Bugünden 1930'a 5,419,912 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 HAZİRAN 2012 ÇARŞAMBA 8 İstanbul B Edirne B Kocaeli B Çanakkale B İzmir A Manisa A Denizli B Zonguldak B Sinop B Samsun PB Trabzon B Giresun B Ankara B 30 35 31 32 36 36 37 26 28 28 28 30 33 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B B PB B PB B B B B B B B 31 32 30 32 30 32 38 40 35 36 29 26 24 Oslo PB Helsinki PB Stockholm PB Londra PB AmsterdamPB Brüksel PB Paris PB Bonn PB Münih PB Berlin PB BudapeştePB Madrid PB Viyana PB HABERLER 19 15 21 20 20 21 21 22 24 24 34 27 30 Belgrad PB 32 Sofya A 29 Roma A 24 Atina A 29 Zürih PB 28 Moskova B 23 Aşkabat Y 30 Taşkent A 36 Baku Y 27 Bişkek Y 31 Tiflis B 30 Kahire A 37 Şam A 37 Ülkemizin kuzeydoğu kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu, Doğu Karadeniz kıyıları ile Artvin, Ardahan ve Kars çevrelerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik beklenmiyor. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 20 Haziran GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada beri bu tartışmaların içinde olmadığını söyleyerek pek güzel yan çizdi. RTE ise bizim içimizde (partide) asla makam kavgası olmaz, dedi. Ama medya bu, ağzı torba değil ki büzesin. Yukarıdaki AKP’li istediği kadar Çankaya tartışmalarının içinde değilim desin; RTE kavga olmaz içimizde diye tartışmaların önünü kessin; Çankaya sorunu gündemden eksik olmuyor. Bu gelişmeleri elbet yadırgamıyorsunuz! ૽૽૽ AKP içinden ayrı kişilerden yükselen içeriği aynı sesleri Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik özetledi: “Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı adayı olursa Gül, ‘Ben adayım’ demez” dedi. Neden? Terbiye gereği imiş. Bu açıklamayla AKP’de tüzükte yazılı olmayan bir kural olduğunu öğrendik. Öğrendik ki AKP terbiyesi, Gül’ün, RTE’nin önünü keserek bir kez daha Çankaya adayı olmasını engelliyor! 2014’e doğru iki AKP’li arasında kıyasıya bir çekişmeyi önleyecek bu öğe partinin geleceğinden duyulan kaygıları, kuşkuları, siyasetin temel kurallarını çöp sepetine atıyor. İki yıl önceden siyasete nizam veren bu ve benzeri açıklamalar; siyasal yaşamda bir saatin, bir günün bile önemini vurgulayan doğasını da… Tabii bu gelişmeyi yadırgadınız! ૽૽૽ Gül’ün bir kez daha aday olmasını istemelerine karşın, RTE korkusuyla, ortadan, yandan yorumlarla görüşlerini açıkça yazamayanlar; Gül’ün aşağıya inmesi, Başbakan’ın yukarı çıkması halinde ortaya çıkması olası bunalımı önleyecek önlemleri, çoktandır köşelerinden seslendirmeye başladılar. Kimi yorumlara göre sorun çoktan çözümlendi. Dediklerine göre Gül, aşağıya inerse genç yaşta emekli bir siyasetçi olarak köşesine çekilip anılarını yazmayacak elbet. Öyleyse: İktidar kulislerinde dolaşan, yetkili kişilerle samimi görüşmeler yapan Taha Akyol, bir köşe yazısında Gül’ün geleceğini açıkladı: Başbakan olacak! Yadırgamayın Akyol’u, böylece, iki yıl önceden iki yıl sonraki olası gelişmeleri ve sonuçları açıklayarak, hani şu yüzyıllar sonra olacakları yazan ve yazdıkları yüzyıllar sonra gerçekleşen ünlü Nostradamus değerinde bir yazar olduğunu kanıtlamış oldu! ૽૽૽ Yadırganacak bir başka gelişme önceki gün TBMM’de yaşandı. Anayasa Uzlaşma Komisyonu üyeleri, Çankaya’yı ve Başbakan’ı ziyaretten sonra muhalefet partileri genel başkanlarıyla buluştu. Muhalefet, komisyona, çalışmaları desteklediklerini ve komisyondan çekilmek gibi bir düşünceleri olmadığı güvencesi verdi. TBMM ve komisyon başkanı Çiçek’in de güvence yenilemeye ihtiyacı vardı. Zira Başbakan sık sık komisyondan çekilmeyecek tek partinin AKP olduğunu söyledi. Medyada kimi kalemler, Çiçek’e güveni kalmadığını defalarca açıklayan CHP Genel Başkanı’nın uzlaşma komisyonunda hâlâ neden kaldığını eleştirdi. Hatta CHP Grup Başkanvekili Emine Tarhan’ın, komisyondan ayrılma zamanının geldiğine değinen bir açıklaması da basına yansıdı. TV haberlerinde dinledik, inanmadık ama bizim Ayşe Sayın dün Cumhuriyet’teki haberinde Kılıçdaroğlu’nun komisyon başkanı ve üyelerine: “Çalışmalarınızı dışarıdan müdahalelere itibar etmeden, etkilenmeden yürütmelisiniz. Liderler böyle konuşabilir ama siz yolunuza devam edin” dediğini yazınca, CHP Genel Başkanı’nın: Medyada yazılanları, parti içinde RTE’nin anayasal dayatmalarını kaygı ile izleyenleri, Çiçek’i tapu memuruna benzeten, yetkisini kullanmaktan aciz başkan demeçlerini… …bu koşullarda parti içinde yükselen komisyonda hâlâ neden kalındığını irdeleyenleri, medyatik uyarıları bir kalemde silip… ...uzlaşma komisyonuna; boş verin, hepsi kuru gürültü diyen, kulaklarını kapatarak yola devam etmelerini salık veren sözlerini yadırgadınız mı? Ben yadırgamadım, zira alıştık. Yeni CHP’de oluyor böyle vakalar! Hükümetin Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulacağını ilan ettiği, ana muhalefet partisinin Başbakan’a “Bu sorunu çözelim” önerisiyle gittiği ve Kürt siyasi hareketinin simge isimlerinden Leyla Zana’nın BDP ve PKK’nin hatalarına da dikkat çeken yapıcı demecinin yayımlandığı bir dönemde, Hakkâri’deki terör saldırısını nasıl bir çerçeveye oturtmak lazım? Karayılan’a Silah Bıraktırmak İstemiyorlar gündemdeydi, Bingöl’de 33 er şehit edildi. Bütün ırmaklar barışa aktığı zaman, bir el gelip sabote ediyor. Gelen her şehit tabutu da birlikte yaşama arzusunu bombalıyor.” sürmesinden yana olan ve silah bırakılmasına karşı duran isimler. Cemil Bayık ise ortada gözüküyor.” sabote ediyor Görünmez el Türkiye’de Kürt sorunu konusunda yapılan en kapsamlı çalışmalardan biri olan ‘Türkiye’nin Kürt Sorunu Hafızası’ kitabının yazarı Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Hüseyin Yayman bugünden geriye doğru bakarak bu saldırıyı şöyle değerlendiriyor: “Mesele çok net. Türkiye’de ne zaman Kürt sorunu esaslı bir biçimde gündeme gelse, çözüm için ciddi bir ortam doğsa görünmez bir el devreye giriyor. Hemen konvansiyonel terörle mücadele gündemine dönülüyor. Geçmişteki olayları hatırlayalım. Başbakan, ABD Başkanı ile görüşecekti. Reşadiye gündeme geldi. AKP ile BDP görüşecekti, Çukurca saldırısı oldu. Şimdiki görüşmede yine öncelere gidelim; Haziran 1992’de sorunun kökten çözümü için PKK’ye genel af karşısındaki ikili Yayman’a göre bu ‘görünmez el’, örgütün barış yerine çatışma isteyen ‘bir kanadı’ ya da onları arkadan yönlendiren güç(ler) olabilir. Örgütte Abdullah Öcalan’dan sonra ana gövdeyi temsil eden Murat Karayılan’ın verdiği demeçlerde samimi olduğuna inandığını belirten Yayman, “Karayılan ne dedi: ‘Silvan kontrolümüz dışıydı’. Bu saldırı da benzer olabilir. İyimser havayı dağıtmak için yapılıyor. Ona ‘Ben sana çözdürmem’ diyorlar. Karayılan silah bırakmak istese bile bıraktırmayacaklar. Mustafa Karasu ve Duran Kalkan gibi isimler devrimci savaşın Karayılan’ın ktidarın sorumluluğu Tabii gözler asıl hükümetin atacağı adımlarda. Yayman’ın beklentisi şu yönde: “Böyle bir provokasyon İ nedeniyle 30 yıllık sorunun çözümü yönündeki iradeyi elden bırakmamalı. Şehitler geldi diye ‘adım atmayız’ noktasına dönülmemeli, reformlardan vazgeçilmemeil. Çözüm için bir plan varsa bunu da bir an önce devreye sokmalı. Bakın CHP geldi ki Türkiye için aslında çok büyük bir adımdı. Arkasından Zana konuştu. Daha o gün hükümet inisiyatif alıp diyalog kursaydı, örgütte çatışma isteyen kanadı bugün açığa düşürebilirdi.” 30 yıllık mücadele sonrasında Türkiye’de bir ‘yorgunluk’ hali olduğuna dikkat çeken Yayman, “Türkiye’de çözüm isteyen bir kamuoyu var. Eğer kararlı davranılırsa PKK istese dahi bu çözümü engelleyemeyecektir. Bu noktada temel sorumluluk iktidara aittir” dedi. Paşa yazısı ‘ifade özgürlüğü’ ᮣ Yazarımız Bekir Coşkun’un ‘Paşa’ adlı yazısı hakkında takipsizlik kararı verildi. Yazı, ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında değerlendirildi. İstanbul Haber Servisi Yazarımız Bekir Coşkun’un, Genelkurmay Adli Müşavirliği’nin şikâyeti üzerine “Paşa” başlıklı yazısıyla ilgili yürütülen soruşturma takipsizlikle sonuçlandı. İfade özgürlüğü ile başkalarının şöhret ve kişilik haklarının çatıştığını belirten savcı, ordu hakkında kullanılan ifadeler sert, sarsıcı olsa da şiddet içermediği ve şiddeti teşvik etmediğini, ağır eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu ifade etti. Coşkun’un 29 Nisan’da Cumhuriyet’te yayımlanan yazısı nedeniyle, Genelkurmay Adli Müşavir Vekili, kamu görevlisine görevinden dolayı hakarette bulunulduğu iddiasıyla şikâyetçi oldu. Yazıda köpeğin isminin ‘Paşa’ olarak gösterilmesi ve ‘tasma’ kavramını ifade etmek için ‘Omzunda parlayan şey’ tabirinin kullanılması suretiyle general rütbesindeki muvazzaf personelin şeref ve haysiyetinin rencide edildiği savunuldu. Coşkun ise savunmasında, evinde beslediği köpeği üzerinden topluma hayvan sevgisini aşılamaya çalıştığını, köpek kavramını bir hakaret unsuru olarak kullanmasının eşyanın tabiatına aykırı olduğunu ifade etti. CHP’NİN ZAMANLI GİRİŞİMİ CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun çözümünde bir uzlaşı sağlayabilmek amacıyla Başbakan Tayyip Erdoğan’ın kapısını çalarken en yakınındaki isimler bile ‘Acaba doğru mu yapıyoruz?’ kaygısı taşıyordu. Son saldırı, bu girişimin aslında ne kadar zamanlı olduğunu gösterdi. Ancak Erdoğan samimi işbirliği yerine, “MHP’yi ikna edin gelin” diye çıkmaz yola sürdü CHP’yi. On yıldır iktidar olan AKP hükümetinin ‘Bu sorunu sadece ben çözerim’ özgüveni içinde kapalı kapılar ardında yürüttüğü stratejiden bir an önce vazgeçmesi gerekir. Habur da, Oslo da bu gizli kapaklı planların ne kadar hatalı sonuçlar verdiğini, acı kayıplarla öğretti bizlere. İktidara düşen, başta kendisine el uzatan CHP olmak üzere Türkiye kamuoyunu çözüm planları hakkında şeffaf biçimde bilgilendirmek ve desteklerini istemek olmalıdır. Ağır eleştiri kapsamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da soruşturmayla ilgili takipsizlik kararı verdi. Savcılığın kararında, bir çeşit masal olan fabllarda, öğretici bir amaç güdüldüğü, gündelik hayatla ilgili ders verildiği kaydedilerek,“Yazı değerlendirildiğinde, yazarın bir fabl aracılığıyla, kamuoyunun algıladığı gibi (rütbeli askerlerin) özgür, bağımsız davranmadıklarını düşünerek geçmişe özlemi dile getirdiği, gerçekten asker millet kültürünün yaygın olduğu bir toplumda ordu hakkında kullanılan ifadeler sert, sarsıcı olsa da şiddet içermediği ve teşvik etmediği, ağır eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında bulunduğu kanaatine varılmıştır” denildi. Yargıtay Genel Kurulu’nun 1959 tarihli içtihadında hakaret veya sövmenin belirli bir kişiye yöneltilmediği durumlarda hakaret suçunun varlığından söz edilemeyeceği vurgulanarak TSK personelinin görevlerinden dolayı küçük düşürüldüklerinden söz edilemeyeceği ifade edildi. BYEGM’nin kiraladığı bina 10 milyon TL’lik bir bütçeye mal oldu Kiracı bol keseden harcadı FIRAT KOZOK Yeni Ulus gazetesi yayın hayatına başladı Haber Merkezi Türkiye, yeni bir gazeteyle tanıştı. Hürriyet gazetesinin eski genel yayın yönetmenlerinden Seçkin Türesay’ın yöneteceği Yeni Ulus gazetesinde Türkiye’nin tüm bölgelerinden haberler yer alıyor. Haftalık gazete özel haberleri ve röportajlarıyla öne çıkmayı hedefliyor. Gazete özel haberler, araştırma ve inceleme dosyaları, röportajlar, kültür sanattan çevre sorunlarına, turizmden sağlığa, dış magazinden politikaya, ekonomiden eğitim konularına, dış dünyadan iç politikaya kadar 28 sayfa yayımlandı. İşadamı Kamil Söker’in sahipliğini üstlendiği Yeni Ulus gazetesinin ilk sayısında Atatürk’ün bir sözü ile Türkiye’ye merhaba mesajı verildi. Gazete ilk sayısında eski Basın Konseyi Başkanı, Hürriyet’in 36 yıllık başyazarı ve CHP Milletvekili Oktay Ekşi ile yapılan söyleşiyi “Adı konulmamış bir diktatörlük var” sözü ile manşete taşıdı. Ekşi’nin basına baskılar ve tutuklu gazetecilere yönelik önemli açıklamaları yer aldı. Fiyatı 2 lira olan gazetenin yazı işleri müdürleri Turgut Güngör, İlknur Eşsiz ve Harun Partener, görsel yönetmeni İsmail Dalgıç. ANKARA Başbakanlık Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü (BYEGM), hizmet binası olarak kiraladığı binaya 4 yılda yaklaşık 8 milyon TL kira ödedi. Genel Müdürlük, yangın alarmı, data hatları, ek elektrik sistemi, havalandırma, ısıtma sistemleri için de kendi cebinden 2.5 milyon TL harcayınca binanın 4 yıllık maliyeti bir anda 10 milyon TL’yi aştı. CHP İzmir Milletvekili Erdal Aksünger’in BYEGM’den sorumlu Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelttiği soru önergeleriyle ortaya çıkan skandal şöyle gelişti: Genel Müdürlük, 2007 yılında bir hizmet binası kiralamak için komisyon oluşturdu. Toplam 5 bina belirleyen komisyon, bunlardan teklif istedi. Komisyon, 5 tekliften ikisini binaların küçük olduğu gerekçesiyle ilk aşamada eledi. Daha sonra geri kalan üç teklif değerlendirildi ve Balgat’taki 1/0 katlı, 12 bin metrekarelik binanın aylık 135 bin TL+KDV ile kiralanmasına karar verildi. Kira sözleşmesi 19 Aralık 2007 yılında Ankara Un Sanayi AŞ ve Gözde Yapı ile imzalandı. Sözleşmede kiralamanın devam ettirileceği yıllarda en fazla ÜFE oranında artış yapılacağı hükmü yer aldığı için, 2012 yılı Mart sonuna kadar ödenen aylık kira bedeli KDV hariç 166 bin 942 TL’ye yükseldi. 1 Nisan 2012 tarihinden itibaren en fazla ÜFE oranında yapılabilecek artış konusunda henüz mutabakat sağlanamadığı için kira eski bedel üzerinden ödenmeye devam etti. Binanın yeni kiracının rahat kullanımı için tadilat işlemleri gerekli olunca mal sahiplerinin kapısını çalan Genel Müdürlük, kira sözleşmesinde bir hüküm bulunmadığından, birçok tadilat çalışmasını da yine mal sahiplerine ücretini kendi cebinden ödeyerek yaptırdı. Bu doğrultuda, UPS, data hatları, ek elektrik sistemi, ek inşaat işleri, klima cihazları, havalandırma soğutma, ısıtma sistemleri haber merkezinin genişletilmesi, 4. kat ara bölmelerin kaldırılması, foto film şubesi tadilatı, hatta yangın alarm sistemini bile kendi bütçesinden karşıladı. Bu çerçevede 20082011 yılları arasında toplam 2 milyon 561 bin 146 TL harcama yapıldı. ‘İşçiden kes, böyle savur’ Yaşanan sürece tepki gösteren CHP’li Aksünger, tablonun işçiden, memurdan kesilen paraların nasıl harcandığının net bir göstergesi olduğunu söyledi. Aksünger, şöyle konuştu: “Bu kiralama işine onay veren dönemin ilgili bakanı Sayın Mehmet Aydın’a ve halen bu görevi yürüten Sayın Bülent Arınç’a soruyorum; 11 milyon liraya Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü için mülkiyeti kendisine ait bir bina yapılamaz mıydı, bu bina için harcanan yaklaşık 3 milyon liralık masrafın en azından bir bölümünün kira bedelinden düşüleceğine ilişkin hükümler konulamaz mıydı, bu hortumlatmaya her fırsatta vicdan gösterisi yaparak gözyaşı döken Sayın Bülent Arınç’ın ve her fırsatta garipgureba, yetim hakkı edebiyatı yapan Sayın Başbakan’ın bir yanıtı var mıdır?” Toplantıya eski Çalışma Bakanı Mustafa Kul’un yanı sıra çok sayıda Alevi örgütü temsilcisi de katıldı. Türk yıldızları programı iptal ᮣ Dağlıca saldırısı Orgeneral Özel’in ‘Türk Yıldızları’ programını iptal etmesine neden oldu. TSK’nin akreditasyon kriterleri Konya’da değişti. BARKIN ŞIK Alevi örgütleri araştırma komisyonu kurulmasını istedi İstanbul Haber Servisi Türkiye’de ilk kez bir araya gelen Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF), Alevi Dernekleri Federasyonu (ADF) ve Alevi Vakıfları Federasyonu (AVF) yaptıkları ortak açıklama ile Sivas katliamının arkasındaki gerçek güçlerin bulunması ve yargı önüne çıkarılması için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasını istedi. ABF, ADF ve AVF yöneticileri dün Yenibosna’daki Cem Vakfı Toplantı Salonu’nda bir araya gelerek Sivas olaylarının 19. yılında ortak açıklama yaptı. Alevi örgütleri adına açıklamayı okuyan Muhterem Aktaş, “Ülkemiz yakın dönemde Hekimhan, Çorum, Malatya, Sivas, Erzincan, Kahramanmaraş, Gazi Mahallesi ve Başbağlar gibi çok sayıda kitlesel katliam yaşanmış ve büyük çoğunluğu Alevilere yönelik gerçekleştirilmiştir. Alevilere yönelik olan bu katliamlar toplumun sağduyusu ile çatışmalara dönüşmemiştir. Ancak katliamlar ülkemizdeki toplumsal vicdanı tatmin edecek bir şekilde araştırılmamış, henüz gerektiği gibi yüzleşilememiştir” dedi. Sivas davasına ilişkin 13 Mart 2012 tarihinde mahkemenin zamanaşımı kararı verdiğini anımsatan Aktaş, “Başbakan’ın ‘Bu karar Türkiye’ye hayırlı olsun’ demesi zamanaşımından daha yaralayıcı olmuştur. Sivas katliamının 19. yılında canlarımızı anmaya hazırlandığımız bu günlerde siyasi partilerden talebimiz, ülkemizdeki büyük acılara neden olan bu kitlesel katliam zincirini tüm boyutları inceleyecek bir TBMM araştırma komisyonu kurulmasıdır” diye konuştu. Aktaş, 2 Temmuz Pazartesi günü yurtiçinde ve yurtdışında kitlesel gösterilerle Sivas katliamında yaşamını yitirenleri anacaklarını sözlerine ekledi. KONYA Türk Yıldızları, 20. kuruluş yıldönümünü, Dağlıca’daki terör saldırısı nedeniyle buruk kutladı. Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel, Hakkâri Dağlıca’da sekiz askerin şehit olduğu ve 16 askerin yaralandığı PKK saldırısı nedeniyle, Konya 3. Ana Jet Üs Komutanlığı’nda düzenlenen akrobasi timi Türk Yıldızları’nın 20. kuruluş yıldönümü kutlaması programını iptal etti. Saldırı bölgesine giden Org. Özel’e, Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hayri Kıvrıkoğlu ve Jandarma Genel Komutanı Org. Bekir Kalyoncu da eşlik etti. Geçen yıl ekim ayında Hakkâri’nin Çukurca ilçesinde PKK tarafından düzenlenen saldırının ardından Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları bölgede kamp kurmuş ardından da Kuzey Irak’a sınır ötesi operasyon başlatılmıştı. Konya’daki programa planlananın aksine yalnızca Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Mehmet Erten ile Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Emin Bilgel katıldı. Konya’daki buruk kutlamada Konya’daki şehit aileleri de katıldı. Fotoğraf: ALİ AÇAR Ambargo yasağı bitti Programda, TSK bir ilke de imza attı. Genelkurmay Başkanlığı, bazı medya organlarına uyguladığı akreditasyon yasağını kaldırdı. Daha önce akreditasyon uygulaması kapsamında TSK faaliyetlerini izleme izni verilmeyen STV, Cihan Haber Ajansı, Zaman gazetesi, Yeni Akit, Bugün gazetesi ve Kanaltürk gibi yayın organları Konya’daki faaliyeti izleyebildi. ABD’nin tatbikata katılan ülkeler arasında yer almaması dikkat çekti. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog