Bugünden 1930'a 5,418,973 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 HAZİRAN 2012 PAZAR 4 övgü dolu tümcelerini daha önce zikretmiş olduğumdan burada yeniden tekrarlamıyorum. Galatasaray’ın bu konudaki başarılarında, yeni ve eski öğrencilerinin modernleşme misyonuna sahip çıkmalarının büyük bir payı olduğu yadsınamaz. Galatasaray, yüzyılı aşmış derneği, çeyrek yüzyılı geride bırakmış eğitim vakfı ve diğer kurumlarıyla bu bilinci keskinleştirip yaymaya ve kökleştirmeye de çalıştı ve bugüne kadar başarıyla geldi. Ama artık Galatasaraylıların oturup kendi kurumlarının geleceği konusunda ciddi ciddi düşünmelerinin vakti gelmiştir. Çünkü içinde bulunduğumuz zaman dilimi, Galatasaray’ın tarihinde de bir dönüm noktası oluşturuyor. ૽૽૽ Galatasaray’ın, dilerseniz devrimci deyin dilerseniz reformcu, yenilikçi eğilimi kuruluş felsefesinin ürünüydü. Gerek imparatorluk gerekse cumhuriyet dönemlerinde, okul zaman zaman yerleşik düzene başkaldırmış öğrencilere sahip olmasına, sıkı muhalif mezunlar vermesine karşın, devletin baskıcı etkileriyle tırpanlanmaktan masun kalmıştır. Çünkü okulun yenilikçi kurucu felsefesiyle, devletin yönelişi arasında bir koşutluk söz konusuydu. Kuşkucu, sorgulayıcı yenilikçi gençler değil de dinine ve kinine sahip gençlik yetiştirmeyi amaçlayan yeni eğitim sistemi ile Galatasaray’ın yenilikçi kurucu felsefesinin bundan böyle bir arada nasıl yaşayacakları üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir sorudur artık. Yenilikçi modernleşmeci hedefin ürünü olan Tevfik Fikret’ler, Nâzım Hikmet’ler, Mehmet Ali Aybar’lar veya Daron Acemoğlu gibileri ve onları yetiştiren eğitim kurumuna ne kadar hoşgörü olacaktır artık bu ülkede? Galatasaray acaba kuruluş felsefesini bu koşullarda da yaşatıp sürdürecek midir yoksa sürdüremeyecek midir? Sürdürememesi halinde, yeni Galatasaraylılar, olayı “Ne var canım bir zamanlar Tevfik Fikret’lerin yuvasıydı, şimdi de Mehmet Şevket Eygi’lerin yuvası oldu” yorumuyla mı karşılayacaklardır? HABERLER Suriye’nin düşürdüğü Türk savaş uçağının radar izi ve uçuş görev raporları incelemeye alındı Bir Ödül Üzerine... Sevgili, Perşembe günü Galatasaray Lisesi’nde, çok istediğim halde, İstanbul dışında olduğum için katılamadığım sade ama önemli bir ödül töreni vardı. Ödülü veren, Galatasaray Lisesi’nin mezunlarından ve müdürlerinden Abdurrahman Şeref Efendi’nin 23 Ağustos 1908’de kurduğu Galatasaraylılar Derneği idi. Türkiye’nin, ömrü yüzyılı aşan kuruluşlarından biri olan bu dernek, ilk kez bu yıl bir Galatasaray Ödülü verdi. Her yıl bilim, kültür, sanat ve teknoloji dallarında üstün başarılar sağlamış, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı bir kişiye verilecek olan ödülün bu yılki sahibi Prof. Dr. Daron Acemoğlu. Galatasaray Lisesi’nden 1986’da mezun olan Daron Acemoğlu, İngiltere York Üniversitesi’ni bitirip London School Of Economics’ten (LSE) yüksek lisans ve doktora derecelerini aldıktan sonra, bu okulda, ardından da ünlü Massacuhussetts İnsitite of Techology’de (MİT) ders vermeye başlamış; 33 yaşındayken profesörlük unvanına sahip olmuş, dünyanın en önemli 1000 ekonomisti arasına 12. sıradan girmiş bir bilim adamı. Bu toplumun çağdaşlaşması amacıyla kurulmuş, Osmanlı’nın sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin modernleşme çabalarına büyük katkıda bulunmuş olan Galatasaray, Daron kardeşimizin örneğinde kanıtlandığı gibi, artık dünya çapında değerler yetiştiren, kalibresi ve ünü sınırlarımızı da aşan bir kurum haline gelmiştir. ૽૽૽ Galatasaray Lisesi tarihi boyunca ulusal çapta veya uluslararası boyutlarda çok başarılı insanlar yetiştirmiştir. Hemen iftiharla belirtmek isterim ki, Galatasaray bu konumdaki tek eğitim kurumumuz değildir, başkaları da vardır ve kurumlarla yetiştirdiklerini alt alta sıralamaya kalksam, listeyi bitirmeden sütunun dibine gelip noktayı koymak zorunda kalırım. Galatasaray’ın Türkiye’nin modernleşme alanında hem imparatorluk hem de cumhuriyet dönemindeki başarılarını anlatan Bernard Lewis’in Erdoğan liderlerle görüşecek ᮣ Ankara bir yandan pilotların bulunması için çaba gösterirken diğer yandan da atılacak adımı belirlemeye çalışıyor. BAHADIR SELİM DİLEK SURİYE ASKERİ SÖZCÜSÜ: ANKARA Suriye’nin bir Türk savaş uçağını düşürmesinin ardından alarma geçen Ankara, bir yandan pilotların bulunması için çaba gösterirken diğer yandan da atılacak adımı belirlemeye çalışıyor. Ankara’da dün önce Dışişleri konutunda ardından da Başbakanlık konutunda iki önemli zirve yapıldı. Nihai tavrını, olayın tamamen aydınlatılmasından sonra ortaya koyacak olan Ankara, Suriye’den maddi manevi tazminat ile en üst düzeyde resmi özür talebini de gündemine aldı. Başbakan Tayyip Erdoğan, gelişmeleri değerlendirmek üzere bugün CHP, MHP ve BDP Genel Başkanları ile görüşecek. Dışişleri konutunda dün sabah, ilk olarak Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’ndan bir tuğamiral, kara ve hava kuvvetleri komutanlığından iki tümgeneral ile bakanlık üst düzey yetkililerinin de katıldığı ve yaklaşık iki saat süren kritik bir toplantı yapıldı. Toplantıda uçağın tam olarak nerede vurulduğu netleştirilmeye çalışıldı. Radar izi ve uçuş görev raporları üzerinde yapılan çalışma çerçevesinde, uçağın nerede ve nasıl düştüğü incelendi. Bu bağlamda, uçağın “hangi irtifada uçtuğu, Suriye hava sahasında mı vurulduğu, uçakta teknik bir arıza bulunup bulunmadığı, tellsizin çalışıp çalışmadığı, vurulmadan önce Suriye’den bir uyarı alıp almadığı” sorularına yanıt arandı. Diplomatik kaynaklar, toplantıya Türk uçağı olduğu sonra anlaşıldı Önce Dışişleri, ardından da Başbakanlık’ta iki önemli zirve yapıldı. (AA) Radar izi incelendi ilişkin olarak, “Dün Sayın Başbakanımızın başkanlığında yapılan toplantıda alınan kararların uygulanması çerçevesinde, gerek arama kurtarma faaliyetleri gerek bundan sonraki adımlar hakkında Dışişleri Bakanlığı ve diğer kurum yetkilileriyle bir eşgüdüm toplantısı yaptık” bilgisini verdi. Düşürülen uçakla ilgili ayrıntıların netleştirilmesine bağlı olarak Türkiye’nin, Suriye’den tazminat ile en üst düzeyde özür talebini de gündemine aldığı öğrenildi. Ayrıca konunun NATO gündemine getirilmesi ve müttefiklerin desteğinin sağlanması konusunda görüş birliği oluştu. Arama kurtarma çalışmalarını Suriye ve Türk Deniz Kuvvetleri ortaklaşa yürütürken iki pilotun Suriye tarafından alıkonulduğu iddiaları iki ülke tarafından da yalanlanmıştı. Bu toplantı sonrasında Başbakan Erdoğan başkanlığında, Başbakanlık konutunda 2. bir zirve toplandı. İlk toplantıya Başbakan Erdoğan’a bilgi veren Dışişleri Bakanı Davutoğlu’nun, gelişmeleri bugün saat 10.30’da Yoğun telefon trafiği TRT’ye değerlendireceği öğrenildi. Akşam saatlerinde Davutoğlu, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile telefonda görüştü. Davutoğlu ayrıca İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague, Fransa Dışişleri Bakanı Laurent Fabius, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Suud el Faysal, İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ve AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton’a sürece ilişkin Ankara’nın görüşlerini paylaştı. Davutoğlu ile görüşmesinin ardından birkaç saat sonra Erdoğan, Meclis’teki siyasi partilerin liderlerine görüşme davetinde bulundu. Erdoğan, bugün saat 14.00’te CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile saat 16.00’da MHP lideri Devlet Bahçeli ile 18.00’de ise BDP lideri Selahattin Demirtaş ile Başbakanlık Resmi Konutu’nda görüşecek. Erdoğan, 12 Haziran seçimlerinden bu yana Demirtaş ile ilk kez bir araya gelmiş olacak. Bu arada AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, Türkiye’nin yüzde yez haklı olduğunu belirterek “Suriye, uluslararası topluma ve NATO’ya saldırmıştır” dedi. Dış Haberler Servisi Suriye Türk RF4E tipi keşif uçağını düşürdüğünü doğrularken önceki gece resmi SANA ajansının haberinde uçağın Türkiye’ye ait olduğunun vurulduktan sonra anlaşıldığı açıklaması yer aldı. Şam yönetiminden gelen ikinci açıklamada ise olay “kaza” olarak nitelendirilerek “saldırı değil” ifadesi kullanıldı. SANA’da yer alan habere göre Suriye askeri sözcüsü “Suriye hava sistemlerinin sahilden 1 km. uzaklıkta olan uçağa uçaksavarla karşı koyduğunu ve hedefe isabet ettiğini, isabet alan uçağın yanarak Lazkiye kentindeki Um elTuyur köyünün doğusuna, karasularının içine, sahilden 10 km. uzaklıkta denize düştüğünü” savundu. Askeri sözcünün, daha sonra vurulan hedefin Suriye hava sahasına giren askeri Türk uçağı olduğunun ortaya çıktığını söylediği, uçağa bu tip durumlarda geçerli olan kanunlar çerçevesinde muamele edildiğini savunduğu kaydedildi. Bu açıklamanın ardından ise dün Suriye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Cihad Makdissi A Haber’e yaptığı açıklamada “Türk ve Suriyeli deniz yetkilileri pilotları bulmak için birlikte çalışıyor. Umarım pilotları en kısa zamanda buluruz ve bu olayın üstesinden geliriz. Şuna dikkat edilmeli, Türkiye’ye karşı herhangi bir düşmanlık yoktu, sadece egemenliğimiz için savunmada bulunuldu. Bu bir kaza, kesinlikle saldırı değil” dedi. Makdissi’nin sözleri gerilimin dozunu düşürme amaçlı olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Suriye’nin Türk askeri uçağını düşürmesi, bu ülke basınında fazla yer bulmadı. 9 C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog