Bugünden 1930'a 5,408,922 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

1 ŞUBAT 2012 ÇARŞAMBA CUMHURİYET SAYFA kultur@cumhuriyet.com.tr KÜLTÜR Dali’ye ziyaretçi akını Ⅵ Kültür Servisi Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi ev sahipliğinde, InArtis ile Kült işbirliğinde 23 Aralık’ta Tophanei Âmire’de açılan Salvador Dali sergisini bir ay içinde ‘Gökten Düşen Melek’ 51 bin 700 kişi ziyaret etti. (İlahi Komedya) 26 Şubat’a kadar sürecek sergide, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından Salvador Dali’nin, “İlahi Komedya”, “Sürrealizm İzleri”, “Gala ile Akşam Yemeği” adlı 3 ayrı başlıktaki 121 eseri yer alıyor. 15 Krek’in iki oyunu Almanya’ya davetli Ⅵ Kültür Servisi Krek Tiyatro Topluluğu, “Bayrak” ve “Güzel Şeyler Bizim Tarafta” oyunları ile Almanya, Mülheim Theater an der Ruhr Szene İstanbul Festivali’ne davet edildi. Berkun Oya’nın yazıp yönettiği; Bartu Küçükçağlayan, Ozan Çelik, Öykü Karayel ve Tülin Özen’in rol aldığı “Güzel Şeyler Bizim Tarafta” ile Canan Ergüder, Okan Yalabık, Ozan Çelik ve Ulaş Tuna Astepe’nin rol aldığı “Bayrak” oyunları festivalde yer alacak. “Bayrak” 5 Şubat Pazar, “Güzel Şeyler Bizim Tarafta” ise 6 Şubat Pazartesi günü Mülheim’da seyirciyle buluşacak. The Wailers Küçükçiftlik Park’ta Ⅵ Kültür Servisi Reggae müziğin en önemli temsilcilerinden, Bob Marley’in grubu The Wailers, 15 Şubat’ta İstanbul Küçükçiftlik Park’ta sahnede olacak. Sting, Stevie Wonder, Carlos Santana gibi isimlerle ortak çalışmaları bulunan The Wailers konseri, 15 Şubat saat 21.00’de. Angelopoulos’un Ardından Çağımızın sinemasını sinema yapanlardandı, geçen hafta yeni filminin çekimi sırasında bir motorsikletin çarpmasıyla ölen Theo Angelopoulos. “Sonsuzluk ve Bir Gün” gibi, yapıtlardaki sonsuzluğu bırakıp ayrıldı sıradan bir günde dünyamızdan. 1980 sonrası Sinematek kapandığında, yersiz yurtsuz kalmıştı sinema sanatına gönül verenler. İmdada İKSV yetişmişti, sinema günleri ile. Çağdaş sinemanın pek çok ustasının yanı sıra, önce Nostalji’si ile Tarkovski, ardından da Mavi, Beyaz, Kırmızı üçlemesiyle Kieslovski’yle tanışmıştık bu dönemde. Tarkovski’nin 1986’da sanki filmlerindeki umutsuz bakışın bir yansıması gibi erken vedası, ardından Kieslovski’nin aynı yazgıya uğramasıyla şiirsel sinemanın temsilcileri öksüz bırakmıştı sevenlerini. Neyse ki çok geçmeden Sinema Günleri, bizlere Angelopoulos’ı armağan etti. Kumpanya, Arıcı, Kitera’ya Yolculuk, Puslu Manzaralar… Bu sinemacının sinema diline, aydın duruşuna hayran kalmamak elde değildi. Çoğu filminde ışıklar yandığında yerimden kalkacak gücü bulamamıştım kendimde. 2000 yılında, 19. İstanbul Film Festivali’ne konuk olduğunda Marmara Oteli’ndeki basın toplantısına gitmiştim. Sabah 10’daki toplantıya kahvenin yanına yaktığı sigara ile başlamıştı. Yüzünden, sesinin tınısından filmlerindeki dünyaya ilişkin izler arıyordum. Birkaç filmini izleyenin tutkunu olacağı bir sinema dili vardı. Şiir gibi, imgeler çevresinde örülen, izlerken neredeyse görüntülerin soluk alıp verişlerin duyumsandığı bir dil. Bu özgün anlatım diliyle, çağdaş bir aydın tavrıyla yüzyılının tarihini yazmaya girişmişti Angelopoulos. Yaşadığı coğrafyanın tarihsel yazgısı, bu süreç içinde kimliğini ve özgürlüğünü arayan bireyin yaşadıkları. Tarihsel akışla tek tek insan yaşamlarını bu denli ortak bir öykü içinde birleştirebilmek belki de Angelopoulos sinemasının en önemli yanı. Bir ülkenin tarihini anlatan bir film aynı zamanda tek bir insanın tarihine de dönüşebilmekte. Dahası bu sinema, yalnızca beyaz perdede izlenen bir öykü olmaktan çıkarıyor sinema sanatını. Bir sanat dalıyla bir insan arasında ne denli yoğun bir ilişkinin kurulabileceğini, birinin ötekinin varlık nedeni, birbirinin yansıması olduğunu gösteriyor. Bir konuşmasında bütün filmlerinin temelinde yer alan günümüz dünyasına bakışını şöyle açıklıyor: “Epey hazin bir yüzyılın sonuna yaklaştığımızı düşünüyorum. Yüzyıl başladığında o kadar umut ve hayal vardı ki: daha iyi bir dünya, daha fazla adalet, insanlar arasında daha fazla anlayış umudu. Bugün çevrenize baktığınızda her zamankinden çok engeller, sınırlar ve karşılıklı anlayışsızlık görüyorsunuz. Teknik düzeyde iletişim devasa boyutlara ulaştı. Bunun büyük bir farklılık yaratması gerekirdi ama o da korkarım sadece hayal. Gerçek iletişim yok gibi.” Bunca iletişim ortamında insanı iletişimsiz bırakan bu garip dünyada insanı aptal yerine koyan “vizyondakiler” gelip geçecek, Angelopoulos’un her izleyişte yeniden zenginleşip insanlaştığımızı duyuran filmleri aramızda olacak. Bunu söyleyen de yine o: “Dünyanın şu anda sinemaya her zamandan daha çok ihtiyacı var. Yaşadığımız çürüyen dünyaya belki de en son direniş formudur sinema.” Tarkovski, Kieslovski ve Angelopoulos’un dünyamızdan ayrılmasıyla sinema sanatı için bir dönemin kapandığı söylenebilir belki ama son yıllarda sinemamızda gözlenen yeniden doğuş sürecinin dünya sinemasına yeni bir soluk getirebileceğini söyleyebiliriz. Nuri Bilge Ceylan, Semih Kaplanoğlu, Özcan Alper gibi yeni kuşak yönetmenlerimizin özgün anlatım dilleri ve insani sinemalarıyla söyleyecekleri daha çok şey olduğuna inanıyorum. 6.45’TEN YENİ KİTAPLAR Hélène Grimaud ‘7’ için özel baskı Kültür Servisi 1992 yılında 6.45 Yayınları’ndan çıkan Cem Akaş’ın “7” isimli kitabı 20. yıl özel baskısı ile yeniden piyasada. Birbirinden farklı el yapımı kapak tasarımlarıyla sınırlı sayıda basılan kitaplar ayrıca tek tek Akaş tarafından imzalandı. 6.45’in bir diğer yeni kitabı ise Önder Kosbatar’ın “Taşlar Kimin İçin Yuvarlanıyor?”u. Rock&roll’un tarihsel ve sosyolojik bir fenomen olarak portresini sunan kitap, “alt” ve “karşı” kültürün tarihine, siyah müziğin kökenlerinden Beat Kuşağı’na, 68’in hippilerinden Londra punklarına ve günümüz müzik kültürlerine uzanıyor. Post punk ve garaj rock’ın önemli ismi Nick Cave’in yayınevinden çıkan “Ve Eşek Meleği Gördü” isimli kitabı da ikinci baskısını yaptı. Özde Duygu Gürkan’ın çevirisiyle yayımlanan kitapta Cave, karanlık ve saldırgan üslubunu başarıyla bir araya getiriyor. 40 yıllık festival İstanbul Müzik Festivali’nde birçok etkinliğin Nejat Eczacıbaşı’nın özlemleri doğrultusunda gerçekleştiğini görmek sevindirici mon Rattle yönetimindeki Berlin Filarmoni Orkestrası belki de 40. yılın en büyük armağanı olacak. Üstelik solistler iki Türk sanatçı: Çellist Efe Baltacıgil ve kardeşi kontrbasçı Fora Baltacıgil. 27 Eylül’de bütün dünyanın gözü Haliç Kongre Merkezi’ndeki bu konserde olmalı. Keşke bu konser bir kez de Berlin Flarmoni’nin salonunda, onun yıllık programı içinde yer alsa, sınırların dışında da İstanbul Festivali’nin 40. yılı kutlansa! Diğer bir şölen de 10 Kasım’da yine Haliç Kongre Merkezi’ndeki Loİstanbul Kültür ve Sanat Vakfı’nın (İKSV) ve İsrin Maazel yönetiminde Kraliyet Concertgebouw tanbul Müzik Fesitvali’nin 40. yıl kutlamaları çok Orkestrası’nın konseri. TürkiyeHolönemli. Hem Türkiye hem dünlanda arasındaki diplomatik ilişkileriya açısından çok önemli. 40 yılnin 400. yılı, festivalin 40. yılıyla ᮣ Dünyanın en saygın dır belli bir düzeyin üstündeki kaynaşmış olacak. şeflerinden Sir Simon Rattle özelliğini korumuş, nitelikli müyönetimindeki Berlin özde konuklar ziğe örnek olmuş bir festival. İstanbul’un adını dünyanın diğer Filarmoni Orkestrası, belki de Festivalde merakla beklediğim yakültür merkezlerine taşımış, bü40. yılın en büyük armağanı pıtlar, AnneSophie Mutter’in Viyayük sanatçıları İstanbul’a gelmenaBerlin Oda Orkestrası eşliğinde olacak. Üstelik solistler iki ye özendirmiş bir organizasyon. çalacağı Mozart’ın 3. ve 5. keman Türk sanatçı: Çellist Efe Fikir babası olan ekibi ve dünkonçertoları, aynı dinletideki Wolfyaya yapıcı gözlüklerle bakan o gang Rihm’in “Lichtes Spiel” adlı Baltacıgil ve kardeşi müthiş yaratıcı insan Nejat Ecyapıtı; Amstel Kuvartet’in konserinkontrbasçı zacıbaşı’nı saygıyla anıyoruz. deki Michel Torke’tan “Mayıs” adlı Fora 40. yılda düzenlenen pek çok etyapıt; Cihat Aşkın ve Hakan Şenkinliğin Nejat Bey’in özlemleri soy’un tarihi kadın besteciBaltacıgil. doğrultusunda gerçekleştiğini leri, Kutsi Erguner’in Rögörmek sevindirici. Onun gençnesans ve Osmanlı sentezi, lere sahip çıkması, çağdaş ve tarihi Türk Hüseyin Sermet’in “Ravel müziğine önem vermesi, dünyanın ünSolel Konçertosu”, Hélène lüleriyle bizim ünlülerimizi kaynaştırGrimaud’nun “Liszt Sonatı”, ma projeleri 40. yılda da çok güzel Miloš’un “Albeniz”i, R. Capuçon, etkinliklerle yer alıyor. MüllerSchott ve A.Vavic’in Festivalin 40. yılı nasıl kutlan“Shostakoviç Üçlüsü”, Mülmalı diye düşünürken mutlaka ilk lerSchott’un İDSO solistligünden bu yana organizasyona ğindeki “Don Kişot”u, Züemek verenlerin, yer alan müzisyenrih Balesi’nin rüzgârları, lerin, izleyen müzik meraklılarının Çellİstanbul’un Jiri Barta anıları derlenip bir belgesel haline geile renkli programı, L’Artirilmeli diyordum. Bu belgesel için peggiata’nın dünya dansları Aydın Gün’ün, Cevat Memduh Altopluluğu ve Kancheli’nin tar’ın, ilk sponsorların, ilk perde arkatüm yapıtları. sı emekçilerinin, hatta AKM gişesinde bi40. yıl kutlamalarınlet satan kişinin bile anıları bulunmalı. daki en kalıcı girişim Şimdi böylesi bir kitap hazırlanmakta olgünümüzün tanınmış duğunu sevinerek öğrendim. Öte yandan 40. iki bestecisine, Fazıl yıl açılışı ne kadar görkemli olacak diye meSay’a ve Gürcü besterak ediyordum. Kardeşliğe çağrının simgesi ci Giya Kancheli’ye olan Beethoven’in “9. Senfonisi” güzel bir birer yapıt ısmarlanması. seçim. Üstelik bizim pırıl pırıl solistlerimiz, biUmarız bu yeni bestelerin ilk zim koromuz ve bizim orkestramızla yapılan bir seslendirilerinden nitelikli kayıtlar yapılır açılış. Festival kimi zaman seçkinlerin çevresinve 40. yılın anısına dünya piyasalarında de kalarak daha geniş kitleye ulaşmadığı için DVD olarak yer alırlar. eleştirilmiştir. 40. yıl kutlamalarında sokak konTürklerle ünlü yabancıların kaynaştırılserleri, şenlikler, fener alayları filan olmalı, diması, gençlerle Gülsin Onay, Hüseyin ye düşünüyordum ve de tam düşündüğüm gibi Sermet ve Muhiddin Dürrüoğlu gibi bir etkinlik buldum: İKSV, 21 Haziran olan kuusta piyanistlerimizin birleştirilmesi ve ruluş tarihinde Haliç Camialtı Tersanesi’nde mütünlü solistlerin vereceği ustalık sınıfları, övhiş bir sokak şenliği düzenliyor: Dünyaca ünlü gösgüye değer organizasyonlar. “Festival Genç Soteri topluluğu La Fura dels Baus “İstanbul, İstanlistini Sunar” projesi bu yıl keman dalındaki arabul” adlı projede dev kuklalarla, ışıkmüzik gösteriyışıyla başlıyor, her yıl yeni bir dalda sürecekmiş. siyle sokağa, halka karışan bir şenlik yaşatacak. Seçilen solisti konser sonrasında da İKSV’nin izProgramların beş ay öncesinden hazır olup broşür lemesi, ona destek sağlaması 40. yıl projelerinin lerin basılması da 40. yılda kurumun ulaştığı profesbir devamı olarak düşünülebilir. İKSV yöneticileyonel düzeyi kanıtlıyor. Hazirandaki temel gösteririne ve Borusan başta olmak üzere Müzik Festilerden sonra sonbaharda yer alacak iki çarpıcı konvali’ni ilk günden beri destekleyen tüm kurumlara ser daha var: Dünyanın en saygın şeflerinden Sir Siİstanbul adına teşekkür etmeliyiz. ALEX PRAGER HOLLYWOOD YILDIZLARINI FOTOĞRAFLADI Ünlü benzetmeler Kültür Servisi Bu yılın Oscar ödülleri için aday gösterilen Hollywood yıldızları, fotoğraf sanatçısı Alex Prager tarafından farklı karakterlere büründürülerek fotoğraflandı. Çalışmada Brad Pitt “Madman”i, George Clooney “Kaptan Bligh”ı, Viola Davis “Kötü Kalpli Hemşire”yi, Glenn Close “Vampir”i, Ryan Gosling ise “Görünmez Adam”ı canlandırdı. Prager’in yorumlarının da yer aldığı bu çalışmada ayrıca yıldızlar, büründükleri farklı kimliklere ilişkin duygularını da ifade ettiler. G Rooney Mara Otomatik Portakal filminin baş karakteri Alex rolüyle. TURGUT’UN HAZIRLADIĞI KÜLTÜR DERGİSİ 46 Sanat tarihinde yolculuk Kültür Servisi Fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut’un hayata geçirdiği fotoğraf kültür dergisi 46; sanat temalı ocak şubat sayısında dünya sanat tarihinde bir yolculuğa çıkıyor. Hakan Gerçek’in Van Gogh’u, Güray Kip’in Charles Bukowski’yi, Timur Acar’ın Edgar Alan Poe’yu canlandırdığı dergide ressamların bazı ünlü tablolarına ya da roman kahramanlarına da hayat veriliyor. Bunlar arasında Alper Kul’un canlandırdığı Edward Munch’un “Scream” tablosu, Selma Ergeç’in hayat verdiği Shakespeare’in “Ophelia”sı da bulunuyor. Cemal Süreya TYS Belgeliği’nde Ⅵ Kültür Servisi İkinci Yeni şiirinin öncü şairlerinden Cemal Süreya, Türkiye Yazarlar Sendikası (TYS) Belgeliği’ndeki yerini aldı. Cemal Süreya’nın yazı gereçlerini, ilk baskı kitaplarını, yazı şiir taslaklarını, fotoğraflarını da okurlarla buluşturan TYS’nin müze belgeliğindeki etkinliğe, TYS’li yazarların yanı sıra Cemal Süreya’nın eşi Zuhal Tekkanat da katıldı. TYS, haziranda, şairin seksenli yıllarda yaşadığı Kadıköy’deki evine de bir plaket çakmıştı. Nur Fettahoğlu, Leonardo da Vinci’nin “Erminli Kadın”ını (Lady With an Ermine) canlandırdı. Daniel MüllerSchott ‘İstanbul Mutluluk Korosu konseri Ⅵ Kültür Servisi Profesyonellerin ve farklı meslek gruplarından müzikle ilk kez tanışanların bir araya gelerek oluşturduğu İstanbul Mutluluk Korosu, 7 Şubat’ta Sakman Club’da, 14. Şubat’ta ise Old City Comedy Club’da konser veriyor. Klasik koro konseptinin dışında duran ve bütün dünya müziklerini bir araya getiren koro, mutluluğu müzikle dağıtmayı hedefliyor. (0 212 244 58 73) ‘Üç Kadın Üç Kader’ Ⅵ Kültür Servisi Yönetmenliğini Faik Ahmet Akıncı’nın yaptığı, başrollerini İlyas Salman, Ali Yaylı, Cengiz Küçükayvaz’ın üstlendiği “Üç Kadın Üç Kader” adlı sinema filminin çekimlerine İstanbul Maltepe’de başlandı. Filmde Bedri Baykam, Cezmi Ersöz, Fuat Saka, Tayfun Talipoğlu, Tuncer Cücenoğlu, Ufuk Bayraktar da konuk oyuncu olarak yer alıyor. C MY B C MY B
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog