Bugünden 1930'a 5,457,753 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 MAYIS 2012 PERŞEMBE 4 HABERLER CHP lideri Kılıçdaroğlu, 81 il başkanı ve 60 belediye başkanını Silivri’ye topladı Başkanlık Sistemini Tartışalım Ama... Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gazetecilerle yaptığı konuşmada, bir kez daha başkanlık sistemine değinmiş ve konunun tartışılması gerektiğini söylemiş. Daha önce de bu sütunda belirtildi. Başkanlık sistemi tartışmalarını başlatan ilk kişi ne Tayyip Erdoğan’dır ne de AKP İstanbul Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu. Konu bundan çok önce, Turgut Özal, ondan da evvel, Süleyman Demirel tarafından zaten gündeme getirilmiş ve tartışılmıştır. Bir kez daha tartışılmasıyla kıyamet de kopmaz. Ama yalan yanlış değil, doğru olarak. Nitekim, Başbakan “başkanlık sistemi de olur, yarı başkanlık da” derken konuyu yanlış bir mecraya çekiyor. ABD’de uygulanmakta olan başkanlık sistemi belirli dengelere dayanır. Yarı başkanlık denen, kimilerinin daha doğru olarak “Başkancı” diye adlandırılan sistem ise güçler arasındaki dengeyi baştaki kişi lehine bozan ve ibreyi otoriter rejimlere doğru eğen bir uygulamadır. Bu durumda yarı başkanlık sisteminin parlamenter demokrasi ile Başkancı rejim arasında bir ara yol olmayıp, uygulamada olumsuz sonuçlar vermiş olan tehlikeli melez bir rejim olduğunu bilmek gerek. ૽૽૽ ABD’de yürürlükte olan sistemin, Birleşik Devletler’in tarihi ve sosyal gerçeklerinden kaynaklandığını da görmezden gelemeyiz. Zaten ülkemizde, nedense güç anlaşılan husus, her şeyi bir dokunuşta düzeltecek sihirli anayasalar ve sistemlerin bulunmadığıdır. Türkiye’deki anayasa fetişizmi, Cumhuriyete veya çok partili rejime özgü değil, kaynakları Osmanlı’ya, 1876’ya kadar uzanıyor. Jön Türkler anayasanın yürürlüğe girmesiyle her şeyin birden düzeleceğini sanıyorlardı. İttihatçılar ise, Abdülhamit dönemi Osmanlısı’nın bütün eksikliklerinin aksaklıklarının nedeni olarak anayasanın askıya alınmış olmasını görüyor, onun yeniden yürürlüğe konması halinde her şeyin düzeleceğini sanıyorlardı. Öyle olmadığını herkes yaşayarak gördü. Her rejim uygulandığı ülkenin şeklini alıyor. Türkiye’de bugün yürürlükte olan parlamenter olduğunu söylediğimiz sistemi aslında ‘başbakancı’ sistem olarak nitelemek çok daha doğru olur. İktidar partisi Genel Başkanı’nın fiilen sahip olduğu yetkilere ABD Başkanı bile sahip değildir. Salt Tayyip Bey’e özgü bir konum değil bu, Turgut Bey için de, Süleyman Bey için de aynı durum söz konusuydu. ૽૽૽ Sistemler, anayasalar, uygulandıkları ülkelerin sosyoekonomik yapıları demokrasi kültürleriyle hemhal olup, oraya özgü özellikler kazanarak, biçimleniyorlar. Nitekim Türkiye’de yürürlükte olan anayasa ve yasaları alıp, sosyoekonomik koşulları farklı ülkelerde uygulayın, çok değişik sonuçlar elde edersiniz. Başkanlık sistemleri için de durum aynıdır. De Gaulle’in kalıbına uygun biçildiği, haklı olarak ileri sürülen Fransız Beşinci Cumhuriyeti’nin 1958 tarihli Anayasası’nın 16. maddesinde Cumhurbaşkanı’na tanınan yetkilere çağdaş dünyada ancak diktatörlüklerde rastlanır. Ama ünlü 16. maddeye karşın, 1958 Fransız Anayasası diktaya yol açmadı. Ve ne kuş ne deve sistem, uygulama içinde, Fransız demokratik gelenekleriyle hemhal olarak yürüdü. Fransa’da monarşiye doğru eğilim olmaması, Türkiye’de de başkanlık sisteminin “Sultanlık” demek olmayacağı anlamına gelir mi? Bu sorunun yanıtını başkanlık sisteminin kurumlarında aramak yerine, Fransa’nın ve Türkiye’nin sosyoekonomik yapılarıyla demokratik kültürlerinin farklılıklarında aramak daha doğru olur. Orhan Bursalı’nın önceki günkü yazısında belirtildiği gibi, zaten sistemin kabul şansı da oldukça zayıf. Ama Tayyip Bey koşulları yine de zorlamaya çalışıyor. Bizi yıldıramayacaklar İstanbul Haber Servisi CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, belediyelere kent için çalışmaları mesajı verirken “Her gün belediyelerimizi müfettişler ve özel yetkili savcıların atadığı bilirkişilerle açsak da yılmayacağız. Biz CHP’li belediyeler üreteceğiz, ürettiklerimizi de halkla paylaşmaya devam edeceğiz. Önce yerelde, sonra da Türkiye’de aydınlık bir ülkeyi kuracağız. Kendimiz değil, kentimiz için çalışacağız” dedi. CHP, “Yerel Seçimler İçin Hedef 2014 CHP Yerel Seçim Stratajisi Eylem Planı” toplantısı dün Kemal Kılıçdaroğlu, Genel Başkan yardımcısı Erdoğan Toprak, CHP Genel Sekreteri Bihlun Tamaylıgil, milletvekilleri Faik Öztrak, Gökhan Günaydın, Sezgin Tanrıkulu, 81 il başkanı, nüfusu 100 binin üzerindeki CHP’li 60 belediye başkanın katılımıyla Silivri’de Klasis Otelde başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kemal Kılıçdaroğlu, en geç 2014 yılının mart ayı içerisinde, yeni bir yerel seçim süreci daha yaşanacağını belirterek “Yerel yönetimler anlayışlarına göre yerel iktidar odakların değil, demokrasinin beşikleridir. Türkiye bugün içinde bulunduğu siyasal koşullarda, derin bir yerel yönetimler krizi yaşıyor, tek parti devleti niteliğine dönüşmüş bulunan AKP hükümeti, yerel yönetimleri kendi iktidar odağının bir parçası haline dönüştürüyor” diye konuştu. Belediyelerin, giderek çeşitlenen ve büyüyen sorunlarla karşı karşıya olduğunu çıkarılan yasalarla görev ve yetki karmaşası oluştuğunu anlatan Kılıçdaroğlu, AKP tarafından çıkarılmak istenen yeni büyükşehir belediye yasasıyla antidemokratik olduğunu vurguladı. AKP’li İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri ile CHP’li İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni karşılaştıran Kemal Kılıçdaroğlu İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin devasa bütçelerine karşın Ankara’da 3, İstanbul’da 4 yarım kalan metronun kaynak yetersizliği gerekçesiyle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na devredildiğini, İzmir’in ise merkezi hükümetin bir katkısı olmadan metroyu tamamladığını söyledi. CHP’li belediyelerin itibarsızlaştırma operasyonları ile karşı karşıya olduğunu anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, “Her gün müfettiş, denetmen ve özel yetkili savcıların görevlendirdiği bilirkişilerle 100 kişiyle birlikte kapılarımızı açsak da hiçbir zaman yılmaya KENTİN DOKUSUNU BOZDULAR (Fotoğraf: ALİ AÇAR) Zeytinburnu’nda tarihi İstanbul surlarının yakınında yapılan üç gökdelenin kentin Sultanahmet Camisi ile özdeşleşmiş tarihi siluetinin içine bir kama gibi girdiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu “Başbakan Kars’a gidiyor, bir heykele ‘ucube’ diyor, heykel süratle yıkılıyor. Sayın Başbakan bu ucubeyi görmüyor mu, bununla ilgili bir şey söylemiyor mu acaba? Her sözün başına ‘ecdadımız’ diyor. Peki Sayın Başbakan ‘Sizin ecdadınız mı bu hale getirdi İstanbul’u?’ Ecdadınız, İstanbul’a çok önemli katkılar yaptı. Sultanahmet Camisi’ni kazandırdı. Siz o Sultanahmet Camisi’ni katlediyorsunuz. Şimdi merak ediyorum, bunu bir CHP’li belediye yapsaydı, CHP’li büyükşehir belediye başkanı yapsaydı, şimdi o belediye başkanı bilmem kaç yıl hapisle yargılanırdı; belediyesinde yüzlerce müfettiş aynı anda görev yapardı ve belediye başkanını toplum olarak hepimiz linç ederdik. Peki bunu yapan belediye başkanları ne yapıyor” diye sordu. İZLENİMLER / ŞÜKRAN SONER HP, yerel seçimler için, belediye başkanları, il başkanları, ilgili parti yönetici kadrolarını bir araya getiren alışılmışın dışında bir stratejik çalışmayı başlattı. Önceden hazırlanmış verilerle, CHP ve AKP’li belediyelerin karşılaştırmalı bilimsel performanslarının da masaya yatırıldığı, 2014 seçimleri için startejik plan taslaklarının da yer aldığı bir gündemle, başkanlar, parti yöneticilerinin katkılarıyla varılacak sonuçlar, CHP’nin 2014 yerel seçimlerinde yapacağı çalışmalara anahtar oluşturacak. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, “Yerel yönetimler yerel iktidar odakları değil, yerel demokrasi odaklarıdır” vurgulaması ile önümüzdeki yerel seçimlere yönelik çalışmalarını başlatırken basına açık yaptığı sunumda yerel yönetimlerin performans, hizmetlerine ilişkin kamuoyunda bilinenler, algılananlarla gerçekler arasındaki büyük çelişkilere ağırlık verdi. AKP’li belediyelecağız. Kararlı bir biçimde yolumuza devam ederek üretecek, ürettiklerimizi de halkla paylaşmaya devam edeceğiz. Halkçı belediyecilik anlayışı kentin her noktasına ta C ‘Yerel iktidar değil, yerel demokrasi odakları’ rin çok büyük kaynaklarla yapamadıkları, yanlış yaptıklarıyla iktidarın ağır baskısına, engellemelerine karşın CHP’li belediyelerin yaptıklarını bir bütünlük, paket halinde, kamuoyunda pek de bilinmeyen verilerle, çok çarpıcı rakkamlarla karşılaştırmalı anlattı. Kılıçdaroğlu’nun, bizde ilk örneği verilen bu toplantının gündeminin saptırılmaması amacı ile olsa gerek, basına kapalı olan çalışmalar bölümüne geçmeden önce, çok geniş katılımlı televizyon kameraları önünde siyasi polemik konusu olabilecek güncel gündemlere ilişkin açıklama yapmayı, sorulara yanıt vermeyi reddetmesi dikkat çekti. Ancak bir kez daha görüldü ki, yerel yönetimlerin bilimsel verilerle, karşılaştırmalı hizmetlerinin masaya yatırıldığı açıklamalar, İstanbulAnkaraİzmirEskişehir karşılaştırmalı, çok da sorgulanması gereken rakamlarla hizmetlerin, üstelik sansasyonel şıyacağız. Önce yerelde sonra da Türkiye genelinde aydınlık bir düzeni kuracağız. Parası alınan müşteri değil, hakları ile yurttaş olduğunu kabul edeceğiz. Bizim anlahaber değeri de olan verilerinin değerlendirmesi, bu yazının yazılmak zorunda olduğu saatlere kadar ana haberlere bile değer görülemedi. Zaten Kılıçdaroğlu da söz konusu sunum öncesi birkaç gazeteci ile yaptığı kahvaltı sohbetinde, yerel yönetimler, demokrasinin anahtarı, halkın özgür kentlerde yaşama haklarında, gerçeklerin tersyüz edilmesinde medyanın çok belirleyici olumsuz rolünden yakınmış, pirenin deve yapıldığı bir tabloda, “Yaptığımızı satamıyoruz” demişti. Demokrasilerde medyanın iktidar karşısında doğal, eleştirel konumunun, yandaş konuma geçmiş olması nedeniyle bundan sonraki çalışmalarında sosyal medya ve halkla doğrudan ilişkiye geçmeye ağırlık vereceklerinin altını çizmişti. Yerel seçimlere çok farklı bir stratejik çalışma planı ile hazırlanma çalışmalarının kimi ipuçlarını vermekle yetinmişti... yışımız kendine değil, kentine çalışan belediyecilik anlaşıyıdır” dedi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti. İĞNELİ FIRÇA ZAFER TEMOÇİN ‘ULUDERE’DE ÖLENLER FİGÜRAN’ BENZETMESİ Şahin ‘vur emrini’ vereni açıkladı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) İç leri analiz eden komutanlar vermiştir.” Yaşamını yitirenlerin kaçakçılık yapaişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 34 kişinin yaşamını yitirdiği Uludere olayına rak geçimlerini sağladıklarının gözden ka“vur” emrini kimin verdiğini “O anda çırılmamasını savunan Şahin, “Yanlıştan emri Ankara’da Hava Kuvvetleri’nde doğru sonuç çıkmaz. Bu hayatını kayo görüntüleri analiz eden komutanlar beden vatandaşlarımız kaçakçılık yavermiştir” sözleriyle açıkladı. Bakan parken hayatlarını kaybettiler. Sağ Şahin, Uludere’de ölenler için “figü yakalansalar kaçakçılıktan yargılanaran” nitelemesinde bulunurken, “Sağ caklardı. Kaçakçılık olayı gölgede kalyakalansalar kaçakçılıktan yargılana dı. O bölge Kandil’e doğru bölücü terör örgütü KCK’nin kontrolünde olan caklardı” dedi. Katıldığı bir televizyon programında Şa bir bölgedir. Gelir kaynakları var. Baronların da parada hin, her kurumun, her işpayı var. Para haleyişin bir denetim mereketinin bir bölükanizması olduğunu bemü kaçakçılıktır. 34 lirterek, “TSK, Emniyet insanımız, çoğu yave yargının belli bir şı küçük gençlerimekanizması vardır. Şahin’in açıklamaları, dikmiz bu olayın saTerörist görünümlü bir katleri Taraf yazarı Emre Usdece figüranlardır. gruba yönelik ateş açılması olayı soruşturul lu’nun dünkü yazısına çevirdi. Filmin büyüğüne Uslu, “..Bu durumda şu soru bakmak lazım. O maktadır. Bu olay, güvenlik güçlerimizin tec en hayati soru olmaya devam insanlara kaçak rübe hanesine kayde ediyor: İlk istihbaratı kim ver malı veren PKK teGöründüğü kadarıyla Ulurör örgütüdür. Kadilmiş bir olaydır”dedi. di? dere olayı o birimin başındaki çakçılığın rantını el“Vur” emrini kimin verkomutana yıkılacak ve Genediği yönündeki bir soru ral Ali Rıza Kuğu önümüzdeki de eden KCK terör yu şöyle yanıtladı: “Olay YAŞ kararıyla emekli edilip ko örgütüdür. CHP ve BDP bu olayı istisani gelişen bir olaydır. nu kapatılacak. Bu durumda Görüntüler alınmış de General Kuğu elindeki bilgileri mar ediyor. BDP bu olayın parçası ğerlendirme yapılmışkamuoyuyla paylaşırsa belki tır. İlgili kademeler za günah keçisi olmaktan da kur d u r u m u n d a d ı r . tulur, olayı da aydınlatmaya BDP cenazelerde manla yarışmaktadır.Vur emri Sayın yardımcı olur” diyerek dosya yaptığı iğrenç davnın kapatılmaya çalışıldığı ranış, 34 kişinin ceCumhurbaşkanı vereimasında bulundu. nazesinin üzerine cek değil. Gündelik yöörtüğü iğrenç bez netimi Başbakan, Genelkurmay Başkanı yapacak değil. İç parçasını hesabını vermek durumunişleri Bakanı olarak ben de 81 ildeki dadır. BDP’nin bayrağı mıdır, neyin olayları anlık yönetecek durumda de işaretidir. Bunları sorgulamamız lazım” ğilim. O zaman diğer yetkililere, gö dedi. Bakan Şahin, özür beklentisine ilişkin ise revlilere hiç ihtiyaç yok demektir. Bunu sorgulamak bile mantıki olarak “Özür dilenecek maiyette bir olay deyanlıştır. Mutlaka yönetim sorumludur. ğildir” ifadesini kullanırken “Özür dileAşağının yaptığı yanlıştan yukarısı da necek bir olay yoktur. Hantepe olayı hukuken ve siyaset olarak sorumludur. vardır. Katırlar sırtında gelen silahlarla Olayı anlık yönetecek, askeri ve Emni askerlerimiz şehit edilmiştir. Olayı suçyet yetkililerdir. O anda emri Anka luluk psikolojisiyle görmüyoruz. O ra’da Hava Kuvvetleri’nde o görüntü gençlerimiz orada olmamalıydı” dedi. TUTUKLUYA 2 AYRI DAVA Hem cezaevinde hem eylemde miydi? MAHMUT ORAL OLAYIN ÜSTÜ KAPATILACAK MI? DİYARBAKIR KCK davasından 3 yıldır tutuklu bulunan Cengiz Doğan hakkında geçen yıl Mardin’in Nusaybin ilçesinde bir pankart astığı iddiasıyla 2 ayrı dava açıldı. Doğan’ın ailesi, “Hem cezaevinde olup hem dışarıda eyleme nasıl katıldığına akıl erdiremedik” diye tepkilerini dile getirdi. KCK Şırnak soruşturması kapsamında 20 Nisan 2009’da Mardin’in Nusaybin ilçesinde düzenlenen operasyonda gözaltına alınan Cengiz Doğan, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. O tarihten beri Mardin Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Doğan hakkında, 18 Nisan 2011’de Nusaybin Mitanni Kültür Merkezi bahçesindeki demokratik çözüm çadırında yapılan bir etkinlikte pankart astığı ve 3 Şubat 2011’de yapılan bir gösteriye katıldığı iddiası ile 2 ayrı dava açıldığı ortaya çıktı. 3 yıl 2 aydır oğullarının cezaevinde olduğunu belirten aile, iddianameyi hazırlayan savcı ve davayı kabul eden mahkemeye tepki gösterdi. KCK Şırnak davasının Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 18. duruşmasında, Doğan’ın annesi Şükriye Doğan ve halası Hayat Aktaş da “zılgıt” çektikleri gerekçesiyle polis tarafından gözaltına alındı. Doğan ve Aktaş, çıkarıldıkları mahkeme tarafından 2 günlük disiplin cezasına çarptırıldı. namikzafer@yahoo.com ‘İSTİHBARATI OPERASYONA DÖNÜŞTÜREN HATA YAPTI’ Çelik de askerleri adres gösterdi ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) AKP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, Uludere için “Ortaya çıkan manzara şudur: Buradaki talimatı ilgili komutanlar vermiştir ve bu komutanlar doğru mu, yanlış mı vermiştir? Bu inceleme ve soruşturma sonucunda belli olacaktır” dedi. Çelik, düzenlediği basın toplantısında Çelik, “Uludere’de operasyon yapılsın diye Başbakan talimat verdi” şeklinde de iddiaların ortaya atıldığını belirterek TSK’ye sınır ötesi operasyon için Başbakanlık tezkeresi yoluyla belli süre için yetki verildiğini kaydetti. Çelik şöyle dedi: “Siz bu yetkiyi verdikten sonra, her seferinde ‘Efendim şurada 3 kişi var operasyon yapalım mı’ diye Başbakan’a sorulmaz. Buradaki talimatı ilgili komutanlar vermiştir ve bu komutanlar doğru mu, yanlış mı vermiştir? Bu inceleme ve soruşturma sonucunda belli olacaktır. ‘Başbakan bu insanların öldürülmesi için talimat verdi’ şeklinde beyanlarda bulunmak çok ayıptır ve haksızlıktır. Gelen istihbaratı değerlendirip bunu operasyona dönüştürüp kararı kim verdiyse o hata yapmıştır. Diyarbakır Özel yetkili cumhuriyet savcısının yaptığı inceleme ve soruşturmanın bu meseleyi yönlendireceğini düşünüyoruz” dedi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog