Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

Çarşamba 1 Kasım 2017 2 sibelbahcetepe@gmail.com haber EDİTÖR: SİBEL BAHÇETEPE TASARIM: ZARİFE SELÇUK Sağlıkta iş cinayeti gibi Prof.Dr. Parmaksızoğlu ‘Skolyoz İki gün içerisinde Adana’da asistan, Batman’da uzman hekim ve en son İstanbul’da tıp fakültesi öğrencisi intihar etti. Meslek örgütleri isyanda Fiziki saldırıların hedefindeki sağlık çalışanları bir yandan da ağır çalışma şartlarının yarattığı travma ve bunun ölüme dek uzanan etkileri ile gündeme geldi. İki gün içerisinde Adana’da asistan, Batman’da uzman hekim ve en son İstanbul’da tıp fakültesi Meslek örgütleri: Tükenmişlik öğrencisi intihar etti. 36 saatlik nöbetler Adana’daki Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde görev sendromu li 26 yaşındaki asistan doktor Ece Ceyda Güdemek, 6’ncı kattaki evinin balkonundan beton zemine atlayarak hayatını kaybetti. Gaziantep’te toprağa verilen Güdemek’in intihar etmeden önce bıraktığı notta, ailevi sorunları ve çalışma koşullarıyla ilgili şikâyetleri olduğu Dr. Karakuş Sağlık meslek örgütleri ve sendikalar, intiharların ardından Sağlık Bakanlığı’nı göreve çağırdı. Açıklamalarda “Hekimler art arda intihar ediyor, hükümet seyrediyor. Sağlık Bakanlığı ğer meslek gruplarına göre daha yüksek olduğunu belirtti. Bacaksız, çalışma sürelerinin uzun olması, yoğun iş baskısı, hekimlerden yüksek performans beklentisi ve tüm bunlara bağlı ola öğrenildi. Güdemek’in yakınları da genç nı, insan onuruna yaraşır ya rak yaşanan yoğun stres, in doktorun çok ağır koşullarda çalıştığını şam ve çalışma koşulları için tiharlara bağlı ölümleri bera ve 36 saat nöbet tuttuğunu söyledi. göreve çağırıyoruz” denildi. berinde getirdiğini kaydede ‘Bıktım baş ağrılarından’ İntiharların ardından yazılı rek, özetle şu ifadelere yer bir açıklama yayınlayan Türk verdi: “Sağlık çalışanları yo Batman Bölge Devlet Hastanesi’nde yaklaşık bir buçuk yıldır kalp damar cerrahı olarak görev yapan 39 yaşındaki uzman doktor Ergin Karakuş, evinde damardan vücuduna ilaç enjekte ederek intihar etti. Sabah yapılması gereken ameliyata gelmemesi üzerine Karakuş’un evine giden çalışma arkadaşları cansız bedeniyle karşılaştı. Eşi ve çocuğunun İzmir’de olduğu öğrenilen Karakuş’un parçalanan cep telefonunun üzerinde “Bıktım baş ağrılarından” yazan bir notun bulunduğu belirtildi. Dr. Güdemek Tabipler Birliği (TTB), “Bu acılar artık yaşanmasın” diyerek, hekimlerin çalışma koşullarının düzeltilmesi gerektiğini belirtti. Yapılan açıklamada, “İnsan yaşamının sorumluluğunu üstlendiğimiz ve onurla sürdürdüğümüz meslek hayatımızda düzelmeyen yoğun ve yorucu çalışma koşulları, uzun süren çalışma saatleri, mesleğimizi uygularken yaşadığımız duygusal fi ğun stres altında tükenmişlik sendromu yaşamakta, iş yükü altında ezilmekte, can vermekte, hükümet Sağlıkta Dönüşüm Programı’nda ısrarlı tavrını sürdürmektedir. Genel Sağlıkİş olarak siyasi iktidarı Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan vakit kaybetmeksizin vazgeçilmesi konusunda uyarıyoruz. ” Mutsuz, umutsuzuz ‘Sınavım var, uykusuzum’ İstanbul’da Maltepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenim gören Yağmur Çavuşoğlu isimli genç kadın intihar etti. Genç kadının intihar etme sebebi henüz öğrenilemezken cenazesi dün İstanbul Tepekent Fatih Sultan Mehmet Camii’nde toprağa verildi. Genç kızın 13 Ekimde sosyal medyada, ‘Sınavım var, uykusuzum’ şeklinde paylaşımda bulunduğu görüldü. Çavuşoğlu ziksel yüklenmenin getirdiği yıpranma, yetmezmiş gibi şiddete uğrama riskimiz, değersizleştirilen emeğimiz ve mesleki kimliğimiz, güvencesizlikle yaratılan geleceksizlik...” denildi. Genel Sağlıkİş Sendikası Genel Başkanı Zekiye Bacaksız, hekimlerin intihar nedeniyle ölüm oranlarının di Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ise yaptığı açıklamada “Çıkışsız hissediyoruz. Mutsuzuz. Umutsuzuz. Sağlık politikaları ve uygulamalarıyla yaratılan vahşet ortamından AKP hükümeti birinci derece sorumludur. Yalnız değiliz, bir aradayken güçlüyüz” denildi. l İSTANBUL/ Cumhuriyet ‘Maskeme değil, gözlerime bak’ İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı öğrencileri, 28 Kasım tarihleri arasındaki “Lösemi Farkındalık Haftası” kapsamında toplumda lösemiye dikkat çekmek amacıyla “Maskeme Değil, Gözlerime Bak” adı verilen kampanya başlattı. Öğrenciler, maskelere gökyüzü, deniz, balıklar, yıldızlar çizdi, kendilerini fotoğraflayıp sosyal medyada paylaştı. İEÜ Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı Öğretim Görevlisi Ezgi Oral, löseminin bulaşıcı bir hastalık olmadığını, hastaların maskeleri, etraflarından mikrop almamak ve korunmak için kullandığını söyledi. Oral, “Araştırmalara göre çocukluk çağındaki kanser vakalarının yüzde 35’ini lösemi oluşturuyor. Türkiye’de de her yıl 16 yaşın altında 1200 ile bin 500 arasındaki çocuğa lösemi tanısı konuluyor. Lösemi her yaşta görülebilmektedir. Bunun yanı sıra bilinmesi gereken, lösemi çaresi olmayan bir durum değil. Aksine iyi bir tedavi ve moral desteği ile yüzde 85’lere varan oranda iyileşme sağlanabilen bir hastalıktır” dedi. l İZMİR/DHA 35 bin yoğun Ofiste yarım saatte bir kalkıp birkaç dakika yürüyün en çok kızları vuruyor’ Omurganın yana eğrilmesi olarak tanımlanan ve önemli bir sağlık sorunu olmasına karşın yeterince bilinmeyen skolyoz, kız ço cuklarında daha fazla görülüyor. Teda vi edilmezse hastanın yaşam kalitesini ciddi boyutta düşürmesinin yanı sıra ileride akciğer, solunum ve kalp prob lemlerine yol açabiliyor, üstelik hasta yı yatağa bağlı kılabiliyor. Son dönem lerdeki cerrahide gelişen teknoloji de ameliyatlardaki riski düşürdüğü ve ba şarı oranlarının da arttığı belirtiliyor. Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosman paşa Hastanesi’nden Ortopedi ve Trav matoloji Uzmanı Prof. Dr. Atilla Sancar Parmaksı zoğlu, özellikle büyüme çağında ve kız çocukla rında çok dikkatli olun ması gerektiğini söyleye SİBEL BAHÇETEPE rek, “İnsan omurgasına yandan bakıldığında, bo yun ve bel bölgesinde çu kurluk vardır. Göğüs kafesi de çıkıntı şeklinde görünümdedir. Ancak önden ve arkadan bakıldığında düz çizgi şe kilde görünmesi gerek. Skolyozda ise önden ve arkadan bakıldığında o düz çizginin kaybolarak sağa veya sola eğ rilmesine deniyor” diyor. ‘Her eğrilik skolyoz değil’ “Skolyoz denilmesi için 10 derece üzerine eğrilik olmalı. 10 derecenin altında eğriliklere skolyoz denilmez” sözleriyle her eğriliğin skolyoz olmadı ğına dikkat çeken Parmaksızoğlu, şöy le devam ediyor: “En çok görüleni idiopatik (nedeni bilinmeyen) skoylozlarıdır. 10 yaşın dan sonra da görülebilir. 03 yaş ara sında da olabilir. İkinci en çok görüle ni ise kas hastalıkları, çocuk felci gi bi hastalıklara bağlı sonra ortaya çıkan nöromuskuler skolyozdur. Nöromus küler skolyozda, idiyopatik skolyozun aksine solunum sıkıntısı ve duyu ku surlarına daha çok rastlanabilmekte dir. Skolyozun bu türünde cerrahi mü dahale için daha küçük yaşlar tercih edilebilir. Füzyon tedavisi uygulanabi lir. Üçüncü sıklıkla ise konjenital skol yoz görülür. Yani anne karnındaki ço cuğun gelişimi sırasında ortaya çıkan omurga anomalilerine bağlı bir skolyoz tü rüdür. Konjenital skolyoz ilk yıllar da hızlı bir iler leme gösterir. Bu sebeple er ken dönemler de ortaya çıkan konjenital skol yozun tedavi sü Prof. Dr. A. Sancar reci küçük yaşta cerrahi müdahale Parmaksızoğlu gerektirebilir. ” bakım yatağı bulunuyor Ülkemizde yoğun bakım ya taklarının birçok Avrupa ülkesinin üzerinde olduğu ancak uygulamada yaşanan sıkıntılar ve bu ünitelerin rasyonel kullanılmaması nedeniyle zaman zaman uygun hasta yatağı bulunamasının gündeme geldiği belirtildi. Türk Yoğun Bakım Derneği de bu nedenle gerçek yoğun bakım hastalarına yer açmak için harekete geçti. Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Uyar, özellikle büyük şehirlerde uygun yoğun bakım hasta yatağı bulunamamasının çeşitli nedenlerinin olduğunu belirterek “Yoğun bakım tedavisi tamamlanarak uzun dönem bakım hastasına dönüşen hastalarımız, yoğun bakım tedavisine ihtiyacı olmayan ya da tedaviden yararlanamayacak düzeyde son dönem bakım hastası haline gelmiş ve yaşam sonu bakımına ihtiyaç duyan hastalarımız, evde sağlık hizmeti ya da palyatif bakımlarda sağlık hizmeti alması gereken hastalarımızın yoğun bakım yataklarında olması en önemli nedenler arasında sayılabilir” dedi. Akılcı kullanılmıyor Uyar, Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı değerlendirmelerde yaklaşık yüzde 20 civarında yoğun bakım hastasının seviyesine uygun olmayan ünitelerde yatışı, yaklaşık yüzde 15 civarında da palyatif bakım hastasının bulunduğu, yani yüzde 35 civarında uygun olmayan hasta yatışı olduğu tespitinin yapıldığını vurguladı. Kegemzeikrssaizğşlığaıriçtin Egzersiz tüm vücuda iyi geldiği gibi kemik sağlığı için de çok önemli. Günümüzde çok yaygın olan hareketsiz yaşam ve çoğunlukla masa başında geçen çalışma saatlerinin fazla kilolara neden olduğu gibi duruş bozukluklarına ve ağrılara da yol açtığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Semih Akı, kemik sağlığını korumak ve ağrılardan uzak durmak için hareket etmenin önemini anlatarak “Uzun süre hareketsiz kalmak kas ve eklemlere zarar verir” uyarısında bulundu. Bilgisayar göz hizasında olmalı Özellikle uzun süre masa başında oturarak çalışanlarda gerekli önlemler alınmadığında boyun, sırt, bel ağrılarına yol açan omurga sorunlarının yaygın olarak görüldüğünü söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi’nden Prof. Dr. Akı, “Duruş ve oturuş bozukluklarının yol açtığı kas spazmları, gerilim tipi baş ağrısı ve halsizlik iş verimini düşürürken kişinin mut suz olmasına da yol açabilir” açıklamasında bulundu. Ofisteki masanın yüksekliğinin göğüs ve karın arasındaki mesafede olması gerektiğini belirten Akı, “Sandalyeniz gereğinden sert ya da gereğinden yumuşak olmamalı ve bilgisayarınız göz hizasında olmalı. Öğlen aralarında işyerine yakın bir yerde yürüme fırsatı yaratın, işyerine bir durak önce ya da bir durak sonra inip yürüyerek gidin, günde 10 bin adım atmayı hedefleyin, çalışma sırasında her yarım veya saatte bir kalkıp birkaç dakika yürüyün ya da basit egzersizler yapın” diyerek ofiste basit egzersiz önerilerinde bulundu: n Omuzları gevşeterek yavaşça yukarı kaldırıp indirin. n Her iki elinizi ensenizde birleştirin ve kürek kemiklerinizi birbirine değeceklermiş gibi yaklaştırın. Bu şekilde 1015 saniye kalın. n Her iki elinizi belinizde birleştirin ve kürek kemiklerinizi birbirine değecek lermiş gibi yaklaştırın, bu şekilde 1015 saniye kalın. n Ellerinizi birleştirin ve her iki kolunuzla, gövdenizi öne doğru bükerek kollarınızı yere paralel hale getirin, 1015 saniye bu şekilde kalın. n Her iki elinizi kalçanızda birleştirin ve kürek kemiklerinizi birbirine değeceklermiş gibi yaklaştırın, bu şekilde 1015 saniye kalın. n Başınızı yavaş bir şekilde öne doğru eğin ve bu şekilde 1015 saniye kalın. n Başınızla aynı hareketi arkaya, sağa ve sola döndürerek tekrarlayın. n Ellerinizi birleştirin ve her iki kolunuzu açarak yukarı doğru esneyin, bu şekilde 1015 saniye kalın. n Bir elinizi belinize koyun, diğer kolunuzu uzatın ve elinizin belde olduğu tarafa doğru eğilin, bu şekilde 1015 saniye kalın, sonra diğer tarafa tekrarlayın. n Her iki elinizi diğer taraf omzunuzu kavrayacak şekilde gövdenize dolayın, bu şekilde 1015 saniye kalın. ‘Omuz asimetrisine dikkat’ Toplumun yüzde 10’unda 10 derecenin altında eğrilikler olduğunu anımsatan Parmaksızoğlu, hastalıkta en önemli faktörün “fark etmek” olduğunu vurguluyor. Parmaksızoğlu, “2025 dereceye kadar skolyoz eğriliği oluşuncaya kadar fark edilmeyebilir, görülmeyebilir. Aile, annebaba, çocuğun arkadaşları, beden eğitimi ve sınıf öğretmeni, her hangi bir sebeple gittiği doktor çocuklara dikkatli bakmalı. Omuz asimetrisi var mı, omuz yüksek mi, kürek kemikleri çıkıntılı mı, alçak ve yüksek mi, leğen kemiklerine arkadan bakıldığında biri yüksek biri alçakta mı, bunlara dikkat edilmeli. Kesin tanı radyografi ile olur. Skoyloz grafileri var, röntgenlerme çekiyoruz ve açılarını ölçüyoruz ve ona göre tedaviler yapılıyor. Hekim kontrolünde korse tedavisi başlanmalı ve adale güçlendirme egzersizleri yapılmalıdır. İlerlemesini durdurmak için korse, egzersiz, yüzme, karın, göğüs, bel adalelerini güçlendiren sporlar önerilir. 10 yaşından önce tanı konulmuşsa bunun ilerlemesinin hızlı olabileceğini, kızlarda daha hızlı olabileceğini, ergenlerde ise tanı konulmussa ilerlemesinin yavaş olacağı ancak kontrol altında tutulması gerektiğini bilmek gerek” diyor. ‘Felç riski azaldı’ Günümüzde nöromonitörizasyon sistemi sayesinde omurga ameliyatlarında karşı karşıya kalınan omurilik hasarları ve felç riski minimum seviyeye indirdiği için tedavinin daha kolay olduğunu kaydeden Parmaksızoğlu, “Omurga cerrahisi alanında birçok hekim ve hasta için çığır açan sistem birçok felç ve omurilik hasarının önüne geçmektedir. Başarı oranları da yüksek” diyor. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog