Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 30 MAYIS 2012 ÇARŞAMBA 8 İstanbul Edirne Kocaeli Çanakkale İzmir Manisa Denizli Zonguldak Sinop Samsun Trabzon Giresun Ankara Y Y Y Y Y Y Y Y Y Y Y Y Y 22 23 24 23 25 25 25 20 19 20 20 23 23 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars Y B B PB PB PB Y PB PB Y Y Y Y 20 25 23 23 27 27 31 32 31 31 23 21 18 Oslo B Helsinki PB Stockholm Y Londra Y AmsterdamPB Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih Y Berlin Y BudapeştePB Madrid PB Viyana Y HABERLER 14 17 14 25 19 22 24 24 24 22 27 33 24 Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Moskova Aşkabat Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam PB PB B B Y PB B PB PB Y Y B B 24 20 24 26 23 23 38 33 29 27 25 33 33 Ülkemizin geneli parçalı ve çok bulutlu, Marmara, Ege, İç Anadolu’nun kuzeybatısı, Karadeniz, Doğu Anadolu Bölgesi ile Isparta, Burdur, Diyarbakır, Batman, Siirt çevrelerinin sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Hava sıcaklığının yarın iç ve doğu kesimlerde 2 ila 4 derece azalacağı, hafta sonunda ülkemiz genelinde 3 ila 5 derece artacağı tahmin ediliyor. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 30 Mayıs GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada emrini kimin verdiği sorulunca Sultan’ın sigortaları atıyor. Gözlerindeki alacakaranlık daha koyulaşıyor. Kara mı kara bir renge dönüşüyor. İri burun delikleri genişliyor. Yüzünün rengi koyulaşıyor ve… …muhalefete, medyaya, isim vermeden köşe yazarlarına akbabalar diye saldırmaya başlıyor. Uludere tartışmalarını gündemden düşürmek, muhalefetin dilini, durmadan konuyla ilgili haber üretip yazan medyayı frenlemek, yazarların sesini kısmak, RTE’nin güncel derdi. ૽૽૽ Muhalefetin ve yazarların kalemlerini Uludere dışında bir konuya çevirmek… Ama nasıl, nasıl, nasıl? “Buldum, buldum” diye sokağa fırlayan Arşimet sanki RTE. Bir gün ikindi vakti, üstelik kalabalıkları karşısında görünce zembereği boşalmış saat gibi, her aklı evvelin kırk yıl düşünse bulamayacağı bir konuyu, Uludere ile bağdaştırarak başladı haykırmaya: “Kürtaj da sezaryenle doğum da cinayettir!” Uludere derken kürtaj ve sezaryen nereden çıktı yahu, demeye fırsat kalmadı. Kadın milletvekilleri kürtajıma, sezaryenime dokunma diye rahim muhafızlığına soyundu. Kimi kadın dernekleri de kürtaj söylemi kadına yönelik siyasal tacizdir diye savcıları harekete geçirmeye çağıran demeçler vermeye… …medya, yazarlar, kadın doğum uzmanları tartışmaya başladılar. RTE’nin her söylediğinde bir hikmet gizli sanısıyla donanmış kafalar arasında, durup durduk yerde “Başbakan kürtajı ve sezaryenle doğumu neden cinayet olarak niteledi?” diye sorana ve de… …Uludere’yle ilgili canını acıtan eleştirilerden kurtulmak isteyen RTE’nin gündemi değiştirmek amacıyla kürtaj ve sezaryen sorununu ortaya attığının nedenini açıklayana henüz rastlanmadı. RTE akla gelmeyecek bir konuyu ortaya atınca her çevrenin, toplumsal sorunları bir yana bırakıp, yelkenleri o konuya fora edeceğini adı gibi biliyor ve gündem değiştirme kartını devreye sokuveriyor. Ne yazık ki “maksadı hasıl oluyor”! ૽૽૽ Kürtaj ve sezaryen üzerine öyle yazılar, TV’lerde sohbetler yayımlandı ki, artık ilkokul çocukları; “Evladım, kürtaj nedir, sezaryenle doğum ne demektir” sorularına dini emirlere kadar tam tekmil doyurucu yanıtlar verebilecekler. Fıkıh âlimlerinin gebeliğin erken dönemlerinde sakınca görmediğini, kimi fıkıh âlimlerinin ise gebeliğin ilk üç ayı içinde “cenine ‘ruhun’ üflendiğini”, çocuk düşürme veya aldırmanın ondan sonra “haram” olduğunu söylediğini biliyorlar artık! Telaşa da gerek yok! Taha Akyol yazdı; kürtaj ve sezaryen sorununu kökünden çözümleyecek müjdeyi Diyanet İşleri Başkanlığı dün açıklayacağı “bir fetva” ile verecekti. ૽૽૽ Ha, hükümet mi ne yapacak, nasıl önlemler açıklayacak? Sağlık Bakanı RTE’den tak diye emir aldı. Herhalde şak diye açıklama yapmak için bakanlığı dört bir koldan kürtaj cinayetlerinin nasıl önlenebileceğini araştırıyor. Adalet Bakanlığı da TCY’nin 99. maddesini Başbakan doğrultusuna çevirebilmenin yollarını araştırmakta gecikmemeli... Kürtajı cinayetle özleştiren Başbakan’ı tatmin edecek yegâne formül elbette TCY’deki maddeyi, kürtajı yasaklayan içeriğe devşirmek! Ama bu formül zinhar olmazzz! Müslüman mı Müslüman Başbakan’a ters düşüyor. Zira Katoliklerde, gebeliğin bütün dönemlerinde kürtaj yasak! ૽૽૽ Seçimlerde oy beklentilerini sarsacak önerileri RTE’ye sunmak kimin haddine. Böyle önerileri getirmeye cesaret edecek olana sunacağı seçenek; kırk katır mı kırk satır mı? Fakat medya; tabii cesaret edebilirse, RTE’nin kürtaja açtığı kampanyaya, bir kampanyayla karşı çıkabilir. Korkacak hali de yok. RTE, zaten medyayı hemen her gün kırk katıra bağlıyor, kırk satırla yok etmeye çalışıyor! Basın Konseyi Başkanı ve yazarımız Orhan Birgit, önceki gün Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz ile TBMM Başkanı Cemil Çiçek tarafından başlatılan ‘Parlamentolararası Değişim ve Diyalog’ projesinin açılış töreni için Ankara’daydı. Birgit’in ‘bir kahve içimi’ bir araya gelme ricasını, önceden planlanmamış olsa da kırmayan Çiçek, yoğun programının arasında bizleri Meclis’teki makam odasında ağırladı. Görüşmenin tamamı ifade özgürlüğü ve tutuklu vekiller üzerineydi. AP Başkanı Schulz’un Meclis’teki törende ve Ankara’daki diğer temaslarında sık sık vurguladığı ‘ifade özgürlüğü’ sorununu anımsatan Birgit, Çiçek’ten ikisi (Mustafa Balbay, Mehmet Haberal) milletvekili sıfatı da taşıyan tutuklu gazeteciler konusunda destek istedi. Özellikle de iktidar partisi ve Başbakan Tayyip Erdoğan nezdinde girişimlerini sürdürmesini istedi. Çiçek de milletvekillerinin tutukluluğunun sürmesinden rahatsız. Özellikle altını çizdiği husus ise bu konuda kendi yetkisinin olmayışı. Meclis tüzüğünde yer alan on maddelik yetkilerini tek tek okuduktan sonra şöyle devam etti: “Elimdeki yetkiler belli. Hepsi de tüzükte yazılı. Hal böyleyken sınırsız yetkim var sanıp, benden yapamayacağım şeyler Çiçek: Ordusuz Generalim Ben bekleniyor. Oysaki ordusuz bir generalim ben burada.” değişmiyor. Ben ne yapayım şimdi? Bunu bile bile beni hedefe koymanın anlamı var mı? Benim de bir onurum var. Benim de ailem, çoluğum çocuğum, eşim dostlarım var. Bugüne kadar sineye çektim sözlerini ama burama geldi. Artık çekmeyeceğim. Söylediği sözün karşılığını alacak.” on çare: Adli kontrol Adalet Bakanı koltuğunda Sadullah Ergin’den önce Çiçek oturuyordu. “Normalde halef selefler iyi geçinemez. Ama Sadullah Bey çok iyi niyetli ve çalışkan bir arkadaşımız” dedikten sonra, Ergin tarafından hazırlanan üçüncü yargı reformunu işaret ediyor. Bu pakette yargının işleyişini hızlandırması öngörülen maddelerin yanı sıra adli kontrol mekanizmasından faydalanacak tutuklularda şu an iki yıl olan ceza üst limitini tamamen kaldıran bir değişiklik önerisi de yer alıyor. Bu haliyle hayata geçerse hâkimlerin takdiri doğrultusunda bazı tutukluların tahliyesi mümkün hale gelecek. Çiçek, net bir şey söylemekten kaçınıyor ama bu maddenin tutuklu vekiller sorununa çözüm olarak son bir umut olarak gördüğü izlenimini edindik. İktidarın oyları olmaksızın geçmesi mümkün olmayan bu paketten bahsederken de Çiçek’in AKP ile CHP arasındaki diyalog eksikliğine bir kez daha vurgu yapma ihtiyacı hissetmesi manidar geldi bize... S 25 BARODAN ORTAK AÇIKLAMA ralarında 30 metre var Buna rağmen Meclis’te yeni bir uzlaşma havası yaratılması için tutuklu milletvekilleri konusunda girişim başlattı Çiçek. Önce 3 muhalefet partisini bir araya getirdi. Ardından onların mutabakata vardığı ortak yasa değişikliği önerisini iktidar partisine iletti. Ancak AKP’nin kapıları yasal ve anayasal değişikliklere kapatması nedeniyle sonuç alınamadı bu girişimden. Çiçek’e göre sorunun mevzuat değişikliğiyle çözülememesinin ardında da iktidar ile muhalefet arasındaki diyalog eksikliği ve kutuplaşma yatıyor. Bu konuda da eleştirilerinin hedefinde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğu var. AKP lideri ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Baykal döneminde yeni CHP Genel Merkezi’ne hayırlı olsuna gittiğini, Kılıçdaroğlu’nu da terörle mücadele konusunda ziyaret ettiğini (kendisi de başbakan yardımcısı olarak yer almıştı ziyarette) anımsatıyor. A Ve CHP liderinin benzer bir diyaloğu Erdoğan ile kurmamış olmasını yadırgadığını ifade ediyor. Başbakan’ın annesinin vefatı ve ameliyatı sonrasında Kılıçdaroğlu’nun ziyaretlerinin ise gündemdeki meseleleri konuşmak için uygun zemin olmadığı kanaatinde Çiçek. Beklentisini şöyle ortaya koyuyor: “Sayın Kılıçdaroğlu sıkıntısını herkese, hatta yurtdışında Papandreu’ya, Barroso’ya söylüyor. Ama Meclis’te odalarının arasında 30 metre bile olmayan Başbakan’a söylemiyor. İktidar ile muhalefet konuşmazsa sorunlarını nasıl çözecekler?” Hukuksuzluk tahammül sınırını aştı İstanbul Haber Servisi Silivri Cumhuriyet Savcılığı’nın, İstanbul Barosu Başkanı Doç. Dr. Ümit Kocasakal ile 10 yönetim kurulu üyesini “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağırmasına Türkiye genelinde 25 barodan tepki geldi. 25 baro başkanın imzasının bulunduğu ortak metinde, “yapılan hukuksuzlukların tahammül sınırını aştığı” vurgusu yapıldı. İstanbul Barosu’nda düzenlenen toplantıda ortak basın açıklamasını, Ankara Barosu Başkanı Prof. Metin Feyzioğlu okudu. Özel yetkili mahkemelerde savunma yapan avukatların “sanık” olarak yargılanmaya başlandığına dikkat çeken Feyzioğlu, “Avukatı yargılamanın bir parçası olmaktan çıkaran ve sanık durumuna getiren özel yetkili mahkemelerin baskıcı uygulamaları, ülkenin temeli olan adalete duyulan güveni tamamen yok etmek üzeredir” değerlendirmesini yaptı. Feyzioğlu, hukuksuzlukların son örneğinin “Başkan Kocasakal ve baro yöneticilerinin sanık sıfatıyla ifade vermeye çağırılması olduğunu” söyledi. Feyzioğlu şöyle devam etti: “Bizler, hukuksuzlukların tahammül sınırını aştığı bir dönemde, kanundaki bütün güvenceler yok sayılarak, adil yargılama hakkını savundukları için kendilerini savunmak zorunda bırakılan İstanbul Barosu’nun yöneticilerinin yanında olduğumuzu ve bu yapılanların her avukata, her baroya ve her bireye yapıldığını, kamuoyuna ilan ederiz. Tüm hukuksuzluklara karşı kol kolayız.” Kocasakal da “Bireylerin savunma hakkını savunmak, meslek onurumuzu korumak için bir bedel ödememiz gerekiyorsa, biz bu bedeli ödemeye hazırız” dedi. ılıçdaroğlu yanıtını alacak CHP lideri Kılıçdaroğlu tutuklu vekiller konusunda baştan bu yana AKP yerine Çiçek’i muhatap alıyor. Taleplerini ve daha çok eleştirilerini Çiçek’e yöneltiyor. Başarısızlıkla sonuçlanan son girişimin ardından hedefinde yine Meclis Başkanı vardı. Çiçek buna oldukça tepkili: “Yargı çözmüyor, yasalar da K Gizli tanık uygulamasının hukuk skandallarına yol açtığı belirtildi ‘Adil yargıya aykırı’ HİLAL KÖSE Gizli tanıkların, tek başlarına, davaların sonucunu etkileyebildikleri bir döneme tanıklık ediyoruz. Birçok yargılamada, sanıkların, soruşturma sırasında gizli tanık olarak da ifadelerinin alındığı, şüphelilere gizli tanık ol ma tekliflerinin yapıldığı hukuk skandalları yaşanıyor. Hukukçular mahkumiyet kararlarının yalnızca gizli tanık anlatımlarına dayandırılmasına tepki gösteriyor. CHP Muğla Milletvetili Ömer Süha Aldan ve CHP İstanbul Milletvekili Ercan Cengiz de Tanık Koruma Kanu nu’nda değişiklik öngören bir kanun teklifi verdi. TBMM Başkanlığı’na sunulan teklifte, gizli tanıkların, kimliklerinin yalnızca soruşturma aşamasında gizli kalması ve mahkemede, sanıkların da bulunduğu gizli bir oturumda gerçek kimlikleriyle dinlenmeleri öngörülüyor. Milletvekili Ömer Süha Aldan, “Gizli tanığın kimliğinin bilinmemesi varsayımlara neden oluyor. Can güvenliğini korumak isterken hiç ilgisi olmayan başka birinin can güvenliğini de tehlikeye sokuyoruz” dedi. ‘Bedel ödemeye hazırız’ Acısını AKP de çeker Aldan, “Kanun teklifinde de belirttiğimiz gibi, gizli tanıklar duruşmada yüz yüzelik prensibi gereği gerçek kimlikleriyle ifade versinler. Herhangi bir güvenlik tehdidine karşı daha sonra korunabilirler. Ortada şüphe ve tereddütlere yol açan uygulama var” diye konuştu. Üniversite öğrencisi Cihan Kırmızıgül davasını anımsatarak, gizli tanığın duruşmadaki ifadelerinin hükme esas alınması gerektiğini, aksi uygulamanın AİHM kararlarına da aykırı olduğunu vurguladı. Aldan, “Hukuk devleti ilkesine gerçekten inanıyorsak bir an önce gizli tanıklık konusunda gerçekçi yasal düzenlemeleri yapmak zorundayız. Birileri için kullandığınız silah bir gün gelip sizi de vurur. Sağduyu egemen olmazsa AKP de gizli tanıklığın acısını çeker” dedi. DEVRİMCİ ÖNDERLER UNUTULMADI Ersöz’den af talebi “Ergenekon” davasında tutuklu yargılanan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün avukatı, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün af yetkisini kullanması istemiyle Cumhurbaşkanlığı’na başvuruda bulundu. Dilekçede Ersöz’ün sağlık sorunları gerekçe gösterildi. Sinan Cemgil ve arkadaşları anılıyor İstanbul Haber Servisi Türkiye’de “68 kuşağı”nın devrimci liderlerinden Sinan Cemgil, Kadir Manga ve Alparslan Özdoğan katledilişlerinin 41. yılında yarın mezarları başında düzenlenecek törenlerle anılacak. Mücadele Birliği Platformu tarafından düzenlenecek anma töreni saat 12.00’da Karacaahmet Mezarlığı ana giriş kapısında başlayacak. Cemgil’in Karacaahmet Mezarlığı’ndaki kabrine yürüyüşün ardından burada saygı duruşu ve konuşmalar yapılacak. Cemgil ve arkadaşları 12 Mart 1971 muhtırasının ardından Cemgil Nurhak Dağı’nda öldürüldü. İlker Başbuğ; Erdoğan ve Gül’ün de dinlenmesini istedi ‘Başbakan tanıklık yapsın’ HATİCE TUNCER Pınarbaşı saldırısına 5 tutuklama ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde emniyet müdürlüğü binasına yönelik düzenlenen ve 1 polisin şehit olduğu canlı bomba saldırısına ilişkin gözaltına alınan 5 kişi tutuklandı. Zanlılar, Kayseri Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’ndeki işlemlerinin ardından dün Ankara’ya getirildi. Soruşturmayı yürüten özel yetkili savcı tarafından 5 zanlının ifadesi alındı. Savcı, tüm şüphelileri tutuklanması istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk etti. Mahkeme, zanlılar M.D, N.Ö, S.A, M.D. ve A.Ç’nin tutuklanmasına karar verdi. Zanlılardan M.D, “Terör örgütü üyesi olmak”, diğerleri ise “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak”, “Tasarlayarak adam öldürmek ve öldürmeye teşebbüs”, “Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması” ile suçlandı. Başbuğ’un avukatı İlker Sezer, Başbuğ’un 20032010 arasında 7 yıl, mevcut iktidarın oluşturduğu hükümetlerle çalıştığını anlattı. Asılsız iddialar C MY B C MY B Ergenekon davasında tutuklu bulunan eski Genelkurmay Başbakanı emekli Orgeneral İlker Başbuğ, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın da aralarında bulunduğu 11 kişinin tanık olarak dinlenmesini istedi. Başbuğ’un avukatı, müvekkilinin, darbe yapmaya teşebbüs ettiği iddia edilen 2009 tarihi ve öncesine ilişkin TBMM Başkanı Cemil Çiçek, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, eski Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Devlet Bakanı Egemen Bağış, eski Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aydoğan Babaoğlu, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atilla Işık, emekli Tümgeneral AKP Milletvekili Şirin Ünal’ın da tanık olarak dinlenmesini talep etti. Sezer, “Başbuğ hakkında, emekli olduktan neredeyse iki yıl sonra soyut bir iddiada bulunulmuş olması hukuk adına üzüntü vericidir” dedi. Sezer “Başbuğ’un görevi gereği çalıştığı, mesai arkadaşlığı yaptığı resmi görevliler belli olup bunların tanık olarak dinlenmeleri durumunda, devlet yöneticilerinin baskı altına alındığına dair iddianın asılsız olduğu görülecektir” diye konuştu. Sezer, iddia edilen İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın Taraf gazetesinde yayımlandığı tarihte Genelkurmay Başkanı olan Başbuğ’un, dönemin Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Mehmet Eröz ile resmi bir gezide bulunduğunu kaydederek “Bu nedenle şu anda AKP milletvekili olan Sayın Şirin Ünal’ın tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz” dedi. Emekli Albay Dursun Çiçek, lehte tanıkların dinlenilmesini isterken tutuklu sanık Hasan Ataman Yıldırım, “İfadeleri 1. Ergenekon iddianamesine dayanak olan Tuncay Güney bile ‘Ergenekon bir oyun’ diyor. Bu kişinin buraya getirilmesi lazım” dedi. AĞRI’DA GENİŞ ÇAPLI OPERASYON izli tanıklık adil yargılamaya ters’ Çağdaş Hukukçular Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Taylan Tanay ise “Tanığın korku, kendisine veya yakınlarına menfaat sağlamak ya da bir tehlikeyi önlemek gibi nedenlerle, kasten gerçeği söylememesi, yalan beyanda bulunması da mümkündür” dedi. Tanay, “gizli tanıklık” kurumunun, silahların eşitliği ilkesini ve adil yargılanma hakkını tümüyle ortadan kaldıran, adil yargılanma hakkı açısından kabul edilemez düzenleme olduğunu belirtti. ‘G PKK 10 kişiyi kaçırdı MAHMUT ORAL ‘AKP’li vekil dinlenilmeli’ DİYARBAKIR PKK’li teröristler, yol yapım çalışması yapılan Ağrı Dağı’nın Iğdır’a bakan tarafındaki Korhan Yaylası’nda, aralarında Özel İdare Müdürlüğü’nde görevli bir mühendis ile bir avukatın da bulunduğu 10 kişiyi kaçırdı. Bölgeden önceki akşam 19.00 sıralarında Iğdır’a dönmek üzere yola çıkan grubun önü, PKK’liler tarafından kesildi. Terör örgütü üyeleri grubun kullandığı 3 otomobili yaktı, mühendis Mehmet Tan, avukat Serkan Gültekin, müteahhit Fikri Güner, marangoz Zafer Alagöz ile 6 kişiyi daha kaçırdı. Teröristler Nahçıvanlı 2 işçiyi ise pasaportlarını gasp ettikten sonra bıraktı. Ağrı Dağı’nda geniş çaplı operasyon başlatıldı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog