Bugünden 1930'a 5,419,547 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 HAZİRAN 2012 PAZAR ekonomi@cumhuriyet.com.tr 10 EKONOMİ Abdi İbrahim CEO’su Karabağlı: Fiyatlarda büyük sıkıntı var, SGK kendi koyduğu kurala uymalıdır Yerli ilaç sanayii zorda Ekonomi Servisi Abdi İbrahim Üst Yöneticisi (CEO) Candan Karabağlı, şu anda ilaç fiyatları konusunda büyük bir sıkıntı olduğunu belirterek, “Geçen yıl yüzde 2530 kur artışı oldu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) kendi koyduğu kurala göre bu kur farkını vermesi gerekiyor” dedi. ABD’nin Boston kentinde düzenlenen 2012 Uluslararası Biyoteknoloji Fuarı’nda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karabağlı, “Sanayiye sadece kurdan 1.52 milyar ᮣ Üreticilerin teker teker şirketlerini sattığına dikkat çeken Abdi İbrahim Üst Yöneticisi Candan Karabağlı, “Geçen yıl yüzde 2530 civarında bir kur artışı oldu. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bu kur farkını vermesi gerekiyordu. Yerli şirketler birer birer satılıyor. Dayanamıyoruz” dedi. dolarlık yük geldi” diye konuştu. Karabağlı şunlara dikkat çekti: Kur farkı dışında ayrıca SGK’nin yaptığı bir indirim oldu. 2009’da yüzde 20 civarında, 2010’un ve 2011’in sonunda yüzde 10 civarında indirimler yapıldı. Artık bıçak kemiğe dayandı. Yerli firmalar, teker teker şirketlerini satmaya başladı. Böyle olunca yerli sanayinin gelişmesine çok ciddi bir fırsat bırakmamış oluyoruz. Şu anda fiyatlar dünya ortalamasının çok altında. İlaçta dünyada en ucuz ülkelerden biri haline geldik. Hem kur farkı ödenmemesi, hem de SGK’nin ilaç fiyatlarını indirmesi sektörü çok zor durumda bıraktı. Son 10 yılda 10’a yakın Türk ilaç firması yabancıların eline geçti. Şu anda teker teker gitmekte olduğumuz yol bu. Türkiye çok önemli bir pazar. Nüfusunun yüzde 60’ı, 30’un altında, hayat yaşam süresi uzuyor. Kronik hastalıklar artacak. Dolayısıyla yabancı bu pazarı çok dinamik ve bü yüyecek bir pazar olarak görüyorlar. Yabancı firmalar Türk şirketlerini satın alarak, ilerde bu olaylar düzeldiği zaman bunu finansman ederim diye bakıyor. Ancak yerli şirketlerin böyle bir finansman şansı yok. Yatırım yaptığınız zaman eğer bu orijinal ilaç ise ortalama 10 yıl sonra, bu ilaç bir jenerik ise ortalama 34 yıl sonra piyasaya sürebiliyorsunuz. Orijinal ilaca 800 milyon1.5 milyar dolar yatırım yapıyorsunuz ve 15 yıl piyasaya çıkıyor. Devlet bu yatırımı görmek istemiyor. DemokrasiDemokratik İnsan Anayasaya maddeler yazarak, ileri demokrasiden söz ederek, sık sık demokrasi, halk iradesi sözcüklerini kullanarak, demokratik düzen kurulamıyor. Demokrasi bir öykünme, bir özenti, bir alalama, daha açık bir deyişle bir kandırmaca olarak kalıyor. Demokrasi için geniş kitlelerin davranış biçimlerinin, değer yargılarının değişmesi ve kişisel niteliklerinin gelişmesi gerekir. Geçen haftalarda, anayasa taslağına bireye, insan onuruna saygı, işkence, kötü muamelenin yasaklanması türünden maddelerin yazıldığına ilişkin haberlerin medyada yer aldığı günlerden birinde, sabah saat dokuz sularında Levent’te Kanyon AVM’nin önünde birkaç polis, bir genci polis otosuna sokmaya çalışıyor. Genç güçlü, direniyor; polisler “orantılı şiddet” kullanıyor. Polisvatandaş ilişkisinde Muammer Karaca’nın “Cibali Karakolu” tiyatro oyunu belleğimde canlanır. Komiserin “Sana vatandaş muamelesi yaparım” ifadesini anımsarım. Yine polis, gence vatandaş muamelesi yapıyor, diye düşündüm. Aradan yarım asırdan daha uzun bir süre geçmiş! Polisin vatandaşa vatandaş muamelesinde değişen ne? Şimdi teknoloji ilerledi, eskiden daha çok cop kullanılırdı, şimdilerde biber gazı... Olayı anlayabilmek için polis otolarına yaklaştım. Baktım, otonun üstünde “Halka hizmet, adalete hizmet” sloganları yazılmış. Gence vatandaş muamelesi yapmaya katılmamış bir memura yaklaşarak “Arabalarınızdaki sloganlar doğru ama uygulamanız slogana uygun değil” dedim. Memur ya beni mevki sahibi biri sandı, ya verilecek yanıt bulamadı ya da bir de bu ukala ile uğraşmayalım diye düşünüp yanıt vermeden uzaklaştı. Bir yere yetişmek zorunda olduğumdan olayın nedeni ve sonucunu öğrenemedim. Vatandaş, insan onuruna uygun düşmeyen bu davranışa karşı ilgisizdi, tepki vermek bir yana, uzak durmaya çalışıyordu. Bu durumda siz anayasaya insan onuruna saygı, kötü muamele, işkence yasak diye maddeler yazsanız ne olur? Uygulamada ne değişir? Sık sık yinelenir: “Her toplum, layık olduğu hükümetle idare olunur.” Doğrudur; özsaygısı, özgüveni olmayan, çekingen, ürkek, tepki vermeyen, vatandaş olma haklarının ve sorumlulukların bilincinde olmayan bireylerin çoğunlukta olduğu toplumlarda demokrasi olabilir mi? Demokratik bir düzen kurulabilir mi? Demokratik düzen, bireyin de bazı niteliklerinin, ortamların olmasının sonucudur. Demokratik insan nasıl olmalı, birey hangi niteliklere, değer yargılarına, davranış biçimlerine sahip olmalı? Eksik kalsa da bu özellikleri sıralamaya çalışayım: Demokratik insan haklarını korumakta, savunmakta, haksızlıklara karşı çıkmada medeni cesaret sahibi olmalıdır. Haksızlıklara, baskılara tepki vermelidir. “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışı ile demokratik düzen sürdürülemez. Demokratik insan, haksızlık, baskı karşısında “Bana mı kaldı?”, “Bir ben mi varım?”, “Bana ne?” diye düşünmez, ürkmez, kaçmaz. Demokratik insanın özgüveni vardır. Ödlek, çekingen, adam sendeci değildir. Düşüncelerini her ortamda savunur, dile getirir, yan çizmez, geçiştirmez, giden paşam, gelen ağam anlayışında değildir. Demokratik insanın özsaygısı olduğu gibi, diğer kişilerin haklarına da saygısı vardır. Haklarını kullanırken, savunurken, diğer kişilere ısrar etmemeye, zarar vermemeye özen gösterir. Demokratik insan benmerkezci değildir. Toplumsal yaşamın bazı sorunlar getirdiğinin bilincinde olarak, dayanışmacı ve paylaşmacıdır. Demokratik insan, alçakgönüllüdür. Diğer kişilere tepeden bakmaz, onları ezmeye çalışmaz, kendinde bazı özel güçler olduğu vehmine, sanısına kapılarak ekabir davranışlar göstermez. Demokratik insan, kendini beğenmiş davranışlar göstermez. Başkalarını eleştirdiği gibi, özeleştiri de yapar, kendi eksiklerini bilinçli olarak görür. Yaşam boyu bu eksikliklerini gidermeye çalışır. Demokratik insan kişilik sahibidir; bağımsız düşünür ve hareket eder, sürüye katılma eğiliminde değildir. Yalnız kalsa da hak bildiği yolda yürür. Demokratik insan irdeler, her duyduğuna, her gördüğüne inanmaz, nedenini, niçinini araştırır, olaylara, yazılanlara, söylenenlere kuşkucu yaklaşır. Demokratik insan onurlu davranır, ayrım yapmaz. Demokratik insanın nitelikleri konumundaki bu listeye eklemeler yapılabilir. Şimdi şöyle bir çevreye bakın, medya güllerine, politikacılara, bürokratlara, hatta bilim insanı geçinen, akademik unvan taşıyanlara... Kaç tane demokratik insan tipi ile örtüşen kişi gördünüz? Sonra da niçin ülkemizde demokrasi bir söylem, bir özenti, bir alalama, bir öykünme olarak kalıyor diye düşünün. “Çelebi bizde böyle olur konser dediğin” alaysılamalı tümcesini, “İşte bizde böyle olur demokrasi dediğin” şekline çevirelim. Çözüm demokrasiye yatkın, demokratik insan yetiştirmektedir, aydınlanmadır, vatandaş olma bilincine sahip olmaktır. TÜRKİYE KAMUSEN 20. YILINI KUTLADI Muhabirimize ödül ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Türkiye KamuSen, 20. kuruluş yıldönümü etkinlikleri kapsamında gazetecilere de çalışma yaşamı ile ilgili haberleri nedeniyle plaket sundu. Bu kapsamda muhabirimiz Mustafa Çakır’a da plaket verildi. Büyük Anadolu Oteli’nde gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Türkiye KamuSen Genel Başkanı İsmail Koncuk, pazarlığın fiyasko ile sonuçlanmasıyla 4.5 milyon kişinin 4+4 zamma mahkum edildiklerini söyledi. Hükümete yönelik eleştirilerde bulunan Koncuk, şöyle devam etti: “Bu anlayış 450500 ayrıcalıklı işadamı için, teşvik adı altında bir çırpıda 2 milyar lira kaynak aktarmak, 4.5 milyon memur, emekli, dul ve yetim için 5.5 milyar lirayı çok görmekten geçer. Bu anlayışın adaleti doğalgaza yüzde 33, elektriğe yüzde 22, benzine yüzde 23, mazota yüzde 24 zam yapıp, çalışanına, memuruna yüzde 4+4 zam vermektir.” C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog