Bugünden 1930'a 5,465,331 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 24 MAYIS 2012 PERŞEMBE dishab@cumhuriyet.com.tr 12 DIŞ HABERLER ‘Türkiye Suriyeli isyancılara silah veriyor’ Muhaliflerle görüşen Weis, Daily Telegraph’taki makalesinde Ankara’nın bazı taburlara hafif silah temin ettiğini öne sürdü Dış Haberler Servisi Türkiye’nin, Suriyeli muhalif direnişçileri silahlandırdığı ve eğittiği ileri sürüldü. İngiliz Daily Telegraph gazetesinde yer alan bir makalede, direnişçilerin İstanbul’da eğitildikleri de iddia edildi. Amerikan düşünce kuruluşu Henry Jackson Society’nin iletişim Sorumlusu Michael Weis gazetede yer alan makalesinde Hatay’daki kamplarda kalan ve Esad’ı devirmek için yeterince dış yardım almamaktan yakınan Suriyeli muhalif direnişçilerin kendilerini sadece Türkiye’nin koruyup kolladığını ve silahlandırdığını söylediklerini iddia etti. Direnişçilerin en az 6 bin dolar harcayarak karaborsadan kendilerine Kalaşnikof marka tüfek aldıklarını söylediklerini de belirten Weiss, Türkiye’nin seçilmiş muhalif taburlara hafif silahlar temin ettiğini de vurgulayarak “Türkiye tüm bu faaliyetleri ABD’den habersiz ya da onun özendirmesi olmadan yapamazdı” iddiasında bulundu.Türk orudusundan verilen ayıları 11 ile 13 arasında değiştiği bildirilen ve Suriye’de kaçırılan S Lübnanlı Şiilerden bazıları serbest bırakıldı. Serbest bırakılanlar arasında bulunan bir kadın Lübnan Refik Hariri Uluslararası Havalimanı’nda oğlu ve kızı tarafından sevinçle karşılandı. (Fotoğraf: AP) ‘İlginç Zamanlarda’ Yaşamak “Facebook kuklası/Facebook puppets” diye bir şey duymuş muydunuz? Bilgi Üniversitesi’nin “İstanbul Seminerleri”nde konuşan Ulises Mejias’tan işittim ilk kez ben de... Facebook, Twitter, sosyal medya/ağlarda “sahibinin sesi” kontenjanından propaganda yapan ve yayan kişilere “Facebook kuklaları” deniyormuş. Mısır hükümeti karşısında misal! yeni bir “Tahrir ayaklanması” mı mayalanıyor? Dijital ortamda istihbarat örgütleri namına derhal seferber olan “kukla ajanlar”; Facebook, Twitter vesairede; yalan propaganda makinesini çalıştırıp, aktivistleri dilediklerince yönlendiriyormuş. Kısaca derslerini almışlar! “Twitter”da bundan böyle ikinci bir “Yasemin devrimi” ya da “Tahrir hareketi” beklemeyin yani. SUK: rejim kaçırdı Suriye Ulusal Konseyi (SUK), Irak’ta Şiiler için kutsal sayılan yerleri ziyaret ettikten sonra Suriye üzerinden evlerine dönmekte olan 12 Lübnanlı Şii’nin kaçırılmasından Beşar Esad rejimini sorumlu tuttu. SUK’tan yapılan açıklamada, Lübnan’da karmaşa yaratmak amacıyla Suriye rejiminin bu eylemin arkasında olduğu kaydedildi. Öte yandan Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın, Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Süleyman’a bir mektup göndererek ülkede son günlerde artan şiddet olaylarına müdahale etmesi çağrısında bulunduğu belirtildi. Sünni din adamı Ahmed Abdulvahid ve koruması Muhammed Hüseyin’in öldürülmesinin ardından Lübnan’da gerilimin daha da arttığına dikkat çekerek bu durumdan üzüntü duyduğunu belirten kral, ülke içindeki çatışmaların da mezhep çatışmalarına dönüşmeden engellenmesi gerektiği uyarısında bulundu. ettiklerini de vurguladı. AK 47 tüfeklerin Suriye sınırına sevk edildiğini de belirten Weiss, malzemelerin Şam’ın yanısıra Türkiye sınırındaki İdlib ve Lübnan sınırındaki Zabadani’de depolandığını da ileri sürdü. Michale Weiss, muhaliflerin, iki ay kadar önce cephanelerinin azaldığını belirttiklerini, ancak Katar ve Suudi Arabistan’ın milyon dolarlık mali desteğiyle komşu ülkelerin karaborsalarından ya da Suriye ordusundaki satıcılardan yeniden silah temin Bu arada diğer bir İngiliz gazetesi Independent da, Türk güvenlik birimlerinin, Özgür Suriye Ordusu komutanlarından Rifat El Esad’ı , TürkiyeSuriye sınırında bulunan Hatay’daki karargâhından kaçırmaya yönelik bir komployu oraya çıkardığı iddiasını haberleştirdi. Haberde olayla ilgili olarak iki Türk vatandaşı ile bir Suriyeli istihbarat elemanının tutuklandığı belirtildi. Türkiye komutanı kurtarmış ‘Düzen’ teknolojiyi alt etti! Mejias’a göre; “Twitter devrimleri” önündeki tek engel “dijital kuklalardan” ibaret değil... Dijital şirketler de aktivistleri doğrudan kontrol etme yöntemleri üzerinde yeni servisler geliştirmekteymişler... Cep telefonlarımızın, bulunduğumuz yeri saptamak için kullanılan birer araç ve de “dinleme aygıtlarına” dönüştürülebildiklerini biliyoruz. Şirketler, yanı sıra farklı bir servis daha geliştirmişler; o da cep telefonlarımızın “video” ya da “fotoğraf makinesi” fonksiyonlarını toplu halde kapatmakmış! Bu yeni servisin gerekçesi konserlerde vs… alınan “yasadışı görüntüleri” engellemek oluyormuş... ABD “Suny Oswego” Üniversitesi’nde iletişim fakültesinde yardımcı doçent olan Ulises Mejias özetle! “Çiçeği burnundaki bu yeni tekniğin başka hangi uygulamalar için kullanılabileceğini kolaylıkla tahmin edebilirsiniz!” diyor. Telefonunuzun “viedo”su toplu bir “tık”la servis dışı kaldığında, Arap Baharı tarzı gösterilerde güvenlik güçlerinin uyguladığı baskı ve şiddeti aktarmak olanağı tamamıyla ortadan kalkıyor! Büyük telefon şirketlerinin otoriter hükümetlerle anlaşıp, cep telefonu servislerini demokrasi gösterilerinin en kritik anlarında İran’ ın “Yeşil İsyan”ında, Mısır’ın “Tahrir sürecinde” olduğu gibi tümüyle kapatmaları da ayrıca cabası! “İletişim alanında” hizmet veren büyük sermaye ve çokuluslu şirketler, kısacası zorbalıkla kol kola girmekte tereddüt göstermiyor. Dijital buluşların sağladığı farklı olanaklarla denetimden çıkan demokrasi taleplerinin yayılmasının önüne geçmenin yollarını mutlaka buluyorlar. “Kurulu düzen”; özetle kısa bir bocalama dönemi ardından! yeni teknolojileri kontrol altına almanın üstesinden gelmeyi başarıyor. İRAN’LA NÜKLEER MÜZAKERELER Bağdat’ta ‘iyimser’ hava Dış Haberler Servisi İran ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) daimi üyeleriyle Almanya’dan oluşan “5 artı 1” ülkeleri arasındaki nükleer müzakerelerin ikinci turu, Irak’ın başkenti Bağdat’ta dün başladı. Müzakerelere, BMGK daimi üyeleri ABD, Rusya, Çin, Fransa ve İngiltere ile Almanya’nın temsilcileri, Avrupa Birliği (AB) Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton, İran Ulusal Yüksek Güvenlik Konseyi Sekreteri ve Başmüzakereci Said Celili başkanlığındaki İran heyeti ve Çin Dışişleri Bakanı Yardımcısı Zhai Jun başkanlığındaki Çin heyeti katıldı. Bağdat’ın merkezindeki Yeşil Bölge’de başlayan müzakerelerde “iyimser havanın hâkim” olduğu belirtilirken, AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Ashton’ın sözcüsü Michael Man, İran’ın zenginleştirmeye çalıştığı uranyum oranını yüzde 20’den yüzde 5’e indirmesi karşılığında, yaptırımların hafifletilmesini öngören bir öneri sunduklarını duyurdu. Ancak Man önerinin ayrıntıları hakkında bilgi vermedi. İngiltere’de yayımlanan Financial Times gazetesi de Batılı güçlerin, İran’ın Asya ülkelerine petrol ihracatına izin verilmesi karşılığında, nükleer silah geliştirmeme garantisi isteyeceklerini yazdı. Gazete, diplomatlara ve petrol endüstrisi yetkililerine dayanarak, ABD ve AB’nin, İran petrolü taşıyan gemilere getirilen sigorta yasağını kaldırabileceklerini de duyurdu. İngiltere’de ise hükümete bağlı Ulusal Güvenlik Konseyi’nin üst düzey yetkilileri, İsrail ile İran arasında bir savaş çıkması halinde nasıl bir askeri rol oynayabilecekleri konusunu görüştüklerini söylediler. BBC’ye konuşan yetkililere göre savaş çıkarsa İngiliz donanma kuvvetlerinin Ortadoğu’ya yerleştirilmesi seçenekler arasında. Hüsnü Mübarek’in devrilmesiyle sonuçlanan isyanın ardından yapılan ilk başkanlık seçimlerine katılımın yüksek olduğu gözlendi. İslamcılara karşı laiklerin yarıştığı seçimlerin en güçlü adayı bağımsız İslamcı Abdulmunim Ebu’l Fütuh. Mısırlıların tercihlerini ise siyasetten çok ekonominin belirleyeceği vurgulanıyor. (Fotoğraf: AFP) Mısır’ın ‘en mübarek‘ seçimi Dış Haberler Servisi Mısırlılar, “Arap Baharı” olarak adlandırılan isyanlar sonucu Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden 15 ay sonra, ülkenin ilk demokratik cumhurbaşkanlığı seçimleri için dün sandık başına gitti. 50 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu ülkede başkent Kahire ve İskenderiye dahil büyük kentlerde seçimlere katılım oranının yüksek olduğu belirtiliyor. Bugün sona erecek oylamada İslamcılarla laikler, “devrim”cilerle Mübarek dönemi bakanları yarışıyor. Ancak sokaktaki çoğu insan için, seçimler ideolojik veya siyasi anlam taşımaktan çok, ekonomik açıdan önem taşıyor. 2011 Şubatında yönetime geçen askeri konsey adil seçim ve sivil yönetime geçiş sözü vermişti. Seçimleri izleyen Anadolu Ajansı (AA) muhabirleri, bazı aksaklıklar tespit ettiklerini bildirdiler. Mansura şehrinin bazı bölgelerinde gazetecilere ve seçim gözlemcilerine yönelik çok sıkı güvenlik tedbirleri uygulandı. Gazeteciler, görevlerini yapmalarının engellendiğini, gereksiz zorluklar çıkarıldığını öne sürdü. Bazı bölgelerde uluslararası gözlemciler gözaltına alınırken, Mısırlı gözlemcilerin seçim salonuna girmeleri engellendi. Eski hava kuvvetleri komutanı Ahmet Şefik, eski dışişleri bakanı ve Arap Ligi başkanı Amr Musa, Müslüman Kardeşler’in Özgürlük ve Adalet Partisi’nden Muhammed Mursi ile bağımsız İslamcı aday Abdulmunim Ebu’lFütuh seçimlerde favori adayları. Yeni anayasa hazırlanana kadar başkanın görevlerinin ne olacağı çok net değil. Ekonomi, demokrasi, egemenlik krizi Bilgi Üniversitesi ve İtalyan “RESET” vakfının “Zor Zamanlarda Demokrasinin Vaatleri” başlığı altında ortaklaşa düzenlediği “İstanbul Seminerleri”nde bu yıl böyle… birbirinden ilginç konu başlıkları vardı. Önceki gün de bahsettim. Aynı konferansta söz alan konuşmacılardan eski İtalya Başbakanı Giuliano Amato; “Türkiye’nin bir çoğunluk diktasına doğru” yol aldığını söylerken bunun ne var ki eski dönemlerde olduğu kadar kolay başarılamayacağına dikkat çekmiş; “Günümüzün gelişen dijital teknoloji ortamında tek tornadan çıkan toplumun yaratılması önündeki engellere” bir teselli tonuyla da olsa! işaret etmişti. Amato ile aynı çatı altında konuşan Mejias gibi uzmanlar görüldüğü üzere oysaki “kurulu düzen çarkları” karşısında işte yeni dijital olanakların birer sabun köpüğünden ibaret olduğunu söylemekte tereddüt etmiyor… Büyük şirketler ve devletler; sosyal medya araçlarıyla artık çocuk oyuncağı gibi oynayabiliyorlar. Siyasi muhalefet ve direnişin yöntemleri, sanıldığı gibi kısacaçağ atlamış değil. İstanbul Seminerleri’nin adındaki “zor zamanlar”… yalnız “teknolojik yeniliklere” karşı geliştirilen bu Orwellvari “büyük birader” tekniklerini ifade etmiyor. Demokrasilerin krizi…. Siyasi partiler ve siyasetin krizi… Ekonomik kriz… Egemenliğin sınırları ile egemenlik krizi… “Postsekülarizm/sekülarizm sonrası” diye ifade edilen “büyük dinlerin kamu arenasına dönüşü”… Ve Arap Baharı’nın sınırlarına… beş günlük konferans boyunca ayrı ayrı değinildi... On yıl öncesine kıyasla… sahiden çok farklı bir dünyada yaşıyoruz. Sadece Türkiye yeniden kurgulanmıyor, dünya sil baştan yeniden “reset”leniyor. Ardı ardına “İstanbul Seminerleri” konuşmacılarını dinlerken; Çinlilerin “İlginç zamanlarda yaşayasın!” sözü aklıma geldi. Çinliler birine beddua okumak istediklerinde pusulanın şaştığı ucu belli olmayan büyük değişim, çalkantı dönemlerini kastederek! “Hay ilginç zamanlarda yaşayasın!” derlermiş. Bunun anlamı: “Başın beladan hiç çıkmasın!” demekmiş. İçeride ve dışarıda öyle “ilginç zamanlarda” yaşıyoruz ki… bela belli ki hiç eksik olmayacak. 43 YIL SONRA NASA’DA Ay taşının başına gelmeyen kalmadı Dış Haberler Servisi Amerikalı astronotlar Neil Armstrong ve Buzz Aldrin tarafından Ay’dan getirilen bazı parçaların uzun yıllar boyunca başına gelenler şaşkınlık veriyor. Amerikalı astronotların Apollo 11 uzay aracıyla 1969 ve Apollo 17 ile 1972’de Ay’a yaptıkları seyahatlerde topladıkları kaya parçaları, eski ABD Başkanı Richard Nixon tarafından Nikaragua’nın eski diktatörü Anastasio Somoza Garcia’ya hediye edildi. Daha sonra Nikaragua’da solcu gerillalara karşı savaşan Kosta Rikalı bir Contra gerillasının eline geçen Ay taşları, gerilla tarafından değiş tokuş edilerek bir rahibe verildi. Gerillanın, paha biçilmez Ay taşlarını değiş tokuş etmesi karşılığı ne aldığı bilinmiyor. Ay taşlarını son olarak rahip ve işadamı Harry Coates, Las Vegaslı kumarhaneler kralı Bob Stupak’a 10 bin dolar ve kumarhanesinin 200 bin hissesi karşılığı satıldı. Stupak’ın kiralık kasada sakladığı kaya parçaları sonunda ölümünün ardından ortaya çıktı. Stupak’ın ölümünden iki buçuk yıl sonra, servetini yöneten hukuk danışmanı Richard Wright, toplam ağırlığı 0.05 gram olan parçaları Houston’daki Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi’ne (NASA) gönderdi. NASA sözcüsü Renee Juhans, parçaların gerçek olup olmadığını araştırdıklarını bildirdi. Emekli NASA araştırmacısı Joe Gutheinz’e göre, ABD’nin 1970’li yıllarda bazı ülkelere ve Birleşmiş Milletler’e hediye ettiği 270 parçadan 160’ı kayıp. Yasanın çıkmasının ardından geçen pazar gününden bu yana öğrenci eylemlerinde 300’ü aşkın kişi gözaltına alındı. (Fotoğraf:AFP) ‘Emanuela’yı Vatikan kaçırdı’ Dış Haberler Servisi İtalya’da 29 yıl önce 15 yaşındayken ortadan kaybolan Emanuela Orlandi’nin, Vatikan tarafından seks partilerinde kullanılmak üzere kaçırıldığı öne sürüldü. Orlandi’nin, 1981’de Papa’ya suikast girişiminde bulunmasının ardından yakalanan ve mahkum olan Mehmet Ali Ağca’yı kurtarmak amacıyla Ülkücüler tarafından kaçırıldığı iddia edilmişti. Son olarak 85 yaşındaki rahip Gabriel Amorth’un açıklamaları ortalığı karıştırdı. Amorth, ölen Vatikan arşivcisi Simeone Duca’nın, Vatikan askerlerinin de yardımıyla, seks partileri için kız bulmakla görevlendirildiğini, bu amaçla kaçırılan Orlandi’nin daha sonra öldürüldüğünü ve olayın örtbas edildiğini söyledi. Geçen hafta içinde gelen isimsiz bir ihbar üzerine gangster Enrico de Pedis’in mezarı açılarak inceleme başlatılmış ve mezardan alınan kemiklerin Orlandi’ye ait olduğu açıklanmıştı. Quebec’li öğrencilerin eylemi 100. günü devirdi Dış Haberler Servisi Kanada’nın Quebec eyaletinde öğrencilerin hükümetin üniversite harçlarına zam yapılmasına yönelik planlarına protestoları 100. gününü geride bıraktı. Öğrenciler harçlarda yaklaşık yüzde 80 artışı içeren yeni düzenleme girişimine karşı direnişlerini sürdürecekleri mesajı verirken Montreal kentinde önceki geceki protestolarda havai fişek atan bazı maskeli gruplara polis biber gazı ile müdahalede bulundu. Olaylarda en az 11 öğrencinin gözaltına alındığı belirtildi. Önceki geceki eylemler hükümetin bölgede en uzun soluklu öğrenci protestolarını sonlandırmak gerekçesiyle geçen cuma günü özel bir güvenlik yasası çıkarmasının ardından geldi. Önceki gece Montreal sokaklarını dolduran onbinlerce öğrenciye halk da destek verirken kalabalık şarkılar söyleyerek Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin yıllık toplantısının yapıldığı alana yürümek istedi. Ellerinde “Sokaklar Bizim” yazan pankartlar taşıyan kalabalık, 50 kişiden daha çok kişinin katılımıyla yapılacak gösterilere ilişkin yetkililere tam kapsamlı bilgilendirmeyi de içeren yeni güvenlik yasasına tepki gösterdiler. İnsan hakları örgütleri yasanın demokratik eylem hakkını, ifade özgürlüğünü çiğnediğine dikkat çekiyor. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog