Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 HAZİRAN 2012 ÇARŞAMBA 8 İstanbul B Edirne B Kocaeli A Çanakkale B İzmir B Manisa A Denizli A Zonguldak B Sinop B Samsun B Trabzon PB Giresun PB Ankara A 30 36 35 31 35 38 38 29 27 29 27 30 36 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars A A A B A A A A A A PB Y Y 35 34 31 31 33 32 38 40 34 36 29 24 23 Oslo B Helsinki Y Stockholm Y Londra PB AmsterdamPB Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih Y Berlin Y BudapeştePB Madrid PB Viyana Y HABERLER 17 16 21 16 16 15 20 16 22 22 23 30 20 Belgrad PB 28 Sofya A 31 Roma B 23 Atina A 32 Zürih Y 19 Moskova B 23 Aşkabat B 37 Taşkent PB 36 Baku B 34 Bişkek Y 30 Tiflis B 30 Kahire A 36 Şam A 37 Ülkenin kuzeydoğusu parçalı ve çok bulutlu, Ardahan, Kars Erzurum, Ağrı, Iğdır ve Van çevrelerinin kısa süreli ve yerel olmak üzere, sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçmesi bekleniyor. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 13 Haziran GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada bırakmaya kadar uzanan” görüşmeler yaptığını söyledi. CHP ile AKP genel başkanlarının buluştuğu günün hemen ertesi, Atalay’ın örgüte silah bıraktırma çabalarını ön plana çıkarması dikkat çekti ve.. …bu açıklamanın arkasından Beyaz Saray’ın gözdelerinden Irak Cumhurbaşkanı Talabani’nin de görüşmelere katıldığını sözcüsü açıkladı. Köşe yazılarına düşen yoruma göre; bölgesel ve küresel irade çözüm dayatıyordu. Örgütün kaçacak yeri kalmamıştı. PKK tasfiye edilecekti. “Yeni bir konsept” kuruldu: “WashingtonAnkaraErbil hattında işliyor.” Bir üçgen! ૽૽૽ Bu bilgiler, küresel iradeyi temsilen Washington’un; PKK’nin silah bırakmasını sağlayacak bölgesel müzakereleri; AnkaraErbil (Bağdat) hattında yönettiğini gösteriyor. Ne ki üzerinde durulması gereken bir başka gelişme dikkat çekici: Washington liderliğindeki girişimlerle, CHP’nin Kürt sorununu ve PKK terörünü çözmek gerekçesiyle, hiç beklenmedik bir andaki çıkışı aynı günlere rastlıyor. ૽૽૽ Bu koşutluk, ister istemez önceki kimi açıklamaları çağrıştırıyor. İki parti arasındaki görüşmede RTE; MHP’nin dört partiden oluşacak komisyona katılmayı geri çevirdiğini, böylece partiler arası uzlaşma komisyonunun çöktüğünü söyledikten sonra, CHP Genel Başkanı’na bir başka öneri getirdi. Görüşmeye katılan AKP ve CHP heyetlerinin “istişari bir komisyonda” ortak çalışmalar sürdürmelerini önerdi. RTE, CHP heyetindeki iki genel başkan yardımcısı; Faruk Loğoğlu ile Sezgin Tanrıkulu’nun bulunacağı, iki parti arasında köprü görevi yapacak istişari komisyonu neden önerdi? Acaba, acaba? Bu öneriye, örneğin ABD Büyükelçiliği’nden emekli olan Loğoğlu’nun Amerikan yönetimine yakınlığı mı, yoksa yoksa? Loğoğlu ailesinin; RTE ile yakın dostluğu mu neden oldu? Soruyu yanıtlayacak olay, belleğimizden önümüze düştü. Aylar, yıllar geçti, yalanlanmadı şu olay: İngiltere Büyükelçiliği’ndeki resmi bir davette RTE ve eşinin, karşılaştıkları Faruk Loğoğlu’nun eşine; “Mevhibe Hanım çoktandır görüşemiyoruz, gelmiyorsunuz” dediği gazetelerde yer aldı. Güncel’de, bizimle telefon söyleşilerinde, AKP iktidarından çok, ama çok şikâyetçi olan, aşırı eleştiriler yapan Bayan Loğoğlu’nun, RTE ailesiyle içli dışlı ilişkisini yadırgadığımızı yazdık. ૽૽૽ RTE, önerdiği istişari komisyonda Sezgin Tanrıkulu’nun bulunmasını neden ister sorusuna gelince: CHP’nin Kürt sorunuyla ilgili saptamalarında Tanrıkulu önerilerinin baş sırada etkili olduğunu kamuoyu da, elbet RTE de biliyor. Siyasete girmeden önce PKK sanıklarının avukatlığını yapan Tanrıkulu’nun, önceki yıllarda ABD’de yönetime yakınlığı bilinen örgütlerin davetlisi olarak Washington’a giderek Kürt sorununu, Güneydoğu’da Kürtlere aşırı davranışlar yapıldığını taraflı anlatımlarla açıkladığını, açık istihbarat yapan ABD kurumlarıyla içli dışlı olduğunu RTE de, kamuoyu da biliyor. Sonuca gelirsek: Washington liderliğindeki silah bıraktırma planının AnkaraErbil üzerinden gizlice yürüdüğü bir sırada; CHP’yi temsil eden, biri Amerika ve RTE ile uygun ilişkileri olan emekli bir diplomat ile İmralı ve Kandil kaynaklı önerileri partiye mal ettiği öne sürülen bir diğer siyasetçinin; istişari komisyonda bulunmasını neden istemesin? İsteyenin bir yüzü… CNNTürk televizyonu Ayşenur Arslan’ın hazırladığı Medya Mahallesi’ni ‘erken’ tatile soktu. Kanalın Tarafsız Bölge, Dört Bir Taraf, Burada Laf Çok gibi düzenli yayınlanan programları yayınlarına eskisi gibi devam ettiğine göre, demek ki Medya Mahallesi’ne özel bir karar var ortada. Arslan geçen yıl olduğu gibi bu yıl da temmuz sonunda programına ara vermeyi planlıyordu. Ancak yönetimin aldığı son kararla bu tatil, ‘şimdilik’ iki ay uzatılmış durumda. Tabii biz ve okurlarımızın kafasındaki kaygı aynı: “Uzayan tatil kalıcı hale gelip program tamamen yayından kaldırılır mı?” Dün hem ‘Geçmiş olsun’ demek, hem de bugüne kadar yaptığı vicdanlı ve cesur gazetecilik için teşekkür etmek için aradığımda bu soruyu kendisine yönelttim. Anlaşılan o ki şimdilik kimse ona “Devam etmeyeceksin” demiyor. Ama “Evet devam edeceksin” de denmiyor. Şimdilik kendisine iletilen tek yanıt “Ortalık bir yatışsın da, sonra bakalım” şeklinde. Acaba ‘ortalık’ ve ‘yatışacak olan’ ne? ૽૽૽ Arslan’ın programlarını izleyenler bilir. Konuğu Türk basın yelpazesinin hangi yanından olursa olsun; sağcı ya da solcu; İslamcı, liberal ya da laik, kim olursa olsun her konuyu konuşur. Ama Türkiye’nin gündemindeki iki ana konuya daha bir öncelik ve ağırlık verir. Birincisi artık tüm dünyanın gündemine giren Silivri yargılamaları. İkincisi ise Kürt sorunu. Erken tatilin, özel yetkili Medya Mahallesi ve ‘Erken Tatil’ mahkemelerin artık herkes tarafından kabul edilen hukuksuzluklarına yapılan vurgudan kaynaklandığını sanmam. Çünkü bu konuda iktidar partisi dahi bir düzenleme ihtiyacından bahseder hale gelmiş durumda. Daha dün Başbakan “Tamamen kaldırılabilirler” diye konuşmadı mı? O zaman geriye kalıyor Kürt meselesi... ૽૽૽ Hatırlarsanız, 20 Ekim 2011’de Başbakan Tayyip Erdoğan gazete ve televizyonların patron ve yöneticileriyle bir araya geldi. Cumhuriyet‘in de aralarında olduğu bazı gazeteler bu toplantıya çağrılmadı (Tabii ki bunu basın özgürlüğü açısından dert edinen tek kişi yine Ayşenur Arslan ve onun Medya Mahallesi’ydi!) Sonradan katılanlardan öğrendik ki Başbakan o toplantıda gazete sahiplerinden özellikle terörle mücadele konusunda kurumlarındaki meslektaşlarımıza ‘otosansür’ uygulamalarını istemiş. Medya Mahallesi’nin erken tatile sokulmasında, programın beğenilen muhalif duruşunun yanı sıra iktidarın bu beklentisi de önemli rol oynamış olabilir. Son dönemde Arslan önce Kandil’e giden Avni Özgürel, sonra da Bejan Matur’u programına konuk ederek bu konuya geniş yer ayırdı. Ancak eğer mesele buysa, karar vericilerin bu görüşlerini bir kez daha gözden geçirmesinde büyük fayda var. Çünkü, kendilerinden ‘otosansür’ isteyen Başbakan daha dün bizzat Kürtçenin seçmeli ders olacağını açıkladı. Sadece iktidar değil, ana muhalefet partisi dahi elini taşın altına koymuş durumda. CHP lideri Kılıçdaroğlu iki yıldır çalmadığı Başbakan’ın kapısını ilk kez geçen hafta Kürt sorununun çözümü için çaldı. Hal böyleyken, Türkiye’nin bu en önemli sorununun konuyu yakından takip eden gazetecilerle konuşulmasından daha normal ne olabilir? Daha az değil, daha fazla konuşarak çözülecek bu sorun. Sırf bu yüzden bile, Ayşenur Arslan’ın tatilden erken dönmesini talep ediyoruz CNNTürk‘ten... Demirel’in Darbeleri Araştırma Komisyonu’na yaptığı açıklamalar ‘28 Şubat nereyi darp etmiş?’ TÜREY KÖSE BASIN EMEKÇİLERİNİN HEP YANINDAYDI Medya Mahallesi yayında olduğu sürece basın emekçilerinin yanında oldu. Silivri’deki gazetecileri unutmadı, unutturmadı. Van’da artçı depremde hayatını kaybeden meslektaşlarımız Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir adına kendi arkadaşlarının fotoğraflarıyla açtığımız sergiyi Ankara büromuzdaki mütevazı galeriden canlı yayın ile tüm Türkiye’ye duyurdu. Uğur Mumcu’yu, geçmişte faili meçhul cinayetler hakkındaki yazılarını hatırlatarak andık birlikte. Bekir Coşkun’un ifade özgürlüğünü savunan, Mustafa Balbay’ın, Işık Kansu’nun tarihe ışık tutan kitaplarını ilk duyuran da hep o oldu. Cumhuriyet ailesi adına Ayşenur Arslan’a sonsuz teşekkürler. TÜSİAD’DAN TELEFON Erken tatil kararı sonrasında Arslan’ı kimler aradı? Ne daha birkaç gün önce çıkardığı CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu da önümüzdeki günlerde yayına çıkarmaya hazırlandığı hükümetin basından da sorumlu yetkilisi Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç aramış. Gazeteciler dışında tanıdık bir isim var: TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner. Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren her tartışmalı konuda görüşlerini çekinmeden ortaya koyan Boyner’in, basın özgürlüğü konusundaki bu duyarlılığı da şaşırtıcı olmadı. Uludere belgelerini inceleyen Meclis komisyonu, ‘vur’ emrini verene yine ulaşamadı MİT’in de haberi yok AYŞE SAYIN ANKARA Uludere’de 34 sivilin yaşamını yitirdiği olayla ilgili soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gönderdiği 5 klasörden Genelkurmay ve MİT’in belgelerini inceleyen TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu “vur emrini” verenlerin bilgisine ulaşamayınca “hayal kırıklığı” yaşadı. MİT olay günü operasyonla ilgili hiçbir istihbarat bilgisi vermedikleri ve operasyondan ancak 1 gün sonra haberleri olduğunu savundu. Başbakan Tayyip Erdoğan, olay günü “Predatorların görüntü aldığı ve TürkiyeABD arasında istihbarat paylaşımı olduğu” haberini veren Wall Street Journal gazetesine “ateş püskürmesine” rağmen Genelkurmay; bu haberden yaklaşık 1 ay önce savcılığa gönderdiği belgelerde Predatorların “kısa süre” de olsa görevlendirildiğini doğruladı. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu içinde oluşturulan “Uludere Alt Komisyonu”, olayla ilgili soruşturmayı yürüten Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı’ndan gelen dosyaların ilk klasörünü inceledi. Savcılığın komisyona ilettiği dosyada, Genelkurmay, Milli Savunma Bakanlığı, MİT, 2. Ordu KomuRaci Tetik tanlığı 23. Jandarma Tümen Komutanlığı ve 22. Sınır Jandarma Tugayı’ndan gelen bilgiler yer aldı. Komisyon dünkü toplantısında, daha önce kendilerine bilgi vermeyen Genelkurmay ile MİT’den gelen 2 sayfalık metni inceledi. Daha önce İçişleri Bakanlığı raporunda olayla ilgili 27 Kasım28 Aralık tarihleri arasında MİT kaynaklı 10’a yakın istihbarat bilgisinin Genelkurmay’a ulaştığı, bunlardan 7’sinin aralık ayı içinde olduğunu bilgisine yer verilmişti. MİT ise 28 Aralık’ta operasyon yapılacağı bilgisi olma ‘Sonradan öğrendik’ Malatya Kürecik’te NATO Füze Kalkanı’na karşı yapılan eylem nedeniyle haklarında dava açılan Sosyalist Gençlik Derneği Federasyonu (SGDF) üyesi 9’u öğrenci 11 kişi ilk kez Malatya’da hâkim karşısına çıkacak. SGDF Sözcüsü Ali Tektaş, yaklaşık 30 ilden duruşmayı takip edeceklerini belirtti. Tektaş, “Gösteride atılan ‘Emperyalizme kalkan olmayacağız’,‘Emperyalistler, işbirlikçiler 6. filoyu unutma’ sloganlarını suç sayarak bizi illegalite yapmaya çalışıyorlar. İddianemede Deniz Gezmiş, Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alpaslan Özdoğan’ın adını suç başlığı altında açmışlar” dedi. ‘Belgelerde Kalkan eylemi yargıda yeni bir bilgi yok’ ALİ AÇAR dığını, daha önce verdiği bilgilerin de “güncelliğinin olmadığı” savunmasını yaptı. MİT tarafından gönderilen yazıda özetle şu görüşlere yer verdi: “Gerek müsteşarlığımızdan, gerekse taşra teşkilatından söz konusu olaya ilişkin 28.12.20011 tarihi itibarıyla ilgili hiçbir istihbarat, bilgi, belge vermedik, istihbarat paylaşımız yoktur, Heron görüntüleri yoktur. Askeri birliklerle irtibatımız olmamıştır. Kaçakçılarla ilgili takip yapılmamıştır. Kaçakçı grubun geçeceğine dair bir bilgi bulunmamaktadır. Olaydan 29.12. 20011’de saat 09.00’da resmi resmi kaynakların bilgilendirmesiyle haberdar olduk.” Genelkurmay tarafından savcılığa gönderilen belgelerde de “vur emrini kimin verdiğine” dair bilgiye yer verilmezken bölgede terörist hareketlilik saptandığı, Fehman Hüseyin tarafından eylem planlandığı bilgisi alındığı, bunun üzerine operasyonun yapıldığı bilgisine yer verildi. Genelkurmay’ın klasöründe, bu hareketliliğe ilişkin telsiz konuşmaları ve belgelere yer verilirken Türkiye kamuoyunun 16 Mayıs’ta WSJ’nin haberinden öğrendiği olay günü “Predatorların da görüntü aldığı” bilgisini, yaklaşık 1 ay önce savcılığa bildirdiği ortaya çıktı. Predatorların Haftanin’de görevlendirildiği bilgisine yer verilen Genelkurmay’ın belgelerinde “Hassasiyetin arttığı dikkate alınarak ilave keşif ihtiyacı olabileceği düşüncesiyle Haftanin’e Predator gönderilmiştir ve saat 20.24’te söz konusu bölgeye ulaşmıştır. Ancak kısa bir süre sonra Heronlardan görüntülerin alınması üzerine ihtiyaç duyulmaması üzerine gönderilmiştir” ifadelerine yer verildi. Ancak Predatorların ne kadar süreyle görüntü aldığı belirtilmedi. Atatürk’ü unuttular MEHMET MENEKŞE AMASYA Amasya Genelgesi’nin 93. yıldönümü nedeniyle Amasya’da 10 gün boyunca çeşitli kültür, sanatsal ve sportif etkinlikler yapılacak. Ancak etkinliklerde, Atatürk, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet kazanımları ile ilgili etkinliklerin yok denecek kadar az olması dikkat çekti. Etkinlikler kapsamında ise birçok dini cemaatin stand açması ve kermes yapması dikkat çekti. Belediye Başkanı Cafer Özdemir’in de açılışta Atatürk’ün adını anmadı. CHP’li komisyon üyeleri Levent Gök ve Malik Ecder Özdemir ile BDP’li komisyon üyesi Ertuğrul Kürkçü, ilk incelemelerinde “vur emrini verenlerle” ilgili bilgiye yer verilmediğini belirterek “hayal kırıklığına” uğradıklarını bildirdi. Aranan yanıtın “vur emrini kim verdi?” sorusu olduğunu belirten komisyon üyeleri, “Büyük umutlarla beklediğimiz Genelkurmay belgelerinde bu bilgilere ulaşamadık, bundan sonra inceleyeceğimiz belgelerde de ulaşacağımızı sanmıyoruz. Gelen belgeler tam bir hayal kırıklığı oldu. Bildiklerimize yeni eklenen bir bilgi yok. Olayın üzerindeki sis perdesi ne yazık ki kalkmamıştır” görüşüne yer verdi. Raci Tetik, 32 yıl sonra ‘resmen’ bulundu ALİCAN ULUDAĞ ANKARA 12 Eylül’ün işkence merkezlerinden Mamak Askeri Cezaevi’nin müdürü emekli Albay Raci Tetik’in İstanbul’daki TSK Çamlıca Rehabilitasyon Merkezi’nde olduğu resmi olarak kesinleşti. 12 Eylül döneminde yapılan sistematik işkencelere ilişkin soruşturmayı yürüten Ankara Savcısı Murat Demir’in talimatı üzerine Emniyet İstihbarat, Tetik’in söz konusu huzurevinde kaldığını belirledi. Savcılık, Tetik’in ifadesine başvurma kararı alırken, İstanbul Başsavcılığı’na talimat yazılacağı öğrenildi. Yaşı 80’i aşan Tetik’in ifadesinin, İstanbul Başsavcılığı’nda yazılacak talimat yoluyla İstanbul’da alınacağı belirtildi. Predatorlar bölgede ANKARA 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu’na bilgi verdiği görüşmenin tutanakları AKP’lilerle 28 Şubat atışmasını ortaya koydu. Demirel, “28 Şubat öncesinde Türkiye rahat değildi. 28 Şubat kesinlikle postmodern darbe değil, nereyi darp etmiş?” dedi. Necmettin Erbakan’ın bu kararları imzalaması tartışmalarıyla ilgili olarak da Demirel, “Bu belgeyi herkes imzaladığı halde o imzalamamış olsaydı, üç ay on sekiz gün nasıl otururdu orada?” diye sordu. Demirel, darbelere ABD desteği yorumlarına da “Hacet yok; çok hevesli var” diye karşı çıktı. Komisyonun Demirel’i ziyaretinin 67 sayfa tutan tutanaklarını Cumhuriyet ele geçirdi. Demirel’in bazı değerlendirme ve açıklamaları şöyle: Deniz’lerin asılması ve 33 çığlıkları ile ilgili soru: Bu 3 çocuğun asılması talihsiz bir olay. Yalnız orta yerde mahkeme kararı var, orta yerde Meclis kararı var, orta yerde cumhurbaşkanının imzası var. Banka soyuluyor, adam öldürülüyor, yol kesiliyor, çok tedirginlik var Türkiye’de. Ben de üzülüyorum ama o gün öyle olmuştur. O günün hesabını bugün yapamayız. En önemlisi parlamentoyu kurmak: 12 Mart’ta ben kendimi koruyamadım ki başkalarını koruyayım. Yaptığım en önemli hadiselerden birisi o parlamentoyu kurtarmaktır. “O şapkayı aldı, gitti” diyor ya adam. Giderken telaşla şapkayı bırakacak halim yoktu ki. Şapka benim öz şapkam yani. Kime bırakacağım? İşin şakası. Amerika’nın desteğine ihtiyaç yok: Benim bildiğim kadarıyla Amerikalılar bu işin hiçbir yerinde yoktur. (...) Bana göre, Amerika’nın bunu yaptırmasına hacet yoktu. Yani bunu yapacak kadar hevesli insan var Türkiye’de. Türkiye rahat değildi: 28 Şubat öncesinde, o günü bilenler için söylüyorum, Türkiye rahat değildi. (...) Açık söyleyeyim, eğer Sayın Başbakan bu belgeyi herkes imzaladığı halde o imzalamamış olsaydı, üç ay, on sekiz gün nasıl otururdu orada? Nasıl otururdu ya? Ne bir balans ayarıdır, ne bir dindar insanlara eziyettir, şudur, budur. Bu doğrudan doğruya Türkiye’deki bir hadisenin anayasa ve kanunlar muvacehesinde gördüğü muameledir, hepsi budur. 28 Şubat postmodern darbe mi sorusu üzerine: Kesinlikle katılmam.Çünkü darbe diyorsun, nereyi darp etmiş bu? Nereyi? Meclis’i. Meclis duruyor. Öyle duruyor ki daha sonra seçime gitme imkânı oluyor. Nereyi darp etmiş? Hükümeti. Hükumet de duruyor. Nereyi darp etmiş? Anayasa… O da duruyor. O Meclis’in, o anayasanın ve o hükümetin kalabilmesinde benim rolüm var. AKP’liler 28 Şubat kararlarının derin izlerinden söz edince: Ama ne izi bıraktıysa, şimdi tahkikat yapılıyor, yaparlar, tahkik ederler ne olduğunu. Burada iz bırakacak bir şey yok. Burada “Kanunları uygulayın, Atatürk’ü koruyun, laikliği koruyun vesaire…” şeklinde şeyler var. Şimdi, bu gladyodan bahsediliyor, derin devletten bahsediliyor, “Derin devlet var mı yok mu?” Derin devlet var. Derin devlet askeriye. Türkiye’de bir tane devlet var aslında. Bunun derini de düzü de bir tane. Bu derin devletlerden bahsediyorsunuz. Nerede bu mübarek ya? Yok böyle bir şey. Yani “Birisi bunlara karışıyor, ediyor” falan diyorsanız, eğer ikinci bir devlet arıyorsanız o, askeriye işte. Evren’in adı silindi huriyet) Samsun’un Çarşamba ve Niğde’nin Bor ilçelerinde 12 Eylül darbesinin mimarı Kenan Evren’in adını taşıyan iki okulun adı değiştirildi. Türkiye genelinde hâlâ 15 okulda Kenan Evren’in ismi bulunuyor. Niğde İl Milli Eğitim Müdürü Celalettin Ekinci, “Artık bu ülkenin tarihinde darbe olmasını istemiyoruz. Okulumuzdaki Kenan Evren ismi artık tarih olmuştur” dedi. Ⅵ SAMSUN / NİĞDE (Cum Ⅵ ÇORUM (Cumhuriyet) İstiklal Mahkemeleri tarafından Şapka Kanunu’na muhalefet ettiği gerekçesiyle idam edilen İskilipli Atıf Hoca’nın adını taşıyan Kuran kursu dün açıldı. Açılışa AKP Çorum milletvekilleri, AKP’li belediye başkanları, Bayat Kaymakamı Hakan Şeker ve İlçe Jandarma Komutanı Gökhan Emre’nin katıldı. Açılışa, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez de telgraf gönderdi. Atıf Hoca’ya resmi açılış RedHack’ten TSK’ye siber saldırı Ⅵ Haber Merkezi Redhack hacker grubu bu kez Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) sanal saldırı düzenledi. RedHack’in yayınladığı dokümanda T.C. Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2. Komando Tugay Komutanlığı bünyesindeki personelin bilgileri yer aldı. TSK’den konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog