Bugünden 1930'a 5,418,658 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

17 NİSAN 2012 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER İstanbul PB Edirne B Kocaeli PB Çanakkale B İzmir PB Manisa PB Denizli PB Zonguldak PB Sinop PB Samsun PB Trabzon Y Giresun B Ankara B 22 23 26 19 25 26 26 24 19 22 17 19 23 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars B B B B B B B PB B Y Y Y Y 22 25 20 21 28 24 22 26 20 19 15 12 11 Oslo Y Helsinki Y Stockholm Y Londra Y AmsterdamY Brüksel Y Paris Y Bonn Y Münih Y Berlin PB Budapeşte Y Madrid PB Viyana B 8 6 6 12 9 9 11 11 11 12 13 18 12 Belgrad PB 10 Sofya Y 15 Roma Y 16 Atina Y 21 Zürih PB 12 Moskova Y 18 Aşkabat B 29 Taşkent A 31 Baku B 20 Bişkek A 26 Tiflis Y 22 Kahire A 33 Şam A 28 Ülke genelinin parçalı ve çok bulutlu, kuzeydoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Siirt, Van, Bitlis çevrelerinde sağanak yağmur şeklinde olması bekleniyor. Hava sıcaklığında önemli bir değişiklik olması beklenmiyor. 13 TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 17 Nisan GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK TRT, 1. derecede risk içeren elektron tüplerini sektörü farklı bir şirkete sattı Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada alsalar, ortalıkta ne gazete kalır ne de birkaçı dışında yazar. 28 Şubat’ı övenlere gelince; AKP iktidarı bugün sarmaş dolaş olduğu örgütlerin, cemaatlerin soruşturma kapsamına alınmasına izin vermez. Örneğin Fethullah Gülen! 28 Şubat’ı destekledi, övdü ve oluşmasına zemin hazırladı. Destekleyenlerinin giderek arttığı, RTE’nin “Atlantik ötesindeki kişiye saygılar ve sevgiler” gönderdiği Gülen’e kim, hangi savcı dokunabilir? ૽૽૽ Günümüzün gerçeklerini yadsımayalım. Bakın, Kılıçdaroğlu, 28 Şubat soruşturmasının ad vermedi ama RTE’nin intikam duygularının eseri olduğunu söyledi. RTE fena halde alındı bu sözden ve soruşturmanın intikam duygusuyla değil, millet adına yapıldığını söyledi. İyi de gözaltına alınanlara sorgulamadaki çeşitli sorular arasında, “Dönemin İstanbul Belediye Başkanı RTE’ye psikolojik harekât uyguladınız mı” diye bir soru neden yöneltiliyor? Hani ayıp olmayacağını bilseler; Çevik Bir’i, neredeyse RTE’yi Siirt’te mihverli şiir okudun diye hapse attırmakla suçlayacaklar! Başbakan, 28 Şubat’ın intikam duygularından kaynaklanmadığını gel de külahıma anlat! ૽૽૽ Ha, bir de kimi gazetecileri patrona baskı yaparak 28 Şubat’ın kovdurduğu sorunu gündemde. Sabah’ın sahibi, zamanın gazete patronlarından Dinç Bilgin, itiraflarda bulunuyor. Çevik Bir çağırdı. Şunları kovacaksın dedi. Direndim ama nafile! O sıra gazetenin genel yayın müdürü Zafer Mutlu ise andıç haberlerinin yer aldığı gazete hazırlanırken, “Zerre kadar inanmıyorum ama yayımlamaya mecburuz” diyor. Nedenini de açıklıyor: “Bankam var!” Şimdi eğri oturup doğru konuşalım. 15 yıl önce: 28 Şubat. Adı üstünde postmodern darbe! Darbeci askerler patronları çağırdı. Ellerine kovulacak gazeteci listesi verdiler. Patron da adı geçen gazetecileri tuttu kolundan kapının önüne koydu. 15 yıl sonra: “Sabah erken kalkıp darbe marbe yapan” yok! Demokrasi “ileriye” işliyor. Fakattt... bir sabah uyanıyor Türkiye ve medya âlemi, yıllardır, o gazeteden bu gazeteden köşe yazarlarının patron emriyle gazeteden kovulduklarını öğreniyor. Yahu, asker baskısı desen bugün yok. Kim kovduruyor köşe yazarlarını?.. İşine son verilen gazeteciler, “beni kov” diye patrona ricacı mı oldu acaba? Oysa gerçek apaçık ortada: İçeride dışarıda, RTE’nin, partisine, politikasına aykırı düştü diye kimi köşe yazarlarını kovdurduğunu bilmeyen yok! Bilinmesine biliniyor da, demokrasi dönemindeyiz ya; hiçbir gazete ve TV… …baskı kaynağının RTE olduğunu yazamıyor, söyleyemiyor. Nedeni: RTE’nin askersel darbe yerine ikame ettiği sivil darbe gereği... ૽૽૽ Manzara ortada: 28 Şubat’ta gazetecileri kovduran askerse, 2012 yılı Şubatı’na gelinceye dek, uygun görmediği gazetecileri işinden eden Başbakan RTE! Ha asker ha RTE! Fark yok! Gazetecileri kovduran kudret, dün askerse bugün RTE! Bu gerçeği herhangi bir gazete yazamaz, patron yazdırmaz. Zira, dün maddi olanaklarını, holdinglerini korumak amacıyla asker baskısına boyun eğen, gazetecileri kovan patronlar… …bugün de aynı gerekçelerle siyasal güç RTE’nin saptadığı köşe yazarlarının işine son verdiler... ૽૽૽ Arkası gelecek… Az sonra! Tehlikeli atık satışı tescillendi FIRAT KOZOK ANKARA Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, AB normlarına göre 1. derecede tehlikeli atık sayılan 6 bin 131 elektron tüpünü asıl işi mermercilik olan şirkete satan TRT’nin, satış konusunda ilgili kurumlardan görüş almadığını bildirdi. Bakanlık, ihaleyi kazanan firmanın, atıkların işlenmesi ile ilgili hiçbir lisansının olmadığını, tüplerin bazı modellerinde düşük miktarda radyoaktif madde bulunabileceğini kaydetti. Cumhuriyet, tehlikeli atık statüsündeki 6 bin 131 elektron tüpünü, 2009 yılında ihaleyle 321 bin TL karşılığında asıl işi mermercilik olan şirkete sattığı kamuoyuna duyurmuştu. TRT’de örgütlü HaberSen bu süreçte, insan sağlığının tehlikeye atıldığı, çevrenin kirletildiği ve suç işlendiği gerekçesiyle TRT Yönetim Kurulu üyeleri hak kında suç duyurusunda bulunmuş, sorumlular hakkında idari yaptırım kararı uygulanması için Çevre ve Orman Bakanlığı’na başvurmuştu. Başbakan Erdoğan, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin, Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında soruşturma yapılmasına gerek olmadığını bildirmişti. Tüm bu sürecin ardından HaberSen’in şikâyetini inceleyen Çevre ve Şehircilik Ba kanlığı, sendikaya 1 yıl sonra verdiği yanıtta çarpıcı saptamalara yer verdi: ✔ Ak Mermer İşletmeciliği San. ve Tic. Ltd. Şti’nin atıkların işlenmesi ile ilgili hiçbir lisansının olmadığı, ✔ Bazı modellerde çok düşük miktarda radyoaktif madde bulunabileceği, ✔ Atıkların satışında yapıldığı ve ilgili kurumlardan görüş alınmadığı tespit edilmiştir. İntikam Türkiyesi Meral Okay için… “O Kadın Öldü” manşeti atıyorlar. Yetmiyor… “Ne oldu öldürebildin mi Şehzadeyi, Meral Hanım?” diye akıl sıra.. aşağılıyorlar… Bu nasıl bir kin? Nasıl bir nefret duygusu? Nasıl kabına sığmayan bir intikam isteği? Türkiye son dönemde gitgide böyle kabaran ve “ölüm” karşısında bile durmak bilmeyen sınırsız bir “intikam” tutkusu yaşıyor. Öğretim üyesi bir köşe yazarı, “28 Şubat yargılamasıyla” ilgili açıkça “Ben intikam istiyorum. Hem de en şiddetlisini… İntikam çok güçlü bir duygu. İnsanı diri ve tetikte tutuyor” diye yazabiliyor… Başbakan, gençlik gruplarına, çıkıp “Kininizi diri tutun” der, “Kininin davacısı gençlik istiyorum!” diye seslenirse; tabii ki durumdan vazife çıkaran birileri de arkadan “diri kalmak adına”, “intikamın hem de en şiddetlisini almak gerek” tavsiyesinde bulunabilir…. Kin.. “intikamın” şunun şurasında en kaba, en ham hali… Yürekte “diri tutulan kin”in sonunda varacağı yer, “insanı diri tutan intikam” olacaktır. İntikam alınmayacaksa, insan durduk yerde neden kin beslesin ki? Kinintikam sarmalına teşvikin yolu böyle bir kez açık arttırmaya çıkarıldı mı arkası gelmez. Arkası gelmeyeceği için uygar toplumlarda “intikam kültürüne” asla geçit verilmez. Kinintikam söylemlerinin karşılığı, yasada “nefret suçudur”… İspanya’da da geçmişte askeri darbe kalkışmaları yargılandı… Ortamın hiçbir zaman böyle çirkin “kinintikam” söylemleriyle gerilmesine tanık olmadık. İspanyol medyasında hiçbir dönemde “intikam” arzusuyla “kelle” istenmedi. 80’li yılların başarısızlıkla sonuçlanan son “darbe teşebbüsünden” mada; 20. yüzyıla damga basan Franco diktatörlüğü ve iç savaş, “kinintikam” söylemiyle İspanya’da hiçbir zaman demagoji, retorik konusu olmadı. Bilakis.. demokrasiye geçişin tüm aktörleri, geçmiş yaraları deşmemek, acıları kaşımamak konusunda azami dikkat gösterdi. Sağ uçtan sol uca.. tüm kampların katıldığı, “pacto de caballeros” centilmen anlaşmasıismiyle anılan bir “saldırmazlık paktıyla”, “tarihi” yargılamaktan kaçındılar. Bunun nedeni, demokratik kurumların inşası sırasında geçmiş hesaplaşmalar arasında kaybolmayı önlemekti. Amaç ülkeyi demokrasiye geçişin kritik yıllarında tekrar kutuplaştırarak şirazesinden çıkarmak değil, geçmişten devralınan kutuplaşmaları bilakis aşmak; toplumsal huzuru ve barışı, uzlaşmayı sağlamak, şirazeyi yerine oturtmaktı… “Demokratik anayasa” İspanya’da bu müthiş toplumsal uzlaşmayı olası kılan “pacto de caballeros” sayesinde yapıldı. AKP anayasa taslağını hazırlayanlardan biri olan Arslan, Anayasa Mahkemesi üyeliğine atandı Gül yine şaşırtmadı ᮣ Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanan Prof. Dr. Zühtü Arslan, TBMM ve üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasını savunan görüşleri ile biliniyor. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Prof. Dr. Zühtü Arslan’ı atadı. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararına karşı çıkan Arslan, 2008 yılında AKP’nin anayasa taslağının hazırlayıcıları arasında yer almıştı. Arslan, TBMM ve üniversitelerde türbanın serbest bırakılmasını savunan görüşleri ile biliniyor. Cumhurbaşkanlığı Basın Birimi’nden yapılan açıklamaya göre, Gül, Anayasa Mahkemesi üyeliğine Yükseköğretim Genel Kurulu tarafından gösterilen üç aday arasından Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zühtü Arslan’ı seçti. 1964 yılında doğan Prof. Dr. Zühtü Arslan, 1987 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisansını ve doktorasını 1991 ve 1996 yıllarında İngiltere’de Leicester Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. 2002 yılında doçent, 2007 yılında da profesör olan Arslan, halen Polis Akademisi Güvenlik Bilimleri Fakültesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyordu. İnsan hakları, anayasa hukuku, hukuksiyaset ilişkisi ve siyaset felsefesi gibi alanlarda çeşitli ulusal ve uluslararası akademik dergilerde makaleleri yayımlanan Arslan’ın ayrıca Anayasa Teorisi adlı bir kitabı bulunuyor. TBMM tarafından yürütülen Parlamento Tarihi projesinde “19571960 Dönemi”nden sorumlu yazar olarak görev yapan Arslan, TESEV tarafından yürütülen “Türkiye’de Güvenlik Sektörü Almanak / 2005” projesinde “Hükümet” bölümünün yazımından sorumlu yazar olarak da yer aldı. Anayasa Mahkemesi’nin 367 kararına tepkisiyle kamuoyunda ismi öne çıkan Arslan, AKP’nin hazırlattığı “Sivil Anayasa” taslağının mimarları arasındaydı. Prof. Dr. Arslan, üniversitelerde ve TBMM’de türban kullanılmasını savunan düşünceleri ile biliniyordu. İspanya örneği Anıtkabir’e mektup götürecekler İstanbul Haber Servisi Bakırköylü çocuklar, mektuplarını Atatürk’e götürüyor. Bakırköy Belediyesi, 21 Nisan Cumartesi günü Anıtkabir’e “Atamıza Mektuplarımızı Götürüyoruz” etkinliği kapsamında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Haftası’nda Anıtkabir’i ziyaret edecek. Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, “21 Nisan Cumartesi günü saat 07.00’de hareketle, Anıtkabir’i ziyaret edeceğiz. Çocuklarımız, Atamıza karşı hissettiklerini yazıyla mektuba dökecekler ve Anıtkabir Müzesi Komutanlığına biz de mektupları teslim edeceğiz” dedi. Belediyeden yapılan açıklamada, geziye 7 yaş üzeri BAKKART sahibi Bakırköylü çocukların büyükleriyle birlikte katılabileceği belirtildi. Seçime göre altyapı hizmeti Köy yollarına yapılan asfalt çalışması bazı illerde seçim yılında artarken bazı illerde azaldı MAHMUT LICALI Demokratikleşme ‘devri sabık’ farkı Demokrasi son kertede.. “huzur” ve “ortak düzen” anlayışı gerektiren bir rejim. Geçmişin kutuplaşmalarının temcit pilavı gibi biteviye gündeme getirilerek kaşındığı ve üstüne üstlük “kin”, “intikam” pompalandığı bir ortam; demokratikleşmeye müsait bir ortam oluşturmuyor. Bunun adı “devri sabık” yaratmak oluyor. “Devri sabıkta”, geçmişten kesin “kopuş” yaratmak hedefleniyor. “Kopuş” için; sisteme serbest atış... alabildiğince “kin”,“intikam”, “tahrik” pompalanıyor… “Demokrasiye geçişte” ise “kopuş” değil, adı üzerinde bir “geçiş” var… “Hukukun üstünlüğü” ve “hukuk devleti” organları, o yumuşak “geçiş” içinde tesis ediliyor. Başarılı bir geçiş sürecinin anahtarı, kin ve intikamı devreye sokmadan; maksimum hukuk devleti enstrümanlarını kullanabilmekten geçiyor. Sürekli kutuplaşma dili kullanan Başbakan, şimdi her ne kadar “intikamcılık eleştirilerine”; “Biz intikam peşinde değiliz. Yaşananlar normalleşme ve demokratikleşmedir” diye yanıt verse de.. Türkiye’nin içinden geçtiği sürece normalleşme ve demokratikleşme gözüyle bakmak olası değil. “Demokratikleşme” boş sözle olmuyor… Öncelikle o havayı, o atmosferi sağlamak lazım ki... biz bundan çok uzağız. Uzman çavuş beraat etti Ⅵ MALATYA (Cumhuriyet) Hakkâri’nin Şemdinli ilçesinde 2005’te Umut Kitabevi’nin bombalanması olayı ardından ailesiyle ilçeye dönüşü sırasında önünü kesen kalabalığa ateş açarak 1 kişinin ölümü ve 4 kişinin yaralanmasına neden olmakla suçlanan Uzman Çavuş T.Ç. yargılandığı Malatya 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde “meşru savunma” gerekçesiyle beraat etti. T.Ç. daha önce 8 yıl 4 ay hapse mahkum olmuş ancak Yargıtay kararı bozunca yeniden yargılanmaya başlanmıştı. ANKARA Türkiye genelinde köylerin su, yol, elektrik gibi altyapılarının geliştirilmesi için başlatılan Köylerin Altyapısının Desteklenmesi (KÖYDES) Projesi kapsamındaki çalışmaların genel seçimlerin gerçekleştirildiği 2011 yılında bazı illerde dikkat çekici farklılık göstermesi seçime göre altyapı hizmeti verildiğini gösterdi. 2010 yılında İzmir’de yalnızca 10 kilometre uzunluğunda asfaltlama çalışması yapılırken 2011 yılında bu rakam 516.2 kilometreye çıktı. Türkiye’de bulunan yaklaşık 36 bin köyün başta su, yol, elektrik gibi altyapılarının geliştirilmesi amacıyla AKP iktidarında yaşa ma geçirilen KÖYDES projesi kapsamında yapılan çalışmalar genel seçimlerin gerçekleştirildiği 2011 yılında bazı illerde büyük farklılık gösterdi. MHP Kahramanmaraş Milletvekili Mesut Dedeoğlu’nun soru önergesini yanıtlayan İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, 2010 ve 2011 yıllarında KÖYDES kapsamında gerçekleştirilen asfaltlama çalışmalarına ilişkin verileri açıkladı. Verilere göre 2010 yılında birinci kat ve ikinci kat asfaltlama yapılan köy yolunun uzunluğu toplam 4 bin 809 kilometre, 2011 yılında ise 5 bin 254 kilometre olarak gerçekleşti. 2011 yılında en fazla çalışma yapılan illerse 516 kilometre ile İzmir’de gerçekleşti. En az çalışma ise 3 kilometre ile Antalya’da yaşandı. Operasyonlar sürüyor Ⅵ HAKKARİ/ HATAY (Cumhuriyet) Hakkâri’nin Irak sınırındaki Çukurca ilçesinde dün sabah sınırın sıfır noktasındaki 49. hudut bölgesi, Karataş Jandarma Karakolu ve 20. Sınır Jandarma Tugayı’nda bulunan askeri birliklerden Irak’ın kuzeyindeki PKK kamplarına yoğun top atışı yapıldı. Top atışlarının Çukurca ilçesine yakın olan, terör örgütü PKK’nin Metina Kampı’na doğru yapıldığı gözlenirken atışlar aralıklarla devam etti. Top sesleri ilçe merkezinde duyuldu. Yetkililer, top atışlarının eğitim amaçlı olduğunu belirtti. Hatay’ın Karayılan beldesinde çarşı izninden dönen askerlere yapılan ve 2 askerin yaralandığı saldırının ardından başlatılan operasyonların da sürdüğü bildirildi. Bilkent Üniversitesi’nde seçimler yenileniyor MAHMUT LICALI DİSK üyelerine saldırı: 2 işçi yaralandı LEVENT GENCELLİ ANKARA YÖK, Bilkent Üniversitesi’nde bazı bakan ve AKP’li vekillerin baskısıyla iptal edildiği iddia edilen seçimlerde yalnızca “öğrenci konseyi seçimlerinin” yenileneceğini açıklarken, Bilkent Üniversitesi’nde dün itibarıyla “bölüm, fakülte ve öğrenci konseyi genel kuruluna” yönelik yeni seçim takvimi başladı. Bilkent Üniversitesi’nde Kasım 2011 tarihinde düzenlenen öğrenci konseyi seçimlerinde Jaguar marka otomobiliyle gündeme gelen Alper Yasin Altınel’in grubu seçimleri kaybetmişti. İddiaya göre Altınel’in seçimleri kaybetmesinin ardından bazı bakan ve AKP’li vekiller devreye girerek gerçekleştirilen seçimin iptal edilmesi için baskı yaptı. AKP’li vekillerin baskısı üzerine seçimlerin iptal edildiği savunuldu. BURSA Bursa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Bosch fabrikasında sendikal örgütlenme çalışması nedeniyle Türk Metal İş üyeleri DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş üyelerine saldırdı. Olayda 2 işçi yaralandı. Fabrikada, toplu iş sözleşmesi yetkisinin alınmasına ilişkin basın açıklaması yapmak isteyen DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş yöneticilerine, Türk Metalİş yöneticilerinin de aralarında bulunduğu bir grup müdahale etti. Çıkan arbedede 2 işçi yaralandı. Fabrikaya çok sayıda çevik kuvvet polisi sevk edildi. Yaralı işçiler Çekirge Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. DİSK’e bağlı Birleşik Metal İş Sendikası’nın internet sitesinden yapılan açıklamada işverenin Türk Metal İş’in baskılarına alet olduğu ileri sürdüldü. 23 Nisan’a alternatif kutlama Ⅵ DİYARBAKIR (Cumhuriyet Büros) BDP, taş atan çocukların durumu ve Pozantı Cezaevi’nde yaşanan işkence ve cinsel istismar olayları nedeniyle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na katılmak yerine alternatif etkinlikler düzenleme kararı aldı. Örgütlere gönderilen yazıda, “Uğur Kaymaz, Ceylan Önkol, Mehmet Uytun, Halil İbrahim Oruç, Mizgin Özbek gibi sokak ortasında vurulan, vücudunda yaşlarından daha fazla kurşun yarası açılan çocukları görmeyecekler. Alternatif etkinlikler gerçekleştirmemiz uygun olacaktır” denildi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog