Bugünden 1930'a 5,415,729 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA CUMHURİYET 1 ŞUBAT 2012 ÇARŞAMBA 6 HABERLER Balyoz davasında savunma yapan Korgeneral Ulugüler ve Tuğamiral Kırçiçek suçlamaları reddetti ‘Bu dijital veriler sahte’ BDP’nin ‘kafatasları’ önergesine ret Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) TBMM Genel Kurulu’nda dün BDP’nin Diyarbakır İçkale’de yapılan kazılarda çıkan kafatası ve kemiklerle ilgili araştırma önergesinin görüşülmesi önerisi AKP oylarıyla reddedildi. Görüşmelerde söz alan BDP’li Altan Tan, “Devlet kaybolan vatandaşlarını bulamıyorsa bu kendisi için ayıptır” dedi. Önergeye destek veren CHP’li Sezgin Tanrıkulu “Kayıplarını arayanlara bir gün adaleti getireceğiz diyemiyoruz. O iradeyi ortaya koyamıyoruz. Yazıklar olsun hepimize” diye konuştu. İstanbul Haber Servisi Kuvvet komutanları ve ordu komutanlarının da aralarında bulunduğu üst rütbeli muvazzaf ve emekli subay 365 kişinin yargılandığı Balyoz davasında sanıklar, “sahte dijital verilere” dayandığını belirttikleri suçlamaları reddettiler. Emekli Albay Dursun Çiçek, ağır hasta olan annesini ziyaret etmek için mahkemeden izin istedi. Davanın dünkü duruşmasında savunma yapan Hava Kuvvetleri Lojistik Komutanı Korgeneral Rıdvan Ulugüler, “İbrahim Fırtına’nın emriyle Oraj Hava Harekât Planı kapsamında Özel Filo hazırlanması konusunda çalışma yaptığı ve bu filonun uçuş eğitimlerini planladığı” suçlamalarını yanıtladı. Hakkındaki iddiaları reddeden Rıdvan Ulugüler, “Hava Kuvvetleri’nde özel filo, ancak Genelkurmay Başkanının onayıyla kurulabilir” diye konuştu. Dijital verilerle suçlandığına dikkat çeken Korgeneral Ulugüler, “Kimseden sözlü direktif almadım. Bu dijital veriler sahtedir” diye konuştu. Gerçeğin Aynası İktidarıyla muhalefetiyle, görünür görünmez güçleriyle siyasetin, medyayla ilişkisi hep kavgalıdır. Güçlü olan hep siyasettir. Bileği bükülen hep medyadır. Tutuklanan, hüküm giyen, kulağı çekilen hep odur. Sonra iktidarların günleri gelir, çekip giderler... Ama medya açısından talihsiz durumlar da olabiliyor. Gazetecilerin, aydınların iktidarla aynı doğrultuya, aynı frekansa girdiği, iktidarda kim olursa olsun soru sormaktan kaçındığı durumlardan söz ediyorum. Tarihin tüm iktidarları, onlara kapılan tüm aydınlar için geçerlidir bu durum. ૽૽૽ Bugünlerde kimi liberal yazarların, gazetecilerin AKP iktidarından duydukları hoşnutsuzluklar, yaşadıkları hayal kırıklıkları tartışılıyor. Açıkça yazıyorlar, söylüyorlar, solda bir medya mensubu olarak hiç benimsemediğim liberal görüşlerinden, sistemi savunma meraklarından herhangi bir taviz vermeden, insan hakları ve demokrasi açısından AKP’den beklediklerinin gerçekleşmediğini kızarak, üzülerek anlatıyorlar. Buna karşı hep muhalefet etmiş yazarların, gazetecilerin “Şimdi anladınız mı gerçeği” türünden tatlı sert serzenişlerinin doğrusunu isterseniz pek bir anlamı yoktur. İktidarın yanlışlarını, niyetlerini görenlerin sayısının artmasından daha güzel ne olabilir. ૽૽૽ Ama hep muhalif olmayı seçmiş, acılar çekmiş, kendilerine, misyonlarına sadık kalmış olanların da aynalarla barışık olması gerekir. Çünkü o aynalarda şimdi iktidarda olmayan zorbalarla aynı fotoğraf karesine düşmüş muhaliflerin hikâyeleri de vardır. 12 Mart’la, 12 Eylül’le hesaplaşmak her daim muhalif gazetecilere, yazarlara, yakışır. Hepimiz bu hesaplaşmayı yakamızda bir gurur madalyası gibi taşıyoruz. Şimdi siz bakmayın ortalığı “Kazıklı Voyvodaların” kaplamasına, onlarınki zamana pek uygun intikamcılık, bizimki gerçek hesaplaşmadır. ૽૽૽ Kimi zaman muhalefet etmenin aynı zamanda bir başka yanlışı savunmak anlamına geldiği zamanlar olur. Doğruyu, gerçeği savunurken bir de bakmışsınız çok iyi bildiğiniz, ruhunu tanıdığınız düşman, fotoğraf karesine bir “mazlum” olarak kafasını uzatıvermiştir. Mumcu sembol olsun, öldürülen gazetecileri, aydınları, zindandaki Balbay’ı, Tuncay’ı, Nedim’i, Ahmet’i, Doğan’ı, tutuklu rektörü, aydını sahte mazlumdan ayırabildinizse, işte bu iyidir. Ama hesaplaşmayı geniş tutmakta, Vedat Demircioğlu’nu, Taylan’ları, Deniz’leri, Hayrullahoğlu’nu, yedi TİP’li genci öldürenlerin izini iyi sürmekte; onların katillerinin şimdi nerede durduklarına bakmakta yarar vardır. Belki de onları sizinle aynı davaların torbasına sokup yüreğinizi kanatmıştır iktidar sahipleri. Ama siz yine de özgürlüğü, insan haklarını, mümkün olan demokrasiyi savunmayı bir zamanların zalimlerini savunmakla karıştırmamayı başarmak zorundasınız. ૽૽૽ Yaşadığımız bu karanlık zamanlarda gerçeği görmek zor, ama imkânsız değil. Gerçeği sis içinde fark eden liberalleri de, görevlerini layıkıyla yerine getiren, misyonlarına gerçekten sahip çıkan, asıl işlerinin muhalefet etmek olduğunu unutmayan gazetecileri de, acizane, zamanın kötü ruhuna kapılmamış, halkın ve umudun vicdanı olmayı bırakmamış solcuların söylediklerine kulak vermeye, onların pırıl pırıl tarihlerine bakmaya çağırıyorum. Bunu söylemek belki haddim değil, ama gerçeğin aynası oradadır. ‘Vicdani sorumluluk size ait’ Duruşmada söz alan tutuklu sanık emekli Albay Dursun Çiçek, ‘annesinin ağır hastalığı nedeniyle ziyaret etmek ve ölmeden önce annesiyle görüşmek için’ verdiği dilekçeye yanıt verilmesini istedi. 11 aydır tutuklu bulunduğunu anlatan Çiçek, “Annemin durumu acil. Aksi halde vicdani sorumluluğu size ait olacak” diye konuştu. Dursun Çiçek’in kızı ve avukatı İrem Çiçek de, şunları söyledi: “80 yaşındaki babaannem 10 yıldır kanser hastasıdır. Babaannemin durumu çok ciddi. Babam da babaannemi son kez görmek istiyor.” Balyoz davasının öğleden sonraki oturumunda tutuklu sanık Tuğamiral Serdar Okan Kırçiçek savunmasını yaptı. Tuğamiral Kırçiçek “Sahte dijital verilerle Deniz Kuvvet Komutanlığı başta olmak üzere TSK’nin itibarsızlaştırılması ve yıpratılması hedefleniyor” dedi. Kırçiçek şu görüşleri savundu: “Maalesef Türk Deniz Kuvvetleri’ne yapılan bu komplonun içinde Silahlı Kuvvetler mensubu ve emeklisi kişilerin de olduğu çok belirgindir. İçeriden destek olmadan bu kadar detaydaki dijital üretimin yapılması çok zor gözükmektedir. İstense bu sahte ihbarcılar ve işbirlikçi çete mensupları kısa sürede bulunabilir. Yeter ki cumhuriyet savcılarımız buna inansınlar” diye konuştu. ABD’ye vizesiz seyahat Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) ABD’nin Türkiye Büyükelçisi Francis Ricciardone, ABDTürkiye ilişkilerine dair Twitter’dan gelen soruları Türkçe yanıtladı. ABD’ye giden Türk vatandaşlarına vize muafiyeti uygulanmasıyla ilgili sorular üzerine Ricciardone, Türkiye’nin Vizesiz Seyahat Programı’na uygun olma konusunda ilerlediğine inandıklarını kaydetti. İfade özgürlüğü ile ilgili sorular üzerine Ricciardone, “ABD, dünyanın dört bir yanında olduğu gibi Türkiye’de de özgür basının güçlü bir destekçisidir” dedi. 2. Ergenekon davası ‘Darbe istemek ahmaklık’ HATİCE TUNCER 2. Ergenekon davasında tutuksuz sanık emekli deniz subayı, stratejist, yazar Erol Mütercimler, 12 Mart döneminde işkence gören, yargılanan emekli subaylar Talat Turhan ve Erol Bilbilik’in tanık olarak dinlemesini talep etti. Mütercimler, dünkü duruşmada, 12 Mart 1971 askeri cuntasında önemli görevler üstlenen ve gazetemiz başyazarı İlhan Selçuk’a işkence yapılan Ziverbey Köşkü’nün kurucusu Memduh Ünlütürk’ün anlattıklarını aktardı. Ünlütürk’le 26 Nisan 1988’de Gazi Orduevi’nde görüştüğünü anlatan Mütercimler, şunları söyledi: “Ergenekon’un kuruluşuyla ilgili üç tarih verdi. Önce ‘1950’li yılların başlarında’ dedi, sonra ‘50’lerin ortasında’ dedi. En son ‘ortalarına doğru’ dedi. ‘Kıbrıs Türklerini korumak için Ergenekon kuruldu. Alparslan Türkeş, Turgut Sunalp ve pek çok askerin katılımıyla kuruldu. 1960’tan sonra Türkiye’ye taşındı. 1983’te kepenklerini kapattılar’ dedi. Ergenekon’da işadamları, subaylar, emniyetçiler, profesörler, gazeteciler olduğunu söyledi.” NATO’ya bağlı ülkelerde orduların içinde derin bazı yapıların kurulduğunu ifade eden Mütercimler şöyle devam etti: “Türkiye’de de ordu içinde kuruldu. Bunların bazıları rayından çıkmış, işkenceci olmuşlar, küçük çeteler kurmuşlar. Talat Turhan, bu derin yapı ile ilgili ‘kontrgerilla’ demişti. Talat Turhan, Erol Bilbilik hayatta. Vural Vural (tutuksuz sanık) hayatta. Mahkemenin Talat Turhan, Erol Bilbilik’i tanık olarak dinlenemesini talep ediyorum.” Mütercimler, kendisine yöneltilen askeri darbeye zemin hazırlamak suçlarına ilişkin “TSK’den emekli olmuş ya da muvazzaf ağabeylerim, kardeşlerim kusura bakmasınlar. Askeri darbe istemek ahmaklıktır” diye konuştu. Mütercimler, 1992’de öldürülen emekli Oramiral Kemal Kayacan’ın da kendisine “Ergenekon” ile ilgili anlatımları olduğunu söyledi. Mütercimler, Kayacan’ın Ergenekon ilgili olarak “O örgütü ciddiye alacaksın, her şeyi tezgâhlayan örgüttür” dediğini aktardı. Makedonya’da gerilim Ⅵ Dış Haberler Servisi Makedonya’nın Vevçani Belediyesi’nde düzenlenen geleneksel festivalde üzerinde türbanlı bir kadının çıplak resminin yer aldığı ay yıldızlı yeşil bir bayrağın açılması ortalığı karıştırdı. Struga Müftülüğü’nün girişimi ile kentte büyük bir protesto gösterisi düzenleyen Müslümanlar, Vevçani Belediye Başkanı’ndan özür dilemesini ve İslamiyete hakaret eden kişilerin yakalanarak cezalandırılmasını istedi. Gösteriler sırasında belediye başkanlığı binası önündeki Makedonya bayrağı da gönderden indirilerek yakıldı. Bu arada bazı kiliselere saldırılar düzenlendiği bildirildi. ‘Evren savunmasız kaldı’ Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) 12 Eylül darbesine ilişkin haklarında iddianame düzenlenen Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın avukatı Ömer Nihat Özgün, davadan çekildi. Özgün, yaptığı açıklamada “Kararımı müvekkillerimle paylaştım, olgunlukla karşıladılar. Müvekkillerimle ilgili bir problemim olmadı. Avukatlıktan çekilmek hakkımdı ve bu hakkı kullandım” dedi. Diğer avukatlardan ve Özgün’ün bürosunda çalışan Haydar Kanıcıoğlu’nun da davadan çekildiği öğrenildi. Hükümet hiçbirşey yapmadı İstanbul Haber Servisi Hrant Dink’in Arkadaşları, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Dink cinayeti davasına ilişkin “yargının bizden istediği her şeyi yaptık” yönündeki açıklamasına tepki göstererek “Yapmanız gereken çok şey vardı, hiçbirini yapmadınız. Adalet yönünde sahici bir irade ortaya koysaydınız bu rezillikler olmazdı” dediler. Hrant Dink’in Arkadaşları Kemal Gökhan Gürses, Tamar Nalcı, Ümit Kıvanç, Hayko Bağdat, İlke Acar ve Garo Paylan, Galatasaray’daki Cezayir Toplantı Salonu’nda basın açıklaması düzenledi. Grup adına konuşan yönetmen Kıvanç, “Hrant’ın öldürülmesi, devletin bütün kademelerinin bulaştığı bir organize suçtur” dedi. Hükümetin soruşturma ve dava sırasında üzerine düşen hiçbir şeyi yapmadığını vurgulayan Kıvanç, şöyle devam etti: “Sizi de hedef alıyor gözüken bir eylemde giderek suç ortağı konumuna geçmek gibi inanılmaz bir şeyi başardınız. Bu davada beraat edenler mahkum olsa bile adalet yerini bulmaz. Çünkü suikast için karar ve emir verenlerden, cinayetin yolunu açan devlet görevlilerinden hiçbiri bu davada sanık değil.” Kıvanç, “İstanbul polisi, cinayet sırasında olay yerini en iyi gösteren kamera kayıtlarını daha ilk gün alıp yok etti. Acaba içişleri bakanı, başbakan, ‘Nasıl yok edersiniz bunları’ diye bir soru sormuş mu kimseye? Başbakan’ın, ‘çabuk verin’ deseydi, TİB istenen kayıtlar 3 yıl bekletilebilir miydi?” diye sordu. Cinayet sırasında İstanbul Valisi olan Muammer Güler’in milletvekili, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da vali yapıldığını dile getiren Kıvanç, “Acaba hükümet bunları yargı istediği için mi yaptı?” diye sordu. Ramazan Akyürek’in Erhan Tuncel’i kurtarıp muhbir yaptığını anımsatarak İstanbul Vali Yardımcısı Ergun Güngör, MİT görevlileri Özel Yılmaz, Handan Selçuk, İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler, Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç, Tuncel’le irtibatlı polisler Faruk Sarı, Özkan Mumcu, Muhittin Zenit, Mehmet Ayhan, İstanbul polisleri İbrahim Pala, İbrahim Şevki Eldivan, Volkan Altınbulak, Bahadır Tekin, Özcan Özkan’ın yargılanmadıklarını belirtti. Katille Türk bayrağı önünde poz veren polisler hakkında takipsizlik, Samsun TEM Şube vekili Metin Balta ile komiser İbrahim Fırat hakkında da “katili çay ocağına koymak” suçundan beraat kararı verildiğini belirten Kıvanç, “Hükümet bu durumu nasıl açıklıyor? Cinayete ve katile sahip çıkan devlet görevlileriyle ülke yönetenlerin adalet hakkında laf söylemesi gülünç bile değil” diye konuştu. Trabzon Jandarma Alay Komutanı Ali Öz’ün, basit bir görevi ihmal davasından yargılandığını ifade ederek şöyle devam etti: “Öz, esas yargılanması gereken 83. maddeden, ihmal sonucu cinayete yol açmadan yargılansa belki de emri aldığı üstlerini açıklardı” dedi. Hrant Dink’in Arkadaşları, Başbakan Erdogan’ın açıklamalarına tepkili Tekin’den İstanbul sinyali Ⅵ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, 2014’te yapılacak yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olabileceğini söyledi. Tekin, halkınhabercisi.com’a yaptığı açıklamada, “Ben İstanbul’u çok iyi bilen birisiyim. İstanbul’un sorunlarını ve o sorunların çözümlerini iyi biliyorum. Biliyorsunuz ben zaten belediyecilikten geliyorum” dedi. ‘Gülünç bile değil’ Emniyet’te ‘Sızıntı’ alarmı İstanbul Haber Servisi Tutuklu Odatv Genel Yayın Yönetmeni tutuklu Barış Pehlivan, Haber Müdürü Barış Terkoğlu’nun birlikte hazırladığı “Sızıntı” adlı kitabın basılmasına kısa bir süre kala emniyet alarma geçti. Kırmızı Kedi Yayınevi’ni ve matbaayı arayan basın büro görevlileri, kitap basılır basılmaz 10 nüshanın kendilerine gönderilmesini istedi. Gazetecilerin avukatı Serkan Günel, “Yasal olarak kitap basılınca iki nüsha Emniyete gönderilir. Bu şekilde bir talep şaşırtıcı” dedi. Odatv davasında tutuklu yargılanan Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun kitabı Sızıntı’nın yarın basılacağı, Cuma günü de satış noktalarında olacağı belirtildi. Kitapta, WikiLeaks belgelerinde yer alan ancak medyada yer bulmayan cemaat, AKP iktidarı, ABD’li bürokratların hükümetle yaptıkları görüşmeler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi ünlü isimlere dair bilgiler yer alıyor. ‘Yargı mı istedi?’ Kayacan’ın sözleri Davada iki tahliye Ⅵ İstanbul Haber Servisi Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok’un da aralarında bulunduğu 17 sanığın yargılandığı “Sahte Çürük Raporu” davasında, tutuklu sanıklardan Erdem Kılıç ve Ömer Uçar tahliye edildi. Diğer sanıkların tahliye talepleri ise reddedildi. Şiddet uygulayana ‘çocuk’ yasağı ᮣ Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nca hazırlanan ve sivil toplum örgütlerinin önerileriyle yeniden şekillendirilen Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Yasa Tasarısı tamamlandı. SEVİL ARINAN Burak Kul davası bugün Ⅵ İstanbul Haber Servisi Esenyurt Ali Kul Çok Programlı Lisesi 1. sınıf öğrencisi Burak Kul’u Alevi olduğu için döven, tehdit eden edebiyat öğretmeni Zeki Yılmaz’ın yargılanmasına bugün Büyükçekmece 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde devam edilecek. Duruşmada tanıklar dinlenecek. Yılmaz, 16 Kasım 2011’de olaydan 4 yıl sonra yargıç karşısına çıkmış, suçlamaları reddetmişti. Burak Kul ise sanıktan şikâyetçi olduğunu söylemişti. ANKARA Kadına yönelik şiddetin önüne geçmek amacıyla hazırlanan yasa tasarısı, Bakanlar Kurulu’nda imzaya açıldı. Tasarıya göre, şiddet uygulayan erkek çocuklarına yaklaşamayacak. Kadın ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Yasa Tasarısı, şu düzenlemeleri getiriyor: Kadın, çocuk, aile bireyleri tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişiler yasa kapsamında korunacak. Kurulacak, “şiddet önleme ve izleme mer kezleri” destek hizmeti verecek. Mülki amir; barınma yeri, geçici maddi yardım, danışmanlık hizmeti verilmesi ile resen geçici koruma verebilecek. Hâkim; mağdurun işyerinin değiştirilmesi, bireyin evli olması halinde müşterek yerleşim yerinden ayrı yerleşim yeri belirlenmesi ve kimlik ve ilgili diğer bilgibelgelerin değiştirilmesine karar verecek. Hâkim; mağdura yönelik şiddet tehdidi, hakaret, aşağılama, konuttan derhal uzaklaştırılması ve müşterek konutun korunan bireye tahsis edilmesi, gerekli görülmesi halinde korunan bireyin, şiddete uğramamış olsalar bile yakınlarına, tanıklarına ve kişisel ilişki tesisine ilişkin haller saklı kalmak üzere çocuklarına yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi, silahların kolluğa teslim edilmesi konusunda önleyici tedbirleri alacak. Tedbir kararlarına aykırılık halinde şiddet uygulayan hakkında zorlama hapsi uygulanacak, 310 gün arasında zorlama hapsine tabi tutulacak. Gerekli hallerde korunan birey ya da bireylerin tüm bilgileri gizli tutulacak. Mağdura hâkim kararıyla teknik araç ve yöntemlerle koruma verilebilecek. İkinci Hopa davası başladı HOPA (Cumhuriyet) Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Hopa mitinginde çıkan olaylar nedeniyle tutuklanan ve Erzurum’daki Hopa davasında 6 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılan dört kişi hakkındaki Hopa Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılan ve taşın; “silah” olarak kabul edildiği, 2. Hopa davasına dün başlandı. Sanık avukatları Erzurum’da açılan Hopa davasından tahliye olan sanıklar için Hopa’da açılan iki davanın birleştirilmesini istedi. Mahkeme sanıkların bir sonraki duruşmaya çağrılması için yazı yazılmasını kararlaştırarak duruşmayı erteledi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog