Bugünden 1930'a 5,418,658 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 HAZİRAN 2012 CUMARTESİ 4 HABERLER Hukukçular, Erdoğan’ın hem devlet başkanı hem de parti başkanı olma isteğini art niyetli buluyor Bağımsız Değil, Salt Kendine Bağlı Yargı Başbakan’ın “özel yetkili mahkemeler”den yakınmalarını dinlerken gülmek mi gerek ağlamak mı bilemiyorum. Bunları “devlet içinde devlet” olarak niteleyen, Mustafa Balbay, Tuncay Özkan, Mehmet Haberal, Yalçın Küçük, Soner Yalçın değil, Başbakan’ın ta kendisi. Karar verme, düzenleme ve düzeltme makamında olduğu halde, esas işlevini bir yana bırakıp, eleştirmenliğe soyunmak, AKP iktidarının sıkça başvurduğu bir yöntem. “Rol difüzyonu” denen bu anomaliye hiç bu dönemdeki kadar sık rastlanmamıştı. Dostlarınız, meslektaşlarınız, ülkenin aydınları üç yıldır tutukluyken gıkı çıkmayan, kulakları feryatlara tıkalı birinin, şimdi yakınmasının samimiyetine inanılabilir mi?.. Başbakan’ın ÖYM’lerden şekvacı olmasının nedeni ise “cemaat” ile “özel yetkili mahkemeler” üzerinden fena bir kapışmaya girişmiş olmasıdır. Tayyip Bey, hele son zamanlardaki bazı kararlarıyla ÖYM’lerin kendisini de kuşatmaya başladığından kuşkulanıyor, kaygı ve şikâyetlerini seslendiriyor. Şimdi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 250. maddesinde değişiklikle bu kuruluşların yetkilerinin kısılması yolu tutulacak. ૽૽૽ AKP iktidarının DGM’ler yerine kaim olmak üzere, getirdiği “özel yetkili mahkemeler” düzenlemesinin, kendilerine de dert olacağını, İstanbul Barosu eski Başkanı ceza hukukçusu Av. Turgut Kazan, Meclis Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda yaptığı konuşmada şöyle dile getiriyordu: Yarattığınız Frankenstein şimdi sizinle bilek güreşine başladı. Sakın dokunulmazlığımız var diye güvenmeyin! Yarın sizi de tutuklarlarsa şaşırmayın! Kazan, aynı gerçekleri Ankara Barosu toplantısında da dile getiriyordu. Turgut Kazan, ÖYM’lerin,12 Mart ve 12 Eylül’ün askeri mahkemelerinden daha kötü olduğunu vurgulamayı da ihmal etmezken bir noktayı da şöyle açıklıyor: Aman yanlış anlaşılmasın! Ben 12 Mart ve 12 Eylül mahkemeleri “daha iyiydi” demiyorum. Demek istediğim bunların onlardan da kötü olduğu, yoksa ortada iyi bir şey yok. Ama ÖYM’ler hepsini aşar, postmodern engizisyondurlar. Türkiye’de ceza yargısı sürecini, hem tutuklu sanık, hem hükümlü, hem de savunman olarak yaşamış olan Turgut Kazan, yaptığı uyarıların gerçekleştiğini, ÖYM’lerin İlker Başbuğ ve Hakan Fidan olaylarında doğrudan Başbakan’ı kuşatmayı amaçladığını vurguluyor ve ekliyor: ÖYM’ler kaldırılmalıdır. Ama 12 Eylül 2010 referandumundan sonraki haliyle HSYK’yi korumak da yanlıştır. Onun da düzeltilmesi gerekir. ૽૽૽ Gerçekten de, Turgut Kazan haklıdır. ÖYM’lerin yetkilerinde kısıtlamaya gitmek yetmez, bunların tümden kaldırılmaları gerekir. Demokrasilerde özel yetkili mahkemelere yer yoktur. Bu yüzden CMK 250, 251, 252. maddeleriyle özel yetkili mahkemeler kaldırılmalıdır. Özel yetkili mahkemelerin demokrasilerde yeri yoktur, terör dahil bütün suçların sanıkları aynı usul hükümlerine tabidirler. Çünkü usul hükümleri sağlıklı ve adil yargının sağlanmasına yöneliktir. Şimdi bazı suçların sanıklarına “Ben sana bunları uygulamıyorum” demek, “Seni adil yargının bu güvencelerinden yoksun kılıyorum” anlamını taşır. Bu yüzden, eğer amacı, bağımsız ve adil yargı ise Tayyip Erdoğan hem ÖYM’lerin kaldırılması hem de HSYK’nin bu amaca hizmet edecek biçimde yeniden oluşturulması için gerekli düzenlemenin yapılmasına önayak olması gerekir. Eskiler “müsademeyi efkârdan, barikayı hakikat çıkar” (fikirlerin çatışmasından gerçek şimşeği çıkar) derler. Ama, “Müsademeyi cemaat ve hükümetten barikayı adalet çıkmıyor ne yazık ki”. Çünkü taraflardan her ikisinin de amacı bağımsız yargı değil, “sadece bana bağlı yargı”dır DUYURU: Mustafa Balbay’a Özgürlük Girişimi, Balbay için bugün saat 13.00’te CHP Beyoğlu İlçe binası önünde toplanacak. Ben orada olacağım, sizi de bekliyoruz. Tek adamlığa hazırlık İLHAN TAŞCI ANKARA Prof. Dr. Ülkü Azrak, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanı ya da devlet başkanının partili de olabilmesine yönelik değerlendirmesini “art niyetli” olarak nitelendirirken, “Tek adamlığa hazırlanıyor” yorumunu yaptı. Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de Erdoğan’ın her türlü gücü ve tüm dizginleri elinde tutmak istediğini söyledi. Prof. Dr. Ülkü Azrak, ABD’de devlet başkanının seçildikten sonra da partisinden kopmadığını belirtti. Geçmişte Türkiye’de de benzer bir durumun yaşandığını anımsatan Azrak, “Cumhurbaşkanı hâlâ partisinin içindeydi, partideki görevi sürüyordu. Bunun örneği Celâl Bayar’dır” diye konuştu. Celâl Bayar’ın bastonunun gümüş başlığında De ᮣ Prof. Ülkü Azrak, devlet başkanının partili olabilmesi önerisinin tek kişi yönetimini daha da güçlendirecek bir girişim olduğunu belirterek, ‘’Erdoğan tek adamlığa hazırlanıyor’’ dedi. Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de ‘’Erdoğan arzu ettiği gibi cumhurbaşkanı seçilirse sonra da partisinin dizginlerini elinden bırakmak istemiyor. Böylece her türlü gücü elinde tutmak istiyor” dedi. mokrat Parti’nin sembolünün olduğunu da vurgulayan Azrak, “DP dönemi gerilerde kaldı. O dönemde başkanlık da söz konusu değildi” dedi. Objektif olarak bu konunun tartışılmasının zor olduğu düşüncesini paylaşan Azrak, “Bunların arkasında art niyet var. Art niyet de şu; çok açık konuşalım, bugünün Başbakanı, cumhurbaşkanı olarak görevini sürdüreceğini düşünüyor ve partisinden de ayrılmak istemiyor. Bugünkü pozisyonunu koruyacak, emirler verecek, partisini yönetecek, hem de devleti yönetecek. Bence art niyet bu” değerlendirmesini yaptı. “Gerekçe gösteriyor mu Başbakan? Niye partisinden ayrılmasın?” diye soran Ülkü Azrak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Böyle bir öneriyi ortaya attığında, dayandığı gerekçeyi açıklamazsa ilk akla gelecek şey budur. Başbakan ‘iyi dersem iyidir, herkes de buna inanmalıdır’ diye düşünüyor. Bugüne kadarki yaklaşımları ‘bu daha iyidir’ dedi, herkes de ‘evet evet iyidir’ dedi. Bu düşünce, tek kişi yönetimini daha da güçlendirecek bir şeydir. Tek adamlığa hazırlanıyor. Sadece ülkeyi yönetmek değil ülkedeki çoğunluk partisini de yönetmek istediği anlamına geliyor.” Prof. Dr. Hikmet Sami Türk de Türkiye’de 1961’den itibaren cumhurbaşkanlarının belli sürelerle seçilmeye başlandığını kaydederek, “Anayasada ‘Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir’ hükmü yer alıyor. O takdirde anayasa değişikliği yapmak gerekecektir. Kaldırılır herhalde bu hüküm, hesap böyle” dedi. ABD örneğine de bakmak gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Türk, “ABD’de başkan parti genel baş kanı değildir. Obama, Demokrat Parti’nin genel başkanı değildir, ondan önceki Bush da değildir. Bu kişiler partilerin adayıdır” değerlendirmesini yaptı. Yarı başkanlığın uygulandığı Fransa’da da cumhurbaşkanlarının parti genel başkanı olmadığına işaret eden Türk, şu yorumu yaptı: “Başbakan, Turgut Özal’ın düştüğü duruma düşmek istemiyor. Sayın Erdoğan arzu ettiği gibi cumhurbaşkanı seçilirse sonra da partisinin dizginlerini elinden bırakmak istemiyor. Böylece her türlü gücü elinde tutmak istiyor. Bütün dizginleri elinde toplamak istiyor. Her yönüyle hem hükümet başkanlığı hem de parti genel başkanlığının elinde olmasını istiyor. Bu sakıncalıdır. Ne Türkiye Cumhuriyeti ne de şahsen Erdoğan yarar görür.” İZMİR KONGRESİ KCK’DE YENİ DALGAYA TEPKİLER Fotoğraf: EVREN ATALAYAA AKP’de ‘kaçakçı’ kavgası İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla bugün yapılacak AKP İzmir il kongresi başkan adayları birbirine girdi. Başkan adayı Abdullah Tekbaş, halen AKP İzmir İl Başkanlığı yapan Ömer Cihat Akay’ın, daha önce gümrük kaçakçılığından hüküm aldığını ileri sürdü. Tekbaş, Akay’ın 1984 yılında, kara çarşaf giyerek oynadığı tiyatro oyunundan aldığı cezayı çarpıttığını iddia ederek, “Bu oyundan aldığı cezayla ilgili olarak, 2004 yılında partiye gelen yazı doğrultusunda, üyeliğinin düşürüldüğünü söylemektedir. Bu gerçek değildir. Kamuoyunu yanıltmaktadır. Doğrusu, Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin, 1997/290 Esas 1998/6 karar CMU 1993/632 suçundan, gümrük kaçakçılığı nedeniyle, 19 milyon 600 bin TL para cezası almasıdır” dedi. Tektaş, Akay’ın, 163. maddeden ceza almasıyla ilgili olarak “O benim şeref madalyam” yönündeki açıklamasını da eleştirerek “Herkes hata yapabilir. Herkes suçundan dolayı hapis yatabilir ama bu cezayı şeref madalyası olarak değerlendirmesi ilginçtir. Kendisini kanunlara saygılı olmaya davet ediyorum” dedi. Operasyon Van’da hayatı durdurdu YUSUF ZİYA CANSEVER / MAHMUT ORAL Arap dünyasını eleştirdi Başbakan Erdoğan, AKP Denizli İl Başkanlığı’nın 4’üncü olağan kongresinde yaptığı konuşmada Suriye yönetimine yönelik eleştirilerini sürdürdü. Suriye’de çok büyük acıların, çok büyük dramların yaşandığını ifade eden Erdoğan, “Kim olursa olsun biz Türkiye olarak bunun takipçisiyiz” dedi. Suriye’deki katliamların sorumlusunun devlet destekli milisler olduğunu söyleyen Erdoğan, üstü örtülü olarak islam ülkelerini eleştirdi. Erdoğan, “Suriye’de öldürülenler insan değil mi? Orada katledilenler Müslüman değil mi? Katilin kimliği çok mu önemli sizin için? İsrail öldürünce suç oluyor da Esad öldürünce suç olmuyor mu?” diye konuştu. Erdoğan, 4+4+4 uygulamasıyla ilgili olarak da, “ 4+4+4 ile ilgili ana muhalefet partisi, önce ‘Desteğimiz var. Meslek okulları niçin mahrum olsun?’ derken bugün, usulden müracaatı reddetmesi ne karşın bu defa esastan tekrar Anayasa Mahkemesi’ne gidiyor. Çok anlamlıdır bu. Bunlar sözlerinde samimi değil. Dik durmak başka bir şey” dedi. Kongre öncesi AKP’li gençlerin tribünlerde yerden yukarı doğru iplerle çıkarmak istedikleri Erdoğan’ın posteri gerilime neden oldu. Polis postere izin vermedi. Bazı gençler ağlarken bir süre sonra poster yukarıya çekildi. Öte yandan Türkiye Gençlik Birliği (TGB) üyesi 2 kişinin bir işhanında açmak istediği pankarta polis ekipleri müdahale etti. Gençler pankartta bir şey olmadığını söyledi ancak polisi inandıramadı. Polis pankartı açtığında, “Pankartta bir şey yok dedik dedik ama inanmadınız. Ne oldu şimdi?” yazısıyla karşılaştı. 2 TGB’li genç gözaltına alınırken kentin diğer yerlerinde eylem hazırlığında olduğu iddia edilen 7 TGB üyesi daha gözaltına alındı. CHP’li Kart: Türkiye Türkiye’den yönetilmiyor ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, AKP hükümetinin 6 yıldır gizlediği ABD ile Türkiye arasındaki “yargıç savcı değişim programı”nı ABD Büyükelçiliği aracılığıyla öğrendiğini belirterek “Türkiye Cumhuriyeti Türkiye’den yönetilmiyor” dedi. Kart, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında Başbakan Tayyip Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle 26 Nisan’da verdiği soru önergesinde “Türkiye ile ABD arasında yargıç ve savcıların katıldığı değişim programlarının niteliği” konusunda bilgi istediğini belirtti. Önergeye en geç 30 Mayıs’ta yanıt verilmesi gerekirken hükümetten hiçbir açıklama gelmediğine dikkat çeken Kart, konuya yönelik ayrıntıları ABD Büyükelçi liği tarafından 14 Haziran’da yapılacağı duyurulan “programa katılan yargıçsavcılar onuruna verilen” resepsiyon davetiyle öğrendiğini belirtti. “ABD Elçiliği, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin uzun yıllardan bu yana gizlemeye çalıştığı değişim programını açık bir şekilde kamuoyuyla paylaşmıştır” diyen Kart, AKP hükümetinin bu programı neden gizlediğinin açıklanmasını istedi. Kart, “Türkiye ile ABD arasında; yargı, Emniyet ve istihbarat alanında Türkiye aleyhine doğmuş olan ‘bağımlılık’ ilişkisi artık ‘kronik’ hale gelmiştir. Türkiye, maalesef bu anlamda artık egemen bir ülke değildir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye tarafından yönetilmiyor” diye konuştu. VAN / DİYARBAKIR Van’da önceki gün yapılan KCK operasyonlarında aralarında Van Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın da bulunduğu 6’sı belediye başkanı toplam 13 BDP’linin gözaltına alınması üzerine Van ve ilçelerinde hayat durdu. Esnaf kepenk kapattı, sular kesildi, çöpler toplatılmadı. Operasyona tepkilerse dinmiyor. Van’da önceki gün yapılan KCK operasyonlarında aralarında Van Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın da bulunduğu 6’sı belediye başkanı toplam 13 kişinin gözaltına alınmasının ardından başlayan oturma eylemi aralıksız devam ediyor. Van kent merkezi ve ilçelerde esnaf kepenk açmazken belediye başkanlarının gözaltına alınması belediyenin faaliyetlerini de aksattı. Birçok yerde sular kesilirken, çöpler de toplanmadı. Gözaltındakilerin Emniyet’teki sorgularının sürdüğü belirtildi. Diyarbakır’da konuşan Mardin Bağımsız Milletvekili Ahmet Türk, KCK operasyonlarına sert tepki gösterdi. Türk, “Yaşadığımız süreçte bir barış niyetinin, bir Kürt sorununu çözme niyetinin, halkları kucaklaştırmaya yönelik bir siyasetin yürütülmediğini çok açık bir şekilde görüyoruz” dedi. AKP Van Milletvekili Gülşen Orhan da, yaptığı yazılı açıklama ile gözaltılara tepki gösterdi. Orhan, “Topluca yapılmış tutuklamalar karşısında oluşan rahatsızlığımı dile getirme lüzumunu hissettim. Yapılmış olası yanlışlardan dönülmesini umuyorum, en azından seçilmiş belediye başkanlarının tutuksuz yargılamasının önünün açılmasını temenni ediyorum” dedi. ANKARA 33 kişi için tutuklama istemi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) PKK’nin şehir yapılanması KCK’ye üye oldukları iddiasıyla gözaltına alınan 46 kişi adliyeye sevk edildi. Doktorlar ve SES Öğrenci Komisyonu ile TTB’nin Öğrenci Kolu’na üye olan tıp fakültesi öğrencilerinin de aralarında bulunduğu zanlıların ifadeleri, 4 özel yetkili savcı tarafından alındı. Savcılık sorgularının ardından 13 kişi serbest bırakılırken 33 kişi tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevkedildi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog