Bugünden 1930'a 5,464,858 adet makale



Katalog


«
»

20 MAYIS 2012 PAZAR CUMHURİYET SAYFA 13 “Hükümet üyeleri, kamunun hizmetindedirler. Bu hizmetin tarafsızlığı istisnasız ve tam olmalı, özel çıkar güdüldüğüne ilişkin hiçbir kuşkuya yer bırakmamalıdır…” Fransa’nın yeni cumhurbaşkanı François Hollande’ın, kendisi gibi sosyalist hükümet üyelerine tek tek imzalattığı “Ahlak Şartı”* bu sözlerle başlıyor. Hollande’ın okul sıralarından beri siyasal “silah arkadaşı” Jean Marc Ayrault’yu başbakan atamasının ardından kurulan hükümet, salt yapısıyla bile sol düşüncenin ilericiliğini vurguluyor: 34 bakandan 17’sinin kadın olduğu kabine, cinsiyet eşitliği ilkesine tam tamına uyan ilk hükümet. Fransa’nın İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana sadece ikinci, Mitterrand’dan 17 yıl sonraki ilk sosyalist cumhurbaşkanı François Hollande; en iyi olduğu için değil, sağcı rakibi Sarkozy en kötü olduğu için seçildiğinin farkında. Parlamento çoğunluğunu arkasına almayan bir cumhurbaşkanının ağzıyla kuş tutamayacağını biliyor. Ülkenin ekonomik kriz anlamında kritik bir noktada durduğu da kimse için sır değil. ૽૽૽ Oysa daha 10 Mayıs’ta oturduğu cumhurbaşkanlığı koltuğu kaidesine, kaidesi de koltuğa ısınamadan, 3 Haziran’da birinci, 17 Haziran’da ikinci turu yapılacak genel seçimler var önünde. Dolayısıyla parlamenter çoğunluğu da “sol”a çekecek farkı derhal atmalı, seçmenlere “İşte budur!” dedirtmeliydi, Hollande. yabancı hükümetlerin özel davetlisi olarak yolculuk edemeyecek. 150 Avro’luk değeri aşan tüm armağanları derhal devlete teslim edecek. Makamına tahsis edilen lojmanda oturacaksa, bu ayrıcalığın kendisine sağladığı “tasarrufu”, mal bildirimine gelir kaydedecek. Ayrıca sosyalist bakanlar, bu Şart’la trenle üç saati aşmayan yolculuklar için uçağa binmemek, başkent Paris’te trafiğe çıktıklarında (Türk muktedirlerimizin kulağı çınlasın!) göze batmamak, yani canavar düdükleri ve konvoy eşliğinde kelle götürür gibi gösteriş yapmamakla da yükümlü tutuluyorlar! ૽૽૽ Sıraladığım önlemler, bizim ellerde “bal tutan parmağını yalar” şiarının türevi “Adam yolsuz, ama çalışıyor!”culara dudak büktürüp, sultani oldumcuk, gösteriş meraklısı iktidar sahipleri tarafından küçümsenebilir. Ama burası Fransa. Seçtiği vekillerin, ödediği vergilerle gösteriş yapmasına tahammülsüz, çünkü tebaa olmayı reddeden, yurttaşlık hakkı için kralının kafasını kesen halkın ülkesi. François Hollande, halkına üstünlük taslayan ve bol keseden harcayan Sarkozy’nin aksine, herhangi bir yurttaştan farksız, “normal” bir cumhurbaşkanı olmaya söz vermişti. Hem sözünü tutuyor, hem de kapitalist ayrıcalıkları budamak için çıktığı sosyalist yolda, önce iktidar ayrıcalıklarından cayarak örnek oluşturuyor. *Sözleşme “Politika kokoreç gibidir, bir gıdım tezek kokmalıdır, ama iki gıdım değil.” LIX FAURE (Fran Cumhurbaşkanı, 180918 sa 89) FE Kimine Şart, Kimine Kart: Ahlak Nitekim dedirtti. Sosyalist hükümet, salt yarı yarıya kadın bakanlardan oluşmuyor; biri Fas, diğeri Guyana göçmeni bakanla, aşırı sağın yükselen değeri “ak Fransız” kökenli ırkçılığa prim vermediğini de gösterdi. Ama sağcı Sarkozy’ye asıl farkı, halka verdiği “seçim” sözlerinden üçünü, derhal uygulamaya koyarak attı: Sosyalist bakanların aylıkları 14 bin 200 Avro’dan 9 bin 940 Avro’ya indirilerek, hükümetin kamu gelirlerine yükü 15 Mayıs itibarıyla yüzde 30 oranında azaltıldı. Cumhurbaşkanı ve başbakanın aldığı aylıklar da 21 bin 300 Avro’dan 14 bin 910 Avro’ya çekildi. Yürütme erkinde görevli kimselerin, kamu ya da özel alanda başka görev üstlenmeleri ve makam aylığının üstüne ek maaş, tazminat gibi gelir edinmelerine olanak sağlayan Fotoğraf: ALİ ARİF ERSEN ransa ekonomik krizde: F Marsilya yakınlarında, patlayan bir boru hattından sızan petrolün zarar verdiği doğal sit alanı Crau steplerindeki toprak, dünyada ilk kez, siyah karıncaların kullanıldığı biyolojik bir yöntemle temizleniyor. Türkiye ekonomik lükste: Cannes Film Festivali’nde, yönetmen Fatih Akın’ın, siyasal iradenin doğa harikası Çamburnu’nu 2005’ten bu yana adım adım nasıl bir sanayi çöplüğüne dönüştürdüğünü belgelediği “Polluting Paradise” filmi, dokümanter dalında birinciliğe yarışıyor. Belgeseli izleyen yabancı basın, Çamburnu’nun yok edilmesine tanıklığı, “Gerçeğin korkunçluğu karşısında önce ağlamak, ardından kusmak istiyorsunuz...” sözleriyle anlatıyor. 19 Mayıs 1919 Öncesi ve Sonrası (1) Anıtkabir’i gezenler bilirler; duvarında çakılıdır: “Alınacak tek bir karar vardı. Hâkimiyeti milliyeye müstenit, müstakil yeni bir Türk devleti kurmak!” Mustafa Kemal Atatürk 16 Mayıs 1919 günü Samsun’a hareket etmeden önce yakınlarına söylemişti bu sözleri. Ulusal egemenliğe dayalı, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak, emperyalist işgalcilere karşı verilip başarıya kavuşacak olan ulusal kurtuluş projesinin tek bir tümceye sığdırılmış özetiydi. ૽૽૽ Atatürk, Samsun’a çıkışını gazeteci Falih Rıfkı Atay’a şöyle anlatır: “Beni İstanbul’dan çıkarmakla ağır bir yükten kurtulacaklarını zannedenler, makul bir sebep aramakla meşgul idiler. Nihayet bu sebep, işgal kuvvetleri zabitlerinin raporları ile dolu bir dosya halinde ellerine geldi. Bir gün Harbiye Nazırı rahmetli Şakir Paşa beni makamına davet etti. Bürosunun karşısına oturdum. Bir tek kelime söylemeksizin bana dosyayı uzattı: ‘Bunu okur musunuz?’ dedi. Dosyayı baştan nihayete kadar gözden geçirdim. Hulâsası şu idi: ‘Samsun ve havalisindeki birçok Rum köyleri Türkler tarafından her gün tecavüze uğramaktadır. Osmanlı hükümeti bu vahşi tecavüzlerin önüne geçememektedir. Bu havalinin emniyet ve huzurunu temin etmek insaniyet namına borcumuzdur.’ Raporlar İstanbul hükümetine verilirken bir de protesto ilave edilmişti: ‘Bu tecavüzleri men etmek lazımdır. Eğer siz aciz iseniz, vazifeyi biz üstümüze alacağız.’ Dosyayı okuduktan sonra Harbiye Nazırı’nın yüzüne baktım: ‘Emriniz paşam’ dedim...” (Falih Rıfkı Atay Atatürk’ün Bana Anlattıkları, Sel Yayınları, 1955, s. 109110) ૽૽૽ Harbiye Nazırı Şakir Paşa’nın Mustafa Kemal’e verdiği dosyada, “İngilizlerin, bölgedeki asayiş durumundan yakınan birçok raporları yer alıyordu. Güya birçok Rum köyleri her gün Türklerin saldırısına uğruyor, resmi makamlar buna engel olamıyorlardı. İngilizler buna bir de protesto eklemişler ve bu saldırılar hükümetçe önlenemediği takdirde, kendilerinin duruma el koyacaklarını bildiriyorlardı.” (Sina Akşin, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele, Mutlakiyet Dönemi 19181919, Cem Yayınları, İstanbul, 1992, s. 279280) Atatürk bu olaya Büyük Nutuk’un 13. sayfasında da değinir: “Derhal ifade etmeliyim ki bana bu yetkiyi onlar bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa olsun, benim İstanbul’dan uzaklaşmamı arzu edenlerin buldukları sebep, ‘Samsun ve dolaylarındaki asayişsizliği yerinde görüp tedbir almak için Samsun’a kadar gitmek’ idi. Ben bu vazifenin yerine getirilmesinin bir makam ve yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürdüm. Bunda hiçbir mahzur görmediler. O tarihte Genelkurmay’da bulunan ve benim maksadımı bir dereceye kadar sezen kimselerle görüştüm. Müfettişlik vazifesini buldular ve yetki meselesiyle ilgili talimatı da ben kendim yazdırdım.” Mufassal Osmanlı Tarihi’nin 6. cildinin 3589. sayfasında bu konuya ilişkin ayrıntılı bilgiler vardır. Buradan, Atatürk’ün, “bu vazifenin görülmesinin bir makam ve yetki sahibi olmaya bağlı bulunduğunu ileri sürmesi” üzerine, “12 Haziran’dan sonra Üçüncü Ordu Müfettişliği’ne çevrilen Dokuzuncu Ordu Müfettişliği’nin ihdas edildiğini” (30 Nisan 1919), “müfettişliğin salâhiyetini belirten talimatın” ise 5 Mayıs 1919 günü yazıldığını öğreniyoruz. ૽૽૽ Görüldüğü gibi Atatürk Samsun’a, işgal güçlerinin dayatması sonucu Harbiye Nazırı Şakir Paşa tarafından verilen resmi bir görevle gider. Sonra sırtından “Osmanlı” üniformasını çıkarır. Emperyalizme ve işbirlikçisi Osmanlı Sarayı’na başkaldırır. Hakkında çıkarılan idam fermanına aldırmadan o muhteşem Kurtuluş Savaşı’nı başlatır. Kazanır. Emperyalist güçleri de işbirlikçi sarayı da sürüp atar yurdumuzdan. “Emperyalistler gitsin, ama işbirlikçiler kalsın! Onlar ne de olsa bizden!” demez. Mustafa Kemal Atatürk sonuna kadar bir kurtuluş savaşçısıdır, bir devrimcidir. Bugün bu topraklarda başımız dik yaşıyorsak onun kararlılığı ve yürekliliği sayesindedir. 19 Mayıs bayramımız kutlu olsun. düzenleme iptal edildi. ૽૽૽ Üstüne üstlük tüm bakanlar, bizzat Cumhurbaşkanı Hollande’ın hazırladığı, sözünü ettiğim Ahlak Şartı’nı imzalamak zorunda kaldı. Zorunda kaldı, diyorum; söylentiye göre Şart’ın okunduğu ilk bakanlar kurulu toplantısına sessizlik çökmüş, hükümet üyelerinin uzunca bir süre dilleri tutulmuş, çünkü... Ahlak Şartı’na göre her bakan mal bildiriminde bulunacak ve her yıl, bu ilk bildirime göre edindiği artı mal ya da geliri, yasal anlamda açıklamak zorunda kalacak. Bir hükümet üyesi, sorumlu olduğu bakanlıkla doğrudan ya da dolaylı ilişki kuran özel, tüzel kişiler ve KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK ‘ G ’ N O K T A S I behicak@yahoo.com.tr 19 Mayıs’ta Efeler ve Askerler arkadaşlarının Ulusal Mücadele’mizi örgütleyip başlatmak üzere 19 Mayıs 1919’da Samsun’a, oradan da Amasya’ya ulaştıkları günlerde, Yunan ordusu da işgal ettiği İzmir’den, AydınDenizli yönüne doğru ilerlemekteydi... Osmanlı’nın Aydın’daki 57’nci Tümen Komutanı Albay Şefik ise işgale karşı mücadeleden yana olsa bile, harekete geçebilmek için İstanbul’dan emir beklemekteydi. Ne var ki Genelkurmay’dan gelen telgrafla, Yunan ordusuna direnilmeyip, Denizli’ye doğru ilerlemelerine izin verilmesi emredilir. Bunun üzerine Albay Şefik İstanbul’u dinlemeden Yörük Ali ile işgale karşı güç birliği koşullarını konuşmak için soluğu Çine’de alır. Müze’deki “görüşme” canlandırması, aynı binada geçen “ortak mücadeleyi planlama” saatlerinin de adeta yeniden yaşanmasını sağlıyor. Peki, bu görüşme; ardından 57’nci Tümen’in Osmanlı üniformalı askerleri ile Yörük Ali Efe’nin “kızan”larının Yunan güçlerine karşı birlikte çatışmalara Alb. Şefik ve Yörük Ali Efe, 1919 Mayıs’ında girmeleri ve ortak direnişi planlarlarken... bütün bu gelişmelerin ise aynı amaçla Samsun’dan irenişin Karargâhı Anadolu’ya geçtiği haftalarda Önce binayı tanıtmalıyım. Mustafa Kemal’in “bilgisi” Abdülhamit’in emriyle 1906olmadan yaşanması; dahası 09’da Çineli ustalarca yapılmış Albay Şefik ile Yörük Ali’nin de ve “askerlik şubesi” işleviyle Mustafa Kemal’den hiç kullanılmış… Çünkü Osmanlı haberleri olmaması... ne yönetimi, bölgedeki “eşkıya anlama geliyor? efeler”in egemenliğine son O kadar ki 60 kişilik bir efeler vermek için, aynı yöreden ve askerler grubu tarafından erkek çocukların, derhal 16 Haziran 1919’da yapılan askere alınıp onlara karşı SultanhisarMalgaç baskını savaşmaları için özel bir çaba bile İstanbul’daki “İstiklal göstermiş. Harbi gazetesi”nde ancak Binanın 1919’da efeler manşet olduğunda Çine’nin tarafından ele geçirilerek adı ve direniş örgütlenmesi işgalci Yunan güçlerine karşı duyulabilmişti... direnişin “karargâh”ı olarak Ulusal kurtuluşumuzun ilk kullanılması ise şimdiki işlevine çatışmalarını başlatan askerler eşsiz bir ruh katıyor. ve efelerin vatanseverlikleri ile Mimar Ertuğrul Aladağ Samsun’dan yükselen tarafından restore edilerek bağımsızlık ateşinin 2008’de açılışı yapılan tek katlı Anadolu’yu eşzamanlı taş bina, tarihe tanıklık eden sarmalaması “destansı”dır. en güçlü Kuvayı Milliye ögesi Bu nedenle “19 Mayıs”, işte olarak belediyenin kente bu destanın “efsane değil armağanı... gerçek” olduğunu kanıtlayan bayramımızdır. Coşkuyla skerler ve Kızanlar kutlanmasına yönelik gözlenen şu “tereddüt”lerin temelinde Müzedeki Albay ŞefikYörük de aslında Ulusal Bağımsızlık Ali Efe görüşmesinin için duyulan tereddütler canlandırıldığı oda ve anlamına yok mudur? gelince; Mustafa Kemal ve Yaz geldi sayılır... İzmirAydın yolundan Güney Ege’ye inecek tatilciler önce Çine’den geçecekler; Kurtuluş Savaşı’mızın bu kahraman yerleşmesinde belki sadece “datlı suyla odun ateşinde çay” içmek için duracaklar; o da biliyorlarsa... Tatlı su, Çine’nin yaslandığı Madran Dağı’ndan çıkan aynı adla anılan kaynak suyuna deniyor... Belediye yıllardır şişeleyip pazarlıyor; Çinelilerin ücretsiz yararlanabildikleri suyun “çay”ı gerçekten bambaşka... Ama Çine’de çay içmek için durmak yetmez. “Kuvayı Milliye Müzesi”ni görmek, ardından da “Kuvayı Milliye Parkı”nda dinlenerek, “görülenleri düşünmek” gerekir mutlaka… Mesela, 1919 yılının mayıs ayında Yunan işgalcilere karşı “ortak direniş” kararı veren “Albay Şefik” ile “Yörük Ali Efe”nin balmumu heykellerini... ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com BULMACA SOLDAN SAĞA: SEDAT YAŞAYAN 1 2 3 4 5 6 7 8 9 HARBİ SEMİH POROY D UYDUDAN NAKLEN HAKAN ÇELİK fhakancelik@mynet.com A 1/ Bir yapıyı üstten 1 kuşatan ve uzakları seyretmeyi sağlayan 2 teras. 2/ Kuzey Ame 3 rika’nın beş büyük gölünden biri... Na 4 maz çağrısı. 3/ Sazın 5 en ince ses veren te6 li... Mehmet Eroğlu’nun bir romanı. 4/ 7 İlave... Birçok gele 8 neksel toplumda yer alan temel akraba 9 topluluğu. 5/ “Trabzon1 2 3 4 5 6 7 8 9 hurması, cennethurması” 1 K A R A K E Ç İ gibi adlar da verilen meyve... Asal gazlar sınıfından 2 A N E M O F O B İ K E R E B İ Ç bir element. 6/ Akla ve sağ 3 R duyuya aykırı olan... Bir 4 A K O R MA K İ nota. 7/ Kısa bacaklı bir 5 G A R R E N R köpek ırkı... Avcı ya da 6 Ö Z MO R S İ bekçi kulübesi. 8/ İnce ve 7 Z E T A A T İ K düzgün dokunmuş pamuk 8 V A L E İ N lu kumaş... Birçok kuşağı 9 P İ R İ M U G A N kapsayan ve bir romanda, filmde ya da televizyon dizisinde anlatılan bir tür aile destanı. 9/ Başa eğri olarak giyilen bir tür başlık. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Süs... Jokeylerin giydiği kenarsız başlık. 2/ Süpürgeotu, funda... Eskrimde kullanılan üç silahtan biri. 3/ Kaynağı antik çağlara dayanan kirişli bir çalgı... Tuzlanıp kurutulmuş yiyecek. 4/ Bir bağlaç... Eski Anadolu halklarının en büyük ana tanrıçası. 5/ Yabancı... Fenike mitolojisinde en büyük tanrı. 6/ Yaşlı insanlarda görülen bir tür bunama... Asker. 7/ Çanakkale’nin, peyniriyle tanınmış ilçesi... “Her çiçekten eyledik/Arıya saydılar bizi” (Pir Sultan Abdal). 8/ Nâzım Hikmet’in soyadı... Yunan abecesinin son harfi. 9/ Arapçada “ben”... Evlilik birliğini sağlayan yasal işlem. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog