Bugünden 1930'a 5,410,009 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 26 NİSAN 2012 PERŞEMBE kultur@cumhuriyet.com.tr 14 KÜLTÜR Aynı gökyüzünün altında Kutluğ Ataman’ın Tiyatro Festivali için hazırladığı ‘Sılsel’ adlı performansa herkes katılabilir ÖZLEM ALTUNOK Miller’dan özel beste 19. İstanbul Caz Festivali dünyanın dört bir yanından güncel müziğin öncü temsilcilerini ağırlayacak Kültür Servisi Bu yıl 319 Temmuz tarihleri araᮣ Festivalin dikkat sında gerçekleşecek 19. çeken konukları arasında İstanbul Caz Festivali’nin programı dün yaşayan en önemli caz akşam SALT Galapiyanistlerinden Keith Jarrett, ta’da yapılan basın Antony and the Johnsons, toplantısıyla açıklandı. İstanbul Kül“NeoSoul’un kraliçesi” Erykah tür Sanat Vakfı YöBadu yer alıyor. Ünlü basçı netim Kurulu BaşMarcus Miller ise İKSV’nin 40. kanı Bülent Eczayılına özel bestelediği sürpriz cıbaşı’nın, “19. yılında festival, düneseri Türkiye’den yanın dört bir yasanatçılarla nından güncel müziAntony and seslendirecek. ğin öncü temsilcilerini the Johnsons İstanbul’da ağırlamaverecek. nın ötesine geçen bir misGrammy ödüllü Espeyonu yükleniyor” sözleriyle ranza Spalding, samba, çen yıl başlayan “Strange Place for tanıttığı festivalin kesinleşen konuğu caz, bossa nova ve mambo İngiliz müzisyen Morrisey’in adı ge Jazz” / “Caz İçin Tuhaf Bir Yer” türlerini birleştiren Caro Emeetkinliğinde ise bu yıl Magnus Ösçen ay duyurulmuştu. rald’ın yanı sıra “Yeni Ozanlar” setröm, Ninety Miles, Bugge Wesselİstanbul Caz Festivali Direktörü risinin bu yılki konukları arasında ise toft ve Erik Truffaz, İlhan Erşahin Pelin Opçin’in programını açıkladıKanadalı indie rock grubu ve Joaquin “Joe” Claussel konser ğı festivalin “Yaşam Boyu Başarı The Dears, soul ve funk’ın Ödülü”nün bu yılki saefsanevi ismi Sharon Jones, hibi, gitar tekniği ve usgrubu The DapKings, kutalığıyla Türkiye’nin en şağının en iyi tromsaygın müzisyenlerinden petçilerinden Till Neşet Ruacan olacak. Brönner, kontrbasçı Festivalin dikkat çeLars Danielsson, Dhafer ken konukları arasında Youssef de var. Jamaiise yaşayan en önemli ka’nın bağımsızlığının 50. caz piyanistlerinden, yılında gerçekleştirilen proAmerikalı besteci ve jede ise ülkenin efsane isimmüzisyen Keith leri Ernest Ranglin, Monty Jarrett, 2007 yılında da Alexander, Sly & Robbie İstanbul Caz Festivave Jamaika kökenli İngiliz li’nin konuğu olan Anreggae sanatçısı Bitty tony and the Johnsons, McLean’ı bir araya gele“NeoSoul’un kraliçecek. Festivalin gelenekselsi” Erykah Badu, geleşen Tünel Şenliği, Europeçen yıl da festivale katıan Jazz Club ve Genç Caz lan dünyaca ünlü basçı konserleri bu yıl da sürüyor. Marcus Miller yer alıFestivalin 20 konser meyor. Miller’a İKSV’nin kânı arasında Cemil Topuz40. yılına özel besteledilu Açık Hava Sahnesi, Arği “The Istanbul Prokeoloji Müzesi, İstanbul ject”in dünya prömiyeModern, Salon, The Marmarinde Hüsnü Şenlendira Esma Sultan, Haliç Konrici, Burhan Öcal, gre Merkezi de yer alıyor. Okay Temiz, İmer DeFestival biletleri 28 Nimirer ve Bilal Karasan’dan itibaren satışa sunuman eşlik edecek. Gelacak. Esperanza Spalding Erykah Badu Çağdaş sanatçı Kutluğ Ataman’ın 18. İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında “Sılsel” adlı özel bir proje gerçekleştireceğini, festival programı açıklandığında öğrenmiştik. Önceki gün Ataman’ın da katıldığı İKSV’deki buluşmada ise projenin detaylarına hâkim olduk. Bu buluşma öncesine kadar bildiğimiz Ataman’ın Mardin’de baskı sanatçısı Nasra Şimmes’in evinin tavanında gördüğü, “Sılsel” adlı turkuvaz renkli zikzaklardan oluşan dikdörtgen bir motiften yola çıkarak bir performans gerçekleştireceğiydi. Rivayete göre türlü baskılardan sokağa çıkamayan Süryanilerin gökyüzü özlemini gidermek için yaptıkları bu tasvir aracılığıyla Ataman, şimdi Türkiye’de yaşayan herkesi, hep beraber bir oyun yazmaya çağırıyor. Üstelik “Yeni sivil anayasayı hep beraber oluşturmak gibi bir şey bu” diyor. Nasıl mı? “Sılsel”in anlamını öğrendikten sonra aklına şu düşünceler üşüşüyor Ataman’ın: “Sosyal yaşamın, politikanın bir metaforu olarak gökyüzünü oluşturan bizleriz. Herkesin özlemini, isteğini bir kumaş parçasına dökeceği bir gökyüzü nasıl örülür, nasıl dikilir? Sivil hayatın bir yansıması olacak bu dilekler yeni anayasa sürecine katılımın bir parçası olabilir mi? Resmi tarihle formatlanmış bizler, öz ᮣ ‘Türkiye’ye yazılmış mektuplar’ altbaşlığını taşıyan performans, aslında ‘özgür bir gökyüzü özlemi’. Herkesin dileğini yazacağı bir mektupla katılabileceği proje için Ataman “Yeni anayasayı hep beraber oluşturmak gibi bir şey bu” diyor. lemlerimizi bu mektuplar aracılığıyla geleceğe bırakabilir miyiz?” “Türkiye’ye yazılmış mektuplar” altbaşlığını taşıyan bu performansa katılmak için 1230 Mayıs tarihleri arasında Galata Rum Okulu’na uğrayan herkesin yapması gereken tek şey, 45cm. enindeki bir kumaş parçasına kendi “sılsel”ini yapması. Gelelim projenin tiyatroyla bağına. Performanstan heykele uzanan bu kolektif çalışma için, “Galata Rum Okulu’nda herkesin parçası olacağı ve orada yazılacak bir oyun çıkaracağız. Mektup sahibi ‘sahne’de kendi mektubunu diğerlerine ekleyecek” diyor Ataman. İlk iki parça ise hazır. Biri Nasra Kadın’ın motifi, diğeri ise Türkçe ve Kürtçe yazılmış bir metin. Hepsi uç uca dikilerek birbirine eklenecek bu mektuplar her gece rulo şeklinde toplanıp asılacak. 30 Mayıs’ta ortaya çıkacak “gökyüzü özlemi”ni bu mektuplardan hep beraber okuyacağız. Ardından “olimpiyat meşalesi” gibi dünyayı dolaşacak, başka coğrafyaların özlemlerini de biriktirecek. Ataman’ın altını çizdiği en önemli nokta ise proje için toplumun her kesiminden katılımı sağlamak. Bu sorumluluğu ise İKSV üstleniyor. İKSV’nin genel müdürü Görgün Taner, geniş katılım için 400’ün üzerinde kurum ve STK ile bağlantıya geçtiklerini söylüyor. “Diyelim katılım az oldu ve ortaya güdük bir gökyüzü çıktı, bu da bir gösterge” diye ekliyor Ataman. Behramoğlu, Kopenhag Şiir Festivali’nde Ⅵ Kültür Servisi Bu yıl 2628 Nisan tarihlerinde düzenlenecek olan Kopenhag Uluslararası Şiir Festivali’ne ülkemizden, çevirmen, şair Ataol Behramoğlu katılacak. Türkiye şiirini Ataol Behramoğlu’nun temsil edeceği Kopenhag Uluslararası Şiir Festivali’ne, Danimarkalı şairlerin yanı sıra, Almanya, İsveç, İngiltere, İtalya, Faroe Adaları, Estonya ve Polonya’dan şairler katılacak. Konuk şairler üç gün boyunca “ihmal edilmiş köşeler”de, küçük kitapkafelerde ve Edebiyat Evi’nde şiirlerini okuyacak. ᮣ Hilmi Zafer Şahin, yeni yönetmelikle ilgili kendisinin de kaygı duyduğunu belirtiyor. Yeni yönetmeliğin ‘kültür ve sanat ortamının muhafazakârlaştırılması’ diye nitelenmesi karşısında ise ‘Durumu ve süreci gözleyeceğiz. Yaşamımım hiçbir döneminde muhafazakâr olamayan biri olarak söylüyorum’ diyor. CEREN ÇIPLAK İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yeni genel sanat yönetmeni Hilmi Zafer Şahin tedirgin: İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBBŞT) yeni yönetmeliği nedeniyle istifa eden Ayşenil Şamlıoğlu’nun yerine atanan Hilmi Zafer Şahin süreç içinde olan bitenden, sanatçı arkadaşlarının ona aldıkları tavırdan tedirgin olduğunu gizlemiyor. Yeni yönetmeliği protesto etmek amacıyla, önceki gün, binlerce sanatçının katıldığı eylemin yankısı ise uzun süreceğe benziyor. Tartışmalar ve protestoların önümüzdeki İstanbul Tiyatro Festivali’ne de yansıyabileceği, gelecek sezonun oyunları belirlendiğinde de büyük ihtimal süreceği bir ortamda, göreve başlayalı henüz bir hafta olmayan Şahin’le, ŞT’nin Kâğıthane Sadabad Sahnesi’nde buluştuk. Tiyatro dünyasının karşı durduğu yeni yönetmeliği ve bu görevi neden kabul ettiğini konuştuk. Pek çok sanatçı arkadaşınız, yeni yönetmeliğe tepki gösterirken siz hangi gerekçeyle bu görevi kabul ettiniz? Ayşenil Şamlıoğlu’nun genel sanat yönetmenliğinden istifa etmesinin ardından emekliliğini istemiş olması kurumsal ilişkilerde pek çok şeyi ortada bıraktı. Kurumun devamlılığı açısından, kurumun ayakta durması ve boşluk olmaması için bu görevi kabul ettim. Arkadaşlarım gibi ben de yönetmelikle ilgili pek çok kaygı duydum. Yeni yönetmeliği nasıl değerlendiriyorsunuz? Bundan önceki yönetmeliğin de, ŞT’de sanat yapma yanımızla ilgili onlarca eksiği vardı. Bu yönetmelik, ŞT’nin bağlı bulunduğu Büyükşehir Belediyesi ile daha yoğun bağ kuruyor. Ancak kurumda yıllardır birimleşemeyen, yasalaşamayan pek çok birim yeni yönetmelikte kendine yer buldu. Örneğin çocuk ve gençlik birimi, dış ilişkiler birimi değer ka ‘Muhafazakâr biri değilim’ zandı. Eskiden sadece genel sanat yönetmeni isteğiyle ya da yönetim kurulunun onayıyla etkinliklerimizin bütçesi, çalışma düzeni yöneticilerin yaklaşımıyla biçimlenirdi. Şimdi ise birimler kendi içlerinde söz sahibi olacak. Yasal anlamda daha özgür bir yerde duracak. Daha demokratik mi oldu diyorsunuz… Demokratiktir ya da değildir çizgisi bizi çok yanlışa götürür. Yönetmeliğe, yaşayarak göreceğimiz bir kurallar bütünü olarak bakmalıyız. O zaman yönetmeliğin eskisinden farkı ne? ŞT ilk defa kendi okuyuş biçimini gündeme getirerek tiyatro yapma anlamında yeni bir anlayışı oluşturacak. ŞT ilk kez kendisini tartışır hale geldi. Belki bu yönetmelik birbirimizi anlama ve birlikte bir şeyler üretmenin başlangıç noktası olacak. Kurumun sanatsal işlerini siz mi yürüteceksiniz? Tabii ki. Bu tartışılır mı? Sizce günlerdir tartışılan ne? Tüm tepkiler, yetkinin daha çok belediye bürokratlarına devredilmesine yönelik… Benim açımdan bunun tartışılır bir yanı yok. ŞT’yi sanatçılar yönetecek. ŞT’yi şimdiye dek hep genel sanat yönetmenleri yönetmiştir. Tiyatroyu, belediye bürokratlarının yöneteceğini düşünmek, burayı sanat kurumu olarak kabul etmemektir. zılı değil sadece. Katma bütçeden çıktığımız süreçle birlikte şube müdürlüğü olmuştuk. Eski yönetmelik zaten o süreç içinde kadük oldu. Yönetim kurulu başkanının aynı zamanda disiplin kurulu başkanı olmasını, yani hem savcı hem yargıç olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tartışılabilir. ŞT bir ilki yaşıyor, bu ilki yaşamak daha iyi işler yapmamıza katkıda bulunacak. Yönetmelikte düzenlemeler yapılacak mı? Bunu süreç gösterecek. İhtiyaç duyulunca yapılması zorunlu olabilir. Zaten Sayın Kadir Topbaş’ın bu yönde söyledikleri var. Ben de bu süreçte uygulayıcı olduğu kadar, gözleyici de olacağım. Madredeus İş Sanat’ta Ⅵ Kültür Servisi Fado ile çağdaş halk müziğini birleştiren Portekiz’in başarılı grubu Madredeus, dünya turnesi kapsamında bu akşam saat 20.00’de İş Sanat’a konuk oluyor. İlk albümlerini Lizbon’da kaydederken yakınlardan geçen tramvay sesleri ile sıklıkla bölünen kayıtlar nedeniyle kendilerine yakındaki terminalin adı olan “Madre de Deus” (Tanrı’nın Annesi) adını kısaltarak Madredeus adını veren topluluk, Portekiz kültürüne özgü melankolik şarkı sözleri ile ortaçağa uzanan bir şarkı geleneğini devam ettiriyor. İsim üstünden fırtına ‘Müstehcen’ bulunan ve ŞT’yi ‘kaosa sürükleyen’ ‘Günlük Müstehcen Sırlar’ oyunu gelecek sezon da sahnelenecek mi? Neden sahnelenmesin? Bu oyun, sadece ismi üzerinden koparılmış bir fırtınanın karşılığı. Oyunun gördüğü eleştiri, büyük ölçüde bilgisizliğin karşılığı. Yönetmelikte, Repertuvar Kurulu neredeyse herkese açık. Repertuvar kurulu şimdiki adıyla Edebi Kurul da geçmişte olduğu gibi kültür, sanat ve edebiyat meslek örgütlerinden veya kültürel çalışmalarıyla tanınan kişiler ve basın mensupları arasından üye tanımına uyanlarla biçimlenecek. Yeni sezonda repertuvar belirlenirken kriter ne olacak? Büyük olasılıkla oyunlarımızın bütünü Türk tiyatrosundan olacak. Bu yıl ağırlıklı olarak ŞT’de birikmiş ve uzun zamandır oynanmayan pek çok eski oyunumuzu da sahneleyeceğiz. Genç yazarlara ve yeni oyunlara da yer vereceğiz. Kurumun çoğu sanatçısı yeni yönetmeliği “kültür ve sanat ortamının muhafazakârlaştırılması hareketi” diye niteliyor. Ne dersiniz? Ne diyeyim? Müneccim yaklaşımıyla karar vermek istemem. Durumu ve süreci gözleyeceğiz. Yaşamımın hiçbir döneminde muhafazakâr olamayan biri olarak söylüyorum. Goya beyazperdede Ⅵ Kültür Servisi Pera Film, “Goya, Zamanının Tanığı, Gravürler ve Resimler” sergisine paralel olarak 28 Nisan 15 Temmuz tarihleri arasında, Goya Beyazperdede programını sunuyor. Program, izleyicileri sanatçı Francisco de Goya’nın hayatı ve eserlerine yönelik görsel ve anlatılı bir yolculuğa çıkarıyor. Programda “Goya Bordeaux’da”, “Goya: Bir Dâhi Kadar Deli”, “Çıplak Maya”, 1984 yapımı TV miniserisi: “Goya”nın gösterilecek. Osmanlı saraylarında oryantalist üslup Ⅵ Kültür Servisi İstanbul Araştırmaları Enstitüsü’nün düzenlediği “Arka Oda Toplantıları” İstanbul’un tarihine doğru yolculuğuna devam ediyor. Toplantı kapsamında, bugün saat 18.30’da İlona Baytar’ın “Tanzimat Sonrası Osmanlı Saraylarında Oryantalist Üslupta Mobilya ve Aksesuvarlar” konulu konferansı gerçekleştirilecek. Fotoğraf: VEDAT ARIK Zaten yeni yönetmelikte ŞT’nin tanımında sanat kurumu ifadesinin yerini ‘şube müdürlüğü’ ifadesi alıyor. ŞT, şube müdürlüğü olalı 67 yıl oluyor. 1981 sonrası gündemde olan yönetmelikte ya C MY B C MY B ‘Eski yönetmelik kadük oldu’ Marcus Miller
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog