Bugünden 1930'a 5,408,607 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 30 HAZİRAN 2012 CUMARTESİ 6 HABERLER Anter ailesinin avukatı Emin Aktar gözaltı kararının geciktirilmesini manidar bulduğunu söyledi Anter’in tetikçisi gözaltında MAHMUT ORAL Tuzaktan Kurtulmak YA paranoyak olduk ya da dünya tarihinin en sinsi tuzaklarından biriyle karşı karşıyayız. Neredeyse çok çapraşık bir tandem veya kurşun zehirine bulanmış ince bir kumpas söz konusu. Ama büyük ve önemli. Çünkü kurban olarak seçilen de büyük, önemli ve değerli, yani bizim vatanımız. smanlı’nın son yıllarında Almanların Sivastopol baskınına katılarak Cihan Harbi’ne sürüklenip vatan bildiğimiz topraklarından da olan ve ABD’nin dünya hesapları uğruna Kore mezarlıklarına binlerce yiğit gömen biz Türkler, hiç değilse bundan sonra çevrede bizim için kurulmuş tuzaklardan uzak durmayı öğrenmiş olmalıyız. Analara belli sayıda çocuk ısmarlamaya kalkanlar, acaba bebek doğurup büyütmenin, o uğurda saçları süpürge etmenin ve sonra kabir önlerinde fatiha okumanın acısını hiç çekmemiş olsalar bile, o acıyı tasavvur edebilecek vicdanları da mı yoktur? imdi o eski acıların kuşaktan kuşağa aktarılan izlerini unutmadan, hayli karanlık noktaları olan “düşmüş jet” olayının ayrıntıları üzerine titizlikle eğilmek gerekiyor. Yakın tarihin yığılı sayfalarını eşeleyerek suçlu bulup yargılamak olabiliyor da uçak olayının “stratejik” derinliklerinde sorumlu aramak niçin olmasın? Üstelik, sonuçta Büyük Ortadoğu tasarımının kazananı olmaya değil de kurbanı olmaya aday bir Türkiye’nin bu konuda fedailiğe soyunmasındaki karanlığı aydınlatmak, kendi insanlarımızın mutlaka bilmesi gereken derslerle dolu olacak gibiyken. ğer Türkiye iktidar sahiplerinin hep söyledikleri gibi gerçekten“büyük devlet” ise, düşen jet olayının bütün aşamaları aydınlatılıp ülke başkalarınca kurulmuş tuzaklardan kurtarılmalıdır. Örneğin kayıp pilotlara ait postallarla kaskların bulunmuş olmasındaki ipuçları nelerdir? Suriye’nin elinde Ankara’yı mahcup edebilecek kozlar, ifadeler ve deliller mi vardır? Bunlar tam aydınlanmadan atıp tutmanın hiç mi riski yoktur? Hamit Yıldırım DİYARBAKIR Kürt aydın Musa Anter’i öldürdüğü iddia edilen tetikçi Hamit Yıldırım, Şırnak’ta gözaltına alındı. Cumhuriyet, Anter suikatının tetikçisi Yıldırım’ın Şırnak’ta saklandığını 24 Ocak 2006’da gündeme taşımıştı. Ailenin avukatı ve Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar “Gözaltı kararının bu kadar geciktirilmesi çok manidar” dedi. Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı’nın Musa Anter cinayetine iliş kin soruşturma kapsamında cinayete tetikçilik yaptığı öne sürülen ve Şırnak’ta saklandığı belirlenen Hamit Yıldırım için gözaltı kararı çıkardı. Şırnak’ın Kumçatı beldesindeki evinde dün sabah saat 05.00 sıralarında gözaltına alının Yıldırım, Şırnak Emniyet Müdürlüğü’ne getirildi. Buradaki yasal işlemlerin ardından, Şırnak Devlet Hastanesi’ne götürülerek sağlık raporu alınan Yıldırım, Diyarbakır’a gönderilerek sorgulanmaya başlandı. Cumhuriyet, Anter suikatının tetikçisi Yıldırım’ın Şırnak’ta saklandığını 24 Ocak 2006’da gündeme taşımıştı. Anter ailesinin avukatı Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, Musa Anter’in 20 yıl önce öldürüldüğünü, aradan geçen süre içerisinde Yıldırım ile ilgili olarak çok sayıda haber ve iddia ortaya atıldığını belirterek “Yıldırım’ın Anter cinayetinin zanlısı olduğu iddiası bazı gazeteler de öncesinde bile haber olmuş, gelin görün ki gazetecilerin ulaştığı bilgiye devletin polisi, savcısı, elinde bu kadar imkân olmasına karşın ulaşamıyor. Bu çok anlamlı ve düşündürücüdür. Bunu çok manidar buluyoruz” dedi. Tuzak ve suikast Kürt aydın ve yazar Musa Anter, yazar Orhan Miroğlu ile birlikte, 20 Eylül 1992’de Diyarbakır’da kaldığı otelden bir arazi anlaşmazlığı için yanına gelen kişilerle otelden çıkmış, Seyrantepe semtinde taksiden indikten sonra katledilmişti. Anter, olay yerinde yaşamını yitirirken, Miroğlu yaralı olarak kurtulmuştu. O Tahliye edilen üniversite öğrencileri Ali Deniz Kılıç ve Baran Nayır tutukluluk günlerini anlattı ‘ÖYM’ler silaha dönüştü’ ERGENEKON DAVASI Ş ‘Örgüt elemanı kaçırdık’ HATİCE TUNCER ᮣ Üniversite öğrencileri Kılıç ve Nayır her şeyin polisin iki dudağı arasında olduğunu belirtti. ALİ AÇAR E Ergenekon davasında tutuklu sanık yasadışı TİKKO örgütü itirafçısı ve Jandarma İstihbarat haber elemanı Ulaş Özel, “Bir köyde, örgüt elemanlarının siparişlerini almaya geleceklerini öğrendik. Evde bekledik. Örgüt elemanları gelince çatışma çıktı. 45 kişiydiler. Cesetlerini taşıyıp ormanlık alanda çatışma çıkmış gibi lanse ettik” diye konuştu. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi yerleşkesi bitişiğinde görülen davanın 197. duruşması yapıldı. Duruşmada Başkan Hüsnü Çalmuk ile avukatlar arasında, sanıkların yanlarına gitmelerini engelleyecek biçimdeki düzenlemeye ilişkin tartışmalar yaşandı. Duruşmada çapraz sorgusuna devam edilen Şile kazısı dosyası sanığı Ulaş Özel “jandarmanın istihbarat birimlerinde devlet için çalıştığını, istihbarat toplayıp, operasyonlara katıldığını, ölümle sonuçlanan çatışmalara katıldığını” anlattı. Başkan Hüsnü Çalmuk’ın bir sorusu üzerine Özel, “Bir köyde bir haber elemanından örgütün sipariş verdiğini, gelip alacaklarını öğrendik. Evin içinde tertip aldık. Şahıslar geldi. Biz 45 kişiydik. Tek sivil bendim, diğerleri sivil giyimli askerdi. Şahısları etkisiz hale getirdik. Haber elemanı ortaya çıkmasın diye bunları ormanlık alana götürdük. Ormanlık alanda çatışma çıkmış gibi lanse edildi”dedi. Özel, Jandarma İstihbarat birimleri tarafından verilen göreve göre tutuklu sanık PKK itirafçısı Hüseyin Yanç ile hareket ettiklerini anlatarak şunları söyledi: “İstanbul’da aranan kaçak bir örgüt elamanını minibüsle Tunceli’ye götürüp sorguladık. Minibüste rütbeli askerler de vardı.” Başkan Çalmuk, duruşmaya çağrılan gizli tanık İlkadım’ın mahkemeye dilekçe vererek “Çocuklarının ve ailesinin can güvenliği nedeniyle süre istediğini” açıkladı. Cumhuriyet gazetesine 29 Mart 2008 tarihinde molotofkokteyli atılması dosyasından tutuksuz sanık Murat Aplak savunmasını yaptı. Aplak, Bedirhan Şinal ile birlikte molotofkokteyli yaptıkları iddiasının yalan olduğunu ifade ederek “Bizi niye tutuklattığını sordum. Bedirhan Şinal ‘Bu işi yaptıranları söylememek için sizin adınızı verdim. Daha kimleri getireceğim. Siz formalitesiniz, hemen çıkarsınız’ dedi” diye konuştu. Duruşma 3 Temmuz’a ertelendi. İstanbul Ümraniye’de katıldıkları bir basın açıklamasının ardından tutuklanan ve önceki gün tahliye edilen üniversite öğrencileri Ali Deniz Kılıç ve Baran Nayır, özel yetkili mahkemelere dikkat çekerek “Bizim yaklaşık 3 yıl boyunca mahkemede gördüğümüz, her şeyin polisin 2 dudağı arasında olması. Özel yetkili mahkemeler (ÖYM) polis tutanağı ile toplumsal muhalefeti susturmaya yönelik kurulmuş bir silah haline dönüştü. Burada suçsuzluk karinesi yerine sen suçsuzluğunu ispat et deniyor” dedi. Kılıç ve Nayır, bundan yaklaşık 3 yıl önce katıldıkları bir basın açıklamasının ardından gözaltına alındı. Polisin kendilerini gözaltına aldığı sokakta molotofkokteyli bulması nedeniyle tutuklanan Kılıç ve Nayır, şişeler üzerinde parmak izlerinin bulunmaması üzerine önceki gün yattıkları süre göz önüne alınarak tahliye edildi. Yaklaşık 3 yıl boyunca polisin tuttuğu tutanak yüzünden tutuklu kaldıklarını belirten Baran Nayır, “Türkiye’deki adalet mantığını tutuklanmamızla birlikte bir kez daha gördük. Ortada hiçbir delil yokken 1.5 sene boyunca DENİZ FENERİ DAVASI Öğrenciler Kılıç ve Nayır, polisin tuttuğu tutanak nedeniyle üç yıl tutuklu kaldıklarını anlatı. Savcılar yeniden hâkim karşısında İLHAN TAŞCI bulduklarını ileri sürdükleri molotofkokteyli şişeleri üzerindeki parmak incelemesinin sonuçlarını bekledik” dedi. Cezaevindeki tutukluların yaşadığı tecrit ve sıkıntıları kendilerinin de yaşadığını anlatan Ali Deniz Kılıç, “Sohbet hakkımız ‘Yer yok’, ‘Personel yok’ diye kullandırılmadı. Sürgün olarak Kandıra’ya götürdüler ve Baran’la aynı yerde kalamadık. Baran ve bana çeşitli iletişim cezası verildiği için sürgüne gittikten sonra hiç görüşe medik” dedi. Baran Nayır da iletişim cezası aldıklarını vurgulayarak yaşadıklarını şöyle özetledi: “Sayımda ‘Öyle oturma’, ‘Sandalyeni çek’ diye saldırı yaşadık. İnsanlık onuru işkenceyi yenecek diye slogan attığımız için 3 ay iletişim cezası, 6 ay açık görüş cezası verildi. İnsanlar sesli marş söylemekten cezalandırılıyor.” Cezaevinde insanın en çok arkadaşlarını özlediğini anlatan Ali Deniz Kılıç, “Tahliye olduğumuz ilk gün evde büyük mutluluk vardı. Annem üzerime çok düşüyordu. Ancak uzun bir aradan sonra ilk kez arkadaşlarımla buluşmanın mutluluğuna ve tecrit altında uyumadığıma sevindim. Çünkü sabah saat 08.00’de kaldırılmak, cezaevindeki görevlilerin isteklerine göre yaşamak kabul edilemez bir durum” dedi. Mücadeleden yılmayacaklarını vurgulayan Ali Deniz ve Baran, “Sosyalist düşünceyi savunmaya, tutuklu bulunan arkadaşlarımız için mücadeleye devam edeceğiz” dedi. Vatani görevini yaparken öldürülen Sevag’ın davasına devam edildi Görevli komutana ihmal davası ᮣ Ermeni asıllı er Balıkçı davasında, karakolda olay günü görevli bulunan bir astsubaya ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmaktan dava açıldı. Bu dava Balıkçı’nın öldürülmesi davasıyla birleştirildi. MAHMUT ORAL DİYARBAKIR Batman’ın Kozluk ilçesinde vatani görevini yaparken 24 Nisan 2011’de er Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ermeni asıllı er Sevag Şahin Balıkçı davasında, karakolda olay günü görevli bulunan bir astsubaya ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmaktan dava açıldı. Balıkçı davasına Diyarbakır 2’nci Hava Kuvvet Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde devam edildi. Duruş mada, ilk olarak Sevag Şahin Balıkçı’nın öldürülmesinden tutuksuz yargılanan sanık Kıvanç Ağaoğlu, gözaltına alındığı sırada çantasında bulunan Biksi mermisiyle ilgili yargılandı. Tutuksuz sanık Ağaoğlu, mermiyi terhis olurken geri teslim etmek için aldığını ve o gün çantasının da arkadaşları tarafından getirildiğini belirterek askeri eşyayı çalma kastının bulunmadığını söyledi. Ağaoğlu hakkında mermi nedeniyle yargılandığı davada, beraat kararı verildi. Mahkeme heyeti Balıkçı’nın öldürülmesi sırasında karakolda görevli olan ve tel örgü çekme işinden sorumlu olan Astsubay Sadrettin Ersöz hakkında, ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmaktan dava açıldığını ve davanın Balıkçı’nın öldürülmesiyle ilgili dava ile birleştirildiğini açıkladı. Anne Ani Balıkçı, mahkemede yaptığı konuşmada, “Poşu takanların, parasız eğitim isteyenlerin içeri atıldığı bir dönemde oğlumu öldüren her yıl denize girerken ben oğlumun mezarını suluyorum. Hukukun üstünlüğünü bekliyorum. Üstünlük hukuku etkilemesin istiyorum” dedi. Gizli tanık süre istedi Basın Konseyi delegasyonu gözlemlerini aktardı ANKARA Deniz Feneri soruşturmasını yürütürken haklarında dava açılan savcılar Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz’ün yargılandığı davaya, “kimle görüştüğünüzü biliyoruzdevlet sırrı” tartışması damgasını vurdu. Yargıtay Genel Kurul Salonu’ndaki duruşmaya, “resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanmak” suçundan 11 yıla kadar hapsi istenen Türkaslan ile görevi kötüye kullanmak suçundan 1’er yıldan 3’er yıla kadar hapisleri istenen Yaren ve Tamöz; savcılar hakkında şikâyetçi olan Zahit Akman katıldı. Duruşmayı, bazı CHP ve MHP’li vekiller, YARSAV üyeleri, Demokrasi ve Özgürlük İçin Avrupalı Yargıçlar Birliği (MEDEL) Yönetim Kurulu üyeleri Christoph Strecker ve Thomas Guttad izledi. Akman’ın davaya müdahillik talebi kabul edilmedi. Sanıkların avukatı Prof. Dr. Ersan Şen tanık olarak dinlendi. Üç savcının görevden alınmasından yaklaşık 1 ay sonra niye itiraz başvurusunda bulunulduğu sorusuna Şen, müvekkillerinin tutuklu olduğunu belirterek “Önce can, sonra mal” dedi. Savcı Tamöz, “Sanıkların ifadesi alınırken sayın avukat klimalı odada uyuyor, basının önünde güzel konuşuyor. Ulaştırma Bakanlığı’na gitmedi, evet biz kimlere gittiğinizi biliyoruz. Devlet sırrı niteliğinde olduğundan susuyoruz” sözleri üzerine salonda tartışma çıktı. Şen, el kol hareketleriyle “Yok öyle açıklayın...” diye sesini yükseltti. Başkan Hüseyin Eken izleyicilerin salonu boşaltmasını, tanık ve sanıklarla konuşacağını söyledi. Yaklaşık 5 dakika aradan sonra izleyiciler yeniden salona alındı. Mahkeme başkanı Eken, Zekeriya Karaman’ın ifadesinin alınması için İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazılan yazının cevabının beklenmesine karar vererek duruşmayı 5 Ekim’e erteledi. Diyarbakır Cezaevi’nde kalan Askeri casuslukta tutuklu gazetecileri ziyaret MAHMUT ORAL SUBAYLAR İZMİR’E GÖTÜRÜLDÜ Tanıklık Günleri yürüyüşle bitti Gazetecilere Özgürlük Platformu (GÖP) “Zindanlar Boşalsın Gazetecilere Özgürlük” sloganıyla cezaevlerindeki gazetecilerin serbest bırakılması için Taksim Tünel’den Taksim Meydanı’na kadar yürüyüş yapıldı. GÖP’ün gerçekleştirdiği ve 5 Haziran’dan 28 Haziran’a kadar süren Tanıklık Günleri’nin son bulduğu yürüyüşe BDP İstanbul Milletvikili Sebahat Tuncel, Havaiş, Deriİş sendikalarının yanı sıra yüzlerce yurttaş destek verdi. (KAYHAN AYHAN) DİYARBAKIR Basın Konseyi delegasyonu, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazetecileri ziyaret edip gözlemlerini aktardı. Konsey Başkanı ve gazetemiz yazarı Orhan Birgit, gazetecilerin susturulmak için tutuklandığını söyledi. Birgit, yüksek kurul üyeleri avukat Turgut Kazan, gazeteciler Tufan Türenç ve Yalçın Büyükdağlı ile gazetemiz yazarı Ali Sirmen, Diyarbakır D Tipi Kapalı Cezaevi’nde gazetecilerle görüştü. Konsey üyeleri Diyarbakır valisini ziyaretlerinin ardından Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde basın toplantısı düzenledi. Birgit, görüşmeleri raporlaştırarak Adalet Bakanlığı’na sunacaklarını belirtti. Kazan, cezaevinde kapasitesinin üzerinde mahkum olduğunu söyledi. 2 arama, 2 tahliye ESKİŞEHİR (AA) İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, “askeri casusluk” iddialarına yönelik başlatılan soruşturma kapsamında, Eskişehir’de muvazzaf subaylar E.T ve E.K’nin evlerinde arama yapıldı. Emniyet güçleri, bazı evrak ve bilgisayarlara el koydu. Subaylar sorgulanmak üzere İzmir’e götürüldü. Öte yandan, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen “şantaj ve askeri casusluk” davasında, tutuklu sanıklar Tabip Binbaşı Zeki Mesten ile Yüzbaşı Ekrem Saltuk Baysal tahliye edildi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog