Bugünden 1930'a 5,419,547 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 17 NİSAN 2012 SALI 4 HABERLER Yönetmelik ile meslek odalarından sicil belgesi ve oda kayıt belgesi alma koşulu kaldırıldı İrtica Tehdidi 28 Şubat ile hesaplaşma ülkemizde hâlâ gündemin birinci maddesi. Adnan Menderes’in pek sevdiği, sık sık tekrarladığı bir deyiş vardı: Hafızayı beşer nisyan ile maluldür (insan belleği unutkanlıkla zedelenmiştir). Toplumsal belleğimizin iflah olmaz illeti unutkanlık 28 Şubat için de geçerli. 28 Şubat süreci, irticaın rejim için tehdit olarak algılandığı bir döneme rastlar. O zaman irtica tehdit olarak algılandığı için, her şey o şekilde cereyan etmişti. 28 Şubat ile hesaplaşma süreci ise irticaın değil, onu tehdit olarak görenin tehdit olarak algılandığı bir döneme rastlıyor; tabii her şey de o algıya uygun cereyan ediyor. O zaman, olayları yerli yerine oturtmak için, bazı şeyleri anımsayalım. Ama, olayların irdelenmesine girmeden önce, sap ile samanı birbirine karıştıranların ya da karıştırtanların oyununa gelmemek için, bir gerçeği bir kez daha vurgulayalım: Demokrasilerde laikliği korumanın yolu darbeler değildir. Çünkü darbeler, demokrasiyi koruyoruz derken, antilaik akımlar gibi demokrasinin çanına ot tıkarlar. Ayrıca, darbelerin laiklik ve demokrasiyi korumaya yaramadığını yaşayarak gördük. ૽૽૽ Bu zorunlu hatırlatmadan sonra, şu soruyu sorabiliriz: 28 Şubat 1997’de işbaşındaki demokrasi âşığı iktidara karşı, irtica tehdidi bir bahane olarak mı kullanılıyordu, yoksa irtica tehdidi gerçekten var mıydı? Dilerseniz, önce çoğu kişinin unuttuğu bir iki noktayı vurgulayarak başlayalım. Her şeyden önce, 28 Şubat süreci sırasında işbaşında bulunan REFAHYOL iktidarı milli iradenin ifsadıyla orada duruyordu. Çünkü, koalisyonun bir kanadının lideri Tansu Çiller sandık başına giderken, seçmenine Refah ile koalisyon yapmayacağını söyleyerek oy almış bulunmaktaydı. Seçmende kök salmış kandırılmışlık duygu siyasi iradeyi hiç rahatsız etmiyordu. Ayrıca, o süreçte, Susurluk olayı patlak vermiş, toplum yolsuzluk ve devletin kirlenmişliğine duyduğu tepkiyi gösterilerle dile getirir olmuştu. Bu gösterilerin en önemlisi ise “sürekli aydınlık için bir dakika karanlık” eylemleriydi. Türkiye’nin birçok yerinde, akşamları aynı saatte insanlar elektriklerini yakıp söndürüyor, tencereli tavalı gösterilerle tepkilerini açığa vuruyorlardı. Demokrasiden yana olduğunu söyleyen iktidarın Refah kanadının ise tepkileri aynen şöyleydi: Adalet Bakanı Şevket Kazan: Mum söndü oynuyorlar. Başbakan Necmettin Erbakan: Gulu gulu dansı yapıyorlar. ૽૽૽ O günkü iktidarın fevkalade demokrat yapısı buydu. Şimdi gelelim “irtica tehdidi”ne: Bu konuda RP Kayseri Belediye Başkanı Şükrü Karatepe’nin 10 Kasım 1996 tarihli konuşmasına göz atmak yeterince fikir verebilir. Bunun yanı sıra, iktidardaki partinin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olması, ciddi bir irtica tehdidi varlığı anlamını taşır. 28 Şubat 1997’de irtica tehdidinin var olduğunun göstergesiyse Anayasa Mahkemesi’nin Refah Partisi’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğunu belirten kararıdır. Peki, Mart 2011’de ciddi bir irtica tehdidi var mıdır? Bunun yanıtını da Anayasa Mahkemesi’nin, AKP’nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu yolundaki 2008/2 karar sayılı ve 30.07.2008 tarihli kararı verir. Evet 1997’de, demokrasi karşısında iki tehdit vardı: Darbe tehdidi ve irtica tehdidi. Bugün postmodern darbe tehdidi ortadan kalkmıştır. İrtica tehdidi ise sürmektedir. İşin özeti bu! Yapı denetiminde boşluk ÖZLEM GÜVEMLİ Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın iki hafta arayla yayımladığı yönetmelik değişiklikleri ile meslek odalarından sicil belgesi ve oda kayıt belgesi alma koşulu kaldırıldı. Meslek odaları, sahte mimarlar ve mühendisler konusunda uyarılarda bulunarak bu değişiklikler ile Türkiye’nin karşı karşıya olduğu deprem riskine rağmen yapı denetiminin kaosa sürüklendiğini vurguladılar. İki hafta önce “Yapı Denetimi Uygulama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”, 14 Nisan günü de, “Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği” ile imar ve yapı alanındaki oda denetimine son verildi. Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu, ilk yönetmelik değişikliğinde odaların üyelerine her proje için verdiği sicil durum belgesinin kaldırıldığını, ama ᮣ Meslek odaları, sahte mimarlar ve mühendisler konusunda uyarılarda bulunarak Türkiye’nin karşı karşıya olduğu deprem riskine rağmen yapı denetiminin kaosa sürüklendiğini vurguladı. büro açmak isteyenlere verilen oda kayıt belgesi koşulunun korunduğunu belirterek son değişiklikle ile bu zorunluluğun da kaldırıldığını kaydetti. Üyeler ile oda arasındaki ilişkinin koparıldığına dikkat çeken Muhcu, “Artık meslek odaları meslektaşlarını denetleyemeyecek, sicillerini tutamayacak. Bu işleri yapanlar meslek erbabı mı bilinemeyecek? Sahte mimarlar, mühendisle projelere imza atabilecek” dedi. Nitelik sorununun daha da büyüyeceğini vurgulayan Muhcu, mimar ve mühendislerin bütün projelerinin odalara geldiğini, bu durumun mesleğin kaliteli gelişmesi açısından avantaj oluşturduğunu söyledi. Muhcu, nitelikli mekânlar üretilmesi noktasında tüketicinin de bu süreçten olumsuz yönde etkileneceğine dikkat çekti. Odaların standart oluşturma görevlerinin olduğunu dile getiren Muhcu, “Üyelerinin bu standartlara uyup uymadığını denetleme hakkı anayasal güvence altında. Düzenleme hem anayasaya hem TMMOB yasasına aykırı” diye konuştu. emin etütleri artık kontrol edilemeyecek İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Serdar Harp da, yapısal alandaki en büyük sorunun denetim olduğuna dikkat çekerek “Bu alanda ciddi bir boşluk olacak şimdi. Afetlerde, depremlerde sonuçlarını görüyoruz. Mevzuatı daha sıkılaştırmak, meslek sahiplerini daha uzmanlaştırmak hatta önümüzdeki Z dönem için yetkinuzman mühendislik kavramlarını gündeme getirmek gerekirken tam tersi yapılıyor” dedi. Sicil belgesinin odalar için bir gelir kalemi olduğunu ancak asıl kamusal görevlerini yerine getiremez hale getirilmelerine tepki duyduklarını belirtti. Harp, “Sicil belgesi 1999 depreminden sonra bir gereklilik olarak ortaya çıktı. İktidar, odalara yönelik kininden dolayı bu belge alma zorunluluğunu kaldırarak bütün mesleki denetimi ortadan kaldırdı” değerlendirmesini yaptı. Harp, “Pisayasada bir sürü statik proje yapan bilgisayar programı var. Lisanslı programları mı kullanıyorlar, zemin etütleri uygun olarak mı yapılmış, standartlara uygun mu diye bakıyorduk. Bu bilgiler kaydediliyordu. Artık nasıl bir statik program kullandığını bilmeyeceğiz, bu programın doğru çözümlenip çözümlemediğini de bilmeyeceğiz” dedi. MHP’Lİ VURAL ‘Sır küpleri olmamalı‘ ᮣ MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, “Güç bende, ben haklıyım zihniyeti artık bitmeli” dedi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 28 Şubat soruşturmasında AKP’nin yargıyı siyasallaştırmaması gerektiğini belirterek “Güç bende, ben haklıyım zihniyeti artık bitmeli. MİT Yasası ve sır küpleri olmamalı” diye konuştu. MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında 28 Şubat soruşturma sürecinin siyasallaştırılmaması gerektiğini belirterek “Herkes demokrasiden yana tavır almalı” dedi. Vural, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye, sabah erken kalkanın darbe yaptığı bir ülke olmamalı” açıklamasını anımsatarak şunları dile getirdi: “Gücü eline alanın bu milletin iradesine ipotek koyan zihniyetten de vazgeçmesi gerekir. Yargıyı da medyayı da vesayet altına almaya hayır denilmeli. ‘Güç bende, ben haklıyım’ zihniyeti artık bitmeli. MİT Yasası gibi garabetler olmamalı. Demokrasilerde sır küpü olmaz, devlet görevi, kamu görevi olur. Demokrasilerde mezara kadar gidecek sır da olmaz. Bütün bunların ortaya çıkarılması gerek.” 28 Şubat sürecinde CHP’nin demokrasinin yanında net bir şekilde durması gerektiğini kaydeden Vural, “iyikötü darbe” ayrımı yapılamayacağını, bütün darbelerin millet iradesine karşı yapıldığını ifade etti. AKP’nin de bu süreç içerisinde yargıyı siyasallaştırmaması gerektiğini belirten Vural, “Bu süreçle ilgili sanki yargı değil, kendileri adım attılar. O zaman sorarlar 10 yıldır neredeydin sen?” dedi. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in Erzurum’da bir vatandaşı oynatmasına değinen Vural, Şahin’in devlet geleneklerine yakışmayan, insanları nasıl hakir gördüğünü gösteren davranışını esefle karşıladığını kaydetti. Bakana saygı gösteren milletle dalga geçen Şahin’in yüz verdiği milletten artık astarını istediğini kaydeden Vural, şunları dile getirdi: “Bunlar artık kibir partisi. Her şeyi en iyi bilirim, her şeyi en iyi yaparım partisi... Bu millet taklacı değil, taklacı olan sizsiniz. Hem fikrinizi, hem zikrinizi değiştiren sizsiniz. 10 yıl önceyle şimdi farklı konuşuyorsunuz. Başbakan köylüye ananı da al git derse, bakanı da takla at der. Çok merak ediyorum; Sayın Bakan bakan olduğunu öğrendiğinde sevincinden Başbakan’ın karşısında takla atmış mıdır acaba? Bunlar ne yaparsak yapalım millet bize oy verir zannediyorlar.” KÖY ENSTİTÜLERİNİN 72. YILI ‘Aynı korku aynı zihniyet’ MEHMET MENEKŞE AMASYA Türkiye Cumhuriyeti’nin eğitim hamlesi olan Köy Enstitülerinin kuruluşunun 72. yılı kutlanıyor. Öz kaynaklarına dayalı, kırsal kalkınma ve aydınlanmayı amaçlayan Köy Enstitüleri, öğretmen yetiştirmek üzere 17 Nisan 1940’ta kuruldu. Özellikle gerici çevrelerle toprak ağalarının tepkisini çeken enstitüler, “komünist yetiştirmekle” suçlanarak 1954’te kapatıldı. Enstitülerin mezunları, günümüzde karşıdevrim sürecinin hız kazandığına dikkat çekiyor. Samsun Akpınar Köy Enstitüsü’nün mezunlarından İsmail Oruç, “Köy Enstitülerini kapatan zihniyet ile bugün eğitimi dinselleştiren zihniyet birbirinin aynısı” dedi. Edirne Kepirtepe Köy Enstitüsü’nün ilk mezunlarından Nedim Menekşe ise “Köy Enstitülüler her gece kapımız ne zaman çalınacak diye bekliyordu. Şimdi Atatürkçüler ve Cumhuriyetçiler aynı korkuyu yaşıyor” diye konuştu. EğitimSen Samsun Şubesi Başkanı Metin Erol da “Onca yıl geçti ama Köy Enstitülerinin kapatılmasına neden olan zihniyet varlığını sürdürüyor” dedi. Kara çarşaflı kadın görevliler Hazreti Muhammet’in doğum günü dolayısıyla kutlanan Kutlu Doğum Haftası etkinlikleri tüm yurtta olduğu gibi Mersin’de de yapıldı. Mersin Müftülüğü’nün çağrısı üzerine binlerce kişi Tevfik Sırrı Gür Stadı önünde toplandı. Şiirlerin ve ilahilerin okunduğu etkinlik sırasında yakalarında “Peygamber SevdalılarıGörevli” yazılı kartlar bulunan bazı kişiler insan zinciri oluşturarak güvenliği sağladı. Etkinliğe katılan erkekler, erkek görevlilerin olduğu yerlerden alana girerken kadınlar da kadın görevlilerin olduğu yerlerden alana girdi. Kadın görevlilerin büyük kısmının kara çarşaflı olması dikkat çekti. CHP’Lİ TARHAN ‘Şahin bir fenomen’ "Trablusgarp Savaşı'nda Türk komutanlar etrafı şaşırtacak derecede etkin örgütçü, eğitimci ve her şart altında savaşçı olduklarını gösterdiler." "I. Dünya Savaşı'ndan sonra Türk toplumu kaosu ve yeni bir dünya savaşını değil, Milli Mücadele'yi tercih etmiştir." "İttihatçılar milliyetperver ve büyük ideallere sahiplerdi ama kendilerini değerlendiremeyen bir ekip olmaları onları başarısızlığa sürükledi." "1918 yılında, mütarekenin en hazin vaktinde, millet her yerde direniyordu. Ama bu direnişlerin arasında koordinasyon yoktu. O eşgüdümü hangi politik deha sağlayacaktı? Ancak arkasında askerî bir başarı ve müspet intibaları olan bir komutan… Mustafa Kemal Atatürk... YAKIN TARİHİN GERÇEKLERİ, 19 ve 20. yüzyıla dair tartışılan, gündemden düşmeyen konuların bilinmeyen yönlerini merak edenlerin kaçırmaması gereken bir kitap... AKP’ye DTB’den diplomatik baskı Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Dünya Tabipleri Birliği (DTB) Başkanı Prof. Dr. Jose Luiz Gomes Do Amaral ve birlik konsey başkanı Prof. Dr. Mukesh Haikerwal, Türk Tabipleri Birliğine (TTB) destek vermek amacıyla Türkiye’ye geldi. Prof. Dr. Do Amaral, AKP’nin çıkardığı kanun hükmünde kararname ile TTB’nin meslek örgütü özerkliğini tehdit ettiğini söyleyerek “99 ülkenin tabip birlikleri, kendi hükümetlerinin diplomatik alanda Türk hükümetine baskı yapmasını sağlayacak” diye konuştu. 78’lilerden işkence dilekçesi Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Devrimci 78’liler Federasyonu, 12 Eylül dönemindeki işkence iddialarıyla ilgili, Mamak Askeri Cezaevi Müdürü Albay Raci Tetik’in tutuklanması talebiyle dilekçe verdi. Dilekçede, Tetik’in, 1980 Ağustosu’ndan itibaren cezaevinde müdürlük yaptığı; bu süre içinde, işkence, kötü muamele, tehdit, cinayet, görevi kötüye kullanma ve insanlık suçlarını işlediği kaydedildi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, TEDAŞ işçilerinin ölümünü incelemek üzere gittiği Erzurum’da yas mekânını davul zurna eşliğinde panayıra çeviren ve vatandaşa “Takla at da görelim” diyen İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in bir fenomen olduğunu kanıtladığını belirtti. CHP Grup Başkanvekili Tarhan yaptığı yazılı açıklamada, İçişleri Bakanlığı’ndan çok “gaf işleri bakanlığına” yakıştığı sosyal medyada konuşulan Bakan İdris Naim Şahin’in yeni bir gafa daha imza attığını kaydetti. Tarhan, Şahin’in polis marşını okumaya çalışıp eline yüzüne bulaştırdığını ve biber gazının insan sağlığı üzerinde kalıcı bir etki bırakmadığı yönünde yaptığı açıklamaları anımsattı. Tarhan, şunları dile getirdi: “Bakan Şahin hayatını kaybeden 5 TEDAŞ görevlisinin ölümü nedeniyle gittiği mekânı, bir skandal alanına çevirerek fenomen olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır. Kendisini ilgiyle izlediğimiz bu zatı muhterem bir değil, 5 TEDAŞ görevlisinin trajik ölümünün ardından sorumluların tespiti yerine acılı bir yas zamanını ve mekânını davul zurna eşliğinde bir panayıra çevirme becerisini gösterebilmiştir. Vekili olduğu millet, bu bakan sayesinde ‘Bir takla at da görelim’ seviyesini de yaşatmaktadır nihayet.” Tarhan, vatandaşa takla attırmaya meraklı olduğu anlaşılan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in yurttaşlar tarafından daha dikkatli takip edilmesini istedi. ‘Taklacı Şahin’ ‘Skandal alanına çevirdi’ Stattaki patlayıcılara iddianame Ⅵ İstanbul Haber Servisi Atatürk Olimpiyat Stadı’nın çevresinde bulunan 4 kilo 622 gram plastik patlayıcıyla ilgili iddianame tamamlandı. Cumhuriyet Savcısı Emin Aydinç tarafından hazırlanan iddianamede, şüpheliler Metin İnce ve Özkan Bayhan terör örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. İddianamede İnce’nin 9.5 yıldan 22 yıla, Bayhan’ın ise 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog