Bugünden 1930'a 5,492,155 adet makale



Katalog


«
»

Çarşamba 1 Kasım 2017 6 haber TASARIM: EMİNE BİLGET Bu sorularla ölçecekler! MEB’in öğretmenlerin performansını ölçmek için okullarda dağıtacağı formların ayrıntıları ortaya çıktı OZAN ÇEPNİ MEB, öğretmenleri değerlendirmek için okul müdürü, veli, öğrenci, diğer öğretmeni değerlendirmek üzere öğretmen, zümre öğretmeni ve özdeğerlendirme olmak üzere 6 ana başlıkta soru hazırladı. Bakanlık belirlenen soru ve kriterler için değerlendirme yapanlardan “çok az”dan “çok iyi”ye doğru 1’den 5’e kadar not vermesini istedi. İşte o formların ayrıntıları: Öğrencilere sorulacak l Öğretmenim dersin konularını çok iyi bilir. l Öğretmenim bizi milli ve ma nevi değerlerimize göre yetiştirir. l Öğretmenim bize davranışları ile örnek olur. l Öğretmenim bize değer verip sevgisini gösterir. l Beni sabırla dinler sorularımı cevaplandırır. l Öğretmenim Türkçeyi güzel ve anlaşılır biçimde kullanır. l Öğretmenim ders işlerken günlük yaşamdan örnekler verir. Velilere sorulacak l Çocuğumun başarılı olmasında destek olur. l Bizimle etkili iletişim kurar. l Eğitimi konusunda benimle işbirliğine hazırdır. l Çocuğuma not verirken adil ve objektif davranır. l Sınav sonuçları ile ilgili bilgi ve tavsiyeler verir. l Çocuğuma tutum ve davranışlarıyla örnek olur. Müdürlere sorulacak l Planları, çevresel imkânları ve maliyeti dikkate alarak hazırlar. l Sınıf disiplinini sağlar. l Yönetici ve meslektaşlarıyla etkili iletişim kurar. l Bilgi ve deneyimlerini meslektaşları ile paylaşır. l Görev ve sorumluluklarını za manında yerine getirir. l Ders giriş çıkış saatine uyar. l Öğrencilerin milli ve manevi değerlere saygılı olarak yetişmelerine katkıda bulunur. l Kişisel bakımına özen gösterir. l Mesleki etik ilkelerine uygun davranır. Öğretmenlere sorulacak l Alanı ile ilgili konu ve kavramlara hâkimdir. l Alanın öğretim programını tüm ögeleriyle bilir. l Planları öğretim programına uygundur. l Tutum ve davranışlarıyla öğrencilere rol model olur. ‘Performans’ tepkisi Öğretmenlerin performansının okul yöneticilerine, meslektaşlarına, velilere ve öğrencilere sorulacak olmasına tüm eğitim sendikaları tepki gösterdi Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) 12 ilde pilot uygula ma kapsamında başlattığı per formans değerlendirme sis temine tepki büyüyor. Türkiye’deki 1 milyon öğretmenin yüzde 80’ini temsil eden Eği OZAN ÇEPNİ tim Sen, Eğitim İş, Eğitim Bir Sen ve Türk Eğitim Sen de uygulamaya tepkili. Eğitim Sen, Eğitim İş, Türk Eğitim Sen üyelerinden değerlen dirme formlarını doldurmamaları nı isterken, Eğitim Bir Sen ise üye lerine bütün öğretmenlere 100 pu an verilmesi çağrısı yaptı. Sendi kalar, bakanlığın performans siste minden vazgeçmemesi durumun da eylemlerini büyüterek devam edeceklerini vurguladı. Sendika lar, MEB’in öğretmenlik mesleğini, veliler, yöneticiler ve öğrencilerle karşı karşıya getirecek uygulama sını Cumhuriyet’e değerlendirdi. MEB, öğretmenlerin performansını; okul müdürü, veli, öğrenci ve aynı alanda ders veren meslektaşlarına sorduğu sorularla değerlendirmeyi planlıyor. ‘Başarısız olan Bakanlık’ Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım: Öğretmenlerimizin kalitesinin ya da kapasitesinin öğrenciler, veliler, idareciler ve kendi zümre öğretmenleri tarafından değerlendirilmesinin sakıncalı olduğunu düşünüyoruz. Biz performans değerlendirme sistemine katılmama kararı aldık. Kesinlikle katılmıyoruz ve hiçbir üyemiz sisteme girip not doldurmayacak. Milli eğitimdeki başarısızlık öğretmene yüklenemez. Öğretmen buradaki en masum olandır. Milli Eğitim Bakanı’na çağrı yapıyoruz, bu uygulamanın derhal iptal edilmesi lazım. Şu an sadece katılmama kararı aldık ama eğer üyelerimizin aleyhine bakanlık bir uygulamaya girerse bunun hukuken de peşine düşeriz, saha eylemleri de düzenleriz. ‘İşte bu ipin ucudur!’ Eğitim Sen Genel Sekreteri Keskin Bayındır: Performans ölçme siste mi artık sosyal yaşama da müdahale eder, yani öğretmenin okul dışındaki yaşamı üzerinde de tasarruf sahibi olmaya çalışan bir hal aldı. Üyelerimizin bu sürece girmemelerini istiyoruz. Bununla okullarda bir tartışma, okul idarecilerinden bu performans formlarını doldurmaya yönelik bir zorlama süreci başlayacak. Üyelerimizin bu formu doldurmaları noktasında herhangi bir zorlama olmamasına karşı her türlü hukuksal hazırlığı da yürütüyoruz. Bu bizim için ipin ucudur. İpin ucu burada kaçtığı zaman eğitim alanında öğretmenlerin çalışma koşulları çok ciddi şekilde sıkıntıya girecektir.” ‘1 milyon öğretmen kızgın’ Türk Eğitim Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk: Performans değerlendirmesi 1 milyon öğretmeni MEB’e karşı kızgın hale getirdi. Bir öğretmenin başarısını onun yetiştirdiği, notla değerlendirdiği bir insana, öğrenciye, velisine sormak nasıl bir akıl tutulmasıdır. Öğretmeni öğretmene değerlendirtmekle, öğretmenler arasındaki dostluğu mu yok etmek istiyorlar? Öğrenciler bu sistemin ardından sosyal medyada öğretmenleri hakkında ağır hakaretler, küfürlere kadar neler söylüyorlar. Yazıktır. Bunu yapmaya kimsenin hakkı yok. Biz üyelerimize ‘değerlendirme yapmayın’ diye tavsiyede bulunduk. Eylem kararı aldık. Bunun öğretmenin itibarını düşürmekten başka bir işe yaramayacağını herkes kabul ediyor. Bakan İsmet Yılmaz’a da öğrencilerin attığı çirkin tweet’leri bizzat ilettim. ‘Bu mudur’ dedim. Performans sisteminin derhal geri çekilmesi lazım. Bu performans sistemi değil MEB’de kaos sistemidir. ‘Tam not vereceğiz!’ Eğitim Bir Sen Başkanvekili Latif Selvi: Bunun sağlıklı bir yöntem olmadığı kanaatindeyiz. Eylemliliğimizde bütün üyelerimizin bütün arkadaşlarımızla alakalı kim olursa olsun, değerlendirmesi istenen kim varsa herkese 100 verilmesi kararı aldık. Biz MEB’e gerekli uyarıları yaptık. Sanıyorum bundan gerekli dersi çıkarırlar. Bundan vazgeçmediği takdirde de MEB bu sistemi kesinlikle uygulayamaz. Sonuna kadar da karşısına çıkarız.” l ANKARA ‘Denetimli serbest’ olsunlar Genç ve çocuk tutukluların çoğuna denetimli serbestlik uygulanması gündemde FİGEN ATALAY Çocuklar ve gençler söz konusu olduğunda özgürlüğünden yoksun bırakılmak en son çare olmalı. Yapılan araştırmalar, özgürlüğünden yoksun bırakılmanın çocuklar ve gençlerin tekrar suç işlemelerini önlemenin ve kanunla ihtilaf halinde olan çocuklar ve gençlerle ilgilenmenin en pahalı yolu olduğunu gösteriyor. Cezaevinde tutmak, genç bireylerin tekrar suç işleme ihtimallerini de azaltmıyor. AB, UNICEF, Adalet Bakanlığı işbirliği ile 21 pilot ilde, Denetimli Serbestlik Gençlik Programı (DENGE) uygulanıyor. Çocuklar ve gençler için daha etkili denetimli serbestlik hizmetlerine ulaşılmasının hedeflendiği programın 2018 yılında da sürmesi bekleniyor. UNICEF Türkiye yetkililerinden alınan bilgilere göre, çocuklara yönelik denetimli serbestlik hizmetlerinin başladığı 2005 yılından bu yana yaklaşık 160 bin çocuk denetimli serbestlik sisteminden yararlandı. Eylül 2017 itibarıyla 12 bin 109 çocuk denetimli serbestlik altında bulunuyor. Çocuk Hakları der ki: BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 37. Maddesi şöyle: “Hiçbir çocuk yasadışı ya da keyfi biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılmayacaktır. Bir çocuğun tutuklanması, alıkonulması veya hapsi yasa gereği olacak ve ancak en son başvurulacak bir önlem olarak düşünülüp, uygun olabilecek en kısa süre ile sınırlı tutulacaktır.” Amaç: yaygınlaştırmak UNICEF program sorumluları, bu bağlamda gerçekleştirilen çalışmaların, tutuklamaya ancak en son çare olarak başvurulmasını sağlamak üzere kanunla ihtilafa düşmüş çocuklara yönelik toplum temelli hizmetlerin güçlendirilmesi gerekliliğini ortaya koyduğunu vurguluyor. Programdan beklenen başlıca sonuçlar şöyle: l Gençlerin topluma yeni den kazanılmasını kolaylaştıracak risk ve ihtiyaç değerlendirme aracının ve destekleyici müdahale programlarının geliştirilmesi ve test edilmesi. l Denetim altındaki çocuklar için geliştirilen sistemin yaygınlaştırılması ve izlenmesi. Alternatif infaz rejimi Kanunla ihtilaf halindeki çocuklar için kapatılmaya alternatif toplum te melli bir infaz rejimi olan denetimli serbestlik, çocuğun işlenen suçun sorumluluğunu taşımasının sağlanması ve toplumla yeniden bütünleşme fırsatlarından yararlanması arasında güçlü bir denge kuruyor. Sonuçları olumlu Program sorumlularına göre, denetimli serbestliğin bir tür cezasızlık olarak pozitif biçimde algılanması riskinden kaçınmak için, etkili denetimli serbestlik programlarının kalitesinin ve kapsamının güçlendirilmesini hedefleyen sistem reformlarına halkın çocuk hakları ve bu tür önlemlerin önemi konusunda duyarlı hale getirilmesine yönelik çabaların eşlik etmesi hayati önem taşıyor. Toplum temelli müdahaleler, tekrar suç işleme eğilimini azaltmak konusunda kapalı kurumlarda uygulanan programlara göre daha etkili. Çocukları ve gençleri toplum temelli müdahale programları ile desteklemenin hapsedilmeye göre hem onlar hem de toplum için daha yararlı sonuçlar doğurduğuna ilişkin bulgular bulunuyor. Terkibi Bend’den Dersler Kimileri yaklaşan bir tehdidi, tehlikeyi görmezden gelmeyi yeğliyorlar ve tutumları geleceği tehlikeye atan unsurlar içeriyor. Ağır mı oldu? Farkındayım ve amacım “piyasaya, dün bir bugün iki, yeni çıkmış olanları hoş görmeyi” öğütleyenleri, “azıcık umut varsa hemen karalamamak, beklemek gerektiğini” söyleyenleri hain olarak damgalamak değil. Hani daha sonra “eyvah yine yanıldık” denilmesin diyedir sözlerimiz. HHH Kurulduktan kısa bir süre sonra kapanan kimi siyasi partilerin, onların değerli liderlerinin iktidar partisine veryansın ettikten kısa bir süre sonra “ülkenin devletin bekası söz konusudur” diyerek, bu “ulvi” gerekçeyle, önce iktidara “iltisaklanıp” sonra “iltihak” ettiklerini hatırladınız mı? Örnekleri çoktur. “Meşrebi” böyle olanları kınamaya gerek de yoktur doğrusunu isterseniz. Kınanması gerekenler geçici durakları, o duraklarda zamanın gelmesini bekleyenlerin niyetlerini göremeyenler olmalıdır. HHH Yeni kurulan ve artık yalanın siyasi edebiyatta doğallaşmasının tipik bir örneği olan siyasi partiden söz ediyorum. Liderler genellikle partilerinde olmayan özellikleri kurdukları partinin adına yazıyorlar; bu yeni parti de kendine “iyi” dedi. Amma böyle geçmişe sünger çekip milleti, memleketi beyhude umutlara sürüklemek en azından ayıp değil midir? Tarihten ders almayı sevmeyenlere adı güzel Ziya Paşa’nın ünlü Terkibi Bend’ini hatırlamak, hatırlatmak yerinde olacaktır. HHH Ziya Paşa’nın bu uzun şiirindeki kimi beyitler artık atasözü karakteri kazanmış, halkın dilinde yer etmiştir. Bir iki örnek vermenin kime ne zararı olacak, pek öğreticidir. Örneğin şu beyit: “Yıldız arayıp gökte nice turfa müneccim / Gaflet ile görmez kuyuyu rehgüzerinde.” Ya da günümüze pek uygun olanı da şöyledir: “Milyonla çalan mesnedi izzette serefraz / Birkaç kuruşu mürtekibin câyı kürektir.” HHH Terkibi Bend gerçekten de derslerle dolu bir şiirdir. Şimdi işte “iyi bir parti çıktı karşımıza, bekleyelim bakalım, iyi mi kötü mü sonra anlarız” diyenlere gelsin, şu beyite ne dersiniz: “Ayinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz / Şahsın görünür rütbei aklı eserinde.” Aynası iştir, eserine bakmak lazımdır, derken, dilimi hoş görsün sevgili ve her zaman haklı dilci kardeşlerim, burada bu kelimeye gereksinim duyuyorum; “muhayyel” bir durumdan söz etmiyor, hayatı mücadelelerle geçmiş Ziya Paşa; sert sözleri o kişilerin geçmişi içindir. HHH “Lafı dolandırma ey beceriksiz yazar, ne diyeceksen de” diyorsunuz, duydum. Diyorum ki; şimdi karşımıza geçip “biz iyiyiz, iktidara geldiğimizde, Reisi Cumhur olduğumuzda şöyle yapacağız, böyle edeceğiz” diyenler için şöyle yazmıştır adı güzel Ziya Paşa: “Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât / Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde.” Bu “teseyyüp” kelimesine bir mim koyun da bizimkileri tarife yalnızca ihmalin, düzensizliğin yetmeyeceğini de bilin. HHH Başa dönelim de sık sık başımıza gelen bu kez gelmesin; biz de Ziya Paşa’nın uyardığı gibi “eyvah” demeyelim: “Eyvah bu bâzîçede bizler yine yandık / Zîra ki ziyan ortada bilmem ne kazandık.” Benim şikâyetim, yakın bir gelecekte, “yahu hani ‘iyi’ idi, ne ara iktidarın destekçisi oldu, naturasını hiç mi merak edip tarihine bakmadık” denilmesin diyedir. HHH Gerçi bu iktidar meselesinde de efsanelere bakıp rahatlamak, Ziya Paşa gibi “Seyretti havâ üzre denir tahtı Süleyman / Ol saltanatın yeller eser şimdi yerinde” diyerek, determinist konformizmin rahat yatağında dönüp durmak da mümkündür ama biz de artık öyle yapmayıp, yoğurdu üfleyelim de yiyelim olmaz mı? TOPLUMSAL CİNSİYET ATÖLYESİ Müstehcenlik soruşturması! Halkevleri Hopa Şubesi’nin yaz aylarında çocuklar için yaptığı atölye çalışmaları kapsamında “toplumsal cinsiyet” atölyesine Hopa Milli Eğitim Müdürlüğü’nün suç duyurusu üzerine Hopa Savcılığı tarafından “müstehcenlik” soruşturması açıldı. Halkevleri Hopa Şube Başkanı Volkan Altunkaya, “Bu çalışmalar sürdükçe Milli Eğitim Müdürü’nün bağlı bulunduğu cemaat ve tarikatlar örgütlenemiyor. Biz bu çalışmaları sürdüreceğiz. Milli Eğitim Müdürü’nün yediği maklubeden bu çocuklara yedirmeyeceğiz. Milli Eğitim Müdürü terfi almak için eğitimin kalitesini yükseltmek için çalışmalar yürütsün, Halkevi’nden ona ekmek çıkmaz” dedi. l Yurt Haberleri C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog