Bugünden 1930'a 5,404,841 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

26 NİSAN 2012 PERŞEMBE CUMHURİYET SAYFA 13 Gelir İdaresi Başkanlığı verilerine göre ayrılıyor. Birinci grupta tüm KDV mükellefleri, ikinci Türkiye’de 2011 yılı itibarıyla, kayıtlı Katma grupta ise “Belirlenmiş Alıcılar” olarak adlandırılan Değer Vergisi mükellefi sayısı 2 milyon 293 kurum ve kuruluşlar sayılıyor. Genel Tebliğ’e bin 765. Bu alanda yıllar itibarıyla çok baktığımızda gördüklerimiz şunlar: önemli bir artış yaşanmasa da, yaklaşık 2.3 Önceki uygulamalarda tevkifata tabi olmayan milyon mükellef özellikle vergi idaresi servis taşımacılığı hizmeti, baskı ve basım açısından azımsanamayacak bir nicelik hizmetleri, metal, plastik, lastik, kauçuk, kâğıt ve demek. cam hurda ve atıklardan elde edilen hammadde Çünkü bugün Türkiye’de “başkanlık, teslimi, ağaç ve orman ürünleri teslimi gibi bazı müdürlük ve daireler” dahil olmak üzere teslim ve hizmetler KDV tevkifatı kapsamına alındı. vergi ile ilgili resmi birimlerin sayısı binin Önceki tebliğlerde bazı kişi ve kurumlar için özel biraz üzerinde. Ve bu istatistiklerden anlıyoruz ki, olarak sayılmış olan tevkifata tabi olan hizmetlerde, “vergi toplayabilmek ve iş yükünün mükellefe tüm KDV mükelleflerini kapsayacak şekilde yansıtılması” adına idare adeta durumdan vazife sorumluluklar genişletildi. çıkarıyor. Tebliğde sayılan hizmetler için mükellef bazında Halen mevcut Katma Değer Vergisi Kanunu’na herhangi bir ayırım yok. Yani hem KDV göre; KDV mükellefi “mal teslim eden ya da mükelleflerinin hem de Belirlenmiş Alıcılar olarak Gelir İdaresi’nin işlerinin kolaylaşmasına katkı hizmet ifasında bulunan” olarak belirlenmiş. Bu belirtilen mükellefler söz konusu hizmetler üzerinden sağlıyor. Ancak aynı düzenlemeler, mükelleflerin belirleme yeterli görülmeyerek Kanun’un 9. tevkifat yapacak. vergi mevzuatı karşısında iş yüklerini ve maddesinin birinci fıkrasında; mükellefin Türkiye Tevkifat genel bütçeli idareler hariç, işleme ait sorumluluklarını arttırıyor ve hata yapma risklerini içinde ikametgâhının, işyerinin, kanuni merkezi ve iş fatura veya benzeri belge izleyen ay içinde yükselterek cezalı vergi ödeme yükümlülüğü ile karşı düzenlense dahi tevkifata tabi işlemin yapıldığı merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli karşıya kalmasına da sebep oluyor. görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı’nın vergi dönemde yapılacak ve sorumlu sıfatıyla beyan Bu bağlamda ve 1 Mayıs 2012 tarihinden alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye edilecek. itibaren uygulamaya girecek olan 117 seri No’lu tabi işlemlere taraf olanları, verginin ödenmesinden Yasayla tevkifat kapsamındaki teslim ve KDV tebliği ile kapsamı oldukça genişletilen sorumlu tutma yetkisine sahip olduğu belirtilmiş. hizmetlerin içeriği ve oranları da yeniden belirlendi. kısmi KDV tevkifatı uygulamasına mükelleflerin Görüyoruz ki; Maliye Bakanlığı 117 seri numaralı Buradaki değişiklikler de şöyle: önem vermesinde fayda var. Katma Değer Vergisi Genel Tebliği’nin uygulamasını Kısmi tevkifat uygulaması kapsamına giren her Getirilen yeni KDV tevkifat uygulaması ile kısmi oldukça geniş bir şekilde kullandı ve tüm hizmet bir işlemin KDV dahil bedeli 1.000 TL’yi aşmıyorsa tevkifat uygulaması kapsamında KDV tevkifatı alımlarında KDV tevkifatı getirdi. tevkifat yapılmayacak. Sınır aşılmışsa tutarın tamamı yapmak üzere sorumlu tutulabilecekler iki gruba Bizce; mükellef hakları ve memnuniyetini her üzerinden tevkifat yapılacak. fırsatta dilinden düşürmeyen Gelir Kısmi tevkifata tabi işlemlerde İdaresi’nin mükellefleri içinden satıcı firmaya tebliğ ekindeki çıkmayacağı bir sorumluluk altına bildirimi verme zorunluluğu sokması, bu haklar ve getirildi. memnuniyet açısından Kısmi tevkifata tabi işlemlerde düşündürücü. satıcı firmanın mahsuben ya da Oğlum Eylül 1999’dan bu yana ABD’de sigortalı çaSon yıllarda yapılan nakden KDV iadesi taleplerinin lışıyor. Hem TC hem de ABD olmak üzere çift uyruklu. düzenlemelere baktığımızda; yerine getirilmesi hususları yeniden İleride Türkiye’de emekli olabilmesi için nasıl bir yol iztransfer fiyatlandırmasına ilişkin düzenlendi. lemelidir? Muharrem Uzun bilgi ve belgeler, babs formları, Kısmi tevkifata tabi hizmetler GVK Geçici 67. madde kapsamında satıcıların nakden 18 yaşını doldurduktan sonra vatandaşlık değiştiren kapsamında menkul kıymetlerin iade taleplerinde bazı hizmet ve yurtdışında çalıştığını belgelendiren Türklerin 3210 Sorularınız için malicozum࠽ismmmo.org sadece stopaj suretiyle konuları için YMM inceleme raporu sayılı yasaya göre çeşitli hakları vardır. Buna göre; ço.tr adresine mail atavergilendirilmesi uygulaması, GVK ile nakden iade hakkı verilmedi. cuğunuz yurtdışında çalıştığı süreler için borçlanma bilirsiniz. Tüm so94 ve KVK 15, 30. maddeler Açıkça görüldüğü gibi yapabilir. Başvuruda sigortalıdan; SGK tarafından rular eposta ile kapsamında yapılan stopajlar bahsedilen düzenleme oldukça Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi ekinde tek tek cevapmükelleflerin iş yüklerini oldukça kapsamlı. Gerçekten tüm KDV yurtdışı çalışmalarını gösterir hizmet belgesi talep edilanacaktır. arttırdı. Vergi güvenlik müessesesi mükellefleri, hizmet alımlarında lir. Ayrıntılı bilgiyi yurtdışında konsolosluklarımızda buolarak düşünülen ve bu kapsamda adeta vergi dairesi gibi çalışmak lunan çalışma ataşeliklerinden alabilirsiniz. getirilen düzenlemeler Gelir zorunda. 2.3 milyon mükellefe İdaresi’nin tahsil ettiği vergi biçilen “misyon” ve “yaklaşım” miktarını arttırmasına ve idarenin acilen gözden geçirilmeli. İşten Ayrılanın Sağlık Yardımı Hakkı Bir işte çalışmaya başlayan sigortalılar, son bir yılda 30 gün sigorta primi ödedikleri takdirde sağlık yardımlarından yararlanmaya başlar. Ancak görüyoruz ki; sigortalının işten ayrılmasından sonra ne kadar süreyle daha sağlık yardımı alabilecekleri hep sorun oluyor. Sosyal güvenlik uygulamalarına göre, genel sağlık sigortalısı sayılanlar, zorunlu sigortalılıklarının sona erdiği tarihten itibaren on gün süreyle genel sağlık sigortasından yararlanırlar. Bu kişilerin sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten, geriye doğru bir yıl içinde 90 günlük zorunlu sigortalılıkları varsa, sigortalılık niteliğini yitirdikleri tarihten itibaren 90 gün süreyle daha bakmakla yükümlü olunan kişiler dahil sağlık hizmeti alabilirler. Konuyu örneklendirmek yararlı olabilir: Buna göre; bir yıldır çalıştığı işyerinden istifa ederek 31 Mart 2012 tarihinde ayrılan Ahmet Bey, son bir yılda 90 günden fazla prim ödemesi olduğundan işten ayrıldığı tarihten sonra 10 gün + 90 gün daha olmak üzere 100 gün sağlık yardımı alabilir. 2.3 Milyon Mükellefe ‘Yeni Misyon’ İleri Demokrasinin Adaleti Bu köşede bugüne dek Silivri ile ilgili çok sayıda yorumizlenim yazdım... Ergenekon davalarının trajik seyrinden Balyoz davasında yaşanan akıl almaz gelişmelere dek tanık olduğum tüm detayları sizlerle paylaştım... Ancak Silivri, yalnızca mahkeme salonlarından ibaret değildi... Silivri kocaman bir organizasyondu!.. Adını aldığı Silivri ile ilgisi yalnızca bu ilçenin sınırları içinde olmasından kaynaklanıyordu... Aslında İstanbul’a 95 kilometre uzaklıktaki bu kompleks, Silivri ilçesine de epey uzaklıkta, tabir yerindeyse dağbaşında kurulmuştu!.. Silivri Cezaevleri Yerleşkesi’nde biri açık, sekizi kapalı toplam 9 cezaevi bulunuyordu ve 9 bin 500 tutuklu ile hükümlüyü barındırıyordu... Bu hükümlü/tutukluların yüzde 95’i adli, yüzde 5’i ise siyasi nedenlerden dolayı buradaydılar. Bu ‘koccamaan’ yerleşkede en azından siyasi mahkumların ne türden tecrit hücrelerinde yalnızca demirçelikbeton ve bir avuç gökyüzü ile birlikte yaşamlarını sürdürmeye çalıştıklarını biliyoruz... Bir CHP milletvekilinin Mustafa Balbay’ı ziyaretinden sonra söyledikleri aslında her şeyi gayet net biçimde özetliyordu: Balbay’a sarıldım, beton ve demir kokuyordu... ૽૽૽ Bu uzun girişi niçin yaptım?.. Çünkü Silivri’de siyasi tutuklular yalnızca beton ve demir kokmuyor, hızla sağlıklarını yitiriyorlar... Silivri’de ölümü bekleyen tutuklular var... Silivri’de insanlık suçu işleniyor... Bunu ben değil hipokrat yemini etmiş doktorlar, onların hazırladığı raporlar söylüyor ne yazık ki!.. İzmir Fuarı’nda CHP Aydın Milletvekili Prof. Dr. Metin Lütfi Baydar’la karşılaştım. Kısa bir süre önce Silivri Cezaevi’nde 6 CHP’li milletvekilinden oluşan bir heyetle sağlık incelemesi yaptıklarını anlattı. Cezaevi yönetimini, tutukluları dinlemişler, revir, hastane denen yerleri gezmişler ayrıca tutukluların gitmeyi reddettikleri Silivri Devlet Hastanesi’ni de görmüşlerdi. Peki sonuç?.. Prof. Baydar, tek sözcükle yanıtladı: Facia!.. Sonra o raporu okudum... Her sayfasında, her satırında isyan ederek, “böyle zulüm olmaz” diyerek okudum. Heyetin raporundan kısa alıntıları sizlerle paylaşmak istiyorum: Silivri cezaevlerinde görüştüğümüz tutukluların ciddi sağlık sorunları vardır. Bunlardan Fatih Hilmioğlu, Ergin Saygun ve Mehmet Yoleri’nin ciddi hayati tehlikesi vardır ve ölümle burun buruna yaşamaktadırlar. Her an ölüm haberleri gelebilir. Silivri’de ziyaret ettiğimiz hasta tutukluların durumu vahim bir insan hakları ihlali oluşturmakta ve Türkiye’nin bu konudaki uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerine aykırı düşmektedir. Silivri Devlet Hastanesi yerinde incelenmiştir... Mahkum koğuşuna geçildiğinde tüm heyet üyeleri hayretler içinde kalmış ve insanlıklarından utanmışlardır. Bodrum katta, son derece kötü koşullarda bulunan koğuş pislik içindedir... Tüm çarşaflar kirli ve kanlıdır. Mahkum koğuşu adeta ortaçağ hapishanelerini andırmaktadır. Tamamen insanlık dışı ve kabul edilemez bir ortamdır. Tutukluların neden buraya “katil hastane” dedikleri ve gelmek istemedikleri net olarak anlaşılmıştır. Sn. Ergin Saygun’un durumunda ise Adli Tıp Kurumu’nun çok açık bir dizi ölümcül hastalığı görmezlikten gelip “cezaevi şartlarında infazına devam edileceği” yolunda rapor verilmesi, AİHM’nin “insanlık dışı muamele” kriterini aşarak “yaşam hakkının ihlali” düzeyine varmıştır. Mahkemenin bir üniversite hastanesinden rapor istemesi durumunda TCK’nin “kasıtla adam öldürmeye teşebbüs” suçunun işlendiği ortaya çıkacaktır. Yukarıdaki olgular karşısında bütün raporlarda imzası bulunan adli tıp doktorları, cezaevi yetkilileri ve kararı veren yargıçların cezai sorumlulukları vardır ve soruşturma açılması gerekmektedir. Bu okuduklarınız raporun özetinin özeti!.. Silivri mahkemelerinin hemen birkaç metre gerisindeki cezaevi hücrelerinde işte bu insanlık trajedisi yaşanıyor.. İleri demokrasi işte böyle işliyor... YURT DIŞI ÇALI ŞMA NIN EMEK LİLİĞ E ETKİS İ 92. Yılında 23 Nisan’ın Kaygı Vericiliği PERİHAN ERGUN KİM KİME DUM DUMA BEHİÇ AK behicak@yahoo.com.tr Halka, ulusal egemenliğin kurucusunun armağanı olan günü, kaygı verici olarak tanımlayışım ilk bakışta kınanası olabilir. Özetlemeye çalışarak belki bu duygumu açıklayabilirim. Gerçekte asırları kapsayan, uluslararası tarihi süreçte pek görülmeyen, 23 Nisan 1920’de Soyadı Ulusal Egemenlik ve Bağımsızlık olan demokratik iradenin, TBMM’nin açıldığı gün Mustafa Kemal’in istemiyle çocuklarımıza armağan edilişi ilk kez yeni bir doğuşun günüdür. Aynen 19 Mayıs 1919’da işgal altındaki topraklarımızdan düşmanları kovma savaşını verme kararıyla Samsun’a çıktığı günü de gençliğe armağan ettiği gibi. Atatürk’ün, bu karar ve bildirisine, yakın dostlarının karşı çıkmalarına cevabı “Kurtuluş Savaşı ancak halkımızla birlikte kazanılabilir. Gelecekte özgürlükle bağımsızlığımızı çocuklarımız sürdürecek” diyerek, tek kişilik yönetimi yadsımış ve cumhuriyetimize yakışan ulusun egemenliğini, yani demokrasiyi tanımlamıştır. Bugünkü yönetim bu tanıma giriyor mu? Giriyorsa; o zaman egemenlik hakkını kullanan halkın, Haziran 2011 Genel Seçimi’nde kendilerine yararlı olacaklarına inanarak oy verip seçtikleri, 8milletvekilinin yeri TBMM iken neden bir de suçları saptanıp hüküm verilmediği halde cezaevinde tutuluyorlar? Bu uluslararası kamuoyunda bile şaşkınlık yaratan, kabul görmeyen durum, egemenliği kurşunlayan sadistlik ve faşistlik olmuyor mu? Oysa yürürlükte olan anayasanın Yasama Dokunulmazlığı başlığı altındaki madde 83’ün ikinci bölümünde; “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” diyor. İktidarca Meclis’in egemenliği gibi anayasanın hükümleri de yok sayılıyor. Bu durumda hangi Ulusal Egemenlik Bayramı’nı kutlayacağız? ૽૽૽ Bu olayı üzülerek yadsırken, çocukluğumda 23 Nisan bayramımızla ilgili, yetişkinliğimde çok üzüldüğüm bir anımı tekrar yaşadım. İlkokulun 4’üncü sınıfındaydım. Nisan ortalarında anacığım onu ölüme yaklaştıran zatürreeyle savaşıyordu. O tarihlerde şimdiki iyileştirici ilaçlar da yoktu. Evde matem havası vardı. Okulda kutlama törenleri kapsamında kılık kıyafet düzeni de vardı. Hepimizden beyaz bez spor ayakkabıyla beyaz lastik kemer donanımı isteniyordu. Anneme üzülmekle birlikte, arkadaşlarımdan ayrı kalmamak için ailemden bunların sağlanmasını, yoğun hastalık giderlerini göremeden istiyordum. İşte bu acılı koşullar içinde dahi 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı herkes için çok önemliydi. Şimdi ise yok sayılması isteniyor. Bunun çok zor olacağı bilindiği halde (!) ૽૽૽ İçim bunca sıkıntılı karamsarlıkla daralırken Sevgili Gülsen Tuncer’den 22 Nisan Pazar günü saat 18’de Bahçeşehir Üniversitesi’nin Beşiktaş kampusunda sunacağı “Savaşa Hayır” konulu şiir dinletisi için çağırı geldi. İyi ki gidebilmişim. Bu harika sunumda kendim için mutluluk duyarken gelemeyenlerin böyle büyük bir sanat gösterisinden yoksun kalmış olmalarına çok hayıflanarak üzüldüm. Sunumu Truva Folklor Derneği, ADD Beşiktaş Şubesi Başkanı, USTKB Dönem Sözcüsü A. İlhan Gülek yaptı. Gösterinin özü şuydu: İşte bizlerin, “Savaşa Hayır!” diyenlerin, tüm bu ahval ve şerait içinde dahi seslerini yükseltme vaktidir. Bu savaş, bizi de parçalamak isteyen BOP’un savaşıdır. Özgürlüğün, demokrasinin, baharın savaşı değil. Bizler, barıştan, tam bağımsızlıktan, halktan, emekten yana olanlar, bulabildiğimiz her yol ve yöntemle, her yerde emperyalizmin yalanlarına ve savaşa karşı çıkacağız. Savaşa Hayır(!). Değerli tiyatro ve sinema sanatçısı Gülsen Tuncer’in “Ya Habibi Bahar Keder Kokuyor” adlı sunusu “Savaşa Hayır” ana temasını içeriyor. Sanatçı, “Bu konuyu işlememde Faslı ozan Muhammet Besnis’in bir dizesi bana yol gösterdi” diyerek Arap şiirinden, Ortadoğu şiirinden örneklerin eşliğinde Asya’ya uzanarak büyük usta Nâzım Hikmet’le Hz. Ali’ye kadar 1.5 saate yakın paha biçilmez bir şiir ziyafeti sundu. Kendisine İKİ ŞEHİR adlı müzik grubu nefis dinletileriyle eşlik etti. Binlerce teşekkürle... Sağ olun!.. Var olun!.. ÇİZGİLİK KÂMİL MASARACI kamilmasaraci@gmail.com BULMACA SEDAT YAŞAYAN HARBİ SEMİH POROY HAYAT EPİK TİYATROSU MUSTAFA BİLGİN hetiyatrosu@mynet.com 1 2 3 4 5 6 7 8 9 SOLDAN SAĞA: 1/ Kâtip Çelebi’nin 1 ünlü coğrafya yapıtı. 2/ Din adamları 2 nın simgesi sayılan 3 başlık... İlkel bir su 4 taşıtı. 3/ Tatlı ve sulu bir şeftali cin 5 si... Argoda esrar. 4/ 6 Şerif Gören’in yö7 nettiği ve başrolünü Şener Şen’in oy 8 nadığı bir film. 5/ 9 Neon elementinin 1 2 3 4 5 6 7 8 9 simgesi... Bir bilgisayar sisteminin bir işlemciye, 1 D O L A Y L I K bir hatayı bildirmek için 2 O T A Ğ A R AM verdiği bilgi. 6/ 106 taşla 3 L E B K L A P A oynanan bir oyun... Çem 4 A L E V A K U T berin çevresinin çapına 5 M L İ N K T İ oranını gösteren sayı. 7/ 6A S Z İ L İ Z Bilim ya da sanat alanın7 N A G İ N A T A da üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse... Hava 8 K Ö T E K M İ A Z A P basıncı birimi. 8/ Fas’ın 9 V A L E plaka imi... Çirozluktan sonra yağlanmaya başlayan uskumru. 9/ Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma... “Süsen” de denilen bir süs bitkisi. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Her tarafı görmeye elverişli, camlı çatı katı ya da taraça. 2/ Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça... Tabut. 3/ Özellikle Ay’ı çevreleyen ışık halkası... Küçük bitkilere verilen ortak ad. 4/ “Harput’ta Bir ”: Cevat Fehmi Başkut’un komedi türündeki oyunu. 5/ Bir soru sözü... Bir anlatının vurguladığı temel düşünce. 6/ “Tamam, olur, peki” anlamında kullanılan bir sözcük... Atasözlerine dayanan didaktik Çin şiiri. 7/ Masonlukta simgesel derecelerden üçüncüsünün adı... Kaplarda su nedeniyle oluşan tortu. 8/ Anadolu halklarının en eski ana tanrıçası... Akdeniz’de İtalya’ya ait bir ada. 9/ Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık... Gözün renkli bölümü. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog