Bugünden 1930'a 5,498,464 adet makale



Katalog


«
»

Cumartesi 4 Kasım 2017 10 Bir toplantıya gittim113 GÜN SONRA TAHLİYE EDİLEN İNSAN HAKLARI SAVUNUCUSU ESER CUMHURİYET’E KONUŞTU: CANAN COŞKUN Uluslararası Af Örgütü’nün Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser, 5 Temmuz’da hayatım değişti Büyükada’da gerçekleştirdikleri diji tal güvenlik ve stresle mücadele top lantısından kendi gibi 9 hak savunucusu ile birlikte gözaltına alınarak tutuklanmıştı. 8 Ekim’de haklarındaki soruşturmanın tamamlanması ile iddianame düzenlendi. İddiana Beraat edeceğiz diye düşünüyorum, çünkü ortada bir suç yok. Delil yok, olanlar da zırva. Bu absürt Ben içeride hep güldüm. Hiç ağlamadım. Dalga geçiyormuşum gibi algılanıyordu. Kendimi eğlendir mede suçlamaların temelini söz konusu toplantının duyurusunun yapıl bir anımız olarak kalacak. meye çalışıyordum içeride. maması gibi nasıl suç olduğu anlaşıl mayan bir suç oluşturuyordu. Eser’in de aralarında bulunduğu 8 hak savunucusu 113 gün sonra çıkarıldıkları 25 Ekim’deki ilk duruşmada serbest Vedat ARIK bırakıldı. Birinci dereceden yakın ak rabası olmadığı için cezaevinde arka daşlarıyla görüşmesine aylarca izin verilmeyen Eser, Cumhuriyet’in so rularını yanıtladı: n Hak savunucusu olarak akıl almayacak bir şekilde gözaltına alınarak tutuklanmanız, serbest bırakılmanız hepsi hızlandırılmış bir gariplikler bütünüydü. O sabah polisler geldiğinde gece az uyumuştum. Sersem sepettim. Adam lar geldiklerinde ‘animasyon mu bu’ falan demişim. Çok absürttü gerçek ten. O anda hayatınızda bir kırılma noktası olduğunu fark ediyorsunuz. Çok saçma bir şekilde başladı. İnsan hakkı savunucusu olarak belli riskle riniz olduğunu biliyorsunuz ama bu kadar saçma sapan bir şekilde olaca ğını da düşünmemiştim. Silivri’de az kadın var n Bakırköy’de Özlem Dalkıran ve Nalan Erkem ile birlikte kalıyordunuz. Sonra ne oldu? Renkleri özlüyorsunuzÖnce Adalar nezarethanesine git tik. Orada 10 saate yakın kaldık. Sonra Peter ve Ali’yi bırakıp hepimizi topladılar ve 2’şer 2’şer dağıttılar. Maltepe Karakolu’nda sanırım 2 gün kaldık. Sonra Vatan’a gittik, orada da 910 gün kaldık. Bakırköy’e gittiğimizde Özlem’le beni “Yeni kar n İçerideki rendeden bile mutlu olmuşsunuz. Dışarıda neyi özlediniz peki? Müzik dinlemeyi, kedilerimi ve saçma sapan gündelik konulardan konuşmayı özledim. Ben dokunmayı çok severim, dokunmayı özledim. Game of de kelebek görmüştüm, çok sevinmiştim. Hayatı görmeyi özlüyorsunuz. Yağmur yağdığında Bakırköy’de avluya yapraklar gelmişti. İnsanlar sevinmişti. Rengi özlüyorsunuz sonra. Her yer sarı. Yukarıda dikenli teller. Diğer yaşam formlarını özlüyorsunuz. Karan ma FETÖ’cü” koğuşuna verdiler. Es Thrones’u özledim. Guardian okuma lıkta uyumayı özledim. Nezarethane kiden mesleklere göre ayrım yapılı yı özledim. İzlediğim haberlerle ilgi de hep ışık yanıyordu, cezaevinde de yormuş, bu yeni açılmış bir koğuştu. li başka insanların yorumlarını merak avlunun ışığı sürekli yanıyor. Orada ka Bir düzen kurma çabası içindeyken ediyordum. J.K.Rowling’in Robert tak mera da var. Alafranga tuvaleti özle bizi ayırdılar. 3 ya da 4 gün içinde 3 ma adıyla yazdığı dedektif serisinin di dim, o çok önemliymiş. Arkadaşlarımı ayrı koğuşta kaldık. Ben FETÖ’cü po zisi çıkmış mesela onu seyredemedim özledim, ama yapacak bir şey yoktu. lis koğuşuna düştüm. Onun sabahı diye üzüldüm. Doğayı görmeyi özle Açık görüşte göremedim onları. Yiye tekrar koğuş değişikliği haberi geldi. dim. Kampüs hastanesine gittiğimin cekleri ise hiç özlemedim. Koğuşta alafranga tuvalet vardı. Be nim derdim de o. O koğuştakilere İn gilizce öğretecektim. Söylene söyle Silivri’de çok az kadın tutuklu vardı. müştük. Beraber kaldığım koğuş arka ne çıktım sonra anladım ki koğuş değişikliği değil, Silivri’ye gidiyormu Kulaklarım tıkandı daşım Derya bana “Sen iyice sağır oldun” diyordu, çünkü üst katta oldu şuz. Tecritte değiliz algısı için yanı n Mazgallardan konuşuyor muydu ğumda söylenenleri duymuyordum. mıza Bakırköy’den 3 kadın daha ver nuz birbirinizle? En son doktora gittim, kulağımı temiz diler. Beraber kalmayacağımız anla Benim kulaklarım tıkandı, kesinlik lettim, açıldı. Televizyonda iddianame dık hemen. Aynı koridordaydık ama le bir şey duymuyordum. Bayram haf mizin çıktığını duyunca arkadaşları aramızda birer ayrı boş hücre vardı. tası, mangal tahtası muhabbetine dön ma “Duydunuz mu” diye bağırdım. YAŞAMAK BAŞKA n Arkadaşlarınızla ko nuşurken o kadar içten bir konuşmaydı ki sanki o sırada yanımızdaydınız. Arkadaşlarınızla söyleşi boyunca hep güldük. Ben de içeride hep gül düm. Hiç ağlamadım. Dalga geçiyormuşum gi bi algılanıyordu. Ben hep gülümserim. Ken di kendimi eğlendirme ye de çalışıyordum içeri de. Bakırköy’de sabahla rı robotik bir sesle “Sa yım var. Sayım için ha zırlanın” diye uyarı yapı lıyordu. Bu da bana Dr. Who’yu hatırlatıyordu ama neyini hatırlattığı İdil Eser, Canan Coşkun’un sorularını yanıtladı. nı çıkaramadım ilk başta. ğuş tecrübesiymiş aslında. Hafif bir Özlem de Dr. Who’yu seviyor, biliyo hiperaktif tarafım var. Rahat dura rum. Ona neyi hatırlattığını sordu mıyorum. Sınıfta kalkıp yürürmü ğumda ‘Exterminate’ repliğini söy şüm. Kafam biraz farklı çalışıyor an ledi. Son Capaldi’leri seyredemedik ladığım kadarıyla. diye üzüldük. “Sayım için hazırlanın” dediklerinde ben hep “insanlar Şak diye gidebilirsiniz pijamalarıyla 123 diye hareketler n Cezaevine nasıl katladınız o halde? yapıyormuş” hayali kuruyordum. Kitap okudum. Kafamın içinde ya “Hücre cezası yeriz, abartma” dedi şayabiliyorum. Biraz daha içime çe ler. Çok eğlenceli olurdu. Silivri’de kildim. Daha çok kitap okumadım aramadan geçerken ceketi çıkarıp aslında. Zorunluluk haline gelin kafamın üzerinde salladım. Çok kız ce ondan da hoşlanmıyorum. Birçok dılar ama artık dayanamadım. insan kendini rüyalarında hapis n Eksantrik diyor arkadaşlarınız hanede görüyordu, ben bir kere bi sizin için. le görmedim. Hep dışarıdaydım rü Bana üniversitedeki hocalarım da yalarımda. “Bu da geçer ya hu” lafı ‘eksantrik’ diyorlardı. Otoriteyle ala nı çok kullanırım. Bunun da bir dö kalı diye düşünüyorum. Dönüp bak nem olduğunu biliyordum, ne ka tığımda çok şanslı olduğumu anlıyo dar süreceğini bilmiyordum. Kimi rum. Çünkü yatılı okula gittim, ko zaman hep burada kalacağım, bura da öleceğim hissine kapılıyorsunuz. Çünkü sağlık hizmetlerinde sorun var. Kalp krizi geçirseniz şak diye gidebilirsiniz. İnsan hakları savunucusu için de ilginç bir deneyimdi. Okumak başka şey, yaşamak başka şey... Biz de tahliye olmayacağız n İçeride hiçbir arkadaşınız kalmadan hep birlikte tahliye oldunuz. İlk duruşmada serbest kalacağınız aklınıza gelmiş miydi? Beraat edeceğiz diye düşünüyorum, çünkü ortada bir suç yok. Delil yok, olanlar da zırva. Tahliye olacağım hiç aklıma gelmedi. Ben, Nalan ve İlknur çıkar, takside bağlayabilirler diye düşündüm Cumhuriyet davasında olduğu gibi. Savcı herkesin tahliyesini isteyip Veli’nin (Acu) istemeyince o çok kötü oldu, biz de kötü olduk. “Merak etme biz de tahliye olmayacağız. Tahliye olursak eşinin doğumunda her anı fotoğraflayacağız” dedik. İnsanın içi kaldırmıyor. Ben mesela koğuş arkadaşım Derya’yı merak ediyorum. Bu absürt bir anımız olarak kalacak. Bir gün bir toplantıya gittim ve hayatım değişti. Cezaevine girmeden önce “3.5 aydır sürekli çalışıyorum. Kıçımın oturduğu yer belli değil” demiştim. İnsan ettiği lafa dikkat etmeli. Oturduğum yer aşırı derece belliydi: C2, Hücre 16. Telin ötesine geçmeyi başardık n Şebnem Korur Fincancı cezaevine girdiğinde bir arkadaşı ona “Devlet farkında olmadan içeri müfettiş soktu” demiş. Sizin için de geçerli aslında. Aynen öyle. Mahkum hakları konusunda daha fazla çalışacağım artık. Birden bire telin öte tarafına geçmeyi başardık. Çok daha yakından gördük. Murat Çelikkan “1980’e göre bayağı gelişme var” dedi. Çok fazla kontrol var. Mesela infaz koruma memurları da sürekli kayıt altında. Özellikle bizimki gibi yüksek profilli vakalarda her yaptıkları gözleniyor. Dolayısıyla onlar da çok dikkat ediyordu. Game of Thrones’u izledim n Game Of Thrones’u anlatıyorlardı size avukatlarınız öyle değil mi? Dün gece izledim hepsini. Huzura erdim. TEM Şube’den gelip benim evimde arama yaptılar, gözaltına alınmamdan 6 gün sonra. Hard disklerimin içinde onbinlerce film, yüz binlerce kitap var. Vakti zamanında TRT’de yayımlanan Aşağıdakiler Yukarıdakiler’in orijinal versiyonu, Dempsey and Makepeace gibi sittin sene önce TRT’de yayımlanmış, aramış bulmuşum. Çok güzel bir arşivim var. Onları bir tarihte inceleyip verecekler. Parası olmayana cezaevi zor n Arkadaşlarınız kahve falı tutkunuzdan bahsetmişti. İçerideyken bakabiliyor muydunuz? Orada hazır kahve vardı. Kâğıt bardak olduğundan kapatılamıyor. Her şey melamin. Çatallar bile ince metal denen bir maddeden yapılıyor. Sert bir yiyeceğe batırdığınızda yamulabiliyor. Plastik rendeleri çok iyiydi ama. Çok iyi havuç rendeleniyordu, onu almadığıma pişman oldum. Parası olmayan biri için cezaevi çok zor. Aydınlatma haricindeki harcamalar için elektrik faturası geldi mesela. Televizyon, buzdolabı ve çaydanlık için. Temizlik malzemesini de satın almanız gerekiyor. haber EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: İLKNUR FİLİZ BERBEROĞLU’NA ZİYARET Türkiye için adalet dersi İKLİM ÖNGEL CHP Eskişehir Milletvekili Gaye Usluer ve CHP Edirne Milletvekili Erdin Bircan, CHP’nin tutuklu İstanbul milletvekili Enis Berberoğlu’nu ziyaret etti. Milletvekilleri, Berberoğlu’nun özellikle “Siz Yürürken Ben Yatarken YazıYorum” kitabının çıkması nedeniyle keyfinin çok yerinde olduğunu söyledi. Edinilen bilgiye göre görüşmede Berberoğlu, istinaf mahkemesinin kararı bozmasının ardından suçlu olmadığının anlaşıldığını belirterek, “En önemlisi bana isnat edilen suçun mahkeme tarafından bozulması. Bu benim için çok değerli. Bir dahaki yargılamada çıkacağımı düşünüyorum” dedi. “Belki biraz daha kalırım ama benim cezaevimde olmam Türkiye’de adalet için bir ders olacaktır” diyen Berberoğlu, tarihe not düşülecek bir adaletsizliğin oluştuğunu, ancak gerçeklerin de hiçbir zaman gizlenemeyeceğini söyledi. Büyükada’nın arkası gelir Berberoğlu, “Demokrasi, hak, hukuk adalet herkes için gerekli. Türkiye’de bir an önce antidemokratik uygulamalardan vazgeçilerek demokrasinin yeniden insanların yüzünü güldürdüğü bir sürece evrilmesini diliyorum” diye konuştu. Büyükada tutuklularının serbest kalmasına dikkat çeken Berberoğlu, “Cumhuriyet gazetesi yazarlarının tutuklu olmasından büyük üzüntü duyuyorum. Ancak Büyükada kararı umut verici. Bunun arkası gelecektir” ifadelerini kullandı. l ANKARA CHP’Lİ BARIŞ YARKADAŞ: Gazetecinin aldığı nefes suç Gazetecilere yönelik baskı ve tutuklamalara ilişkin açıklama yapan CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, “İktidar, gazeteciliği yapılamaz hale getirmek istiyor. Bir günde altı gazeteci ve bir avukata hapis cezası istenmesi bunun göstergesidir” dedi. Yarkadaş, “Yargı, iktidarın sopası oldu. O sopa, sürekli gazetecilere vuruyor. Gazetecilerin aldığı nefesi bile suç sayıyorlar” ifadelerini kullandı. FOX TV Haber Programcısı İsmail Küçükkaya üzerinden gazetecilere ve topluma gözdağı verildiğini söyleyen Barış Yarkadaş, Evrensel gazetesi muhabirleri Cem Gurbetoğlu ve Tamer Arda Erşin ile Cumhuriyet gazetesi muhabiri Kemal Göktaş’a 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmasına da tepki gösterdi. l İSTANBUL / Cumhuriyet Tutuklu Gazeteci Ressam Zehra Doğan’a İsviçre’den ödül Tutuklu gazeteci ve ressam Zehra Doğan, İsviçre’deki Freethinkers (Özgür Düşünenler) adlı kuruluş tarafından düşünce özgürlüğü ödülüne layık görüldü. Pazar günü İsviçre’nin Zürih kentinde düzenlenecek törende verilecek ödülü Zehra Doğan adına arkadaşları alacak. Doğan, geçen haziran ayında “terör örgütü propagandası” suçundan 33 ay hapis cezasına çarptırılarak Diyarbakır E Tipi Cezaevi’ne konulmuştu. Ödül töreninde Zehra Doğan’ın hem 2016’daki tutukluluğundan hem de 2017’de tekrar hapse girmeden önce çizdiği resimlerden oluşan bir sergi de düzenlenecek. OSMAN KAVALA TEPKİSİ AB: Yeni bir erozyon yarattı ABKomisyonu Sözcüsü Maja Kocijancic, Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın tutuklanmasının yeni bir erozyon yarattığını belirterek “AB, Türk makamlarının yargının bağımsızlığı, tutukluluk süreleri ve masumiyet karinesi de dahil olmak üzere, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi tarafından tespit edilen standartlara ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına uymasını bekler” mesajı verdi. Kavala’ya karşı kullanılan genel söylem ve yöneltilen suçlamaların hukuki usullere uygunluk ve masumiyet karinesi ilkesine riayet anlamında ciddi şüpheler yarattığını belirten Kocijancic, Kavala’nın durumunun gözaltına alınan ve tutuklanan sivil toplum temsilcileri, gazeteci ve akademisyenlerden oluşan uzun listeye yeni bir ekleme olduğunu söyledi. Bu durumun yeni bir erozyon teşkil ettiğine ve sivil toplumun hareket alanının daraldığına dikkat çeken Kocijancic, “Uzun gözaltı ve tutukluluk süreleri, istisna olmaktan ziyade birer norm halini almıştır” ifadelerini kullandı. l ANKARA / Cumhuriyet C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog