Bugünden 1930'a 5,399,058 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 12 HAZİRAN 2012 SALI kultur@cumhuriyet.com.tr 14 Ressam Aydın Karahasan yaşamını yitirdi Ⅵ FRANKFURT (Cumhuriyet Bürosu) Çalışmalarını 1965’ten itibaren Almanya’da sürdüren ressam Aydın Karahasan, tatil için gittiği memleketi Hopa’da 9 Haziran’da kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. 1936’da Zonguldak’ta doğan ve devlet güzel sanatlar akademisi resim ve sanat tarihi bölümünü bitiren Karahasan, siyasi nedenlerle gittiği Almanya’da birçok sergiye katıldı, yazılar yayımladı. Almanya’da uzun yıllar resim öğretmenliği de yapan Karahasan, bugün Hopa’da toprağa verilecek. KÜLTÜR David Harvey Türkiye’de Ⅵ Kültür Servisi Türkiye’den sosyal bilimcilerin yakından tanıdığı İngiliz coğrafyacı, siyasal iktisatçı, sosyal kuramcı ve aktivist David Harvey, Türkiye’de konferans verecek. David Harvey’in antikapitalist grev ve eylemlere dair ilk elden deneyimleri ve tanıklıklarından oluşan “Sermayenin sınırları ve antikapitalist hareket” başlıklı konferansı, bugün saat 18.30’da Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu’nda. “Kapitalizmin krizi ve kentsel mücadele” başlıklı konferans ise yarın saat 17.00’de ODTÜ Kültür Kongre Merkezi’nde izlenebilir. Festival, İKSV’nin 40. yılında ‘özelleştirme’ girişimiyle sarsılan tiyatro dünyasını 40 yapımla buluşturdu İslami Burjuvazi Var mı? Varaklar, aynalar, arabesk mobilyalarla dolu evler, plazma ekranlardan 24 saat Boğaz ya da Kâbe manzaraları. Swarovski taşlarla bezenmiş banyolar, Prada süpürgelikler! Gül kokusu püskürten havalandırma sistemleri... Haremselamlık fantezileri, üst kat genelde kadınların... Tüm objelerin “kişiye özel” tasarlandığı bu mekânlarda oturan ve İslama uygun yaşamayı hedefleyen pek değerli yeni zenginler “İslami Burjuvazi” olarak tanımlanıyor şu sıralar. Çoğunluğu genç. Kadınları bakımlı. Kapalı ama pahalı marka giysileri, siyah camlı güneş gözlükleriyle parlak siyah ciplere biniyorlar. Havalı havalı sosyetik cafelerde oturuyorlar. Yüzme havuzlu evlerini hizmetçilerle dolduruyor, su gibi para harcıyorlar. Çocukları İstanbul’un en iyi okullarında ya da Dubai’deki Amerikan kolejlerinde okuyor. Kendileri de genelde yurtdışında yükseköğrenim görmüşler, aile şirketlerinde aktif rol alıyor, hayallerinin evinde oturmak için hiçbir özveriden kaçınmıyorlar. Malikâne ve arabalar zenginlik ve seçkinlik konumlarının göstergesi. Çok rağbet ettikleri bir iç mimarın söylediğine göre, gösteriş önemli, ön planda. “Öyle bir ev olsun ki otuz milyarlık görüneyim!” Para sorun değil. Ödemeler nakit, kesinlikle çek ve senet kullanmıyorlar. Evlerde büyük çelik kasalar bulunuyor. İslamcı burjuvazi mi, yoksa din bezirgânı, görgüsüz yeni zengin sınıfı mı? Mimar, magazin basınında arada bir, akla ziyanuygulama fotolarıyla görünüyor ve siparişleri hayata geçirirken İslam felsefesiyle örtüşmeyen, gözü çıkarılmış, olmazsa olmaz bir şatafata imza atıyor. Burjuvalık şık bir şey, ama sanat ve yaşama kültürü, birikimi, yüzyıllarla incelmiş zevkleri olmayanlar için uygun tanım değil. Sınırlı, yasaklı dünya zevkleri ve dogmalarla özgür düşüncenin, hayatın, sanatın, estetiğin önünü açmak kolay değil. Binlerce dolarlık sultan yataklarında uyuyup fosforlu, mor, turuncu renkte ithal Luis Vuitton ve Chanel tuvalet kâğıtları kullanarak sınıf atlamak mümkün olamıyor. ૽૽૽ Siyasal iktidarın borç ve mirasyedi ekonomisi süper zenginler yaratırken yandaşların siyasi ve ekonomik yükselişi çok hızlı oldu. Din olgusuyla belirlenen sosyal ve kültürel hayat bu yükselişin gerisinde kaldı, yeşil sermayenin birikimi gidecek pek fazla ‘İslami alternatif’ bulamadı. Zaman içinde etkin modern ve kapitalist hayattan ödünç değerler ve kavrayışlar almak zorunda kaldı. Ama taşıma suyla değirmen dönmüyor. Sanatı, edebiyatı, sineması, çağdaş bir felsefesi olmayan özgün olamaz. Kapitalist tüketim ekonomisi modelini, Arabi desteklerle yeniden ve kendince inşaya çalışan İslamcının algı ve beğenisi de çağdaş estetik değerlerle çelişmekte. Yatak odalarına dev plastik palmiyeler, 50 metrekarelik namaz odaları, yaldızlı tahtlar, asansörlü mimberler türünden ‘kitch’ler, banallikler çıkıyor işte ortaya. Ama gelişme dinamiği gizemli bir çizgi izleyen bir ülkede, bir yerlere oluk gibi kara para akıyorken israfın günah değil hak sayılıyor olması da bilmediğimiz ihtiyaçlarla ilgili olabilir. Kuşkusuz her yerde olduğu gibi İslami sermaye sınıfı içinde de sonradan görmeler, hazımsızlar olabilir. Oysa gün görmüşler ve entelektüeller arasında gelişmiş, alçakgönüllü zevk ve değerleri olan birçok insan var. Bunlar da söz konusu savurgan ve gösterişçi tavrı eleştirmekten ve kınamaktan geri durmuyorlar. Belki de asıl çelişki parayla yozlaşmamış inanç ve değerlerle tüketim kültürü arasında. Festival, Tiyatro Pangar’ın “Macbeth”i ile noktalandı. Eserlerin iadesi tartışılacak Ⅵ Kültür Servisi UNESCO Türkiye Milli Komisyonu, yarın “UNESCO 19701972 Sözleşmeleri ile Türkiye’de Dünya Miras Alanları ve Yasadışı Yollardan Yurtdışına Çıkarılan Eserlerin İadesi Ulusal Çalıştayı” düzenliyor. Açılış konuşmalarını Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay ile UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Öcal Oğuz’un yapacağı, gazetemiz yazarı Özgen Acar’ın da katılacağı çalıştayda, Hattuşa örneği, Beçin Kalesi çalışmaları gibi konularda da oturumlar düzenlenecek. Bizden ve onlardan Ⅵ Kültür Servisi Tem Sanat Galerisi’nin, gelenek haline getirdiği ve bu yıl 26. yılına giren “Bizden ve Onlardan 26” adlı uluslararası orijinal sanatsal baskı sergisi 16 Haziran’a kadar sürüyor. Türkiyeli sanatçılarla dört kıtadan on beş uluslararası sanatçının bir araya geldiği sergide gravür, litografi, tahtabaskı, linolium, carborandum, monotip, gibi tekniklerle hazırlanan yapıtlar sergileniyor. Bu festival çok ‘özel’di zun bir maratonu geçen hafta bugün noktaladık. 5 Mayıs’ta Türkiye’de Çin Kültürü Yılı etkinlikleri nedeniyle Şanghay Şarkı ve Dans Topluluğu, Pekin Operası, Ejderha ve Aslan Sokak Tiyatrosu’nun gösterileri ile başladığımız koşuşturma, 5 Haziran’da Tiyatro Pangar’ın “Macbeth”i ile noktalandı. Bir ay boyunca, 22 mekânda, genelde günde 4, kimi zaman 6 sahnede, farklı seanslarda oyunlar izleyerek ve de bazısında yüzümüz gülerek, bazısında yüzümüz hafif asılarak Kadıköy, Üsküdar, Caddebostan, Beyoğlu arasında gittik geldik… Kimi zaman Hamursuz Fırın’a ya da Balıkçılar Çarşısı’nda Sahne Beşiktaş’a, Hasköy İplik Fabrikası’na, Galata Rum İlköğretim Okulu’na kadar uzandık… Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi özellikle büyük sayılabilecek yapımlar için cankurtaranımız oldu. “İKSV’nin 40. yılında 40 yapım” buluşumuzu çok sevdik ama, çok koşturduk. Tiyatro Festivali 24 bin seyircinin üstünde yüzde 80 dolulukla kapandı. kimsin!” olarak algılayan bir başbakan, sanatın kılcal damarlarına ulaşmaya çalışıyor. Muhafazakâr sanatla başladık, operada mescide doğru ilerliyoruz… Bir yandan bu konular gündem oluştururken öte yandan kaşla göz arasında hayata geçirilecek yasal uygulamalar, hep yapılageldiği gibi, hedefine ulaşmasın! Ortak yapımlar ve sonrası Sevgili Cüneyt Türel’i festival başlamadan çok kısa bir süre önce kaybettik ve “Elin Elimde” oynamadı maalesef ama, o iki gün Küçük Sahne’de Evren Ercan’ın provalar süresince amatör bir kamerayla çektiği, Zeynep Özbatur Atakan’ın kısa sürede kurgusunu yaptığı bir film paylaşıldı seyirciyle. Bence, Cüneyt’in hiç tükenmeyen tiyatro sevdasına bir gönderme olarak kalacak bu belge. Bu yıl, “Elin Elimde” ile birlikte dört projede ortak yapımcı olmak gibi olumlu bir adım attık. “İçtimai Hakiki”, “Üç Faz” ve “Ah Smyrna’m Güzel İzmir’im”. Ne güzel ki bu önerimiz topluluklar tarafından olumlu karşılandı ve hayata geçti. İnanıyorum ki, 2014’te, festival ortak yapım projelerine katkı payını daha yüksek tutabilecek ve belki kendi yapımını da hayata geçirebilecektir, tıpkı 2004’te “Nâzım’a Armağan”da olduğu gibi... Böylesi adımlar kuşkusuz festival kapsamında yapısal birtakım değişikliklerin gerekliliğini de ortaya koyacaktır. 18. Tiyatro Festivali bu yıl atölye çalışmalarına, eğitim projelerine geçen yıllara oranla daha fazla ağırlık verdi. Hemen belirtmeliyim ki atölyelerin tümü davet değil, başvuru esasına göre yapıldı. Bu tür eğitim çalışmalarının her yıl yapılması planlanıyor. Bu arada, tabii ki Refik Ahmet Sevengil Sergisi ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın doğumunun 100. yılı nedeniyle SALT Galata’da yapılan Ubor Metenga buluşması dolu dolu geçti. Evet, bir festival böyle geçti, ama biz maratonu bitirmedik. 2122 Haziran akşamları İKSV’nin kuruluşunun 40. yılını kutlamak için ünlü Katalan topluluk La Fura Dels Baus’un çarpıcı gösterisi “İstanbul İstanbul”u izlemek üzere Haliç Camialtı Tersanesi’ne bekliyoruz sizleri. U Adana’dan sinemaya destek Ⅵ ADANA (Cumhuriyet) Bu yıl 1723 Eylül tarihleri arasında yapılacak 19. Altın Koza Film Festivali kapsamında, Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması, Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması ve Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nın yönetmelik ve ödülleri açıklandı. Buna göre, en iyi filme 350 bin lira ödülün verileceği yarışmalarda, toplam 838 bin lira ile sinemaya destek sağlanacak. Ⅵ Kültür Servisi İlk kez düzenlenen Madrid Uluslararası Film Festivali’nde yönetmenliğini Flavia Casa’nın yaptığı “Marmara” adlı kısa metrajlı filmdeki rolüyle Berke Üzrek “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu”, “Hicaz” filminin yönetmeni Erdal Rahmi Hanay ise “Jüri Onur Ödülü”ne değer görüldü. festivalde “En İyi Film” ödülünü Finlandiyalı Sami Malmberg’in yönetmenliğini yaptığı “Mad Rush” adlı film kazandı. ᮣ Tiyatro Festivali, bugüne kadar hep insan haklarından, özgürlüklerden yana, düşünceyi yücelten oyunlar sundu. Bu yıl da ‘Özgürlükler ve Sorgulamalar’ temasına odaklanan yapımlar konuktu. Festival, 24 bin seyircinin üstünde yüzde 80 dolulukla kapandı. nedeni de burada, bu genel duruşta aranmalıdır. 30 gün süresince yerlisinden yabancısına tüm oyunlarda seyirciyle sahne arasında yaşanan alışverişi, etkileşimi yakalamamak imkânsızdı. Bunu, bu yıl yurtdışından gelen konuklar, basın mensupları da gözlemlediler ilginç bir biçimde. Tabii, bir yandan bu dinamik atmosferden etkilenirken, öte yandan tiyatro dünyasında yaşananlara anlam vermekte zorlanıyorlardı. Nasıl zorlanmasınlar ki? Biz zorlanmıyor muyuz? Sanatı kendi dünya görüşünün kalıplarına tıka basa doldurmaya çalışan, sanatçıyı “sen ‘Özgürlükler ve Sorgulamalar’ Tiyatro Festivali, Şakir Eczacıbaşı’nın her zaman altını çizdiği gibi, bugüne kadar oluşturduğu programlarda daima insan haklarından, özgürlüklerden yana olan, bağnazlıkları kıran, düşünceyi yücelten oyunlar sunmuştur. Bu yıl da tema “Özgürlükler ve Sorgulamalar” olarak belirlendi. Festivalin konuğu olan pek çok yerli ve yabancı yapım bu sorun çevresine odaklanıyordu. Seyircinin festivale giderek artan ilgisinin Madrid’den iki ödül Ruhi Su Londra’daydı Ⅵ Kültür Servisi Sesi ve sazıyla Yunus Emre’yi, Pir Sultan’ı, Dadaloğlu’nu geniş halk kitlelerine sevdiren Ruhi Su, doğumunun 100’üncü yıl etkinlikleri kapsamında Londra’da da anıldı. Ruhi Su Dostlar Korosu, 9 Haziran Cumartesi günü, Londra’da bulunan St. Mark’s Chic Kilisesi’nde bir konser verdi. Gecede Ruhi Su’nun Avustralya konserinin konu edildiği belgesel film de gösterildi. BAKIRKÖY BELEDİYE TİYATROLARI YAZ OYUNLARI ŞENLİĞİ BUGÜN BAŞLIYOR Kaya birinci oldu Ⅵ Kültür Servisi Bugüne kadar çok sayıda uluslararası ödüle değer görülen gitar yorumcusu ve kayıt sanatçısı Celil Refik Kaya, Buffalo’daki Kleinhans Konser Salonu’nda düzenlenen Uluslararası JoAnn Falletta Gitar Yarışması’nda birinci oldu. Kaya böylece, 10 bin dolarlık para ödülünün yanı sıra, değerli bir İspanyol gitarı ve Virginia Senfoni’yle “Round Top Music Festival”e katılım imkânı kazandı. Tiyatroda var K A M İ L M A S A R A C I K Ü L T Ü R ⅷ Ç İ Z İ K Beyoğlu’nun sesleri Kule dibinde Ⅵ Kültür Servisi “Seslerin İzinde Beyoğlu’nun Kalp Atışları” belgeseli, Galata Kulesi Meydanı’nda dün izleyiciyle buluştu. Esra Alkan ve Sema Moritz’in projesini tasarlayıp Alkan’ın yönettiği belgeselde, Yüksek Kaldırım’daki sinagogda yıllar önce yapılan düğünlerden, Büyük Londra Oteli’ndeki gramofon kayıtlarına kadar “Beyoğlu’ndaki seslere” ilişkin detaylı bilgi yer alıyor. ‘Obsesyon’ Kültür Servisi Bakırköy Belediye Tiyatroları (BBT) Yaz Oyunları Şenliği bugün başlıyor. 17 Haziran’a kadar sürecek festivalde altı oyun sahnelenecek. Önceki sezon genç oyuncuların yazdığı oyun metinlerinin sahnelendiği “Oyun Yazım Atölyesi” ile başlayan etkinlik, bu sezon sonunda ise “Yaz Oyunları Şenliği” ile devam ediyor. Oyun seçimini ve oluşum sürecini genç tiyatrocularla birlikte değerlendirdiklerini söyleyen BBT Genel Sanat Yönetmeni Müşfik Kenter, “Bu yıl genç oyuncularımızın farklı deneyimler içine girebilecekleri özgün projeleri desteklemeyi istedik. Herkes projesini önerdi. Beraber gerçekleştirilecek projeleri değerlendirdik. Her oyunu öneren arkadaşımız süreç içinde kendi ekibini ve çalışma koşullarını oluşturdu. Biz de kurum olarak dekor, aksesuvar, kostüm, oyuncu ve prova mekânı desteğinde bulunduk. Oyunları tanıtabileceğimiz aylık bir program çıkardık. Hepsi birbirinden farklı oyunlardan oluşan bir festival içeriği oluştu” diyor. Bugün Esra Pamukçu’nun yazıp yönettiği “Obsesyon” ile başlayacak festivalde Serkan Öz’ün yönettiği “İnsan Neyle Yaşar” yarın, M. Gürhan Başaran’ın yazdığı, Şirin Asutay’ın yönettiği “Tüy” 14 Haziran’da, Şirin Asutay’ın yazıp yönettiği “4x4” 15 Haziran’da, Samuel Beckett’in Cem Kenar’ın rejisiyle sahneye aktarılan “Krapp’ın Son Bandı” 16 Haziran’da, Hande Öksüz’ün yazdığı, Doğacan Taşpınar’ın yönettiği “2200” ise 17 Haziran’da saat 21.00’de Yunus Emre Kültür Merkezi Turhan Tuzcu Sahnesi’nde seyirciyle buluşacak. (0212 661 38 9495) C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog