Bugünden 1930'a 5,475,058 adet makale



Katalog


«
»

9 MAYIS 2012 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA kultur@cumhuriyet.com.tr KÜLTÜR 17 Sinangil’in 4. senfonisi Şef Gürer Aykal yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası, Ali Doğan Sinangil’in eserinin dünya prömiyerini yaptı Bitmeyen dava Yumuşak Makine ve Ölüm Pornosu davalarında hâlâ bilirkişi raporları bekleniyor AYŞEGÜL ÖZBEK Seyfi Teoman’ı yitirdik Kültür Servisi Bakırköy’de üç hafta önce geçirdiği trafik kazasında ağır yaralanan yönetmen Seyfi Teoman (35), hayatını kaybetti. Bakırköy’de 16 Nisan’da motosiklet kazası geçiren ve beyin kanaması teşhisiyle kaldırıldığı İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Reanimasyon Anabilim Dalı’nda 3 haftadır tedavisi süren Seyfi Teoman, dün akşam hayatını kaybetti. Boğaziçi Üniversitesi’nin ardından Kieslowski’nin de mezun olduğu Polonya’daki ünlü Lodz Film Akademisi’nde yönetmenlik okuyan Teoman’ın Barış Bıçakçı’nın romanından uyarladığı “Bizim Büyük Çaresizliğimiz”, geçen yıl Berlin Film Festivali’nin ana yarışma bölümüne seçilmişti. Teoman’ın ilk uzun metrajlı filmi “Tatil Kitabı” da dünya prömiyerini Berlin Film Festivali’nin Forum bölümünde yapmış ve İstanbul Film Festivali’nde en iyi film seçilmişti. Teoman, İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale kazanan Emin Alper’in yönettiği “Tepenin Ardı” filminin yapımcılığını üstlenmişti. ᮣ Ülkemizde uzun yıllar çağdaş müzik yorumcusu ve dinleyicisi bulmak zordu. Bu nedenle çok az yapıtı seslendirildi Sinangil’in. ‘Mevlana Oratoryosu’ sadece bir kayıtta yer aldı. ‘Bağdat Hatun’ operası, ‘3. Senfoni’, viyolonsel, keman ve piyano konçertoları ve nice oda müziği yapıtı gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Geçen hafta Ankara’da Gürer Aykal yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası’yla Ali Doğan Sinangil’in (1934) “4. Senfoni”sinin dünya prömiyeri yapıldı. Sinangil’i ne kadar tanırız? Ülkemizde Arel, Usmanbaş, Mimaroğlu, Fırat ve Tanç gibi 20. yüzyıl müzik dilini yansıtan bir bestecimizdir. Konservatuvarlardan yetişmeyen ve hocalık yapmayan nice besteci gibi, onu da ne topluma sunacak hocaları olmuş ne de yapıtlarını seslendirecek öğrencileri. Babası bir sanayici. Galatasaray Lisesi’ndeki eğitimi boyunca Seyfeddin Asal, Demirhan Altuğ, Tahir Sevenay ve sonra da Ali Sezin gibi zamanın güçlü öğretmenleriyle eğitilmiş. Almanya’ya mühendislik okumaya gittiği 195560 yılları arasında Darmstadt Müzik Enstitüsü’nde Scherchen, Maderna, Boulez, Ligeti, Stockhausen gibi yeni müziğin öncü kişilerini yakından tanımış. Ortaya çıkan ilk yapıtları da yine onların izinde olmuş: Açık formlarda ve ton kavramından uzak bir yazı. Yeni müziğin dilini tasavvuf felsefesiyle birleştirmeye başladıktan sonra ortaya “Mevlana Oratoryosu” (1973) gibi yapıtları çıkmış. Giderek gizemli düşünceyi ve Anadolu Türk kültürünün renklerini de içeren soyut bir müzik dili onun kimliğini oluşturmuş. Ülkemizde uzun yıllar çağdaş müzik yorumcusu ve dinleyicisi bulmak zordu. Bu nedenle çok az yapıtı seslendirildi Sinangil’in. “Mevlana Oratoryosu” sadece bir kayıtta yer aldı, hâlâ canlı konser yorumu yapılmadı. Onun gibi “Bağdat Hatun” operası, “3. Senfoni”, viyolonsel, keman ve piyano konçertoları ve nice oda müziği yapıtı gün yüzüne çıkmayı bekliyor. Oysa giderek çağdaş müziği iyi çalan müzikçilerimiz ve çağdaş müziği merak eden bir izleyici kitlemiz oluştu. Nitekim Bilkent’teki konser ilgiyle izlenmiş ve bestecisini çok mutlu eden bir yorumla çalınmış. Sinangil konserin izlenimlerini şöyle aktardı: “İki yıl önce Gürer Aykal’a Borusan’daki bir konser sonrasında 4. senfonimin partisyonunu verdim ve dedim ki, artık 78 yaşındayım, çalınmayan o kadar çok eserim var ki, onları duyamadan göçüp gideceğim bu dünyadan. Gürer Bey eserlerimi en çok çaldırtan şef olmuştur. Yaylı Çalgılar Süitimi ve Birinci Senfonimi de daha önce konserde çaldırtmış ve kayıt yapmıştı. 4. Senfoni’yi belli ki iki yıl içinde incelemiş, çalışmış ve Bilkent Orkestrası’na ayrıntıları gayet güzel anlatmış. Sonuçta eserin bütününde olduğu gibi, bakırlar ve yaylılar arasında çok etkileyici efektler ortaya çıktı. Salondaki dinleyicinin ilgisi ise beni ayrıca memnun etti.” SADRİ ALIŞIK SİNEMA VE TİYATRO OYUNCU ÖDÜLLERİ VERİLDİ ‘En politik ödül töreni’ Kültür Servisi “17. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri” önceki akşam Beşiktaş Mustafa Kemal Merkezi Attilâ İlhan Salonu’nda düzenlenen törenle sahiplerine verildi. Sunuculuğunu Okan Bayülgen’in üstlendiği geceye, Şehir ve Devlet Tiyatroları’nın özelleştirilmesine gösterilen protestolar damga vurdu. Sanatın özgür olması gerektiğini vurgulayan tiyatro sanatçıları, bugün yapılacak ‘sessiz’ eyleme de davette bulundular. Beşiktaş Belediye Başkanı İsmail Ünal’ın katkısıyla düzenlenen gecede müzikal dalında ödül alan Genco Erkal, “Hayatımda bu kadar politik bir ödül töreni görmedim, bu değişimi kime borçluyuz” acaba diye sorarak, “İnsanları ‘sizler bizler’ diye ayıran, aydınlarına sanatçılarına düşman, parmağını sallayıp ‘Siz kimsiniz’ diyene ben de bir Sadri Alışık selamı veriyorum” dedi. Tiyatro seçici kurul başkanı Üstün Akmen, alternatif tiyatroların bu yıl 10 sahnede 100’ü aşkın oyun sahnelediğini vurgular BAŞBAKAN’A YANIT: DT 63 yıldır sahnede! ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Devlet Tiyatroları yönetimi resmi internet sitesinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Tiyatroları özelleştiriyorum” sözüne ve kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan “Bunlar bankamatik sanatçısı” algısına, “DT 63 yıldır sahnede” başlığı altında yayımladığı istatistik ile yanıt verdi. İstatistikte şu bilgilere yer verildi: “300 yerleşim bölgesine yılda 600 turne gerçekleştirdik. Her yıl 100 yeni oyunla izleyicilerimizin karşısına çıktık. Ayda 875 temsil yapıyoruz. Sahnelerimizde yüzde 90’ları aşan doluluk oranı ile oyunlarımızı sahneliyoruz. Yılda 2 milyon seyirci izliyor.” ᮣ Ödül törenine son dönemde Şehir ve Devlet Tiyatroları’nın özelleştirilmesi yolunda atılan adımların protestoları damga vurdu. Genco Erkal, “Hayatımda bu kadar politik bir ödül töreni görmedim, bu değişimi kime borçluyuz?” dedi. ken, “Alternatif tiyatrolar geleceğin Türk Tiyatrosu için büyük bir umuttur” dedi. Gecenin ödülleri ve kazananları şöyle: Sinema Ödülleri En İyi Kadın Oyuncu: Nazan Kesal (Saç) En İyi Erkek Oyuncu: Yılmaz Erdoğan, Taner Birsel, Muhammet Uzuner (Bir Zamanlar Anadolu’da) Müzikal ya da Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu: Nesrin Cevadzade (Yangın Var) En İyi Erkek Oyuncu: Şahin Irmak (Entelköy Efeköy’e Karşı) Özel Ödüller Ayhan Işık Özel Ödülü: Timuçin Esen (Labirent) Jüri Özel Ödülü: Press filmi Onur Ödülü: Ediz Hun Selda Alkor Tiyatro Ödülleri En Başarılı Kadın Oyuncusu: Esra Bezen Bilgin (Önce Bir Boşluk Oldu Kalp Gidince Ama Şimdi İyi) En Başarılı Erkek Oyuncucusu: Mert Tanık (Rosenbergler Ölmemeli) Müzikal ya da Komedi Dalında En Başarılı Kadın Oyuncusu: Tülay Günal (Ben Bertolt Brecht Dostlar Tiyatrosu) En Başarılı Erkek Oyuncusu: Genco Erkal (Ben Bertolt Brecht Dostlar Tiyatrosu) Özel Ödüller Efes Özel Ödülü Tiyatro 0.2 Seçici Kurul Genç Oyuncu Özel Ödülü: Erkan Kolçak Kösdendi (Aut Sıfırnoktaiki) Seçici Kurul Özel Ödülü: Anlamsız Konuşmalar (Tiyatroperest) Onur Ödülü: Müşfik Kenter el Yayıncılık’tan çıkan William S. Burroughs’un “Yumuşak Makine” kitabının altıncı ve Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Chuck Palahniuk’un “Ölüm Pornosu” kitabının dördüncü duruşması dün Çağlayan Adliyesi 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde arka arkaya görüldü. Her iki kitabın da yayıncı ve çevirmenlerinin yargılandığı duruşmalar, bilirkişi raporları beklendiği için 5 Temmuz saat 09.30’a ertelendi. Duruşmada ceza hukuku bilirkişisinden hâlâ bir cevap gelmediğini belirten hâkim, bilirkişiyi telefonla aradığını ancak yanıt alamadığını söyledi. Bunun üzerine Sel Yayınları Genel Yayın Yönetmeni İrfan Sancı söz alarak; “Bu kitabın yargılandığı yasa zaten edebi eserleri suçlamalardan muaf tutar. Buna rağmen Muzır Kurulun verdiği rapora dayanarak yargılıyor ve edebi eser olup olmadığını incelemek için bilirkişi arıyorsunuz. Diyelim ki bilirkişiler Yumuşak Makine’nin edebi olmadığına karar verdi. Bu durumda kitap edebi eser olmaktan çıkacak mı? Bu, insan aklının geldiği yere de hakarettir” dedi. Hâkim ise Sancı’ya “Bir kitabın edebi olup olmadığına toplumun karar vermesi gerektiğini mi söylüyorsunuz?” diye sordu. Sancı “Tabii ki öyle olmalı” deyince hâkim “O zaman İngiliz ya da Batı edebiyatı kürsüleri ne için var?” dedi. Sancı ise edebiyat kürsülerinin yargılanan kitapların edebi olup olmadığına karar vermek için kurulmadığını ifade etti. Ardından hâkimin, “Reklamınız oluyor işte fena mı?” demesi üzerine Sancı “En nefret ettiğim yaklaşım bu. İstemiyoruz böyle reklam” diyerek karşılık verdi. Ardından görülen Ölüm Pornosu duruşmasında da karar için bilirkişi raporunun beklendiği belirtildi. S şsanat’ta Viyana akşamı Pazar akşamı İşsanat’ta 19. yüzyıl başlarından Viyana’da bir dinletiye tanık olmuş gibiydik. Klavsenci, araştırmacı ve şef Trevor Pinnock, Deutsche Kammerphilharmonie Bremen adlı 32 yıllık topluluğu yönetiyordu. Ne zaman Trevor Pinnock’u dinlesem onun 1987’deki ilk İstanbul konserini anımsarım. Flütçü JeanPierre Rampal hastalanınca tek başına üstlenmişti o konseri. Rampal için bilet alan dinleyicilerin çoğu da o çalmayınca geri dönmüş ve Pinnock’un harika klavsen resitalini kaçırmışlardı. Ondan sonra Pinnock kendi orkestrası English Concert ile ve başka dopluluklarla kim bilir kaç kez Türkiye’ye geldi. Bu konser büyük Bach’ın oğullarından Karl Phillipe Emmanuel’in bir senfonisiyle başladı. Pinnock, o zamanın şefleri gibi klavseniyle topluluğu yönetti. Haydn’ın Armida Uvertürü, Schubert’in 5. Senfonisi ve Mozart’ın erken dönem senfonilerinden birinin Menuet’siyle yaptığı bis, hep kontrollü, ince ayrıntıların gözetildiği ve yapıtların zamanına uygun yorumlarıydı. Pinnock tempoları, ses dinamiklerini ve çalgı toplulukları arasındaki dengeleri incelikle denetliyordu. Beethoven’in 3. piyano konçertosunu ünlü Portekizli piyanist M.J. Pires’in yerine gelen David Fray’ın solistliğinde dinledik. Fray, piyanistik gösterilerden, parlak virtüoziteden kaçınarak, oldukça ağır tempoda, Beethoven’in zamanındaki kare piyanoların tınısını arayan bir tuşe kontrolüyle çaldı. Gariptir ki salondaki kimi izleyiciyi çok etkilendi, kimi izleyici de bu yoruma itiraz etti. İ CHP’den ŞT yönetmeliğine dava Yönetmeliğe ilişkin kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istendi İstanbul Haber Servisi İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin CHP grubu üyeleri, “Şehir Tiyatroları Şube Müdürlüğü’nün Görev ve Çalışma Yönetmeliği’ne ilişkin kararının iptal edilmesi ve yürütmesinin durdurulması istemi ile dün Bölge İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Yenibosna’daki İstanbul İdare Mahkemesi’ne sunulan, belediye meclisi üyesi Tuncer Özyavuz ile Fahrettin Kayhan’ın dava dilekçesinde, belediyenin 12 Nisan 2012 tarihinde yeni yönetmeliğe ilişkin aldığı kararın iptali ve yürütmesinin durdurulması istendi. Şehir Tiyatroları’nın belediyeye bağlı 98 yıllık bir sanat kurumu olduğuna dikkat çekilen dilekçede, “İBB, ‘Daha demokratik bir yönetmelik çıkarıyoruz’ iddiası ile davaya konu yönetmeliği kabul etmiştir. Davalı idare, eski yönetmeliğin ihtiyaçlara cevap vermediğini belirtip yeni ihtiyaçlara uygun bir yönetmelik çıkarsaydı, çıkarılan bu yönetmelik demokratik bir yönetmelik olsaydı herhangi bir problem olmazdı. Yeni yönetmeliğin tek amacı, bir sanat kurumu olarak düzenlenen ve çalışmalarını şimdiye kadar bu şekilde sürdüren bir kurumun şube müdürlüğü konumuna getirilerek anayasa ile güvence altına alınan sanat özgürlüğünün yok edilmesidir” denildi. Yönetmelik ile “iktidara göre, iktidarın istediği sanat” anlayışının uygulanacağına dikkat çekilen dilekçede, “Öncü bir kurum olan Şehir Tiyatroları’nı iktidarın emrinde ve anlayışı doğrultusunda sanat yapan bir kurum olarak dizayn etme anlayışı vardır. Bu anlayış, anayasada yer alan sanat özgürlüğü hükmüne aykırıdır” denildi. CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da söz konusu yönetmeliğin yasalara aykırı olduğunu belirterek “Bu konudan etkilenen bütün sanatçı dostlarımızın, bütün yurttaşlarımızın da konuyla ilgili dava açmalarını talep ediyoruz” diye konuştu. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog