kemal’e ilerleyen Irak hükümet güçlerine bağlı, Şii ağırlıklı milis gücü Haşdi Şabi, operasyonun hem Irak hem Suriye tarafında yer alacağını duyurdu. Haşdi Şabi içindeki en güçlü gruplardan Kata’ib Hizbullah’ın sözcüsü Cafer Hüseyni, tam Irak sınırında olduğu için Elbu Kemal operasyonuna katılacaklarını söyleyip “Elbu Kemal, Kaim’deki Irak güçlerinin menzilinde. Elbu Kemal sınrındaki varlığımız, IŞİD’le savaşta yeni bir cephe anlamına geliyor” dedi. Noah Bonsey, “Bir tür jeopolitik anlaşma yapılması gerekiyor. ABD devreden çıkarsa Türkiye, rejim, İran destekli milisler veya bu güçlerin bir bileşiminin SDG kontrolündeki bölgelere saldırması gibi gerçek bir ihtimal var” uyarısında bulundu. Tahran’da ABD Büyükelçiliği eyleminin 38. yıldönümünde Trump’ın kuklalarını sopalarla döven İranlılar, Siccil füzelerinin maketleri önünde zafer pozu verdi. Trump yüzünden protestoya katılım arttı İran’da 4 Kasım 1979’da ABD karşıtı bir grup üniversite öğrencisinin ABD Büyükelçiliği’ni basarak çalışanları rehin alması olayının yıldönümü her zamanki gibi gösterilere sahne oldu. Başkent Tahran’daki protestolarda “kriminel ABD’nin en büyük düşman olduğuna, nefret edilen ABD Başkanı Trump’ın büyük İran halkı ve Devrim Muhafızları’na karşı karalama kampanyasının kınandığına” dair bir açıklama okundu. Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Ali Şamhani “Bu yıl, Trump’ın İran karşıtı politikaları nedeniyle katılımın daha fazla olduğuna” dikkat çekti. Şamhani “Trump’ın diğerlerini intihara sürükleyen zırdelinin teki olduğunu dünyadaki tüm hükümetler teyit ediyor” diye konuştu. Trump, eylülde BM Genel Kurulu’nda yaptığı ilk konuşmada İran’ı saldırmakla tehdit edip uluslararası güçlerin İran’la nükleer anlaşmasını geçersiz kılmak için düğmeye basmıştı. ‘Devlet raconu’ ve Katalan krizi Bağımsızlık referandumu ve deklarasyonu ardından seçilmiş Katalan hükümeti üyelerinin hapse atılmasıyla İspanya’da yeni bir eşik aşıldı. Şimdiye dek ülkenin toprak bütünlüğünü ilgilendiren bir “iç sorun” gözüyle bakılan mesele, Avrupa’yı da içine katan bir “hukuk devleti sorunsalına” dönüştü. Madrid her ne kadar meşru “egemenliği” korumak saikiyle hareket etmiş olursa olsun, “seçilmiş temsilcileri” kodese tıktığı andan itibaren; bir “Pandora kutusu” açıldı. “İspanya bu kararla ‘hukuk devleti’ni çiğnedi mi çiğnemedi mi?” şeklinde gayya kuyusu gibi derin netameli bir tartışma açıldı. Bir yanda “toprak bütünlüğü”, “kurulu anayasal düzeni” korumak gibi çağlardan beri geçerli olan “devlet raconu” kriterleri... Diğer yanda “hukuk devleti, ifade özgürlüğü, insan hakları, temel hak ve özgürlükler” gibi yüce değerler var. İspanya sınırlarını zorlayarak Avrupa’ya yayılma istidatı gösteren Katalan krizinde şimdi bu iki değer kümesi çarpışıyor. Hangisi ağır basacak? Aralarında Çipras’ın eski maliye bakanlarından Yanis Varufakis ve Antonio Negri gibi etkili İtalyan yazar ve düşünürlerin de bulunduğu 200’e yakın Avrupalı sol aydının AB Komisyonu ve hükümetdevlet başkanlarına gönderdiği son bildirinin anlamı bu. Aydınlar, akademisyenler, siyasetçiler, Avrupa parlamenterlerinden oluşan imzacılar, İspanya hükümetinin, devletin egemenliği ve milletin bölünmezliği ilkelerini korumak adına Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonu, Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi tarafından güvence altına alınan “temel hak ve hürriyetleri” çiğnediğini belirtiyor; Avrupa’ya bu ihlallere göz yummama çağrısı yapıyorlar. Brüksel’in bu gelişmelere seyirci kalmasının, birebir bu hakların gözetiminden sorumlu AB’nin varlık nedeninin sorgulanmasına yol açacağını öne sürüyor, AB’ye güvenin giderek dinamitlenmesine meydan vereceğini vurguluyorlar. Aydınlar bildirisini uzun uzun konu etmemin sebebi, Avrupa’da hüküm süren kafa karışıklığı ve yön kaybına çok somut bir örnek teşkil etmesi. Hiçbir şey artık “eski Avrupa”daki denli net, siyah ve beyaz değil. İnsan Katalan krizinin örneğin farklı safhalarında ne diyeceğini şaşırıyor. “Ayrılıkçılıkla mücadele” sonuçta her devletin hakkı. Katalan ayrılıkçılığı da İspanya’nın sonunu getirecek bir olgu. Bu senaryonun gerçeklik kazanması halinde, Katalanları Basklar izleyecek ve ortada İspanya diye bir şey kalmayacak. Madrid olaya bu “olmak ya da olmamak” raconuyla yaklaşıyor. Ve bunun mücadelesini veriyor. Sorun bu mücadelenin nasıl verildiğinde. Mücadeleyi verirken; “meşruiyetin kaynağı” olan hukuk devleti kapsamındaki insan hakları ve ifade özgürlükleri ihlalleri yapılıp yapılmadığında. Bu nokta işte gri bir alan. Siyasi üstünlük önemli Kendilerini “fikir özgürlüklerinin” cisimleşmiş şekli gören “bağımsızlık yanlısı” Katalan liderler, savunmalarını “bizim fikir özgürlüklerimiz çiğnendi” noktasında yapıyor. “Fikir, ifade özgürlükleri çiğnendiği” için hapiste bulunduklarını iddia ediyorlar. Bu gerçekte “fikir özgürlükleri” ile dalga geçen bir savunma. Merkezi hükümet ve anayasa mahkemesi kararları hilafına “referandum” yapıp, arkadan “bağımsızlık ilanında” bulunmak; fikirden çıkıp açıkça eyleme dökülen şeyler. Merkezi otoritenin bu tırmanışa ineğin trene bakması gibi bakması beklenemez. Bu eylemler neticesinde Katalonya’da “özerklik”le beraber elebaşı sayılan özerk hükümet üyeleri görevlerinden alındı. Buraya kadarı anlaşılabilen şeyler. Ama bu liderleri tutup hapse attığınızda işte bir “kırmızı çizgi” aşılıyor. Hapse atılan temsilcilerin arkasındaki seçmenler de hapse atılmış gibi oluyor. Sonra bu negatif propaganda ve kısır döngü yaratan bir “rövanşizm sarmalı” üretiyor. Katalan siyasilerin hapsedilmesinin ardından sondajlarda hızla “bağımsızlık yanlıları” oylarında artış kaydedildiği görülüyor. Derken aydınlar devreye giriyor ve “mazlum edebiyatı” ile birlikte “siyasi tutuklu” kategorisi ortaya çıkıyor. Devlet raconu ile kazanmak özetle yetmiyor. Bu raconu kamuoyunu ikna edecek “siyasi üstünlüğe” çevirmek gerekiyor ki, Madrid’in önündeki en dişli sorun burada. Mısırlı din adamı: Baba kızıyla evlenebilir Mısır’ın önde gelen Selefi din adamları ve öğretim görevlilerinden Mazen Sersavi’nin erkeklerin evlilikdışı doğan kız çocuklarıyla cinsel ilişkiye girip evlenebileceğini söylediği bir video yayımlandı. El Arabiya ve Daily Mail’in haberlerine göre Sünni İslam’ın beşiği El Ezher Üniversitesinde ders veren Sersavi “Evlilik dışı doğan çocuğun atası belirsizdir” diyerek “babanın kızını evlilik dışı doğmuşsa resmen kızı saymayabileceğini” savundu. Bu sebepten “evlenmesinin önünde de dini sakınca bulunmadığını”, görüşünün “İmam Şafi’ye dayandığını” öne sürdü. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog