Bugünden 1930'a 5,399,230 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 22 ŞUBAT 2012 ÇARŞAMBA 8 İstanbul PB Edirne S Kocaeli S Çanakkale S İzmir B Manisa B Denizli B Zonguldak PB Sinop PB Samsun PB Trabzon PB Giresun PB Ankara S 10 11 14 11 14 13 13 8 8 10 9 9 3 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars S 0 S 4 S 5 B 16 PB 16 PB 16 PB 8 B 12 B 7 PB 6 PB 0 PB 0 S 12 HABERLER Oslo K 5 Belgrad Helsinki K 2 Sofya Stockholm K 6 Roma Londra Y 11 Atina AmsterdamY 9 Zürih Brüksel Y 8 Moskova Paris PB 8 Aşkabat Bonn PB 10 Taşkent Münih B 6 Baku Berlin PB 8 Bişkek Budapeşte B 9 Tiflis Madrid B 15 Kahire Viyana PB 9 Şam PB B PB Y B K PB B B B PB B PB 4 7 16 14 6 3 4 4 7 1 3 21 14 Ülkenin güney batısı parçalı ve çok bulutlu, Muğla ve Aydın çevreleri yağmur ve sağanak yağışlı, diğer yerler parçalı ve az bulutlu geçecek. İç ve doğu kesimlerde kuvvetli buzlanma ve don olayı ile birlikte yer yer sis görülmesi bekleniyor. Hava sıcaklığının ülkemiz genelinde 2 ila 4 derece artacağı tahmin ediliyor. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 22 Şubat GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Kafasında muhafazakârlık anlayışı sadece dindar gençlik yetiştirmekle sınırlı mı acaba? TV’lerde ve gazetelerde baş köşeden yer alan bir fotoğraf; RTE ile Çankaya’daki AKP’linin kadına ve aile içindeki yerine nasıl baktıklarını özetliyor. Medyanın “zirve” ya da “dostluk fotoğrafı” başlıklarıyla okurlarına sunduğu fotoğrafta: Huber Köşkü’ndeki iki koltukta Çankaya’daki AKP’li ile Başbakanı RTE, Boğaz’a sırtını dönmüş oturuyor. Çankaya’dakinin yanı başında ama ayakta, baştan aşağı kapalı Bayan Hayrünnisa. RTE’nin yanı başında ama ayakta, baştan aşağı kapalı, ellerini önünde kavuşturmuş Bayan Emine! Eşlerini koltuklara oturtup yanı başlarında ayakta durmaları gerekirken; bu fotoğraf; AKP liderlerinin kadına nasıl baktığını yansıtıyor. Laiklik defterinin dürüldüğü, olmazların olur’a dönüşünün sindirildiği bu dönemde; dindar gençlik yetiştirmenin arkasından kadını, erkeğine hizmete hazır gören İslami bir aile modeli izlersek... şaşıracak mıyız? ૽૽૽ Aşağıdaki örnek medyanın RTE’yle ilişkilerini yansıtıyor. Önceki gece M. Ali Birand’ın sunduğu ana haber bülteninde Başbakan’ın sağlığına kavuştuğunu milyonlarca izleyene bakın nasıl anlattı Kanal D muhabiri: Daha önceki günlerde ameliyat sonrası RTE emretmiş, bindiği makam aracı yavaş seyrediyormuş. Ama Huber Köşkü’ne giderken araç emri üzerine her zamanki hızıyla seyretmiş. Bu fark, sağlığının düzeldiğini kanıtlıyormuş! Hoş, genç muhabirin bu eşsiz buluşuna karşı çıkmayan M. Ali Birand da, ilk ameliyattan sonra kanser söylentileri çıkan RTE’nin yayımlanan ilk fotoğrafına bakar bakmaz; “Ben de kanser geçirdim. Başbakan kanser olsa anlardım, kanser değil” dememiş miydi ekranda! ૽૽૽ Kimilerinin utanması gereken açıklamalara da rastlanıyor. Davet üzerine Anayasa Komisyonu’na gelen Fener Rum Patriği Bartholomeos’un yeni anayasada yer almasını önerdiği; “Türk devletine vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes; din, mezhep, dil ve etnik köken gözetilmeksizin Türk’tür” ifadesine bakın… …bir de Türk devletinin bütün olanaklarından yararlanan Kürt kimliğinin anayasada ayrı bir kavram olarak yer almasını dayatan BDP ile, bu kafaya destek veren ünlü yazarlarla ilim adamlarının açıklamalarına bakın! Şimdilik ME Bakanı Ömer Dinçer’in bile silmeye cesaret edemediği “Türk’üm, doğruyum, çalışkanım” diye başlayan andımız için CHP Genel Sekreteri Nihat Matkap’ın “Ulusdevlet yaratma anlayışından gelen kimi uygulamalar” diyen ifadesini de bir kenara yazın! ૽૽૽ Türk futbolunun geleceğini oluşturacak TFF Başkanlığı ön planda. Ne yazık ki büyük diye tanımlanan kulüpler, TFF sorununa, kısır kulüp yararları açısından bakıyorlar. Şampiyonluğu cebinde gören GS; bir rapordilekçe hazırlamış, UEFA kapısında. TFF Başkanlığı’na adaylığı ön plana çıkan Yıldırım Demirören’i istemiyor. Kabahati büyük Demirören’in. Kulüpler Birliği Başkanı iken “Fenerbahçemiz” dedi ya; vay sen misin böyle diyen. Bu bir. İki: Ortada ciddi hiçbir veri yokken, Demirören’in FB’yi küme düşmekten kurtaracağı rivayetlerini dayanak yapıyor. Bu yolda çalışır diye Demirören’in başkanlığına karşı çıkıyor. Bu olay; bilmem size, 12 Haziran genel seçimlerinden önce Trabzon’da yaşanan, sandık tehdidi içeren olayları anımsattı mı? RTE’yi, FB’yi kayırmakla suçlayan taraftar, “Kupayı Fener alırsa, AKP’ye oy yok. Sandıkta görüşürüz” diye Trabzon’da günlerce sokak sokak eylemler yaptı. Kupa, hakkı olan FB’ye gitti. Şimdiiii… Türk futbolunun geleceğini umursamayan Trabzon Başkanı Sadri Şener de; sahada alamadıkları kupayı, Demirören’in masada vermesini istiyor! ૽૽૽ Yazarımız Oktay Akbal’ın dünkü köşe yazısı şöyle sona eriyor: “CHP Atatürk’ün partisi olduğunu unutmamalı. Kısacası CHP, yeni CHP olmamalı”. Elbet olmamalı ama?.. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, AKP’nin on yıllık iktidarının tamamında üst düzey bürokrat olarak görev yaptıktan sonra 12 Haziran seçimleri sonrasında ilk kez milletvekili seçilerek siyasi kimlik kazanan bir isim. Denizcilik ve hukuk alanında çifte diplomalara sahip Yılmaz’ın devletteki tecrübesi AKP döneminde atandığı Denizcilik Müsteşarlığı ile başladı. AKP’de üç dönem bakanlık yapan nadir isimlerden Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a yakın bir isim olarak bilinen Yılmaz, 2007 seçimleri öncesinde Yıldırım’ın anayasa gereği görevden ayrılmasıyla üç ay boyunca Ulaştırma Bakanlığı görevini de yürüttü. 2007 seçimlerinden sonra Başbakan Tayyip Erdoğan’ın tavsiyesiyle Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın müsteşarı oldu. 2011 seçimlerinde de yine Erdoğan’ın çağrısıyla Sivas’tan AKP’nin birinci sıra adayı olarak seçilerek Meclis’e geldi. Siyasette yeni olmasına rağmen Erdoğan tarafından kabinedeki en kritik görevlerden olan Milli Savunma Bakanlığı koltuğuna getirildi. Milli Savunma Bakanı Yılmaz: Suçsuz Adamı Bir Gün Dahi Yatırmayın kaçınmadı. Mesaisinin neredeyse tamamını askerlerle iç içe geçiren Yılmaz ise sürmekte olan davalar hakkında ayrıntılı değerlendirme yapmasa da beklentisini şöyle dile getirdi: “Adil yargılanma hakkı herkes için geçerli. Hukuka uygun yargılama lazım. Masumiyet karinesine dikkat etmek lazım. Bu şu demek: Suçsuzsa bir gün dahi içeride yatırmamak demek. Yargılamaların hızlanarak, bu sürecin en kısa zamanda neticelenmesi Türkiye’nin lehinedir. İçerideki şüphelilerin de lehinedir.” tanımının genişliği konusunu tartışıyor. Tartışmayı yakından takip eden Yılmaz, Adalet Bakanı’nın alanına girmekten kaçınarak mart ayı içinde kamuoyuna açıklanması beklenen yeni yargı reformu paketini işaret etti. Konuya genel olarak bakışını ise şöyle paylaştı: “Türkiye’de demokrasinin standardını yükseltmek lazım. Hukukun üstünlüğünü sağlamak lazım. Hukukunu üstünlüğü demek yasa koyucunun koyduğu kurala kendisinin bağlanması demektir. Hukuk her şeyin üstündedir, koyanın da üstündedir. İstiyoruz ki bu ülkede demokrasinin çıtası yükselsin, özgürlükler genişlesin. Özgürlüklerden doğan sakıncaları gidermenin yolu da özgürlükleri arttırmaktır.” İDDİANAME KABUL EDİLDİ ‘Şeker’de yolsuzluk her yerde ALİCAN ULUDAĞ ATİNA’DAN GELEN DOSTLUK HEYKELİ En kısa sürede neticelenmeli Dün bakanlıktaki makamında görüştüğümüz Yılmaz’ı en çok “tutuklu askerler” konusunda sıkıntılı gördük. MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Başbakan tarafından görevlendirilecek kamu görevlilerinin soruşturulmasını Başbakan iznine bağlayan yasal düzenleme sonrasında hükümete yakın yorumcular dahi, muvazzaf ve emekli komutanlar tutukluyken yapılanın “çifte standart” olduğu uyarıları yapmaktan Türkiye, AİHM’nin verdiği mahkumiyet kararları ve Avrupa Konseyi’nin uyarıları doğrultusunda “vicdani ret” konusunu er ya da geç mevzuatına sokacak. Milli Savunma Bakanı yapılacak değişikliğin özünü şöyle açıklıyor: “Vatandaşın önüne şu Yılmaz’ın makam odasında “tokalaşan iki el” şeklinde bir heykel var. Yunanistan’ın yeni Savunma Bakanı Dimitrios Avramopulos göndermiş. Ülkedeki seçenek konacak: Ya hizekonomik kriz nedeniyle bu ay yapacağı ziyareti ertelemek zorunda kalmış ama meti yerine getirecek ya da hediyesini önden göndermiş. Yılmaz’ın hapis cezasını kabul edeheykel ve Yunanistan ile ilgili görüşlecek. Ama ömür boyu sürekli ri ileride çok konuşulacak nitelikte: mahkumiyet vermek olmaz. “Bu antik bir dostluk heykelinin repÇantamda taşıyorum kilası. Onlar da ‘Barış olsun. Türklerle AİHM’nin mahkumiyet kadost yaşayalım’ istiyor. Bizim de amararlarını. Bizdeki uygulama cımız aynı. Yediğimiz içtiğimiz birdir. Bu için ‘medeni ölüm’ diyor. Bir coğrafyada barış içinde yaşamalıyız. kimsenin yaşam boyu dava Halklarımız da bunu istiyor. Ekonomik tehdidi altında olmasına sıkıntılarından dolayı üzgünüz ve her tür böyle diyor. Hukukçuyum mali desteği vermeye hazırız. Herkesin ama ben de ilk defa görde gereksiz harcamalardan kaçınması düm bu tanımı. Hiç kimselazım. NATO’daki reformun amacı da savunma harcamalarını azaltmak. Eskiden yi medeni ölüm tehdidi alsilahlanma yarışı vardı. Bunun doğru olmadığı bu krizle ortaya çıkmıştır. İnşaltında tutmamak gerekir...” lah Yunanistan’ın makul olanı seçeceğini düşünüyoruz.” Sakıncaları Çantada taşıdığı AİHM kararı özgürlükler giderecek Türkiye bir süredir özel yetkili mahkemelerin yetkileri ile Terörle Mücadele Kanunu’ndaki terör ‘Musa Anter’in ölüm emrini Doğan verdi’ ᮣ JİTEM davasında dinlenen tanık, bazı cinayetlere ilişkin iddialarda bulundu DİYARBAKIR (Cumhuriyet) JİTEM davasında tanık olarak dinlenen Emrah Özdemir, dönemin Mardin Jandarma Alay Komutanı olan Rıdvan Özden’in bir yanlışlık sonucu vurulduğunu söyledi. Özdemir, Musa Anter’in ölüm emrinin de JİTEM’in kurucusu Arif Doğan tarafından verildiğini öne sürdü. 16 sanıklı “JİTEM” davasına Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Duruşmada, başka bir suçtan dolayı İstanbul Silivri Cezaevi’nde 6.5 yıldır tutuklu bulunan Özdemir tanık olarak dinlendi. Albay Rıdvan Özden, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın, eski Albay Kâzım Çilloğlu ve Diyarbakır Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan ve Musa Anter’in öldürülmesiyle ilgili bildiklerini ve duyduklarını anlatmak istediğini ifade eden Özdemir, şunları söyledi: “Arif Doğan, Albay Rıdvan Özden’in kendileri ile çalışmasını istemiş. Ancak Özden bundan rahatsız olmuş ve bazı JİTEM görevlileri hakkında soruşturma açmış. Bu durum, Veli Paşa, Arif Doğan ve Hasan Atilla Uğur’u rahatsız etmiş. Kendisine ilk suikast girişiminde başarısız olmuşlar, sonra Adil Timurtaş tarafından vurulmuş ve Timurtaş bana Özden’i yanlışlıkla vurduğunu söyledi. Olay PKK’nin üzerine atılmış. Bahtiyar Aydın, Lice’de şehit olmuş, suikast silahı bölgede bulunmasına rağmen, karakolda ortadan yok edilmiş. Bu da PKK’nin üstüne atılmış ve bu gerekçe ile Lice yakılıp yıkılmış. Söz konusu kişiler Gaffar Okan cinayetini de Hizbullah ile işletmişler.” Özdemir, “Ergenekon” davasından tutuklu sanık Fahrettin Ertekin’in işyerinde sanıklardan Adil Timurtaş, İbrahim Babat ve Arif Doğan’ı tanıdığını söyledi. Özdemir, Musa Anter’in yazılarının JİTEM’i rahatsız ettiğini, Anter’in ölüm emrini Doğan’ın verdiğini, cinayeti Mahmut Yıldırım, Timurtaş, Abdulkadir Aygan ve “Hogir” kod adlı kişinin işlediğini söyledi. ANKARA Özel yetkili Ankara Başsavcı Vekilliği’nin Kayseri Şeker Fabrikası’ndaki vurguna ilişkin hazırladığı iddianame, kamu görevlilerinden, hâkim ve savcılara, siyasetçilerden özel sektör mensuplarına kadar Kayseri’nin “yolsuzluk batağı”na saplandığını ortaya koydu. Vedat Ali Özışık liderliğindeki “suç örgütü”nün şeker fabrikasında 68 milyon liralık yolsuzluk yaptığı kaydedildi. Kayseri Adliyesi’nde görev yapan hâkim ve savcıların suç örgütü ile maddi ilişkiye girdiği öne sürülen iddianamede, bu isimlerin dosyasının HSYK’ye gönderildiği bildirildi. Kayseri Belediyesi’ndeki yolsuzluk iddialarına ilişkin dosyanın “suç yoktur” denilerek kapatılması yönünde rapor hazırlayan dönemin Kayseri Vali Yardımcısı Ali Yener Erçin ile Başbakanlık Başmüfettişi Mehmet Kılınçer de iddianamede “örgüt üyesi” olarak yer aldı. Kayseri Şeker Fabrikası’nda yapılan yolsuzluklara ilişkin 156 sanık hakkında düzenlenen ve Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianamede, vurgunun boyutları bütün yönleriyle anlatıldı. İdddianamede, fabrikada “Suç örgütü tarafından 2001’den bugüne kadar 68 milyon 152 bin 110 lira 68 kuruş tutarında yolsuzluk gerçekleştirildiğine” dikkat çekildi. 344 sayfalık iddianamenin bir numaralı sanığı Vedat Ali Özışık hakkında çeşitli suçlardan yaklaşık 250 yıla kadar hapis cezası istendi. Özel yetkili Ankara Savcısı Cemil Tuğtekin, Özışık’ın tüm mal varlığına el konularak Kayseri Şeker’e devredilmesini talep etti. HSYK Üyesi Ali Aydın’ın kardeşi Hasan Aydın da iddianamede müşteki sıfatıyla yer aldı. Dönemin Kayseri Emniyet Müdürü Orhan Özdemir ve Kayseri Ticaret Odası Başkanı Hasan Ali Kilci’nin de sanık olduğu iddianemede iki isim daha dikkat çekti. Bunlardan biri dönemin Kayseri Vali Yardımcısı Erçin oldu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Erçin’in Kayseri Belediyesi’nde yolsuzluk iddialarına ilişkin hazırladığı raporla dosyanın kapatılmasını sağladığını iddia etmişti. İddianamede, Erçin’in suç örgütüne ilişkin valiliğe yapılan ihbarlar ve bunları kimin yaptığı konusunda Özışık’a bilgi verdiği belirtildi. Başbakanlık Başmüfettişi Mehmet Kılınçer’in de Başbakanlık’a yapılan ihbarları Özışık’ı ilettiği tespit edildi. Kılınçer’in “özellikle Kayseri Şeker Fabrikası ile ilgili olarak Başbakanlık’a yapılan ihbarlar ve Sanayi Bakanlığı’nca yürütülen idari soruşturmalarla ilgili suç örgütü yöneticisi Vedat Ali Özışık’ı bilgilendirdiği” kaydedildi. İddianamede, Kılınçer’in ayrıca “Sanayi Bakanlığı’na giderek yürütülen idari soruşturmayla ilgili bilgi almaya, müfettişlerin hazırladığı bu iddianameye de esas teşkil eden raporu elde etmeye çalıştığı” aktarıldı. Erçin ve Kılınçer hakkında 3 yıla kadar hapis cezası istendi. İddianemede, suç örgütünün konumunu hep güçlü tutmasının ve devamlılığını sağlamasının, bazı siyasi gruplardan ve kamu görevlilerinden aldığı güçle de doğrudan bağlantılı olduğu belirtilerek, “Örgüt, bağlantılı olduğu kamu görevlisi ve siyasetçilerin maddi külfet taşıyan, çocuklarının özel eğitim masrafı, araç servis gideri, cep telefonu faturası, tatil giderleri gibi isteklerini yerine getirmekte hiçbir zaman tereddüt göstermemiş, zaman zaman da nakit para ihtiyaçlarını karşılamıştır” denildi. İddianame, Kayseri Adliyesi’nde görev yapan hâkim ve savcıları zan altında bıraktı. Bazı kamu görevlilerinin de örgüt tarafından tatil amaçlı değişik illerde hatta yurtdışında ağırlandığı kaydedilen iddianamede, “özellikle Kayseri Adliyesi’nde görev yapan bazı hâkim ve cumhuriyet savcılarının suç örgütü ile maddi ilişkilerinin gösteren deliller ayrı bir dosya halinde, gereğinin takdir ve ifası için Hâkimler ve Savcılar Yükser Kurulu’na arz arz edilmiştir” ifadesi kullanıldı. 250 yıla kadar hapis Adli tıbba götürüldü Kazı sırasında Özden’in eşi Tomris Özden ve avukatı Bülent Demir de hazır bulundu. Yaklaşık 2 saat süren kazı çalışmalarının ardından Özden’in kemikleri Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Başmüfettiş de iddianamede Özden’in mezarı açıldı ALİ AÇAR Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen faili meçhul cinayetlere ilişkin soruşturma kapsamında 14 Ağustos 1995 tarihinde Mardin’in Savur ilçesi kırsal kesiminde aracına açılan ateş so nucu iki korumasıyla birlikte şehit edilen Mardin Jandarma Alay Komutanı Albay Rıdvan Özden’in mezarı 17 yıl aradan sonra açıldı. Kazı çalışmalarından önce mezarlığa gelen Albay Özden’in eşi Tomris Özden, eşinin mezarının daha önceden açıldığını öne süre rek, “Ben hislerime güveniyorum. Bu mezarın açıldığını düşünüyorum” dedi. Özden, eşinin mezarını çevreleyen mermer taşların diğer mezarlardaki gibi yerinde sabit durmadığını göstererek, ayak ucundaki ve yan taraflarındaki mermer plakaları söktü. Siyasetçilere para akışı Bilirkişi: Pilotlar kusurlu Ⅵ ISPARTA (AA) Isparta’da 30 Kasım 2007 tarihinde 57 kişinin ölümüyle sonuçlanan uçak kazasıyla ilgili hazırlanan 18 sayfalık bilirkişi raporu, Isparta Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Raporda “Maktul pilotlar Serhat Özdemir ve Tahir Aksoy, yanlış durum muhakemesi yaparak olması gereken rotaların dışında başka bir rotada alçalış yapmaları nedeniyle kazanın meydana gelmesinde ‘asli kusurlu’ olarak tespit edilmişlerdir” denildi. Canan’dan 2025’te tahliyeye itiraz İstanbul Haber Servisi Yaklaşık 31 yıldır cezaevinde bulunan Tahir Canan’ın ailesi, “2025 yılında tahliye olabileceği” yönündeki karara itiraz etti. “Cezaevinde unutulan adam” Canan’ın önce 2013, sonra 2019 en son olarak da 2025 yılında tahliye olabileceği yönünde verilen mahkeme kararına Canan ailesi itiraz etti. Bandırma Ağır Ceza Mahkemesi itirazı reddetti. Bunun üzerine aile bir üst mahkemeye başvurdu.Tahliye tarihinin nasıl düzenlendiğinin açık bir şekilde ifade edilmediğini belirten mahkeme dosyanın Bandırma’ya gönderimesine hükmetti. Bandırma’daki mahkeme tahliye tarihine ilişkin kararını önümüzdeki günlerde açıklayacak. Yarbay vurularak öldürülmüş İstanbul Haber Servisi Görev yaptığı komutanlıkta yaşanan bir yolsuzlukla ilgili olarak askerî savcılığa suç duyurusunda bulunduğu bildirilen Yarbay Aşkın Öğreten’in kafasından vurularak öldürüldüğü ortaya çıktı. Taraf gazetesinin haberine göre Öğreten, 31 Ocak sabahı saat 05.00 sıralarında, Fenerbahçe Orduevi’nin otoparkındaki aracının yanına gitti. Kısa süre sonra kurşun sesi gelmesi üzerine Öğreten’in annesi otoparka inerek oğlunu kanlar içinde buldu. GATA’ya sevk edilen ve Öğreten, 4 şubat tarihinde yaşamını yitirdi. Öğreten’in vurulduğu araçta üzerinde kurşun deliği bulunan kanlı yastık bulunduğu öğrenildi. Savcıların dosyası HSYK’de 32 yıl sonra işkenceyi aradılar Ⅵ YALOVA (AA) 12 Eylül askeri darbesi sonrasında işkence gördüğünü belirterek suç duyurusunda bulunan şair yazar Yılmaz Odabaşı, 32 yıl önce kendisine işkence yapılıp yapılmadığına dair rapor alması için adli tıbba sevk edildiğini söyledi. Odabaşı, “Savcı, işkencecileri teşhis etmem, isim, unvan ve kanıt sunmam gerektiğini söyledi” dedi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog