Bugünden 1930'a 5,418,837 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

SAYFA 8 HABERLER İstanbul Y Edirne Y Kocaeli Y Çanakkale Y İzmir Y Manisa Y Denizli Y Zonguldak B Sinop PB Samsun B 15 12 15 15 16 15 13 15 21 14 CUMHURİYET 9 ARALIK 2012 PAZAR TÜRKİYE Trabzon B Giresun B Ankara Y Eskişehir Y Konya PB Sivas PB Antalya Y 12 13 10 15 4 13 15 Adana Mersin Erzurum Diyarbakır Şanlıurfa Mardin Siirt Hakkâri Van Kars PB Y S PB PB PB PB S S S 17 16 3 10 11 11 12 6 5 2 Oslo K 5 Helsinki PB 1 Stockholm PB 0 Londra Y 9 AmsterdamY 9 Brüksel Y 6 Paris B 5 Bonn K 4 Münih Y 1 Berlin PB 3 DIŞ MERKEZLER BudapeştePB Madrid B Viyana B Belgrad PB Sofya K Roma B Atina Y 4 10 1 1 3 10 17 Zürih PB 1 Moskova B 4 Aşkabat B 15 Taşkent B 16 Baku Y 12 Bişkek B 9 Tiflis B 9 Kahire B 18 Şam B 16 Tahran B 10 GÜNCEL CÜNEYT ARCAYÜREK Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada kurtulmak için bulduğu siyasal yeni yöntem; kentleri daha modern biçimselliğe kavuşturmak. Hükümetin olanaklarını ve emrinde olan AKP’li belediyeleri kullanarak bu amaca ulaşmak için, sözüm ona haklı nedenler yarattığını sanıyor. Tabii yutan olursa... AKP’li bir belediye olsa Kadıköy’de, iskele alanındaki Atatürk Anıtı’nı bir günde yıktırabilirdi... Şimdi AKP’li Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) kullanıyor. Hürriyet’teki habere göre; RTE, İBB aracılığıyla bu ilçenin CHP’li belediyesine ve tabii halkına; birden, “Kadıköy’e Haydarpaşa Garı Çevresi ve Kadıköy Meydanı Projesi” dayattı. Yeni düzenleme Kadıköylülerin yıllardır ulusal bayramlarda çelenk koyarak resmi törenler yaptığı Kadıköy Meydanı ve Atatürk Anıtı’nı ortadan kaldırıyor. Yerine dünyanın hiçbir kıyı kentinde görülmeyen, sahille deniz arasına büyük binalar dikmeye hazırlanıyor. Faşizan yönetim anlayışı sergileyen “Ben yaptım oldu” kafasının aracı İBB Başkanı Kadir Topbaş! Atatürk Anıtı ve Cumhuriyet Bayramı gibi önemli günlerdeki kutlamalara mekân olan, artık tarihsel bir nitelik taşıyan meydanı yok etme projesini, görüşünü almaya bile gerek görmeden Kadıköy Belediyesi’ne gönderiyor... Kadıköylüler, Belediye Başkanları Selami Öztürk’ün çağrısına uyarak; kuşku yok, RTETopbaş ortak kafasının ürünü bu projeye geçit vermeyecekler. Başkan Öztürk, “facia” diye nitelediği projenin tartışıldığı Belediye Meclisi’ndeki konuşmasında meydanı ve Atatürk Anıtı’nı kaldıranlardan “birazcık saygı” beklediklerini söylüyor. Bu söylemin, yaşadığımız bu dönemde iktidar sahiplerinden olmadık bir şeyi istemek olmuyor mu Sayın Öztürk? ૽૽૽ Hilafeti kaldıran, din ve devlet işlerini birbirinden ayıran Atatürk’e düşmanlık, Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri gericilere arız olan bir virüs! Atatürk düşmanlığının somut örnekleri 1950 yılının 14 Mayıs günü tek başına iktidara gelen Demokrat Parti ile başladı. Ticani tarikatı, heykellerine saldırdı. Kasım ayının bir günü 2002’de tek başına gelen AKP iktidarı; Ticani kafasının sürgit uygulamalarına devam etti ve etmeyi sürdürüyor. Atatürk düşmanlığını sergilemeye geldi mi; ha tarikat, ha bugünkü iktidar kafası... Fark etmiyor. ૽૽૽ Kadıköy’e uygulamayı istedikleri yıkım projesini eleştirdin mi, RTE; dilinden eksik etmediği “millet böyle istiyor” söylemiyle kuşku yok karşınıza dikilecek. Nereden biliyor çoğu olumsuz her icraatını milletin istediğini? Bakalım Kadıköy halkı bu projeyi istiyor mu? Sormaya gelmez hazret. Zira milletin yüzde 50’sinin onaylamadığı yasaları, hükümet kararlarını milletin arzusuna, isteğine bağlayan RTE için; milletin tümü demek, milletin ancak yüzde 50’sinin oylarıyla Meclis’te çoğunluğu ele geçiren AKP Meclis Grubu demek!.. Ya geride kalan yüzde 50’yi temsil eden partiler? RTE için adeta demokratik yaşamın figüranları... ૽૽૽ Kadıköy alanını yıkım projesiyle gerçek, bir kez daha ortaya çıktı: Atatürk düşmanlığını kafayı takarak heykellerine saldıranlar tarikatçı, bu da sözüm ona demokrat! ૽૽૽ Osmanlı olmaya öylesine hevesli. Osmanlı devleti etnik grupları bir arada gören bir devlet ama Osmanlı milleti diye anılan bir millet yok! Osmanlı bir hanedanın adı. İşine gelmez bu gerçekten söz etmez. RTE ve peşine takılan partiler ha anlaştı ha anlaşacak; yeni anayasada milletin adı Türk milleti diye geçmeyecek. Beyaz, siyah, sarı ırkların; İngiliz, Alman, İtalyan, İrlandalı olanların kaynaştığı Amerika Birleşik Devletleri’nde, hangi kökenden olursa olsun fark etmiyor. Sorulduğunda Afrikalıyım, İngilizim, Fransızım vs demiyor, ABD vatandaşıyım diyor. Bizimki ise yeni bir ad uydurarak örneğin Osmanlıyız demeye henüz cüret ve cesaret edemiyor. Anayasadan silecek Türk milleti adını. Gelsin yerine Türkiye ulusu ve Türkiyeli vatandaş adı! İyi pazarlar! ‘Susmayalım’ İstanbul Haber Servisi CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan, Ergenekon davası kapsamında tutuklu bulunan sanıkların, Türk halkından, karşılaştıkları adaletsizliğe karşı tepki göstermelerini beklediğini söyledi. Tezcan, “13 Aralık’ta, adaleti çiğneyen, adaleti adalet organı eliyle yok etmeye çalışan bu anlayışa karşı bütün yurttaşlarımızı Silivri’ye bekliyoruz” dedi. Tezcan, CHP Cezaevleri Komisyonu Sözcüsü Malatya Milletvekili Veli Ağbaba başkanlığında kendisinin de içinde bulunduğu 16 kişilik heyetin, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne önceki gün gerçekleştirdiği ziyaret ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Toplantıya CHP milletvekilleri Uğur Bayraktutan ve Tufan Köse ile İstanbul İl Başkanı Oğuz Kaan Salıcı da katıldı. Hiçbir dönemde adalet duygusunun bu denli örselenmediğini vurgulayan Tezcan, “Biz tutsak sanıklar için herhangi bir ayrıcalık talebinde bulunmuyoruz. 21. yüzyılın adaletsizliğine itirazı dile getiriyoruz” diye konuştu. Tezcan, dava süreci boyunca 44’ü gizli olmak üzere toplam 200’ün üstünde tanık dinlendiğini, tanık beyanlarının tartışılmasına imkân verilmediğini söyledi. Tezcan şunları kaydetti: “Davada siyasetin emir ve talimatıyla iş tutan yargıya karşı savunmasız, hakkını savunmaktan yoksun sanıklar kümesi yaratma noktasına gelindi. Bugüne kadar darbelerle hesaplaşıyoruz adı altında kamuoyunu uyutan ve ülkede sivil darbe yapan bir AKP iktidarı ile kar CHP: Herkesi ‘adalet için’13 Aralık’ta Silivri’ye çağırıyoruz GÜNDEM MUSTAFA BALBAY Ⅵ Baştarafı 1. Sayfada Ya da bitip tükenmek bilmeyen bir çırpınış. Ankara’dan genç bir akademisyen sanatçının mektubundan: “Size 29 Ekim’i yazmıştım. 10 Kasım’ı yazamamıştım; o gün sabah 07.30’da evden çıktık ve Necatibey üzerinden Anıtkabir’e, daha doğrusu Tandoğan’a ulaşmaya çalıştık. Trafiği kestiler, yürürüz dedik. Yağmur altında yürümeye başladık. İlk karşılaştığımız sokakta polisler barikatları kurmuş, bizi bekliyordu. Buradan geçiş yok, üst sokaktan dediler. Her sokağı kapatmışlar. Hepsi bir üst sokak diyordu. 09.05’te Tandoğan’da olabilmek için devam ettik. O kadar çok yağmur yağıyordu ki, terledik, ıslandık, üşüdük... Hepsi bir arada oldu! O yağmura rağmen ne kalabalıktı... 413 bin demişler Anıtkabir’e giren ziyaretçi sayısını. Bunun imkânı yok hocam, o kadar az olamaz... Barikatlar vaktinden önce açıldığından akın ettik ve yol, Aslanlı Yol, avlu, mozole, bayrak, bayrağın aşağısındaki merdivenler tıka basa doluydu... Uyanış başladı... Size muhteşem bir gelecek dileklerimi yolluyorum...” ૽૽૽ Doğduğum topraklardan Rahmi Öğretmen’in yazdıkları: “Ağabey nereden nasıl başlayayım? 29 Ekim’de Ulus’taydım. İlk gazlamada 50 metre uzakta olmamıza rağmen Rüzgârlı’ya koşarak girmeseydim yere yığılacaktım... Biber gazı öyle lanet bir şey ki gözün görmüyor, gözyaşı boşanıyor, ağzın tüm çevresi öyle bir yanıyor anlatılacak gibi değil. En kötüsü nefes alamıyorsun. Sonra yürüyerek Ata’ya ulaşmaya çalıştık. İzlemişsindir ya da okumuşsundur o mahşeri kalabalığı. Milim milim yol aldık, karınca gibi. Gençlik Caddesi’nin her tarafı insan doluydu. Herkesin elinde bayrak, gelincik tarlası gibiydi. Anlatılacak gibi değildi, yalnızca yaşanabilirdi. 10 Kasım yağmur altında başladı... Okuldan yalnız gittim. Ama oraya varınca insanları, hele de çocukları, aileleri, yaşlıları görünce yalnız olmadığımı yeniden gördüm. Her şeye karşın halkın yüreğindeki Kurtuluş Savaşı ve Atatürk bilinci bir deniz dalgası gibi düşmanları dövüyor...” İzmir’den yola çıkan bir Anıtkabir yolcusunun mektubundan: “Şehrin içinden kalkan otobüsleri polis durdurmuş. Biz Bornovalılar olarak şanslıydık. Polis engeliyle karşılaşmadık. Yollar bomboştu. Bizden başka yola çıkan olmadı mı diye düşünürken Polatlı’dan sonra yoğunlaşan trafik içimizdeki hüznü sevince dönüştürdü. Ankara girişinde sanki otobüsler, özel araçlar topraktan fışkırıyordu... Dönüşte ortak düşüncemiz 10 Kasım’da tekrar gelmekti... Öyle oldu... Kalabalık belki 29 Ekim’in üç katıydı... Dönerken tüm ümitsizlikler yerini ümide ve tarif edilemeyen duygulara bırakmıştı. Sizler ne olur rahat olun. Yalnız olmadığınızı bilin. Milyonlar sizin Cumhuriyeti ve değerlerini savunduğunuz için orada olduğunuzun farkında...” İstanbul Kadıköy’den Bahar Hanım’ın 10 Kasım tarihli mektubundan: “Biraz önce upuzun bir insan zinciri Fenerbahçe’den Bostancı’ya kadar uzanıyordu. Çok ama çok fazla insan vardı. Ellerinde bayraklar, Atatürk posterleri cıvıl cıvıl. 13 yaşındaki oğlum ve kocamla beraber gençyaşlı pırıl pırıl insanların arasındaydık... Döndüm size yazıyorum. Bugün, sanki bazı şeylerin düzeleceğini gösteriyordu...” ૽૽૽ Mektupları okurken içimden geçen onlarca düşünceden biri şu oldu: Atatürkçüler, Cumhuriyet kazanımlarının korunması, daha ileri götürülmesi gerektiğine inananlar çok büyük bir kalabalığın içinde yalnız. Buluşma yerlerine gidenler, önce acaba az mıyız diye endişe ediyorlar. Çok kalabalık olduklarını görünce umutlanıyorlar, büyük bir sevinç kaplıyor içlerini. Sonra dağılıyorlar. Einstein, “Bir insanı haklı olduğuna inandırmak sanıldığından zordur” diyor. Bu aşamayı geçtik, zor olanı başardık. Haklı olduğumuzu ve çok olduğumuzu biliyoruz. Şimdi bütün mesele, hukukun, toplumsal meşruiyetin bir milim dışına çıkmadan ne istediğimizi duyurmak, hissettirmek. Önümüzdeki ilk takvim 13 Aralık. O gün öncelikle Silivri’de, Silivri toplama kampının önünde haykırsak: “Adalet istiyoruz...” 13 Aralık Perşembe’ye dek, sosyal medyadan kent meydanlarına kadar her yeri çoğalma, paylaşma alanı yapsak... 13 Aralık milat olsa... 13 Aralık hukuk terazisinin kaldırılıp dengelendiği gün olsa... ‘Yurtseverler tutsak edildi’ Cumhuriyet Platformu üyeleri, Ergenekon davasından Silivri Cezaevi’nde yatan gazeteci, yazar, aydın ve akademisyenlere destek eylemi yaptı. Kadıköy Atatürk Heykeli önünde toplanan grup davada karar aşamasına gelindiğini belirterek yurttaşları 13 Aralık’ta davanın görüleceği Silivri’ye çağırdı. Türk yargısının ele geçirme operasyonunun, Danıştay saldırısı ile başladığını belirten İP Kadıköy İlçe Yöneticisi ve platform üyesi Münüre Sönmez, “Silivri zindanlarında tutsak edilen yurtseverler; mafya, tarikat, Gladyo rejimine teslim alınmak istenmektedi” dedi. (Fotoğraf: SERKAN YILDIZ) şı karşıyayız. AKP ‘suskun bir toplum’ yaratmaya çalışıyor.” Tezcan, “Sanıklar, Türk halkından bu karşılaştıkları adaletsizliğe, tepki göstermelerini bekliyor. Hukukun, adaletin çiğnendiği bu süreçte yeniden engisizyon yargılamalarına halkın izin vermemesini istiyor” dedi. Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Tezcan, “Sanıklar dava sürecinin hız ‘Engizisyona direnelim’ Suskun toplum yaratıldı Sanıklar kaygılı landırılması konusunda ne düşünüyor?” sorusuna karşılık, “Sanıklara savunma hakkı sınırlandı demek doğru değildir. Sanıklara savunma hakkı tanınmadı. Mahkemenin, daha önce verdiği delillerin toplanması gibi kararlardan vazgeçerek, savunmanın istediği tanıklar dinlenmeden doğrudan esas hakkındaki savunmaya geçmeyi istemesi, sanıklardaki haklı kuşkuyu pekiştirdi. Sanıklar, ‘Fermanımız önceden verilmiş, iddianame düzenlenirken esas hakkında mütalaa da, hüküm de hazırlanmış’ kaygılarını taşıyor” dedi. Ankara’da büyük buluşma ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) Ankara Ticaret Odası’nın Congressium Uluslararası Fuar Merkezi’nde düzenlenen Ankara Kitap Fuarı’nda dün Bekir Coşkun ve gazeteci yazar Emin Çölaşan ADD standında, katledilen yazarımız Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu ise um:ag Yayınevi standında Ankaralı okuyucuları ile buluştu. Kitapseverler her iki standın önünde de uzun kuyruklar oluşturdu. VARDİYA BİZDE PLATFORMU Bağımsız yargı için mücadele edeceğiz İstanbul Haber Servisi Balyoz davası sanıklarının yakınları tarafından kurulan “Vardiya Bizde Platformu”, her hafta düzenlediği “Sessiz çığlık” eylemine dün de devam etti. Beşiktaş Meydanı’nda toplanan platform üyeleri, “Büyük ve tarihi olayları ancak büyük milletler yaşayabilir” yazılı pankart açıp “Balyoz zulmüne son”, “Mağdur olduk ey halkım, unutma bizi”, “Balyoz davası dijital terördür” dövizleri taşıdı. Üyeler adına açıklama yapan Deniz Kurbay Albay Mehmet Örgen’in kız kardeşi Nurgün Özelçi, Balyoz davasının büyük bir komplo hareketinin ürünü olduğunu belirterek “Balyoz davası, sadece hukuk alanında değil, toplumun ahlaki değerlerini sorgulayan her alanda dersler çıkarılacak bir dava olarak tarihe geçecektir. Masum insanlara leke sürmek ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nden tasfiye edilmesini sağlamak için sahte belgeler hazırlayıp bunu kamuoyuna servis edenlerin ahlaki değerleri yoktur. Vatanı ve milleti için canını adamış olan bizler, şimdi tarihin bize yeni bir sorumluluk yüklediğinin farkındayız. Bu sorumluluk ve haksızlıklara karşı mücadele ederek, bağımsız bir yargı sisteminin kazanılması için gayret edeceğiz” dedi. Coşkun ve Çölaşan’a ilgi büyük oldu. (Fotoğraf: NECATİ SAVAŞ) temsilcileri de katılacak. Öte yandan gazetemiz yazıişleri müdürlerinden Miyase İlknur, Cumhuriyet Kitapları’ndan çıkan ve 2010’da yitirdiğimiz gazetemizin İmtiyaz Sahibi, Başyazarı İlhan Selçuk’un yaşamöyküsünü konu edinen “İlhan Abi” kitabını başkentlilere anlattı. Cumhuriyet Kültür Merkezi’nde (CKM), dün gerçekleştirilen söyleşinin ardından İlknur kitabını imzaladı. utuklu gazetecilerin imza günü bugün Fuarın son gününde, bugün saat 13.00’te tutuklu gazateciler Mustafa Balbay, Tuncay Özkan ve Soner Yalçın için büyük bir imza günü gerçekleştirilecek. İmza gününe gazetemizin çok sayıda yazarının yanı sıra CHP’li vekiller, meslek ve demokratik kitle örgütü T KAYIPL AR İÇİN 402. BULUŞMA ATILIM DAVASINDA MÜEBBETE İTİRAZ ‘Deliller devlet eliyle karartılıyor’ İstanbul Haber Servisi Galatasaray’da 402. kez bir araya gelen kayıp yakınları, 1993 tarihinden bu yana kayıp olan Hüseyin Taşkaya’nın akıbetini sordu. Eylemde Taşkaya’nın kızı Serpil Taşkaya önce babaannesinin gönderdiği mesajı okudu. Hüseyin Taşkaya’nın annesi mesajında, “Oğlumun kemiklerini getirin artık. Biz vatandaş değil miyiz? Kürt olmamız suç mu?” diye seslendi. Eylemde İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına açıklamayı da avukat Gülseren Yoleri okudu. Yoleri, TAYAD’lı Aileler’in Silivri’de Ayhan Efeoğlu’nun mezarını bulmak için yaptığı kazıyı anımsatarak “Savcılar Ayhan Çarkın’ın gösterdiği yerde, göstermelik bir kazı yaptırdı ve bir bulguya rastlamadıklarını açıklayarak olayı kapattı. TAYAD’lı Aileler, adeta elleriyle yaptıkları kazıda 4 kemik parçası, bir terlik, bir ayakkabı parçası ve bir hırka bularak savcılığa teslim etti. Bölge bir yıldır delillerin karartılmasına açık bir halde duruyor. Bundan sonra, alanda yapılacak kazıdan kalıntı çıkmaması durumunda devlet eliyle delillerin karartıldığı düşüncemiz dayanaksız olmayacak” dedi. ‘Bu dosyadan adaletsizlik akıyor’ İstanbul Haber Servisi Eski Atılım Gazetesi Yazıişleri Müdürü Hatice Duman ve deri işçisi Gülizar Erman’a verilen müebbet hapis cezasının Yargıtay’da onanmasına, Duman ve Erman’ın arkadaşları da itiraz etti. ESP/Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM), Duman ve deri işçisi Gülizar Erman’a verilen müebbet hapis cezasının iptali talebiyle Anayasa Mahkemesi’ne dilekçe gönderdi. Yaklaşık 9 yıldır tutuklu yargılanan Duman ve Erman’ın da aralarında bulunduğu 7 sanık hakkında, “anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs etmek” suçundan verilen müebbet hapis cezası ekim ayında onandı. SKM üyeleri dün Galatasaray Meydanı’nda basın açıklaması yaptıktan sonra Anayasa Mahkemesi’ne başvurularını gerçekleştirdi. Eyleme Gülizar Erman’ın ailesi de katıldı. SKM adına açıklama yapan Genel Meclis Üyesi Nahide Kılıç, “Adalet terazisinin neresinden bakarsanız bakın bu dosyadan külliyen adaletsizlik akıyor” diye konuştu. Erman’ın annesi Gevrişah Erman ise “Bir anneyim ve adalet istiyorum” dedi. Gülizar Erman’ın amcası Ali Haydar Erman da “Yeğenimin tek suçu sosyalist bir işçi olmak” dedi. Ⅵ İstanbul Haber Servisi Yeni Bosna 75’inci Yıl Polis Merkezi önüne iki saldırgan tarafından önce ses bombası atıldı, ardından da Kalaşnikof silahlarla polis otomobillerine ve karakola yönelik ateş açıldı. Kadın saldırgan Kalaşnikofla yakalandı. Diğer saldırgan kaçtı. Saldırıda 1 polis hafif yaralandı. İstanbul’da karakola saldırı Ⅵ KOCAELİ (AA) Kocaeli’nin Körfez ilçesinde cinnet getiren Fatma Y. (37), 11 ve 17 yaşlarındaki iki kızını bıçakla yaraladıktan sonra intihar etti. Hastanede tedavi altına alınan ve sağlık durumunun ağır olduğu bildirilen Yağmur Özlem Y’nin önceki gece 11’inci yaşgününü kutladığı öğrenildi. Fatma Y’nin psikolojik sorunları nedeniyle bir süre tedavi gördüğü öğrenildi. Ⅵ İstanbul Haber Servisi F tipi hapishanelerdeki tecrit uygulamasını anlatan, Grup Yorum’un tasarladığı ve yapımcılığını üstlendiğ “F Tipi Film”in afişini asan Ali Asker Durgun gözaltına alındı. F Tipi Film 21 Aralık’ta vizyona girecek. Anne cinnet getirdi Askeri araç devrildi: 6 yaralı F Tipi Film afişine gözaltı Ⅵ VAN (AA) Van’ın Başkale ilçesinde devriye görevini sürdüren askeri zırhlı araç, Kızılca köyü yakınlarında kontrolden çıkarak şarampole devrildi. Kazada araçta bulunan askerlerden 6’sı yaralandı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog