Bugünden 1930'a 5,446,863 adet makale



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 9 NİSAN 2012 PAZARTESİ 6 Kışlada kavga: 6 asker yaralı Ⅵ SAKARYA (Cumhuriyet) Pamukova’da Jandarma Bölük Komutanlığı’nda dün gece vatani görevini yapan askerler arasında belirlenemeyen bir nedenle kavga çıktı. Kavgada yaralanan 6 asker hastaneye kaldırıldı. Askerlerden bazılarının kollarında ve bacaklarında kesici aletlerin neden olduğu yaralar saptandı. Yaralı askerler tedavilerinin ardından taburcu edildi. Konuyla ilgili soruşturma başlatıldı. SÖYLEŞİ Artık sanal ticaret devrindeyiz... ÖZLEM YÜZAK Tekfen Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye’nin tek yerel sermayeli yapı marketi Tekzen’in CEO’su Murat Gigin: ‘Tutuklu Medya’ Geçen günkü yazımda dışarıdaki tutuklu gazeteciler tanımını kullanmış ve kim söyledi anımsamıyorum, demiştim. Bu tanım Can Dündar’a ait. Ahmet Şık da benzer sözü Avrupa Parlamentosu’ndaki güzel konuşmasında kullandı. Sonra bu tanımın tam gerçeği ifade etmediğini düşünerek “Tutuklu Medya” dedim. Olayın gerçek boyutu budur. İktidar medyayı tutuklamıştır. Biraz bu konuyu açmak istiyorum. Medyayı medya yapan gazetecilerdir, şüphesiz ki... Yazan, çizen, fotoğraf çeken, habere koşan, araştıran, kameramanı, röportajcısı ve tüm basın emekçileri.. Bu mesleki kadro olmadan gazete, televizyon olmaz. Medya ortamını yaratan da biz değilsek patrondur. Dolayısıyla, patron da gazeteciliğin asli bir parçasıdır... Medyasını ticari işleri için iktisadi, toplumsal, siyasal silah olarak kullanmadığı sürece, patronlar da mesleğin, gazeteciliğin, bizim bir parçamızdır. Bizim derken, şüphesiz ki basın özgürlüğünün, özgür medyanın. Anayasada dile gelen “basın hürdür sansür edilemez”in parçasıyız hepimiz. Biz çalışanların basın olarak özgürlüğümüzle, patronun özgürlüğü, burada bire bir örtüşür. Biz tutuklanıyorsak, bir anlamda patron da “tutuklanıyor”. Veya patronun “tutuklandığı” durumlar, bizlerin de yazmaçizme, yorumlama, haber verme özgürlüğümüzü doğrudan etkiliyor. Genel yayın müdürü, yazıişleri müdürü, birden “patron tutukluluğunun” gazetede/TV’de uygulayıcısı konumuna geçiyor. Genel bir susma, alabildiğine bir otosansür yürürlüğe giriyor. Özgür yazan, yorumlayan yazarlar üzerinde baskılar katlanarak ağırlaşıyor, özgürce düşünceyi dile getirmek olanaksız hale geliyor; ya yazdırılmıyor ya kapının önüne konmalar başlıyor; veya türlü cambazlıklarla laf dolandırmalar yazılıyor. Gazeteciler, yazarlar, kendileri olmaktan çıkıyorlar. Patron da gazete sahibi olmaktan.. Hepimiz tutuklanıyoruz.. İçerideki gazeteciler, bizler, dışarıdaki gazeteciler, patronla birlikte de tüm medya toptan esir alınıyor. Gazetelerin entelektüel faaliyeti, topluma düşünce ve haber olarak katkısı, iktidarın sıradanlığına, otoriterliğine, bayağılığına teslim ediliyor. Dolayısıyla, Tutuklu Medya olgusu ortaya çıkıyor. ૽૽૽ Tutuklu Medya’nın iki kaynağı var. Biri doğrudan iktidar, iktidarın başı. Kaç kez yazarlara, haberlere doğrudan saldırdı; çetelesini kim tutuyor? Bu yetmedi, doğrudan patronlara da: “Parasını sen veriyorsun bunların, o zaman kes seslerini; onlar birer elemanın değil mi, orası bir şirket değil mi, istemediğin bir şeyi yazdırmazsın veya değiştirirsin adamı olur biter.. Sonra kapıma gelip ağlayıp sızlamayın..” Bu kadar kaba saba ve basit. Doğan Medya’yı, bütün patronlara örnek bir cezalandırma yöntemi ile “terbiye etme” yolunu seçti (Maliye sopası!). Bu grubun ilk büyük firesi, iktidar veya bedeli, 100 binden fazla satan sokak muhalefetinin başarılı örneği Gözcü’yü kapatmakla başladı. Sonra iktidarı kızdıracak yazarlardan adım adım kurtulma yolunu seçti. Gazete, kapak haberlerinde de kendine çekidüzen verdi. İktidara batacak haberler varsa eğer, küçük görülüyor... ૽૽૽ Geçen ay gerçekleştirilen hukukgazeteciler vb. seminerinde dinlediğim üç yazar, Sedat Ergin, Cüneyt Ülsever ve Mustafa Mutlu, içeriden ve dışarıdan, durumu özetleyen konuşmalar yapmışlardı Cüneyt Ülsever, “Bu dönemde çok sayıda yazarın fikri ile zikri aynı değildir, başıma ne gelir korkusu ile yazıyorlar” saptaması yapmıştı. Mustafa Mutlu: “Kendisini sanık sandalyesinde hisseden, sürekli izlendiğini, yargılandığını düşünen gazetecilerin çok sayıda varlığı, dönemin karakterini belirliyor. Biz buraya gelerek risk alıyoruz... hakkımızda tweetler atılıyor darbeciler toplanıyor, diye. 8 yıl öncesine kadar yazı işleri masalarında özel atlatma haber, flaş haber tartışılırdı, buna kafa yorulurdu; şimdi artık yazı işleri toplantısı resmen açılmadan sohbete gazeteye girmeyecek haberler konuşuluyor..” diye konuştu ૽૽૽ Evet baskı kaynağının ikinci ayağı polis ve yargıdaki yapılanmasıyla cemaat. Odatv ve izleyen tutuklamalar, hedef göstermelerin kaynağı. Ben bu kaynağın artık basına karşı eylem yapacak gücünü yitirdiğini düşünüyorum. Büyük itibar kaybetme ve çırpınma dönemi. Özellikle Silivri davalarının yalan dolanı içinde! Özetlersek, BasınMedya tutukludur. Tutuklu Medya’nın kurtuluşu, özgürlüğü için, etkili verilere dayalı, sağlam bir entelektüel mücadele başlatılmalı.. Konseyler, dernekler, cemiyetler, yazarlarımız... Not: Silivri davaları, Balyoz üzerine yazılarım, gazetecilerin ortak vicdanı değildir. Kimse rahatlamasın! Ben kendi vicdanımdan sorumluyum. Brunei Sultanı İstanbul’u gezdi Ⅵ İstanbul Haber Servisi Brunei Darüsselam Sultanı Hasan elBulkiye Muizziddin Va’dulah, AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış eşliğinde İstanbul’un tarihi ve turistik mekânlarını gezdi. Va’dulah, ilk olarak Sultanahmet Camisi’ne gitti. Ardından Ayasofya Müzesi’ne geçen Sultan, Gülhane Parkı’ndaki İslam Bilim ve Teknoloji Müzesi’ni gezdikten sonra da Yerebatan Sarnıcı’nı ziyaret etti. Sultan, İBB Başkanı Kadir Topbaş’ın kendisi onuruna verdiği yemekli Boğaz turunun ardından Harbiye’deki Askeri Müze ve Kültür Sitesi’ni gezdi. Boğulan TEDAŞ işçileri Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Sağlık Bakanlığı, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin’in, 3 Nisan’da Erzurum’un Aşkale ilçesinde Karasu Baraj Göleti’ne düşen 5 TEDAŞ işçisinin hayatını kaybetmesiyle ilgili medyaya yansıyan “İşçiler gölde can çekişirken bakanlığın helikopteri niye kullanılmadı” sözleri nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, helikopterin aramakurtarma özelliği ve uygun teçhizatının bulunmadığı bildirildi. Murat Gigin Tekfen Holding Yönetim Kurulu üyesi ve Türkiye’nin tek yerel sermayeli yapı marketi Tekzen’in CEO’su. Aynı zamanda, Tekfen’in 3 kurucu ortağından biri olan Ali Nihat Gökyiğit’in damadı. Nihat Gökyiğit gibi bir kayınpedere sahip olunca Gigin de doğal olarak kendini doğal yaşamın ve tarımın içinde bulmuş olmalı ki solucan çiftliği, Gökçeada’da keçi çiftliği ve şarap bağları önemli uğraşları içine girmiş. Gigin ile hem Türkiye’nin “ilk” ve “tek yüzde yüz yerli sermayeli” yapı marketi Tekzen’i hem perakende sektörünü hem de tarımı konuştuk. Aslında söyleşiye başlamadan önce küçük bir bilgiyi anımsatmakta yarar var. Bildiğiniz gibi Türkiye’nin önde gelen holdinglerinden Tekfen Holding Hayrettin Karaca ve Nihat Gökyiğit’in doğa ve çevre tutkusunun da etkisiyle “Türkiye çöl olmasın” diyerek 1992 yılında oluşurdukları Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı’nın (TEMA) kırsal kalkınma projelerine ciddi destek veren bir grup. Holdingin 3 milyar TL’yi aşan büyüklüğü içinde Tekzen, 315 milyon liralık cirosu ile hayli küçük olmasına karşın sektörünün önde gelen oyuncuları arasında. Perakende sektörünün giderek sanal ticarete doğru kaydığını söyleyen Tekzen CEO’su Gigin, gelecek hedeflerini bu doğrultuda oluşturduklarını ve teşhir amaçlı küçük mağazalar üzerinde yoğunlaşacaklarını söylüyor. Tekzen’in kuruluş öyküsü biraz sancılı başlamış. Küçük bir hatırlatma yapabilir misiniz? 1990 yılı başında İstanbul Merter’de büyükşehir belediyesi, Tekfen ve Fransız Prisunic’in ortaklığıyla Prisunic Hipermarket kurulması için adımlar atılmıştı. 1984 yılında Özal ile birlikte serbest ekonomiyle tanışan Türk halkı, modern perakende noktalarıyla tanışma hazırlığındaydı. Prisunic açılmadan önce bütün çalışmaları tamamlamış, poşetleri bastırmış, raflara malları yerleştirmişti bile… Fakat tam o günlerde yerel seçimler yapıldı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan MURAT GİGİN 1952 İstanbul doğumlu Murat Gigin ortaöğrenimini Kadıköy Maarif Lisesi’nde tamamladı. Lisans eğitimini University of Bradford’da inşaat ve yapı mühendisliği bölümünde 1974 yılında, yüksek lisans eğitimini University of London Makine Mühendisliği Bölümü’nde 1975 yılında tamamladı. 1976 yılında ise University College London’dan Okyanus Mühendisi diploması aldı. Gigin’in, Tekfen İnşaat’taki kariyeri, 1977 yılında Kuveyt şantiyelerinde inşaat mühendisi olarak başladı. 1983 yılında İstanbul merkeze dönen Gigin, 1986 yılına kadar iş geliştirme bölümünde ve çeşitli uluslararası projelerde koordinatör olarak çalıştıktan sonra 1986 yılında Tekfen İnşaat Genel Müdür Yardımcılığı görevine atandı. 19881998 yılları arasında Tekfen İnşaat Genel Müdürü görevini yürütmüş olan Gigin, 2000 yılına kadar Tekfen Taahhüt Grubu şirketlerinde yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu. Murat Gigin halen Tekfen Holding ve TekfenOZ Gayrimenkul Geliştirme Yönetim Kurulu Üyesi. M ağaza sayımızı 120’ye ve faaliyet gösterdiğimiz il sayısını 50’ye çıkarma hedefimiz var. Yurtdışında da büyümek için harekete geçtik. Artık perakende sektörü hızla sanal ticarete kayıyor. Bu yüzden yakında mağazalar sadece teşhir amaçlı olacak... baş gösterdiğinde holding küçülme kararı aldı. İnşaat, bankacılık ve kimyasal gübre işi dışında diğerlerini elden çıkartmayı düşünüyorlardı. Ben de o zaman şirket bünyesindeki Viem Ticaret’in başındaydım. Ben satın almaya talip oldum. Böylece ilerledik bundan sonra... 18 yıldır faaliyette olan bir şirket Tekzen. 40 ilde 82 mağaza ile hizmet veriyor. Buradan yola çıkarak Türkiye’de ve dünyada perakende sektörünü değerlendirecek olursanız neler söylersiniz? Türkiye’de perakende sektörü hızla büyüyen bir alan. 2008’de 182 milyar dolarlık hacme sahipken 2012 sonunda 250 milyar dolara ulaşması bekleniyor. 2023 vizyonu içinde öngörülen ise 400 milyar dolar tutarında bir büyüklük. Toplam perakende sektörü içinde gıdanın payı yüzde 50’lerde iken mobilya yapı ve ev geliştirme sektörünün payı yüzde 910’larda. Anlayacağınız gelişmeye hayli açık bir sektör. Bauhaus, Carrefour, İkea, Practiker ve diğerlerinin toplamı mağaza sayısı Tekzen’in mağaza sayısı kadar ancak. ‘Belpa’da grev günleri İnsansız savaş uçağı için çalışma Ⅵ ANKARA (AA) Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Türk insansız savaş uçağının (TİSU) milli imkânlarla gerçekleştirilmesi için çalışma başlattı. Savunma Sanayii Müsteşarlığı koordinasyonuyla TSK, sanayi kuruluşları ve üniversitelerin işbirliğiyle “Türkiye İHA Sistemleri Yol Haritası” çalışması gerçekleştirildi. Proje sözleşmesinin gelecek yıl imzalanması planlanıyor. lığı’na Nurettin Sözen geldi. Gelir gelmez “Neden bu işi belediye yapmasın” diyerek Fransız şirketinin sözleşmesini iptal etti. Ve Belpa Hipermarket açıldı. Önceleri işler iyi gitti. Ancak Belpa kısa bir süre zarfında işçilerle sözleşme sorunları yaşadı, grevler başgösterdi. Uzun süre kapalı kaldı ve en sonunda yenik düşerek marketi kapamak zorunda kaldı. Bunun bütün yükünü üstlenmek zorunda kalmıştık. O dönemde sesimizi fazla çıkaramadık ve bekledik. Merter’deki araziye 15 milyon dolar harcamıştık. Kalsaydık bugün gıda perakendeciliğinde çok farklı bir yerde olabilirdik. Bizden sonra sektöre giren yabancı kuruluşlar Metro ve Carrefour’un geldiği noktaya bir bakın. Bu konuda hâlâ çok yaralıyım... Peki yapı market sektörüne girişiniz nasıl oldu? Tekfen Holding 1995 yılında Alman Götzen ile yüzde 50 50 ortaklıkla sektöre girdi. 1998’de Götzen’in hisselerini devraldık. Şirketin adını da Tekzen olarak değiştirdik. 2001 krizi elirleyici olan kentin ihtiyaçları’ Ama burada büyüklük ve metrekare söz konusu olduğunda durum farklı değil mi? Evet onlar kuruluş amaçları gereği büyük alanlarda faaliyet gösteren marketler. Biz faaliyet gösterdiğimiz ‘B Daima doğanın yanında olduk... Yapı market, işin bir yanı. Ama doğa ile ilgili hemen hemen her şey de gündeminizde... TEMA’nın organik ürünleri, ‘Saklıcennet’ markası ile pazarladığınız zeytinyağı, aromatik ürünler ve diğerleri... Ve keçi çiftliğiniz... Gökçeada’da hayata geçirdiği keçi çiftliği ve mandıra projesi gerçekten heyecan veriyor. Bu hafta sonu bile gideceğim oraya... TEMA’nın kırsal kalkınma projeleri kapsamında kurulan Temarı şirketi bünyesinde bu çiftlik. Adaya verimli süt keçisi ırkı Saanen’i getirdik. Organik keçi sütü ve peyniri üretiliyor. 220 baş keçi ile başladık. Ayrıca küçük bir de mandıramız var sağılan sütün işlenebilmesi için... Çiftçilik dışında organik gübre üretmek için solucan yetiştirmeyi planlıyoruz. Temarı şirketinin Türkiye’nin farklı bölgelerinde ürettiği organik ürünlerin üzerine koyduğu markasının ismi ise ‘Saklıcennet’. Raf, tanıtım bedeli derken uluslararası marketlerde yer almanın bedeli ağır olunca ‘Saklıcennet’ isimli kendi mağazalarımızı hayata geçirmeye karar verdik. Şimdilik 4 mağazamız var. 815 metrekarelik mağazalarımız Migros’larda elde ettiğimiz ciroyu ikiye katladı. Tekzen’e sırf ‘Saklıcennet’ ürünleri almak için gelen özel bir kesim oluştu. Zincirleşeceğiz. Bunun yanı sıra geçen yıl ilk hasadını aldığımız ve önümüzdeki yıl ‘Galipoli’ adı altında sunacağımız bir şarap markamız var. Şarap bağımız Gelibolu’da. Endüstriyel ağaç tarımı yapan bir diğer şirketimiz Enat. Burada yonga lif ve kâğıt sanayiinin ihtiyacı olan, hızlı büyüyen orman ağaçlarını yetiştiriyoruz. 1.5 milyonu aşkın fide diktik. Burada amacımız doğal ormanlarımız üzerindeki kesim baskısını azaltmak. kentin ihtiyaçları doğrultusunda metrekare alanımızı belirliyoruz. Peki gelecekte sizce perakende sektörü nasıl bir seyir izleyecek? Ben sanal ticaretin çok daha etkin yapılacağına inanıyorum. Zaten sektörün gelişimi de bu doğrultuda. Bugün Türkiye’nin nüfusu 78 milyon. Bunun 38 milyonu internet kullanıcısı. Haftada 34 saatlerini internetin başında geçiriyor. Gelelim alışveriş rakamlarına... Mağazalardan geçen yıl yapılan alışveriş harcaması 35 milyar TL idi. 2012’de bunun 40 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. Geçen yıl sanal marketten yapılan harcama 23 milyar TL idi, bu yıl beklenti 35 milyar TL. Büyük bir hızla artıyor sanal ticaret ve yakında mağazadan yapılan alışverişi geçecek. Biz bu nedenle de büyük mağazalar açmaya yönelmiyoruz. Ancak şurası da bir gerçek ki insanlar satın alacakları ürüne dokunmayı da seviyorlar. Dolayısla teşhir mağazaları haline dönüşecek mağazaların çoğu. Yoğun rekabet ortamında perakende sektörünün kâr marjının giderek daraldığı söyleniyor. Bir yandan da devasa mağazalar açılıyor. Sürdürülebilirlik açısından değerlendirdiğinizde ne tür açılımlar yapmak gerekiyor? Siz Tekzen olarak neler yapıyorsunuz? Evet perakende sektörünün hacim ve cirosu artıyor. Ancak kâr marjı giderek daralıyor. Gıda dışı perakendecilikte kâr marjları yüzde 1.52 seviyelerinde. Şirket büyük ise bu yüzde 5’lere kadar çıkabiliyor. Biz de bu gerçeklerden yola çıkarak Bricoalliance adını verdiğimiz uluslararası bir birlik modeli oluşturduk. Bu bir satın alma birliği. 12 ülkeden şirketlerin oluşturduğu birlik 800 mağaza adına alımlar yapıyor. Pazarlık gücü böylece artmış oluyor. Bu da ciddi fiyat avantajları sağlıyor. Birliğin ticaret hacmi 2.5 milyar Avro. Bu birliği yaklaşık 2 ay önce oluşturduk. Tabii bu arada yerli üreticimizi de birliğin hizmetine sunuyoruz. Toplu satın alımlarda onların da teklif vermelerinin önünü açıyoruz. Peki gelecek hedefleriniz? Mağaza sayımızı 120’ye ve faaliyet gösterdiğimiz il sayısını 50’ye çıkarma hedefimiz var. Yurtdışında da büyümek için harekete geçtik. Biliyorsunuz Romanya biraz sancılı bir deneyim oldu bizim için. Halen iki mağazamız var. Irak ve Gürcistan’da da her şey yolunda giderse yerel ortaklarla bir yıl içinde mağazalar açmayı planlıyoruz. Ermenistan’ı düşünmüyor değiliz, ama burada da dış politika hassasiyeti devreye giriyor. 2014’te halka açılmak için çalışmaları sürdürüyoruz. Tabii burada büyüme politikamızın bir ayağı da satın almalar. Satın alma fırsatlarını kolluyoruz. Hatta Türkiye’de bulunan kimi yabancı şirketlerle temas halindeyiz. Yılmaz Özdil’in acı günü Ⅵ İZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) Hürriyet gazetesi yazarı Yılmaz Özdil’in İzmir’de yaşayan annesi Nadide Özdil (85), yaşamını yitirdi. Nadide Özdil için, dün Murat Reis Camisi’nde cenaze töreni düzenlendi. Törene, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP’li vekiller, belediye başkanları, aralarında Uğur Dündar’ın da bulunduğu çok sayıda gazeteci katıldı. Özdil’in cenazesi, Urla İskele Mezarlığı’nda, eşi Veli Özdil’in kabrinin yanında toprağa verildi. ‘Hedef 50 ile ulaşmak’ TOBB Kıbrıs’a çıkarma yapacak Ⅵ Ekonomi Servisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), İslam ülkelerinden işadamlarını KKTC’ye yatırım için götürüyor. Yatırım Forumu, İslam Kalkınma Bankası ve KKTC Dışişleri Bakanlığı’nca 1213 Nisan’da Girne’de düzenlenecek. Çiçek: Kimseden cami istemedim ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Başkanı Cemil Çiçek, “cinayete azmettirmek, ihaleye fesat karıştırmak ve borsa spekülasyonu yapmakla” suçlanan, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile Çarşamba Enerji AŞ’de “sembolik” ortaklığı ortaya çıkan Metro Turizm’in sahibi Galip Öztürk’ün Yozgat’ta yaptırmakta olduğu “Cemil Çiçek Camisi” konusunda, “Cami Allah için yapılır. Ben kimseden cami talebinde bulunmadım. Diğer kamu hizmeti veren yerlere de ismimin verilmesinden yana değilim” dedi. Gazetemiz, önceki gün Öztürk’ün, Yozgat’ta Çiçek’in adını vereceği 5 milyon TL’lik cami için belediyeden arsa aldığını gündeme getirmişti. Söz konusu iddialar üzerine gazetemize açıklamalarda bulunan Çiçek, “Ben Yozgat’a hizmet yapacak olanlara, üniversite, yurt, okul, sağlık tesisi gibi yerler yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Mesela Hüsnü Özyeğin, Sabancı ailesi, TOBB, bu tür kamu hizmeti veren yerler yaptırdılar ama ben kimseden cami yapılması isteğinde olmadım” dedi. C MY B C MY B ‘AKP engelli alımından da sıfır attı’ ANKARA (Cumhuriy gelliler ve Aileleri Yardı et Bürosu) Tüm Enml Başkanı İlimdar Boztaş aşma Derneği Genel , Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in 29 Nisan’da ya pılacak “Özürlü Memur Seçme Sınavı” sonuçlar ına göre sadece 3 bin 512 en gellinin işe alınacağını söy lemesine tepki göstererek daha önce işe alım için telaffuz edilen rakamın 30 bin olduğ taş, “Hızını alamayan hü unu dile getirdi. Boz30 bin engelli alımından kümet TL’den sonra da bir sıfır attı” dedi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog