Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 13 HAZİRAN 2012 ÇARŞAMBA 2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 4+4+4 = Ümmet Projesi Çatlak ve Sonuç CUMHURİYETÇİ olmayan kesimde ilginç gelişmeler var. Henüz “cephe” diyemeyip hiç değilse “kesim” demekle yetindiğimiz cumhuriyetçiler, boş laflarla ve nafile törenlerle çelenk koymaları bir yana bırakıp o gelişmeleri doğru izleyip fırsatları değerlendirme yolları üzerinde düşünmeyi öğrenmelidirler. Cumhuriyet karşıtı olduklarını açıkça söyleyemeyenler, kendi aralarındaki görüş aykırılıklarının birer çatlağa dönüşmesinden rahatsızlar. O kesimin politikacılarıyla cemaatçileri kendi açılarından hem kritik hem de yararlı olan ayrılıkların kolay sezilebilir bir çatlağa dönüşmesini hiç beğenmediler ve sonuç konusunda panik içindedirler. orun, “özel yetkili yargıç ve savcılar” konusuyla ilgili. Kesimin politikacıları, iç tepki ve dış görüntü bakımından bu konunun artık yararlı olmaktan çıktığını ve zararlı olmaya başladığını nihayet gördüler. Şimdiye kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları yüzünden ödenmesi gereken tazminatı ve hatta para cezalarını pek önemsemiyor, bunlardaki utanç verici yönü görmeyip böyle durumlarda istenenleri kamu kesesinden ödemeyi sıkılmazlığın normal ceremesi sayıyorlardı. Oysa, sıkılmazlığın artık ulusal ayıp olmaktan çıktığı ve cumhuriyet karşıtı politikacıların kendi siyasal çıkarlarına ve kişisel geleceklerine zarar verdiği görülmüştür. Tarikatçılar ise, yargı bağımsızlığı ve dokunulmazlığı perdesinin gerisinde rahatça sürdürülebilen bu mücadeleden yanadırlar hâlâ. Azılı saydıkları karşıtlarının sindirilmesinde, safdışı edilmesinde ve cezalandırılmasında ondan yararlanmaktalar. Sahteliği iddia edilen kanıtlar yüzünden belli bir ölçünün ötesinde kendilerine de zarar vermekte olduğunu bile bile, bu mücadeleyi uhrevi ve kutsal cihatlarının bir bedeli olarak sürdürmek istiyorlar. Aksini düşünmenin neredeyse “günah” olacağını söyleyip yazacaklar. Başbakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı statüsünde olan öbür politikacılara gelince, onlar “ne olur ne olmaz” düşüncesiyle “küçük” dedikleri oyunlar karşısında “yüce” tarafsızlıklarını sürdürmekteler. öyle bir tablo, aslında cumhuriyet karşıtlarının birbirini yiyeceği bir dönemin başlangıcı demektir. Başta ana muhalefet olmak üzere, cumhuriyetten yana olduklarını söyleyenlerin amaçlarını gerçekleştirmelerine son derece elverişli bir zemin oluşmuştur. Onların böyle bir amaçları varsa ve gereğini yapacaklarsa elbet. Laik eğitime son veren, Eğitim Birliği Yasası’nı ortadan kaldıran, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini kendi siyasi projesine kurban eden bir iktidar anlayışının sözde dindar, özde kindar eğitim projesine karşı demokratik mücadelenin sürdürülmesi ve demokrasinin teminatı olan laikliğe sahip çıkılması gelecek kuşaklara karşı öncelikli görevimiz olmalıdır. Prof. Dr. Nur SERTER umhuriyetten öç almak için pusuda bekleyenlere gün doğdu. “Kininin davacısı” olmak isteyen ne kadar cemaat, STK, eğitim sendikası varsa, hepsi kolları sıvadı, atağa geçti ve Cumhuriyetin kazanımlarını törpülemeye başladı. AKP’nin millete eğitim projesi diyerek yutturmaya çalıştığı siyasi projesini kabul etmeyenlere de baskı uygulanmaya başlandı. 4+4+4’ün bir eğitim projesi olmadığı gün gibi ortada. Pekiyi, nedir 4+4+4? 4+4+4, AKP’li tek tip insan yaratma projesidir. Tıpkı kapitalizmin “homoeconomicus”u gibi, çocuklarımızı “homoAKP’limus”a dönüştürme, yani bir tür devşirme projesidir. 4+4+4, vatandaşı “kul”, milleti “ümmet” yapma girişimidir. Sorgulamayan, tartışmayan, analitik düşünemeyen bir gençlik yaratarak biat kültürünü kökleştirme projesidir. 4+4+4 sistemi nereden alınmıştır? Medreselerden… 4+4+4 bir medrese sistemidir. Osmanlı döneminde medreselerde 4 yıl “kısmı evvel”, 4 yıl “kısmı sani”, 4 yıl “kısmı ali” adları altında okutulan bilim ve dinsel bilgi odaklı ikili yapı, artık Milli Eğitim’e model oluşturmaktadır. 5 yaşında okula başlatma girişiminin nedenini anlamakta zorluk çekildiği ise bir başka önemli gerçektir. Neden 5 yaş? Bu soruya AKP’li hiçbir yetkili doyurucu bir cevap verememiştir. Aileler hâlâ büyük tepki gösterirken eğitim bilimcileri tek ses olarak “yanlış” diye haykırmış, çocuğun soyut kavramları kavrama yaşından, el kaslarının gelişimine kadar pek çok bilimsel bulgu sunulmuş ancak sonuç alınamamıştır. Oysa 5 yaşın sırrı, başka bir yerde, AKP’nin C S gizli projesindedir. Bu gizli proje, her nasılsa bir milletvekili tarafından itiraf edilmiştir. 5 yaşın sırrı, “hafızlık eğitimi”nde gizlidir. Hafızlık eğitimi için uygun yaş aralığı 911 olarak kabul edilmekte ve 12 yaş, yani bluğ çağı ile birlikte ezber yeteneğinin azaldığı belirtilmektedir. Bu nedenle ilkokul 5 yaşında başlamalı, ortaokula 9 yaşında gelinmelidir. Ortaokul 5. sınıfta seçmeli ders olarak okutulacak Kuranıkerim dersinin içeriği ise Milli Eğitim Bakanı tarafından açıklanmıştır. Derin amacı Kuran’ı Arapça okumayı öğretmekten ibarettir. Ancak ilkokul eğitiminde ilk 3 sınıfta din ile ilgili bir eğitimin verilmemesi, AKP’li insan modeli için uygun görülmemiş ve ilkokul birinci sınıftan başlayarak “ahlak eğitimi”, “karakter eğitimi” ve “değer eğitimi” de müfredata eklenmiştir. 4. sınıfta ise “din kültürü ve ahlak bilgisi” dersi yer almaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı’nca yayımlanan “12 Yıl Zorunlu Eğitim” kitapçığı, bundan sonra atılacak adımın karma eğitimi sonlandırmak olduğunun da işaretini vermektedir. Kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitim sonlandırılırken, ortaokul olarak açılan sadece iki okul türünün bulunması da, siyasi projenin amacını bir kez daha kanıtlamaktadır. Orta kısmı açılan eğitim kurumları; imam hatipler ve özel Türk kolejleridir. İmam hatipler ülkemizde meslek okulu statüsünde kurulmuş okullardır. Hiçbir meslek okulunun orta kısmı açılmazken sadece imam hatiplere bu hakkın tanınması, Eğitim Birliği Yasası’nın delinerek bu okulların meslek okulu statüsünden fiilen çıkarıldıklarını ortaya koymaktadır. Özel Türk kolejlerine ortaokul açma ayrıcalığı gelirken, Robert Kolej, Üsküdar Amerikan, Alman Lisesi, Avusturya Lisesi, İtalyan Lisesi, Fransız Liseleri gibi özel yabancı okullarla Fen Liseleri, Galatasaray, İstanbul Lisesi gibi Ana dolu lisesi statüsündeki okullar kapsam dışında bırakılmıştır. Özel Türk kolejlerinin ayrıcalığı sorgulanmalıdır. Sayıları giderek artan cemaat kolejlerinin bu ayrıcalıktaki payı kuşkusuz dikkate alınmaya değerdir. Kuran kurslarındaki yaş sınırının kaldırılmasının ardından Hayat Boyu Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kuran kurslarının eğitimi, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan alınarak Hayrat Vakfı’na devredilmiştir. Hayrat Vakfı ile bakanlık arasında imzalanan protokole göre bu kursların eğitiminde sorumlu tek kurum Hayrat Vakfı’dır. Hayrat Vakfı Nurcu bir vakıf olup, kurucusu Saidi Nursi’nin öğrencilerinden olan Ahmet Husrev’dir. Vakfın web sitesinde ise vakfın “Fen ve felsefeden gelen dinsizlik bütün dünyaya yayılmakta” olduğu için kurulduğu açıklanmaktadır. 4+4+4 ile ilgili baskı ve tehditler ise giderek artmaktadır. AKP, yasa Milli Eğitim Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda görüşülürken uyguladığı şiddetten yeterince tatmin olmamış, bu kez aynı yöntemi veliler ve öğretmenlere yönelik olarak denemeye başlamıştır. Bakan Dinçer, öğretmenlerle yaptığı toplantıda “Bizim görüşümüzde olmayanlar bizimle çalışmak zorunda değil” diyerek onlara “ya sus ya terk et” mesajını iletmekte hiçbir sakınca görmemiş, çocuklarını okula kayıt ettirmeyeceğinden endişe ettiği velilere de valileri, kaymakamları aracılığı ile sopanın ucunu gösterip, “evden kolluk kuvveti ile çocuklarını alma” tehdidini savurmuştur. AKP’nin yaldızlı demokrasi söylemleri geride kalmıştır. Söylemler yerini demokrasi karşıtı eylemlere bırakmış ve Başbakan’ın hâlâ eski gömleğini sırtında taşıdığı ortaya çıkmıştır. 4+4+4 ile paramparça edilen sadece eğitim sistemi değil, çocuklarımızın geleceği ve Cumhuriyetin değerler sistemidir. Laik eğitime son veren, Eğitim Birliği Yasası’nı ortadan kaldıran, çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğini kendi siyasi projesine kurban eden bir iktidar anlayışının sözde dindar, özde kindar eğitim projesine karşı demokratik mücadelenin sürdürülmesi ve demokrasinin teminatı olan laikliğe sahip çıkılması gelecek kuşaklara karşı öncelikli görevimiz olmalıdır. Su Yandı... Canımız yandığında hukuka koşarız, su serpsin... Su... Su... Su... İnsanlar; çatlak dudaklara değen, yüze vurulan bir avuç su gibi mahkeme kapısında kana kana içmeli hukuku... ૽ Ama ışıkları söndürdüklerinde, bir koğuşta inim inimdir tutsağın sesi: “Bugün dağlar yeşil boyandı Kim yattı kim uyandı Kalbime ateş düştü Su serptim ateş sönsün Serptiğim su da yandı...” ૽ Su yanar mı?.. ૽ Mustafa Balbay... Cumhuriyet sevdasını bilmeyen yok, aydınlığa âşık, canını da vermeye hazır, hadi neyse... Ama bebeklerinin elinden aldınız babalarını... Bu Babalar Günü’nde yine ağlayacaklar... Barış’lar... Barış Terkoğlu... Barış Pehlivan’ın hiç elini sıkmadım... Her haksızlıkta, her sansür ya da kovulmada, telefonun öbür ucundan hepimize yetişen, deli gibi gazeteci, benim uzaktaki dostum... Tuncay Özkan... Odun bulamadığında, kurduğu medya ocağının ışığı sönmesin diye kendi kolunu, bacağını, bedenini yakan gazeteci... Soner Yalçın... Kaçınız onun kadar eştiniz tarihi, geleceğe ışık olsun diye... Ya da kaçınız onun kadar sevdiniz bu toprakları?.. Mahallenin yiğidi Yalçın Küçük... Doğu Perinçek. Hikmet Çiçek, Deniz Yıldırım, Aydınlık gazetesinin yarısı... Müyesser Yıldız... Yüreğindeki sevgiye bakın, umudu kesildiğinde sadece bir kedi istedi hücresine... Sarılıp ağlamak için... Kedi anlar dedi... ૽ Yüz kadarlar... Hangisini sayayım... Hiçbirisi hakkında verilmiş hüküm yok... Sadece “tutuklu”lar... O kadar... ૽ Hukuku bir dikenli tele çevirdiniz... Yargıyı duvar yaptınız hücrelere... Demir hapishane kapısı oldu adalet... Hücre pencerelerinin çelik parmaklığı... ૽ Hukuk, su serpmektir yanan yüreklere... Ama bakın... Su da yandı... M B ustafa Kemal adlı bir mucize adam geçmişimizdeki birikimlerden de yararlanarak çökmüş bir imparatorluğun üstünde bir cumhuriyet kurdu. Çağdaşlığı ve aydınlanmayı amaçlıyordu. Aşılacak engeller çok büyüktü ama halk, emperyalizme karşı savaş vermiş ve onun ülke üzerindeki karanlık planlarını altüst etmiş olan bu eşsiz komutana inanıyordu. Ben bu inanca tanıklık etmiş insanlardan biriyim. Türkiye’nin aydınlanmacı bir eğitime ihtiyacı vardı. İlkokul seferberliği ile, Halkevleri ile, ölümünden sonra devrime inananlarca kurulan Köy Enstitüleri ile bu yolda dev adımlar atıldı. Ama gerici ve sömürücüler elbette boş durmayacaklardı. Çok partili düzen onlar için kaçırılmayacak bir fırsattı. Hemen harekete geçtiler. İlk başarıları partilere nüfuz etmek ve büyük eğitimci Ha Sorunların Temelinde İlkellik Var Prof. Dr. Coşkun ÖZDEMİR san Âli Yücel’i indirmek oldu. Bunun ardından en büyük darbeyi vurdular. Doğu’nun bir büyük ağası, İnönü’ye gelip “Paşam bu okulları kapat, yoksa Doğu’dan hiç oy alamazsın” dedi. Köy Enstitüleri’ni kastediyordu. Bu okullar gericiler ve sömürücüler için ve elbette emperyalizm için büyük tehlike idi. Oradan pırıl pırıl yurtseverler, hümanistler yetişiyordu. Eğitimden yoksun bırakılmış halk, Türk’ü, Kürt’ü, Arap’ı, Çerkezi ile bilinçlenecek, aydınlanacak, ağaya karşı çıkacaktı. Bununla kalmayacak, sınıf bilincine ulaşarak sömürüye karşı birlikte mücadele edeceklerdi. O halde emperyalistlerin desteği ile bu önlenmeli idi. Önce CHP gericileri, daha sonra DP eli ile bu okullar Halkevleri ile birlikte yok edildi. Aydınlanmaya karşı ilk saldırı başarıya ulaşmıştı. 40’lardan beri siyaseti yakından izleyen yurtseverler, 60 yıldan beri çağdaşlıktan, halktan, emekten, aydınlanmadan, demokrasiden yana iktidar görmediler. Yıllardır darbelerle, darbe edebiyatı ile oyalanıyoruz. Politikacıların, iktidarların gerici siyasetlerinin, askeri darbelerde, ülkenin en yiğit insanlarını alıp götüren cinayetlerde, Maraş’taki, Malatya’daki, Sivas’taki katliamlarda nasıl bir rol oynadığı hiç sorgulanmıyor. Hrant için nereye varıldığını gördük. Bir gün sorunlarımızın temeline inerek Türkiye’nin nasıl geri bıraktırıldığı, nasıl akıldan, bilimden, aydınlanmadan, bağımsızlıktan uzaklaştırıldığını sorgulayacak savcı ve hâkimlerimizin ortaya çıkacağına inanıyorum. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog