Bugünden 1930'a 5,415,297 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 1 ŞUBAT 2012 ÇARŞAMBA 8 İstanbul K Edirne B Kocaeli K Çanakkale B İzmir B Manisa B Denizli PB Zonguldak K Sinop K Samsun K Trabzon K Giresun K Ankara K 1 4 1 1 5 3 1 1 0 1 3 2 2 Eskişehir Konya Sıvas Antalya Adana Mersin Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars K PB K PB B B K Y K K K K K 3 3 8 12 10 11 2 4 3 3 1 2 3 Oslo B Helsinki B Stockholm B Londra B AmsterdamPB Brüksel PB Paris B Bonn PB Münih PB Berlin PB BudapeştePB Madrid Y Viyana B HABERLER 6 5 4 2 1 3 1 3 2 4 1 13 3 Belgrad Sofya Roma Atina Zürih Moskova Aşkabat Taşkent Baku Bişkek Tiflis Kahire Şam PB PB K Y K K Y PB Y PB PB Y Y 3 3 11 8 2 20 6 7 8 0 1 14 10 Ülke geneli parçalı ve çok bulutlu, Marmara’nın doğusu, Batı ve Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Orta Karadeniz ile Hatay, Balıkesir, Tekirdağ ve Sivas çevrelerinin yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Batı Karadeniz kıyıları, Doğu Karadeniz, Doğu Anadolu ile İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Mardin, Siirt çevrelerinde yağmur ve sağanak, yağış alan diğer yerlerde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olması bekleniyor. TARİHTE BUGÜN MÜMTAZ ARIKAN 1 Şubat GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Sözcü’nün manşeti, medyanın CHP’deki kargaşaya bakış açısını özetliyor: “Genel merkezle muhalifler birbirine girdi (büyük başlık) CHP’de Kazan Kaynıyor Merkez ‘tüzük kurultay’ı 26 Şubat’ta olacak, gündemi ben belirlerim’ dedi. Muhalifler, ‘Gündemi biz belirleyeceğiz’ diyerek ihtar çekti. İşler karıştı.” Son gelişmeler, parti içinde sık sık izlenen huzursuzluk, CHP’nin neden iktidara seçenek olamadığı konusunu, konu olmaktan da çıkan sorunu, dün olduğu gibi bugün de gündeme getiriyor. ૽૽૽ Ahmet Hakan’ın yönettiği CNN Türk’teki “Tarafsız Bölge” programında önceki gece, aralarında CHP’ye gönül veren, hatta parti içinde görev de üstlenmiş olanların da bulunduğu beş konuşmacı, sorunu enine boyuna tartıştı. Son zamanlarda izlenen bu tür programlara içerik ve nitelik açısından fark atan Tarafsız Bölge programında; partideki bitmez tükenmez kargaşayı yansıtan kurultaylardan yola çıkılarak CHP’nin neden iktidar olamadığı ve olamayacağı açık yüreklilikle tartışıldı. Dikkat çekici kimi sonuçlar çıktı. Örneğin CHP’nin topluma güven vermediğinin, partide fikri dönüşümün sağlanamadığının altı çizildi. Seçmenin, halkın daha iyi hizmet verdiği inancıyla AKP’ye oy verdiğini, ama iktidara geldiğinde CHP’nin beklentilere yanıt verecek doğru dürüst projeler üretip halkı yanına çekmeyi başaramadığı örneklerle ortaya konuldu. CHP kökenli bir konuşmacı, ona destek verenler; Kılıçdaroğlu gibi, AKP’nin aksine partinin “ideolojiden yoksun olduğunu” savundular. Oysa, partinin temelinde yatan 6 Ok’u bile çağdaşlığa koşut biçimde yorumlayıp savunamayan bir parti konumunda CHP ve bu CHP… …kuruluşunun temelindeki laikliği, milliyetçiliği, halkçılığı, hatta devletçiliği yüzyılın koşullarına göre yeniden yorumlayıp toplumun sindirmesini başaramayan bir parti! Programda açıklanan son ankete göre, AKP yüzde 50’nin bir iki puan üstünde. Baykal döneminde yüzde 24 olduğu söylenen CHP’nin oyu, Kılıçdaroğlu ile iki puan yükselerek 26’larda… MHP yüzde 14’te ve Türkiye’nin partisi olduğunu savunan BDP’nin de oy oranı bugün yüzde 4’lerde! ૽૽૽ Ülke bu “hal ve şartlarda” iken parti, bir derken iki, iki derken üç kurultay yapmaya hazırlanıyor. İktidara aday olduğuna inanan parti olarak, Türkiye’ye ve insanların yaşamına neler katacağını saptayacak kurultaylara mı hazırlanıyor CHP?.. Yoksa CHP’yi temel inançlarından giderek uzaklaştıran, Cumhuriyetin temel öğelerini bir bir silen AKP iktidarı karşısında başarısız politikalar üreten genel başkan ve genel merkeze karşı çıktıkları için mi parti içi muhalefet diye anılanları tasfiyeye hazırlanıyor? Yaşayıp göreceğiz! ૽૽૽ Gereken sayıda delege tüzük kurultayı istiyor. Başvuruya hemen aynı gün Kılıçdaroğlu, bunda telaşlanacak, hayret edilecek ne var içeriğinde bir açıklama yapıyor; “Arkadaşlarımız tüzüğün kendilerine tanımadığı hakkı kullanmışlardır” diyor. Bir iki gün sonra parti, tüzük kurultayını genel başkan çağırdı, “o çağrı ile Kılıçdaroğlu’nun çağrısı arasına hiçbir ilişki yok” diye bir açıklama yapıyor. Bu kıvrak davranış ve açıklamanın arkasındaki gerçek neden; muhaliflerin saptadığı gündemle kurultay yapılmasını engellemek ve genelde yadsınılmayan (a) genel seçimlerden önce her ilde önseçim yapılması. (b) Kurultayda parti meclisinin çarşaf listeyle seçilmesinin önüne geçmek! Kılıçdaroğlu’nun, başkan seçildiği günden beri antidemokratik tüzük yerine yeni tüzük yapılacağını vurgulayan söylemlerinden yola çıkarak, partide aylardır yeni tüzükle ilgili hazırlıkların yapıldığını sanıyorduk. Yanılmışız! Gerçeği, Genel Sekreter Nihat Matkap, yumurta kapıda iken yeni tüzüğü hazırlasın diye partide bir komisyon kurduklarını açıklayıverdi! İktidar lafta. Koltuğu sağlama bağlama ve parti içi tasfiye tezgâhta! Fransız senatörler ve miletvekillerinin, soykırım iddialarının reddinin cezalandırılmasını öngören Fransız senatosunun çıkardığı yasayı Fransa Anayasa Konseyi’ne götürmesi, hem Türk Dışişleri hem de ilişkilerin bozulmasını istemeyen Türk ve Fransız siyaset, ekonomi ve kültür adamlarının hanesine yazılması gereken önemli bir başarıdır. ‘Soykırımı Tanıma’ Kararı da İptal Yolunda Araştırmalar Kurumu (USAK) uzmanı Maxime Gauin Anayasa Konseyi’nin yasayı iptal edeceğine kesin gözüyle bakıyor. Gauin, “Yasa hem ifade özgürlüğüne aykırı olduğu hem de hukuki altyapısı eksik olduğu için iptal edilecek. Zaten daha önce Senato Kanunlar Komitesi de aynı yönde karar almış ama genel kurulda bu karar siyasi nedenlerle dikkate alınmamıştı. Anayasa Konseyi günlük siyasetten uzak olduğu için aynı kararı verecektir” değerlendirmesini yapıyor. Bu süreçte Fransız basınını yakından takip eden Gauin, Ermenilerin de aslında Anayasa Konseyi’nden ne karar çıkacağını bildiklerini ve bu yüzden son dakika manevraları için çabaladıklarını vurguluyor: “Yasayı savunanların başında gelen Phillippe Krikorian cuma günü Sarkozy’ye bir mektup göndererek imzalar toplanmadan yasayı onaylamasını istedi. Mektubunda yasanın onaylanmaması ve Anayasa Konseyi’ne götürülmesi durumunda, iptal kararının kesin olduğunu açıkça yazdı.” ‘sessizlik mutabakatı’ Kulislerden edindiğimiz kadarıyla başvuru için yeterli sayı olan 60 rakamına aslında cuma günü ulaşıldı. Ancak Fransa Cumhurbaşkanı Nikolas Sarkozy ve Ermeni lobisinin hafta sonu parlamenterler üzerinde baskı kurarak imzalarını çekmelerini önlemek için, başvuru dün teslim edilene kadar Paris ve Ankara’dan en ufak bir açıklama dahi yapılmadı. İmzacı senatörlerden gelen bu “sessizlik” ricasına, başta Başbakan ve Dışişleri Bakanı olmak üzere Ankara’daki tüm birimler büyük titizlikle uydu. Senatörlerle ’soykırım’ olarak tanımlayan o kararın da hukuki meşruiyeti yok. Çünkü bu yönde ne Fransız ne de uluslararası mahkemelerde verilmiş karar yok. Ayrıca olaylar 1948 Uluslararası Soykırım Sözleşmesi’nin kapsama alanına da girmiyor. O nedenle 2001 kararı çok büyük ihtimalle iptal edilecek.” Nitekim Sarkozy’yi yasayı bir an önce onaylamasına ikna için mektup yazan Krikorian da bu yorumu doğruluyor ve “Anayasa Konseyi’nin, Fransa’nın 2001’de aldığı ‘soykırımı tanıma’ kararını da iptal edeceğinden kaygı duyduğunu” yazıyor. AİHM: Devlet sorumlu dayağa tazminat İstanbul Haber Servisi Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) jandarma gözetiminde dayak yiyen dört şikâyetçinin her birine 11 bin 370 Avro ödenmesine karar verdi. AİHM’in kararına göre, dayak yiyen şikâyetçilerin 3 bin 600 Avro’luk mahkeme masrafları da ödenecek. www.gercekgundem.com ’da yer alan habere göre 11 Şubat 2008 tarihinde, İstanbul Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya getirilen ve siyasi bir davadan dolayı tutuklu bulunan Fehmi Karaman, Erdener Demirel, Haydar Bayar ve Cengiz Kara mahkemeye getirilmeleri sırasında “Hrant’ın katillerinden hesap soracağız” sloganları attı. Jandarma, tutukluları susturmaya çalıştı, ancak başarılı olamadı. Jandarma bunun üzerine tutukluları “uyuşturucu satma suçu”ndan tutuklu bulunan kişilerin konulduğu nezarethaneye götürdü. Siyasi tutukluların kelepçelerini de çözmeyen jandarma, bu sırada kapıda bekledi. Tutukluların iddiasına göre, jandarmanın da yönlendirmesiyle birlikte, uyuşturucu satma suçundan tutuklu bulunan sanıklar, Hrant Dink’i savunan sloganlar atan siyasi tutuklulara saldırdı. Elleri kelepçeli olduğu için kendilerini savunamayan siyasi tutuklular, jandarma gözetimindeki dayağı yargıya taşımış, takipsizlik kararı verilmişti. AİHM, şikâyetçilerin kötü muameleye maruz kalmalarına göz yumulmasında devletin sorumluluğu olduğuna da hükmetti. Jandarma gözetiminde sürpriz çıkabilir Mahkemeden gidecek Ellerindeki de rmeniler de iptal bekliyor Süreci Ankara’da yakından takip eden isimlerden, TürkFransız ilişkilerinin tarihi üzerine çalışmalarıyla tanınan Uluslararası Stratejik E Krikorian’ın Türk basınında çok dikkat çekmeyen bu mektubunda, Anayasa Konseyi’ne yapılan başvuruya ilişkin çok önemli bir ayrıntı daha var. Gauin, Ermeniler için asıl kaygı nedeni olduğunu belirttiği bu ayrıntıyı şöyle aktardı: “Senatonun kabul ettiği yasa, 2001 tarihinde kabul edilen ‘1915 olaylarının soykırım olduğunu’ tanıyan yasayı reddedenlerin cezalandırılmasını öngörüyor. Anayasa Konseyi bunu incelemeye başladığında doğal olarak 2001 kararını da inceleyecek. 1915 olaylarını Fransız tarihçi Gauin’in verdiği bilgilerden çıkan sonuç şu: 1. Soykırım iddiasını reddedenlerin cezalandırılmasını öngören yasa kesin iptal yolunda. 2. Anayasa Konseyi iptal ettiği yasaya zemin teşkil eden 2001 tarihli “1915 olaylarını soykırım olarak tanıyan” yasayı da çok büyük olasılıkla iptal edebilir. Öyle görünüyor ki Fransız parlamenterlerin dün yaptığı başvuru, Fransa’daki Ermeni lobisini, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakacak. Bakan Kılıç: Hiçbir şey yapmanız mümkün değil bilmeyen Gülen’in şiirini Kağıt Kâğıt gibi yırtıldı TRABZON (Cumhuriyet) Teknik ve mimari hatalar nedeniyle yapımı büyük tartışmalara neden olan Karadeniz Sahil Yolu’nda sorunlar bitmiyor. Karadeniz Sahil Yolu’nun Hopa’yı Sarp Sınır Kapısı’na bağlayan bölümü dalgalar nedeniyle çöktü. Karadeniz Ulaşım ve Çevre Gönüllü Çalışma Grubu tarafından yapılan açıklamada, “Karadeniz Sahil Yolu’nu ekonomik ve siyasi ranta kurban eden zihniyeti ve sorumluları bir kez daha toplumun ve tarihin vicdanına havale ediyoruz” denildi. Karadeniz Ulaşım ve Çevre Gönüllü Çalışma Grubu Sözcüsü Ahmet Şefik Mollamehmetoğlu, sahil yolunun, dolgu ile deniz tarafına değil de kara tarafına doğru genişletilmesi gerektiğini yineledi. gençlere fırça AHMET ŞEFİK Özel okullar yönetmeliği Atatürk’le ilgili düzenlemelere yeni kurallar getiriyor Sıra Gençliğe Hitabe’de MAHMUT LICALI ⅷ Özel etüt merkezlerinde etkinlik karmaşası Taslakta Özel Öğ TRABZON Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Trabzon’da hafta sonu gerçekleşen ‘Gençlik Çalıştayı’nda, okuduğu bir şiirin devamını bilemedikleri için öğrencileri azarladı. Bakan’ın, “Şiirin üstadını hatırlamıyorsak orda durup düşünmemiz lazım” dediği şairin Fethullah Gülen olduğu ortaya çıktı. Trabzon’da hafta sonu düzenlenen “Gençlik ve Kentlilik Bilinci” çalıştayına katılan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, açılış konuşmasında gençlere sitem etti ve daha fazla okumalarını istedi. Kılıç, “Ha biz çalışalım, şairin dediği gibi, ‘sen çalış, olmazsa.. …kim sıkılsın, nerede bizim okuyan gençliğimiz, nerede?’ Şiirin devamını kim getirecek” diye sordu. Bakanın sorusu üzerine söz alan bir genç, Necip Fazıl’ın “Utansın” şiirinden dizelerle Kılıç’ın yarım bıraktığı şiiri sürdürmek istedi. Genç şiiri bitirince alkış koptu, ancak bakan memnun olmadı. Öğretmen ataması için son başvuru yarın ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), 17 bin kadrolu öğretmen atamasını 3 Şubat Cuma günü yapacak. Atama için başvurular ise yarın sona erecek. Öğretmen adayları, başvuru şartlarının ve tercih işlemlerinin düzenlendiği Öğretmenlik İçin Atama ve Başvuru Kılavuzu’na Bakanlık’ın internet sitesinden ulaşabilecek. İlk atamaya başvuracaklar için 2010 veya 2011 yıllarında yapılan herhangi bir KPSS’ye girmiş, KPSSP10 puan türünden alanında belirlenen taban puan ve üzerinde puana sahip olma şartı aranıyor. Atanan öğretmenler, 6 Şubat Pazartesi günü görevlerinin başında olacaklar. ANKARA Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB), kanun hükmünde kararnameyle (KHK) Teşkilat Yasası’ndan bypass ettiği “Atatürk ilke ve ilkelerine bağlı yurttaş yetiştirme amacı” özel okullara da yansıdı. MEB Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürlüğü’nce hazırlanan yönetmelik taslağında pek çok tartışmalı düzenleme yer alıyor. Bunlardan bazıları şöyle: ⅷ Özel okullarda Atatürk’e tırpan renci Etüt Eğitim Merkezleri Yönetmeliği’nin yürürlükten kaldırılması öngörülürken; bu merkezlerde yapılan etkinliklere yönelik ilişkin hiçbir düzenlemenin yer almaması akılları karıştırdı. Özel etüt merkezlerinde yapılan halkoyunları, çeşitli spor dalları, tiyatro, müzik, resim ve heykel gibi etkinlik gruplarının kaldırılması gündemde. gerçeğe aykırı veya eğitim personeli ya da öğrenci adı kullanarak reklam ve ilan verilmemesine ilişkin hüküm yer almadı. Bu kapsamda özel okulların öğrenci adlarını kullanarak reklam ve ilan vermelerinin önü açıldı. Şiirin üstadı ⅷ Reklamlarda ‘öğrenci adı’ Taslakta, özel eğitim kurumlarını hedef alan, Özel okulların amaçları arasında yer alan “Öğrencileri Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan; insan haklarına ve anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmektir” ifadesi çıkarıldı. ⅷ Atatürk köşesine bypass Özel okullardaki Atatürk köşesinin ayrıntılı olararak düzenlenmesine ilişkin hükümlerin tamamı çıkarılırken, Atatürk köşesinin kurumların girişinde temiz, düzenli ve kolayca görülebilecek en uygun yerde oluşturulması öngörüldü. Mevcut yönetmelikte, özel ilköğretim okullarında Atatürk köşelerinin okul binasının girişinde uygun bir yerde, temiz, düzenli, Atatürk’ün hayatını, inkılâplarını yansıtacak ve anlamlı bir kompozisyon oluşturacak şekilde düzenlenmesi hükmü yer alıyor. ⅷ Gençliğe Hitabe kalkıyor Özel or C MY B C MY B taöğretim okullarındaki Atatürk köşelerinden Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin kaldırılmasını öngörüyor. Mevcut yönetmelikte özel ortaöğretim okullarında Atatürk köşesinin zeminden yüksekte olması, Atatürk büstü veya maskının konulması, Atatürk’ün fotoğrafı, Türk bayrağı, İstiklal Marşı ve Atatürk’ün Gençliğe Hitabe’sinin uygun biçimde asılması, madalyon, gravür, Atatürk’ün eğitimle ilgili sözlerine yer verilmesine ilişkin hükümler bulunurken, taslakta bu hükümlerin tamamı çıkarılmış durumda. ⅷ Yabancı okul adlarına vize: Özel öğretim kurumlarına verilecek adların “Türkçe olması” şartı kaldırıldı. Bakan Kılıç, gencin okuduğu şiirin kendi okuduğu şiirin devamı olmadığını belirterek “Eğer ki o mısranın girişini salon doğru tamamlamış olsaydı, gündemim okumak değil başka bir şey olacaktı. Ama sevgili gençler ister tıp okuyun ister mühendislik, ister hukuk okuyun, ister iktisat ve işletme, hâkim olamadığınız bir dille hiçbir şey yapmanız mümkün değil” diye konuştu. Kılıç, başlayıp sonunu getirmediği şiirin kime ait olduğunu açıklamadı, sadece, “Bu satırların, bu mısraların edebiyatımıza kazandırılmasına katkı sağlayan kalemi, şairimizi, şiirin üstadını hatırlamıyorsak şayet, edebiyatımızın büyüklerini, ünlülerini, fikir, sanat önderlerimizi hatırlamıyorsak orda bir durup düşünmemiz lazım” dedi. Bakan Kılıç’ın yarım bıraktığı dizelerin, Fethullah Gülen’in, “Sıkılsın” adlı şiiri olduğu, öğrencilere sorduğu dizenin de, “Sen çalış; olmazsa âlem sıkılsın!/Yardıma koşmayan kalem sıkılsın” biçiminde olduğu ortaya çıktı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog