Bugünden 1930'a 5,418,973 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 20 HAZİRAN 2012 ÇARŞAMBA 6 HABERLER Kılıçdaroğlu PKK’nin koşulsuz silah bırakmasını istedi, hükümete yüklendi İHA’ların ne oldu? ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında, Dağlıca’da 8 askerin şehit olmasına neden olan saldırıyı lanetlerken “20 yaşında şehit olan askerlerimiz için bizim hiç sorumluluğumuz yok mu? Bedel ödenecekse CHP’liler her yerde ve her zaman bedel ödemeye hazırdır” dedi. BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “PKK her türlü silahlı faaliyetlerine son versin, hükümet de operasyonlarını durdursun” çağrısıyla ilgili olarak Kılıçdaroğlu, “Terör örgütünün koşul olmaksızın silah bırakması gerekiyor” yorumunu yaptı. Kılıçdaroğlu sözlerini “Uludere’yi hatırlayın, gittiler bombaladılar. Bir de Dağlıca’yı hatırlayın. 8 askerimizi şehit ediyorlar, ellerini kollarını sallayıp gidiyorlar. Senin bu insansız hava araçların ne oldu? Sana istihbarat verilmedi mi? Terör konusunda azim ve kararlılıktan asla vazgeçmeyeceğiz. Bu bizim ahdımızdır. Biz çözümü dışarıda, başka mahfillerde, gayrimeşru ilişkilerde aramıyoruz. Burada parlamento çatısı altında her sorunu çözeriz” diye sürdürdü. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından satırbaşları şöyle: Küçük İsyanlar Derin Gerçekler Türkiye insanların aptal yerine konduğu bir ülke haline geldi. Gözle görünen, ispata muhtaç olmayan gerçekleri söylediğiniz, yazdığınız zaman size tam tersini, genellikle sırıtarak söyleyebiliyorlar. Nereden başlayalım? İktidarına ortak, en azından köstek istemeyen AKP’ye kafa tutan Cemaat’in siyasete derin ilgisi bir gerçek değil mi? Bu gerçeği dile getirdiğiniz zaman size “fitne fesat” diye saldırırlar. Peki durum değişir mi? Hayır. Cemaat AKP gerginliği hem çok açık bir gerçektir, hem de sanıldığından daha fazla konuyu kapsar. Örneğin Kürt sorunu bu gerginliğin önemli ayaklarından birisini oluşturur. ૽૽૽ Avni Özgürel’in daha önce Kandil’i ziyaret edenlerin hasbıhallerinden daha fazla gerçeğin ortaya çıkmasına yol açan Karayılan söyleşisinin en önemli sonuçlarından birisi, bu gerginliği açık net bir şekilde ortaya koymuş olmasıdır. Açıkça söylenmesinden hep kaçınılan şu meşhur “Oslo görüşmelerini sabote edenlerin kimler olduğu” sorusu, bu söyleşide yanıtını buluyor. Ben söylemeyeyim, bir zahmet okuyup kendiniz görün, değerlendirin. Onunla yetinmeyin eşzamanlı Baransu’ları, Uslu’ları da kıraat edin. Gerçeğin tek değil, üç dört boyutlu olduğunu anlayacak, hem Kürt sorunu ile terörün ilişkisini, hem de sorunun çözülmesinin terörü marjinalize edeceğini göreceksiniz. Ama aynı zamanda varacağınız sonuç, vereceğiniz yanıt sizi Cemaat AKP gerginliğinin diğer alanlarına da götürecektir. Ama tabii unutmayın, siyaset meydanında iki eksiden bir artı çıkmaz. ૽૽૽ Türkiye’de herkesin bildiği, yine de tam tersi ısrarla piyasaya sürülen, hep gizlenen başka gerçekler de vardır. Bir gün patlayıverirler. Siz her gün hapishanelerin durumunu yazın, siyasi nitelikli keyfi tutuklamalardan ya da gittikçe artan zindan nüfusunun sosyolojik temellerinden, yargının öze değil şekle, kanıta değil kanaate medyun yapısından söz edin, kimse aldırmaz. Ama bir de bakarsınız ki, yangınların dumanları kent kent dolaşmaya başlamış. Gerçek gökyüzüne doğru isyan etmekte. Ne yapacaksınız? Zırvanın tevil götürmediğini öğreneceksiniz. ૽૽૽ Bir başka yalan neoliberal politikalarla olağan devrevi krizlerden daha derinine sürüklenen kapitalist dünyada Türkiye’nin bir vaha olduğunun söylenmesidir. Öyle değildir. Bu gerçeğin de artık gizlenmesi zor iki yüzü vardır. Birincisi bu durum kapitalist sistem açısından da gerçeği yansıtmadığıdır. Değirmenin şimdilik dökme suyla döndüğünü bilen sistemin gerçek sahipleri bu nedenle kaygılıdırlar. İkincisi gerçeğin gittikçe bozulan gelir dağılımı nedeniyle Türkiye’nin bir vaha değil, bir cehennem olduğunu gösteren yüzüdür. Bu gerçeğin demagojiyle, nutuklarla, kendisi bizzat sahte bir balon olan “dış politika zaferleriyle” örtülmesi, gizlenmesi artık mümkün değildir. ૽૽૽ İktidar sahipleri de, hemen her konuda ortaklığın bedelini isteyenler de gerçeği görmek istiyorlarsa, gittikçe yükselen homurtulara, hapishanelerden gökyüzüne yükselen dumanlara, gittikçe kalabalıklaşan siyasi mahkum kamplarına bakmalıdırlar. Seçim sandıkları ve müritlerin koşulsuz bağlılığı onları körleştirmiş de gerçeği görmekte zorlanıyorlarsa, İçişleri Bakanı’na uçak terk ettiren isyana baksınlar. Küçüktür. Ama çok derin bir gerçeğin işaretidir. ⅷ Nazi kampı değil, cezaevi 21. yüzyılda hayvanların yaşam koşullarıyla ilgili standartlar vardır, ahırların standartları vardır. Peki cezaevlerinin standartları var mı? Yok. Bunlar cezaevi değil ölüm evi. Binlerce insanı istif ediyorlar. Vantilatör koğuşta bir tane, klima yasak. 15 metrekarelik yerde 30 kişi kalıyor. Nefes almak bile mümkün değil. Her kişiye 2 dakika tuvalet düşüyor. 24 saatin 20 saatinde su yok. Nazilerin toplama kampından söz etmiyorum. 21. yüzyılın Türkiyesi’nden bir gerçeği önünüze koyuyorum. Bu şartlarda insanlar isyan eder, cinnet getirir. ⅷ ‘Yanmasalardı, yargılanacaklardı’ 13 yurttaştan biri hırsızlıktan hüküm giymiş, 12’si tutuklu, hükümlü değil. Eğer İçişleri Bakanı’nın mantığıyla söyleseydik; yanmasalardı yargılanacaklardı. Yandılar, yargılanmalarına gerek kalmadı. 264 kişilik cezaevinde 1054 kişi kalıyor. 248’i hükümlü, kalanları tutuklu. Bağıra bağıra, göz göre göre geldi olay. Sayın Bakan, sorumlular cezalandırılacak, diyor. Sorumluyu görmek istiyorsanız aynaya bakın. İki infaz koruma memuru bulup cezayı yazacaklar, mesele bitti, diyecekler. Bunun hesabını vereceksin Sayın Bakan. ⅷ Nefes alma isyanı Bu isyan siyasi bir isyan değil. Nefes alma isyanı. Nefes alamayan toplum cezaevinde isyan eder. Kaosun pimi çekilmiş, toplum istim üzerinde. Hapishaneler boşalsın, herkesin karnı doysun istiyoruz. Yandaş medya şimdi, af istedi, diyecek. Hayır efendim. İşle, aşla, sevgiyle, hoşgörüyle... Bir insan boşuna hapse girmez. İş, aş verirsen, akşam evine ekmek götürürse, ailede huzur olursa niye hapse girsin? ⅷ Müyesser Yıldız’ın tahliyesi Senin bir suçun yoktu. Yazı yazdığın için aylarca hapislerde kaldın. Kimse sahip çıkmadı sana. Biz her zaman yanında olduk, bundan sonra da yanında olmaya çalışacağız. Sen kapalı cezaevinden çıktın, geldiğin yer açık cezaevi. Türkiye’yi açık cezaevine döndürdüler. Kalemine güvenen herkesi cesurca yazmaya çağırıyorum. Her darbe döneminde ünlü, markalaşmış cezaevleri ortaya çıkar. Metris, Mamak... O işkencehanelerde pek çok insanın hayatı karartıldı. O dönemde de bazı cesur kalemler yazıyordu. Artık cesaret eskisi kadar yok. ‘Sorumluluk hepimizin’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Genel Kurulu’nda, siyasi partilerin grup başkanvekilleri Dağlıca’daki terör saldırısını kınadı. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “Bölücülerin tuzağına milletimizi düşürmeyeceğiz” diye konuştu. CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce de Dağlıca’daki çatışmaya ilişkin, “Terörü destekleyenler, terörle kendilerine dava inşa edenler, eninde sonunda kaybedecektir” dedi. BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan da çatışma sürecinin 30 yıldır devam ettiğini, yüzyıl savaşlarının bile bu kadar sürmediğini belirterek “Çatışma sürecini sonlandırma görev sorumluluğu Meclis’indir, hepimizindir. İcraat zamanıdır. PKK bundan sonra tüm silahlı faaliyetlerine derhal son vermeli. Hükümet, operasyonel olarak silahı susturacak en acil tedbirleri bu Meclis’te birinci sıra gündeme alarak görüşmelidir” diye konuştu. ⅷ Zulümhane, işkencehane 2002 yılında tutuklu ve hükümlü Dilenmedik MHP: Kapılar kapalı Demirtaş: Operasyonlar dursun, siyasi çözüme şans aralansın Arınç: Sayıca çok ve silahlıydılar ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Dağlıca’da 8 askerin şehit edildiği terör saldırısına sert tepki gösterirken AKP hükümetinin artık kararını verip tarafını belirlemesini istedi. Bahçeli, “Artık müzakereci acizlik, Oslo’cu çürümüşlük son bulmalıdır” dedi. Bahçeli, Kürt sorununun çözümü için girişim başlatan CHP’nin kendilerini “masaya çekme girişimi”ni inatla sürdürdüğünü belirterek, bu konuda kapılarının “açılmamak üzere kapalı” olduğunu bildirdi. Bahçeli, Diyarbakır Milletvekili Leyla Zana’nın açıklamalarının da zamanlamasına dikkat çekti. Anayasa Mahkemesi’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün görev süresiyle ilgili verdiği kararı da eleştiren Bahçeli, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, “koltuk değişimindeki kardeşinin” gelecek seçimlerde bu defa karşısına çıkabileceğini belirterek “Putin ve Medvedev ikilisinin benzeri Türkiye’de ortaya çıktı” dedi. PKK’ye: Silahları bırakın ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) 8 askerin şehit olduğu, 16 askerin de yaralandığı Hakkâri’deki terör saldırısı Başbakanlık’taki zirvede masaya yatırıldı. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Dağlıca’daki askeri üs bölgesine büyük bir saldırı oldu. Hem sayıca fazlaydılar ve silahları vardı. Terörle mücadele sırasında bu ve buna benzer olaylar maalesef yaşandı. Ne ilk oldu, ne son oldu” dedi. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç başkanlığında Başbakanlık Merkez Bina’da başlayan toplantıya Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Başbakanlık Müsteşarı Efkan Ala, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hulusi Akar katıldı. Zirveden sonra yapılan açıklamada, saldırının ardından bölgeye giden Genelkurmay Başkanı, bakanlar ve kuvvet komutanlarının incelemelerinin devam ettiği bildirildi. Açıklamada, toplantıda cezaevlerinde son günlerde yaşanan olayların da değerlendirildiği bildirdi. Zana’ya yanıt: direndik sayısı 58 bin 428. 10 yıl sonra 126 bine çıktı. 10 yılda nüfusumuz ikiye mi katlandı? 2 bin 500’e yakın çocuğumuz hapishanelerde. İktidar. Osmaniye Cezaevi 652 kapasite ile kurulmuş, 1212 kişi kalıyor. Gaziantep’te 550 kişilik kapasite, 1650 kişi içeride; Mardin Cezaevi’nin 400 kişilik kapasitesi var, 978 kişi kalıyor. Mardin Cezaevi kadınlar koğuşu 20 kişilik, 62 kadın kalıyor. 5’inin yaşı 70’in üzerinde. Tek tuvaleti kullanıyorlar, günde 2 defa yarımşar saat su veriliyor. “Zulümhane” diyorum. Bu söylem sevgili Mustafa Balbay’a aittir. İşkencehane, diyorum. Demirtaş, BDP’yi eleştirip, Kürt sorununu ancak AKP’nin çözebileceğini savunan Diyarbakır Bağımsız Milletvekili Leyla Zana’ya da isim vermeden, “Biz dilenerek değil, direnerek bugüne geldik” yanıtını verdi. Demirtaş, Zana’nın BDP’nin Kürt ve bölge sorunları dışında Türkiye’nin sorunlarıyla ilgilenmesi gerektiği yönündeki eleştirisine, “Birilerinin iddia ettiği gibi, biz sadece Kürt halkıyla ilgili, faaliyet yürütmüyoruz, 200 araştırma önergesinin yüzde 1’i Kürt sorunuyla ilgili yüzde 99’u ülkenin diğer meseleleriyle ilgili” dedi. Kendilerine “hükümete minnet duyulması” çağrısı yapıldığını söyleyen Demirtaş, ancak halkın, baskılara, zulümlere direnenlere minnet duyabileceğini belirtti. Demirtaş, “Blogumuzun içine oynayarak, birtakım kafa karışıklıkları yaratarak, bizi birbirimize düşüreceklerini sanıyorlarsa burada da yanılırlar, avuçlarını yalarlar” dedi. ABD ‘kuvvetli şekilde’ kınadı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) ABD’nin Ankara Büyükelçisi Françis Ricciardone, Dağlıca’daki saldırıya ilişkin yaptığı açıklamada, “Hakkâri’de gerçekleşen kanlı saldırıyı en kuvvetli şekilde kınıyoruz. Hiçbir siyasi dava veya hiçbir inanç, terorizmi mazur gösteremez” dedi. Ricciardone, “Birleşik Devletler, PKK’ye karşı, Türk halkının ve hükümetinin mücadelesini desteklemeye devam edecektir” ifadelerini kullandı. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Dağlıca ve Hatay’da şehit düşen askerler için taziyesini dile getirirken, PKK’ye “Her türlü silahlı eyleme son ver”, hükümete de “Askeri operasyonları durdur” çağrısı yaparak, “Allahını seven, bu ateşe bir damla su döksün” dedi. Demirtaş, “PKK, her türlü silahlı faaliyetine son versin, hükümet de her türlü askeri operasyonu durdurup, siyasi çözüme şans aralasın” çağrısı yaptı. Demirtaş, elinde iktidar gücü olmasına rağmen “diyalog” yerine baskı ve şiddete başvuranların da bu ölümlerde payı olduğunu belirtti. Şanlıurfa Cezaevi’nde 15 kişinin yaşamını yitirdiği olaylara da değinen Demirtaş, Türkiye’deki tüm cezaevlerinde “yangın olduğunu”, sadece Şanlıurfa’dakinin “dumanının göründüğünü” ifade etti. Türkiye’deki cezaevlerinin durumunun Suriye ve Irak’tan da kötü olduğunu, 34 kişilik koğuşlarda 2030 kişinin kaldığını, koğuşlarda adım atacak yer olmadığını belirten Demirtaş, “Oksijen yok oksijen! İnsanlar nefes alamıyorlar. Orası cezaevi değil, işkencehaneye dönüşmüş” dedi. Cezaevlerinde “yangın çıktı” dendiğine işaret eden Demirtaş, “Ne yangını, isyan çıktı” dedi. Selahattin Demirtaş, partili belediyelere yönelik operasyonları eleştirirken, Van Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın İçişleri Bakanı’nın emriyle “görevden uzaklaştırılmasına” da tepki gösterdi. Bu girişimin de BDP’ye “tezgâhın parçası” olduğunu kaydeden Demirtaş, Kaya tutuklanmadan 1 hafta önce Van Cezaevi’nde bir koğuşun boşaltılarak, hazırlandığını ileri sürdü. Demirtaş, “Gardiyan biliyor 1 hafta sonra Bekir Kaya’nın tutuklanacağını, İçişleri Bakanı da hemen yazıyı hazırlamış görevden almış, tezgâh bu” diye konuştu. Erdoğan: Er ya da geç bitireceğiz Haber Merkezi Meksika’da G20 zirvesine katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, teröre karşı mücadelenin süreceğini belirterek, “Er ya da geç bu işi bitireceğiz. Hiçbir zaman da terörü kimse bizimle pazarlık konusu etmesin. Yapılacak olan tek şey vardır; teröristlerin silahlarını bırakmalarıdır” dedi. G20 zirvesi için Meksika’da bulunan Erdoğan Dağlıca’daki saldırıya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erdoğan şunları söyledi: “Bundan sonra farklı ülkelere mi giderler... Bu konuda, bunlar denenmiş, söylenmiş şeylerdir. Buyursunlar gitsinler ama ülkemizde hiçbir zaman operasyonel bir sürekliliğe, yol haritasına biz müsaade etmeyiz. Malum siyasi partinin genel başkanı PKK’ye çağrı yapıyor, ‘silahı bıraksınlar, güvenlik güçleri operasyonları durdursun’. Bunları biz zaten ne zamandan beri söylüyoruz. Ana muhalefet ve iktidar partisinin bu konuda neler yapabiliriz noktasında bir gayreti vardır. İlla 4 partinin katılması diye bir gayrete ihtiyaç yok. Bugüne kadar atılmamış adımlar varsa bunları belirleriz” diye konuştu. Gül ve Çiçek’ten mesaj Koğuş 1 hafta önce hazırlandı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Hakkâri’nin Dağlıca bölgesindeki Yeşiltaş Karakolu’na düzenlenen saldırıyı lanetlediğini belirterek “Türkiye, terör sorununu bitirmeye kararlıdır” dedi. Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesinde yer alan bilgiye göre Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel ile Hakkâri Valisi Orhan Alimoğlu’ndan 8 askerin şehit olduğu, 16 askerin yaralandığı saldırıyla ilgili bilgi aldı. 8 askerin şehit olması ve 16 askerin yaralanmasından duyduğu derin üzüntüyü yazılı açıklamasında ifade eden Gül, hain saldırıyı lanetlediğini kaydetti. TBMM Başkanı Cemil Çiçek de yayımladığı mesajda, “Aynı bölgede ikinci kez düzenlenen bu elim saldırıyı nefretle ve şiddetle kınıyorum” dedi. ‘Cezaevi olayları terörle bağlantılı’ Başbakan Erdoğan, Şanlıurfa Cezaevi’nde 13 kişinin yaşamını yitirdiği cezaevi olaylarına ilişkin de “Bu da yine terörle bağlantılıdır. Bunu da size söyleyeyim” diye konuştu. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog