Bugünden 1930'a 5,399,368 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

12 HAZİRAN 2012 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER EĞİTİM BİRSEN GÜÇ KAYBINA UĞRAYACAK 9 Metis’in 2010 Ajandası’na açılan dava iki yıldır sürüyor Cemaatten sendika FİGEN ATALAY Fethullah Gülen cemaatine yakın olduğu iddia edilen Aktif Eğitimciler Sendikası kuruldu. Sendikaya başvurmak isteyenler için internet üzerinden üyelik formu dağıtılıyor. Hükümete yakınlığı ile bilinen Eğitim Bir Sen’den istifa ederek Aktif EğitimSen’e geçecekler bulunduğu gibi, sendikanın kuruluşu bazı Eğitim BirSen üyeleri tarafından da tepkiyle karşılandı. EğitimBilim işkolunda yaklaşık 950 bin çalışan var. Özel öğretim kurumlarında çalışanlar da eklenince bu sayı 1 milyon 100 bine ulaşıyor. Örgütlü sayısı ise 550 bin. Eski EğitimSen Genel Başkanı Alaattin Dinçer, “AKP döneminde güçlenen, hükümetten destek alarak kurulan sendika, kendi içinde ayrışma yaşamaktadır. Bu ayrışmanın siyaseten olduğunu düşünüyorum. Sendikal anlamda bir ayrışma yok. Su akıp çatlağını buluyor. İyi bir kadro ve ekip oluştururlarsa çok sayıda üye katılır. Eğitim BirSen, gelecek yıl eğitim işkolu yet Başvuru formları internette kisini kaybedebilir” dedi. Aktif EğitimSen’in kuruluşuyla ilgili eğitim çevrelerinde pek çok söylenti dolaşıyor. Sendikanın kuruluşu, “Cemaatin hükümete sendikal alanda verdiği bir gözdağı” olarak da nitelendiriliyor. İnternetteki forumlarda yeni sendikayla ilgili görüşlerini açıklayan öğretmenlerden bazıları, “Cemaat kendi okullarında öğretmenlere ne gibi özlük hakları sağlıyor? Devletin yani MEB’in aynısı. Sırtını hükümete, cemaate yaslayarak sendikacılık olmaz. Artık toplusözleşmelerde istenen oranları Amerika’dan gelecek işarete göre belirleriz” diye tepki gösterdiler. Yargılamadıkları bir ajanda kalmıştı Metis Yayınları’nın 2009’un sonunda yayımladığı “Ajanda 2010 İllallah!” nedeniyle, “dini değerleri aşağılama” suçundan açılan dava yaklaşık 2 yıldır sürüyor. Metis’in yayın yönetmeni Semih Sökmen ve ajandayı hazırlayan altı editör, George Bernard Shaw, Umberto Eco, Dostoyevski, Andre Gide, Nietzsche, Mahatma Gandi, Stendhal, James Joyce gibi edebiyatçı ve filozoflar, Einstein, Richard Dawkins, Sigmund Freud, Bertrand Russell, Galileo Galilei gibi bilim insanları ve Ksenophon, Epikuros, Lucretius gibi antik filozoflardan yapılan alıntılar nedeniyle yargılanıyor. Sökmen ve editörler hakkında Ali Emre Bukağılı’nın şikâyeti üzerine başlatılan soruşturma 21 Eylül 2010’da takipsizlikle sonuçlandı. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne dikkat çeken savcı, materyalist felsefe ekolüne mensup filozofla Kendimizle Değil, Başkalarıyla... ABD’nin en çok izlenen televizyon programlarından biri Dr. Mehmet Öz’ün programı. Bir tür show gibi çekilen program pek çok konuda sağlıkla ilgili bilgi veriyor, işlenen konuyla ilgili uzmanlar çağırıyor, kimi zaman bazı ilaçlar veya takviyeler konusundaki tartışmalar açılıyor... Program Türkiye’de gösteriliyor ama sanıyorum izlenme oranları pek yüksek değil. ABD’de yaşayanlar herhalde sağlık açısından bizden iyi durumdalar. En azından daha bilinçliler. Ama biz en basit sağlık konularında bile dünyadan habersiz olduğumuz halde bu programları değil de evlenme, boşanma, ne giyelim, ne yiyelim programlarını izliyoruz. Gerçekten ilginç bir durum. Üstelik bu programı yapan bir Türk doktoru. ૽૽૽ Sağlıkla ilgili konuları böyle bir program yerine konuyla daha ilgisiz kişilerin “Bir tutam kiraz sapını kaynatın, içine elma kabuğu koyun, tarçın ve zencefille birlikte için” şeklindeki açıklamalarından takip ediyoruz. Hatta bunlara fazla takılmayıp Dr. Öz’ün programını eleştirenler de var. Eskiden televizyon tartışma programlarında örneğin SSK konusu, eğitim konusu işlendiğinde fazla reyting almadığını görürdük. Oysa Türkiye’de çok büyük bir çoğunluğu doğrudan ilgilendiren konular bunlar. Ama bunların yerine çok saçma, kimsenin hayatını doğrudan etkilemeyen bir konu çok daha fazla izlenme oranlarına ulaşıyor. ૽૽૽ Yine aynı şekilde Cosby Ailesi gibi hem güldüren hem aynı zamanda pek çok pedagojik bilgi içeren diziler bizde fazla tutulmuyor. Bunun yerine dedikodu, arkadan iş çevirme, arkadaşını, kardeşini bile satma türünden entrikalı, kumpaslı diziler çok tutuluyor. İngiltere, ABD gibi ülkelerde yıllarca devam eden bilgi yarışmaları yerine bizde herkesin birbiriyle kavga ettiği yarışma türü show’lar seviliyor. Politik tartışmalar, futbol programları bile tümüyle katılanların birbiriyle dalaşması, kendi aidiyetleri ya da tümüyle kendi egoları üzerinden bir kapışmanın ötesine geçmiyor. Bir yabancı olarak bir hafta televizyon izlesem, bunların tek derdi evlenmek ve birbirini çekiştirmek, birbirini yemek diye düşünürdüm herhalde. Doğrusu bunun nedenini, “halk bunu seviyor”a da bağlamak mümkün, reklam verenlerin yani aslında bütün dünyada genel trendleri belirleyenlerin umursamazlığına ve değer yoksunluğuna bağlamak da mümkün, kalifiye insan azlığına bağlamak da... Ama genel olarak kendi sorunlarımızdan kaçıp başkalarıyla uğraşma alışkanlığımıza da... SÖKMEN: İNANMAMA HAKKI HİLAL KÖSE Semih Sökmen, savunmasında, ajandanın konusunun “inanmama hakkı” olduğunu belirterek felsefi ve sosyolojik eserlerden seçilmiş cümleler ve düşüncelere yer verildiğini, 168. sayfasında kaynakçanın gösterildiğini ifade etti. “İnanmama hakkının da bir insan hakkı olarak yasalar tarafından tavizsiz bir şekilde korunması gerektiğine, bunun bir hukuk devletinin temeli olduğuna inanıyorum. Konunun seçilme nedeni, inanan insanları hor görmek, tahrik etmek ya da aşağılamak değil, tam tersine inanç özgürlüğünün, ancak inanmama hakkını da içerdiği zaman anlam taşıdığını göstermektir” dedi. Bu temel hakkın, anayasaya aykırı olarak, sürekli saldırı altında kaldığına, çiğnendiğine tanık olduklarını, buna dikkat çekmek amacıyla bu konuyu seçtiklerini anlattı. Ajandada alıntı yapılan dünya tarihinin önemli isimlerinin bazılarının kurumsal dine ve din ideolojisine karşı çıktıklarını, bazılarının da tanrıtanımaz olduklarını belirten Sökmen, şunları söyledi: “Bütün bu yazarların, düşünürlerin eserleri Türkçede yayımlanmıştır, okunmaktadır. Dini inanç ve inançsızlık çağlar boyunca hem felsefenin hem din ve düşünce tarihinin konusu olmuştur. Yasalarımızda felsefeyi yasaklayan bir madde yok. Bunları aktarmak, tartışmak, ilgili düşünceleri ifade etmek, yayımlamak, düşünce ve ifade özgürlüğünün temel kullanım şeklidir.” Aktif EğitimSen’li öğretmenler, “Eğitim kolu dışında bir kolu hatta konfederasyonu olmayan ve yeni kurulan sendikamıza tüm eğitimci arkadaşlar başvurabilirler” duyurusunu yaptılar. Üye olmak isteyenler, internet üzerinden başvuru formlarını doldurup çalıştıkları okulun müdürlüğüne vermeleri gerekiyor. rın dine dair görüşlerini ifade hakkının olduğunu, idealist felsefe kadar, materyalist felsefenin de gerçek olduğunu vurguladı. Şikâyetçinin itirazı üzerine Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi savcının takipsizlik kararını kaldırdı. Aynı savcı, 26 Kasım 2010’da, yayınevi sahibi ve editörleri hakkında 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenledi. Ajan dadaki, “inançlı birinin kuşkucu birinden daha mutlu olması, sarhoşun ayıktan daha mutlu olmasına benzer ”, “ inancın getirdiği mutluluk ucuz ve tehlikelidir” gibi cümlelerle dini değerlerin alenen aşağılandığını belirtti. Dava, Beyoğlu 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açıldı ve ilk oturum 30 Kasım 2011’de yapıldı. Beyoğlu Adliyesi’nin kapan masının ardından mahkeme İstanbul 16. Asliye Ceza Mahkemesi olarak görevlendirildi. Burada görülen 3. oturumda, dosya görevsizlik kararıyla İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. İstanbul 2. Asliye Mahkemesi’nde yapılan son oturumda ise avukatlara esas hakkındaki görüşlerini bildirmeleri için süre verildi. Dava, 11 Ekim’e ertelendi. Genç kız, çarşaflı kadın ve sarıklıcübbeli erkeklerin sözlü saldırısına uğradı CEMAATAKP GERGİNLİĞİ Erdoğan’a sürpriz sansür Haber Merkezi Milliyet gazetesinin Cadde ekinde yazan Sina Koloğlu köşesinde çok ilginç bir ayrıntıya dikkat çekti. Koloğlu, AKPcemaat ilişkisindeki gerginliğin Samanyolu TV ekranlarına da yansıdığını belirtti. Mehmet Tezkan’ın “Kutsal ittifak çöktü; evlilik bitti” yazısını hatırlatan Koloğlu, şunları yazdı: “Başbakan Erdoğan partisinin İzmir İl Kongresi’nde konuştu. Bu konuşmayı kim veriyor, kim vermiyor diye şöyle bir taradım. İzmir AKP için önemli. Başbakan’ın bu il konuşması da haber açısından önemli. Vermeyen kanal yok (haber kanalları). Ama birine çok şaşırdım; S Haber. Başbakan nerede S Haber orada günleri geride kaldı anlaşılan. O sırada ekranda görülen haber de ilginçti; “darbeciler, terör yandaşları serbet kalacak”... Yani özel yetkili mahkemeler kaldırılmasın durumu. Her haber bülteninde bu konuyu işliyorlar. Şimdilik (!) biten kutsal ittifakın televizyondaki görüntüsü bu örnekti.” Samanyolu TV ise Erdoğan’ın konuşmasını banttan yayımladıklarını belirtti. Spor kıyafetiyle otobüse binemedi Haber Merkezi İstanbul Fatih’te eşofmanlarıyla belediye otobüsüne binmek isteyen 21 yaşındaki Yağmur Yılmaz, bir grup çarşaflı kadın ve sarıklıcübbeli erkek tarafından “Bizi günaha sokuyorsun” denilerek otobüsün içine alınmadığını söyledi. Evrensel gazetesinin haberine göre geçen yıl şortla bindiği otobüste “çıplak bacaklarınla bu otobüste oturamazsın” diyen bir kişinin saldırısına uğrayan 19 yaşındaki Nurcan İbrahimoğlu’nun yaşadıklarına benzer bir olay yaşandı. Pazar günü olduğu için üzerinde eşofmanları ve tişörtüyle işe gittiğini belirten Yılmaz, Edirnekapı’da bulunan üst geçitte, Vezneciler yönüne giden bir belediye otobüsüne binmek isterken engellendiğini anlattı. Genç kadın, otobüs merdivenlerine yönelmek üzereyken, aralarından sarıklıcübbeli erkeklerin ve çarşaflı kadınların bulunduğu 15 kişilik bir grup tarafından otobüse bindirilmediğini belirtti. Kadınların otobüs merdivenlerinde önünü keserek, “Sen bu otobüse binemezsin” dediklerini aktaran Yağmur Yılmaz, bunun üzerine kendisini engelleyen kadınlara “Bu otobüse binmek herkesin hakkıdır” dediğini, ancak kadınların “Eğer sen binersen biz günaha gireriz, bizi günaha sokuyorsun” diye yanıt verdiklerini söyledi. Gruptaki sarıklı ve cübbeli erkeklerin de kendisine sözlü tacizde bulunarak, “Başı açık, yazık yazık şuna bak!” şeklinde sözler sarfettiklerini kaydeden Yağmur Yılmaz, otobüsün içindeki başka yolcuların ve durakta kendisi gibi otobüs bekleyen başı açık kadınların olduğuna, ancak hiç kimsenin tepki vermediğine dikkat çekti. Yılmaz, aynı şekilde otobüs şoförünün de yaşananlar karşısında tepkisiz kaldığını vurguladı. DİNÇER’E ÖĞRETMENLERDEN PROTESTO 3 YILDAN SONRA ÜNİVERSİTE ŞANSI Erken mezuniyete erken üniversite MAHMUT LICALI ADD’DE YENİ YÖNETİM Bizi dinlemeyeni biz de dinlemeyiz BURSA/ İSTANBUL (Cumhuriyet) Öğretmenlere verilen uzaktan eğitim seminerlerine telekonferans ile bağlanan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer protesto edildi. Öğretmenlere verilen zorunlu eğitim seminerleri dün Türkiye genelinde başladı. Açılış konuşmasını telekonferans sistemi ile yapan Milli Eğitim Bakanı protesto ile karşı karşıya kaldı. Bursa Çelebi Mehmet Lisesi konferans salonunda gerçekleştirilen eğitime katılan Türk EğitimSen ve EğitimSen üyesi öğretmenler, Dinçer’in açılış konuşması sırasında “Bizi dinlemeyen bakanı biz de dinlemeyiz” diyerek salonu terk etti. Türk EğitimSen 2 No’lu Bursa Şube Başkanı Selçuk Türkoğlu , “Cumhuriyet tarihinde ilk defa öğretmenler kamuda en alt kesimde maaş alır konuma geldiler. İtibarsızlaştırma süreci öğretmenlerimize, okullarımızda veli saldırısı olarak, öğrenci saldırısı olarak, darp olarak, hakaret olarak kendini gösterdi. Sayın bakan bürokratlarıyla birlikte öğretmenleri yok saydı, öğretmenleri dinlemeyen bakanı bugün bu şekilde protesto ediyoruz” dedi. İstanbul’da Bahçelievler Mümtaz Turhan Sosyal Bilimler Lisesi’nde de yaklaşık 300 öğretmen Bakan Dinçer’i protesto ederek salonu terk etti. Salonda kalan yaklaşık 50 öğretmen de Dinçer’i alkışlarla protesto etti. Yurtseverler tutsak ve rehin alındı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Atatürkçü Düşünce Derneği’nin (ADD) 12. Olağan Genel Kurulu’nun sonuç bildirgesinde, “Cezaevlerinde yüzlerce yurtsever aydın, gazeteci, asker ve yurttaşımız, Bekirağa Bölüğü’nü aratacak biçimde adeta tutsak ve rehin alınmışlardır” denildi. ADD 12. Olağan Genel Kurulu’nda yönetim kurulu seçimi önceki gün yapıldı. 670 delegenin 603’ünün oyunu olan mevcut başkan Tansel Çölaşan’ın oluşturduğu genel yönetim kurulu listesi seçildi. Başkanlık seçimi ise bir hafta sonra ADD’nin en yaşlı üyesi emekli Prof. Dr. Sina Akşin başkanlığında yapılacak yönetim kurulu toplantısıyla belirlenecek. Genel kurulun ardından yayımlanan sonuç bildirgesinde, küreselleşme adıyla yeni dünya düzenin dayatılmaya çalışıldığı vurgulandı. Ulus devletleri yok etme politikasının hızla yol aldığının belirtildiği bildirgede, “Yasama ve yürütme’yi denetleme konumunda, hukuk devletinin 3 temel erkinden biri olan yargı, bırakın bu 2 erki denetlemeyi, bugün için tümüyle bağımsızlığını yitirmiş ve iktidarın neredeyse bir alt organı konumuna düşürülmüştür” denildi. Cezaevlerindeki yurtsever aydın, gazeteci, asker ve yurttaşların tutsak ve rehin edildiğinin belirtildiği bildirgede, 5 yıla varan uzun tutukluluk süreçlerinin hukuka aykırı olduğu kaydedildi. İktidarın anayasa yapmaya, değiştirmeye hakkı olmadığının ifade edildiği bildirgede, şunlar kaydedildi: “Türkiye, basın özgürlüğünde 148. sıraya düşürülmüştür. Bugün 100 dolayında gazeteci tutukludur. ‘4+4+4’ dayatmasının amacı, eğitimin ‘Milli’ Eğitim Bakanlığı’nın elinden alınması ve yerel yönetimlere devredilmesidir. Din dersleri seçmeli yapılacak, gerçekte malum cemaatlerin atadığı ‘mele’ler eliyle verilecek ve böylelikle etnikdinseldilsel bölünmenin altyapısı pekiştirilecektir. Bu politika, anayasamızın başlıca 24. ve 174. maddesinde düzenlenen laikakılcıbilimsel eğitim sistemine kökten aykırıdır ve eğitimde fırsat eşitliğini daha da bozacaktır.” ANKARA Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) başarılı öğrencilere yönelik 4 yıllık lise eğitimini 3 yılda tamamlayarak erken mezuniyet imkânı sağlayan çalışmasının ardından YÖK de erken mezun olan öğrencilerin hemen üniversiteye girebilmesine yeşil ışık yaktı. YÖK Başkanı Prof. Dr. Gökhan Çetinsaya, erken mezun olan başarılı öğrencilere yönelik bir düzenleme yapılabileceğini ifade etti. TBMM Üstün Yetenekli Çocukları Araştırma Komisyonu’nda bilgi veren YÖK Başkanı Prof. Dr. Çetinsaya, “erken mezun olana erken üniversite” düzenlemesine yeşil ışık yaktı. Çetinsaya, erken mezun olan öğrencilere üniversiteye giriş sınavına erkenden girmeleri ya da üstün yetenekli öğrencilere lise eğitimi sırasında üniversitede ders verilmesine yönelik bir düzenleme yapılabileceğini belirtti. Çetinsaya, “TBMM’nin de desteğiyle bu, çok kolay bir şekilde hazırlanabilir” dedi. MEB’in yönetmelik taslağına göre başarılı bir lise öğrencisinin 10. sınıfa kadar notları değerlendirilerek 11. sınıfa geldiğinde 12. sınıfa ilişkin dersleri de alma hakkı tanınacak. Öğrenciler böylece 3 yılda liseyi tamamlayacak. YÖK, üstün yetenekli olduğu tespit edilen öğrencilerin yeteneklerinin bulunduğu alanlara ilişkin üniversitelerde ders almalarını sağlayacak. Cumhuriyet’in doğum belgesi Amasya Genelgesi’nin 93. yıldönümü kutlanıyor MEHMET MENEKŞE “Örtüsüz Kadın Satılıktır!” kadın perdesiz eve benzer. • “Örtüsüz Perdesiz ev ya “satılık”tır ya da Naim Köse AMASYA Mustafa Kemal Atatürk’ün 12 Haziran 1919’da Amasya’ya gelişi ve 22 Haziran 1919’da Kurtuluş Savaşı’nın program taslağı, Cumhuriyetin doğum belgesi olarak tanımlanan Amasya Genelgesi’nin yayımlanışının 93. yıldönümü hafta boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanacak. 1222 Haziran Amasya Uluslararası Atatürk Kültür ve Sanat Hafta sı kapsamında bugün Atatürk’ün Amasya’ya geldiği saat olan 17.30’da Amasyalılar tarafından kentin girişindeki Cülüs Tepe’de karşılanması canlandırılacak. Ardından Yavuz Selim Meydanı’na kadar “Atatürk’e ve bayrağa saygı korteji” oluşturulacak. Hafta boyunca panel, çeşitli dallarda fotoğraf, el sanatları, resim sergileri açılacak, halk dansları gösterileri açık hava konserleri ve çeşitli yarışmalar düzenlenecek. “KINIYORUZ!” KADIN ARAŞTIRMALARI DERNEĞİ C MY B C MY B “kiralık”tır! diyen “AKP” Bozkurt İlçe Başkanı “Naim KÖSE”nin bu “utanç” verici “ilkel” söylemini, •
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog