Bugünden 1930'a 5,408,922 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

28 ŞUBAT 2012 SALI CUMHURİYET SAYFA HABERLER 5 Eroğlu, son üçlü görüşme için bakın ne diyor: “Hristofyas, çok taraflı toplantının yapılmasına sert biçimde karşı çıktı. BM Genel Sekreteri Ban Kimun’a tepki gösterdi. Rum kesimi BM Genel Sekreteri’ne nezaket sınırlarını aşacak biçimde konuştular.” ૽૽૽ Şubat toplantısının ardından Alexander Downer (BM Kıbrıs Özel Danışmanı) bir rapor hazırlayacak mart ayında. Bundan sonra ne olacak sorusu geliyor insanın aklına... Bu konuda Dr. Eroğlu da pek iyimser değil... Rum kesimi lideri AB’ye güveniyor, deyim yerindeyse ipe un seriyor. Dediği şu Hristofyas’ın: “Müzakereleri Ada’da yapalım...” Eroğlu, mart ayının kritik bir eşik olduğunun altını çizip ekliyor: “Downer’ın raporunu beklemek gerekiyor, rapor bana gelecek... Ben de ona bakarak ‘course of action’ (çalışmanın akışına göre) ne olacağına karar vereceğim.” Üçlü görüşme yapıldı ama bir sonuç çıkmadı... Türk tarafı bunu önceden biliyordu. Dr. Eroğlu’nun daha önce söyledikleri kanıtlanmış oldu. BM Genel Sekreteri Ban Kimun bundan sonra çok taraflı bir çalışma toplantısı mı önerecek ya da “Bu iş bitti” mi diyecek? Bunu bekleyip göreceğiz... ૽૽૽ Dr. Eroğlu, devlet deneyimi olan, yurtsever kimliğiyle tanınan bir Cumhurbaşkanı... Danışmanları da öyle! Hristofyas’a ödün vermez! Rum kesimi de bunu biliyor... Eroğlu görüşlerini açıklarken önemli bir konuya değiniyor bu arada: “Rumlar oyalama yöntemi içindeler. Bu bir gerçek. Arkalarında AB ülkeleri var. Hristofyas toplantıya elini kolunu bağlayarak geldi. Çünkü Ulusal Konsey’in aldığı karara uymak zorundaydı. Yeniden aday olacaksa DİKO ya da EDEK’ten oy almak zorunda. İlerleme ve sorunların çözümü taraflardan sadece birinin çabasıyla gerçekleşmez. Bir dans için en az iki tane istekli oyuncu gerekli.” ૽૽૽ Evet... KKTC ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde olup bitenler böyle... Rumlar, AB’ye sırtlarını dayamış ama ekonomik bunalım halkı etkiliyor. KKTC’de de ekonomik kriz kendini gösteriyor... ‘Yeni bir yol haritası çiziliyor’ MAHMUT LICALI Kılıçdaroğlu, ‘Herkesin partisiyiz’ dedi; muhalefete birlik mesajı verdi... Yeşil Ada’da Neler Oluyor?.. LEFKOŞA KKTC Cumhurbaşkanı Dr. Derviş Eroğlu, Kıbrıs sorununun çözüme ulaşması için yoğun çaba göstermesine karşın, Rum kesimi her zaman olduğu gibi AB üyeliğini arkasına alarak direnmesini sürdürüyor. BM’de yapılan toplantıda bu açık bir biçimde görüldü... Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda Eroğlu’yla, Greentree (Yeşil Ağaç) görüşmesi sonrası gelişmeleri konuştuk. Sorunun çözümünde direnen taraf Rum Kesimi lideri Hristofyas... Öteden beri izlediği politika belli Hristofyas’ın... Hristofyas niçin direniyor? Bunun yanıtını bilmeyen yok... O zaman ne yapılmalı? Rum kesimine fazla yüz verilmemelidir... ૽૽૽ Ada’da yaşananları, Rum kesiminin ayak oyunlarını aklı başında, ayağı yere basan sıradan insan biliyor artık. Örnek mi? Hristofyas, Türk askerinin işgale son verip, Ada’dan çekilmesini isteyip şunları söylüyor: “Çözümün yolu yeni devlet yaratmadan olacak. Sınırlar ortadan kalkacak. Biz iki devletli yapıya karşıyız.” Pazar günü bu konuya değinmiştim... Amaç Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırma... Bu konuda KKTC’de Hristofyas’ın “Çözüm yeni devlet yaratmayacak” tezini destekleyen sözde sol partiler de var. Şöyle geçmişe dönüp bakarsak kimi gazeteciler, KKTC’deki Türk askerinin “işgal ordusu” olduğunu çok yazıp çizdiler. Annan Planı, onlar için umut oldu, Rauf Denktaş bu oyunu bozmak için çok uğraştı ama başaramadı. ૽૽૽ İki taraf da Annan Planı’nı eşzamanlı olarak halkoylamasına sundu... Türkler “evet”, Rumlar “hayır” deyince işin içyüzü ortaya çıktı... Çünkü bu bir kandırmacaydı. “Yes be annem” diyenler böylece kafalarını duvara çarptı ama hâlâ akıllanmadı pek çoğu... KKTC Cumhurbaşkanı Dr. ANKARA CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, muhalif delegelerin katıldığı partinin 17. Olağanüstü Kurultayı’nda “Hiç kimseye telefon açıp şöyle oyunu kullan, şöyle yap demedim. İradelerine ipotek koymadım, özgür iradeleriyle baş başa bıraktım” dedi. Kılıçdaroğlu, demokrasi için en ağır bedeli ödemeye hazır olduğunu belirterek, kurultayın sonunda bütün delegelere “birlik beraberlik” mesajı verdi. CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, CHP’nin 17. Olağanüstü Kurultayı’nda yaptığı konuşma şöyle: CHP yeni yol haritası ᮣ Kurultaylarda hiçbir delegenin iradesine ipotek koymadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Hiçbir siyasal partinin yapmaya cesaret edemediği şeyleri CHP yapacak. Bu zaten CHP’nin misyonu. Yeni bir anlayış, yeni bir yol haritasıyla halka gideceğiz” dedi. CHP lideri, “Elbette ki eleştiriler olacaktır. Saygı ölçüsü içinde bütün eleştiriler benim başımın üstündedir” diye konuştu. çiziyor: Birileri şunu bekliyordu: CHP’de kurultay olacak, kavga olacak. Sandalyeler uçacak, bu CHP yok mu hep aynı... Şimdi geldik buraya... Barışı, demokrasiyi, özgürlüğü savunan CHP’nin kurultayı birlik içinde. CHP yeni bir yol haritası çiziyor. Halka giden bir yol haritası çiziyor. Demokrasi ve özgürlük bağlamında bir yol haritası çiziyor. Demokrasi ayaklarımızın altından kayıyor: 16. Olağanüstü Kurultay’da neden demokrasiye ve özgürlüğe bu kadar vurgu yaptık? Çünkü ayaklarımızın altından demokrasi, özgürlük kayıyor. AKP’nin oluşturduğu yandaş medya 24 saat Türkiye’de demokrasi varmış gibi gösteriyor, toplum ikna ediliyor. Bu ülkede sağlıklı işleyen bir demokrasi yok. Gazeteciler baskı altında... Çin’den sonra dünyada en çok hapiste gazetecisi olan bir ülke konumuna geldik. Dünyanın ve yurttaşlarımızın bütün dikkatini buraya çekeceğiz. Tüm sorunlarımızı aşarız, ama demokrasi ve özgürlük içinde yapacağız. Kadınların önünü açıyoruz: Erzurum ve Sivas’ta demokrasiyle Kurtuluş Savaşı verilmiştir. Onun için Sivas Kongresi CHP’nin ilk kongresidir. Bizim gibi düşünmeyenlere de özgürlük olmalıdır. Tek boyutlu anlayış demokrasiye sığmaz. Dün (önceki gün) önemli bir sınav verdik. Mademki demokrasi istiyorsunuz, özgürlük istiyorsunuz, bu tü İZLENİMLER: Muhalefet kurultayı kaptırdı ᮣ Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun çağrısıyla toplanan 16. kurultayı boykot eden muhalefet, kendi imzalarıyla toplanan 17. kurultaya da katılmayınca iki kurultay da genel merkezin oldu. MİYASE İLKNUR ANKARA Güya önceki gün yapılan kurultay genel merkezin, dünkü kurultay da muhalefetin olacaktı. Ancak ilk günkü tablodan sonra artık ikinci kurultayın anlamı kalmamıştı. İlk kurultaya gelmeyen muhalefet, dünküne de gelmeyince, iki kurultay da genel merkezin oldu. İsa Gök, çiçeği burnunda damat Savcı Sayan, dünkü kurultayda muhalefeti temsil eden isimler oldular. Dünkü kurultayın seyircisiz olacağı söylenmişti ama, konuk kartı dağıtılarak delege tribününün karşısındaki tribüne tümüyle izleyiciler dolduruldu. Baykal iki kurultaya da gelmedi. Kılıçdaroğlu’nun üç kez kendisini aramasına rağmen onun da şartı bir hafta sonra parti meclisinin yenileneceği, üçüncü bir kurultayın toplanmasıydı. Kılıçdaroğlu, doğallıkla olağan kurultaya üç ay varken PM’yi yenileme önerisini reddetti. Benzer bir öneriyi 1995’te CHPSHP birleşmesinden sonra genel başkan olan Baykal’a da yapmışlardı. Birleşmede ciddi katkıları olan Seyfi Oktay ve Şahin Ulusoy, Baykal’ı ziyaret ederek birleşme sonrası oluşturulan parti yönetiminde SHP’lilerin dışlandığını, bu durumun da kırgınlıklara neden olduğunu belirterek PM seçiminin yenilenmesini istemişlerdi. Baykal, “Bunu istemeyin benden, buz gibi soğurum senden” dercesine, bu iki ziyaretçisine kapıyı göstermişti. Şimdi aynı öneriyi kendisinin yapmak durumunda kalmasına kaderin bir cilvesi demek gerekiyor herhalde... Dünkü kurultayda muhalefet adına İsa Gök konuştu. Gök’ün konuşmasında tribünleri gereceğini sananlar yanıldı. Eleştirilerini yumuşak bir ses tonuyla ince ince yapmayı yeğledi. Konuşmasında partinin sağ çizgiye oturduğunu öne süren Gök, daha önce söylediği “partiyi Aleviler ele geçiriyor” sözlerini de etnik ve mezhep ayrımcılığı yapmadığını belirterek tadil etti. 12 Eylül’de kapatılan CHP, 90’lı yıllarda açıldığında sadece Baykal ekibinin partisi olmuştu. SHP ile birleşince küçük parti büyük parti SHP’yi adeta yutmuştu. 1995’ten Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığına kadar da parti Baykal’ın partisi olmuştu. Kılıçdaroğlu, genel başkan olunca önce parti meclisinde sonra da Meclis grubunda bu yapıyı tasfiye etti. Dünkü kurultay hamlesi bu tasfiyeyi durdurmayı hatta tersine döndürmeyi hedefliyordu. Ama bu hamle savuşturuldu ve CHP artık eski CHP’lilerin değil, yeni CHP’lilerin partisi oldu. Kurultayın kapanışında kürsüye gelen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, hiç kimseyi ötekileştirmeyeceklerini, tüzük kurultayının toplanması için imza atan delegelerin de başının üstünde yeri olduğunu belirterek “hepsini kucaklıyorum” dedi. Bir anlamda muhalefete selam gönderdi. CHP’nin 17. Olağanüstü Kurultayı’nda konuşan Kemal Kılıçdaroğlu, delegelere değişim ve dönüşüme imza attıkları için teşekkür etti, “Etnik kimliği, inancı, rengi, kıyafeti ne olursa olsun herkesin çatısının altında yer bulacağı tek parti var: O da CHP’’ dedi. (Fotoğraf: NECATİ SAVAŞ) ‘362 delegeden bir kuşkum yok’ CHP lideri Kılıçdaroğlu, kurultayın çalışmalarını tamamlamasının ardından yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:“Her iki kurultayın toplanmasına neden olan 362 delegenin CHP’li olmalarından en ufak bir endişem yok. Elbette ki eleştiriler olacaktır. Saygı ölçüsü içinde bütün eleştiriler benim başımın üstündedir. Herkese saygı duyacağım, herkesi seviyorum, herkese inanıyorum ama bir şey var; biz bir örgütüz. Kökleri tarihin derinliklerinde olan bir çınarız biz. O çınarın görkemli dalları var, o çınarın tomurcukları var. Biz geçmişe değil, geçmişten ders alarak, geleceğe bakacağız.” Kılıçdaroğlu, akşam saatlerinde de SMS göndererek delegelere teşekkür etti. “Size, örgütlerimize, taraftarlarımıza ve halkımıza güvenerek CHP Genel Başkanlığı sorumluluğunu üstlendim” diyen Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “CHP’yi iktidara taşıma mücadelemizde de tek güvencem örgütümdür, sizlersiniz, partililerimizdir ve halkımızdır.” zükle mi yapacaksınız diye soracaklardı. Artık demokrasisi gelişmiş bir CHP var halkın karşısında. Bu toplumun yarısı kadın, yarısı erkek. Erkek egemen bir toplumdan çıkarıp artık kadınların da bu ülkede siyaset yapmalarının yolunu açıyoruz. Hiçbir siyasal partinin yapmaya cesaret edemediği şeyleri CHP yapacak. Bu zaten CHP’nin tarihi misyonu. Yeni bir anlayış, yeni bir yol haritasıyla halka gideceğiz. Herkesin partisi CHP: Kitabımızda umutsuzluk yok. Halkın umudu CHP olmalıdır. CHP, demokrasisini geliştirmiş, tüzüğünü değiştirmiş, halktan yana politika geliştiren bir partidir. Suriye’de karışıklık yaşandıktan sonra durumumuz nedir diye niye AKP merak etmez? Merak eden tek parti var: CHP. Ülkemizi, insanlarımızı seviyoruz. Kim olursa olsun, etnik kimliği, inancı, rengi, kıyafeti ne olursa olsun herkesin çatısının altında yer bulacağı tek parti var: O da CHP. Halktan yana politika üretmek, dün söyledim, tekrar söyleyeceğim; CHP’li olmak halka adanmışlık demektir. Ben halka ne vereceğim demektir. Kendimizi topluma adamaktır. Değişime imza attınız: Ortak ses, güç oluşturacağız. Değişik görüşlere saygıyla bakacağız. İnsanları yabancılaştırmadan, ötekileştirmeden kucaklayacağız. Bütün dünyaya şunu gösterdik: CHP’nin kurultayları artık değişti. Barışın, özgürlüğün ve demokrasinin dile getirildiği kurultaylardır. Tüzüğümüz kabul edildi. Katılan bütün delegelerin oybirliğiyle kabul edildi. Delegelere bir kez daha teşekkür ediyorum. CHP’de değişimin ve dönüşümün altına imza attıkları için teşekkür ediyorum. Hiç kimsenin iradesine ipotek koymadım: Hiç kimseye telefon açıp şöyle oyunu kullan, şöyle yap demedim. İradelerine ipotek koymadım, özgür iradeleriyle baş başa bıraktım. “Herkes özgürce gelmeli, düşüncelerini söylemeli” ve “Oyunu kullanmalı” dedim. Ben CHP’li delegelerin sağduyularına, yurtseverliklerine güveniyorum. Delegelere bir kez daha teşekkür ediyorum. Ağır bedel ödemeye hazırım: Dün (önceki gün) söyledim, yinelemekte sakınca görmüyorum: Demokrasi kolay kazanılan bir şey değil. 1789 Fransız Devrimi’nden bugüne kadarki devrimlerde ağır bedeller ödenmiştir. Her türlü bedeli önce genel başkan olarak ben ödemeye hazırım. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Onların özel yetkili mahkemeleri, savcıları, güvenlik görevleri, kaymakamları ve valileri bizi sindiremez, yıldıramaz. Biz inançla yola çıkmışız. Bizim inancımızda kin yoktur. Kini ve nefreti söyleyenlerin bu ülkede başbakanlık yapması en büyük şanssızlıktır zaten. Demokrasi ağır bedeller ödemeyi getirir. Bunu en güzel söyleyen Nâzım Hikmet ’tir: “Ben yanmazsam, sen yanmazsan nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa.” ANAYASA KOMİSYONU AYSEL ÇELİKEL’İ DİNLEDİ ‘ÇYDD’ye burs veren de alan da sıkı takip altında’ AYŞE SAYIN ANKARA “Belediye binamızın önünde ay yıldızlı Türk bayrağımızla sarıkırmızıyeşil bayrağımız dalgalansa ne olur” sözleriyle tepki çeken Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, bu önerisini yanı sıra “demokratik özerklik” önerisini TBMM’ye taşıdı. Komisyona önerilerini sunan ÇYDD Başkanı Prof. Dr. Aysel Çelikel, dernek olarak ağır baskılar altında olduklarını belirterek, “Burs verenlerimiz sorgulanıyor, bizden burs alanlar ise fişleniyor” dedi. TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu içinde “siyasi partiler ve anayasal kurumlar”la ilgili alt komisyon “Güneydoğu Anadolu Bölgesi Belediyeler Birliği” başkanı sıfatıyla Baydemir ile beraberindeki heyeti dinledi. Baydemir ve beraberindekiler “yeni anayasa önerileri” ile ilgili komisyona sundukları 25 sayfalık raporda “anadilde eğitim” hakkının tanınmasının yanı sıra, “bölgesel yönetim” önerilirken bölgesel yönetimlerin “sembolünün” olması istendi. Ancak raporda, “bölgesel yönetim” ifadesi kullanılmasına karşın Baydemir toplantıda, “demokratik özerklik” ifadesini kullandı. Baydemir, anadilde eğitim hakkı konusunu “pazarlığa tabi tutulamaz” gördüklerini ifade etti. Baydemir, kendi çocuklarının bile Kürtçe konuşamadığından yakındı. Vatikan komisyona bozulmuş TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu bünyesindeki “cemaatlerle” ilgili alt komisyonun Ortodoks, Yahudi ve Ermeni cemaatlerinin temsilcilerini davet edip dinlemesi, buna karşılık Katolik cemaat temsilcilerine herhangi bir davette bulunmamasının Vatikan ve Türkiye’deki Katolik cemaat nezdinde tepki yarattığı ortaya çıktı. Bu kapsamda komisyona Vatikan Büyükelçiliği’nden “Katolik kiliselerinin talebine ilişkin” ilginç bir uyarı geldi. Türkiye’nin Vatikan Büyükelçisi Kenan Gürsoy, Katolik Kilisesi’nde “hayal kırıklığı” yaşandığını belirterek, “kilise nezdinde yanlış bir anlamaya mahal verilmemesi” için komisyona Katolik Kilisesi’ni temsilen bir yetkiliyi de çalışmalarına davet etmesini önerdi. ‘Baskı altındayız’ TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu içindeki “sivil toplum örgütleri ve cemaatler”le ilgili alt komisyon da ÇYDD Başkan Çelikel’i dinledi. ÇYDD’ye yönelik baskılardan yakınan Çelikel, “Dernek olarak çok büyük baskı altındayız. Burs verenler sorgulanıyor, burs alanlar fişleniyor. Çocuklarımızın kamuda iş yapmaları, görev almaları engelleniyor. Çıkarılan engeller nedeniyle yurt açamıyoruz” dedi. Çelikel, AKP’nin “4+4+4” formülüyle getirdiği kesintili eğitim önerisini, “Bizim hedefimiz eğitimli toplum oluşturmak. Bu sistemle bunun aksayacağı endişesini yaşıyoruz” diye eleştirdi. BAYKAL’DAN İLK YORUM: HAYIRLI OLSUN ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ankara’da üst üste yapılan iki kurultaya da katılmayan eski CHP Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, “Değerlendirme yapmak istemiyorum. Sadece hayırlı olsun diyorum” dedi. Kurultay sürecinde kendisine yakın isimlerle değerlendirme toplantıları yapan Baykal, dün gazetecilerin sorularına kısa yanıt vermekle yetindi. Baykal’ın yakın çevresine yaptığı değerlendirmede de “Bu gördüğümüz üzücü manzaraları görmek istemezdik. Kurultay yönetimi açısından demokratik bir yönetim anlayışı olmadı. Her madde ayrı ayrı görüşülmeliydi, üzerinde konuşma açılmalıydı. Bu yapılabilmeliydi. Partide huzursuzluk beni çok etkiledi” dediği belirtildi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog