Bugünden 1930'a 5,399,876 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 30 HAZİRAN 2012 CUMARTESİ 8 İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Denizli Zonguldak Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara B B B B A A B B Y Y Y Y B 29 33 30 31 34 39 26 24 24 24 23 24 30 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B PB A A A B B B B PB PB Y 28 28 23 37 36 34 34 35 32 34 28 24 21 Oslo Y Helsinki Y Stockholm Y Londra Y AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih PB Berlin Y BudapeştePB Madrid PB Viyana PB HABERLER 18 20 20 21 22 23 22 24 30 27 35 30 34 Belgrad B 34 Sofya B 30 Roma B 31 Atina A 34 Zürih PB 32 Moskova PB 22 Aşkabat A 39 Taşkent A 40 Baku Y 26 Bişkek Y 32 Tiflis Y 24 Kahire A 35 Şam A 39 Ülkemizin kuzey ve doğu kesimleri parçalı ve yer yer çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları, Doğu Anadolu’nun Kuzey Doğusu ile Sinop, Artvin ve İnebolu çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 30 Haziran GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Hemen her alanda değişiklik öngören tasarıya yeni maddeler daha eklendi GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada acaba yineleyebiliyorlar mı? Her şey tıkırındaymış. Laf ola beri gele! Kimileri o günlerde başlıca sorumlu iken bugün mağdur rolü oynuyor. 1990 ile 2002 arasında yaşanan siyasal olayları bire bir ölçekte yaşayanlar, (örneğin bu satırların yazarı), bugün kimilerinin yaşanan gerçeklere aykırı açıklamalarını hayretle izliyorlar. Örneğin Tansu Çiller. Komisyonun davetine olumlu yanıt verirken, elimde öyle bir arşiv var ki, diyor. Komisyonun herkesle yapacağı konuşmalarda öne süreceği iddiaları çürütebileceğini söylüyor. Tabii Çiller öncelikle kişisel kaygı ve korkuların tutsağı olarak Refah Partisi ile koalisyona neden koşarak yanaştığını, ne ki yasal olayların gerçek yüzünü örtmeden, kendine pay çıkarmadan anlatabilirse, açıklamalarının tarihsel bir anlamı olabilir. Örneğin Çiller: Siyasal kudret sahibi olduktan sonra menkul ve uzun süre gizlediği ABD’deki muazzam gayrimenkul servetinin birden ölçekler üstünde nasıl arttığını… zenginliğinin kaynağını annesinin yastık altında sakladığı ve babasından miras üçbeş kuruşun faizlerle milyar dolarlara nasıl ulaştığını… …RP’nin malvarlığı hakkında Yüce Divan yolunu açacağı şantajından sonra ülkeyi 28 Şubat’a sürükleyen Erbakan başbakanlığındaki REFAHYOL hükümetine yeşil ışık yaktığını… …aynı içerikteki söylemleri üzerine Mesut Yılmaz hakkındaki iddialarından karşılıklı nasıl vazgeçtiğini… Demirel’in başbakanlığına neden karşı çıktığını gerçek yanlarıyla... …eşinin hiçbir siyasal kimliği olmamasına karşın; Başbakanlık Konutu’nda ayrı bir büro kurarak resmi ve gayri resmi bütün kuruluşlarla görüşmelerde neler konuştuğunu, Başbakan adına talimatlar verip vermediğini açıklayabilirse... …bugün üstü örtülmeye çalışılan siyasal olayların gerçek yüzünün ortaya çıkmasına hizmet etmiş olabilir. Ne ki, çatlasa da, çatlasalar da, patlasa da, patlasalar da, o günlerin gerçekleri bir gün ortaya çıkacak! ૽૽૽ Ama ne gam! Günün modası; dünün sorumluları, günümüzün mağdur kişileri… Kişisel veya siyasal amaç; her fırsatta darbelerin, özellikle 28 Şubat’ın mağduru rolünü başarıyla oynayan RTE’nin istediği yönde yürümesini sağlamak! Tabii bu amacı kökünden temizleyecek tek seçenek CHP’nin öncelikle iktidar seçeneği olduğunu halka inandırması, güvence vermesi. Ne çare ana muhalefet bu inancı, güvenceyi vermekten uzak. Örneğin çare diye parlamentodaki partilerin bir araya gelerek Kürt ve terör sorununa çare aramasını içeren öneri; ne idüğü, nereye varacağı bilinmeyen bir söylem gibi havada asılı kaldı! ૽૽૽ Pek çok alan keşmekeş içinde. Alın trafik kazalarını… Büyük caddelerde seyreden her türden markadan otomobillere bakın. Lüks arabalarda tek başına sürücü koltuğunda oturan beyefendi veya hanımefendilerin yasadan kaynaklanan yasağa karşın, bir eli direksiyonda. Bir elleri de telefon, kulaklarında! Ne soran var, ne dur diyen! Trafikteki kargaşayı çözemeyen bir iktidardan daha ne bekleyebilirsiniz? Her şey tıkırında gidiyormuş! RTE’nin teslim aldığı medya aracılığıyla yutturduğu slogan bu! ૽૽૽ Ergenekon sanığı Şener Eruygur’la hâkim Hüsnü Çakmuk arasında gazetelere yansıyan konuşmayı… …beyin ameliyatı geçiren emekli orgeneralin hâkimin sorularını yanıtlarken; adını, nerede doğduğunu, mesleğini, hiçbir olayı anımsamadığını, soruları zorlukla yanıtlarken sergilediği tabloyu bir kez daha okuyun ve görün ki… İşkence karakoldan, hapishanelerden çıktı, yargıya ulaştı! Torba çuvala döndü ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Genel Kurulu’nda görüşülen ve öğrenci affından ihale sistemi, Sayıştay’ın denetim yetkisinin kısıtlanmasına kadar hemen her alanda düzenleme içeren “torba yasa” önerisi, genel kurul aşamasında eklenen yeni madde ve değişikliklerle “çuval”a döndü. Düzenlemeler kapsamında elektrik üretim tesislerinin denetimine de “özelleştirme” yolu açıldı. “Torba yasa”da önceki gece ve dün yapılan değişikliklerle, “ilan edilmeyen ihalelerin ihale evrakının sadece davetlilere verilmesi” sağlanarak, “kapalı devre ihale” dönemi başlatıldı. Genel kurulda kabul edilen önergeyle “yenilenebilir enerji kaynağı” kapsamındaki tesisler ile elektrik üretimi yapılan diğer tesislerin lisansı kapsamındaki denetimin EPDK’nin yanı sıra “masrafları ilgililere ait olmak Son sınıftaki doktorlara maaş Yasaya eklenen yeni bir maddeyle de tıp fakültelerinin son sınıfında okuyan “intern” doktorlara da 12 ay boyunca maaş ödenecek. Yapılan bir başka düzenlemeyle de 1999 ile Memurların Disiplin Cezasının Affı’na ilişkin yasanın çıktığı 2005 yılları arasında aldıkları disiplin cezası nedeniyle memuriyetten ayrılanlardan, yeniden memuriyete dönenlere, boşta geçen süreleri için Sosyal Güvenlik Kurumu’na borçlanma hakkı tanındı. Aynı düzenleme içinde disiplin cezası nedeniyle memuriyetten ayrılıp da işlerine dönmeyenlere de yine borçlanma hakkı tanındı. üzere” gerektiğinde, bizzat EPDK veya yetkilendireceği denetim şirketlerinden “hizmet alım yöntemi” ile yaptırılacağı hükme bağlandı. Verilen bir önergeyle Engelliler Yasası’na göre 1 Temmuz’dan itibaren başta belediyeler olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarına, altyapıların engellilerin erişilebilirliğine uyumu için verilen süre 2 yıl daha uza tıldı. Buna göre umuma açık hizmet veren her türlü yapılar ve açık alanlar ile toplu taşıma araçlarının sahibi olan gerçek ve tüzel kişiler, verilen sürenin sonunda yükümlülüklerini yerine getirmezse, her bir tespit için bin liradan 5 bin liraya kadar idari para cezasına çarptırılacak. Belediyeler ile kamu kurum ve kuruluşlarına ise eksikliklerini tamamlamamaları halinde her bir tespit için 5 bin liradan 25 bin liraya kadar idari para cezası kesilecek. Yıl içinde kesilen cezaların toplamı 500 bin lirayı geçemeyecek. Cezalardan elde edilecek gelir, engelliler için projelerde kullanılacak. Bir başka önergeyle de kamu kurumlarının yanı sıra vatandaşlara da adli sicil kayıtlarını internet üzerinden görebilme olanağı tanındı. Adalet Bakanlığı’nın belirleyeceği yöntemlerle, güvenli kimlik doğrulama sistemini kullanarak vatandaşlar, haklarındaki adli sicil kayıtlarına elektronik ortamda ulaşabilecek. ÖSYM’nin kurduğu veya iştirak ettiği şirketten, ÖSYM’nin yapacağı mal ve hizmet alımlarında YÖK’ün de görüşünü almak koşuluyla, sınav faaliyetlerinin yürütülmesine yönelik mal ve hizmet alımları, Kamu İhale Yasası kapsamı dışına çıkarıldı. Erdoğan’dan savaş söylemi ‘Kükremiş sel olur aşarız’ RECEP KAPUCU Otobüsler seferber edildi MEHMET MENEKŞE ERZURUM Başbakan Tayyip Erdoğan, Türk uçağınnı düşürülmesiyle doruk noktasına çıkan Suriye kriziyle ilgili, “Sınırlarımız söz konusu olduğunda kükremiş sel olur bendimizi aşarız” dedi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu konudaki tutumunu da eleştiren Erdoğan, “Sen Suriye’nin BAAS partisi misin, Türkiye’nin CHP’si misin” ifadesini kullandı Erdoğan, partisinin Yeni Erzurum Stadı’ndaki İl Kongresi’nde Suriye’ye sert mesajlar gönderdi. bildiririz’ ‘Hadlerini Bağış’a yumurtaya 5 ay hapis cezası İZMİR(Cumhuriyet Ege Bürosu) Ege Üniversitesi’nde (EÜ) AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a yumurta atıp yaraladıkları suçlamasıyla 5 yıl istemiyle yargılanan 2 üniversite öğrencisinden E.Ç. 5 ay hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme cezayı erteledi. EÜ’de 8 Aralık 2011’de düzenlenen etkinlik açılışına katılan Bakan Bağış, İletişim Fakültesi 1. sınıf öğrencisi ve Öğrenci Kollektifleri üyesi, ikisi de 20 yaşındaki E.Ç. ile A.D. tarafından “AKP defol, üniversiteler bizimdir” denilerek protesto edildi. Protestonun ardından, E.Ç. akşam karanlığında yapılan tören sırasında elindeki yumurtayı Bakan Bağış’a fırlattı. Atılan yumurta, Bakan Bağış’ın sağ gözünün altına isabet etti. “Yumurta” ile “memuru kasten yaralama” suçlamasıyla yargılanan öğrencilerden E.Ç. hakkında, 5 ay hapis cezası verilirken A.D’nin ise beraatına karar verildi. 14 YILDIR BİTMEYEN ACI ‘BAAS mısın?’ CHP’nin Suriye konusundaki tutumunu da sert sözlerle eleştiren Erdoğan şunları söyledi: “Türki C MY B C MY B Erdoğan, “Sınırlarımız söz konusu olduğunda tıpkı İstiklal Marşımızın emrettiği gibi kükremiş sel olur bendimizi çiğner aşarız. Bu milleti hâlâ tanımayanlar varsa gelsinler Erzurum’u görsünler. Biz tarihimizle olduğumuz kadar bugünümüzle geleceğimizle büyük bir devletiz. Hiç kimse bizim sağduyumuzu ve itidalimizi sınamaya kalkmasın. Kendi halkına zulmeden, çevre ülkelere hukuksuz saldırganlık yapan her kim olursa olsun hiç tereddüt etmeden haddini bildiririz” diye konuştu. ye içindeki Esed sevdalılarına da açık açık seslenmek istiyorum. CHP Genel Başkanı’na Suriye konusunda eteğinizdeki taşları dökün, dedik. Pazar günü düşürülen uçağımızla ilgili kendisini bilgilendirdik ve ‘sorunuz varsa sorun, tavsiyeleriniz varsa buyurun söyleyin’ dedik. ‘Pilotlarımız ne oldu? Ondan bir haber var mı?’ dedi. Onun dışında başka bir şey hemen hemen sormadı. Toplantıdan çıktı kendi hükümetinin eleştirisini yaptı. Böyle bir şey olur mu? Sen Suriye’nin BAAS partisi misin, Türkiye’nin CHP’si misin? Bakın açık açık söylüyorum. Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’nin bugüne kadar başına gelmiş en büyük talihsizliktir. Hâlâ siyasetçi olamadı. En azından böyle milli bir meselede kendi ülkesinin yanında olmalıdır. Suriye’ye üstü kapalı bir eleştiri yapıp ardından ancak diyerek kendi ülkesine şamar oğlanı benzetmesini yapamaz. Biz CHP Genel Başkanı’ndan dış politika dersi almayız. Şamar oğlanı arıyorsa aynaya baksın.” Terör örgütü PKK’nin saldırılarına devam ettiğini söyleyen Erdoğan, “En son Siirt’te askerlerimizi pusuya düşürdüler. Terör örgütü büyük bir hiyanet içinde olduğunu en son bu saldırılarla şüpheye mahal bırakmayacak şekilde ispat etmiştir” dedi. SİVAS Pir Sultan Abdal Kültür Derneği’nin 70 şubesi, Alevi Bektaşi Federasyonu’na bağlı 34 kurum ve Avrupa Alevi Bektaşi Federasyonu (AABF) Türkiye’nin dört bir yanından Alevileri Sivas’a taşıyacak. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Merkezi 1 Temmuz’da Ankara’daki genel merkez önünden 23.00’te otobüs kaldıracak. (Bilgi ve katılım için: 0 312 433 50 54 430 84 10 0 507 945 84 66 ) Tüm yollar Sivas’a... MEHMET MENEKŞE SİVAS 2 Temmuz 1993’te Sivas Madımak otelinde yakılarak katledilen 33 aydın ve sanatçı ile iki otel görevlisi törenlerle anılacak. 2 Temmuz Pazartesi günü Avrupa’dan ve Türkiye’nin dört bir yanında gelen katılımcılar sabah saat 09.00’da Seyrantepe’deki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı Cemevi’nde toplanacak. Cemevinden Ethem Bey Parkı’na kadar Madımak’ta yaşamını yitirenlerin aileleri önde olmak üzere yürüyüş korteji oluştu rulacak. EğitimSen ve KESK bileşenleri Kepenek Caddesi üzerinden Ethem Bey Parkı önünde Seyrantepe Cemevi’nden gelen kortej ile birleşecek. Mevlana Caddesi üzerinden Cumhuriyet Meydanı’na ulaşılacak. Anma Komitesi Atatürk anıtına çelenk sunacak. Yürüyüş Cumhuriyet Meydanı’ndan Bankalar Caddesi’ndeki Madımak Oteli önüne kadar devam edecek. Burada kortej bileşenleri ile katledilenlerin aileleri adına bir kişi konuşmalar yapacak. Madımak Oteli önüne karanfil bırakıldıktan sonra anma sona erecek. politikayı masanın üzerine fırlattı. 2 Bundan sonra olabileceklere ilişkin işaretler verdi. Çok geriye gitmeden, son birkaç yıllık dilime baktığımızda, iktidarın Suriye ile ilişkilerinde duyguların ortasını bulamadığını görüyoruz. Erdoğan ailesi ile Esad ailesi kan kardeşi kadar yakın bir noktadan, kanlı bıçaklı hale geldi. Sadece son birkaç ayı dikkate aldığımızda ise sürekli bir gerilim tırmanması görüyoruz. Şu başlıklar, Başbakan ve çevresine ait: “Esad’ın günleri sayılı.” “Artık o koltukta oturamayacak.” “Bizim tanıyacağımız süre kalmadı.” ૽૽૽ Bu demeçler Suriye’den gelen “iç savaş” haberleriyle yarışırken Hatay’da bir uçak düşürülünce tam bir “yıldırım etkisi” oluştu. Aylardır ağzına geleni söyleyenler, şöyle bir yutkunup ne diyeceklerini düşünmeye başladılar. Temkinli olmakla tam kinli olmak arasında gidip geldiler. Başbakan’ın grup toplantısında ve sonrasında yaptığı konuşmalar, iki düşüncenin bileşiminden oluşuyordu; yani, temkinli bir tam kinlilik! Buna karşılık Suriye çiğlikle pişkinlik karışımı, hatta küstahlık diyebileceğimiz bir tutum takınmış görünüyor. Kamuoyu, hükümet sağduyulu davrandığı için mutlu. Çünkü, yukarıda özetlediğimiz birkaç aydır dozu artan meydan okumaların ardından hükümetin bambaşka bir karar alma olasılığı da vardı. Doğru olan sağduyulu davranmak ama, tablonun özeti de şu: Aylarca Suriyelilerin can güvenliği de bizim meselemizdir, diye Esad yönetimine meydan okuduk, içinde 2 pilotumuzun olduğu uçak düşürülünce, kendimizi tuttuk! Allah korusun; benzer durum bir kez daha yaşanırsa ne yapacağız? Radikal bir karar alırsak yanımızda kim var? Komşularımızdan başlayıp irdeleyelim. Suriye’nin bizimle birlikte öteki komşusu Irak, Esad’dan yana. Irak Başbakanı El Maliki, Erdoğan’ın tepkisini bile bile Suriye politikasını temelde değiştirmeyeceklerini açıkladı. İran, Esad yönetimini desteklerken, kendi rızası dışında bir değişikliğe izin vermeyeceklerini ilan etti. Karadeniz komşumuz Rusya, Şam’la yaşadığımız krizden sonra neredeyse Akdeniz komşumuz da oldu. Akdeniz’in Suriye kıyıları artık Rusya’nın iç denizi gibi. Komşularımızla sıfır sorun politikasını yerleştireceğiz diyenlere sormak gerekir: Bu, iyi bir tablo mu? Açılalım... NATO toplantısından çıkan karar, Türkiye’ye sahip çıkan bir tutum değil. “Türkiye’nin yanındayız” açıklaması çok esnek. Üyesi olduğumuz kurum, bir de karşımızda olsaydı! NATO’nun konuya, “bir üyesine yönelik saldırı” diye değil de, Türkiye ile Suriye arasında gerginlik gözüyle baktığı anlaşılıyor. ABD’de ise ana gündem, kasım ayındaki başkanlık seçimi. Irak, Afganistan pürüzlerinden tam kurtulamamış Obama’nın seçime yeni bir sorunla girmeye niyetli olmadığı açıkça dile getiriliyor. ૽૽૽ Coğrafi ve stratejik komşularımızın durumu böyle. Konuya Türkiye ile Arap dünyası arasındaki ilişkiler gözüyle bakınca da çok parlak şeyler söylemek zor. Yeni Libya yönetimi ile sorunlar azalınca seviniyoruz! Tunus, “Bizim yolumuz ayrı” diyor. Mısır, görünür gelecekte iç dengelerini oturtamayacak. Suriye ile ilişkimiz bütün bu ülkelerden daha farklı. Her şey bir yana, en uzun sınırımızın olduğu ülke. Gelinen noktada hiç değilse hasar tespit çalışmasını sağlıklı yapalım. Düşen sadece uçağımız değildir, aynı zamanda dış politikamızdır. CHP’den bayram yasağına iptal davası ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Aralarında CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan’ın da bulunduğu 12 CHP’li milletvekili ulusal bayramların stadyumlarda kutlanmasını engelleyen yönetmeliğin iptali istemiyle Danıştay’a dava açtı. CHP’li milletvekilleri, 5 Mayıs 2012’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Ulusal ve Resmi Bayramlar ile Mahalli Kurtuluş Günleri, Atatürk Günleri ve Tarihi Günlerde Yapılacak Tören ve Kutlamalar Yönetmeliği”nin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Danıştay’a dava açtı. Yönetmeliğin laiklik ilkesine aykırı olduğunun kaydedildiği dava dilekçesinde, “ulusal bayram kutlamalarının militarist nitelikte olduğu gerekçesiyle” kaldırıldığı belirtilerek “asıl militarizmin ve diktatörlük özentiliğinin stadyumlarda gerçekleştirilen AKP il kongrelerinin olduğu” ifade edildi. Dava var sanık yok ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Sivas Katliamı’na ilişkin 3 firari sanık hakkında açılan davanın görülmesine Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Mahkeme, sanıklar hakkında “Kırmızı Bülten” düzenlenip düzenlenmediğinin Adalet Bakanlığı’ndan sorulmasına karar verdi. Duruşmaya, müdahil avukatları ve katliamda ölenlerin yakınları katıldı. Avukat Şenal Sarıhan, ana dava dosyasında olduğu gibi bu dosyaya da müdahilliklerinin kabul edildiğini anımsatarak sanıkların eylemlerine uyan yasa maddeleri gereğince cezalandırılmalarını istedi. Savcı Sadık Bayındır, firari sanıklar Murat Sonkur ve Eren Ceylan’ın yokluğunda tutukluluk hallerinin ve sanık Murat Karataş hakkındaki yakalama kararının devamına ve infazlarının beklenilmesine karar verilmesini istedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog