Bugünden 1930'a 5,418,300 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 HAZİRAN 2012 ÇARŞAMBA 4 HABERLER ‘Seçmeli Kürtçe’ açılımı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Başbakan Tayyip Erdoğan, “Kürt açılımında yeni gelişmeler” kapsamında, “Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulacağını” açıkladı ve bunu “tarihi bir adım” olarak niteledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptıkları görüşme için, “Toplumda yeni bir havanın oluşmasına vesile oldu” diyen Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, “Abdullah Öcalan İmralı’da mı acaba” sözlerini, “Beyefendiyi bir İmralı’ya götürmek lazım” diye yanıtladı. Erdoğan, partisinin grup toplantısında özetle şu mesajları verdi: Bahçeli’ye yüklenen Erdoğan, Kılıçdaroğlu’yla yaptığı görüşmeyi ise ‘yeni bir hava’ sözleriyle niteledi ‘İmralı’ya götürelim’ Bahçeli İmralı’ya: Şimdi çıkmış, ‘Acaba terörist başı İmralı’da yaşıyor mu?’ Peki, yaşadığını bizzat sen görürsen ne yapacaksın? Şimdi ben bunu merak ediyorum. O zaman beyefendiyi herhalde İmralı’ya götürmek lazım. Fakat o da bu defa BDP’lilere kötü örnek olacak. Böyle bir yanlış olur mu? Kılavuz meselesi çok önemlidir. Eğer kılavuzunuzu çok yanlış seçerseniz, size bunlar söylenir. Atılan şu adımlarla ilgili ağza olmaz hakaretler alan bir siyasi parti genel başkanı, olmaz böyle bir şey. Seçmeli Kürtçe dersi: Kademeli eğitime geçişle birlikte uygulanacak yeni ders çizelgesi üzerindeki çalışmaları belli bir noktaya getirdik. ‘Dil ve Anlatım Ders Grubu’ altında öğrenciler, temel okuma yazma, yazarlık, iletişim, sunum becerilerini geliştirecek dersler alabilecek. Bunun yanında öğrencilerimiz, Farklı Dil ve Lehçelerin Öğrenilmesi Hakkında Kanun kapsamında, ‘Yaşayan diller ve lehçeler’ adı altında, yerel dil ve lehçeleri öğrenme imkânına kavuşuyor. Örneğin, yeterli sayıda öğrenci bir araya geldiğinde, Kürtçe bir seçmeli ders olarak alınabilecek öğreti lecek ve öğrenilecek. Bu, tarihi bir adımdır. İhtiyaç ve talep durumuna göre farklı anadillere sahip vatandaşlarımız bu kapsamda dillerini geliştirebilecekler. Kürt vatandaşlarım ibretle izlesin: Ben Kürt kökenli vatandaşlarımdan özellikle rica ediyorum. AKP’nin bu tarihi adımlarına karşı kim ne diyecek, nasıl tepki verecek, ibretle izlesinler. Bugüne kadar attığımız her türlü adımı boşa çıkarmaya çalışan, küçümseyen, yok sayan, kandırmaca gibi gösteren terör örgütü ve yandaşları şimdiden tepki göstermeye, bu adımı da boşa çıkarmaya çalışıyorlar. Biz Kürt kökenli kardeşlerimizin haklarını geliştirmenin gayreti içindeyken istismar siyaseti yapanlar, bırakın destek olmayı, hükümeti taşa tutuyorlar. Kimin hakları geliştirmeye çalıştığı, kiminse bunları istismar edip ön kesmeye çalıştığı bir kez daha görülüyor. Aman ‘Mayın Eşeği Olmayalım’ Bir okuyucum pazartesi yazımla ilgili olarak gönderdiği notta “Mayın eşeği olmayalım” diyordu. Kaygısına katılmamak elde değil. Hem savaş davullarının sesinin aniden yükselmesine yol açan Hula katliamına ilişkin sorular, hem de Türkiye üzerinde baskılar artmaya devam ediyor. Hula’da ne oldu? BDP EŞBAŞKANI KIŞANAK: İĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇİN ‘SOL’UN LİDERİ’ ANKETİ AKP insanlık suçu işliyor ᮣ Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasını ‘asimilasyon politikası’ olarak niteleyen Kışanak, ‘insanlara anadillerinin yabancı dil gibi okutulmasını’ ‘insanlık suçu’ sözleriyle değerlendirdi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Van Belediye Başkanı Bekir Kaya’nın da tutuklandığı son KCK operasyonunu, “AKP imzalı deprem” olarak nitelerken AKP hükümetinin “JİTEM zihniyeti taşıdığını” söyledi. Kışanak, Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasını da “asimilasyon” yaklaşımı olduğunu ileri sürerek bir insana anadilini “yabancı dil” gibi seçmeli öğretmenin “insanlık suçu” olduğunu söyledi. Kışanak, CHP’den kendilerine şimdiye kadar resmigayriresmi hiçbir randevu talebi gelmediğini bildirdi. BDP Eşbaşkanı Kışanak, son KCK operasyonuna tepki göstererek, Başbakan Erdoğan’ın “Van’ı, Diyarbakır’ı istiyorum” açıklamasını “AKP yargısının, polisinin”, “operasyon talimatı” olarak algılayıp harekete geçtiğini söyledi. AKP eliyle yürütülen KCK operasyonlarının halkın yüreğinde “Diyarbakır cezaevi, JİTEM faaliyetleri kadar derin yaralar açtığını” belirten Kışanak, “Sizi o zaman öldürüyorlardı, bugün öldürmüyor, tutukluyoruz diye KCK operasyonlarını savunanlar bilsin ki, JİTEM zihniyeti AKP’de yaşıyor” diye konuştu. Özel yetkili mahkemelerle ilgili tartışmalara da dikkat çeken Kışanak, bu mahkemelerin “statükonun bekçisi” olduğunu söyledi. Gültan Kışanak, Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasına da tepki göstererek şunları söyledi: “Bir kişiye kendi anadilini yabancı dil gibi öğretmekten büyük zulüm yoktur. Mesela Başbakan öğrenmek isterse, seçmeli ders alabilir Kürtçeyi. Ama Kürtlere bu zulmü nasıl yapabilirsiniz? ‘Kendi anadilini, yabancı dil gibi, benim lütfettiğim kadar seçmeli alabilirsin’ diyorlar. Üstelik de bunu 4. sınıftan sonra uygun görüyorlar. Bu bir dili unutturma yok ettirme, asimilasyondur yani insanlık suçudur. Başbakan insanlık suçu işliyor BDP’yi de ortak etmeye çalışıyor ama biz bu suça ortak olmayacağız. Anadil, kesintisiz engelsiz olarak kullanılması gereken bir haktır.” Sarıgül ilk sırada İstanbul Haber Servisi Türk halkının solda lider görmek istediği siyasetçiler arasında Mustafa Sarıgül ilk sırada yer aldı. Konsensus Araştırma Şirketi’nin 24 Mayıs6 Haziran 2012 tarihleri arasında, 81 ilde 1500 kişiyle yaptığı “Türkiye Gündemi Araştırması Haziran 2012” araştırması çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. “Kürtaj yasaklanmalı mı?” sorusuna katılımcıların yüzde 55.5’i “yasaklanmamalı” , yüzde 44.5’i “yasaklanmalı” yanıtını verdi. “Yeni anayasaya ihtiyacımız var mı” sorusuna katılımcılardan yüzde 61’i “Evet’’ yanıtını verirken, “Hayır” diyenler yüzde 39’da kaldı. “Yeni anayasada güvence altına alınması gereken ilk beş madde hangileri olmalı?” sorusuna ise, yurttaşlar yüzde 30.1 ile birinci sırada “Demokrasi” derken, yüzde 24.5 ile “Laiklik” ikinci, yüzde 20.8 ile “Türkiye Cumhuriyeti Bayrağı” diye sıraladı. Ankette Gülen cemaatine ilişkin sorular ise dikkat çekti. “Fethullah Gülen cemaatini duydunuz mu?’’ sorusuna katılanların yüzde 79.6’sı “Evet’’ dedi. “Duyduğunuz kadarıyla Fethullah Gülen cemaatini beğeniyor musunuz?’’ sorusuna ise katılımcılardan yüzde 28.3 “Evet beğeniyorum’’ derken, beğenmeyenlerin oranı 45.6 oldu. Araştırmaya katılanların yüzde 29.5’i, “Solda kimin lider olmasını istersiniz” sorusuna, Mustafa Sarıgül yanıtını verirken Sarıgül’ü sırasıyla yüzde 27.7 ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yüzde 7.3 ile Deniz Baykal izledi. Mustafa Sarıgül, mart ayı anketine göre oy oranını yüzde 1.1 arttırdı. Hula katliamından hemen sonra, ABD, İngiltere, Arap medyasında “Suriye’ye askeri müdahale” çağrısı yapan koro sesini daha da yükseltmişti. Ancak tüm şamataya karşın, Lübnan’da yayımlanan Al Akhbar gazetesinin 5 Haziran yorumunda vurgulandığı gibi, Hula’da aslında ne oldu hâlâ belli değil, her şey hâlâ çok bulanık. Hula’da katliamı aslında “muhalefetin” düzenlediğine ilişkin Rusya kaynaklı iddialara, pazar günü, ABD’de muhafazakâr kanadın dergilerinden National Review’a yansıyan bir rapor eklendi. Almanya’nın önde gelen gazetelerinden Frankfurter Allgemeine Zeitung (FAZ) için hazırlanan rapor, pazartesi günü aktardığım Rusya kaynaklı bulguları destekliyor. FAZ’ın raporuna göre Hula katliamını Suriye muhalefeti gerçekleştirmiş, FAZ’ın görgü tanıklarından derlediği bilgilere göre, ölenlerin büyük çoğunluğu Esad rejimi yanlısı Alevi ve Şii ailelerin üyeleri. FAZ, nüfusunun yüzde 90’ı Sünni olan Hula’da katliamda ölenlerin, Sünni İslamdan, Şii İslama geçen ailelerin üyelerinden oluştuğuna işaret ediyor. Ortadoğu uzmanı, Martin Janssen de Belçika haber sitesi De Redactie’de yayımlanan araştırmasında, görgü tanıklarının, Hula’daki katliamı, kafası kazınmış uzun sakallı insanların gerçekleştirdiğini söylediklerini aktarıyor. Salı günü de Syria Report (muhalefete yakın) Marmarita bölgesinden 40 genci öldürenlere ilişkin, benzer görgü tanığı ifadeleri aktarıyordu. Bu tanımlamalar, Suriye askerlerine değil Radikal İslama, Selefi militanlara işaret ediyor. NR yazarı, muhalefetin gerçekleştirdiği birçok gaddarca olayın, Batı ve Arap basını tarafından, yeniden paketlenerek, Suriye rejimi yapmış gibi sunulduğu konusunda, St. James Haçı Manastırı’ndan rahibe AgnesMariam’ın daha nisan ayından bu yana birçok uyarıda bulunduğunu da aktarıyor. Fay hattına mı sürülüyoruz? namikzafer@yahoo.com ‘Abdullah Öcalan İmralı’da mı?’ polemiği sürüyor Gülen sorusu dikkat çekti Bahçeli: TV programı yapsınlar ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Öcalan İmralı’da mı?” sorusuna “Gel seni İmralı’ya götüreyim” yanıtını veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a “İspat ihtiyacı varsa, beraber televizyon programı yapsınlar” dedi. Bahçeli, AKP ile CHP arasında yapılan görüşmelerin ardından Kürt sorunuyla ilgili İmralı’nın sessiz kaldığına dikkat çekmek için “Öcalan’ın İmralı da olup olmadığı” yönündeki sorusuyla başlayan “Öcalan polemiğinde” Başbakan Erdoğan’ın “Gel seni İmralı’ya götüreyim” açıklamasına jet hızıyla yanıt verdi. MHP Grup Toplantısı’nın ardından bir grup gazeteciye açıklamalar yapan Bahçeli, Öcalan’ın İmralı’da olup olmadığı konusunda Erdoğan’ın ispat ihtiyacı bulunuyorsa Erdoğan ile Öcalan’ın beraber TV programı yapabileceğini ifade etti. Bahçeli, kendisini seviyesiz üslup kullanmakla suçlayan Erdoğan’a “Morg güzel bir üslup mu? Kendi üslubunu gözden geçirmeli” dedi. ÖYM’lerin kaldırılmasına ilişkin tartışmalara da değinen Bahçeli, ÖYM’lerin muhafaza edilmesi gerektiğini savunarak, “Ama adaleti geciktirmelerine de müsaade verilmemelidir” dedi. Kılıçdaroğlu’ndan Bahçeli’ye ‘dışardan gazel’, Erdoğan’a ‘üslup’ uyarısı ‘Umudu yeşertmek lazım’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun çözümü için yol haritası önerilerine destek isterken “Bu umudu yeşertmek lazım, doğmadan öldürmemek lazım” mesajı verdi. Kılıçdaroğlu, “Gelin konuşalım, demek suç mu? Davete icabet etmek lazım. Dışarıdan gazel okumak doğru değildir” sözleriyle MHP lideri Devlet Bahçeli’yi hedef alırken Başbakan Tayyip Erdoğan’a da “üslup” uyarısında bulundu. Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısında yaptığı açıklamalar özetle şöyle: 8 milletvekili hapiste: Halkın oylarıyla seçilen 8 milletvekili hapiste. Hiçbir demokrasi yoktur ki böyle bir garip durumu içine sindirebilmiş olsun. Şöyle bir algı yaratılmak isteniyor; bunlar mahkum. Hayır bunlar tutuklu, eğer masumiyet karinesi geçerliyse bunlar masum. “Biz bunları serbest bırakmak için yasal düzenleme yapmayacağız, yargı kararını versin” deniliyor. Sayın Erdoğan milletvekili olamıyordu, çünkü mahkum olmuştu, anayasanın, yasaların değişmesi gerekiyordu. Demokrasi için anayasa da yasalar da değişti. CHP’de kimse, “Kardeşim mahkum oldun, bana ne” demedi. Kürt sorunu girişimi: Yol haritası önerMHP’ye yanıt: Siyasetçiler bir araya gelip konuşmazsa çözüm üretemezler. Halka umutsuzluk vaat ederler. Yunus Emre, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı” diyor. Gelin konuşalım, demek suç mu? Davete icabet etmek lazım. Eğer siz meşru bir zeminde bir araya gelmezseniz, konuşmazsanız, başka yerlerde çözümler üretilirse bu Türkiye’nin geleceği için hayırlı bir iş değildir. Bu ülkede milli iradenin tecelli ettiği bir çatının altında Türkiye’nin en temel sorununu konuşmayacaksak nerede konuşacağız? Dışarıdan gazel okumak doğru değildir. Bir araya gelmek zorundayız. Toplumsal rızayı sağlamak zorundayız. Erdoğan’a uyarı: Üslubumuza da dikkat ediyoruz. Sayın Başbakan’a da çağrımız var. Başbakan, lütfen kırıcı üslup kullanma. Kimseye “morg kapısında bekliyorlar” deme, “ölü seviciler” deme. Biz kavga ediyoruz, arkadan şehitlerimiz geliyor. Eğer bu kavgayla şehit sayısı artacaksa bunun sorumluluğu birilerindedir. Vebali vardır, bunun altında kalırsınız. Bir umut ortaya çıktı. Bu umudu yeşertmek lazım, doğmadan öldürmemek lazım. Direnme çağrısı: Toplum baskıya direnmeli, teslim olmamalı. Her CHP’linin, her aydının temel görevi, baskıya direnmek ve daha fazla haykırmak. ABD, İngiltere başta olmak üzere Batı, Suriye’yi Libya’ya benzetmeye kararlı görünüyor. Bu nedenle de medya propaganda yayınına dozunu arttırarak devam ediyor. Kissinger gibi, dış politika duayenlerinin, pazartesi yazımda aktardığım uyarıları, anında “sen yanılıyorsun” tepkisiyle karşılanıyor. Çünkü ABD sağının en militarist kesimleri Suriye “olayı”na, stratejik bir mekânı, enerji kaynaklarını denetleme bağlamında büyük anlam yüklüyor. Örneğin başında, eski CIA Başkanı James Woolsey’in bulunduğu “neocon” tekkesi, Foundation for Defense of Democracies’in kurucu üyelerinden Clifford May’e göre, Esad yerinde kalırsa İran kazanmış olacak, Esad giderse ABD (NRO, 07/06). Bu amaç için Libya’da olduğu gibi Selefi akımlarla işbirliği yapmak da sorun değil; önemli olan İran’ı sıkıştıracak, İsrail’i koruyacak bir SünniŞii kamplaşmasının inşa edilmesi. Ama bu madalyonun öbür yüzünde, Suriye ile olan ekonomik, siyasi bağlarını korumaya kararlı Rusya ve Çin var. Suriye bağlamında öncelikle Rusya önemli. Rusya için Suriye önemli bir silah pazarı. Rusya’nın Suriye’de büyük enerji sektörü yatırımları var. Rus donanmasının Akdeniz’de ikmal yapabileceği tek liman, Tartus da burada. Pazartesi aktardığım gibi Rusya’nın Suriye’deki personelinin (ekonomik, askeri, istihbarat) sayısı 100 bine ulaşıyor. Bu nedenlerden dolayı Rusya’nın Suriye’yi, ABD’ye ve bölgedeki enerji piyasası rakibi Suudi Arabistan’a kaptırmaya niyeti yok. ABD’nin bölgedeki etkinlikleri, İran’ı hedef alması, Çin’i de tedirgin ediyor. Çin açısından Suriye’nin düşmesi, sıranın, önemli bir enerji tedarik kaynağı, yatırım piyasası ve stratejik coğrafya olan İran’ın da ayakta kalmasının olanaksızlaşması anlamına geliyor. Bu jeopolitik diziliş, Suriye, İran çizgisinin, çok kırılgan bir fay hattı oluşturduğunu gösteriyor. ABDSuudi Arabistan tarafında yer alan ve pazartesi günü Financial Times’ın başyazısının bir kez daha vurguladığı gibi, Suriye konusunda inisiyatif alması istenen Türkiye böylece her an kırılacak, kırıldıktan sonra da Lübnan’dan, bir askeri müdahale olursa devreye gireceğini açıklayan İran’a, Ürdün’den büyük bir Şii nüfusa sahip Suudi Arabistan’a hatta, Müslüman Kardeşler bağlamında Mısır’a kadar uzanacak, İsrail’i de kaçınılmaz olarak sarsacak bir depremin fay kırığı üzerine sürülmek isteniyor. Bu sırada insan sormadan edemiyor: Sakın, aralarında, Fethullah Hoca Efendi’ye geçmişte referans mektubu yazmış Morton Abramowitz gibi tiplerin de bulunduğu kimi yorumcuların, düne kadar yere göğe koyamadıkları Başbakan Erdoğan’ın, otoriter eğilimlerinin şimdi farkına varmaya başlamaları bu konuyla ilgili, artmakta olan bir basıncın parçası olmasın? Selvi Kılıçdaroğlu HES duruşmasında Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve İstanbul Milletvekili Melda Onur, bugün Erzurum’un Tortum ilçesine bağlı Bağbaşı beldesinde yapılan HES’e karşı düzenlenen eylemler sırasında jandarmaya hakaret ettiği gerekçesiyle 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Leyla Yalçınkaya’nın duruşmasını izleyecek. Kılıçdaroğlu ve Onur, daha sonra ErzurumAşkale Karasu HES2 baraj göletinde boğularak hayatını yitiren 5 işçinin ailelerine taziye ziyaretinde bulunacak. dik. Türkiye’nin bu temel sorununu çözmek için bir araya gelelim. Lafla peynir gemisi yürümez. CHP, Türkiye’nin temel sorunları karşısında çözüm üreten partidir. Biz Mustafa Kemal’in şu sözünü hiç unutmadık: “Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” İşte bunun mücadelesini vereceğiz, soruna teslim olmak değil, sorunu teslim almak zorundayız. Biz testi kırılmadan yol göstermek istiyoruz. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog