Bugünden 1930'a 5,410,009 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

30 HAZİRAN 2012 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA dishab@cumhuriyet.com.tr DIŞ HABERLER 9 Dünya güçleri Şam’ın kaderini konuşmak için Cenevre’de bir araya gelirken Rusya’ya baskı artıyor Kritik Suriye buluşması Dış Haberler Servisi Suriye “Eylem Grubu” konferansı bugün Cenevre’de toplanırken, Batılı ülkelerin Rusya’yı ikna çabaları hız kazandı. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Cenevre toplantısı öncesinde Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmek üzere Rusya’nın St. Petersburg kentindeydi. Clinton’ın dün St. Petersburg’a “Kadının Siyasetteki Rolünün Artırılması” konulu panele katılmak amacıyla gittiği açıklandı. Ancak bunun, ABD Dışişleri Bakanı’nın St. Petersburg’a on gün içinde ikinci kez yaptığı ziyaret için yaratılan bir vesile olduğu belirtiliyor. Birleşmiş Milletler ve Arap Birliği’nin Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan’ın, Türkiye’nin de katıldığı Cenevre’deki toplantıda, Suriye’de hem muhalefetten hem de bugünkü yönetimden temsilcilerin yer aldığı bir geçiş yönetimi ve Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın istifasını önereceği bildirilirken, Rusya, Esad’ın geleceğini sadece halkın belirleyebileceğini savunuyor. Clinton, Rusya ziyaretinden önce, Esad’ın ᮣ ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton dün Rusya’daydı. ABD, Suriye’de Esad’sız geçiş döneminde kararlı. Moskova ise buna sadece halkın karar verebileceğini savunuyor. Avrupa Birliği liderleri dün Brüksel’deki zirvede Suriye’deki hukuk ve insan hakları ihlallerine uluslararası soruşturma istedi. kesinlikle geçiş yönetiminde yer almaması gerektiğini söylemişti. Lavrov ise “Geçici hükümette kimlerin yer alacağını, Esad’ın kalıp kalmayacağını Suriyeliler arasındaki diyalog belirlemeli. Suriye’ye dışardan herhangi bir müdahaleye karşıyız” diye konuşmuştu. Rusya, Cenevre toplantısına İran’ın da katılmasını isterken, Annan, İran’ı davet etmemişti. İngiliz Independent gazetesinin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk’in haberine göre, “Batı, Suriye’yi iki yıl daha Esad’ın ellerine bırakabilir.” Fisk’in, Cenevre’deki Suriye toplantısında görüşülecek geçiş süreciyle yakından ilişkili Şam’dan bir kaynağa dayandırdığı haberinde, Suriye üzerinden Avrupa’ya uzanacak yeni petrol rotalarını güvenceye almak isteyen Batılı liderlerin üstü örtülü rızasıyla, Esad’ın, muhaliflerin düşündüğünden daha uzun süre görevde kalabileceği belirtildi. Haberde, aynı kaynağın, “Amerikalılar, Ruslar ve Avrupalılar, İran ve Suudi Arabistan’ın hem Lübnan hem de Irak’taki po ‘Esad iki yıl kalabilir’ litik tavizlerine karşılık Esad’ın iki sene daha Suriye liderliğinde kalmasına izin verecek bir başka anlaşma daha hazırlıyor” dediği aktarıldı. Kaynağa göre, Rusya böylece Suriye’nin Tartus kentindeki askeri üste kalmayı ve İran ve Suudi Arabistan’ın desteğiyle Şam’da kurulacak herhangi bir yeni hükümetle ilişkilerini güvence altına almış olacak. Haberde, “Rusya’nın, gelecekteki Suriye iktidar yapısında Esad’ın bulunmasının şart olmayacağını kabul ederek verdiği taviz, durumun daha da kötüleşmesini engelleyecek bir anlaşma karşılığında Esad’ın başkanlığı kabul edilebilir” denildi. ABD ve Rusya’nın, İran’ın Irak’taki etkisini ve Lübnan’daki müttefiki Hizbullah ile ilişkisini dikkate alabileceğini belirten Fisk, pazarlıkların esas amacının, Batı’nın Körfez ülkelerinden gelen gaz ve petrolü, Rusya’ya bağlı kalmadan garantiye alma kararlılığı olduğunu da yazdı. Say, savaş ve ‘Mezopotamya’ Güney İtalya’nın küçük taşra tren istasyonlarından biri olan Fondi’de tren bekliyordum geçende. Yanımda birden kalabalık genç bir müzisyen grubu belirdi. Müzisyenler konservatuvar öğrencisiymiş. Çizme’nin topuğundaki Calabria kentindeki bir konservatuvardan... Fondi yakınlarındaki Terracina kentine konsere gelmişler; oradan evlerine geri dönüyorlardı… Onlar güneye, ben kuzeydeki Roma’ya gitmek için tren beklerken bir süre istasyonda sohbet ettik. Biraz damdan düşer gibi olsa da merak edip sordum: “Fazıl Say’ı tanıyor musunuz?” “Evet” dediler bir ağızdan; “Ünlü Türk piyanisti!” İçlerinden biri de; “Kim o? Hatırlayamadım!” demedi. Şöhreti dünyanın artık taşrasına dek yayılan Fazıl Say’ın “Mezopotamya Senfonisi’ni” dinlerken İtalya’nın ücra bir tren istasyonunda yaptığım o sohbeti ve bu müthiş müziğin çalınacağı başka coğrafyaların konser salonlarını düşündüm. Fazıl Say’ın çapı ve değeri karşısında, ülkesinde yaşadığı hoyratlıklar yüreğimi burktu. Yaşar Kemal bu çelişkiyi, Türkiye’ye özgü kara mizah bir saptamayla; “Uluslararası çapta bir müzisyen oldu Fazıl. O zaman onun da hapis zamanı geldi” diyerek dile getiriyor. Kafamda bu türden düşünceler uçuşurken “Mezopotamya Senfonisi’nin” dünya prömiyerinin yapıldığı Haliç Kongre Merkezi’nin sıralarında “Liberation” yazarı Marc Semo’ya rastladım. 80’li yıllarda Roma’da Fransız basını için muhabirlik yaptığı günlerden tanıdığım Marc’a; “Ne işin var burada?” der demez bana hemen; “Fazıl’ı dinlemeye geldim” diyerek yanıt verdi: “Say, çok sevdiğim, beğendiğim bir müzisyen. Ama Mezopotamya’yı ne anlamda kullandığını biliyor musun? Gerçekte bu da ilgimi çekti.” “Mezopotamya” ile kastedilen, “Günümüz Mezopotamyası. Orta Anadolu ve Güneydoğu” oluyormuş… Say bunu kendisi, geçtiğimiz cumartesi ilk kez dinleyiciyle buluşan senfoninin sunumunda anlattı. Sevgili Zeynep Oral, konuyu ayrıntılarıyla aktardığı için fazla detaya girmiyorum. Ancak orkestra sahneye girmeden evvel, büyük ekranda gösterilen bir filmle senfonisinin tanıtımını yapan müzisyen meramının özetle “Ölüm kültürüne karşı bir başkaldırı” olduğunu söyledi. “Ölüm kültürü Mezopotamya’da hangi tarafta olursa olsun değişmiyor!” diyen Say; “Savaş Üzerine” isimli kısmı; “Orkestranın izleyiciye, bestenin besteciye, bestecinin besteye karşı açtığı bir savaş da olabilir bu” diyerek ifade etti. “Beklenenden küçük bir nehir” şeklinde tanımladığı “Dicle”yi; 130 kişilik filarmoni orkestrasının zengin olanaklarıyla “dağların arasından şırıl şırıl akan” bir su ve görkemli “Fırat”ı da “köpüklü, doludizgin” akan bir ırmak olarak betimledi. “Tapınılan güneş” karşısında, “romantik ama ürkütücü” bulduğu ayın gümüş renkli ışıklarını önce barkovizyonla gösterilen filmde bize etraflıca anlattı Say; ardından bestesiyle müziğe taşıdı. Siz hiç müzikle suyu, güneşi ve ayı hissettiniz mi? Fazıl Say’ın notalarıyla biz “Mezopotamya”yı dinlerken o gece kâh ırmakların kıyısına gittik, kâh ayın, güneşin peşine takıldık. Hele “theremin” denen bir enstrüman vardı ki gözlerimi alamadım. İlk kez gördüğüm enstrümanı, sahnenin sol köşesinde, beyaz gelinlik gibi bir tuvalet giymiş olan Carolina Eyck isimli bir müzisyen çalıyordu. Eyck, “theremin”i çalmayı, bu aletin yaratıcısı olan Leon Theremin’in büyük torunundan öğrenmiş. İki metal antenden oluşan aletin kendisi gerçekte uzaktan pek seçilmiyor. Telsiz anteni gibi duran çubuklar arasında beyazlar içindeki kadının büyü yapar gibi oynayan ellerini izleyebildik biz sadece. Say’ın “Mezopotamya’nın koruyucu meleği” diye takdim ettiği kadının elleri flamenkocu kadınlar gibi havada geziniyor ve biz gaipten gelen sesler duyuyorduk. Kâh opera söyleyen bir kadın sesi, kâh ağıt, kâh bir metalik tını olarak ulaşıyordu o ses kulağımıza. Carolina Eyck’ın gizemli elleri meğer o iki anten arasındaki elektronik dalgaları kesiyormuş. Onu da yanımda oturan Nuri Çolakoğlu’ndan öğrendim. Dicle, Fırat, Ay, Güneş, Ölüm Kültürü... On bölümden oluşan senfoni zaten Carolina Eyck’ın muhteşem çalgısı ve performansıyla (“Mezopotamya Türküsü”) sona erdi. “Theremin” ve “Eyck”; senfoninin doruğunu oluşturdu. “Mezopotamya”; bu yıl 40. yılını kutlayan festivalin, en özel ve en elektrikli konseriydi. Konserin ilk bölümünde Say’dan ayrıca müthiş bir Beethoven yorumu (Beethoven’ın 3. Piyano Konçertosu’nu) dinledik. Haliç Kongre Merkezi bir konser mekânı değil. Fazlasıyla büyük, akustiği ideal değil; kişiliksiz ve biraz da “kıro” bir yer. Ama Fazıl Say bize mekânın tüm bu kusurlarını unutturdu ve 3 bin kişilik o dev salonu bizlerle yekvücut olana kadar küçülttü. Kuşkusuz artık Fazıl Say farklı bir yerde… Böyle bir sanatçıyı alıp da; “sen ne haddine öyle tweet atarsın!” falan diye sorgulamak akıl fikir işi değil. Ey Mezopotamya’nın koruyucu melekleri bizi kollayın! ‘Kirli işler El Cezire ve El Arabiya’ya yaptırılmıyor’ ÖZGÜR ULUSOY BONN Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da “Arap Baharı” olarak adlandırılan süreçte medyanın ve sosyal paylaşım sitelerinin oynadığı rol, Deutsche Welle’nin bu yıl düzenlediği Küresel Medya Forumu’nda ele alınan başlıca temalardan biri oldu. eğerler de küreselleşmeli’ 2327 Haziran arasında düzenlenen forum Kültür, Eğitim, Medya, Sürdürülebilir bir çerçevesinde, bu coğrafyada siyasi kültürün şekillendirilmesinde medyaya düşen rolün Dünyanın Şekillendirilmesi temalı forumun tartışıldığı panelde, panelistler özellikle ikinci gününde 100’den fazla ülkeden El Cezire ve El Arabiya’nın rolüyle ilgili so 1500 gazeteci ve sivil toplum örgütü mensubuna konuşan Almanrulara muhatap oldular. Ürya Dışişleri Bakanı Guidün’ün başkenti Amman’da do Westerwelle, konuşEl Kuds Siyasi Çalışmalar masında bugün için büMerkezi Direktörü Oraib el tün dünyanın elindeki Rantavi, Katar gibi ülkelerin en önemli malzemenin liderlerinin de akıllandığını, eğitim olduğunu vurgu“kirli işlerin” El Cezire ya da ladı. Küreselleşmenin El Arabiya’ya yaptırılmadıyalnızca malların el değını söyledi. “Hizbullah’ın ğiştirmesi olmadığının gözden düşürülmesi”ne yöaltını çizen Westerwelle, nelik haberler için kullanıla“Küreselleşme, değerbilecek çok sayıda başka Almanya Dışişleri Bakanı medya bulunduğunu kayde Westerwelle, Küresel Medya lerin de küreselleşmesidir” dedi. Bu çerçeden El Rantavi, El Cezire ve Forumu’nda konuştu. vede dinde pluralizm, El Arabiya’nın bu tür hahukuk devleti, ifade özberlere bulaştırılmadığına dikkat çekti. gürlüğü, iyi yönetim gibi kavramların l Yahudiya’ önemine dikkat çeken Alman bakan, AlSuriye’ye sık sık gidip gelen bir Alman ga manya’nın kimseye ders vermek gibi bir zeteci de Suriye’de gorüştüğü çok sayıda ki niyetinin olmadığını, kendilerinin de ülşinin El Cezire’nin yangına körükle gittiğine kenin geçtiği karanlık ve kötücül dönem inandığını ifade etti. El Cezire’nin “zorlayı sonrası bunlara ulaştığını ifade etti. Almanya ve bazı müttefiklerinin Birleşcı” görüldüğünü belirten gazeteci, El Cezire’nin kimilerince “El Yahudiya” olarak miş Milletler Güvenlik Konseyi’nde buadlandırıldığını anlattı. Katılımcılar Türki günün gerçeklerini yansıtacak bir reformye’nin Suriye’deki rolünün nasıl algılandığı da ısrarlı olduğunu söyleyen Westerwelle, na dair Cumhuriyet’in sorusuna farklı yanıt Latin Amerika’nın, bütün bir Afrika kıtalar verdi. Alman gazeteci Suriye’de barışçı sının konseyde temsil edilmediğinin altını muhalefetten isimlerin bile Türkiye’nin oy çizdi. Westerwelle, Almanya olarak daha nadığı rolü takdirle karşıladığını, çünkü baş serbest bir vize politikasına ihtiyaç duyka hiçbir ülkenin kendilerine bu denli destek duklarını da vurguladı. olmadığını anlattıklarını söylerken Ürdünlü panelist, Türkiye’nin bu kadar angaje olmasının olumlu olmadığını vurguladı. Katılmcılar “Arap Baharı” sonrasında Facebook benzeri sosyal paylaşım sitelerini kullananların oranının 4 kat arttığını da sözlerine eklediler. Koruyucu meleğe teslim olmak ‘D Mısır’ın yeni cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Tahrir Meydanı’nı dolduran yüz binlerce kişinin önünde sembolik olarak yemin etti. Mursi, resmi törende okuyacağı metni takiben, “Cumhuriyet düzenini koruyacağıma ve anayasa ile kanuna saygılı olacağıma yemin ediyorum” dedi. Mısır’ın din eksenli bir siyaset izleyeceği yönündeki kaygılara atıfla, “Din ile anayasa ve hukuka saygı arasında bir ihtilaf olamayacağını” savunan Mursi, Mısır’ın Afrika ve Ortadoğu’daki komşularıyla ilişkilerini geliştireceklerini, barışın korunması için çalışacaklarını söyledi. Törende Mursi’nin etrafındaki koruma ordusu dikkat çekti. (Fotoğraf: AP) Mursi, Tahrir’de yemin etti ‘E Sünnet yasağına temyiz yok BERLİN (AA) Köln Eyalet Mahkemesi’nin sünneti “yaralama suçu” kapsamına sokan kararı, Köln Savcılığı’nın temyize gitmemesi üzerine geçerlilik kazandı. Köln Savcılığı’nın bir sözcüsü, başarılı olacağına inanmadıkları için Dış Haberler Servisi Kıbrıs Rum Yönetimi, yarın Avrupa temyiz davasından Birliği (AB) Dönem vazgeçtiklerini açıkladı. Başkanlığı’nı devralmaya Böylece sünneti hazırlanıyor. Türkiye, Rumların “yaralama suçu” olarak dönem başkanlığını gören mahkeme kararı tanımayacağını açıklamıştı. onaylanmış oldu. Söz konusu mahkeme kararına Dönem başkanlığını Müslüman ve Yahudi Danimarka’dan devralacak olan kuruluşların yanı sıra Kıbrıs Rum Kesimi, karşı karşıya Almanya Dışişleri Bakanı Guido olduğu ekonomik ve mali sorunlar Westerwelle ile bazı politikacılar, ayrıca nedeniyle ortaklarından yardım Katolik ve Protestan kiliseleri de din talep eden ilk dönem başkanı olacak. özgürlüğüne ve ebeveyn haklarına Rum yönetiminin başkanlığındaki müdahale anlamına geldiği üyelik görüşmelerini boykot edeceğini gerekçesiyle tepki duyuran Ankara’nın AB ile ilişkilerinde göstermişti. zor bir döneme giriliyor. RUMLARYARINBAŞKANLIĞIDEVRALACAK AB ile zor dönem başlıyor ACI KAYBIMIZ Dinleyiciyle yekvücut nsan odakl K rsal Kalk nma al malar konusunda edindi i engin saha deneyimi ile bizlere k tutan derne imiz kurucu yesi de erli a abeyimiz kaybettik Onu yapt m z al malarda ve an lar m zda ya atmaya devam edece iz Cenazesi Cumartesi g n ikindi namaz sonras Kar yaka mezarl nda defnedilecektir i Zekayi BAKAR S RKAL Özbekistan’dan Rusya’ya çalım DENİZ BERKTAY S rd r lebilir K rsal ve Kentsel Kalk nma Derne i KİEV Özbekistan yönetimi, Rusya’nın başını çektiği Ortak Güvenlik Anlaşması Örgütü’nden (OGAÖ) çıkma kararı aldığını açıkladı. Rusya’nın Kommersant gazetesine konuşan Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan bazı kaynaklar, Özbekistan’ın bu kararının ABD ile Özbekistan arasındaki işbirliğinin son zamanlarda yoğunlaşmasından ve ABD’nin Özbekistan’da askeri üs elde etme olasılığından kaynaklandığını ifade ediyorlar. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog