Bugünden 1930'a 5,418,658 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

1 ŞUBAT 2012 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA HABERLER Başbakan Erdoğan’dan Uludere olayında kendisini suçlayan Demirtaş’a tepki 5 Olacak o kadar siyasal baskı... Muhalifler susturulacak, gazeteci kılıklı muhbirler savcı gibi iddianame hazırlayacak. Fransa’nın soykırım inkâr yasasına karşı mangalda kül bırakmayıp, “haddini bildiririz” diye racon kesenler, 60 senatörün imzasına bağlamışlar geleceklerini... Neyse dün 77 senatör “inkâr yasası”nın iptali için Fransa Anayasa Konseyi’ne itiraz başvurusu yaptı da biraz olsun rahat bir nefes aldılar... Bu tasarının karşısına ilk çıkanlar ise Silivri zindanında, darbecilikten yargılanıyor. Egemen Bağış da kükrüyor Davos’ta: “Beni de tutuklasınlar!” Benim de cebimde kırmızı pasaportum olsa neler söylerdim. Ben de kükrerdim yiğidim, aslanım, iki gözüm; “kırmızım” yok neylersin... ૽૽૽ Kırmızı pasaportu olmadan kükreyenleri ayıplayanlar kimdi zamanında, unuttunuz be koçum! Biraz da şu Türkiye’de adalette eşitlikten, evrensel hukuktan, AİHM kararlarından, tutukluluk sürelerinin hükümlülüğe dönüştüğünden, özel yetkili mahkemelerdeki yargıçlarının “doğru karar verdiklerinde” nasıl sürgün edildiklerinden konuşsak olmaz mı? Almanya Deniz Feneri e.V. davasının Türkiye ayağını soruşturan savcılara hapis cezası istenen bir ülkede Prof. Dr. Mehmet Altan bile iktidara yaranamadı, işinden oldu. Silivri’de kanıt toplaya toplaya bitirilmedi... Kanıtların tümü toplanılmadan insanlar nasıl üç dört yıl içeride kalır? Odatv davasında Soner Yalçın ne diyordu: “Mahkemeniz şu kararı verdi: Kuvvetli suç şüphesi, suçun vasıf ve mahiyeti, delillerin henüz toplanmamış olması, terörist olmamız vs. iyi de; bir yıldır hapisteyiz. Bugüne kadar yaptığımız savunmalar, bilirkişi raporlarının hepsi boşa mıydı?” AİHM içtihatları, hukuk, adalet bizim ülkemizde geçerli değil. Ekonomide çağ atladık ya, yeter! ૽૽૽ Dünya bizi alkışlıyor Davos’ta, yetmez mi? Bakın DİSK’i de hallettik, geriye ne kaldı? Yarıyıl tatilinde öğrenciler için umre gezileri, zorunlu din dersleri; üstelik uygulamalı... Cami ve mezarlık ziyaretleri de! Daha ne olsun, yeter de artar bile... Adı üstünde “ileri demokrasi” budur işte, neden beğenmiyorsunuz? ‘Bu ahlaksız siyasettir’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Başbakan Tayyip Erdoğan, Fransa’da inkârı suç sayan tasarının 77 imzayla Anayasa Konyesi’ne götürülmesi nedeniyle Fransız parlamenterlere şükranlarını iletti. Erdoğan, “Uludere’de neye mal olursa olsun vurun” dediğini söyleyen BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’a, “İşte bu tarz siyaset; seviyesiz, ahlaksız siyasettir” karşılığını verdi. Erdoğan, grup toplantısındaki konuşmasında ise BDP ve CHP’yi hedef alarak şöyle konuştu: Demirtaş’ın ‘vurun’ iddiası: Güya Uludere’de operasyon bana sorulmuş, 50 kişilik grup var, içlerinde sivil var, ‘ne yapalım’ diye sormuşlar. Ben de BDP Eşbaşkanı’nın o çirkin iddiasıyla söylüyorum ‘neye mal olursa olsun vurun’ demişim. İşte bu tarz siyaset seviyesiz siyasettir, ahlaksız siyasettir. Bunlar, her ‘Fransız senatörlere şükranlarımızı sunuyorum’ Erdoğan, partisinin grup toplantısı sonrası, Ermeni tezlerini inkârı suç sayan tasarısıyla ilgili 60’tan fazla imzanın toplanarak Anayasa Konseyi’ne başvurulmasını, “Gerçekten bu imzaları koyan gerek Fransız senatörlere, gerek milletvekillerine özellikle Tayyip Erdoğan olarak milletim adına kalbi şükranlarımızı ifade ediyoruz. Çünkü Fransa’daki siyasetçilere yakışan buydu” değerlendirmesini yaptı. zaman söylüyorum ya, 5 koyunu ellerine ver güdemezler, kaybedip dönerler veyahut da tenha bir yerde kesip kebap yapma yoluna giderler. Bunların talimatı dağdan: Sürekli olarak İmralı’yı adres gösteriyorlar, sonra da çıkıp diyalogdan, siyasette muhatap alınmaktan bahsedeceksiniz. Biz sizi siyasette muhatap aldık. Ben de görüştüm, yardımcılarım da görüştü, defaetle görüştüler. Ama siz dağa sormadan, İmralı’dan haber gelmeden hiçbir zaman adım atamadınız. Sizin iradeniz yok, karar verme yetkisiniz yok. Lokomotif BDP vagonu CHP: BDP’nin peşine takılıp gitmekten hiç gocunmadı, hiç yüksünmedi. Ben halkoylaması ve 12 Haziran seçimleri öncesinde CHP’nin lokomotif, BDP’nin de onun vagonu olduğunu söylemiştim. Sözümü geri alıyorum; meğer lokomotifi BDP, vagonu da CHP imiş. Bu tren artık nereye gider, hangi istasyona gider, onu da milletimin takdirine sevk ediyorum. CHP’den aheste aheste çıkıyor: Yiğidim, Aslanım, Koçum Benim... Davos’taki toplantıda moderatör Martin Wolf, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a söz verirken Türkiye’ye övgüler düzüp, yere göğe sığdıramamış... Şaka değil, Dünya Ekonomik Forumu yıllık toplantısının “Küresel Ekonomiye Bakış” oturumunda oluyor bunlar. Martin, hızını alamayıp devam ediyor: “Burada imtiyazlı konumda olan tek sizsiniz, bize ders verin...” Haberi okuyunca yüreğim kabardı, gurur duydum... Ekonomik imtiyazı olan bir ülkede, demokrasi ve özgürlükler nasıldı? “Arap Baharı”nın kışa dönüştüğü Ortadoğu ve Kuzey Afrika halklarında bir yandan mezhep, öte yandan aşiret çatışmaları sürerken emperyalist güçler yeraltı kaynaklarını çoktan bölüşmüşlerdi. Sanki Türkiye ekonomik olarak büyümüş, gelir dağılımındaki eşitsizlik giderilmişti. ૽૽૽ Türkiye vahşi kapitalizmin kolları arasındaydı... Çokuluslu altın avcıları dağlarımızı, ovalarımızı, akarsularımızı, köylerimizi, büklerimizi, hazine ve orman alanlarımızı yağmalamayı sürdürüyordu. Kapitalizmin güler yüzü “küreselleştirme masallarıyla” dünya emekçileri kandırılıyordu. Soygun düzeninin aktörleri, Türkiye üzerine yeni oyunlar tezgâhlıyordu. Derelerimiz, akarsularımız HES’lere teslim edilirken Köyceğiz’den Hopa’ya değin eylemler yapılıyordu. Kimin umrundaydı bunlar? Bir memur, bir öğretmen, bir işçi; aldığı ücretle ev kirasını mı ödeyecekti, tenceresini mi kaynatacaktı bir kap yemek için, yoksa çocuğunu okula mı gönderecekti? ૽૽૽ Uzağa gitmeye hiç gerek yok... Gidin Kaz Dağları’na, Kozak Yaylası’na, oralar nasıl talan edilmiş göreceksiniz... O güzelim zeytin, palamut, çamfıstığı ağaçları hızarlarla kesilmiş, yeşil örtü oyulmuş. Doğrudur; Türkiye akıl hocası olabilir ekonomik konularda. Çünkü yoksul daha yoksul, varsıl daha varsıl oldu son on yılda... Türkiye’de her şey yolunda... Ekonomi düzlüğe çıkmış... İşsizlik ve yoksulluk ortadan kalkmış... CHP Genel Başkanı da BDP’nin bu ahlakdışı iddiasına, iftirasına sahip çıkmış. BDP Genel Başkanı’nın bu iddiasını tekrar etmek gibi bir hata işlemiştir. Sadece BDP değil, CHP tam bir acziyet içinde. CHP o kadar acziyet içinde ki en başından itibaren Uludere hadisesinde Bakın Anadolu’da çok güzel bir söz var: ‘Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste.’ İşte CHP’de o ah, çıkıyor, aheste aheste çıkıyor. Arkadaşlarının kendisiyle ilgili iddialarına çıt çıkarmayan Sayın Kılıçdaroğlu, belki gündemi değiştiririm diye BDP’nin ipine, BDP’nin hezeyanlarına sarılıyor. Kusura bakmayın Sayın Kılıçdaroğlu, biz söyleyeceğimizi zamanında söyledik. Manşetle gelen, manşetle gider. Ayak oyunlarıyla gelen, ayak oyunlarıyla gider. CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan iktidara; Deniz Feneri savcılarına dava tepkisi ‘Hukuk camiasına gözdağı’ CHP’DE MUHALİFLER TEPKİLİ ‘Çifte’ kurultaya doğru ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP “çifte” tüzük kurultayına giderken; Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu “İki kurultayı birleştirme olanağımız yok. Tüzüğe göre dokunamıyoruz, ayrı ayrı yapacağız” dedi. Eski genel başkan Deniz Baykal ise genel merkezin çifte kurultay kararını yakın çevresine “hazin, yakışıksız, hukuksuz” diye değerlendirdi. CHP’nin 26 Şubat günü toplanacak 16. olağanüstü kurultayının gündemi gazete ilanıyla duyuruldu. Buna göre, Atatürk Spor Salonu’nda yapılacak kurultayda başkanlık kurulunun seçimi ve genel başkanın açış konuşmasından sonra tüzük komisyonu oluşturulacak. Muhaliflerin imzalarının “gereği” olarak birkaç gün sonra yeniden kurultay toplantıya çağrılacak. Ancak, 26 Şubat’ta tüzük değişmiş olacağından, ikinci kurultay anlamsızlaşacak. Muhalifler, yönetimin “çifte” kurultay kararından sonra, yargıya gidip gitmemeyi aralarında tartışmaya başladı. Bazı partililer “CHP’yi kayyuma götürme sorumluluğunu üstlenemeyiz” diyerek tartışmayı yargıya taşımaya sıcak bakmadıklarını ortaya koydu. Bu arada, Baykal da yakın çevresine “Çok hazin bir durum. Arkadaşlar tüzükten doğan haklarını kullandılar. Alınan karar hukuka aykırı, yakışıksız, hazin” değerlendirmesini yaptı. Kemal Kılıçdaroğlu, dün ikinci kurultayın ne zaman yapılacağına ilişkin soru üzerin, “Yarın ilan edilecek. İlan, yarın ya da öbür günkü gazetelerde olacak” dedi. İki kurultayı birleştirme olanaklarının bulunmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Tüzüğe göre dokunamıyoruz, ayrı ayrı yapacağız. Yeni tüzükte bu garabeti de ortadan kaldıracağız. Böylece kurultay taleplerini birleştirme imkânımız çıkacak” açıklamasını yaptı. Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin, “Arkadaşların talebi 10 maddelik. Genel Başkan bunu yeterli bulmuyor” derken, bir soru üzerine “Umut ediyorum ikinci kurultaya gerek kalmaz. İlk kurultayda arkadaşların beklentilerini de karşılayan düzenlemeler yapılacak” dedi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Feneri’nin eski savcıları için hapis istemini “hukuk camiasına gözdağı” olarak nitelendirirken, “Savcılar hırsız peşinde, Bakanlar Kurulu da savcıların peşinde. Başbakan’ın arkadaşlarını savcıların elinden aldılar, içleri soğumadı savcıların peşine düştüler” dedi. Kılıçdaroğlu, grup toplantısının başında Muammer Aksoy’u andı. Toplantıya katılan Erzurumlu HES eylemcilerini selamlayan Kılıçdaroğlu, 86 yaşındaki Nafiye Uslu’nun “karakola götürüldüğünü, yerlerde sürüklendiğini, darp edildiğini” anlattı. Kılçdaroğlu, “Buna ileri demokrasi diyeceksiniz. 86 yaşındaki Nafiye anayı nasıl karakola götürürsünüz, nasıl sabaha kadar tutarsınız bunun hesabını sormazsam bu koltuklar bana haram olsun” dedi. Grup toplantısına katılan 17 yaşındaki Leyla’nın, “Ben ev kızıyım başını beklediğim ceviz ağaçları ile geçiniyoruz” dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “Leyla ceviz ağaçlarını, geleceğini koruyor. Sayın Başbakan, bu kadar güzel, ulvi talebi sen nasıl görmezsin!” dedi. Leyla da ayağa kalkarak CHP’lileri selamladı. Kılıçdaroğlu’nun gündemdeki konularla ilgili değerlendirmeleri de özetle şöyle: Adalet cellatları: Nerede haksızlık varsa, nerede bir mazlum varsa CHP orada olacaktır. Bu konuşmalar tehlikeli. Tayyip Bey’in mahkemeleri önemlidir. Bir fezleke daha gelir. Ama biz Recep Tayyip Erdoğan’dan korkmuyoruz. Mahkeme Leyla ile ilgili yasak kararı verdi. Komşularla akrabalarınla, babannenle görüşemezsin diye. 21. yüzyılın Türkiyesi’nde bir demokrasi ayıbına imza attı. Yargıçlara, yurttaşlara sesleniş: Kılıçdaroğlu, grup toplantısına katılan HES eylemcileriyle görüştü. (NECATİ SAVAŞ) BALBAY’DAN KILIÇDAROĞLU’NA MEKTUP ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Gazetemiz yazarı ve CHP İzmir Milletvekili Mustafa Balbay, CHP lideri Kemal Kılıçdardoğlu’na yeni yıl mektubu gönderdi. Balbay mektubunda cezaevinden çıkarak bir an önce Kılıçdaroğlu’nun çalışmalarına katkı sağlamak istediğini ifade etti. 17 Ocak tarihinde kaleme alınan mektupta Balbay şu ifadeleri kullandı: “Başta şahsınız olmak üzere tüm milletvekillerimize birer kısa mektup yazarak yeni yılını kutlamak istedim. Sizi yıllarca bir gazeteci olarak saygıyla izledikten sonra, şimdi de aynı çatının altında bulunmaktan büyük onur duyuyorum. Sürdürmekte olduğunuz olağanüstü yoğun ve zorlu mücadelenin bir ucundan da benim tutabileceğim günleri sabırsızlıkla, heyecanla bekliyorum. Yeni yılınızı bu duygularla kutluyorum. Özgürlükte kucaklaşmak dileğiyle...” raşıyor. Asıl failler savcılar! Savcılar hırsızın peşinde, Bakanlar Kurulu da savcının peşinde. Size ne kardeşim, bir şey yok deseydiniz, ya müsteşar, ya Yargıtay üyesi olurdunuz. Başbakan’ın dava arkadaşlarını savcıların elinden aldılar, içleri soğumadı, savcılar hakkında 11 yıla kadar hapis cezası isteniyor. Bu, hukuk camiasına açıkça gözdağı. Hırsızlara sesleniyorum: Hırsızlara, yolsuzluk yapanlara sesleniyorum: Ey hırsızlar, yolsuzluk yapanlar başınıza bir şey gelmemesi için hırsızlık, yolsuzluk yapmadan önce Başbakan’la temasa geçin. Başbakan meşgulse, ikinci adres veriyorum. Köstebek bakanla temasa geçin. Arınç’a soru: Sayın Arınç daha önce de RTÜK Başkanı görevde kalamaz, demişti. O da sırtımı Erdoğan’a dayadım, dedi. Şimdi Arınç’a sormak isterim: Deniz Feneri savcılarının başına gelenlerden vicdanınız sızlamıyor mu? Neden itiraz etmiyorsunuz? Tutuklu vekilden hadi vazgeçtik, hırsızlığı yolsuzluğu soruşturanları nasıl yargılarsanız? İyi olan yanı şu: Bunlar mahkemeye çıkacaklar. Bütün olayları anlatacaklar. Yazıklar olsun kabineye. 17 yaşındaki Leyla’ya gücünüz yetiyor. Kışanak, AKP’nin Uludere olayını çarpıttığını söyledi Vicdanı olan, dünya görüşü ne olursa olsun hukukun üstünlüğüne inanan, o doğrultuda çaba harcayan yargıçlara sonsuz inancım var. Ama onlara sözüm var, korkmayacaksınız. Tavla pulu gibi dağıtırlar, beni sürgüne gönderirler diye çekinmeyeceksiniz. Deniz Feneri yargıçları: Bir başbakan yüzde 100 haklı olduğunu düşünse bile bir yakının davasına müdahele etmez. Deniz Feneri davasına bakın. Ahlak ve insanlık iflas etmiştir. Bakanlar Kurulu görevini bırakmış savcılarla uğ ‘Heron görüntüleri TRT’den yayımlansın’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak, kendilerini “5 koyunu güdememekle” suçlayan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın; Uludere olayıyla ilgili Genelkurmay Başkanı’ndan hesap soramadığını belirterek, “3 paşayı güdemiyorsun, halkı güderek kandıracağını zannediyorsun” dedi. Kışanak, KCK operasyonları kapsamında parti yöneticileri ve belediye başkanlarının gözaltına alınıp tutuklanmasını eleştirirken, AKP hükümetinin de açıkça bu operasyonların arkasında olduğunu söyledi. Midyat Kaymakamı’nın AKP kongresinden sonra seçilen yeni AKP yönetimini kutlamak için ilçe yönetimini ziyaretine de tepki gösteren Kışanak, kaymakamın, “Midyat kaledir, sakın kaptırmayın” diyerek, AKP’nin propagandasını yaptığını ve siyasi operasyonların perde arkasını da “sürçi lisanla” itiraf ettiğini söyledi. Kışanak, Yargıtay’ın halen tutuklu olan BDP Milletvekili Kemal Aktaş’ın hapis cezasını onamasına da tepki göstererek, bir siyasetçinin parti mitinginde konuşması nedeniyle “terör suçlusu” ilan edilmesinin hukuki “garabet” olduğunu söyledi. Uludere olayına da değinen Kışanak, AKP’nin önce gizlemeye çalıştığı bu olayı kapatamayınca, “çarpıtma” taktiği izlemeye çalıştığını söyledi. AKP’nin heron tarafından çekilen görüntüleri 28 gün sonra yargıya teslim ettiğine dikkat çeken Kışanak, bu sürede görüntüler üzerinde “oynama yapılmış olabileceğini” ifade etti. Halka, bu katliamı reva görenlerin hesabını verip, halktan özür dilemesini isteyen Kışanak, olayla ilgili “gizlilik” kararının derhal kaldırılmasını, TRT’nin de “heron görüntülerini” yayımlamasını istedi. MHP lideri Bahçeli, Türkiye’de kanserli bir iklim yaşandığını söyledi ‘AKP ve BDP aynı safta’ ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve bazı kabine üyelerinin Diyarbakır ziyaretinde, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın “Zerdüşt” diye “suçladığı” zihniyetle “aynı saflara girdiğini” savundu. Bahçeli, partisinin grup toplantısında, BDP’nin “yapışık ikizi” olarak nitelendirdiği AKP’nin yürüttüğü politikalar nedeniyle Türkiye’de bölücülüğün, ayrımcılığın hızla çoğaldığı “kanserli bir iklim” yaşandığını söyledi. AKP ile BDP’nin birbiriyle kavga eder görünmesine rağmen, gerçekte “danışıklı dövüş” içinde olduğunu savunan Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın kavga görüntüsünün “sanal diklenme” olduğunu ileri sürdü. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, Tarım Bakanı Mehdi Eker ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Diyarbakır’da yaptığı ziyaret sırasındaki “anadilde eğitim” ve diğer iki bakanın da “Kürtçe” konuşmasına sert tepki gösteren Bahçeli, ‘İblisin yolunda’ Devlet Bahçeli “Başbakan Erdoğan medyada köşe tutmuş eski dostlarına tazminat davası açmakla uğraşacağına, bakanlarına odaklanmalı ve gereğini süratle yerine getirmelidir” dedi. Bahçeli, AKP’yi, BDP ile birlikte “iblisin yolunu takip etmekle” suçladı. Diyarbakır İçkale’de yapılan kazılarda ortaya çıkan insan kemikleriyle ilgili tartışmaların da “zıvanadan çıktığını” kaydeden Bahçeli, “AKP anlayışına sormak isterim. Bundan sonra Çanakkale’yi de kazmayı aklınızdan geçiriyor musunuz?” dedi. Belediyeye bir operasyon daha Adana’da 20 kişi gözaltında ADANA (Cumhuriyet) Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’ın İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılması ve 23 ay sonra tutuklanmasının ardından dün büyükşehir belediyesine yönelik düzenlenen operasyonda Belediye Başkanvekili Zihni Aldırmaz’ın yeğeni müteahhit Cengiz Dinçer ile AKP’li meclisi üyesi Levent Özveren’in kardeşi Büyükşehir Belediyesi Ekmek Fabrikaları Müdürü Şevki Özveren’in de aralarında bulunduğu 20 kişi gözaltına alındı. Operasyonun, park ve bahçeler müdürlüğü ihaleleri ve bunların uzantılarıyla ilgili olduğu belirtildi. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog