Bugünden 1930'a 5,492,642 adet makale



Katalog


«
»

Çarşamba 1 Kasım 2017 10 Aklım fikrim orada iken... Bu yazı dün değil, bir önceki günün (pazartesi) akşam saatlerinde yazılıyor. Siz çarşamba günü okuyacaksınız. Böyle oluyor, çünkü size göre dün, bana göre yarın bir Tırmık yazmak için hiç vaktim olmayacak... Biliyorum, referandum atağının ardından Barzani’nin başına gelenler, ardından Kürt siyasal hareketlerinde açılan yaralar üstüne ciddi bir Tırmık yazılabilirdi... Biliyorum, Melih Gökçek’in istifasından sonra onun AKP’deki “hasmı biaman”ı Bülent Arınç konuştu ve “O bana siyaseten zarar vermek istedi ama ben siyaseten daha da güçlendim, sabrettim ve kazandım” dedi. Tutup onu “Bu nasıl güçlenme, bu nasıl kazanma sayın Arınç” diye keyifle tırmıklamak vardı... Biliyorum, Rıza Sarraf’ın cezasını hafifletmek için bülbül gibi öteceği günler yaklaştıkça kaygıları paniğe dönüşen AKP Reisi üstüne bir Tırmık döktürmenin tam zamanıydı. Gel gör ki... Gel gör ki benim aklım fikrim size göre dün bana göre yarın sabah Çağlayan Adliye Sarayı’ndaki duruşmalarda. Size göre dün, bana göre yarın “Adalet” Sarayı’nın bir ağır ceza mahkemesi salonunda Özgür Gündem gazetesinin Yayın Kurulu’na ve Yazıişleri Müdürü İnan Kızılkaya’ya karşı açılan davanın duruşması var.  İnan Kızılkaya adını aklınızda tutun. Bu genç meslektaşım tastamam 440 gündür tutuklu. Silivri mapushanesinin bir hücresinde tek başına. Herhangi bir hüküm kurulmadan bir gazetecinin 440 gündür, hem de tek başına bir hücrede tutuklu oluşunu bana, bize, insanlığa açıklayabilecek bir hukuk bilgini var mıdır acaba?  Aynı gün, yani size göre dün, bana göre yarın, İstanbul’da Çağlayan Adalet Sarayı’nın bir başka ağır ceza mahkemesi salonunda Cumhuriyet gazetesi sanıkları bir kez daha yargıçların karşısına dikilecekler. Bu dördüncü duruşma. Bencileyin tutuksuz sanıklar için çok önemli değil. Karar duruşmasına daha vakit var. Ancaaaak... Ancak dört arkadaşımız, Akın Atalay, Murat Sabuncu, Ahmet Şık ve Emre İper hâlâ tutuklu. Dört arkadaşımız hâlâ gökyüzünü tel kafesin altından ve yakınlarını, çocuklarını, eşlerini kirli bir camın ardından görebiliyorlar. Size göre dün, bana göre yarın 31 Ekim. Terörle mücadele bölümünden polis ekiplerinin sabahın köründe kapılarımızı vurup, içeri dalıp, bizleri gözaltına aldıkları günün yıldönümü.  Yıldönümleri kutlanır... Biz dört arkadaşımızı jandarma barikatının ardından da olsa görebilmenin, ellerini zorlayarak da olsa tutabilmenin ve duruşma bitince onları da alıp gazeteye dönebilmenin umudunu kutlayacağız. AKP Reisi ve onun adamları ve onun gazetecileri de Cumhuriyet adlı baş belalarını içeri tıktıkları günün yıldönümünü kutlasınlar... HHH Biliyorum, Cumhuriyet okuru olarak adeta ezberlediğiniz bir öyküden söz ettim yine. Ama n’olur hoş görün. Aklım fikrim bana göre yarın, size göre dün Silivri’deki dört arkadaşımla iken, güncel bir konuyu tırmıklayan bir yazı yazamam. Yazmaya kalksam aklımla fikrimle değil, profesyonel yazı tekniğinin hileleri ile bir yazı çıkarırdım ve bu her şeyden önce size saygısızlık olurdu. Mesleğime de, sizlere de saygım buna engel. Beni anlayın, bizi anlayın. Aklımız fikrimiz orada, Silivri’de... TGC BAŞKANI OLCAYTO: İhbarcı gazetecilerin varlığı üzüntü verici Cumhuriyet davasını izleyen TGC heyetinde TGC Başkanı Turgay Olcayto, Genel Sekreter Sibel Güneş ve Yönetim Kurulu üyesi Oğuz Güven yer aldı. TGC Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Olcayto yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Türkiye’de gazetecilerin üzerindeki baskı sürüyor. Arada birkaç iyi haber dışında adliyelerden izlediğimiz davalarda hep buruk ayrılıyoruz. Bugün de Cumhuriyet gazetesinin duruşmasını izledik. İki açıdan üzüntü vericiydi. Birincisi savcının ve mahkeme heyetinin ısrarla dosyalara yeni ekler yapması dolayısıyla davanın uzaması konusuydu. İkinci ise mesleğimizin en kötü anlarını bize yaşatan arkadaşlarını ihbar konumuna gelen gazetecilerin varlığıydı. Bu hepsinden üzücü. Bu arkadaşları vicdanlarıyla baş başa bırakıyor ve kendileriyle hesaplaşmalarını diliyoruz. Israrla yineliyoruz. Gazetecilik suç değildir. Cumhuriyet davası nedeniyle tutuklu yargılanan meslektaşlarımızın ve bütün tutuklu gazetecilerin bir an önce serbest bırakılmasını bekliyoruz.” l Haber Merkezi EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: İLKNUR FİLİZ haber 11 CUMHURİYET DAVASINDA MAHKEME ARKADAŞLARIMIZIN TUTUKLULUĞUNUN DEVAMINA KARAR VERDİ ADALETSIZLIĞIN DEVAMINA... Hukukideğilsiyasidir bu yaşananlar... Gazetemizin yayın politikasının soruşturma konusu yapıldığı dava kapsamında 367 gündür tutuklu yargılanan Cumhuriyet İcra Kurulu Başkanı Akın Atalay ve gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu ile 306 gündür tutuklu bulunan muhabirimiz Ahmet Kurtuluş arı Haklı olanlar kazanacakAKIN ATALAY VE MURAT SABUNCU HAKLARINDAKİ İDDİALARI BİR KEZ DAHA ÇÜRÜTTÜ Bir belediye başkanı iktidar tarafından nasıl istifaya zorlandığını anlatıyor kameraların önünde... Biz yine olmayan bir adaletin peşinde... “Arkadaşlarımızı alacağız” inadıyla sabahın erken saatlerinden itibaren toplaşmışız. Arkadaşlarımızı nasıl olmuş da ver Şık ve 209 gündür tutuklu bulunan mişiz, hâlâ tam anlamamışız. muhasebe servisi çalışanımız Emre İper’in tahliye istemleri reddedildi. Mahkeme, tutukluluğun devamı ka rarına önceki kararlarında olduğu gi bi kelimesi kelimesine kopyaladı. Oy çokluğuyla verilen karara üye hâkim Halit İçdemir şerh koy du. İçdemir muhale fet şerhinde, Atalay, Sa buncu ve Şık’ın tutuklu lukta geçirdikleri süre, tanıkların büyük ölçüde CANAN COŞKUN dinlenmiş olması, delillerin toplanmış olması, delil karartma ihtimal lerinin bulunmayışı, sabit ikametgâh sahibi olmaları gerekçeleriyle tahli ye edilmeleri yönünde görüş bildir di. Heyet, ayrıca 2 celsedir çağrıldığı halde gelmeyen tanık Mehmet Faraç ile birlikte Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış’ın tanık olarak dinlenmeleri için zorla getirme kararı çıkarılmasına karar verdi. İper’in telefonunda kendi atadıkları bilirkişinin raporunun bek lenmesine hükmeden heyet, savcılık ve savunmanın soruşturmanın geniş letilmesi talebi olmadığı takdirde esas hakkındaki mütalaanın istenmesine karar verdi. Heyet bir sonraki duruş mayı 2526 Aralık’a erteledi. İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün görülen duruş manın başlangıcında mahkeme baş kanı Abdurrahman Orkun Dağ, gaze temizin eski yöneticilerinden Doğan Satmış’ın “gazeteciler.com” sitesi ne verdiği röportajın delil niteliği ka Işığa ihtiyaç var ZEHRA ÖZDİLEK Gazetemize geçen yıl 31 Ekim’de yapılan operasyonla gözaltına alınarak tutuklanan yazar ve yöneticilerimizin yargılandığı davanın 4. duruşması öncesinde Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi önünde açıklama yapıldı. Dışarıdaki Gazeteciler’in açıklamasında “Hakikati boğmaya çalışmaktan vazgeçin. İnsanlarımızın ışığa ihtiyacı var, karanlığa değil. Arkadaşlarımızın gasp ettiğiniz özgürlüğünü geri verin” ifadelerini kullandı. Gazetemizin duruşması öncesi yapılan basın açıklamasına CHP milletvekilleri Sezgin Tanrıkulu, Barış Yarkadaş, Ali Şeker, Muharrem Erkek, Hilmi Yarayıcı, Kadıköy Belediye Başkanı Aykurt Nuhoğlu, CHP Beyoğlu İlçe Başkanı Bekir Özcan, CHP PM Üyesi Canan Kaftancıoğlu, CHP Kadıköy İl Durmuş, DİSK Basınİş Genel Başkanı Faruk Eren, aktivist Veli Saçılık, ÖDP Başkanlar Kurulu üyesi Alper Taş, gazeteciler Fatih Polat, Hasan Cemal, Tuğrul Eryılmaz, Ertuğrul Mavioğlu, Sınır Tanımayan Gazeteciler Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu, Sosyalist Enternasyonal Genel Başkan Yardımcısı Umut Oran katıldı. Dışarıdaki Gazeteciler adına basın açıklamasını okuyan gazeteci Candan Yıldız, “Arkadaşlarımızın üzerlerine vurulmak istenen ‘terörist’ damgası tutmadı. Yargıyı bu şekilde insanlara boyun eğdirmek amacıyla sopa gibi kullanmanız, tüm topluma gözdağı vermek, hakikati boğmak için bazılarımızı demir parmaklıklar arkasında rehin tutmanız kime ne kazandırdı? Söylüyoruz, kocaman bir hiç!” dedi. ‘Yanlarındayız bilsinler’ Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Başka ma için defalarca buraya geldiğini belirterek, “Dostum Aziz Nesin bir keresinde demişti ki, ‘bir gazetecinin böyle zamanlarda, bulunabileceği en doğru yer hapishanedir’. Burada bu koşullarda gazetecilik yapmaya çalışan arkadaşlara büyük saygı duyuyorum. Onlar zamanımızın kahramanlarıdır” diye konuştu. ‘Birlikte kazanacağız’ Aktivist ve Yüksel direnişçisi Veli Saçılık, Ankara’da eylemlerinde polisin öncelikle basına müdahale ettiğine dikkat çekerek “Polise bu durumu sorduğumda ise şunu söylediler; ‘Onlar çekiyor ve buranın sesi duyuluyor’ diye yanıtladı. İşte gazetecilere bu yüzden ihtiyacımız var. Geri adım atmayacağız, Nuriye ve Semih’i de yaşayatacağız. Biz Ankara’da direniyoruz onlar da mesleklerini icra ederek direniyor SUÇLAMA DEĞİŞTİ: Tutuklulukta bir yılı doldurduk. İlk defa tutuklandığımız tarihten, iddianamenin mahkemenize verilmesine kadar geçen yaklaşık beş aylık sürede çeşitli sulh ceza hâkimleri tarafından verilen tutukluluğun devamı kararlarında bizlere yöneltilen suçlamanın Türk Ceza Kanunu’ndaki karşılığı “örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” olarak gösteriliyordu. Ancak 7.5 aylık soruşturma sürecinde, ortaya örgüt adına işlenen bir suç çıkaramayan savcılık, düzenlediği iddianamede suçlamayı bu defa terör örgütlerine yardım etmeye çevirdi. O tarihten bugüne kadar geçen yedi aylık sürede ise, heyetiniz, değiştirilen bu yeni suçlamadan dolayı tutukluluğumuzun devamı kararları veriyor. GEREKÇE DEĞİL BAHANE: Aslında tutukluluğun devamı kararlarında yer verdiğiniz gerekçeye değinmek, bu gerekçe üzerinde değerlendirme yapmak istemiyordum. Çünkü açık ve samimi konuşmak gerekirse, sürecin başından beri bizim tutukluluğumuzun, yasal veya hukuki bir gerekçeye dayanmadığını, bir siyasi plana ve karara dayalı olduğunu; tutukluluğun devamı kararlarında gerekçe olarak yer verilen ifade ve sözlerin ise bir gerekçe olmaktan çok bir bahane, bir yasal kılıf bulma çabası olduğunu düşünüyordum; hâlâ da öy SAATVAULNAMY’AINSI riyetlerini sağlayacak tedbirleri alır” yazılı olan bir yasal düzenlemenin bizlerin tutukluluğuna gerekçe olarak gösterilmesini yadırgamamızı lütfen yadırgamayın. Çünkü bu durum nere sinden bakılırsa bakılsın bir tuhaflık içermektedir. TUTUKLAMAYLA İLGİSİ YOK: Tu tukluğun devamı kararının yasal da yanakları arasında belirttiğiniz bir di ğer yasal düzenleme ise AİHS’nin 6. maddesidir. Bu maddenin birinci fık rasında, herkesin yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme ğil, siyasi iktidarın talimatlarını yerine getirmek, iktidarı rahatsız eden, eleştiren kişileri cezalandırmaktır. VİCDANIM RAHAT: Dünyaya yüz defa gelecek olsaydım, her defasında bu davada savunma makamında bulunmayı tercih ederdim. Çünkü adalet, özgürlük ve demokrasi değerlerinin yanında saf tutmak onurdur. Çünkü vicdanım rahat ve huzurluyum. Elbette bu davada ilk kararı heyetiniz verecek. Ama bunun nihai karar olmayacağı ve bu kararla bu davanın bitmeyeceği şimdiden hepimizin öngörebildiği bir durum. Bu nedenle heyetinizin hakkımda vereceği kararlar beni ne endişelendiriyor, ne de korkutuyor. Bu yargılamanın, bizlerin aklanması, suçlama yöneltenlerin ve mağduriyet yaşatanların ise haksız olduklarının tespiti ve mahcubiyetiyle biteceğinden hiç şüphe duymuyorum. Adalet, hakkaniyet, insaf ve vicdan duygusunu koruyan herkese şunu söylemek isterim. Hiç merak etmeyin; hiç şüpheniz olmasın, bugün güçlü gibi görünenler değil haklı olanlar kazanacaktır. KÜLLİYEDE İŞİMİZ YOK: Tutukluluğumuzla ilgili olarak son sözlerim şudur: Bizler burada Türkiye’nin en eski, köklü ve itibarlı gazetelerinden birini temsilen bulunuyoruz. O gazeteyi temsil edenler de, gazetenin kendisi de bunun gibi badirelerden, zorlu dönemlerden çokça geçti, sınandı. Bu sınavlardan, her defasında alnının akıyla, onuruyla geçti. İktidar sahiplerine kapıkulu olmayı, gerçeği gizlemeyi ya Duruşma salonu tıklım tıklım, kapının önü dolu... Birbirimize soruyoruz, “Bugün tahliye olur mu?” Bizim izlediğimiz dava hâlâ saçma, duruşma hâlâ belli ki bambaşka bir dava. Koltuklara tıkış tıkış oturmuşuz, birbirimize iyice sokulmuşuz. Zorla yaratılan yeni ve boş kanıtlara kulak kabartıyor; davanın peşine düştüğü yeni ve nahoş tanıkları anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bir yılı aşkındır yargılananlar, hâkimin, savcıların karşısına geçmiş davanın niyetini inatla deşifre ediyorlar. Kimse duymuyor, kimse umursamıyor, adaletin dünyası iktidarın etrafında döndükçe dönüyor. Hukuk da siyaset de insanlığın zararına işliyor. Bir belediye başkanı rezil bir tehditten bahsediyor kameraların önünde... Onu seyrederken, hadi bir daha sorun kendinize; Bu süreç ülkeyi nereye sürükler? O sürüklendiğimiz yerde bu yargılamanın anlamı ne, niyeti ne; hukukun hedefi ne, işlevi ne?.. Bir iktidar ne cüretle tehdit eder bir belediye başkanını, diye. Yasa uygulayıcıların yasalara asla uymaması ve bir belediye başkanının kameraların önünde iktidardan aldığı tehditlerden bahsediyor olması bu sistemi içten yıkmıyorsa başka ne yıkar? Bir halk ne zaman “Yeter artık” diye ayağa kalkar? ... bul edilerek savcılık tarafından dos çe Başkanı Ali Narin, Uluslararası Basın Ens nı John Yearwood bu davayı başından be ve birlikte kazanacağız” dedi. CHP Millet le düşünüyorum. Böyle düşün de, makul bir süre içinde ve kamuya da iğdiş etmeyi, gazeteciliği kirletme Bir belediye başkanı ağlıyor kame yaya gönderildiğini bunu değerlendi titüsü (IPI) Başkanı John Yearwood, Alman ri takip ettiğini belirterek, “Gecikilmeden vekili Barış Yarkadaş da “Demokrasi şu an mek ve bu düşüncemi ifade et açık bir şekilde yargılanma hakkı ol yi her zaman reddetti. Kimseden aman raların önünde... receklerini belirtti. Dağ, dosyada atama yazısı, hazırladığı raporda ise ismi bulunmayan ve duruşma sırasında isminin Ahmet Keçeci olduğu öğrenilen bilirkişiye ait yemin ve evrak tutanağının savcılık tarafından dosyaya yollandığını kaydetti. Dağ, dinlenmeyen tanıkların Mehmet Faraç ve Leyla Tavşanoğlu olduğunu belirterek 2 duruşmadır tanık olarak çağrılan ancak duruşmaya gel gazeteci ve yazar Günter Wallraff, Uluslararası PEN’den Sarah Clarke, Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan konusu konuşmaları okudu. Bunun üzerine söz alan avukat Fikret İlkiz, “Kavala ile ilgili soruşturmayla bağlantılı olmak üzere bilgi sızdırılıyor ve biz duruşmada tanık oluyoruz” dedi. Avukat Ergin Cinmen de söz ala bırakılmalılar gazetecilik suç değildir” dedi. Alman gazeteci ve yazar Günter Wallraff da tutuklu bulunan gazetecilerle dayanış AKP yüzünden yoğun bakıma alınmış bir hasta gibi. Biz bu özgürlük mücadelesini kazanacağız” diye konuştu. BİLİRKİŞİ, EMRE İPER’LE İLGİLİ İDDİALARI ÇÜRÜTTÜ ByLock yok mek, umarım ki savunma hakkı kapsamındadır. TUTUKLAMA DEĞİL TAHLİYE GEREKÇESİ: İlk duruşma oturumundan itibaren tutukluluğun devamı kararlarında yasal dayanak olarak gösterdiğiniz dört tane yasa maddesi var. Şöyle diyorsunuz: “CMK 100, AİHS 6, AİHS 10/2, Anayasa 28/2 madde birlikte değerlendirilip tutuklama tedbirinin gerekli ve ölçülü olacağı yönünde ceğini, yani doğrudan tutuklamayı düzenleyen maddedir. Burada şeklen bir sorun yok. Ama yasal dayanaklar arasında saydığınız diğer yasa maddelerini anlamakta, anlamlandırmakta gerçekten zorlanıyorum. Çünkü hayatın olağan akışına, sözün sözlükteki karşılığına, anlambilimine uygun olanı, bu duğu belirtilmektedir. İkinci fıkrada, masumiyet karinesi, üçüncü fıkrada ise şüpheli ve sanıklara tanınması gereken asgari haklara yer verilmiştir. Maddenin tutuklama tedbiri ile bir ilgisi yoktur. DEMOKRASİNİN TEMELİ: Demokrasinin, demokratik bir toplum olabilmenin olmazsa olmazlarından biri yargının bağımsızlığı ise diğeri de özgür ve bağımsız bir basının varlığıdır. Ba dilenmedi, merhamet istemedi. İçinde bulunduğumuz dönemin gazetecilik ve yargı realitesi karşısında, gazetemizin ileride utanacağı, başını öne eğeceği bir talepte ve arayışta bulunmamızı hiç kimse bizden beklemesin. Bizimki gibi yargılamalar bakımından adalet talebi ve arayışının, adliyede değil külliyede olduğunun işaret edildiği bir durumda, bizlerin külliyelerde arayacağı, oralardan talepte bulunacağı herhan “Ailemi tehdit ettiler” diyor tane tane. “Yolsuzluğunuz yok, başarısızlığınız yok, FETÖ bağlantınız” yok diyor... “Ama evinize, ailenize kadar uzanan tehditler var” diyor. “Bu katlanılacak şey değil” diyor. Ve istifa ediyor. Hâkimler, savcılar, hâlâ kürsüdeler, savunmaları dinlemekteler. O belediye başkanının bahsettiği tehditleri belki de bizden iyi bilmekteler. meyen Aydınlık gazetesi yazarı Mehmet Faraç’ın yine gelmediğini söyledi. Dağ, tebligat gönderdiklerini ancak Faraç’ın Aydınlık’ta çalışmadığının söylendiği kaydetti. Husumet içinde Faraç’ın duruşmaya gelmemesine ilişkin konuşan avukat Tora Pekin de “Faraç’ın celselere gelmeme konusundaki istikrarına dikkat çekmek isterim. Kendisine celp gelmediğine ilişkin tweet atmış. Dinlenmesinden vazgeçilsin, tanık olarak tarafsız değildir” dedi. Pekin, Faraç’ın Aydınlık gazetesindeki köşesinden sanıklara ettiği hakaretleri sıralayarak, “Bu nefret söylemlerinin sebebi 2010 yılında işine son verilmesi. Soruşturmaya konu tarihlerde gazetede çalışmıyor, tanıklığı yok. Hem kişisel husumeti nedeniyle hem Aydınlık yazarı olarak husumet içinde. Savcılık aşamasındaki ifadesinden de belli, suç yaratmak için çağrılmıştır” dedi. Duruşma savcısı Hacı Hasan Bölükbaşı da Satmış’ın tanık olarak dinlenmesi talebinin dosyadan çıkarılması isteminin reddini, Faraç’ın dinlenmesi gerektiğini, bilirkişi Beşikçi’nin de bu aşamada dinlenmesine gerek olmadığına ilişkin görüşünü bildirdi. Ara kararını açıklayan heyet, bilirkişi Beşikçi’nin dinlenmesine, rak, “Bu görevi kötüye kullanmaktır. Bununla ilgili mahkemeniz suç duyurusunda bulunmalı” dedi. Başkan Dağ da, “Bu husus davanın neresinde, ne şekilde yer alacaktır, alacak mıdır, almayacak mıdır mahkeme bunun değerlendirmesini şu aşamada yapmayacaktır” dedi. Şık: Karardan kaçtınız Bu sırada muhabirimiz Ahmet Şık, heyete seslenerek, “Siz gözden kaçırdınız demeyeceğim, karar almaktan kaçtınız. Haberlerde terör örgütü arıyorsunuz. Duruşma savcısının ağzıyla yazılmış sahte bir belge dolaşıyor ama bunun kaynağını sormuyorsunuz. Örgütün yerini size söyledim. Örgüt bu binanın içinde hâkim savcı kılığında, işbirlikçileri de medyada” dedi. Gelecek celse mütalaa Ardından başkan Dağ, bilirkişi raporlarında eksik olduğunu kaydederek, “Bunun dışında Faraç’ı zorla getireceğiz. Bunu da gelecek celse yapacağız. Gelecek celse mütalaa almayı düşünüyoruz. Sonra 1 hafta esasa yönelik beyanlarla konuşabileceğimizi düşünüyoruz. Bundan sonraki celseyi 2 gün vermeyi düşünüyoruz. Leyla Tavşanoğlu’nun adresi ile ilgili sorun var. Gelmezse yargılamayı uzatmasına izin vermeyiz” dedi. Duruşmada Poyrazköy, Balyoz ve OdaTV gibi sonradan kumpas olduğu kabul edilen davalarda verilen beraat kararına dayanak yapılan bilirkişi raporunun sahiplerinden olan adli bilişim mühendisi Tuncay Beşikçi tanık olarak dinlendi. İper’in 26 Ağustos 13 Eylül 2014 tarihleri arasında ByLock sunucusuna bağlandığının iddia edildiğini anımsatan Beşikçi, “ByLock kurulu olmadığını çok rahatlıkla söyleyebilirim” dedi. Beşikçi, İper’in telefonunun yedeklemesinde içerik araması da yaptığını belirterek, “FETÖ ile ilgili anahtar kelime araması yaptım Eagle gibi. Ama böyle bir irtibat da bulamadım. Bir tek Fuat Avni’yi takip ediyor. Onu ben de takip ediyorum” dedi. Kuzu Kuzu’yu dinlemiş Beşikçi, İper’in telefonunda ByLock ile ilgili hiçbir iz olmadığını ancak kayıtlarda ByLock sunucusuna bağlandığına ilişkin iddia olduğunu kaydederek, “Bunu ancak başka bir uygulama yapmış olabilirdi. Bir müzik programında bir kod var. O kod sayfaya giren herkesi ByLock sunucusuna yönlendiriyor. Müzik dinlemek isterseniz ByLock sunucusuna bağlanıyorsunuz” dedi. İper’in telefonunda Freezy isimli müzik programının olduğunu belirten Be şikçi, “3 Ağustos bu kodun ilk tespiti. 22 Haziran sanığın Freezy adlı programı yüklediği tarih. 26 Haziran’da ilk ByLock ağına bağlanma tespiti var. Son tespit de 12 Eylül’de. 11 Haziran’da bu programı kaldırıp başka bir uygulama yüklüyor” dedi. ByLock’un FETÖ iltisaklı kişiler tarafından yazılıp yaygınlaştırıldığını kaydeden Beşikçi, “Sanık ByLock kurmamıştır. Freezy üzerinden yönlendirilmiştir. Bu yönlendirmeyi yapan kişiler sanıkla aynı konumda olan çok kişi olabilir” dedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Dağ, Freezy programı ile Litvanya’daki ByLock sunucusuna yönlendirmenin mümkün olup olmadığını sordu. Beşikçi de “Mümkün. Sanık 3 Haziran’da Tarkan’dan Kuzu Kuzu’yu dinlemek istemiş ama ByLock kullanmış gibi görünüyor” dedi. Beşikçi, başkan Dağ’ın Ağustos 2014’te neden yoğun kullanım olduğuna ilişkin sorusuna ise, “Aralarda gün gün açıp kapadığını söyleyebilirim. Haziran, ağustos ve eylülde bu kod var programda” diye yanıt verdi. Başkan Dağ, “Bir telefonda ByLock izine rastlanmamış olması o kişinin ByLock’çu olmadığına ilişkin delil teşkil eder mi” diye sordu. Beşikçi de, “Etmez çünkü başka telefonu da olabilir. Bilgisayardan da girmiş olabilir” dedi. İlkiz, 18. maddeyi hatırlattı ki mevzuat ve kanaat dikkate alınarak maddelerin tutukluluğun devamının sının özgür ve bağımsız olmadığı yer gi bir husus yoktur. Bunu hem kendi Duruşma salonu havasız; iktidar de (...) TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA...” Tutukluluğun devamı kararına dayanak olarak gösterdiğiniz ilk madde, “Tutuklama nedenleri” başlıklı CMK.’nin 100. maddesidir. Hangi şartların gerçekleşmesi durumunda, hangi durumlarda tutuklama kararı verile değil, tersine tahliyenin gerekçesi ve dayanağı olabileceğidir. TUHAFLIK İÇERİYOR: “Basın hürriyeti” başlığı ile anayasaya konulmuş, birinci fıkrasında “Basın hürdür, sansür edilemez”, ardından gelen fıkrasında, “Devlet, basın ve haber alma hür de gazetecilerin gerçeği haberleştirmeyip tersine haberden gerçeklik yaratmaya çalıştıkları görülür. Yargının bağımsız olmadığı, siyasi iktidarın güdümünde ve kontrolünde olduğu yerde de ceza yargılamalarının amacı maddi gerçeği bulmak, adaleti tesis etmek de miz, hem gazetemiz açısından zul sayarız; aynı zamanda da hukuka ve yargıya karşı yapılmış ağır bir saygısızlık olarak görürüz. Bu nedenle, tutukluluğun sona erdirilmesi bakımından bu koşullar altında daha fazla söze gerek görmüyorum. diğin en büyük ahlaksız. Duvarlara çarpa çarpa çoğalıyor yargılananların ağızlarından dökülen laflar. “Hukuki değil siyasidir bu yaşananlar”... “Hukuki değil siyasidir bu yaşananlar”... “Hukuki değil siyasidir bu yaşananlar”... Gazeteciliği sizden mi öğreneceğim? DAVANIN SAVCISI: Soruşturmayı başlatan, bizleri tutuklatan iddianamenin yazımında başrol oynayan savcı Murat İnam. FETÖ’den ağırlaştırılmış müebbetle yargılanan bir isim. DAVANIN BİLİRKİŞİSİ: Savcının bilirkişisi de özel olmalıydı tabii. Adliye bilirkişi listelerinde adı olmayan bir isim bulundu. İsmi Ünal Aldemir. Kendisi Cumhuriyetin dört yıllık manşetlerini inceleyerek aralarından cımbızladığı çoğu hakkında daha önce basın savcılarınca soruşturma bile açılmamış manşetlerden, bizi ülkedeki tüm terör örgütlerine yardımla itham etti. Peki kimdi bu bilirkişi? Hayatında hiç gazetecilik yapmamış, bilgisayar mühendisliği mezunu bir isim. Yaşı da hayli genç. Benim meslek hayatım ka SASBAUVNUCNUM’NAUSIN Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadını ima ederek “Berat Albayrak da burayı ziyaret etti biliyor, fakirhane me malikâne dediler” haberi. Yerini beğenmiyor Alev Coşkun bura da olur mu diyor? Şekil şartıyla itham edilmesi pek rastlanılır durum değil. Ağlatan haberin altında Konya mer kezli FETÖ operasyonuyla ilgili bir ha beri veriyor. Alev Coşkun’a göre üst ta raf FETÖ’cülük alt taraf Atatürkçülük. Gelelim 2. habere. Bu haber Türkiye’nin en önemli sosyologla rından Prof. Dr. Tayfun Atay’ın “Par ti, Tarikat, Cemaat” dizisi. Eğer Alev Coşkun sadece fotoğraflara bakma yıp içini okusaydı bilimsel içerikli bir makale okumuş olacaktı. Küfür CEZA DA ALACAĞIZ... 24Temmuz ile 28 Temmuz arasındaki ilk beş günlük duruşmaların ardından ara kararın hemen öncesinde bir konuşma yaptınız. Dediniz ki bir bölümünde “bu yıl bitmeden davayı bitirmek istiyorum.” O gün kendi kendime dedim ki “başkan aralık ayında yapmayı hedeflediği son duruşmaya kadar, yani beş ay daha içimizden birkaç kişiyi tutuklu yargılayacağını söylüyor”. Bu konuşmanın üstünden 2 duruşma 3 ay geçti. Tahminim doğru çıktı. Aralık ayında ya da 2018’in ilk aylarında bitebilecek bu davada sonuna kadar tutuklu kalacağız. 7 kişiyi 9 ay, 1 kişiyi 11 ay, 2 kişiyi şimdilik 12 ay tutuklu yargıladığınız bir davada muhtemelen ceza da alacağız. İYİ OLANI TARİH YAZACAK Satmış’ın röportajının dosyaya delil olarak konulmasına ve Faraç’ın tanık olarak dinlenilmesinden vazgeçilmesi talebinin reddine karar verdi. Kavala davasından belge Duruşmanın öğleden sonraki bölümünde bilirkişi Beşikçi tanık olarak dinlendi. Beşikçi’nin dinlenmesinin ardından mahkeme başkanı Dağ, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’ndan dosyaya duruşma günü 2 tane belge gönderildiğini söyledi. Dağ, bunların birinin Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala’nın yazarımız Aydın Engin ile birinin de eski Genel Yayın Yönetmenimiz Can Dündar ile WhatsApp üze Savcı: Tutukluluğa devam Savcı Bölükbaşı taleplere ilişkin mütalaasında Sabuncu, Atalay, Şık ve İper’in tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi. Savcı aynı zamanda Emre İper’in telefonunda inceleme yapılması için mahkemenin atadığı bilirkişinin hazırlayacağı raporun beklenmesini, Mehmet Faraç ve Leyla Tavşanoğlu’nun tanık olarak dinlenmesini, Doğan Satmış’ın tanık olarak dinlenmesine karar verilmesini talep etti. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, tahliye istemlerini reddetti. Bir sonraki duruşmayı 2526 Aralık tarihine erteleyen mahkeme, Doğan Satmış, Mehmet Faraç ve Leyla Davada söz alan avukat Fikret İlkiz AİHM’ye yapılan başvuruda hükümetin savunma için 2 defadır ek süre istediğini anımsatarak “Bir türlü savunma yapamıyorlar. Temel hak ve özgürlüklerin konusunda sınırlandırma yetkisi var, yaparsınız, amaç dışı kullanırsanız sözleşmenin 18. maddesini ihlal edersiniz” dedi. Tutuklu yargılananların derhal tahliye edilmesini isteyen İlkiz, “Bu kadar tutmanızın bir değeri olmadığını söylüyoruz. Bir yanda Adalet Bakanlığı’nın ‘karmaşık dosya’ diyerek cevap veremediği bir başvuru, AYM’nin 26 Aralık 2017’den itibaren bakmadığı başvuru, tam ortada biz varız siz varsınız” dedi. İlkiz, Doğan Satmış’ın verdiği röportaj nedeniyle tanık olarak çağrılması ile ilgili de, “Savcı röportajı emniyetten istiyor. Web sayfası çıktısı bu, tutanak değil” diye konuştu. bir şeyin değişmediğini, baştan beri delillerin aynı olduğunu kaydetti. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muiznieks’in AİHM’ye verdiği davaya müdahillik dilekçesinde, ifade ve basın hürriyeti açısında Türkiye’de gerilemelerin olduğu vurgusunu yaptığını belirten Yarsuvat, Muznieks’in davanın inandırıcılığını kaybettiğini ifade ettiğini söyleyerek “Benim ülkemi bu hale getirenlere lanet olsun” dedi. Avukat Tora Pekin, İper’in ByLock kullandığı iddiasıyla tutukluluğun devamı mütalaasına ilişkin, “Dosyada tek bir tespit yokken, Beşikçi’nin tanıklığına rağmen böyle bir mütalaada bulunmayı anlayamıyorum ve kabul edemiyorum” dedi. Pekin, söz konusu şüphenin dosyadaki 1 satırlık MİT raporundan kaynaklandığını kaydederek, “O zaman şüpheden sanık yararlan dar. Ya da Orhan Erinç’in meslek hayatının yarısı kadar. DAVANIN TANIKLARI: Gruplara ayırmak lazım. n Birinci grup: Gülen’in adamları. Ömürlerinin büyük kısmını 2530 yılını onun emrinde geçirip bugün dava konusu olan pek çok oluşumun kurucusu, yöneticisi, hatta sözcüsü. Hüseyin Gülerce’den Latif Erdoğan’a isimler. Mahkeme Başkanı olarak siz de onları dinlemeye gerek görmediniz. Zira ifadeleri de “tahmin” ve ona bağlı iftiralar üzerine kurgulanmıştı. n İkinci grup: Cumhuriyet’te uzun yıllar beraber çalıştığımız arkadaşlarım. Zaten iddianameye de bize atılı iftiralar ile ilgili sözleri yansımamıştı. 11 Eylül’deki davada da sizler de dinlen rın kısaltılarak bir kısmının anlamından saptığını söyleyip lehimize tanıklık yaptılar. Hatta bir tanesi zoraki tanıklık kavramını kullandı. n Üçüncü grup: Aslında o tek bir kişi ama tek başına bir grup gücünde. Türkiye’nin en çok okunan yazarı. Öyle önemli ve güvenilir bir tanık ki Gülen’den ödül almış, sonra iade etmiş, iade ettikten sonra Gülen lehine yazı yazmış. Avukatımız Tora Pekin iadeden sonra yazdığı o yazıyı hatırlattığında “patronunun isteğiyleemriyle” yazdığını da itiraf etti. Burada küçük bir parantez açayım. Biz bugün niye tutukluyuz, bugün toplam 17 kişi niye yargılanıyoruz biliyor musunuz? Çünkü biz hiç kimse dı. Bugüne mahsus bir şey mi bu? Tabii ki hayır. Bu gazetenin genlerinde var bu. Demokrasi dışına çıkılan her dönem Cumhuriyet’e yani bağımsız sese, gazeteciliğe tahammül edemeyenler bu gazetenin yazar ve yöneticilerini işkenceyle, hapisle, gazeteyi kapatarak, ekonomik olarak boğmaya çalışarak susturmaya çalışmış. Ama Cumhuriyetçiler hiç yılmamış, yılmadı, yılmayacak. Gelelim üzerinde konuşacağım son tanığa, Alev Coşkun’a... Onun gazeteyle ilgili “ağlatan görüntüye”. İki tarihten bahsediyor ikisi hakkında da konuşacağım. Önce Gülen haberi. (23 Mayıs 2015 tarihli gazetenin 1. sayfasını göstererek). 3 yıl önce alev le değil yazıyla da bugün FETÖ diye anılan grubun nasıl eleştirildiğini görecekti. Bu diziyi okusaydı esas ağlaması gerekenin Cumhuriyet’in haberciliği değil kendisinin iftiralarla eski gazetesini ihbar ettiği makamların bu yapıyı nasıl büyütüp ülkeyi kaosa sürüklediği olacaktı. SİZDEN Mİ ÖĞRENECEĞİM: Duruşmalarda sizin en çok gerildiğiniz, kızdığınızda söylediğiniz şu: “Mesleği sizden mi öğreneceğim.” 26 Temmuz günü sayın savcı: “Biz de eğitim aldık, sizin bizi sorgulama hakkınız yok” diyor. Bir üye hâkim “Çok biliyorsanız siz gelin oturun” diyor. “Mesleği sizden mi öğreneceğiz” diyorsunuz. Peki, bize gazeteciliği mahkemelerden mi öğreneceğiz? Yaşı ka Buradan çıktıktan sonra hemen kapının yanındaki odada bize kelepçe takılacak, asansörle aşağı indirileceğiz, Silivri hapishanesine gönderileceğiz. Hava kararmış da olsa İstanbul’u görmeye çalışacağız, bir ay daha göremeyeceğiz ne de olsa. Ben bir alışkanlık edindim. Dönünce yaptığım ilk şey Sokrates’in savunmasını okumak. Demir parmaklıklı pencerenin yanındaki yatağıma geçiyorum oradan tellerle kapatılmış gökyüzüne bakıyorum. Düşünce ve ifade özgürlüğünü kullandığı için tutuklanan gazetecileri, hak savunucularını, milletvekillerini düşünüyorum. Ezberledim ama yinede kitaptan bir daha okuyorum. Şöyle diyor Sokrates savunmasının sonunda: Artık ayrılma vakti geldi çattı. Ben ölmeye, sizler de yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz... Hangisinin daha iyi olduğunu tarih yazacak... Aynısını tekrarlıyorum size: Artık ayrılma vakti çattı... Ben Silivri’ye, hücreye, sizler de rinden yaptığı konuşma olduğunu Tavşanoğlu’nun tanık olarak dinlen Avukat Duygun Yarsuvat ise soruş sın. Aylardır gelmeyen bilirkişi raporunun diniz, sorguladınız. Hemen hepsi sav den emir almayız. Cumhuriyet çalışa lenen eski koalisyon ortakları FETÖ dar gazetecilik yaptığım bilirkişi mi yaşamlarınızı sürdürmeye gidiyorsunuz... Han belirtti. Başkan Dağ, duruşmada söz mesine hükmetti. turmanın başladığı günden bu yana hiç suçlusu Emre değil” diye konuştu. cı ile uzun süre konuştuklarını, bunla nına emir verecek kişi henüz doğma AKP savaşında Fethullah Gülen’in öğretecek biz gazeteciliği? gisinin daha iyi olduğunu tarih yazacak... C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog