Bugünden 1930'a 5,420,078 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 HAZİRAN 2012 CUMARTESİ 6 HABERLER Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun sorularını yanıtlayan Demirel’den ‘şapkasını alıp gitti’ eleştirilerine yanıt ‘Bırakıp mı gitseydim’ TÜREY KÖSE ANKARA 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, “Darbelerde şapkasını alıp gitti” eleştirilerine “Şapkamı bırakıp mı gitseydim!? Silahla geliyor, oturuyor, senin silahın yok, sabredeceksin” karşılığını verdi. Demirel, “Yargılamalar sırasında mağduriyet yaratılmaması” gereği üzerinde dururken de “Ben muhakemeye değil, muameleye itiraz ediyorum” dedi. 9. Cumhurbaşkanı Demirel, önceki gün 4 saat boyunca TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun sorularını yanıtladı. Edinilen bilgiye göre, Demirel’in darbelerle ilgili sorulara verdiği bazı yanıtlar şöyle: ‘Temel atacaktım, Gelibolu yolunda buldum’: 12 Eylül’den ᮣ Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun sorularını yanıtlayan 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, , “Yargılamalar sırasında mağduriyet yaratılmaması” gereği üzerinde dururken “Ben muhakemeye değil, muameleye itiraz ediyorum” dedi. temeli atmaya hazırlanıyordum. Ama 12 Eylül sabahı kendimi Gelibolu yolunda buldum. Büyük mağduriyetler yaratıldı. İhsan Sabri Çağlayangil, Zincirbozan’daydı, eşi ziyarete geldiğinde çantasını aradılar. Mağduriyet yaratmamak lazım. Muhakemeye değil, muameleye itiraz: (AKP’li Selçuk Özdağ Ben muhakemeye değil, muameleye itiraz ediyorum. ‘Şapkamı bıraksa mıydım?’: haberim yoktu. 14 Eylül günü baraj “Ben de içeride yattım” deyince) Yatanların halinden ancak içeride yatanlar anlar. Ateş düştüğü yeri yakar. Bireysel mağduriyetlere dikkat etmek lazım. (Bazı AKP’lilerin son dönem yargılamalara atıfta bulunarak “Onlar da suç işlediler” sözleri üzerine) Her şey hukuk içinde kalmalıdır. Darbelerin geldiğini görseniz bile yapacağınız bir şey yok. Silahlı güç geliyor. Benim yaptığım şey, Meclis’i açık tutmaya çalışmak ya da Meclis’in yeniden işler hale gelmesine çalışmak oldu. 12 Mart’ta Meclis’in açık kalması için sabır gösterdim. Bana “şapkasını alıp gitti” diyorlar. Şapkamı bırakıp mı gitseydim? Sabredeceksin: (Niye direnmediniz, sorusu üzerine) Asker silahla geliyor, silahla oturuyor, senin silahın yok. Ne yapacaksın? Sabredeceksin, ben de sabrettim. Darbenin her türlüsü kötü. Bunu önlemek için tedbir alacaksın. İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi değişmeli. Bir de Türkiye’de demokrasi geleneği yok. Askerler kendilerini sistemi korumak ve kollamakla görevli sayıyor. Halk da demokrasiye sahip çıkmıyor. 27 Mayıs değerlendirmesi: (Menderes hükümetinin baskı ve yasakları anımsatılarak yöneltilen “siyasetçilerin sorumluluğu” ile ilgili soru üzerine) Her şeye rağmen darbe hiçbir şeye çözüm değildir. Bir fıkra vardır. Adamın evinde fare varmış, “Temizleyin” demiş. “Temizledik” demişler, “Ne yaptınız” diye sormuş. “Evi yaktık” demişler. Fa reyi temizlemek için ev yakıyorlar. Deniz’ leri asanları savundu: (“Baki Tuğ ve Ali Elverdi’yi neden milletvekili yaptınız?” sorusu üzerine) İdamlar o günün koşulları... Ali Elverdi çok kahraman bir askerdi. Vatanseverdi. 24 Ocak savunması: (24 Ocak kararları, 12 Eylül darbesini getirdi, yorumları üzerine) 24 Ocak kararları doğru kararlardır. Bugünkü uygulamalarda da en temelinde devam ediyor. Özal’a kırgınım: Siyasi yasaklar kıl payı kalktı. Referandumda vatandaşların yüzde 50.1’i yasakların kaldırılmasını istedi, yüzde 49.9 ise yasakların devam etmesini istedi. Turgut Özal kapı kapı dolaşıp yasakların kaldırılmamasını istedi. Anlayamadım, kırgınım, beni çok üzen olaylardan biridir. Kötünün Olağanlaşması İnsan kişiliğine özgü en olumsuz özelliklerden biri kötüye alışmak olmalı. Bu giriş cümlesini yazdığımda, söz konusu bu özelliğin başka canlılara da özgü olup olamayacağını düşündüm… Bitkiler ve hayvanlar dünyasında da kötüye alışmak gibi bir kişilik özelliği olabilir mi? Kişilik kavramına takılmayın… Hayvanların hem tür hem bireysel olarak birer kişiliği olduğundan kuşku duymamalıyız… Bitkiler için bile, aynı kesinlikte olmasa da belki benzer şeyler söylenebilir… Kötüye alışmak konusuna gelince… Hayvanı ve bitkiyi doğal yapısına aykırı bir duruma, davranışa vb. belki koşullandırabilir, fakat sanıyorum ki alıştıramazsınız… İnsan dışındaki bir canlı, hayvan ya da bitki, doğal yapısına aykırı bir zorlama karşısında direnecek, sonuçta da ya ölecek ya da biçim değiştirerek başka bir şey olacaktır… Onu aynı şey kalarak kötüye alıştırmazsınız… İnsan için bunu ne yazık ki söyleyemem… İnsan kötüye alışıyor… Kötüyü kanıksıyor… Hatta kimi durumlarda, alışmanın ötesinde, kötünün tutsağı oluyor, onu yüceleştiriyor, onsuz yapamıyor… Fakat, aynı kalarak mı? Aynı insan olarak mı? Bunu tartışmalıyız… ૽૽૽ Özel yaşam örneklerini konu dışı tutuyorum. Bunların sayısı yeryüzündeki insan sayısı kadar çoktur… Özel yaşamlarımızda belki hepimiz, içimize sinmeyen fakat değiştirmeye gücümüzün yetmediği pek çok şeyi kabul ederek, dahası onlara alışarak, onlarsız yapamaz olarak, kimi durumlarda onları yücelterek yaşamayı öğreniriz… Önünde sonunda özel yaşamdır bu, kişinin kendisini bağlar… Fakat toplumsal yaşamlarda kitlelerin kötüye alışması, onu olağan saymaya başlaması ve giderek onu yüceltme eğilimine girmesi, bütün bir toplumun hastalanması demektir. Baskı toplumları böyle toplumlardır… ૽૽૽ Toplumsal yaşamda kötüye alışmanın, onu kanıksamanın, ondan rahatsız olmayışın, sonuçta da onsuz yapamaz oluşun, onu yüceltmeye başlayışın başlıca nedeni korku olmalı… Bükemediğin eli öp deyimi, içinde bilgece bir şeyler taşısa da, sonuçta aşağılık bir öğüttür... Bu, senden güçlü olanın önünde eğil, ona tap, onu yücelt demektir. Güçlünün kölesi ol demenin başka sözcüklerle dile getirilmesidir… Güçlünün iyi mi kötü mü olduğunun önemi yoktur burada… Sonuçta, “kötülüğü alt edemiyorsan ona boyun eğmelisin”le aynı kapıya çıkar… Baskı toplumunun bundan daha özlü bir tanımı olamaz… ૽૽૽ Diktatörler, diktatör taslakları, tek tek bireylerdeki ve kitlelerdeki bu köleleşme eğiliminin; kötülüğe alışma, ona boyun eğme, onu yüceltme, ona tapınma özelliğinin farkındadırlar… Bu özelliği besleyen başlıca duygunun korku olduğunu da bilirler ve bu bilgilerini tepe tepe kullanırlar… Baskı toplumlarının korku toplumları oluşu bir rastlantı değil, toplumsal bir yasallıktır… Fakat korkarak kötüye alışan, onu kanıksayan, sonuçta da onsuz olamayan, onu yücelten, ona tapınan insan, artık aynı insan değildir… Hatta artık insan bile değildir… Çünkü insanın özünü, insan olma kimliğini besleyen duygu korku değil cesaret, boyun eğme değil başkaldırı, “biat” değil soru sorma, kabulleniş değil hesap sormadır… Özgür toplumlar böyle bireylerden, böyle kitlelerden oluşan toplumlardır… Bunlar aynı zamanda örgütlü toplumlardır… Yeterince örgütlü olmayan toplumlarda ise, kötüye alışmama, onun olağanlaşmasına olanak tanımama; karşı çıkarak, soru sorarak, kafa tutarak aslında onun hiç de göründüğü kadar güçlü olmadığını gösterme ve onun alaşağı edilmesinin yolunu açma, öncü bireylerin, toplum önderlerinin görevi, boyunlarının borcudur… Ne kadar acılı da olsa, insanı kat kat insanlaştıracak, paha biçilmez yücelikte, soylu bir görevdir bu… ERGENEKONİP DAVASI ZİRVE DAVASI HATİCE TUNCER Ergenekonİşçi Partisi davasında tutuklu sanık İşçi Partisi (İP) Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile işadamı Remzi Gür arasındaki telefon görüşmesini açıklamakla suçlandığını ifade ederek “İyi ki de açıklamışım. Bunu açıklamasaydım savcılar benden hesap sormalıydı. Ancak ben açıkladığım için şu an huzurunuzdayım” dedi. İP Genel Başkan Yardımcısı ve Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü, “Bu davada yargılama konusu sadece haberdir” diye konuştu. Perinçek’in oğlu Mehmet Perinçek’in de aralarında bulunduğu İşçi Partiler ile Ulusal Kanal ve Aydınlık çalışanlarının, iddia olunan Ergenekon terör örgütünün amaçları doğrultusunda faaliyet gösterdiklerine ilişkin davanın 4. duruşması yapıldı. Silivri Cezaevi yerleşkesinde görülen davanın sabahki oturumunda Önsel savunmasına tamamladı. Önsel savunmasında Erdoğan ile işadamı Gür arasındaki telefon görüşmelerinin ses kaydını açıklamakla suçlandığına dikkat çekti. Önsel şöyle konuştu: “İyi ki de açıklamışım, doğru yapmışım. Bunu açıklamasaydım savcılar benden hesap sormalıydı. Ancak ben açıkladığım için şu an huzurunuzdayım” la evler, işyerleri basılıyor, 14 kişi gözaltına alınıyor, 4 kişi 10 aydır hapiste tutuluyor. Bu davanın 18. dava olarak birleştirilmesinin taşları da döşenmiş” diye konuştu. “Perinçek’in mektubu iddianameden çıkarıldığı anda bu dava biter” diyen Özlü, “Bu siyasi bir davadır ve siyasetin ihtiyacına uygun bir süreç işletilmektedir. Hukuki bir dava değildir” diye konuştu. Özlü, savcılıkta kendisine “Ulusal Kanal televizyonunda Erdoğan ile Talat arasında geçen konuşmaları ne amaçla yayımladınız” şeklinde soru yöneltildiğini anlattı. Özlü, “Yayımlamak ve yayımlatmak... İşte atılı suçlama bu. Yargılama konusunun sadece ve sadece haber olduğu açıkça yazılmıştır. ‘Talimat, örgüt, terör örgütü’ gibi ürkütücü sözcüklerle bu gerçekler örtülmek isteniyor” dedi. Duruşmayı Türkiye Gazeteciler Sendikası Başkanı Ercan İpekçi de izledi. ‘Dışarıdaki Gazeteciler’ gazeteciliğe yönelik baskıları İstiklal Caddesi’nde yürüyüşle protesto etti. ‘Basını özgür bırak’ İstanbul Haber Servisi BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Gazeteciler serbest bırakılmadan siyasi olarak sorunlara çözüm bulmak imkânsızdır. İlk şart olarak basın özgür bırakılmalıdır. Basın özgür olmalıdır ki toplum tartışabilmelidir” dedi. Dışarıdaki Gazeteciler, KCK operasyonları kapsamında basına yönelik tutuklamaları ve baskıları Taksim tramvay durağından Galatasaray Lisesi önüne kadar yürüyerek protesto etti. Grup “Dışarıdaki Gazeteciler” pankartı açarak sloganlar atarak yürüdü. Yürüyüşe, Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu, Türkiye Gazeteciler Sendikası, BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, gazeteci Ahmet Şık, BDP İstanbul Eşbaşkanı Asiye Kolçak ile çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti destek verdi. Grup adına basın açıklamasını okuyan Ahmet Şık, “İki generali mahkemeye dahi getirmeden yargılamakla 12 Eylül’le hesaplaştıklarını söyleyenler ve onların şakşakçıları, bugün ne demek istediğimizi anlamayabilirler” dedi. Şık, merkezi, sosyalisti, Kürt’ü, Ermenisiyle basının baskı, sansür ve otosansürle karşı karşıya olduğunu söyleyerek “Hükümetin kendileri gibi düşünmelerini, kendileri gibi muktedire yamanmış gazeteciler olmasını istiyorlar. İşte bu yüzden, 1980’lerden beri ‘devlet terörü’nün nefesini her an ensesinde hisseden Kürt basını, bu bitmek bilmeyen sindirme ve baskı ikliminin en net kurbanı” diye konuştu. Eylem sonrası açıklama yapan BDP lideri Demirtaş ise AKP hükümetinin toplumu teslim almaya çalıştığını belirterek “Toplumu teslim alabilmenin ilk şartı medyayı teslim almaktır. AKP toplumu yeniden dizayn adına, toplumu teslim alabilmek için muhalif medyayı tutuklamalarla teslim almaya çalışıyor. Gazeteciler serbest bırakılmadan siyasi olarak sorunlara çözüm bulmak imkânsızdır. İlk şart olarak basın özgür bırakılmalıdır” dedi. ‘Yamanmış gazeteci istiyorlar’ GÖP’ÜN TANIKLIK GÜNLERİ’NİN DÖRDÜNCÜSÜ YAPILDI arsayımlarla cezaevindeyiz’ Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Turhan Özlü, savunmasında Perinçek’in Silivri Cezaevi’nden yazdığı mektubun iddianamede 1 No’lu delil olarak yer aldığına dikkat çekti. İddianamede, Doğu Perinçek’in mektubunda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2004 yılında KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın ses kaydının yayımlanmasına ilişkin önerilerinin “örgütsel talimat” olarak değerlendirildiğini anlatan Turhan Özlü, “Bu varsayımlar ‘V Maçka’da düzenlenen etkinliğe Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül de katıldı. (Fotoğraf: SİBEL BAHÇETEPE) ‘Tasmalı gazeteci olmayacağız’ İstanbul Haber Servisi Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması istemiyle Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) tarafından düzenlenen “Tanıklık Günleri”nin dördüncüsünde konuşan Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay, “Türkiye’de sadece cezaevindeki gazeteciler yargılanmıyor. İfade özgürlüğü ve hukuk yargılanıyor” dedi. Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan gazeteciler, gazeteci yakınları ve avukatlar dün “içerideki” gazetecilerden Barış Pehlivan, Füsun Erdoğan, Sadık Topaloğlu ve Turabi Kişin’in tanıklığını yaptı. Eyleme katılan Ahmet Abakay, iktidarın kendisine bağlı tasmalı gazeteci peşinde olduğunu söyledi. Abakay 102 gazetecinin tutuklu olduğuna dikkat çekerek “Bütün gazeteciler tehdit altında. İçerideki gazeteciler rehinedir aslında. Dışarıdaki gazetecilere ‘Siz onlar gibi olmayın’ mesajı için rehin edilmiş durumdalar” diye konuştu. Barış Pehlivan’ın annesi Şahhanım Pehlivan, oğlunun tutuklanmayı haketmediğini belirterek “Benim oğlumun yaşadıklarının hesabını kim verecek? Oğlumu sırf Türkan Saylan ile fotoğrafı var diye terör örgütü üyesi saydılar” dedi. Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan, 18 Şubat 2011’de Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklandı. Füsun Erdoğan, Özgür Radyo Genel Koordinatörü olduğu dönemde, 10 Eylül 2006’da MLKP örgütüne yönelik yapılan operasyonda tutuklandı. DİHA Urfa muhabiri Sadık Topaloğlu, 24 Aralık 2011’den bu yana tutuklu. Özgür Gündem editörü Turabi Kişin KCK operasyonu kapsamında 2 Ocak 2012’de tutuklandı. Fotoğraf: KAYHAN AYHAN ‘Suçumuz haber yayınlamak’ Tolon’a müebbet istemi SELAHATTİN GÖKATALAY MALATYA Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamıyla ilgili ek iddianamede Ergenekon davasının tutuklu sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve istihbarat Binbaşı Haydar Yeşil’in “hükümeti yıkmaya teşebbüs” ve “silahlı terör örgütü kurmak” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istendi. Emekli Orgeneral Hasan Iğsız, Zekeriya Beyaz, Abdurrahman Küçük, Hulki Cevizoğlu gibi isimlerin de dosyası ayrıldı. Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı ile ilgili özel yetkili savcılığın hazırladığı ek iddianamenin tamamlandığı belirtildi. Özel yetkili savcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede 19 şüpheli yer aldı. Yaklaşık 700 sayfalık iddianamede, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, eski Malatya Alay Komutanı Mehmet Ülger ve istihbarat Binbaşı Haydar Yeşil hakkında “hükümeti yıkmaya teşebbüs” ve “silahlı terör örgütü kurmak” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Doğu Perinçek’e beraat Ⅵ İstanbul Haber Servisi İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, Ergenekon duruşmalarındaki beyanlarında hâkim ve savcılara hakaret suçlamasıyla yargılandığı davadan beraat etti. Ergenekon davasına bakan Başkan Hasan Hüseyin Özese, üye hâkimler Sedat Sami Haşıloğlu ve Fatih Mehmet Uslu ile savcı Mehmet Ali Pekgüzel’e hakaret ettiği iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması dün Silivri Adliyesi’nde yapıldı. Silivri 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davada yargılanan Doğu Perinçek ile Ergenekon sanıklarından Mehmet Demirtaş savunmasını yaptı. Doğu Perinçek, kendisinin suçlanmasına neden olan cümleyi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan alıntı yaptığını söyledi. Perinçek, “Tayyip Erdoğan alenen kamuoyu önünde yargıyla işbirliği halinde olduğunu ilan ediyor. 70 milyonun önünde Tayyip Erdoğan bunu söylüyor, hâkimler incinmiyor da duruşmada söyleyince mi rencide oluyor? Burada suç aramak çok büyük bir yanlış” dedi. Hâkim Ahmet Türkeri, Doğu Perinçek ile Mehmet Demirtaş’ın beraatına karar verdi. Balbay için imza kampanyası İSTANBUL/İZMİR (Cumhuriyet) Gazetemiz yazarı ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın serbest bırakılması ve uzun tutukluluk süresine dikkat çekmek amacıyla İstanbul’da “Mustafa Balbay’a Özgürlük Girişimi”nce başlatılan imza kampanyasının üçüncüsü dün Maçka Özgürlük Parkı’nda gerçekleştirildi. Etkinlikte, gazetemiz imtiyaz sahibi Orhan Erinç ile yazarımız Şükran Soner kurulan stantta Balbay’ın kitaplarını imzaladı. “Mustafa Balbay’a Özgürlük Girişimi” imza kampanyası için Maçka Özgürlük Parkı içine temsili demir parmaklık ile temsili oy sandığı konuldu. Etkinlikte, Şişli Belediyesi korosu, Türk halk müziği sanatçısı Ekrem Ataer şefliğinde küçük bir müzik dinletisi sundu. Etkinliğe Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, CHP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Haluk Eyidoğan da katıldı. Etkinliğin, bugün saat 13.00’te de CHP Beyoğlu ilçe binası önünde kurulacak standlarda sürdürüleceği kaydedildi. “Balbay’a Özgürlük Girişimi”nin İzmir kampanyası ise Konak ve Karşıyaka belediyelerinin desteğiyle bugün başlayacak. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog