Bugünden 1930'a 5,418,973 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

26 MAYIS 2012 CUMARTESİ CUMHURİYET SAYFA 15 Ortak Vizyon Fenerbahçe’de Değişim bursu veren hayırsever işadamı raştırmacı gazeteci İlhan Remzi Gür’ün kayınbiraderleriTaşcı’nın “Babam Sağ OlA dir. sun” ve “Maskesiz Soygun” kitaplarından öğrendiklerimizi, yeni Fenerbahçe yönetimine uyarlarsak, durum şu: Genç yaşında Fenerbahçe yönetimine giren Ahmet Ketenci, Sema Ketenci Erdoğan’ın ağabeyidir. Sema Ketenci Erdoğan, Ahmet Burak Erdoğan’ın eşi, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın gelinidir. Ahmet Burak Erdoğan, babasının deyimiyle “gemicik” alan oğludur. Gemicik de, eski Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Hasan Doğan’ın ve kardeşi Hüseyin Doğan’ın sahibi olduğu Gürgem Denizcilik şirketinden alınmıştır. Hasan ve Hüseyin Doğan da, Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuklarına eğitim ğunda, Malatya Kürecik’teki radar resmen devreye sokuldu. Kürecik radarı, olası tehditleri ABD’nin Akdeniz’de konuşlanmış 6. filosuna iletecek, filodaki güdümlü füze yüklü kruvazörler de gereğini yerine getirecek. Tam bir “ortak vizyon” anlayacağınız. Anımsayacaksınız... 2006’da Türk ve ABD dışişleri bakanları bir araya gelmişti. Condoleezza Rice’ın, Abdullah Gül’e “Abdullah”, Abdullah Gül’ün de Rice’a “Condi” dediği çok samimi görüşmede bir belge imzalamışlardı. Adına da “stratejik ortak vizyon belgesi” demişlerdi. O belgede, Türkiye ile ABD birlikte çalışmayı öngördükleri kimi ilgi alanlarını sıralamışbdullah Gül’ün de katıldığı Şikago’da A yapılan son NATO dorulardı: “Geniş Ortadoğu’da barış ve istikrarın demokrasi yoluyla yaygınlaştırılması. İran’ın nükleer programına ilişkin diplomatik çabaların desteklenmesi. Karadeniz bölgesi, Kafkaslar, Orta Asya ve Afganistan’da istikrar, demokrasi ve refaha katkıda bulunulması. Enerji güvenliğinin, kaynak ve güzergâhların Hazar havzasından olanları da dahil olmak üzere çeşitlendirilmesi suretiyle geliştirilmesi. Transatlantik ilişkilerin güçlendirilmesi ve NATO’nun dönüşümü.” Abdullah ve Condi’nin vizyonu, Şikago’dan geldi Kürecik’e dayandı. Radarın verilerinden anlaşıldığı kadarıyla, strateji de, vizyon da onların elinde. Bize de kalmış ortaklıkla avunmak. Avun baba, avun... Yeni Ama Klasik Kapalıçarşı da küreselleşiyor. İşin özü bu. Öyle olmasaydı Vakko’nun ya da kozmetikçi M.A.C’ın ne işi vardı orada? Babıâli’nin komşusuydu Kapalıçarşı. Eski gazeteciliği aradığımız kadar, yakında eski Kapalıçarşı’yı da özleyebiliriz. Hele şimdi, “asrın projesi” olarak sunulan restorasyondan sonra neye benzer Kapalıçarşı, düşünmesi bile korkutucu gelebilir. Yenilik iyidir oysa. Ama gelecek söz konusu ise iyidir... Tazelenme doğanın da, insanın da ihtiyacı. İnsanoğlu binlerce yıldır hep yeni olanın peşinde. Gerçekte ise yeni, “yepyeni” olmayabilir. Tam da Bedri Baykam’ın 199192’deki Akıtma Serisi eserlerine verdiği ad gibi “This has been done before Aynısı daha önce yapılmıştır” çünkü. İnsanoğlunu tatmin etmek için, eski olanın bir şekilde yeni olarak sunulması gerek. ૽૽૽ Babıâli gazetecisi Deniz Banoğlu, ATTAC Avusturya’nın hazırladığı “Kimin Avrupası?” adlı kitabını Türkçeye kazandırdı. ATTAC, küresel adaleti savunan uluslararası bir dayanışma platformu. Kitabın yazarlarından Robert Menasse “kahve”den yola çıkmış. Yıllardır raflarda duran kahve markası birdenbire nasıl “Neu: Classic Yepyeni: Klasik” oluverirse, küreselleşme için de aynısı geçerli. Küreselleşmeyi önemsiyoruz, çünkü aynı zamanda hem yepyeni, hem de klasik! 20’nci yüzyılın başı küreselleşmenin en büyüğünü yaşamıştı. Ne var ki küreselleşmenin yenisi, eskisinden pek ders almışa benzemiyor. Menasse’ın altını çizdiği sorun, bugün küreselleşme sayesinde kazananların dünyanın ve insanlığın geleceğini takmamaları. Avrupa özelinde bakarsak, nerede kaldı iki dünya savaşından alınan dersler? Avrupa’yı Avrupa yapan sosyal devlet nerede? Ve sosyal paradigmasını yok ettiğiniz bir Avrupa’dan ne kalır geriye? Kürenin küreselleşmesine evet, ama insancıl bir insanlık ve yaşanır bir dünya yaratmak koşuluyla! Zaman ATTAC hareketinin savunduğu gibi bunun koşullarını tartışma zamanıdır. İkinci küreselleşme dalgası var olan her şeyi son damlasına kadar sağmak olarak anlaşıldıysa suç kimin? Suçlu küreselleşme mi, yoksa onu başıboş uygulayanlar mı? Küresel finans piyasalarının güdümünde yaşamak ne kadar demokratiktir? Rekabet edebilirlik ve kâr etmek ana değer olunca, sosyal haklar engel gibi görülür. Çevrenin korunması öncelik olmaktan çıkar, sosyal refah demode bir kavramdır artık. Gelecek böyle satılır... Özetle dünyanın geleceğini geri istemek gerekiyor. Avrupa da buna dahil. Bugün dünyanın içinde bulunduğu duruma bakarsak, küreselleşmenin değerleri sorgulanmaya muhtaç. ૽૽૽ Yenilenme binlerce yıldır bir ihtiyaç. Küreselleşen Kapalıçarşı da yenilenecek, Avrupa da yenilenecek, küreselleşmenin kendi de. Bu süreçte Avrupa Birliği yok olmayacak. Artık iyice anladık ki hiçbir devlet küreselleşmenin sonucu olan işsizlik ve finansal krizlerle tek başına savaşma lüksüne sahip değil. Tadilattan önce Kapalıçarşı’ya gidip bütün bunları bir fincan “neu classic” kahve içerken düşünmeli... Yaşamını yitiren Hasan Doğan, Dubai şeyhi El Maktum ve Cihan Kamer ile Emaar’ın da ortağıydı. Atasay Kuyumculuk şirketinin sahibi de olan Cihan Kamer ile Başbakan’ın gelini Sema Ketenci Erdoğan ve ABD’de yaşayan oğlu Bilal Erdoğan Atagold şirketine ortaktılar. Ortaklık kapsamında, Atatürk Havalimanı’nda freeshop bölgesinde bir mağazaları bulunuyordu. Özetle Fenerbahçe yönetiminden Cihan Kamer gitmiş, yerine aileden Ahmet Ketenci gelmiştir. İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın oğlu Hüseyin Ersan Topbaş ise, AKP ailesinin takım yönetimindeki bonusudur. Terazi Her alanda terazinin ayarı kaydı. Anadolu’da bir deyim vardır: “Tezekten terazinin, boktan olur dirhemi...” Aynen öyle... ğuz Tansel Halkbilim Ödülü, bu yıl “Kadınlar İçin Söylenmiştir” adlı yapıO tıyla Gülsüm Cengiz’e verildi. Cengiz’e “Ka Kadınlar İçin Söylenmiştir mekle birlikte; içeriğini doğru alımlayan birçok erkek okurla da karşılaştım.” Cengiz’e “Bir yasağı özgürlük sayan ve kendini kapatan, kapattıran kadın için ne söylersiniz?” diye de sorduk. Bu davranışın edebiyattaki izinin Dede Korkut destanlarında karşımıza çıktığını söyledi: “Kendini ikincil cins olarak görmek, Kan Turalı öyküsünde bir kadının ağzından söyletilir. Selcen Hatun, babasının askerleriyle savaşıp Kan Turalı’yı kurtarır. Ancak Kan Turalı, bir kadının kendisini kurtarmış olmasını içine sindiremez, onun övüneceğinden korkarak kızı öldürmek ister. Selcen Hatun, onu şu sözlerle yanıtlar: Bey yiğit! / Öğünürse bey öğünsün, aslandır, / Öğünmeklik avratlara suçtur, / Öğünmekle avrat er olmaz. Başı örtülü ya da değil beyni özgürleşmemiş kadınların; kendi yaşamları, giyim dınlar için söylenmiş olanları, kadınlar duyuyor mu?” sorusunu yönelttik. Şöyle dedi: “Kitabımda yer verdiğim şiirlere; tek tek şiir kitaplarını, dergi, seçki, yıllık vb. kaynakları tarayarak ulaştım. Dolayısıyla şiir okuru olmayan ya da hiç okur olamayan kadınların, kendileri için söylenmiş olanları duyduğu konusunda pek iyimser değilim. Ancak bu kitap, olumlu ya da olumsuz söylemle de olsa, bu alandaki birikimi ortaya koyma niteliği taşıyor. Kitaba daha çok kadınlar ilgi göster kuşamları hakkında söz sahibi olabilmeleri için aklın, bilimin ve aydınlanmanın yolunda yürümeleri gerekir. Bir de sanatın... Bütün kadınlara, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, feodal ilişkilerin ve dinin onca baskısına karşı sesini yükselten Mihri Hatun’un dizelerini okumalarını öneririm: Kadınlara aklı eksik dediklerinden / Her sözlerini özürlü saymak uygundur / Ama Mihri duacınız bundan kuşkuludur / Bu sözü der bilgisi tamlar, akıllılar. / Becerikli, yetenekli bir kadın daha iyidir / Bin beceriksiz, yeteneksiz erkekten / Bir kadın yeğlenir açık fikirliyse / Anlayışı kıt bin erkeğe...” Uludere ve İçişleri Bakanı SADIK ÇELİK İçişleri Bakanımıza göre Uludere’de ölen 34 kişi “dolap beygiri, figüran, zaten kaçakçı” imiş. Bu sözler üzerine bizzat Başbakan ve Hüseyin Çelik, İdris Naim Şahin’i sert bir biçimde eleştirdi ve Şahin’e ait sözlerin “insani” olmadığını dile getirdi. Aslında İçişleri Bakanımız daha önce de ilginç açıklamalarıyla gündeme gelmişti. Hatırlarsanız, vatandaşa sevindiğini gösterme yolu olarak “Takla at da görelim” diyen de aynı bakanımızdı. İçişleri Bakanımızın insana bakışı ilk olarak o olayla ortaya çıkmıştı zaten. Bir başka açıdan bakarsak, belki de dile getirdiği fikirler İdris Naim Şahin’in ifade özgürlüğü alanına girer. Öyle ya, ülkenin gazetecilerinin, köşe yazarlarının kullanamadığı özgürlüğü hiç değilse ülke bakanları kullanabilsin… Köşe yazarları ifade özgürlüğünü bir kenara bırakıp sorumlu, sakin ve birleştirici olsun; devlet bakanlarımız ise bir ülke yöneticisi olmanın gerektirdiği sorumlulukları falan düşünmeden özgürlüklerini gönüllerince kullanabilsinler. milyonlarca araç tarafından aralıksız kullanılan tarihi bir köprünün vidalarının aniden kopması bizi hiç korkutmasın… Hesap sorulacak bir mesele değil. Rahat olalım, sorgulamayalım, nasıl olsa kadere bir hükmümüz yok… KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak@yahoo.com.tr 9 Mayıs ve demokrasi Demokratik haklar ne der: Bu ülkede hiç kimse 19 Mayıs’ı coşkuyla, sevinçle, heyecanla ve aynı biçimde kutlamak zorunda değildir. Madem (sözde) demokrasi var, (sözde) özgürlük var, o zaman bayramları da herkes kendi fikrine, inancına, yaşam biçimine göre kutlayabilir. Peki o halde insanların kutlama çerçevesinde Atatürk anıtlarına çelenk koymalarını engellemek de neyin nesi? Atatürk anıtlarını ziyaret edip çelenk koymak suç teşkil edecek sakıncalı bir davranış haline mi geldi artık? Milli bayramlar ülke tarihlerinin gurur duyulması gereken sayfalarını, dönüm noktalarını hatırlamaya, birer birer geçilen uygarlık kapılarını sağlam tutmaya yarayan günlerdir. Ülkelerin kuruluş tarihlerine ait bu sembolik günler, yeni nesiller için, içinde yaşadıkları toprakların kıymetini bilmeyi ve toplumsal kalkınmanın parçası olmayı getirecek, onları bir arada tutacak güçlü ortak paydalardır. Milli bayramlara bu toplumsal köprü vazifelerinin tam aksi yönünde, ayrıştırıcı bir işlev yüklemek, psikolojik bölünmenin çanağı konumuna getirmeye çalışmak, her şeyden önce o milletin bütününe birden büyük kötülük etmektir. Bayramların kutlama yöntemleri elbette zamana göre değişim gösterebilir, göstermelidir de. Sivilleştirme çabalarının samimiyetine inanıldığı noktada buna destek olunabilir. Ancak bunun düzeyi, insanların, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının Atatürk anıtına çiçek koymalarını, saygı duruşunda bulunmalarını engellemek üzere anıtı polisle çevirmek, adeta barikat kurmak, Atatürk’e çelenk getirme girişimini hırsızlıkla bir tutmaya kalkmak hiç değildir; bu hiç olmaz. sadik.celik.gorus@gmail.com 1 ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 aliç Köprüsü yüksektir, geçilmez Şehri çevreleyen yollar, köprüler, viyadükler yeni karayolları yönetmeliğine göre ücretli olabilir, normal. Şehrin ortasındaki bir köprünün vidaları kopar, kopabilir, normal. Vidaları kopan köprüye ne yapılır? Üzerine asfalt dökülür ve köprü trafiğe hemen açılır. Nasıl derler? Burası Türkiye... Hafta içinde şehrin başına korkunç bir felaket gelebilirdi. Sabah uyandığımızda 40 yıllık Haliç Köprüsü’nü yerle bir olmuş bir halde, tarihe geçecek facia fotoğraflarının başrolünde görebilirdik. Felaket tellallığı da olmazdı bu üstelik; konunun ehli inşaat mühendisleri açıkladı: “Köprünün takozunun yerinden oynaması ve köprünün 8 santim yükselmesi çok büyük bir tehlike, faciadan kıl payı kurtulduk…” Buna rağmen bizde en yetkili mercilerden “Korkulacak bir şey yok, risk yok, endişe etmeniz yersiz…” minvalinde açıklamalar geldi. Bir metropol kentinin tam göbeğinde bulunan ve H HARBİ SEMİH POROY Çizerimiz Semih Poroy kısı bir süre izin yapacağından çizgilerine ara vermiştir UYDUDAN NAKLEN HAKAN ÇELİK fhakancelik@mynet.com Çelenk ve mutlu gün bağışlarınız için 21.YÜZYIL EĞİTİM VE KÜLTÜR VAKFI (YEKÜV) Tel: 0212 274 15 02 0212 213 74 02 Fax: 0212 275 52 44 ANMA Canımız Annemiz, Anneannemiz, www.yekuv.org yekuv@yekuv.org Vakıflar Bankası: Osmanbey Şubesi 00158007287986476 Aramızdan ayrılışının 4. yılında Seni sonsuz bir özlem, sevgi ve saygı ile anıyoruz. Mekânın Cennet Olsun. Hazer, Ege, Hakkı, Fırat, Umman, Piraye C MY B C MY B Melek Düzgün Kesirli 1/ Diyarba 1 kır’da, Artuklular dönemin 2 den kalma ün 3 lü bir medrese. 4 2/ Eskiden 5 uzay boşluğunu doldurdu 6 ğu varsayılan 7 esnek madde... 8 Sarhoş ya da külhanbeyi ba 9 ğırması. 3/ Bir has 1 2 3 4 5 6 7 8 9 talığın bir başkasına 1 B A L Y EME Z geçmesi. 4/ Sınır ni 2 A Ş I D E F İ N şanı... Kızıldeniz’in 3 T UĞ R A E L A kuzeydoğu ucunda4A R U M A M İ ki körfezin adı. 5/ 5R E E L R E S Uçurum... Sözsüz 6 D K E F A R E T oynanan köy seyirlik 7 O P O T E R A P İ oyunlarına verilen S A İ L genel ad. 6/ Nâzım 8 U S T İ K O Hikmet’in bir oyu 9 S T E P nu... Eskiden Karagöz oynatılan kahvelere verilen ad. 7/ İnme ya da sakatlık gibi bir nedenle yataktan kalkamayan kimse. 8/ Kahraman, yiğit... Bulgur, biber, soğan, domates, maydanozla yapılan ve asma yaprağına sarılıp çiğ olarak yenen bir yiyecek... Kenar süsü. 9/ Önemsemeden, üstünkörü. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ 1914’te bir İngiliz denizaltısı tarafından Çanakkale Boğazı’nda batırılan Osmanlı firkateyni. 2/ Tutsak... Japonya’da bir kent. 3/ Yayılma, dağılma. 4/ Mersin’in Silifke ilçesinde antik bir kent... Sarp geçit. 5/ “ yoluna dökülmedik dilleri neyleyim” (B. R. Eyüboğlu)... Kırmızı renkli mürekkep. 6/ Dişi sığır... Tropikal Amerika’da yaşayan, vücudu bir zırhla örtülü ve tortop olabilen bir hayvan. 7/ Tembel, miskin. 8/ Erken... Kurşun boruların ağzını açmakta kullanılan ucu sivri takoz... Böreği, muhallebisi, çiçeği vardır. 9/ Yol yordam gereğince, yöntemine uygun olarak.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog