Bugünden 1930'a 5,404,122 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

5 ŞUBAT 2012 PAZAR CUMHURİYET SAYFA HABERLER İstanbul PB Edirne Y Kocaeli PB Çanakkale Y İzmir B Manisa B Denizli B Zonguldak B Sinop B Samsun B Trabzon B Giresun B S Ankara 11 11 12 13 15 13 13 9 10 17 13 13 5 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars S S S B B B B B B B S S S 2 6 3 15 16 17 8 12 8 7 2 2 7 Oslo K Helsinki B Stockholm B Londra B AmsterdamK Brüksel K Paris K Bonn PB Münih K Berlin K Budapeşte K Madrid Y Viyana K 5 10 6 3 4 5 4 4 10 8 6 7 8 Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Moskova Aşkabat Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam K 6 K 5 B 4 Y 15 K 9 B 13 K 3 K 9 B 3 K 10 K 2 B 22 B 13 Ülkemizin batı kesimlerinin parçalı ve çok bulutlu, Edirne, Tekirdağ ve Çanakkale çevreleri yağmur ve sağanak yağışlı, diğer yerlerin parçalı ve az bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Doğu bölgelerde kuvvetli olmak üzere iç ve doğu kesimlerde buzlanma ve don olayı ile birlikte sis bekleniyor. 13 TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 5 Şubat GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Örneğin eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt dosyası! Büyükanıt dosyası, günden güne yeni kimi iddialarla giderek zenginleşen bir dosya. Silah arkadaşlarının çoğu darbecilikten cezaevlerinde iken, eski Genelkurmay Başkanı’yla ilgili gelişmeler AKP iktidarınca “himayeye mazhar general” diye anılmasına neden oldu. Büyükanıt’ın böyle anılmasına hâlâ içeriği çözümlenmeyen, Dolmabahçe’de RTE ile saatlerce süren baş başa konuşma vesile oldu. 28 Nisan günü TSK internet sitesine düşen, Büyükanıt’ın bizzat yazdığını kabul ettiği “açıklama”, günün koşullarında AKP iktidarını darbe ile tehdit diye algılandı ve aynı gün… …hükümet adına Cemil Çiçek, TSK’ye, Büyükanıt’a giydiren zehir zemberek bir açıklama yaptı. Büyükanıt hâlâ o “açıklamanın” laiklik üzerine askerin görüşünü irdelediğini söylüyor; ama iktidar, medya ve bugün CHP 28 Nisan bildirisini darbe tehdidi diye algılıyor, askerin, AKP adayı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’na karşı olduğunda direniyor. O gün bugündür, çoğu askeri, darbe yapmaya teşebbüs suçlamasıyla içeriye atan yargı (savcılar) Büyükanıt’ı postmodern darbe girişiminde bulundu diye ne sorguluyor ne de suçluyor. ૽૽૽ Devletin iki önemli öğesi, Başbakan’la Genelkurmay Başkanı, üstelik 28 Nisan emailinden 35 gün sonra bir araya geldi. Görüşmenin içeriğini “mezara kadar saklayacaklarını” açıkladılar. Derhal olasılıklar gündeme girdi: Genelkurmay Başkanı ile Başbakan, karşılıklı ödünler vererek asker, siyasal iktidar ilişkilerinde mutabık kaldılar! Bu irdelemelere yanıt çıkmayınca, bu kez Büyükanıt’ın eşiyle ilgili bir dosyayı RTE’nin Genelkurmay Başkanı’nın önüne koyduğunu iddia eden dava konusu söylemler medyada yer aldı. Tanımı güçlendiren gelişmeler izlendi. Emekliye ayrılan, darbe kışkırtıcı diye yerden yere vurduğu, sonradan üstün görev madalyasına layık gördüğü Büyükanıt’a hükümet, emekli olan Genelkurmay başkanlarından esirgediği lüks, zırhlı bir araba armağan etti. ૽૽૽ Son günlerde kimi yaman çelişkiler izleniyor. 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, göreve gelir gelmez, bugün suçlandığı 44 andıcı ortadan kaldırmasına karşın, terör örgütü kurmak ve yönetmekle suçlanarak içeri atılıyor… …darbeyi kışkırttığı öne sürülen, 44 andıcın görevde bulunduğu sırada yaşama geçtiği iddia edilen 25. Genelkurmay Başkanı Büyükanıt ise şüpheli veya sanık olarak değil, tanık olarak savcılığa çağrılıyor... ૽૽૽ Esrarengiz olaylar birden yeni bir ivme kazandı... Türk polis yetkililerinin 1. Ergenekon iddianamesinin kabulünden 4 ay sonra ABD Büyükelçiliği’ne brifing verdiklerini anlatan bir WikiLeaks belgesi ortaya çıktı. Elçilik müsteşarının imzasıyla Washington’a geçen belgede, AKP’ye karşı örgütlenme anlatılırken; “Eskişehir’de bir evde Büyükanıt’ın kızının cinsel aktivitelerine ilişkin fotoğraflar ve belgeler ele geçirildiği” yazılı. Başbakanlık ve Emniyet; polis yetkililerinin ABD Büyükelçiliği’ne brifing vermelerini doğal kabul eden açıklamalarında, belgenin içeriğini yalanlamakla yetindiler. Yalanlamalara göre içerik belgede yazıldığı gibi değil ise, ABD Müsteşarı Mr. Daniel O’Grady, Emniyet yetkililerine dayanarak kocaman bir yalanı Washington’a bildirmiş oluyor ama… …doğal olarak da kocaman bir soru oluşuyor: ABD Büyükelçiliği böylesi kocaman bir yalanı neden uydurdu? Adalet ve Demokrasi Haftası’nda yurdun dört bir yanında düzenlenen anma etkinliklerinden birine de Hacıbektaş Belediyesi ev sahipliği yaptı. Geçen hafta cumartesi günü Hacıbektaş Veli Kültür Sitesi’nde düzenlenen törende Hacıbektaşlı minik öğrencilerin semah gösterisinin ardından, ilçede yaşayan ev hanımlarından oluşan Hacıbektaş Kadınlar Korosu’ndan Uğur Mumcu’nun ‘Sesleniş’ini dinledik. “Dünden Bugüne Uğur Mumcu’nun İzinden” konulu panelde ise Ankara büromuzdaki meslek büyüklerimizden Işık Kansu, ilk defa Mumcu’nun kaleminden öğrendiğimiz ‘Rabıta’ isimli Suudi Arabistan kökenli teşkilat ve onunla ilişkili Türk derneklerinden yetişenlerin bugün devletin hangi makamlarına tırmandıklarını isim isim gözler önüne seren çok düşündürücü konuşma yaptı. ૽૽૽ Etkinliğin ardından Turhan ve İlhan Selçuk kardeşlerin yan yana yatmakta olduğu İz Bırakan Aydınlar Mezarlığı’nı ziyaretimiz sırasında Belediye Başkanı Ali Rıza Selmanpakoğlu, gündemlerindeki yeni projeyi gösterdi. Çilehane’nin hemen yanındaki amfitiyatro üzeri kapatılarak çok amaçlı bir Hacıbektaş İnsanlık Müzesi mekân haline getiriliyor. İçerisinde Ankara’dan sonra İç Anadolu’nun en büyük kongre salonu inşa edilecek. Bir de müze kurulacak: Karanlıktan Aydınlığa İnsanlık Müzesi... Müzenin iki ana salonundan biri Kahramanmaraş, Çorum ve Sivas (Madımak) katliamlarına ayrılacak. İkincisi ise öldürülen aydınlarımıza. Bahriye Üçok, Necip Hablemitoğlu, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Turan Dursun, Muammer Aksoy, Ümit Kaftancıoğlu ve daha nice değerli isim için birer bölüm ayrılacak. Müzede sadece görsel değil, ses ve görüntü içeren unsurların da kullanılması planlanıyor. Müzede İlhanTurhan Selçuk kardeşler için de birer bölüm hazırlanacak. Turhan Selçuk’un bölümünde karikatürleri yer alacak. Müzenin dış duvarları için planlanan ‘Karanlıktan Aydınlığa İnsanlık Anıtı’ bitmiş ve yerleştirilmiş bile. Sivas’ta öldürülen 33 canın maskları bir meşale oluşturacak şekilde yerleştirilmiş. Ortalarından da 33 beyaz güvercin göğe yükseliyor... ૽૽૽ Müzenin bu yıl bitmeden açılması için olağanüstü çaba harcadıklarını belirten Selmanpakoğlu iki tarih veriyor: “Önceliğimiz İlhan Ağabey’i (Selçuk) kaybedişimizin yıldönümü olan 21 Haziran’a yetiştirmek. Eğer yetişmezse Hacı Bektaş Veli Anma Günü’nde 16 Ağustos’ta açarız. Sürecin hızında, projeye sponsorların vereceği destek çok belirleyici olacak. Sponsor bulma çalışmalarımız sürüyor.” Hacıbektaş İnsanlık Müzesi’nin bir an önce hizmete açılması için duyarlı destekçilere ihtiyaç var... GÜNDEM Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada MUSTAFA BALBAY Kamu emekçileri neden meydanlarda? Meclis’te görüşülmekte olan Kamu Görevlileri Sendikaları Yasa Tasarısı hafta içinde KESK ve KamuSen tarafından meydanlarda protesto edildi. KESK Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul ve Mali Sekreter Ali Berberoğlu da Ankara büromuzu ziyaret ederek tasarıya neden karşı olduklarını anlattılar. Dünyanın hiçbir yerinde böyle sendikalar yasası ve toplusözleşme düzeni bulunmadığını belirten Tombul, özgür bir toplusözleşme düzeni için, örgütlenme özgürlüğü önündeki tüm engellerin kaldırılması için, her sendikanın üyeleri adına toplusözleşme yapabilmesinin sağlanması için, belediyelerle yıllardır yapılan toplusözleşmelerin devam etmesi, bu konuda herhangi bir sınırlama getirilmemesi için, tüm çalışanlara insan onuruna yakışır bir ücret ve sağlıklı çalışma koşulları sağlanması ve çalışma yaşamının demokratikleştirilmesi için mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi. Malatya Belediyesi, Ermeni mezarlığındaki yıkım ile ilgili açıklama yaptı Suçu personele yıktılar ᮣ Malatya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Ümit Erenler, “Ruhsatsız olduğu için yıkım kararı alındı ve kararın uygulaması yapıldı” dedi. SELAHATTİN GÖKATALAY MALATYA Malatya’da Ermeni mezarlığı içinde bir süre önce yapımına başlanan gasilhane ve dua yerinin yıkılmasıyla ilgili tepkiler üzerine yazılı bir açıklama yapan AKP’li Malatya Belediyesi, şikâyetler üzerine sadece bekçi evinin yıkımı için mezarlığa giden yıkım ekibinin “iletişim kopukluğundan kaynaklanan hatalar” nedeniyle gasilhane ve dua yerini yıktığını, yıkımı gerçekleştiren personel hakkında işlem başlatıldığını belirtti. Malatya’da Ermeni mezarlığı içinde bir süre önce yapımına başlanan gasilhane ve son dua yeri AKP’li Malatya Belediyesi’nce ruhsatsız olduğu gerekçesiyle önceki gün yıkıldı. Malatya Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürü Ümit Erenler, “Ruhsatsız olduğu için yıkım kararı alındı ve kararın uygulaması yapıldı. Tamamen yasal bir durum” dedi. Malatyalı Hayırsever Ermeniler Derneği (HAYDER) Başkanı Hosrof Köletavitoğlu, “Neye tahammül edemediler? Bunu anlayabilmemiz çok güç. Çok üzgünüz. Böylesi bir tavır kimseye yakışmadı. Bizler de bu toprağın öz çocuklarıyız” diye konuştu. Gasilhane ve dua yerinin iletişim kopukluğundan dolayı yıkıldığı öne sürüldü. Kamuoyundan yükselen tepkiler üzerine AKP’li Malatya Belediyesi yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, HAYDER’in başvurusu üzerine gasilhane ve müştemilat ile ilgili talebin karşılanması için şifahi olarak izin verildiği ancak bekçi evinin mezarlığın estetiğini bozacağı hususunda yetkililerin uyarıldığı belirtildi. Gelen şikâyet ve ihbarlar üzerine belediye ekiplerinin gasilhane ve müştemilatın haricinde bekçi konutunun da yapıldığını tespit ettiklerinin bildirildiği açıklamada, şöyle denildi: “Bahsi geçen bekçi evinin yıkımı için mezarlığa giden belediyemiz yıkım ekipleri arasındaki iletişim kopukluğundan kaynaklanan bir hatadan do layı inşaatın tamamı yıkılmıştır. Belediyemizin yetkili organlarının bilgisi ve inisiyatifi dışında inşaatın tamamını yıkan ilgili personel hakkında da idari tahkikat başlatılmıştır. Bu coğrafyada yaşayan hiçbir etnik ve dini gruba yönelik, ayrımcı bir tavrımızın olması kesinlikle söz konusu değildir. Ermeni vatandaşlarımızın da bütün vatandaşlarımız gibi gönül rahatlığı ile inançları doğrultusunda definlerini yapabilmeleri için gerekli olan gasilhane ve müştemilatının yapımı hususunda her türlü kolaylık ve yardımın da belediyemiz tarafından sağlanacağı hususu saygıdeğer kamuoyuna duyurulur.” Mutfak bacasında ölü bulundu Ⅵ KAHRAMANMARAŞ (Cumhuriyet) – Kahramanmaraş’ın Elbistan ilçesinde Yunus Emre Mahallesi Hacı Esat Efendi Caddesi’nde oturan Kısaca ailesi, çocukları Yasin Kısaca’dan (8) dün uzun süre haber alamadı. Çocuklarını arayan aile küçük çocuğun mutfak bölümündeki baca deliğinde olduğunu fark etti. Yakınları tarafından bulunduğu yerden çıkarılan küçük çocuğun yaşamını yitirdiği belirlendi. YEŞİL’İN MİT’TEKİ İFADELERİ SAVCILIKTA FEDERAL ALMANYA Yardım edebilmeniz için sizin de yardım edebilecek durumda olmanız gerekir. Aksi halde ne kendinize hayrınız olur ne de yakınlarınıza... Yaşamın her alanına uyarlanabilecek bu örnek, siyaset için de şöyle ifade edilebilir: Siyasi partilerin önce kendilerini topluma hizmet edebilecek konuma getirmeleri, sonra da bu işe girişmeleri gereklidir. ૽૽૽ CHP’nin yeni olağanüstü kurultayı gündemin üst sıralarına çıkınca yukarıdaki örnek bir kez daha aklıma geldi. Bir parti, ülkede demokrasiyi yerleştirme iddiasındaysa bunu önce kendi içinde yerleştirmesi gerekir. CHP bunu en çok zorlayan, bu nedenle de en çok tartışılan parti. Boşuna dememişler, “demokrasi yazılması kolay, oynanması zor bir oyundur.” Gündemde olağanüstü bir değişiklik olmazsa şubat sonuna, hatta mart ortasına dek CHP düşüncelerinden ya da ürettiği politikalardan çok içindeki eğilimler konuşulacak. CHP’yi ayakta tutan unsurlardan biri, düzeyi ne olursa olsun parti içi demokrasi. Aksi halde siyasi tarihimizin pek çok “lider partisi” gibi CHP de yakın tarihimizin onca çalkantılı dönemleri içinde varlığını sürdürmekte zorlanabilirdi. Doğada en büyük olan değil, değişime en iyi ayak uyduran canlı kalır. Başta verdiğimiz örnek gibi bu söz de siyasete, siyasi partilere uyarlanabilir. Nedenleri elbette ayrı bir tartışma konusu ama, tarihimizin önemli bir alanını işgal eden siyasi partiler mezarlığında bunun çok örneği var. Konunun özüne gelirsek; CHP bu ülkeyi yönetebileceğine toplumu inandırmak, demokrasiyi gerçekten ileriye götürebileceğini göstermek için her türlü tartışmayı yapmak, gerekirse bunun dozunu yükseltmek zorunda. Demokrasinin olabildiğince sorunsuz işlediği bütün ülkelerde, özellikle sosyal demokrat partilerde böylesi tartışmalar olağandır. Bu tartışmalardan sonra da ortaya bir ürün çıkar ve toplumun önüne konur. ૽૽૽ CHP’nin önümüzdeki olağanüstü kurultayı ya da kurultayları böyle bir üretim ortaya koyacak mı? Koymak zorunda. Mesleğe ilk başladığım yıllardan beri Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma ilişkin en çok şu iki cümle kurulur: Bir darboğazdan geçiyoruz... Bir uçurumun kıyısındayız... Bugün nasıl bir cümle kurmak gerekir, sorusunun yanıtını okura bırakıyorum. CHP’nin iç düzenini bir an önce tamamlaması, Türkiye’yi yönetmeye hazır bir parti algısı yaratması gerekiyor. Türkiye’nin genel gidişi ortada... Türkiye’nin temellerini savunabilecek, geleceğine yön verebilecek başlıca siyasal güç CHP. CHP yönetimi ve kadrolarının kendisinde bu gücü görmesi yetmiyor, topluma da anlatabilmesi, bu yönde güven verebilmesi gerekiyor. Ne söylersen söyle, söylediğin, hitap ettiğin kişinin ya da kişilerin anladığı kadardır. Bugünkü iktidar uygulamalarından da kaynaklanan nedenlerle CHP’nin topluma ulaşmasının önünde pek çok engel var. Ancak bunlar bahane olamaz, olmamalı. Hanibal’ın dediği gibi, bir yol bulmalı, yoksa bir yol açmalı. Aksi halde gidiş CHP’nin varlığını da tehdit eden bir süreçtir. Bu değerlendirmeyi kesinlikle karamsarlıkiyimserlik gibi duygularla yapmıyorum. Görünen gerçek bu. Özellikle gelen mektuplardan hissettiğim o ki; CHP içinde yer alabilecek ama uzak duran, CHP’den çok şey bekleyen ama güven sorunu yaşayan ciddi bir kesim var. Anadolu insanı siyasi olarak tutucu değil. Önemli bir kesim oyunu, “bu sefer şuna” diye veriyor... Klasik oyların yanında, “bu sefer CHP’ye” diyecek kesimleri arttırmak gerekiyor. O gün, bugün değilse ne zaman? Bunu CHP kadroları, CHP’ye gönül verenler yapmayacaksa kim yapacak? Demir parmaklıkların arkasında, bulutlara uzanan yüreğimden taşanların bir bölümünü paylaşmak istedim. Anter tuzağa düşürülmüş Haber Merkezi Faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında MİT’ten talep edilen “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım’a ait ifadeler, Diyarbakır Özel Yetkili Cumhuriyet Başsavcılığı’na ulaştı. Yeşil’in Ankara’da MİT tarafından sorgulandığı bilgisi üzerine faili meçhul cinayetler soruşturmasını yürüten Özel Yetkili Diyarbakır Savcılığı Yıldırım’ın ifadelerini MİT’ten istemişti. 10 sayfalık bilgi notu savcılığa gönderildi. Yıldırım’ın savcılığa ulaşan açıklamalarında Anter cinayeti şu sözlerle anlatıldı: “Musa Anter olayında PKK’nin en kafa adamlarından biri kullanıldı ve Musa, Diyarbakır’a getirtildi. Musa’nın kiminle görüşmeye gittiğinden Musa’nın oğlunun haberi var ama hiçbir zaman ağzını açmadı.” Bilgi notunda dikkat çeken bir başka detaya göre Yeşil, MİT’ten kendisini gözaltına alan kişileri araştırılmasını istedi. Türk psikoloğa nişan İstanbul Haber Servisi Uzun yıllardır Almanya’nın başkenti Berlin’de yaşayan Türk psikolog Sema Yılmaz Karasu, Alman toplumuna ve devletine yaptığı özel hizmetleri nedeniyle Alman Cumhurbaşkanı tarafından verilen en yüksek devlet nişanı olan “Federal Alman Cumhuriyeti Özel Hizmet Nişanı”na layık görüldü. Berlin Tiergarten Belediyesi Salonu’nda düzenlenen ödül töreninde, Belediye Başkanı Dr. Christian Hanke, psikolog Karasu’ya “Federal Alman Cumhuriyeti Özel Hizmet Nişanı”nı verdi. Berlin’de Türk göçmen ailelerin psikolojik desteklenmesinde, “ilk basamak” hizmeti vermesi ile tanınan, Berlin Wedding bölgesi “eğitim ve aile danışmanlığı” merkezinde görev yapan Karasu, “Göç biter, göçmenlik kalıcıdır. Bugün üçüncü, dördüncü kuşaktan söz ediyoruz. Gurbet, vatan oldu diyoruz. Geçmişi adeta dondurduk ve köklerimizin bir kısmını olduğu yerde bıraktık. Bir yandan yüzümüzü geleceğe döndürmek isterken, diğer yandan sökülen köklerimizle yeniden kök salmak istiyoruz” dedi. ‘Kalp krizinden ölmedi’ Haber Merkezi Odatv soruşturması kapsamında tutuklanan ve yargıç karşısına çıkmasına 13 gün kala Silivri Cezaevi’nde yaşamını yitiren MİT yöneticisi Kaşif Kozinoğlu’nun resmi açıklamanın aksine “kalp krizinden” ölmediği ileri sürüldü. Zaman gazetesinde yer alan haberde Kozinoğlu’nun otopsisinde doku örneklerini inceleyen Adli Tıp uzmanları “kalp krizi” vakalarında rastlanan temel verileri tespit edemedi. Adli Tıp’ın ön incelemesinde damarlarda darlık olduğu fakat bunun kriz geçirtecek kadar ciddi olmadığı belirlenirken kriz vakalarının en önemli sonucu sayılan kalp dokusu ölümünün tespit edilemediği bildirildi. Adli Tıp’ın ikinci aşamada, alınan örnekler üzerinde zehir taraması yapılacağı bildirildi. Kozinoğlu, devletin “gizli” belgelerini Odatv’ye sızdırmakla suçlanmış, 10 Mart 2011’de tutuklanmıştı. Çocuk ölümleri TBMM’de Ⅵ ANKARA (ANKA) BDP Milletvekili Sebahat Tuncel, son bir yılda 815 çocuğun önlenebilir nedenlerde öldüğüne dikkat çekerek, konuyu TBMM gündemine taşıdı. Tuncel, İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde “1989’dan bu yana tamamı Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da 372 Kürt çocuğu güvenlik güçleri tarafından öldürülmüştür. Güvenlik görevlileri hakkında soruşturma yapılıp yapılmadığı, sorumlularının yargı önüne çıkarılması için bir çalışma var mıdır” diye sordu. Mahmut Yıldırım. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog