Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 NİSAN 2012 PAZARTESİ 8 İstanbul Y Edirne Y Kocaeli B Çanakkale Y İzmir Y Manisa B Denizli PB Zonguldak Y Sinop Y Samsun Y Trabzon B Giresun B Ankara Y 13 15 25 17 19 20 22 20 20 23 20 21 23 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B Y PB B PB Y B Y Y Y Y Y 23 24 22 21 26 24 22 25 20 20 11 10 11 Oslo PB Helsinki PB Stockholm B Londra Y AmsterdamY Brüksel B Paris B Bonn Y Münih Y Berlin Y Budapeşte B Madrid A Viyana Y HABERLER 7 3 5 13 10 9 11 10 8 8 10 18 7 Belgrad Y 12 Sofya Y 12 Roma Y 18 Atina B 21 Zürih Y 9 Moskova Y 6 Aşkabat B 24 Taşkent PB 28 Baku B 21 Bişkek Y 20 Tiflis Y 23 Kahire A 36 Şam A 30 Trakya, Batı Akdeniz kıyıları, Doğu Akdeniz ile Karaman, Şanlıurfa dışında tüm yurt yağışlı. Yağışların; genellikle yağmur ve sağanak, sabah saatlerinde Bilecik, Van ve Bayburt çevrelerinin karla karışık yağmurlu, Erzurum ve Ardahan çevrelerinde kar şeklinde olacağı tahmin ediliyor. Doğu Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’nun kuzey ve doğu kesimlerinde eğimin fazla olduğu alanlarda çığ tehlikesi bulunmaktadır. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 9 Nisan AKP’nin valileri de müdahil olacak mı? Başbakan Tayyip Erdoğan, hükümetin 12 Eylül’ün iki lideri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılanmasına müdahil olma kararını aldırdıktan sonra partisi adına da harekete geçti. Yargılamanın başladığı gün (4 Nisan) programda olmadığı halde AKP Merkez Yürütme Kurulu’nu (MYK) müdahillik konusu için ayaküstü topladı. Ancak toplantıda Erdoğan’a kurmaylarınca, “AKP’nin 12 Eylül’de hayatta olmadığı, bu nedenle mağdur da olamayacağı, dolayısıyla müdahillik başvurusu yapamayacağı” bilgisi verildi. Bunun üzerine MYK’de, “12 Eylül’de mağdur olan partililerin bireysel olarak müdahillik başvurusunda bulunmaları” kararlaştırıldı. Yani partililer kişisel olarak mahkemeye müdahillik başvurusunda bulunacaklar. Bu karar üzerine gözler, AKP’nin 12 Eylül döneminde bizzat “devletin” etkili konumlarında bürokrat olarak görev yapan isimlerine çevrildi. Abdülkadir Aksu, Vecdi Gönül, Necati Çetinkaya bu isimlerin başında geliyor. Bu isimlere son seçimlerde AKP’den milletvekili seçilen vali ve Emniyet müdürü kökenli Muammer Güler, Oğuz Kağan Köksal da eklendi. Bir süre önce, Evren ve Şahinkaya’yı yargılayan mahkemenin 12 Eylül döneminin “bürokratlarını” da kapsayacak biçimde yargılamayı genişleteceği haberleri yazılmıştı, ancak yargılama şu ana kadar iki isimle sınırlı tutuluyor. 12 Eylül dönemindeki başta işkence olmak üzere tüm insan hakkı ihlallerinde birinci derecede sorumluluğu bulunan bürokratlar hakkında henüz hiçbir işlem bulunmuyor. O zaman insanın aklına 12 Eylül döneminde vali, Emniyet müdürü, kaymakam olarak görev yapmış bu isimlerin de davaya “müdahil” olarak başvurabilecekleri geliyor. Çünkü Abdülkadir Aksu, dönemin dava açılabilecek bürokratları arasında adı geçtiğinde, “Ben 12 Eylül döneminde merkeze alındım. Haksızlığa uğradım” açıklaması yapmıştı. İster misiniz şimdi AKP MYK’nin kararı doğrultusunda Aksu başta olmak üzere AKP’nin valileri, sırayla “biz de mağduruz” diyerek müdahillik başvurusu yapsınlar... AKP’nin ‘bayan şoför’ önerisi! GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY 12 Eylül’e ‘12 Eylül’de’ Direnmek 12 Eylül darbesinin üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçtikten sonra “darbe karşıtı” görünmek kolaydır. Cumhuriyet gazetesi birileri manşetleri karıştırıp yanlış yapsa da 12 Eylül döneminde darbecilere direnen bir yayın organıydı. Yazarları Ali Sirmen, Oktay Akbal cezaevine girdi, başyazarı Nadir Nadi yargılandı. 12 Eylül anayasası oylamasında “hayır”ın rengi “mavi” olduğu için İsmail Gülgeç, Behiç Ak inadına “mavi”li karikatürlerle mesaj verdi. Karikatür bantlarında sevgililer, birbirlerinin mavi gözüne bakarak ilanı aşk ediyordu, Atatürk’ün gözleri “mavi mavi” deniyordu, Akdeniz mavisine, Ege’nin mavi sularına, gökyüzünün masmaviliğine vurgu yapılıyordu. Yalçın Pekşen de köşesinde “Mavi Gözlü Suçlu Hanım”ı yazıyordu. Bunlar üzerine “mavi” yasağı gelirken, Evren Paşa meydanlarda “Atatürk’ün gözünün, denizin, gökyüzünün rengi maviymiş... Sağduyu sahibi vatandaşlar buna pabuç bırakmaz” diyordu... Hasan Cemal’in Demokrasi Korkusu kitabında bu mavi yasağıyla ilgili eğlenceli bir öykü vardır. O günlerde mavi yasağıyla dalga geçmek için yazılan ve masada unutulan “Mavi kartlar değiştirilecek. İstanbul Elektrik Telefon ve Telgraf dairesinden yapılan açıklamada, otobüslerde kullanılan mavi kartların değiştirileceği bildirildi” haberi yanlışlıkla gazeteye girivermiştir. Gazete karışır, genel yayın müdürü Hasan Cemal haberi yazan genç muhabirden savunma ister. Sıkıyönetimden telefon gelmeyince rahatlanır, ancak ertesi gün bu kez Melih Aşık bu haberden yola çıkarak köşesinde bir yorum yapıverir... Cumhuriyet, 12 Eylül sonrasında birçok kez kapatıldı. İlhan Selçuk’un “Kemalizm ideolojisi muz mudur” başlıklı yazısı nedeniye 12 21 Kasım tarihleri arasında 10 gün kapatıldı. 1115 Ocak 1981 tarihlerinde 5 gün Adana, İçel, Kahramanmaraş, Gaziantep, Hatay illerinde sıkıyönetim emriyle kapatıldı. 34 Nisan 1981 tarihlerinde iki gün Ankara, Kastamonu, Çankırı bölgesinde sıkıyönetim emriyle kapatıldı. 24 Ocak 1983’te yine bir kapatma kararı geldi. Bu kez Cumhuriyet 24 gün kapalı kaldı. Hasan Cemal, o günleri anlatırken Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Haydar Saltık’a göre kapatmaların nedenin “üslup farkı” olduğunu aktarır. Bunun üzerine, Nadir Nadi, “Üslup farkı varsa o zaman tek gazete çıkarsınlar. Cumhuriyet neyse o kalacaktır” diyecektir... Şimdi herkesin karşı olduğu anayasaya karşı da ciddi bir muhalefet yürütülmüştür. Cumhuriyet, “Anayasa ciddi bir geriye dönüşü simgeliyor” , “Anayasa tasarısı kaygı verici... Anayasa tasarısı Türk insanının özgürlüğe layık olmadığı görüşüne dayanıyor” manşetleriyle çıkar. 12 Eylül darbesine “12 Eylül’de” karşı çıkmak, direnmek nasıldı, hangi bedeller ödeniyordu, anımsatalım dedik... AKP Şanlıurfa Milletvekili Mehmet Kasım Gülpınar ve AKP Yozgat Milletvekili Ertuğrul Soysal’ın imzasıyla TBMM Başkanlığı’na sunulan ehliyet düzenlemesine ilişkin yasa önerisinin gerekçesinde kadınlara karşı cinsiyetçi ifadelerin yer alması “erkek egemen” anlayışı gözler önüne serdi. Karayolları Trafik Yasası’nda değişiklik yapılması öngörülen yasa önerisine göre otomatik vitesli araçlar için “B1” adıyla sürücü ehliyeti sınıfının oluşturulması düzenleniyor. B1 sınıfı sürücü ehliyetinin gerekçesinin “bayan şoförlere” dayandırılması ise AKP’nin kadınlara bakışını ortaya koyuyor. Yasa önerisinin gerekçesinde “bayan şoförlerin düz vitesli araç eğitiminde birtakım güçlüklerin yaşanmasına neden olduğu” belirtiliyor. Ancak bu “birtakım güçlüklerin” ne olduğu söylenmiyor. Gerekçede “Sürücü adayları, eğimli yollarda araçlarını kullanamamakta ve sahibi oldukları veya olacakları otomatik araçlarda yaşamayacakları bu durumdan dolayı ciddi sıkıntılar çekmektedir” ifadeleri yer alıyor. AKP’li kadınlar önerinin içeriği kadar, “kadına kadın” diyemeyen ve “bayan” demekte ısrar eden anlayışa bakalım ne diyecek? İçişleri müfettişlerinin ‘Teğmen Çelebi’nin telefonuna numara yüklenmesi soruşturulsun’ raporu savcılar arasında geziyor Suç var takip yok 11 NİSAN 1980’DE ÖLDÜRÜLMÜŞTÜ Yazar Ümit Kaftancıoğlu anıldı İstanbul Haber Servisi 11 Nisan 1980’de öldürülen TRT prodüktörü, gazeteciyazar Ümit Kaftancıoğlu, düzenlenen öykü ödülleri ve gecesiyle anıldı. Bu yıl 8.’si düzenenen “Ümit Kaftancıoğlu Öykü Yarışması”nda birincilik ödülüne “Garnik ile Şaşik” adlı eseriyle Ayşe Başak Kaban layık görüldü. Ataköy’deki Yunus Emre Kültür Merkezi’nde düzenlenen gece, Kaftancıoğlu’nun hayatının anlatıldığı “Bir Garip” adlı belgeselin gösterimiyle başladı. Belgeselin ardından konuşan yazar Öner Yağcı, Kaftancıoğlu’nun Köy Enstitülerinde yetiştiğini belirterek, “Kafancıoğlu’nun adına düzenlenen ödül törenleri bile yeni aydınlar yetiştiriyor. Emperyalistlerin karşısına dikiliyor” dedi. Konuşmanın ardından ödül törenine geçildi. Gecede birincilik ödülüne “Garnik ile Şaşik” adlı eseriyle layık görülen Ayşe Başak Kaban’a ödülünü Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen verdi. “Vapurdaki Okurun ve 77 Sayfalı Kitabın...” isimli öyküsüyle Fuat Sevimay ikinci olarak ödülünü CHP İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı’dan, üçüncülük ödülüne layık görülen “Sultanı Gören Var mı?” eseriyle Ayla Şenel de ödülünü CHP İstanbul Milletvekili Melda Onur’un elinden aldı. Gecede, mansiyon ödülleri de Hakan Cucunel, Güldem Şahan, Ahmet Karakulak, Mehmet Ergün, Özlem Kavukçu, Atiye Güner Tümüklü ve Bahar Doğru’ya verildi. Ödül törenin ardından konuşan gazeteci Tuncay Özkan’ın kızı Nazlıcan Özkan, babasıyla 4 yıl önce aynı salonda bulunduklarını belirterek, “Umarım babam seneye bizimle olur. Biz direnmeye devam edeceğiz” dedi. ᮣ Mülkiye Müfettişleri, Teğmen Mehmet Ali Çelebi tutukluyken Emniyet’te telefonuna numara yüklenmesinin suç olduğunu saptayarak konunun soruşturulmasını istedi. Rapora karşın, bir yılda altı savcı değiştiren dosya üzerinde hiçbir işlem yapılmadı. İLHAN TAŞCI Öğrenciler Kürecik’te Türkiye’nin çeşitli yerlerindeki üniversitelerden öğrenciler, kültür sanat kulüpleri, topluluklar önceki gün Malatya’nın Kürecik ilçesinde bir araya gelerek yapılması planlanan füze kalkanı projesini protesti ettiler. İTÜ, Marmara, ODTÜ, Mustafa Kemal, Namık Kemal, Trakya, Anadolu, Mersin, Osmangazi, Onsekiz Mart, Ege, Kırıkkale, Kocaeli, Rize, Zonguldak Karaelmas üniversitesi öğrencileri, Çukurova Öğrenci Derneği, İstanbul Tıp Fakültesi Tiyatro Topluluğu, Özgür Eğitim Platformu, Özgür Lise, Sine Sen, Ankara Üniversitesi Bilim ve Sanat Araştırmaları Topluluğu, Afyon Kocatepe Üniversitesi Malzeme ve Teknoloji Kulübü’nün de aralarında bulunduğu çok sayıda öğrencinin iki aydır yürüttüğü “Füze Kalkanı ve Savaşa Karşı Çalgımızla, Kalemimizle Kürecik’te Buluşuyoruz” kampanyası kapsamında önceki gün Malatya’nın Kürecik ilçesine bir araya gelen grup, Kürecik halkının da katılımıyla radar üssüne yürüdü. (SELAHATTİN GÖKATALAY) yeni elit (ANKA) İngiliz Observer gazetesi, tanınmış Pakistanlı gazeteci yazar Ahmet Raşit’in yeni kitabında Türkiye’nin Pakistan için “örnek” olabileceğini belirttiğine işaret ederken, Türkiye’deki siyasi ve kültürel mücadeleyi “yeni elit”in kazandığı görüşü dile getirildi. İngiltere’de pazar günleri yayımlanan Observer gazetesi, Ahmet Raşit’in Pakistan ve komşularını ele aldığı son kitabını değerlendirirken Raşit’in Türkiye’yi “Son derece İslamlaşmış sivil bir güç” olarak tanımladığını belirterek, “Pakistan halen, askerleştirilmiş, zayıf sivil hükümeti ile bunun tam tersidir” diye yazdı. Yazıda, “Türkiye’de son onyıllar, bürokrasi ve orduya dayanan eski laik elitler ile orta sınıf işadamları ve küçük kentlerden destek gören yeni elit arasındaki sert kültürel ve siyasi mücadeleyi büyük ölçüde ikinci elit kazandı” denildi. Yazıda, “Pakistan, istikrarlı olmak için Batı ile daha az paylaşımda bulunmalı” şeklinde yorumlar yapıldı. ANKARA İçişleri Bakanlığı müfettişleri, 2.5 yıl tutuklu kaldıktan sonra tahliye edilen Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin cep telefonuna 139 adet Hizbut Tahrir şüphelisine ait telefon numarasının “sehven” yüklenmesine ilişkin raporunu tamamladı. Polis Başmüfettişi Hacı Özgül ile Mülkiye Başmüfettişi Dr. Mehmet Tanışır’ın imzasını taşıyan raporda, yükleme suç sayılırken, bunu yapan Emniyetçilerin adli yönden soruşturulması gerektiği vurgulandı. Çelebi’nin avukatı Serkan Günel, soruşturma dosyasının şu an altıncı savcısında olduğunu, yedinci savcıya devredilmeye hazırlandığını, geçen bir yılda da bir arpa boyu yol alınamadığına işaret etti. Ergenekon soruşturması kapsamında 18 Eylül 2008 tarihinde gözaltına alınıp ardından da tutuklanan Teğmen Mehmet Ali Çelebi’nin cep telefonuna polis tarafından el konulduktan sonra 139 adet Hizbut Tahrir şüphelisine ait telefon numarasının yüklendiğinin anlaşılması üzerine avukatı aracılığıyla suç duyurularında bulunmuştu. Teğmen Çelebi’nin de ifadesine başvuran Mül kiye müfettişlerinin hazırladığı raporda, “Sehven” denilen işlemin suç olduğu ve savcılıkça soruşturulması gerektiği belirtilerek, “İddia konusunun Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un kapsamı dışında kaldığı, genel hükümlere göre yetkili ve görevli cumhuriyet başsavcılığınca doğrudan soruşturulması gerektiği anlaşıldığından iddiaya ilişkin bilgi ve belgelerin Fatih Başsavcılığı’na tevdi edilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır” denildi. TÜBİTAK’ın “vurdumduymazlığı ve olayın sorumluluğundan kaçmasının” kendilerini şaşırttığını anlatan avukat Serkan Günel şu değerlendirmede bulundu: “Savcının ısrarlı talebine iş yoğunluğu cevabı veren TÜBİTAK bir yıldır halen bu konuda (sehven yükleme) bir inceleme yapmamıştır. Dosya birinci yılını doldurmuş olayın üzerinden ise 4 sene geçmiştir. Konuştuğumuz savcı dosyayı bir başka meslektaşına devredeceğini söylemiştir. Yani dosya şu an altıncı savcısında ve bir yılda bir arpa boyu yol alamamıştır. Ne diyelim sehven!” sütunlarda yeri geldikçe dile getiriyoruz. İktidarın otoriterleşmesi dünyanın önde gelen fikir gazetelerinin de gündeminde. Mart ayı sonunda Türkiye’yi iyi tanıyan David Gardner ve Daniel Dombey imzalı Financial Times’da yayımlanan yorum bunun ilginç örneklerinden biriydi. Yazıdan altını çizdiğimiz bölümleri aktaralım: “Havada otoriterlik bulutları yoğunlaşırken, pek çok kişi kendini beğenmişliğin ilk kokularını almaya başladı. Gazetecilerin tutuklanması, siyasi düşmanlar aleyhine açılan davaların kanuni esaslara göre yürütülmemesi ve tartışmalı yasaların dayatılarak geçirilmesi tüm bu eğilimleri doğuruyor... Hâlâ hapiste 104 gazeteci var. İran’daki 42, Çin’deki 27 tutuklu gazetecinin toplamından daha fazla... Tenkitçileri ve hatta bazı sempatizanları, Erdoğan’ın temel içgüdüsünün kutuplaştırma olduğunu söylüyor... Paradoks, Erdoğan’la AKP’nin artık tüm kamuoyu yoklamalarının efendisi olmasına rağmen hâlâ muhalefetteymiş gibi davranması... Her şeye rağmen AKP, siyasi amaçları için yasaları kullanmanın iki ucu keskin kılıç olabileceğini keşfetmeye başladı...” Financial Times’daki bu değerlendirmelerin ortaya koyduğu bir gerçek de şu: Ülke içinde medyayı ne kadar kontrolünüz altına alırsanız alın, her şeyi ne kadar mükemmel göstermeye çalışırsanız çalışın; gerçekler, içeride olmazsa dışarıdan patlıyor. Bir anlamda gerçek, öksürük gibidir, ne kadar gizlemeye çalışırsanız çalışın, uzun süre içeride tutamazsınız. ૽૽૽ İktidar koalisyonuna yönelik dış eleştirilerde kurumsal yoğunluk da dikkati çekiyor. Avrupa Parlamentosu’nun (AP) mart ayı sonunda kabul ettiği Türkiye raporu, Başbakan’ın öfkesine öfke katacak ölçüde eleştireldi. Raporun özeti şu: İktidar koalisyonu ve medyasının, ileri demokrasinin yerleşmesi olarak sunmaya çalıştıklarının çoğu, demokrasinin geriye gidişinin göstergeleri olarak bir bir sıralanmış. Bu listenin neredeyse tamamı yargıdan kaynaklanan sorunları içeriyor. Dün vurguladığımız gibi artık Türkiye’de bir yargı sorunu var. AP raporundan sadece birkaç satırbaşı aktarmakla yetinelim: İktidar muhalefetle gerilimli bir ilişki içinde, halen 8 milletvekili tutuklu. Özel yetkili mahkemelerin uygulamaları sorun olmaya devam ediyor. Bu mahkemelerden kaynaklanan tutukluluk süreleri, adil yargılanma hakkı sorunlu. Ergenekon ve Balyoz davalarında sanıklar aleyhinde tutarsız delil kullanımı, delillerde sahtecilik iddiaları kaygı verici. 4 gazetecinin serbest bırakılmış olması olumlu, ancak içeride halen düzinelerce tutuklu gazeteci var. Terörle Mücadele Yasası ifade özgürlüğünü engellemek için kullanılıyor. ૽૽૽ Dış algıya vurgu yapmamızın başlıca nedeni şu: İktidar koalisyonu, AP ve benzeri kurumların raporlarını iç politikanın önemli bir malzemesi olarak kullanıyor. “Dış desteği” içerideki büyük başarının bir yansıması olarak sunuyor. İktidarı eleştiren muhalefete de “Yabancılar bile hakkımızı teslim ediyor. Sizinki nankörlükten başka bir şey değil” diye çıkışıyor. Böylece halkın üzerinde kurmaca bir “başarı algısı”, “her şey çok iyiye gidiyor, yabancılar bile böyle diyor” havası oluşturuluyor. Bu döngüyü kırmanın bir yolu da dışarıya gerçek bilgilerin gitmesini sağlamak. Yukarıdaki gözlemimizi doğrulayan, gazetelere de yansıyan bir kulis bilgisini de paylaşalım: İktidar koalisyonunun hem hükümet hem de camia kanadı, AP raporundaki özellikle Ergenekon ve Balyoz davasının delillerine ilişkin cümleleri değiştirmek için bastırdı, ancak başarılı olamadı. Gerçekler artık uzaklardan bile görünüyor, mızrak çuvala sığmıyor. Bir gecede 22 araç kundaklandı Ⅵ İstanbul Haber Servisi Pendik, Bahçelievler ve Gaziosmanpaşa’da önceki gece park halindeki 22 araç kundaklandı. Olayla ilgili 3 kişi gözaltına alındı. Öte yandan, CHP İzmir Milletvekili Aytun Çıray’ın araç kundaklama olaylarına ilişkin soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 1 Ocak 2010 ile 5 Mart 2012 tarihleri arasında 176 kundaklama olayı meydana geldiğini bildirdi. Sivas’a yeni cemevi yapılıyor Ⅵ İstanbul Haber Servisi Sivas’ın Hafik ilçesi Karlı Köyü Cemevi’nin yapımına başlandı. Cemevi Dernek Başkanı Turan Aykanat, köylülerin ve yurttaşların yardımı ile yapılan cemevinin bu yıl içinde tamamlanacağını belirterek, “Cemevimizde cem odası, kütüphane, yemekhane, gasilhane ve dede hizmet odası bulunacak” dedi. Aykanat, isteyenlerin Ziraat Bankası Hafik Şubesi 573038315001/267 ve Ziraat Bankası Okmeydanı Şubesi 573038315002/1970 No’lu hesaplara yardım yapabileceğini söyledi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog