Bugünden 1930'a 5,418,512 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 3 HAZİRAN 2012 PAZAR 8 İstanbul PB Edirne PB Kocaeli PB Çanakkale PB İzmir PB Manisa Y Denizli Y Zonguldak B Sinop B Samsun B Trabzon B Giresun B PB Ankara 25 31 30 28 29 29 29 26 23 24 24 25 29 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B B PB PB PB A A A A A A B 27 28 25 26 29 28 33 30 30 31 28 24 22 Oslo Y Helsinki PB Stockholm Y Londra Y AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih Y Berlin PB Budapeşte Y Madrid Y Viyana PB HABERLER 13 14 12 14 13 12 18 18 23 15 27 29 26 Belgrad Y 30 Sofya Y 28 Roma PB 25 Atina B 27 Zürih Y 25 Moskova Y 14 Aşkabat B 31 Taşkent B 32 Baku B 28 Bişkek Y 28 Tiflis B 27 Kahire A 36 Şam B 35 Ülkemizin iç ve batı bölgeleri parçalı ve çok bulutlu, İzmir, Aydın, Muğla’nın iç kesimleriyle Manisa, Denizli, Uşak, Kütahya ve Burdur çevrelerinin kısa süreli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı diğer yerlerin az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklığı ülke genelinde 3 ile 5 derece artacak. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 3 Haziran GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Kılıçdaroğlu: “Biz yurtdışında gayet iyi anlaşılıyoruz.” Ayşenur Arslan: “Size yurtdışındakiler oy vermiyor. (CHP’yi) Buradakilerin anlaması gerekmiyor mu?” Arslan’ın bu sözü üzerine Kılıçdaroğlu sessiz kalıyor. (28.5.2012 Gazeteler.) ૽૽૽ Aynı gün: Açılışını ünlü bestekâr Brahms’ın yaptığı 1500 kişilik tarihi Ton Halle Zürih Konser Salonu’nda konser veren Fazıl Say dakikalarca ayakta alkışlandı. 2 Haziran 2012: Twitter’da yazdıklarıyla dini aşağılamakla suçladığı ünlü piyanist ve besteci Fazıl Say’ın 1.5 yıl yıla kadar hapsini isteyen savcı, yazılanların ifade özgürlüğü kapsamında olmadığını, 3 dinin kutsal değerlerini aşağılama kastı taşıdığını öne sürdü. Daha önce hakkında hapisle sonuçlanacak dava açılacağı haberlerini yorumlayan Fazıl Say; “Bir yıl cezaevinde kalırsam sanat hayatım sona erer” demişti. (Gazeteler.) Daha önceki haberler: Say’ın, Türkiye’yi terk edeceğini açıklamasından sonra; Başbakan RTE’nin, “Giderse gitsin. Nüfustan bir kişi azalmış olur” biçimde görüş bildirdiği gazetelerde yer aldı. ૽૽૽ Adalet Bakanlığı özel yetkili mahkemelerin yetkilerini kısıtlayan yasa tasarısı hazırlıyor. Bu düzenleme Ergenekon ve Balyoz gibi davalarda tutuklu yargılanan çoğu asker 800 kadar sanığın (yargıç kararı ile) tahliyesini sağlayacak. Tasarı yıllardır hüküm giymeden içeride yatan, tahliye talepleri (yargıçlar tarafından sürekli reddedilen) tutuklu milletvekilleri için de umut ışığı oldu. (1.6.2012 Gazeteler.) RTE, üç muhalif partinin yasa önerisini reddetmiş, tutuklu vekillerin yasa yoluyla değil, ancak mahkeme (yargıç) kararıyla tahliye olabileceklerini açıklamıştı. ૽૽૽ “Adalet kazan / Biz kepçe” (Can Yücel). ૽૽૽ Başbakan RTE, Dolmabahçe’deki Bezmi Âlem Valide Sultan Camisi’nde kıldığı cuma namazının ardından çıkışta vatandaşların gösterilerine el sallayarak karşılık verdikten sonra kendisine yaklaşan bir Arap turistin “Esselamünaleyküm” sözlerine, önce elini sıkarak ve sonra “I love you” diye karşılık verdi (2.6.2012 Milliyet.) Bir TV programında ise kendisine “Esselamünaleyküm” diyen birine, “Merhaba” diye yanıt veren sanatçı Gülben Ergen’e Twitter’da hakaretler yağdı. ૽૽૽ Geçen aylarda yayımına ara verilen Maya dergisinin son sayısında “Erkek Kedi Ağaca Çıkmış” başlığı altında şu yazı yayımlandı: Prof. Özcan Köknel “Çatışan Değerlerimiz” adlı kitabında şöyle bir örnek vermiş: Soru: Erkek kedi ağaca çıkmış ve inmek bilmiyor. Kediyi ağaçtan indirmek için ne yaparsınız? Şıklar: 1) Ağaca tırmanırsınız. 2) Merdiven dayayıp tırmanırsınız. 3) “Gel pisi pisi” diye seslenirsiniz. 4) Dişi bir kedi getirirsiniz. 5) İtfaiyeyi çağırırsınız. Sorunun değerlendirilmesi: 1) Ağaca tırmandıysanız cesur ve girişkensiniz. İyi bir “satış temsilcisi” olursunuz. 2) Ağaca merdiven dayadıysanız, hedefe hangi yöntemle ulaşacağınızı planlayabiliyorsunuz. İyi bir “halkla ilişkiler müdürü” olursunuz. 3) “Gel pisi pisi” diye seslendiyseniz, saflık derecesinde iyimsersiniz. Ne yaparsanız yapın, sakın kendi işinizi kurmayın. 4) Dişi bir kedi getirdiyseniz; kendi işinizi kurup çok başarılı ve ünlü olabilirsiniz. 5) İtfaiye gibi kurtarıcı görevlileri aradıysanız; sorumluluğu başkalarına atmayı beceren “iyi bir üst düzey yönetici” olursunuz. Bu alıntıya ek yapanlar olmuş: 6) Ağacı kesersiniz, böylece başka kedilerin çıkmasını da engellemiş olursunuz. Sizden mükemmel bir “kamu yöneticisi” olur... 7) “Bana ne” deyip yolunuza devam edersiniz. Sizden çok iyi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olur. 8) Kendiniz dişi kedi kılığına girip ağacın altında cilve yaparsanız; magazin medya peşinizi bırakmaz, şöhret olursunuz. 9) Kediyi silahla vurursunuz ve ağaçtan düşer. Amaç kediyi ağaçtan indirmek değil miydi? Sizden çok iyi bir “darbeci paşa” olur. 10) Yüksek bir yere çıkıp çevrede biriken topluluğa kedileri ne kadar sevdiğinizi anlatırsınız. Sizden çok iyi “CHP Genel Başkanı” olur. 11) Kediye bağırıp çağırıp hakaret, tehdit ederek indirmeye kalkarsanız sizden çok iyi “AKP Genel Başkanı” olur. İyi pazarlar! Türkiye’de anne ölüm oranının onda birine düşürülmesinde en büyük etken olan koşullu kürtaj izninin AKP hükümeti tarafından yasaklanması girişimine tepkiler çığ gibi büyüyor. Hafta içinde bireysel tepkilerini tek tek ortaya koyan kadın örgütleri ortak bir deklarasyon hazırlığı başlattı. Kadın Koalisyonu Platformu Sözcüsü Selma Acuner, onlarca kadın örgütünün hazırlığında yürütülen çalışmanın son aşamaya geldiğini ve bildirinin hafta başında açıklanmasının planlandığını belirtiyor. Erdoğan’a Karşı Sınır Aşan Kampanya ölüm oranları bu sayede yüz bin canlı doğumda 250’lerden 28’lere düşürülebildi. Bu yüzden sitenin ismini ‘Yaşam Hakkı’ koyalım” demiş. Ancak bunun ABD ve diğer bazı ülkelerde kürtaj karşıtlarının kullandığı ‘prolife (hayattan yana)’ söylemiyle karışabileceği düşüncesiyle vazgeçilmiş. Bunun yerine ‘Kürtaj Yasaklanamaz’ ismi benimsenmiş. Deklarasyonda hükümetin “Kürtajlar arttı” söyleminin doğru olmadığı da rakamlarla ortaya konacak. Buna göre 1993 yılında 100 gebelikte 18 olan kürtaj oranı, mevcut mevzuat yürürlükte olmasına rağmen azalarak 2008 yılında yüzde 10 seviyelerine düşmüş. edeftekiler: Eşitlik, sağlık, cinsellik İmzaya açılacak bildirge, öncelikle hükümetin kürtajı yasaklama kararının üç önemli sonucuna vurgu yapıyor: 1. Toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı. AKP hükümetinin kadını, erkeklerle eşit bireyler olarak görmeyen muhafazakâr zihniyetinin bir başka tezahürü. 2. Kadının beden sağlığı ve yaşama hakkının ihlali. Yasaklama nedeniyle güvensiz koşullarda yapılacak her düşük aslında ‘cinayet’ anlamına gelecek. 3. Kadınların cinsellik ve doğurganlık konusundaki tercih haklarına müdahale. Yasaklama yerine ücretsiz, kolay erişilebilir doğum kontrol yöntemleri teşvik edilmelidir. H ludere benzetmesi ‘militarist’ söylem İmzaya açılacak metinde Başbakan Erdoğan’ın “Her kürtaj bir Uludere” açıklaması da hedef alınarak, “Kadının temel insan haklarını 34 vatandaşın bombalanarak öldürüldüğü saldırı ile eş gören bu sözlerin ‘militarist ve ayrımcı bir söylem’ olduğu” vurgulanacak. Kadın unsurunun yanı sıra ‘Kürt’ vurgusu da içerecek bildiride, tüm vatandaşların insanca yaşam hakkının devlet tarafından garanti altına alınması gereği hatırlatılacak. Yürütülecek kampanya Türkiye ile sınırlı kalmayacak. Çünkü U yapılmak istenen, Türkiye’nin uluslararası yükümlülükleri ile çok açık çelişkiler içermekte. En başta da BM Kadına Yönelik Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) hükümlerine. Nitekim CEDAW Sözleşmesi’nin uygulamasını izlemekle yükümlü BM Komitesi’nin Türk üyesi Prof. Feride Acar, dün arkadaşımız Türey Köse’ye verdiği demeçte, “Kadınlara hak kısıtlaması getiren ve sağlıklarını olumsuz etkileyecek yasaklamalara CEDAW tepki gösterir” uyarısını yaptı. Selma Acuner de tüm dünyadan 20 kadın hakları savunucusunun davet edildiği BM Küresel Kadın Dayanışması Grubu’nun üyesi. İmza metninin İngilizcesini BM ve AB gibi uluslararası kuruluşlar ile tüm dünyadaki insan hakları savunucularına ulaştıracaklarını belirtti. Kampanyayı küreselleştirme düşüncesini cesaretlendiren, Avrupa Kadın Lobisi’nden gelen ilk tepki olmuş: “Sadece size değil, hepimize bu mücadelede başarılar!” GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Dünya sahip çıkacak adınlarla sınırlı kalmayacak Kadınlar tarafından kaleme alınmış olsa da deklarasyon kadın örgütlerinin çok ötesinde geniş bir kitleden destek bulmayı hedefliyor. Bu nedenle cinsiyet, ırk ve din ayrımı olmaksızın tüm hak savunucularının, siyaset, iş, kültür, basın ve sanat dünyası ile bireylerin imzasına açık olacak. Biz Cumhuriyet ailesi, bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da eşit hayat ortaklarımız kadınların temel insan haklarının korunması mücadelesine tüm gücümüzle destek vermeyi sürdüreceğiz. Sizleri de bekleriz... K BALBAY İÇİN İMZA Çığ gibi büyüyen bir başka kampanya da ‘Balbay’a Özgürlük Girişimi’. Yazarımız Mustafa Balbay, İzmirlilerin oyuyla milletvekili seçileli bir yıl olmasına rağmen parmaklıklar arkasında tutularak yasama faaliyetlerine katılması engelleniyor. Bu durumu protesto amacıyla 12 Haziran’a kadar sürecek bir imza kampanyası başlatıldı. Okurlarımız dün Ankara Sakarya Meydanı’ndan “Seçilmiş Milletvekilleri Meclis’te Olmalıdır” mesajını, duymak istemeyenler için bir kez daha haykırdılar. Kampanyaya katılmak için: http://imza.la/mustafabalbayaozgurluk hakkıdır Ölümü önlemek yaşam Deklarasyonun yanı sıra bir de web sitesi kurulacak. Sitenin isminin ne olacağı konusunda ilginç bir tartışma da yaşanıyor. Bir grup kadın “Özgür ve güvenli kürtaj, kadın ölümlerini önlediği için aslında bir yaşam hakkıdır. Anne ‘Balbay’a Özgürlük Girişimi’, cezaevindeki vekiller için bir araya geldi ‘Milli irade tutuklu’ ᮣ Kampanyaya katılan CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, AKP’nin ‘yeni bir hukuk sistemi yarattığına’ vurgu yaptı. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) “Balbay’a Özgürlük Girişimi”, 1186 gündür tutuklu bulunan CHP İzmir Milletvekili ve gazetemiz yazarı Mustafa Balbay’a destek vermek ve tutuklu vekil sorununa dikkat çekmek amacıyla, Sakarya Meydanı’ndaki Örgürlük Anıtı’nın önünde, “Vekillerimizin yeri Meclis’tir. Onları TBMM’de görmek istiyoruz” sloganıyla imza ve temsili oy verme kampanyası düzenledi. Alana kurulan temsili sandığın Sandık Kurul Başkanlığı’nı Balbay’ın kızı Yağmur Balbay üstlendi. Balbay’ın eşi Gülşah Balbay da “Kızıma, ‘Tarihteki diktatörlerin yaşamöykülerini, özellikle de sonlarının ne olduğunu oku’ diyorum. Günümüzdeki diktatörler de okursa, kendi yaşamöykülerinin sonlarını görecektir” dedi. Kampanyaya, CHP’li vekiller Emine Ülker Tarhan, Bülent Kuşoğlu, Levent Gök, Gürkut Acar ile Malik Ecder Özdemir’in yanı sıra Cumhuriyet Gazetesi Okurları da Balbay’a İstanbul’da büyük destek İstanbul Haber Servisi “Mustafa Balbay’a Özgürlük Girişimi” tarafından Mustafa Balbay’a destek için önceki hafta Adalar’da başlatılan imza kampanyasına dün de Bakırköy’de devam edildi. Çok sayıda yurttaş, kampanyaya destek vererek, Baybay’a mektup yazdı. “Kimse Balbay’ın sesini kısamayacak” diyen yurttaşlar, Balbay’ın serbest bırakılması gerektiğini vurguladı. Gazetemiz yazarı ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay’ın uzun tutukluluk süresine dikkat çekmek ve serbest bırakılması istemiyle yürütülen kampanyaya gazetemiz yazarı Şükran Soner, yazar Öner Yağcı ve yazar İdris Akyüz de katılarak, Balbay’ın kitaplarını imzaladı. Çok sayıda yurttaş da kampanyaya destek verdi. Alandaki sandığın Sandık Kurul Başkanlığı’nı Balbay’ın kızı Yağmur Balbay üstlenirken, Balbay’ın eşi Gülşah Balbay, demokrasi ve insan haklarının ayaklar altına alındığını söyledi. (CUMOK) destek verdi. Mücadele çağrısı Gülşah Balbay, “Eşim, banyosu, lavabosu, her şeyi içinde bulunan küçücük bir odada tutuluyor. Milli irade şu anda tutuklu. Demokrasi ve insan hakları ayaklar altına alınıyor. Hepinizi duyarlı olmaya çağırıyorum” dedi. CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan da, bugün milli iradenin tutuklu olduğunu, bu durumun Türk demokrasisi açısından bir trajedi anlamına geldiğini kaydederek, “Aslında AKP’nin düşmanı ses çıkaran, itiraz eden herkestir” dedi. Tarhan, AKP’nin “yeni bir savaş hukuku yarattığına” vurgu yaptı. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Başkanı Ahmet Abakay ise bugün cezaevlerinde 100’e yakın gazetecinin tutuklu olduğuna işaret ederek, “Türkiye’de bugün basın, düşünce özgürlüğü tutukludur. Dava hukuk davası değil, siyasi bir intikam davasıdır” dedi. Alevi evlerinin işaretlenmesinin, münferit olaylar olmadığına vurgu yapıldı ‘Biz korku duvarını aştık’ Ⅵ İstanbul Haber Servisi “Cumartesi Anneleri” adıyla anılan kayıp yakınları dün Galatasaray Meydanı’ndaki 375. oturma eylemini gerçekleştirdi. 1995 yılında gözaltına kaybolan Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak, Aydın Yenipazar Cezaevi’nde hükümlü bulunan eski İçişleri Bakanı ve Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ı protesto eylemleri sırasında karşılarına eli sopalı bir grubun çıkarıldığını anlattı. Ocak, “Biz korku duvarını aştık, asıl siz bizden korkun, çünkü işlediğiniz insanlık suçlarının hesabını vermek zorunda kalacaksınız” dedi. ‘Katillere cesaret veriliyor’ Fotoğraf: Serkan Yıldız İstanbul Haber Servisi Devrimci Alevi Komitesi, Alevi yurttaşların evlerinin işaretlenmesi, kapılarının önüne tehdit içerikli yazılar bırakılması, okullarda baskı gibi olayları Taksim tramvay durağı önünde dün protesto ettiler. Devrimci Alevi Komitesi adına Meltem Gülsever tarafından yapılan basın açıklamasında “Münferit, çocukların işi” şeklinde açıklanan olayların devlet politikası olduğu savunuldu. Açıklamada, “Adıyaman’da Alevilerin yaşadığı evlerin kapılarına konulan işaretler çocuk boyunda olduğu gerekçesiyle ‘çocuklar yapmıştır’ de nilerek geçiştirildi. İzmir Çiğli’de Alevi ailelerin kapıları işaretlendi. Bunu Antep, Erzincan ve son olarak da Didim izledi. Bu yaşananlar komik açıklamalarla geçiştirildi. Tıpkı 2 Temmuz’da Sivas’ta 33 canımızı diri diri yakanların zamanaşımı ile korunup kollanmasının katillere, yobazlara cesaret vermesi gibi” şeklinde ifadelere yer verildi. tam üç gün sürdü. 1.5 gün sanıklar, 1.5 gün de avukatlar 15’er dakikalık dilimler halinde konuşmalarını yaptılar. Mahkeme herkesi dinledi, kimseyi tahliye etmedi. 30 Mayıs’taki son güne mahkemenin çıkardığı zorunlu davet üzerine, hapishane doktorunun uyarısına karşın Prof. Dr. Mehmet Haberal da katıldı. Saat 19.00’da biten konuşmaların ardından mahkeme heyeti, tahliye etmeme kararı vermek üzere odasına çekildi. Haberal’la 3 saat baş başa sohbet ettik. Özgürlükte, Ankara’nın resmi ve sosyal protokollerinde karşılaşma dışında herhangi bir görüşmemiz olmamıştı. Hapishane sınırları içindeki duruşma salonunun konteynırdan yapılmış bekleme odasında herkes Haberal’la konuştu, tanıştı, kucaklaştı. Sonra bir köşeye çekildik. Haberal, “Ameliyatım var” diyemezdi, “Üniversite senatosunda önemli bir karar alacağız” diyemezdi, “Kampustaki yeni bölüm çalışmalarına katılmam gerek” diyemezdi. Sohbetin telefonla kesilmesi de olanaksızdı! ૽૽૽ Bizim Toroslar’da ilk, büyüklere hürmeti öğretirler. Yazı aramızda hürmet etmeyi özlemişim. Haberal, her şeyden önce büyüğüm. Bunun yanında bir yıldır vekildaşız. Her şeyi konuştuk. Bütün dünyanın kabul ettiği bir bilim insanı olan Haberal, Kuran’dan ayetler zemininde düşüncelerini anlatmayı, özlü sözler kullanmayı seviyor. Sohbetin ortasında meslek damarım tuttu, “Hocam” dedim, “ben bunları yazarım, izin verin.” Ana hatlarıyla anlaştık. Daha tutukluğun ilk günlerinde başta organ nakli ile ilgili olanlar olmak üzere, dünyanın dört bir yanından bilim insanları, kurumlar tepkilerini açıkça ortaya koymak, Türkiye’deki hukuksuz gidişi ilan etmek, kendi hükümetlerini Türkiye ile ilişkiler konusunda uyarmak istemişler. Haberal bunları hep engellemiş. Uluslararası alanda ülkesini şikâyet eden kişi olmak istememiş. Ancak gelinen noktada bilim insanlarının şu çıkışını engelleyemez hale gelmiş: “Haberal’ın özgürlüğü, kişi olarak Mehmet Haberal’ı aşan bir durumdur. Biz bu konuda sesimizi yükselteceğiz. Artık bunun önüne geçme...” Başbakan’ın son Pakistan gezisindeki tablo bunun eseri. Önümüzdeki günlerde benzer durumlar daha çok yaşanabilir. Haberal, organ nakli ameliyatlarındaki başarısı ve bu alanda uluslararası örgütlenmeye ilişkin attığı adımlar konusunda öyle ilginç anılar anlattık ki; insanın gözleri yaşarır. 1983’te Zürih’teki bir bilimsel toplantıda, böbrek nakli sırasında böbreği canlı tutma süresini 11 saatten 112 saate çıkardığını açıklamış. Konuya ilişkin sunumundan sonra katılımcılardan biri şöyle demiş: “Bu Haberal mezardan bile böbrek getirir.” Huyum yeşersin, onca organ naklini konuşurken kara mizaha girmeden edemedim, sordum: “Hocam, vicdan naklini ne zaman başarırsınız?” ૽૽૽ Sohbetimizin ana konuları cezaevinde yaşam, özgürlük, Meclis, siyaset idi. “Bildiğimde öğretici, bilmediğimde öğrenciyim” diyen Haberal’ın hapiste ilk öğrendiklerinden biri, bulaşık deterjanı Pril’in kapağını açmak olmuş. Önce kapağı çevirip açmış, su döker gibi deterjan kullanmış. Böyle olmayacağını anlayınca infaz koruma memuruna sormuş, üstten çekip göstermiş. Haberal, 27 Mayıs’ta gazetelere verdiği yarım sayfalık ilanın olabildiğince geniş çevrede duyulmasını istiyor. Kendisine ilişkin haksız suçlamalara kanıtlarıyla birlikte verdiği yanıtlar orada. Yeni anayasa nasıl olmalıyı konuşurken bir anlatımı paylaştı. Ülkede en kısa anayasa yarışması yapılmış. Şu metin kazanmış: “Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmayın. Geri kalanı yorumdur.” Özgürlükle ilgili yapılanları, yapılması gerekenleri konuştuk uzun uzun. “Önce ülke” diyor, “hep birlikte yaşayacağız. Her sorunun çözümü için öncelikle diyalog ortamı sağlanmalı.” Ben de CHP kongrelerine gönderdiğim mektupları, sosyal medya ile ilgili yaptıklarımı, Balbay’a Özgürlük Girişimi adı altında bir zemin oluşturan dostları anlattım. Mücadelenin kesinlikle kişisel bir özgürlük arayışı olmadığını, ama göndere bir bayrak çekmek gerektiğini paylaştım. Partimiz CHP’nin 12 Haziran seçimlerinin yıldönümünde milli iradenin hâlâ tutuklu olması karşısında yükselteceği sese toplumun da katılma oranını konuştuk. Bu konuyu yarın ayrıca işlemek istiyorum. Gece yarısı Haberal’la ayrı cezaevlerine dağılırken heyecanla seslendim: “Çok işimiz var Hocam...” Sayısal Loto devretti Ⅵ ANKARA (AA) Sayısal Loto çekilişinde kazanan numaralar “5, 8, 10, 16, 17, 45” olarak belirlenirken, 6 bilen çıkmadı, 1 milyon 549 bin 26 lira haftaya devretti. Çekilişte 5 bilenler 3 bin 664 lira 60’ar kuruş, 4 bilenler 39 lira 85’er kuruş ve 3 bilenler 5 lira 65’er kuruş ikramiye kazandı. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog