Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

20 HAZİRAN 2012 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA 13 ikolay Çavuşesku diktasının hazırladığı “770 N Sayılı Kararname” Romanya’da yürürlüğe girdiğinde, Recep Tayyip Erdoğan henüz 12 yaşındaydı. Başbakan Erdoğan, 2012 yılındaki “Kürtaj cinayettir, katliamdır” açıklamasının mevta bir komünist diktatörün düşünceleriyle bire bir örtüştüğünü ve kürtajın kısıtlanmasına yönelik yasama iradesinin, Romanya’da 1 Ekim 1966’da uygulamaya konulan kararnameyle aynı tahlilden kaynaklanıp, aynı amacı güttüğünü bilebilmiş olsa, kuşkusuz kendisi de pek şaşırırdı! 1957 yılında serbest bırakılan kürtaj, Romanya’da olağan bir doğum kontrol mekanizması haline dönüşmüştü. Dokuz yıl sonra yürürlüğe giren “770 Sayılı Kararname”yle en az 4 çocuk doğurmamış 45 yaş altı kadınlara kürtaj yasaklandı. Rumen çiftlerden en az 4 çocuk isteyen diktatör Çavuşesku’nun hedefi, ideolojisine sadık, ülkeyi çelik bileklerle yönetecek kuşaklar yetiştirmekti. Çavuşesku, nüfus projesine bir de ad vermişti: “Yeni İnsan.” Romanya’nın “Yeni İnsan” kuşakları, “Müslüman ve kindar” değil de, sıkı komünist olacaklardı... ૽૽૽ Çavuşesku’nun hem saplantı hem de sloganı, “Büyük Nüfus, Genç Çoğunluk, Büyük Romanya” idi. 1966’dan 1969’a geçen üç yıl içinde fazladan 1 milyon doğum oldu. Bu çocuklar, “Kararname Çocukları” diye anıldılar. çocuğun çoğunu, tıpkı AKP hükümetinin “Biz bakarız” dediği gibi; “biz bakarız” güvencesi veren Rumen komünist diktasının, devlet yetimhanelerine bırakıp gitmişler. Çavuşesku rejimi, 20 yıllık kararname sürecinde bu çocuklardan bırakın komünist rejime bağlı “Yeni İnsan” kuşağı yetiştirmeyi, kafasına kurşun sıkacak genç kuşağı büyütmüş olmalı ki… “770 Sayılı Kararname”, şaka değil, Çavuşesku’nun infaz edildiği gecenin sabahı, 26 Aralık 1989’da yürürlükten kaldırıldı. İptali, yeni Romanya’nın ilk yasaması oldu! ૽૽૽ Ve dünya, Rumenlerle birlikte onun ölümünden sonra televizyon kameralarından öğrendi ki, bu çocuklardan sakat doğan on binlercesini, aç bırakıp ölüme terk ettiği hücre evlerde saklarmış, Çavuşesku rejimi... Kararnamenin kaldırıldığı 1989 yılında, 545 kadın yasak kürtaj, 627 kadın da zorla doğumda can vermişti. Bugün Romanya, kürtaj konusunda en liberal ülkelerden biri. Kürtaj, 14 haftaya kadar sorgusuz sualsiz, yasal hak. Ama son beş yılda 6 binden fazla kadının erkek eliyle dayak ve cinayetten öldüğü Türkiye’de doğum ve kürtaj ölümleri de yüzde 1400 artarmış, kimin umurunda? İstenmeyen çocuklara gelince: Devletin bugün hapishane ve yetimhanelerinde olanlar, yarın olacakların zaten garantisi! “Ahlak kumkuması, cin yeğler. Çünkü cinayet çif ayeti aşka t değil, tek kişilik bir zevktir.” ANONİM BİLGE Nüfus Sıkıntı, Kürtaj Takıntı 1989’da kanlı bir halk ayaklanmasıyla devrildi. Ülkenin “tek adamı” Nikolay Çavuşesku, eşi Elena’yla birlikte isyancıların kurduğu özel yetkili mahkemenin 25 Aralık gecesi verdiği idam kararından hemen sonra, yıkık bir duvarın önünde, kafalarına birer kurşun sıkılarak öldürüldü. ૽૽૽ “770 Sayılı Kararname”, ilk üç yıl içinde 1 milyon fazladan doğum sağlamıştı ya? Çavuşesku’nun infazından sonra yapılan istatistiklerden anlaşıldı ki 1966’dan 1989’a diktatörün koyduğu hedeften çok uzak, fazladan hepi topu 2 milyon çocuğun doğumuna ve.. 11 bin kadının ölümüne yol açmış! Üstelik, çiftler bakamayacakları, tecavüze uğrayan ya da istemeden hamile kalan kadınlar da benimsemedikleri bu 2 milyon Fotoğraf: ALİ ARİF ERSEN T Derken tablo karardı. Yasadışı kürtaj, iktidar saflarında bile aldı yürüdü. Doğum oranı hızla düştü. Çavuşesku diktası, yasadışı kürtajla mücadele için seferber oldu: Örneğin fabrika yöneticilerine, kadın işçilerin doğum performansına göre prim dağıtıldı. İşyerlerine, çalışan kadınların hamile olup olmadıklarını denetleyen jinekologlar atandı. Yasadışı kürtajla hayatı tehlikeye giren kadınlar, kürtajcıyı ihbar etmedikleri sürece tedavi edilmiyorlardı! Kürtaj yaptırmayıp doğuran kadınlar arasında ölüm oranı, üçe katlandı. Romanya’daki komünist dikta ürkiye’de oynanan monopoli, scrabble gibi tüm masa oyunları, yabancı kaynaklıdır. Galatasaray Oyun Kulübü bir eksiği giderdi ve hem çok zekice hazırlanmış hem de çok eğlenceli ilk Türk masa oyunu “CAMPUS GALATASARAY”ı yaratttı, piyasaya sürmeye hazırlanıyor. Genç dehalarımız Aslan Evrim ve Mehmet Tetik’in hazırladığı projenin teknik tasarımını İletişim Fakültesi’nden Özgürol Öztürk, Barış Çelik, Öner Adıyaman, gerçekleştirdi. G.Ü. öğrencisi Ezgi Eren illüstrasyonları, G.Ü. mezunu fotoğrafçı Nur Acar görsellerini sağladı. 4 kişiyle oynanan CAMPUS GALATASARAY’da oyuncular üniversiteyi bitirmek için yarışıyor. Her dilde oynanıyor. Öğrencilik yıllarını özleyenlere hararetle öneririm, üstelik tiryakilik yaratan lezzette bir oyun. Türkiye’ye ilk Türk masa oyununu kazandıran ekibe, projeye destek veren Rektör Yardımcısı Helen Zajdela, oyun yaratıcısı Clement Perillat ve ilk eli bizimle (hem de hırsla!) oynayan Fransız Büyükelçisi Eric Chevallier ve Başkonsolos Herve Magro’ya çok teşekkürler! Anlamamak, Anlamak İstememek Üzerine Dün terziye gittim, daraltılacak pantolonlarım var. Adam gazete okuyor; “Üç pantolon var” dedim. İsteksizce başını kaldırdı. Sıcaktan diye düşündüm önce, değilmiş. Uzattığım pantolonları alırken, “Herifler bir de klima istiyorlar koğuşlarına” dedi, benden onay bekleyerek. Baktı ki oralı değilim, üsteledi: “İyi be!” Konu, Şanlıurfa Cezaevi’nde yanarak ölen üç hükümlü ile on tutuklu; adama göre “ettiklerini bulmuşlar” ölenler. “Baksana heriflere” diye söylendi elindeki pantolonları evirip çevirirken. “Bunların en yaşlısı 30, ya hırsızlıktan ya gasptan ya da tecavüzden içeri düşmüşlerdir mutlaka, bir de isyan etmişler…” Tam “İyi olmuş” diyecekti ki pantolonları elinden çekip almamla kapıyı vurup çıkmam bir oldu. ૽૽૽ Yolda yürürken düşündüm… İnsan yaşamı adamın umurunda değil, tek kendisine ilişen, dokunan olmasın. Hükümlü ya da tutuklu, kim olursa olsun, madem cezaevine düşmüş, mutlaka bir suç işlemiştir. Suçluların ise insanca yaşam koşulları talep etmeye hakları yoktur! Varsınlar bir yatakta üç kişi yatsınlar, varsınlar o Urfa dayanılmaz sıcağında daracık koğuşta kavrulsunlar. İsyan mı ediyorlar, ölsünler o zaman! Hele ölenler Kürt ise… Bizim terzi alaylı, çıraklıktan yetişme, okuma yazma düzeyi ancak okuduğu “o gazeteye” yetiyor, elifi görse mertek sanacaklardan. İyi de okumuş yazmış, gazetede köşe, televizyonda ekran kapmış kimileri de o tadilat terzisinden daha mı başka düşünüyorlar? Algılamaları, yaklaşımları, çıkarsamaları çok mu farklı? Okuyoruz, duyuyoruz. Cezaevlerinde yüzlerce gazeteci, yazar, bilim adamı, öğrenci, asker var; davalar eğer “Ergenekon”, “Balyoz” gibi yakıştırmalarla etiketlenmişse sanıklar bunlar için peşinen suçlu, varsın yatsınlar içeride, aralarında ölümcül hastalar varmış. Kimin umurunda? Sanki Mustafa Balbay tahliye edilse TBMM’yi kundaklayacak; Soner Yalçın otobüslere molotofkokteyli atacak! Bir de sayılarının sekiz bine vardığı söylenen KCK tutukluları var. KCK yönetimi bile bu kadar üyeleri olduğuna şaşırıyordur mutlaka. ૽૽૽ Bizde kendisinden farklı olanı, kendisinden farklı düşüneni, kendisinden farklı yaşayanı, kendisinden farklı inananı anlamayan, anlayamayan, anlamak istemeyen kafaların sayısı bu kadar çok oldukça demokratikleşmemiz bana uzak bir hayal gibi geliyor. Kendi kuşağımdan söz ediyorum, ömrümüz darbelerle, darbe girişimleriyle, vurdulukırdılı yıllarla, sürekli bir itişkakışla geçti. Gide gide bir arpa boyu yol gitmişiz. Bir tek kez yaşama şansına sahip olduğumuz hayatlarımızda onca güzellikleri ıskalamışız. Çok şey öğrendiğimizi sanıp aslında pek bir şey öğrenememişiz. “Empati” nedir? Kendini mağdurun yerine koymak nedir? Uzlaşı kültürü nedir? Bilmiyoruz, bilmek istemiyoruz. ૽૽૽ Bu yazıyı yazarken, HakkâriDağlıca’dan yeni ölüm haberleri geldi. Askerimiz 8 şehit verirken, 10 PKK’li de öldürülmüş. Kolay değil, 18 genç insan, 18’i de bu toprakların çocukları. Bu sonu gelmez kardeş ölümlerini bitirmek için çözümler üretmek yerine laf ebeliği yapanlara, barış yerine savaşı yeğleyenlere lanet olsun. Biliyorum, hoş bir yazı olmadı. Ama ne yapayım? Ölümler karşısında insan beceriksizleşiyor. Yine de “sürçü lisan” ettikse bağışlayın. KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK ‘ G ’ N O K T A S I behicak@yahoo.com.tr Sulukule’de ‘Adalet!’ Mahalleleri (Sulukule) Yenileme Alanı kararına açtığımız davada İstanbul 4. İdare Mahkemesi, projeler kamu yararına aykırı olduğu için oybirliğiyle iptal kararı verdi. Bin yıldır sakinlerinin kültürel özelliklerini koruduğu; doğal, tarihi ve arkeolojik mirasımız Sulukule; Bakanlar Kurulu’nca 22 Nisan 2006’da ‘Yenileme Alanı’ ilan edilmiş; buna dayalı yıkım ve yeniden yapılanma projeleri Yenileme Kurulu’nca 2 Kasım 2007’de onaylanmıştı. Ulusal ve uluslararası yasalara ve sözleşmelere aykırı kültürel katliam işlemlerinin iptali için Şubat 2008’de yargıya başvuruldu. Buna rağmen yıkımlara başlandı; hatta 2009 Mayısı’nda ‘Çevik Kuvvet’ eşliğindeki belediye ekipleri, içinde insanların yaşadıkları evleri bile yok ederek Sulukule’yi inşaat alanına çevirdiler. İzleyen süreçse hukuk tarihinde ironidir. Yürütmeyi durdurma talebimizin Haziran 2009’da gerekçesiz olarak reddedildi. İtirazımız üzerine bilirkişi incelemesi ancak Kasım 2009’da yapılabildi... TOKİ ise 2009 Eylülü’ndeki ihaleyle Mazide kalan fotoğraflar... Sulukule’yi inşaat firmasına zaten devretmişti. sağlayacak düzenleme, Yargı süreci savsaklanmış, yıllardır TBMM gündemine tarihi semt, içinde yaşayanlarla neden getirilmiyor? birlikte ortadan kaldırılarak, Dahası, mahkeme kararlarını ‘hukuksuz’luğun ve ‘kültürel dinlemeyen “idare”nin, yani soykırım’ın simgesi yapılarla merkezi ve yerel yöneticilerin doldurulmaya başlamıştı. bu anayasal suçu işleme Şimdi ise davanın 4’üncü özgürlüklerine(!) de son yılında ve işgal yapıları verecek yeni bir yasal önlem tamamlanmak üzereyken aynı neden akla bile gelmiyor? mahkeme avan projeleri iptal Yanıtlar açık; suç işleyenlerle etmiştir. Ne yazık ki bu hüküm bunu önleyecek yasaları de gecikmiş bir karar olarak yapacak olan siyasiler aynı hukuk tarihimize geçmekte; kişiler olursa, yargının “dur” kent davaları için yürütmeyi kararlarına uyulmasını durdurma sürecinin ne denli sağlayacak bir “etkin” yasa önemli olduğunun altı bir kez bulamazsınız... daha ‘trajik’ biçimde Zaten şimdi de denecek ki; çizilmektedir.” “artık bu kadar bina yıkılamaz, eçi’lerin türküsü harcanan paralara yazık, bir yolu bulunup yasallaşmalı.” Eski Yunancada “tragos” Davada “kazanan”(!) taraf keçi, “oidie” türkü olan Mimarlar Odası da demekmiş... ‘Trajedi’ de yılların arabesk şarkısını “keçilerin türküsü”ymüş. Bu çaresiz bir kez daha deyim zamanla yaşamın söyleyecek; “adaletin bu mu hüzünlü yönlerini yansıtan dünya?..” tiyatro eserleri için de kullanılmaya başlanmış... ava süreci Bakalım İstanbul Nitekim söyledi de... İşte Büyükşehir ve Fatih Sulukule davasında “Roman belediyelerinin verdikleri mahallesini imha ve işgal “güvence”yle Neslişah ve projeleri”nin mahkemece Hatice Sultan mahallelerindeki “iptal” edildiğini duyuran 11 yeni lüks konutları satanlarla Haziran tarihli açıklamasından alanlar, “Sulukule’de Adalet bir özet: Trajedisi”ni nasıl “Neslişah ve Hatice Sultan oynayacaklar? Yargı, Roman sakinleri zorla boşaltılarak TOKİ’ye “lüks konut arsası” yapılan Sulukule’nin sözde “kentsel dönüşüm” projelerini iptal etti... Mahkemenin “durdurun” dediği inşaatlar ise yeni sahiplerine teslim edilmek üzere hızla tamamlanıyor. Böylece hem adaletin geç tecellisi hem de geç gelen adalete bile aldırmayan “adaletçi”ler yüzünden, hukuk dışı bir yapılaşma daha “fiili durum”la gerçekleşmiş oluyor. Tıpkı Dolmabahçe sırtlarındaki azman Gökkafes ya da Sarıyer ormanlarındaki Koç Üniversitesi gibi... Peki, devletin hukuk dışı işlerine yargısal denetimi sağlayan “idari yargı” mahkemelerinin “iş işten geçmeden” karar almalarını ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 HARBİ SEMİH POROY ‘K HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu@mynet.com D 1/ Bodrum il 1 çesinde doğal güzelliğiyle ta 2 nınmış bir 3 koy. 2/ Karak 4 ter... Sırtta ta5 şınan yük. 3/ Azarlama, 6 korkutma... 7 Bir nota. 4/ Bir 8 tür erkek deve... Rus köy 9 lü topluluğuna veri 1 2 3 4 5 6 7 8 9 len ad. 5/ Yahudi 1 A L K A R N A A inancında, Tanrı’nın 2 F A İ L E S İ N herhangi bir konuda 3 A L K A N T A R A ne düşündüğünü an4 L A R U B L E lamak için kullanılan 5 İ K A R O MA kutsal büyü zarları İ L O L ya da çubukları... 6 N E O 7 A L T A Y T A Y Afrika’da yaşayan T A bir antilop. 6/ Yak 8 T A N E N 9 S İ N İ O R U N laşık on iki bin yıl önce Pasifik’e gömüldüğüne inanılan, insanlığın ve uygarlığın anayurdu sayılan kıta... “İsimler” anlamında eski sözcük. 7/ Dicle Irmağı’nın kollarından biri olan ve “Botan Çayı” da denilen akarsu... Bir nota. 8/ İlave... “Tombul Teyze”, “Yeni Zengin” gibi tiplerin yaratıcısı olan karikatür sanatçımız. 9/ Gümüşbalığı. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Marmaris ilçesinde doğal güzelliğiyle tanınmış bir koy. 2/ Katışıksız, saf... Bir kumar aracı. 3/ Bir tür otomobil yarışı... Judoda, teknik olarak rakibinden zayıf kalan tarafa verilen ad. 4/ Bal peteğini oluşturan altı köşeli gözeneklerin her biri. 5/ Bektaşi dervişi... Hintli kadınların ulusal giysisi. 6/ Ata... Yassı, düz ve kat kat oluşmuş taş. 7/ Bir renk... Bir aydınlatma aracı... Fas’ın plaka imi. 8/ Genellikle dondurmanın yanında yenilen bir tür tatlı bisküvi. 9/ Bakımlı küçük orman... Üye. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog