Bugünden 1930'a 5,404,122 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

5 ŞUBAT 2012 PAZAR CUMHURİYET SAYFA dishab@cumhuriyet.com.tr DIŞ HABERLER 9 dönüyor dolaşıyor; sonunda İsrail kaynaklarından menkul bir “dokunulmazlık alanı tehdidiyle” bağlantılandırılıyor. İran’ın nükleer kapasitesi gerçekte hangi takvimle bu geri dönüşü olmayan “tehdit alanına” girer/girmez bunu biz aslında bilmiyoruz. Nihayet bu tehdit de Saddam’ın “kitlesel imha silahları tehdidi” misali hayal mahsulü olabilir. Ancak bildiğimiz; sözü edilen tehdidin giderek “tartışılmaz veri” haline getirilmesi ve uluslararası kamuoyuna da kuşkuya yer vermeyen söylemlerle pompalanması. Panetta İsrail’in İran’ı vuracağı tarihi söyledi, Rusya tatbikat düzenleme kararı aldı Türkiye sınırı ısınıyor BAHADIR SELİM DİLEK Saldırı, Yaptırım Kıskacında İran (III) “Dokunulmazlık alanı…” Yıl başından beri yeni bir ivme kazanan ve her geçen gün tırmanan “İran’a yapılacak olası saldırı” iddialarında kullanılan anahtar kavram bu: “Dokunulmazlık alanı” Gerek “Washington Post”ta iki gün önce çıkan ve ABD Savunma Bakanı Panetta’ya atfen İsrail’in baharda İran’a saldıracağını iddia eden David Ignatius yazısı; gerek geçen hafta sonu “New York Times”ta (NYT) yayımlandığından beri referans alınan Ronen Bergman’ın “saldırı tarihi 2012’dir” değerlendirmesi hep aynı “dokunulmazlık alanı” kavramına dayanıyor. İsrail Savunma Bakanı Barak tarafından üretildiği söylenen kavram; “İran’ın nükleer alandaki teknik bilgi, donanım ve hammadde kaynaklarının; dışardan yapılacak herhangi bir saldırıya karşı, Tahran’a zırh/muafiyet sağlayacağı nokta” anlamına geliyor. Artık geri dönüşü olmayan bu noktayı NYT 9 ay sonrasına koyuyor. “Nükleer donanımda” İran’ın 9 ay sonra “dokunulmazlık alanına” girmesi; o tarihten sonra yapılacak müdahalelerin beyhude/sonuçsuz kalmasını ifade ediyor. “İran nükleer kapasitesinde bir kez bu ‘dokunulmazlık alanının’ içine girdi mi” diyor kısaca İsrail otoriteleri; “bu ülke artık bir daha hiçbir biçimde durdurulamaz. İsrail’in varlığını tehdit edecek olan nükleer silah donanımlı İran’a bu kapıyı iyisi mi biz yol yakınken kapatmalı ve Tahran’a karşı ‘dokunulmazlık alanı içine’ girmeden evvel bir ‘önleyici saldırı’ gerçekleştirmeliyiz!” Yaklaşık on yıl önce Irak’ı hedef alan “önleyici savaş” gibi tıpkı bu defa da gene “önleyici” bir saldırıdan söz ediliyor. Irak’a karşı yapılan “önleyici savaş”; (sonradan palavra olduğu anlaşılan) Bağdat’ın “kitlesel imha silahları” argümanına dayandırılmıştı. İran için önerilen “önleyici saldırı” da bu kez İsrail’in ortaya attığı “dokunulmazlık alanı tehdidine” dayandırılıyor. ANKARA ABD Savunma Bakanı Leon Panetta’nın, İsrail’in İran’da bulunan nükleer tesisleri “büyük bir ihtimalle” bu yıl ilkbaharda vuracağına inandığını söylediği yönündeki iddiaların yanı sıra, Rusya da olası bir operasyona karşı Türkiye, Ermenistan ve İran sınırında tatbikat yapma kararı aldı. İran’a yönelik olası bir ABDİsrail operasyonuna ilişkin değerlendirmeler hız kazanırken, Moskova yöne değerlendirmeler hız kazanırken, Moskova yönetimi kritik bir karar aldı. Rusya, olası bir operasyona karşı Abhazya, Güney Osetya bölgesinde tatbikat yapacak. timi kritik bir karar aldı. Rusya, olası bir operasyona karşı Abhazya, Güney Osetya bölgesinde tatbikat yapacak. Rusya tatbikata Ermenistan’ı da dahil etti. Türkiye sınırında gerçekleşecek tatbikatın senaryosu, İran’a yönelik olası bir ABD ve İsrail operasyonu nedeniyle ülkenin parçalanması sonrasında ortaya çıkacak tehdide karşı alınacak önlemleri kapsıyor. Tatbikatın, 2012 yılının Eylül ayında yapılacağı, operasyonel ve taktik ola ᮣ İran’a yönelik olası bir ABDİsrail operasyonuna ilişkin rak değil stratejik olarak planlandığı da belirtildi. Moskova yönetiminin bu kararı, ABD ve İsrail’e de bir mesaj olarak değerlendirildi. Rusya’nın olası bir saldırıya karşı hazırlıklar çerçevesinde Ermenistan’daki 102. Rus askeri üssünü tam donanımlı hale getirdiği ve buradaki askerlerin ailelerini tahliye ettiği de belirtilirken, Moskova yönetimi, Erivan yakınındaki Rus garnizonundaki askeri birlikleri Türkiye sınırı yakınındaki Gümrü bölgesine sevk etti. ‘Deja vu’ duygusu 20032008 yıllarında Tahran’da İtalya büyükelçisi olarak görev yapan, daha sonra bir dönem ABD düşünce kuruluşu “Woodrow Wilson Center”da çalışan İran uzmanı Roberto Toscano; bu girdiğimiz yeni propaganda aşamasını Irak savaşı öncesiyle karşılaştırırken çarpıcı bir anekdot aktarıyor: “Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun eski başkanlarından Hans Blix” diyerek başlıyor Toscano; “Saddam Hüseyin’in olası kitlesel imha silahlarının gündeme geldiği dönemde, ABD’nin kuşkuları birer ‘katiyet’ haline getirdiğini ve tüm soru işaretlerinin ‘ünleme’ dönüştürdüğünü söylemişti. Bugün de korkarım benzer bir süreçten geçiyoruz. İran’ın nükleer silah kapasitesine ilişkin soru işaretleri, (kuşku kaldırmayan) ünlemlere dönüştürülüyor. İnsanda bu kaygı veren bir ‘deja vu’ (daha önce bunu görmüştük) duygusu yaratıyor.” AJAN İDDİASI İRAN’I KIZDIRDI Şimdi de ‘hemşire’ krizi EKBER KARABAĞ TAHRAN İran, Türkiye’ye 2 bin hemşire gönderecekleri haberinin ardından bazı Türk gazetelerinde söz konusu hemşirelerin ajan olduğu yolundaki iddialara tepki gösterdi. Suçlamalarla ilgili gerekli işlemlerin yapılacağını bildiren İran makamları, hemşire sevki konusunun bazı yetkililerin yanlış açıklamalarından kaynaklandığını belirterek “tek bir hemşirenin bile” Türkiye’ye gönderilmeyeceğini açıkladı. İran Hemşirelik Teşkilatı Başkanı Gazanfer Mirzabeygi, kurumun resmi internet sitesi ino.ir’de yayımlanan açıklamasında, Türkiye’ye hemşire gönderme planlarının olmadığını söyledi. Yetkili, “Türkiye’nin, sağlık sektörü ve hastanelerinde işçi ve hademe açığını İran’dan kapatma talebinin ardından meseleye hâkim olmayan bazı yetkililer yanlışlıkla konuyu hemşire olarak değerlendirerek yanlış beyanatta bulunmuştur. Ülkede zaten yurtdışına gönderecek 2 bin işsiz hemşire bile yok” dedi. Mirzabeygi, “Yaptığımız araştırmada Türkiye’deki hastanelerde hademelerin İran’la kıyaslandığında daha yüksek maaş almadıklarını öğrendik. Bu yüzden bu konu tamamen kapanmıştır. Bireysel olarak iş bulma şirketleri tarafından gitmek isteyenler de bu hususa dikkat etmeliler ve gitmelerini tavsiye etmiyoruz” diye konuştu. Türkiye’deki bir gazetenin konuyla ilgili yayımladığı haberde İran’a suçlamalarda bulunduğunu belirten İranlı yetkili, bu konuda gerekli işlemlerin yapılacağını söyledi. İran Uluslararası İstihdam Büroları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehrdad Eyubi, geçen ay yaptığı açıklamada 2 bin İranlı hemşirenin Türkiye’ye gönderileceğini bildirmişti. Ekim Meydanı’nda toplanan 100 bin Putin muhalifi Putin’siz bir Rusya için yürüdü (solda). Bir başka yerde toplanan aynı sayıda Putin yanlısı ise Rusya’nın parçalanmasına hayır dedi. (Fotoğraflar: AP) Muhalefet de yürüdü, iktidar yanlıları da Dış Haberler Servisi Rusya’da mart ayında yapılacak devlet başkanlığı seçimi öncesi hem muhalefet hem de iktidar yanlıları başkent Moskova’da iki ayrı gösteri düzenledi. Ekim Meydanı’nda toplanan, sayıları çeşitli kaynaklara göre 70 ile 100 bin arasında değiştiği söylenen Devlet Başkanı Vladimir Putin muhalifleri Bolotnaya Meydanı’na yürürlerken, sayıları 100 bine ulaşan Putin yanlıları da Zafer Parkı’nda bir araya geldiler. Putin, “bu kadar kalabalık beklemiyordum”şeklinde konuştu. Muhaliflerin mitinginde konuşan Halkın Özgürlükleri Partisi lideri Vladimir Rijkov, miting sırasında muhalefetin iktidardan beklentilerini; cezaevlerindeki tüm siyasi mahkumların serbest bırakılması, geçen yıl aralık ayında yapılan Rus parlamentosu seçimlerinin iptali, Rusya Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Vladimir Çurov’un görevden alınarak hakkında soruşturma başlatılması, Adalet Bakanlığı’nın farklı gerekçelerle kaydını yapmadığı siyasi partileri bir an önce kaydetmesi, parlamento ve başkanlık seçiminin iptal edilip gelecekteki bir tarihte adil şekilde yapılması şeklinde 5 madde altında sıraladı. Putin yanlısı gösterinin düzenleyicilerinden Sergey Kurginyan da muhalefetin Batılı güçlerin çıkarı için devrim yapmaya çalıştığını belirterek, “Biz Rusya’nın parçalanmasına hayır diyoruz. Turuncu Devrim küstahlığına hayır diyoruz. Amerikan hükümetine hayır diyoruz. Turuncu çöplüğünü gelin dışarı atalım” dedi. şam saatlerinde başlayan çatışmalarda 30 kişinin yaralandığı kaydedilirken İsmailiye kentinde durumun gergin olduğu kaydedildi. ‘İran’da muhatap kim’ sorusu… Roma’da görüştüğüm Büyükelçi Toscana’ya; “müzakere, diyalog” kapısının bundan böyle hepten kapalı olup olmadığını soruyorum. Toscano; Amerikalıların öteden beri “tüm seçeneklerin masada olduğunu” söyleyegeldiklerini belirtiyor. Ancak bu meyanda bir süre önce “New Yorker”da yer alan bir karikatüre değinmeden geçemiyor. Karikatür aralarında “tüm seçenekler masada” diye konuşan askerler ve siviller arasında yapılan bir toplantıda, masanın üzerindeki bir bombaya dikkat çekiyor! İran rejiminde “muhatap” bulmanın zorluğu; görüşme/diyalog yolunun önündeki diğer büyük engel. İran rejiminin geleneksel çokbaşlılığına dikkat çeken büyükelçi; “Tahran’da muhatap kim olacak ki?” diyor: “(Birbirleriyle sürekli sürtüşme içinde olan) Ahmedinejad mı? Hamaney mi?” “Yaptırımlarla sonuç almak mümkün müdür?” sorusu da salıya… şiddet durmuyor Mısır’da Dış Haberler Servisi Mısır’da Port Said kentinde önceki gün çıkan ve 76 kişinin ölümüyle sonuçlanan olaylarla başlayan şiddet ülke genelinde sürüyor. Port Said olaylarının ardından başlayan çatışmalarda ölenlerin sayısının 5’e yükseldiği bildirilirken ülkenin ikinci büyük kenti İskenderiye’de emniyet müdürlüğüne girmek isteyen göstericiler ile polis arasında çatışmalar çıktı. Çoğunluğunu futbol takımlarının taraftarlarının oluşturduğu kaydedilen göstericilerin, göz yaşartıcı gaz kullanan polise molotofkokteylleri ile karşılık verdikleri belirtildi. Mansure kentinde ise dün ak Propaganda çarkı başlatıldı Bu kapsamda belli başlı üç senaryo gündeme geliyor: 1) İsrail’in, İran’ı tek başına vurması. 2) ABD’nin İsrail saldırısına arkadan destek vermesi; İsrail’e cevap veren İran’a karşı, ABD’ nin de bilahare saldırıya katılması. 3) Hürmüz Boğazı ya da herhangi bir sıcak noktada çıkabilecek herhangi bir yerel olayın ABD’yi içeren çatışmaya dönüşmesi. Saldırı senaryolarının hepsi Cezaevine koruma Öte yandan eski Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in oğulları Ala ve Cemal ile eski İçişleri Bakanı Habib El Adli’nin tutuklu bulundukları Tora Cezaevi’ne göstericilerin saldırıda bulunabilecekleri ihtimalini değerlendiren ordu, cezaevi ve çevresine 2 sıra yeni tel örgü çekerek, çevredeki zırhlı araç sayısını arttırdı. ACI KAYBIMIZ Merhum Kaptan Burhanettin Kunt ve Merhume Rabia Kunt’un oğlu, Sevgi Kunt Müstecaplıoğlu’nun Kardeşi, Merhum Özhan Müstecaplıoğlu’nun Kayınbiraderi, Tunç Müstecaplıoğlu, Murat Müstecaplıoğlu, Sema Müstecaplıoğlu, Su Müstecaplıoğlu ve Ada Müstecaplıoğlu’nun Dayısı, Ebru Kunt Akın’ın Babası, Mercan Akın’ın Dedesi, Murat Yusuf Akın’ın Kayınpederi, Galatasaray Lisesi 95. Dönem mezunlarından Yıldız Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi ve Yeditepe ve Bahçeşehir Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. AHMET AYDIN KUNT AİLESİ C MY B 3 Şubat Cuma günü Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Merhumun cenazesi 6 Şubat Pazartesi günü Galip Paşa Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakiben Heybeliada Aile Kabristanı’nda toprağa verilecektir. Çelenk göndermek yerine Galatasaray Eğitim Vakfı’na bağış yapmanızı rica ederiz. C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog