Bugünden 1930'a 5,418,658 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

12 HAZİRAN 2012 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER Gülen’in savunmasından ⅷ Özel sohbet ortamı Gerek iddianamede, gerek sayın mahkemeye delil olarak sunulan televizyon yayınlarında kaset içerikleri bir bütün olarak yansıtılmamış; bu konuşmalardan belirli ifadeler yayınlanmış ve iddianameye aktarılmıştır. Bir kimsenin konuşmalarından ceza hukuku bakımından bir sonuç çıkarılacaksa, o konuşmaların bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesi gerekir. Üzerinde bazı teknik işlemler yapılarak sanığın çeşitli konuşmaları tahrif edilerek oluşturulan kasetler hukuka uygun delil olarak kabul edilemezler. Kasetlerdeki konuşmalar özel sohbet ortamlarında yapılmış olup bu özel sohbet ortamları açısından aleniyetin varlığından söz edilemez. 7 ⅷ Kolaylıkla değiştirilir İddia makamı muhtelif celselerde dava dosyasına bazı bantları, bilgisayarlardan elde edildiği söylenen çıktıları, email, CD ve yazıları müvekkilimizin aleyhinde delil olarak sunmuştur. Oysa bu tür bilgisayar çıktıları, email, CD, bant ve yazıların davamızda delil olarak kabul edilebilmesi mümkün değildir. Kaldı ki bunların gerek ortaya çıkarılışı, gerekse şu andaki hali müdahaleye açık durumdadır. Yani bunlar kolaylıkla değiştirilebilir. Dosyada yer alan bilgiler ışığında, bu verilerin kesinlikle dokunulmadan korunduğu ve tahrif edilmediği söylenemez. Ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden birisi olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince, bu konuda küçük bir şüphe dahi bulunsa mahkeme bunları delil olarak kullanamaz. ⅷ Tahrifatlı kasetler Burada asıl sorun kasetlerin içeriği değil, bunların delil olarak kabul edilip edilemeyeceğidir. Kimliği belirsiz kişilerin hangi yöntem ve amaçlarla elde ettiği belli olmayan kasetleri tahrifatlar yoluyla, kolaj metinler oluşturarak, bunların yayınlanmaları ve ardından dava dosyasına sokulması hukuka uygun delil toplama usullerinden değildir. ...Bir sanığın özel sohbetlerindeki konuşmaları hangi yolla olduğu belli olmayan bir biçimde elde edip bunları montaj kasetlere dönüştürerek sanığı toplum nezdinde suçlu gibi göstermek ceza sorumluluğunu doğuran hukuka aykırı bir davranış olup tahrif edilmiş kasetler delil olarak değerlendirilemez. CHP Yönetiminde Kafa Karışıklığı Ne CHP üyesi olanlarda, ne de oyları ile ana muhalefet partisini destekleyenlerde; Kılıçdaroğlu ile Erdoğan arasında terör sorununu çözmeyi amaçlayan görüşmeye yönelik bir eleştiri olduğunu sanıyorum. Tam aksine, ülke seçmenlerinin çoğunluğunun terörün üstüne gidilmesi için partilerin olduğu kadar sivil toplum örgütlerinin de güç birliği yapılmasını desteklediği biliniyor. Dolayısıyla CHP Genel Başkanı’nın hafta sonunda AKP Genel Başkanı ile yaptığı görüşmeye gönderme yaparak “Kürt sorununun çözümü benim genel başkanlığıma mal olacaksa olsun. Yeter ki çözülsün” diye özetlenecek değerlendirmesi, bir özverinin ifadesi olarak algılanabilir. Ama gerçeği tam yansıtmaz. Çünkü liderler, çözümü kolay sorunların değil, zoru başarması beklenen kimselerdir. CHP Genel Başkanı, bugünkü görevinde olumsuz notlar alırsa; nedenini kendisinin doğrudan partisi ile ilgili değerlendirmelerinde aramalıdır. Seçilmiş olduğu Genel Başkanlık, bu ülkenin ulusal bağımsızlık savaşını yürütmek amacıyla bir araya gelmiş olan sivil kadronun, Müdafaai Hukuk örgütlenmesinin bugünkü aşamasıdır. Mustafa Kemal Atatürk ve Mustafa İsmet İnönü ile oluşan liderlikler, 60’lı yıllarda Mustafa Bülent Ecevit ile tam bir halk hareketine dönmüştür. İnönü’nün ortanın solu diye tanımladığı 1960 sonrası dönemi, üçüncü genel başkanın yönetiminde demokratik sol yörüngeye yerleşmiş; yığınların umudu olarak iktidara gelmiştir. Ecevit, programına içerik kazandırdığı, örgütüne; emeğin en yüce değer olduğu bilincini anlattığı Cumhuriyet Halk Partisi’nin kuruluş felsefesine bağlı olmalarını da öğütlemiştir. Partide işçi sendikaları ile örgütsel bağlantılar kurulmuş, o sayede lümpen yöneticiler yerine Seyfi Demirsoy, Halil Tunç, Abdullah Baştürk gibi özverili öncülerin sesleri yükselmiştir. Bu nedenle Sayın Kılıçdaroğlu gibi ısrarla ve üstüne basarak “Yeni” takısını kullanmadığı CHP’yi 1946’dan sonra, ülkenin birinci partisi yapmıştır. Kemal Bey’in bu çizgiyi bırakarak bir dönem politika kulvarında yer almak isteyen ve 10 Aralık Hareketi’nin söylemlerini anımsatan yörüngesidir ki, on yıldır iktidarda bulunan muhafazakâr İslamcı bir parti karşısında hâlâ alternatif oluşturamamıştır. Oysa Batı ülkelerinde sol rüzgârlar esmekte; Fransız ulusu, Cumhurbaşkanlığı’ndan sonra genel seçimlerde de sosyalistlerin başarısını kutlamaktadır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüzde 20’lerde bocalayıp durmakta oluşunun sorumluluğu, onu sıradan bir kitle partisi olarak gören ve gösterenlerdedir. Gerçekten sol yörüngede olan bir parti, ülkede Kürt sorununu da çözer ve o başarıyı sağlayan lider ile kadrolar, milyonlarca işsiz Güneydoğu insanımıza devlet desteği ile fabrika götürür. Kooperatifleşmelerinde öncü destek olur. Hakkında açılan davalarda yaptığı savunmada ses kayıtlarından, kasetlerin montajlandığından, masumiyet karinesinin dikkate alınmadığından şikâyet etmiş Göz yaşartan ‘dönüş’ ᮣ Son dönemde yayın organı Zaman gazetesinde yayımlanan “yasadışı ses kayıtları” ile özel yetkili mahkemeleri savunan cemaat ve onun lideri Fethullah Gülen’in yıllar önce DGM’de açılan davada “masumiyet karinesine” dikkat çektiği ortaya çıktı. Gülen, savunmasında özel sohbetlerindeki konuşmaların yasadışı şekilde montajlanarak kişinin suçlu olarak gösterilmesini eleştirirken “Suç oluşturan tahrif edilmiş kasetler delil olarak değerlendirilemez” dedi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Hükümet ile cemaat arasında özel yetkili mahkemeler tartışması sürerken gazeteci Doğan Akın, t24.com.tr sitesindeki köşesinden dikkat çeken bir yazı kaleme aldı. Hükümet ile cemaat arasındaki tartışmayı anımsatan Akın, günlerdir tek karşı görüşe yer vermeyen cemaat medyasının, “darbecilerin serbest bırakılacağı, AKP’nin tuzağa düşürüldüğü, tahliye edilecek darbecilerin intikam alacağı” gibi “ölçüsüz” iddialarla “dayatma” tavrında ısrar ettiğini belirtti. Bu yayınlarda, henüz yargılaması devam eden insanların kesin hüküm giymiş gibi suçlandığını ifade eden Akın, cezaevlerinde yasadışı yöntemlerle yapılmış bazı ses kayıtlarının cemaat medyasında “darbecilere” atfedilerek ve “kim bilir başka hangi makam, mevki ve kişilerin gizli dinleme kayıtları var” sorusunu büyüterek peş peşe yayınladığını anlattı. Akın, bu yayınlara karşı Fethullah Gülen’in vaktiyle DGM’de yaptığı savunmada dile getirdiği hukuki itirazları hatırlattı. Gülen hakkındaki soruşturmalar ya beraatla sonuçlandı ya da takipsizlik kararı verildi. DGM’lerin Gülen hakkında 8 soruşturma, 4 de dava açtığını anımsatan Akın, cemaate muhalif görüşleriyle de bilinen gazeteciler Ahmet Şık ve Nedim Şener gibi isimlerin sadece kitapları, kitap taslakları ve görüşleri nedeniyle aylarca tutuklu kaldıklarına dikkat çekti. Akın, “şimdi bu notlar eşliğinde” Gülen’in avukatları aracılığıyla Ankara 2 No’lu DGM Başkanlığı’na verdiği savunmasını şöyle aktardı: İddianamede, somut hiçbir eylemden bahsedilmemiş, müvekkilimizin kitap, kaset gibi yazılı ve görsel eserlerindeki düşünceleri ile sosyal faaliyetleri, yani düşünce ve inançları suçlama konusu yapılmıştır. Müvekkilimiz hakkında hazırlanan iddianamedeki isnatlar sübjektif nitelikte soyut değerlendirmelerdir. Böyle baskı görmedik Fotoğraf: UĞUR DEMİR İstanbul Haber Servisi Tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması istemiyle Gazetecilere Özgürlük Platformu’nun (GÖP) düzenlediği “Tanıklık Günleri”ne katılan Ankara Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Ümit Gürtuna, “Gazeteciler olarak bugünkü gibi bir baskı hiç yaşamadık” dedi. Adalet Sarayı önünde bir araya gelen gazeteciler ve aileler, tutuklu gazeteciler Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu, Dİ HA editörü Ertuş Bozkurt, Azadiya Welat Mersin temsilcisi Abdulcebbar Karabeğ, DİHA Şırnak muhabiri Faysal Tunç, Yürüyüş dergisinden Halit Güdenoğlu ve Evrensel muhabiri Hüseyin Deniz için tanıklık ettiler. Gürtuna, “Türk basını da yaşananlara sessiz kalmış durumda. Mesleğimizi yapamaz hale geldik. Kimse basın özgürlüğünün rahatça kullanıldığını savunamaz” diye konuştu. ⅷ Barış Terkoğlu’nun eşi Özge Terkoğlu, “Onların bedenleri tutsak bizim aklımız kelepçelenmek isteniyor. Bu mücadele son tutuklu gazeteci çıkana dek sürmeli” dedi. Faysal Tunç ve Ertuş Bozkurt’un iş arkadaşı İbrahim Arslan da şöyle konuştu: “Ertuş haberlerini iki dilde yazıyordu. Biri bu adliyede bilinmeyen bir dil olarak kayıtlara geçen Kürtçe, diğeri de Türkçeydi. Biz de Faysal’ların, Ertuş’ların mücadelesini dışarıda sürdüreceğiz.” Hüseyin Deniz’e tanıklık eden eski KESK Başkanı Sami Evren ise “Muhalif gazetecilerin düşüncelerini tutuklayamadıkları için baskı altında tutuyorlar” diye konuştu. Evrensel’in yazı işleri müdürü Fatih Polat da Hüseyin Deniz’in 10 Eylül’de ilk kez yargıç karşısına çıkacağını anımsatarak, “Bizim arkadaşımız gazeteci ama sizin iddianameniz iddianame değil” dedi. ‘Yardımı siyaset için kullandılar’ Ⅵ İstanbul Haber Servisi Atatürk’e bağlılığını göstermek amacıyla ABD’den gelen ve Anıtkabir’den aldığı Türk bayrağını Everest’e dikmek için tırmanan amatör dağcı Muharrem Aydın Irmak, İsrailli dağcı Nadav Ben Yahuda’nın kendisine iki arkadaşıyla birlikte yardım ettiğinin doğru olduğunu belirtti. Irmak, “Ancak benim için Everest’e tırmanıldığı gerçek değil. Gerilen Türkiyeİsrail ilişkilerini iyileştirmek için bu durumu reklam olarak kullandılar. Ben orada yaşamını yitiren 2 dağcıya yardım ederken uyuyakalmıştım. Yahuda ve arkadaşları o zaman gelmişler” dedi. Mehmet Perinçek: Kuvayı Milliye ruhu yargılanıyor ⅷ Kitap ve kasetler Ben yaptım pişman değilim HATİCE TUNCER Ergenekonİşçi Partisi davasında tutuklu sanık Mehmet Perinçek, Ülkü Ocakları ile birlikte miting düzenlemelerine ilişkin “Bu eylemi yaptım, pişman değilim” dedi. Perinçek, iddianamede bir sayfada 16 kez Kuvayı Milliye sözcüğünün geçtiğine dikkat çekerek heyete “Kuvayı Milliye demek sanki suçmuş gibi bir hava yaratılıyor” şeklinde seslendi. İşçi Partililer ile Aydınlık gazetesi ve Ulusal Kanal çalışanlarının Ergenekon örgütünün amaçları doğrultusunda faaliyet gösterdiklerine ilişkin davanın 5. duruşması yapıldı. Perinçek, savunmasında “Kızılelma Koalisyonu” olarak anılan Öncü Gençlik ile Ülkü Ocakları yöneticilerinin ABD’nin Irak operasyonuna karşı eylem birliği için görüşmelerine ilişkin açıklamalar yaptı. Perinçek, 30 Ağustos 2003’te İstanbul’da Öncü Gençlik ile Ülkü Ocakları’nın düzenlediği “Mehmetçik Coni’ye Kalkan Olamaz” mitingine ilişkin “Evet ben bu eylemi yaptım, pişman değilim. Türkiye’nin toprak bütünlüğü tehdit altında. Sağsol ayırımı kalkmış. Amaç gençliği vatan savunmasında birleştirmek” diye konuştu. “Ergenekon’da tutuklu sanık, emekli Tuğgeneral Veli Küçük’ün talimatıyla Öncü Gençlik Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Perinçek’in İstanbul Ülkü Ocakları Başkanı Levent Temiz ile görüştüğü” iddiasının doğru olmadığını belirten Mehmet Perinçek, “Veli Küçük de önerse ne olur? Suç nerede? Suça dair bir delil yok. Eylemle ilgili açılmış tek dava yok” dedi. Perinçek şu iddialarda bulundu: “Veli Küçük’ün istemesiyle değil, İşçi Partisi’nin organlarında alınmış bir karardır. Levent Temiz de savcılık ifadesinde Devlet Bahçeli’nin talimatıyla miting için görüşmeler yaptığını söylüyor. Ancak savcı Cihan Kansız, Temiz’in ifadesinin bu kısmını çıkarmış. İddianamede benimle ilgili bölümü polis yazmış. Savcı Kansız’ın tek katkısı benim lehime olan delili karartmak.” Perinçek, Ergenekon davasında tutuklu yargılanan gazetemiz yazarı ve CHP Milletvekili Mustafa Balbay ile görüştüğü iddiasına değinerek “Ben Balbay ile görüşmedim. Cumhuriyet Gazetesi’nin Ankara Bürosu’nu aradım. Cumhuriyet’in Strateji ekinde yazılarım çıkmıştı. Ekin redaktörüyle görüştüm” diye konuştu. da ve ceza mevzuatında suç soruşturması ve kovuşturmasıyla ilgili birçok kural, kişinin haksız işlemlere tabi tutulmasını önlemek amacıyla meydana getirilmiştir. Bunlardan en önemlisi masumluk karinesidir. Buna göre, hiç kimse yetkili mahkemece ve usulüne uygun olarak verilmiş ve kesinleşmiş bir karar olmadan suçlu ilan edilemez. Kişiler hakkında soruşturmayı gerektirecek bir suç şüphesi varsa bu şüphenin adil yargılama kurallarına uygun bir biçimde kovuşturulması gerekir. Bunun için soruşturmayla yetkili kamu makamlarının tarafsız, objektif ve kanunlara uygun bir biçimde kovuşturma yetkilerini yerine getirmeleri zorunludur. Bu esnada şüphe altındaki kişiye yönelik suçlayıcı yayın, tutum ve kişilik haklarını ihlal edici davranışlar hukuka aykırıdır. ⅷ Masumiyet karinesi Anayasa İki kazada sekiz ölü Balbay’la görüşmedim Ⅵ KIRKLARELİ/ ŞANLIURFA (Cumhuriyet) Şanlıurfa’da TIR ile hafif ticari aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada biri çocuk beş kişi öldü, bir kişi yaralandı. Kırklareli’nde ise bir otomobilin kamyonla çarpışması sonucu üç infaz koruma memuru öldü, bir kişi de yaralandı. Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, CHP İstanbul Milletvekili Aydın Ayaydın hakkında suç duyurusunda bulundu. Tüzmen, Ankara Adliyesi’nde yaptığı açıklamada, “Aydın Ayaydın, Gökhan Ayaydın ve Yalçın Ayaydın’ı ringe davet ediyorum. Üçü bir olsun, ben tek başıma olayım, dövüşelim” diye konuştu. Tüzmen: Gelsinler dövüşelim ÖZLEMLE ANIYORUZ CHP eski İl Başkanı, sevgili arkadaşımız MEHMET BÖLÜK’ü özlem ve sevgiyle anıyoruz. 13 Haziran Çarşamba günü saat 16.00’da Karacaahmet’teki mezarı başında buluşuyor, akşam da Kadıköy Ehlikeyif’te anısına kadeh kaldırıyoruz. BAHRİ TOYGAR (19332002) Sevgili babacığım, Bugün aramızdan ayrılışının 10. yılı. Seni çok özledik. Bizi bugünlere getirmek için gece gündüz nasıl çalıştığını hiç unutmuyoruz. Her yıl senin adına “Bahri Toygar Sağlık Sempozyumu” düzenliyoruz. Çocuklarımıza senin fedakârlıklarını, çalışkanlığını ve dürüstçe yaşanmış, tertemiz ve sade hayatını anlatıyoruz. Sevgiyle, saygıyla ellerinden öpüyor, babalar gününü kutluyoruz. VEFAT VE BAŞSAĞLIĞI Cemiyetimiz Üyesi, Sürekli Basın Kartı Sahibi, Değerli Büyüğümüz Artvin’de kene can aldı Ⅵ ARTVİN (Cumhuriyet) Artvin’in Ardanuç ilçesinde kenenin ısırdığı İbrahim Demirci (75), Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı şüphesiyle sevk edildiği Erzurum Atatürk Üniversitesi Araştırma Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Demirci, İncirli köyünde toprağa verildi. Ⅵ İstanbul Haber Servisi Pendik Sülüntepe Mahallesi’ndeki bir inşaatta dün akşam saatlerinde göçük meydana geldi. İnşaatta tesfiye yapan Cemal Çiçek, iş makinesi çalışma yaparken meydana gelen göçükte toprağın altında kaldı. Olay yerinde ölen Çiçek’in cesedi Pendik Devlet Hastanesi Morguna kaldırıldı. YUSUF BAŞALAN 8 Haziran 2012 Cuma günü vefat etmiştir. Kaybı topluluğumuzda üzüntü yaratan Başalan’ın cenazesi 10 Haziran Pazar günü öğle namazının ardından Kadıköy Selamiçeşme Camii’nden alınarak Topkapı Mezarlığı’nda toprağa verilmiştir. Yusuf Başalan’ı sevgi ve saygıyla anarken, ailesine, basın topluluğuna başsağlığı dileriz. İnşaatta göçük: işçi öldü Arkadaşları: Abdullah Aydın, Ahmet Yoldar, Batur İlter, Cemal Seymen, Engin Öztan, Ertuğrul Gülsever, Esat Aycibin, Faik Özeney, Gürbüz Kara, Halil Sarıca, Havva Aydın, İbrahim Yener, Kenan Özüdoğru, Kudret Kitapçı, Mehmet Erzincan, Mehmet Oburoğlu, Miyase İlknur, Şevki Bakırcı, Tahir Çelik, Ümit Sılan TÜRKİYE GAZETECİLER CEMİYETİ C MY B C MY B Çocukların: Baha Toygar, Elife Turgut, Ufuk Turgut, Hilal Toygar ve Okan Toygar Sevgili torunların: Ezgi, Beril, Bade, Beliz, Ilgın ve Bahri Çağrı Ⅵ ANKARA(AA) On Numara oyununda kazanan numaralar “3, 11, 12, 20, 27, 29, 30, 32, 35, 40, 44, 45, 54, 56, 57, 62, 66, 71, 72, 76, 78, 80” olarak belirlerken 10 bilen 1 kişi 212 bin 489 TL kazandı. Çekilişte 9 bilenler bin 707 TL, 8 bilenler 97.50 TL, 7 bilenler 18.10 TL, 6 bilenler 3.05 TL, hiçbilmeyenler ise 2.40 TL kazandı. 1 kişiye 212 bin TL
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog